TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ASENA GÜNAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/18851)
Karar Tarihi: 4/2/2025
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Metin KIRATLI
Raportör
:
Ayşenur TUNCER
Başvurucu
:
Asena GÜNAL
Vekili
:
Av. Murat Deha BODUROĞLU
I. BAŞVURUNUNÖZETİ
1. Başvuru; yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontroltedbiri nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ve soruşturmanınuzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
A. BireyselBaşvuruya Konu Süreç
2. Başvurucu hakkında Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetiniortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundansoruşturma başlatılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık)tarafından 16/11/2018 tarihinde başvurucu hakkında adli kontrol kararıverilmesi talep edilmiştir. Bu talep İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği tarafındankabul edilerek aynı tarihte 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 109. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi gereğincebaşvurucunun yurt dışına çıkamaması şeklinde adli kontrol tedbiriuygulanmıştır. Karar gerekçesinde; başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf vemahiyeti, başvurucunun ifadesi, kolluk görevlilerince düzenlenmiş olan tutanakiçerikleri ile hazırlık soruşturması dosyasındaki tüm bilgi ve belgelere göredelillerin henüz tam olarak toplanmadığı, ayrıca başvurucunun kaçma vedelilleri karartma şüphesinin bulunduğu belirtilmiştir.
3. Başvurucu, çeşitli tarihlerde adli kontrol tedbirininkaldırılmasına yönelik taleplerde bulunmuştur. Sulh ceza hâkimliklerincesoruşturmanın hâlen devam ettiği ve delillerin henüz tam olarak toplanmadığıbelirtilip soruşturma konusu suçun kanunda yazılı cezasının alt ve üst sınırıile hazırlık dosyasının kapsamı gerekçe gösterilerek başvurucu hakkındaki adlikontrol tedbirinin devamına karar verilmiştir.
4. Son olarak başvurucu 21/1/2020 tarihli dilekçesiyleyurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasınıtalep etmiştir. Talep dilekçesinde başvurucunun ifadesini verdiği, haberleşmemateryallerine el konulduğu, telefon kayıtlarının da dosya içerisinde bulunduğubu nedenle delilleri karartmasının söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Bununyanında soruşturmaya 2014 yılında başlandığı, başvurucunun ifadesininalınmasının üzerinden 14 ay geçtiği 16/11/2018 tarihinden itibaren anılan adlikontrol tedbirinin devam ettiği vurgulanmıştır. Ayrıca başvurucunun sabitikametgâh sahibi olduğu, çalıştığı şirkette imza yetkilisi olduğu, şirketinçalışma alanı ile ilgili uluslararası kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarınezdinde şirketi temsil ettiği belirtilmiştir. Bu nedenle başka ülkelerdensunum, konferans ve uluslararası çalışmalar için davet edildiği ancak hakkındayurt dışı çıkış yasağı olduğu için bu davetlere katılamadığı ifade edilmiştir.Başvuruya konu itiraz dilekçesi ekinde başvurucunun 6/3/2020-8/3/2020 tarihleriarasında The WOW Foundation adlı kuruluş tarafından Londra'da düzenlenecek olan"Londra Dünya Kadınları Festivaline" katılması için davetedildiğine dair belge sunulmakla birlikte danışma kurulu üyesi olduğu bukuruluşun 2020 yılı sonunda İstanbul'da düzenlenecek festivalininorganizasyonunu üstlendiği beyan edilmiştir.
5. Başvurucunun anılan sebeplere dayalı olarak ilerisürdüğü yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirininkaldırılması talebi, İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 17/2/2020 tarihindereddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun üzerine atılı TürkiyeCumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeyeteşebbüs etme suçunun vasıf ve mahiyeti, üzerine atılı suçu işlediğine dairkuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, muhakemeişlemlerinde hazır bulunması için verilen adli kontrol kararının usul ve kanunauygun olduğu belirtilmiştir.
6. Anılan karara karşı başvurucu itirazda bulunmuştur.İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği kararda usul ve kanuna aykırı bir hususbulunmadığı gerekçesiyle 17/3/2020 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
7. Başvurucu, nihai hükmü öğrendikten sonra süresindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç
8. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından10/1/2022 tarihinde başvurucu hakkındaki adli kontrol kararı resenkaldırılmıştır. Soruşturma dosyasının hâlen derdest olduğu ve başvurucuhakkında henüz bir karar verilmediği tespit edilmiştir.
9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Özel Hayatave Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
10. Başvurucu; hakkındaki soruşturmanın hâlen devamettiğini, aynı soruşturma dosyasında yer alan bir kısım şüpheliler hakkındaiddianame düzenlendiğini ve yargılamada beraat kararı verildiğini, aynı dosyayadâhil olan bazı kişiler hakkında adli kontrol kararı verilmediğini veyahutberaat kararıyla tedbirin kaldırılmış olduğunu belirtmiştir. Bunun yanındabaşvurucunun adli kontrol tedbirinin kaldırılması taleplerinin sulh cezahâkimliklerince ilgili ve yeterli gerekçe ortaya konulmadan reddedildiği,ayrıca başvurucunun işi ve akademik çalışmaları nedeniyle yılda birkaç defafarklı ülkelere bilimsel ve kültürel konferanslar ile çalışmalara davetedildiği ancak hakkında uygulanan tedbir nedeniyle bu davetlere katılamadığıifade edilmiştir. Başvurucu sayılan nedenlerle adli kontrol kararının cezalandırmasonucuna yol açtığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının,ifade özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucuhakkındaki soruşturmanın sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinedeniyle adli kontrol kararının kaldırıldığı bildirilerek seyahat özgürlüğüneyönelik iddiaların kişi ve konu bakımından yetkisizlik nedeniyle bireyselbaşvuru kapsamında olmadığı vurgulanmıştır. Öte yandan dosya kapsamında adlikontrol kararı verildiği tarih itibarıyla soruşturmanın devam ediyor oluşu,soruşturma bittiğinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi üzerine adlikontrol kararının kaldırıldığı verilen tedbirin geçici nitelikte olduğugerekçesi değerlendirildiğinde başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındakiiddialarının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğudeğerlendirilmiştir. Bunun yanında kararın geçerli olduğu süre zarfındauluslararası toplantılara katılamamanın özel hayatına ne düzeyde olumsuz biretkisinin olduğunun başvurucu tarafından net bir şekilde ortaya konulupkonulmadığı ve ayrıca hakkındaki deliller itibarıyla verilen ve soruşturmadosyası kapsamında konulan ve soruşturma neticelendiğinde kaldırılan yurt dışıçıkış yasağı tedbirinin orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğiifade edilmiştir. Sonuç olarak başvurucunun şikâyetlerinin incelenmesindeAnayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somutolayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formundakihususları tekrar etmiş olup hakkındaki soruşturmanın sona ermediğinivurgulamıştır.
12. Başvuruya konu yurt dışına çıkış yasağı öngören adlikontrol tedbirinin esas olarak yerleşme ve seyahat hürriyeti kapsamında kaldığıaçıktır. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (4) No.lu Protokol’e Türkiye'nin taraf olmadığıhatırlatılarak anılan protokolde yer alan "Serbest dolaşımözgürlüğü"nün ortak koruma alanına girmediği açıklanmıştır (birçokkarar arasından bkz. Mehmet Takımsu, B. No: 2016/63712, 7/11/2013, §§78-80; Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 53; FevziDoğaner, B. No: 2014/6453, 20/12/2017, § 14; Onur Can Taştan [GK],B. No: 2018/32475, 27/10/2021, § 48). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi,bireysel başvuru kapsamında olmayan bazı hakların ortak koruma alanı içinde yeralan temel haklarla esaslı şekilde ilişkili olması durumunda ilgili haklarlabağlantı kurularak inceleme yapılmasının mümkün olduğunu da açıklamıştır (ifadeözgürlüğü bağlamında bkz. Özgür Sevgi Göral, B. No: 2014/12112,4/10/2017; özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı bağlamında bkz. Şengül Tükel,B. No: 2018/12456, 12/1/2022, § 40).
13. Nitekim Anayasa Mahkemesi Yağmur Erşan veOnur Can Taştan kararlarında, esasen seyahat özgürlüğü kapsamında kalanpasaport iptalinin, Latife Akyüz ve Hakkı Gök kararlarında ise yurtdışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbirinin belirli şartların varlığıhâlinde özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenebileceğinikabul etmiştir (ayrıntılı açıklamalar için bkz. Yağmur Erşan [GK], B.No: 2018/36451, 27/10/2021, §§ 39, 40, 47-51; Onur Can Taştan, §§ 39,40, 47-51; Latife Akyüz, B. No: 2016/50822, 7/9/2021, 36-38 §§; HakkıGök, B. No: 2017/33469, 3/11/2022, §§ 31-33). Bu bağlamda söz konusutedbirin de başvurucunun gelişimi ve sosyal, mesleki, ekonomik ve aileviilişkileri yönünden olumsuz etkilerinin ortaya konulması hâlinde özel hayata veaile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.
14. Somut olayda hakkında Türkiye CumhuriyetiHükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmesuçundan başlatılan soruşturma kapsamında başvurucunun 16/11/2018 tarihindeifadesi alınmış ve aynı tarihte yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontroltedbiri altına alınmasına karar verilmiştir. Devam eden süreçte Başsavcılıktarafından 10/1/2022 tarihinde başvurucu hakkındaki adli kontrol kararınınresen kaldırılmasına karar verilmiştir. Böylelikle başvurucu hakkındaki adlikontrol tedbiri resen kaldırılması kararına kadar üç yılı aşkın süre devametmiştir. Başvurucunun aşamalarda müteaddit defa -yurt dışında toplantı veçalışmalara davet edildiğini vurgulayarak ve bu hususta belge sunarak- tedbirinkaldırılmasını talep ettiği tespit edilmiştir.
15. Ancak başvurucu, aşamalarda mesleki ve akademikfaaliyetleri kapsamında uluslararası alanda ilişkileri bulunduğunu ilerisürmesine rağmen ülkemizde bulunan bir şirkette çalıştığını beyan etmektedir.Ayrıca çalıştığı şirketin faaliyet alanı hakkında bir açıklama yapmadığı gibiuluslararası toplantılara katılamamanın mesleki ve akademik bağlamda özelhayatına ne düzeyde olumsuz bir etkisinin olduğunu somut gerekçelerle ortayakoyamadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında başvurucunun yurt dışıyla ilgiliailevi bağları bulunduğu iddiası da ileri sürülmemiştir. Böylelikle yukarıdayer verilen içtihatlar kapsamında yurt dışına çıkmama şeklindeki adli kontroltedbirinin başvurucunun özel hayata saygı hakkını ciddi şekilde etkilediğine vebu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığına ilişkin açıklamalardabulunma yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. Murat Çeşme, B. No: 2020/4579, 10/7/2024, § 15).
16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
17. Başvurucu, soruşturmanın uzun sürmesi nedeniyle makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ilebenzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK] B. No: 2022/100837, 27/4/2023)kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede AnayasaMahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları MahkemesineYapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'ungeçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ileyapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdestolan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılanbaşvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmedenyapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ilebağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklananilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 4/2/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veyagörevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan hakkında soruşturmaaçılan başvurucuya İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/11/2018 tarihlikararıyla yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Karargerekçesinde; başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, başvurucununifadesi, kolluk görevlilerince düzenlenmiş olan tutanak içerikleri ile hazırlıksoruşturması dosyasındaki tüm bilgi ve belgelere göre delillerin henüz tamolarak toplanmadığı, ayrıca başvurucunun kaçma ve delilleri karartma şüphesininbulunduğu belirtilmiştir. Başvurucu hakkındaki adli kontrol kararı İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı tarafından 10/1/2022 tarihinde resen kaldırılmıştır.Soruşturma dosyasının halen derdest olduğu ve başvurucu hakkında henüz birkarar verilmediği anlaşılmaktadır.
2. Başvurucu hakkında uygulanan adli kontrol kararınıncezalandırma sonucuna yol açtığını belirterek özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının, ifade özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
3. Yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri yerleşmeve seyahat hürriyetine yönelik bir müdahale içermektedir. Mahkememiz yerleşikiçtihadına göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (4) No.luProtokol’e Türkiye'nin taraf olmadığı için söz konusu protokolde yer alan“Serbest dolaşım özgürlüğü”nün ortak koruma alanına girmediği açıklanmıştır(Örneğin, Bkz. Onur Can Taştan [GK], B. No: 2018/32475, 27/10/2021, §48). Ancak, Mahkememiz bireysel başvuru kapsamında olmayan bazı hakların ortakkoruma alanı içinde yer alan temel haklarla esaslı şekilde ilişkili olmasıdurumunda ilgili haklarla bağlantı kurularak inceleme yapılmasını kabuletmektedir (Şengül Tükel, B. No: 2018/12456, 12/1/2022, § 40).
4. Anayasa Mahkemesi, yurt dışına çıkış yasağı öngörenadli kontrol tedbirinin belli koşulların gerçekleşmesi hâlinde özel hayata veaile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirebileceğini belirtmiştir (LatifeAkyüz, B. No: 2016/50822, 7/9/2021, 36-38 §§; Hakkı Gök, B. No:2017/33469, 3/11/2022, §§ 31-33). Anılan tedbir, başvurucunun gelişimi vesosyal, mesleki, ekonomik ve ailevi ilişkileri yönünden olumsuz etkilerininortaya konulması durumunda özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındaincelenebilmektedir.
5. Toplamda üç yıl iki aya yakın bir süre başvurucu yurtdışına çıkamamıştır. Bu süre zarfında başvurucu çeşitli ülkelerden sunum,konferans ve uluslararası çalışmalar için davet almasına rağmen hakkında yurtdışı çıkış yasağı olduğu için bunlara katılma imkânı bulamamıştır. Başvurucununişi ve akademik kariyeri nedeniyle yurt dışında düzenlenen toplantı, etkinlikve çalışmalara davet edildiği ve bu durumu belgelendirdiği dikkate alındığındayurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbirinin başvurucunun kişisel,sosyal ve mesleki ilişkilerine olumsuz etkisi olmadığı söylenemez.
6. Anılan adli kontrol tedbirinin başvurucunun özelhayatını ciddi şekilde etkilemesi belirli bir ağırlık eşiğini geçtiğindenbaşvurunun kabul edilebilir bulunması gerekmektedir.
7. Başka ülkelerde bulunan kurum ve kuruluşlardantoplantı ve çalışmalara katılması hususunda davet alan başvurucu hakkında yurtdışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması özel hayata veaile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturmaktadır. Kanuni dayanağı olan vemeşru amaç taşıyan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
8. 5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinde, aynı Kanun'un100. maddesinde belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklamayerine adli kontrol kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Bu durumda adlikontrol kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir. Elbette uygulanantedbirin hukuka uygun olduğunu söyleyebilmek için öncelikle suç şüphesinin veuygulanma nedeninin denetime elverişli olacak şekilde yeterli bir gerekçeyleortaya konulması gerekir (Aret Demirci, B. No: 2018/30446, 8/2/2024, §17).
9. Mahkememiz herhangi bir tedbirin ilanihaye veyaherhangi bir kriterden bağımsız olarak süreklilik arz eder biçimdeuygulanmasının mümkün olmadığının altını çizmiş; süregelen bir korumatedbirinin durumun gerektirdiğinden daha uzun sürdüğünün anlaşıldığı durumlardatedbir nedeniyle müdahale edilen anayasal hakların ihlalinin söz konusuolabileceğine dikkat çekmiştir (Latife Akyüz, §§ 48-51, 58; Hakkı Gök,§§ 44-47, 54).
10. Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin koruma tedbirikararlarında lehte ve aleyhte ileri sürülen bütün delilleri incelemek ve temelhak ve özgürlüklere yapılan müdahaleye katlanmayı gerektirecek nitelikte kamuyararını haklı kılan gerçek bir ihtiyacın varlığını göstermek zorundaolduklarını, süregelen koruma tedbirlerinin devamına ilişkin olarak verilenkararlarda da tedbirin devamını haklı kılan gerekçelerin gösterilmesi veçatışan menfaatler arasında adil dengenin korunması gerektiğini ifade etmiştir(Latife Akyüz, §§ 49-52, 56; Hakkı Gök, §§ 51, 52).
11. Bu çerçevede, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontroltedbirine ve devamına karar verilirken kişinin yurt dışındaki ailevi, kişiselve mesleki bağları ile kişiye isnat edilen suçun niteliği, delil durumu vemahkûmiyet hâlinde alacağı cezanın ağırlığı birlikte değerlendirilerek, adlikontrol tedbirinden beklenen kamusal menfaat ile başvurucunun menfaatleriarasında adil bir dengenin kurulması ve bu durumun yeterli gerekçeyleaçıklanması gerekmektedir. Ayrıca yurt dışına çıkış yasağının belirsiz bir süreuzaması ve uzun süre uygulanması hâlinde öngörülen sınırlandırmanın özel hayatave aile hayatına etkilerinin zamanla ağırlaşacağı ve gözetilmesi gerekenkamusal yarar ile bireyin kişisel yararı arasındaki dengenin birey aleyhinebozulacağının kabulü gerekir (Hakkı Gök, § 51).
12. Başvurucuya isnat edilen suçun kolluk görevlilerincedüzenlenmiş olan tutanaklara ve başvurucunun ifadesine dayandığınınbelirtildiği ve başvurucunun 16/11/2018 tarihinde ifadesinin alındığıgözetildiğinde, verilen kararlarda başka hangi delillerin toplanması gerektiğiile başvurucu hakkındaki adli kontrol tedbirinin soruşturmaya ne gibi birfaydası olacağının açıklanmadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra tedbir kararıile tedbirin devamına ilişkin kararlarda başvurucunun yurt dışında işi veakademik çalışmaları nedeniyle aldığı davetlere ilişkin kişisel ve meslekibağlarına yönelik itirazları değerlendirilmemiş tekrar içeren, genel,basmakalıp ve soyut gerekçelerle taleplerin reddedildiği, müdahale konusutedbire alternatif olabilecek tedbirlerin tartışılmadığı görülmüştür. Bütün buanılan hususlar adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi anlamına gelmektedir.
13. Başvurucunun özel hayatına ve aile hayatına yönelenmüdahalenin olumsuz etkilerini azaltacak şekilde hızlı ve özenli bir cezasoruşturması yapılmadığını da gözetirsek 3 yılı aşkın süren yurt dışı çıkışyasağı şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine uygun olmadığı açıktır.
14. Çoğunluk, başvurucunun mesleki ve akademikfaaliyetleri kapsamında uluslararası alanda ilişkileri bulunduğunu ilerisürmesine rağmen ülkemizde bulunan bir şirkette çalıştığını, bu şirketinfaaliyet alanı hakkında bir açıklama yapmadığını, hakkında uygulanan tedbirnedeniyle uluslararası toplantılara katılamamasının mesleki ve akademikbağlamda özel hayatına ne düzeyde olumsuz bir etkisinin olduğunu somutgerekçelerle ortaya koyamadığını belirterek başvurunun açıkça dayanaktan yoksunolduğu sonucuna ulaşarak, kabul edilemezlik kararı vermiştir.
15. Başvurucu, başvuru dilekçesinin 10. sayfasında atıfyaptığı başvuruya ek ek açıklamaların 3. başlığında akademik kimliği, yaptığıve çalıştığı şirket hakkında bilgiler vermektedir. Bu bilgilerden anlaşıldığıkadarıyla başvurucu kültür ve yayın alanında faaliyet gösteren bir şirketteyönetici konumundadır. Dolayısıyla, çoğunluğun başvurucunun şirketin faaliyetalanı hakkında açıklama yapmadığı iddiası boşa düşmektedir.
16. Akademisyen kimliğe sahip başvurucunun kültür veyayın alanında faaliyette gösteren bir şirkette yönetici olarak çalışması ve bubağlamda yurt dışında gerçekleşen ve başvurucunun mesleği ve işi ile bağlantılıolan etkinliklere davetli olarak katılmasının mesleki faaliyetleri ve özelhayatının gelişmesi açısından taşıdığı önem yadsınamaz. Başvurucununkatılamadığı her bir yurt dışı etkinliğin mesleği üzerinde ne gibi olumsuzetkiler yarattığını somut olarak ortaya koyması, tabir caizse “ispat yükünü”orantısız bir şekilde başvurucuya yüklemektedir.
17. Akademisyen kimliği olan ve kültür-yayın sektöründeçalışan bir kişinin alanıyla ilgili her yıl birkaç kere çeşitli ülkelerdegerçekleştirilen uluslararası etkinliklere hakkında getirilen yurt dışına çıkışyasağı nedeniyle üç yıl iki aya yakın bir süre, ki hiç de kısa sayılamayacakbir zaman dilimidir, katılamamasının mesleki faaliyetleri ve kişisel gelişimiile ilişkileri üzerinde olumsuz etkilere neden olmayacağını söylemek mümküngözükmemektedir. Dolayısıyla, yurt dışına çıkmama şeklindeki adli kontroltedbirinin başvurucunun özel hayata saygı hakkını ciddi şekilde etkilediği vebunun belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığının kabulü gerekir.
18. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile36. maddede korunan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaştığımdançoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Engin YILDIRIM