TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ATIF DURAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/6056)
Karar Tarihi: 17/4/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Atıf DURAN
Vekili
:
Av. Mehmet GÜLER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makulsüreyi aşması, tutuklama kararının ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarınbağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi ve soruşturmadosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/3/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbegirişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
8. Başvurucu, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında24/11/2015 tarihinde Manisa İl Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alınmıştır.Başvurucunun ilk ifadesi kolluk görevlileri tarafından alınmıştır. İfadetutanağına göre başvurucuya yöneltilen FETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olayve olgular, sorulan sorularla açıklanmıştır. İfade alma esnasında Manisa Barosutarafından görevlendirilen müdafi de hazır bulunmuştur.
9. Savcılığın talebi üzerine Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliği4/3/2015 tarihinde dosyaya erişimin kısıtlanmasına karar vermiştir.
10. Başvurucu; Manisa il Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesindeözetle 2011 yılında Manisa Özel Şehzade Mehmet Ortaokulunda göreve başladığını,FETÖ/PDY yapılanması içinde hiçbir zaman bulunmadığını, FethulahGülen'i basından tanıdığını, kitaplarının okutulduğu sohbet ortamındabulunmadığını ancak kitaplarını alıp okuduğunu, sohbet toplantılarınakatılmadığını, kurban, zekat, burs, himmet adı altında kimseye paravermediğini, Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisine abone olduğunu, aboneliğinindevam ettiğini, dershanelerin kapatılması sürecinde Twitterhesabından paylaşımlarda bulunduğunu, dershanelerin kapatılmasınıonaylamadığını, paylaşımları genel olarak yaptığını, Pak-İş Sendikasına bir ikiyıldır üyeliğinin bulunduğunu, N.M.Ş.yi zaman zamanokula gelerek bireysel emeklilik ve diğer konular ile ilgili tanıtımlardabulunması nedeniyle tanıdığını, Bank Asyada hesabınınolduğunu, bu hesabı aktif olarak kullandığını, ev almak için biriktirdiği30.000 TL'yi ve yine ev almak için borç aldığı 60.000 TL'yi destek olmakamacıyla yaklaşıkiki yıl önce Bank Asyaya yatırdığını ifade etmiştir.
11. Başvurucu 25/11/2015 tarihinde Manisa CumhuriyetBaşsavcılığına sevk edilmiştir.
12. Savcılık aynı tarihte başvurucunun ifadesini almıştır. İfadetutanağına göre başvurucuya yöneltilen FETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olayve olgular, sorulan sorularla açıklanmıştır. İfade alma esnasında Manisa Barosutarafından görevlendirilen müdafi de hazır bulunmuştur. Başvurucu, Savcılıktaemniyetteki ifadesine benzer beyanda bulunmuştur.
13. Savcılık başvurucuyu anayasal düzeni ortadan kaldırmayateşebbüs etme, terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olmave 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi HakkındaKanun'a muhalefet suçlarından 25/11/2015 tarihinde tutuklanması istemiyleManisa 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
14. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun savunmasını almıştır.Sorgu tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış, sorguesnasında başvurucunun Manisa Barosunca görevlendirilen müdafiide hazır bulunmuştur.
15. Başvurucunun Hâkimlikteki savunmasının ilgili kısmışöyledir:
"Ben bu hususta daha önce ifadevermiştim, aynısını tekrar ederim. Ben halen Şehzade Mehmet Ortaokulunda ingilizce öğretmeni olarak görev yapıyorum. Herhangi bir örgütüyesi değilim. FETÖ ya da PDY diye adlandınlan cemaatüyesi de değilim. Bu cemaatin yapmış olduğu toplantılara katılmadım. il imamı olarak adı geçen A.Ş.yiokulumuzda din dersi öğretmeni olarak tanıyorum. Bank Asya'ya devlet tarafındanel konulduğu tarihte ben de bunun bankaya bir haksızlık olduğunu düşündüğümdenev almak için yapmış olduğum birikimi okula gelip giderken tanıştığım Bank Asyamüdürü N. Beye elden teslim ettim. 92.000 TL kadar parayı yatırmak için bankayagittiğimde banka kalabalıktı, benim de dersim vardı, bu nedenle sıra beklemedenparayı yatırması için müdüre elden verdim. Benim yatırdığım paranın güvenlikalmasını istemiştim bloke konursa güvenli olacağını söylemişti, ben de kabuletmiştim, bunun için yazılı herhangi bir direktif vermedim. Geçmiş dönemde yinedevlet tarafından el konulmuş herhangi bir bankaya bu şekilde haksızlıkyapıldığını düşünerek para yatırmış değilim. Hangi bankaya ne zaman elkonulduğunu hatırlamıyorum, muhtemelen o zamanlar öğrenciydim. Bu parayıyatırmam konusunda hiçbir yerden talimat almadım. Terör örgütüne finansmansağlamak amacıyla para yatırmadım..."
16. Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliği 25/11/2016 tarihindebaşvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, terör örgütükurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma ve 6415 sayılı Kanun'amuhalefet suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir:
"Şüpheliler ... Atıf Duran'a isnat edilensuçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, dosyada mevcut tutanaklar,şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun CMK'nın100. maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, yasada öngörülen ceza miktarınedeni ile verilecek tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrolhükümlerinin uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla 5271 sayılı CMK'nın 100. ve devamı maddeleri uyarınca...[tutuklanmasına karar verildi]"
17. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Manisa 1. SulhCeza Hâkimliğince 30/11/2015 tarihinde reddedilmiştir. Karar gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
"...suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelilerinüzerine atılı suçun katalog suçlardan olması ve tutuklama sebeplerinindeğişmemesi, suçun işlendiği konusunda kuvvetli suç şüphesini gösterir somutdelillerin bulunması, gizlilik kararı olan dosyada mevcut tanık beyanları, ManisaBank Asya şubesinde yapılan inceleme, dosyada mevcut, kaynağı belli olmayan vekontrol edilemeyen para giriş çıkışları, şüpheli işlemlerin yapıldığı saatlerve bankacılık uygulamalarına aykırı ve şüpheli savunmalarıyla örtüşmeyenbulgular, yine şüphelilerin bir kısmının İl imamı olduğunu doğrulayan bir çoktanık beyanı, şüphelilerin değişik tarih ve mekanlarda örgüt faaliyetlerikapsamında yaptıklan toplantılar, bu toplantıda örgütlideri olan Fetbullah Gülen'den alınan talimatlar vebu talimatların uygulanmasına yönelik faaliyetler göz önüne alındığındaşüphelilerin vekilinin vaki itirazının reddine karar vermek gerekmiş[tir.] ...
...verilen tutuklama kararında herhangi birdeğişiklik yapılmasına yer olmadığına, yerinde görülmeyen talebin reddine, şüphelilerintutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"
18. Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliği 3/3/2016 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheliler ...Atıf Duran'ın üzerineatılı Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Terörle Mücadele KanununaMuhalefet veTerörizmin Finansmanı Hakkındaki KanunaMuhalefet suçlarından suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu,şüphelilerin FETÖ/PDY terör örgütü lehine hareket ettiklerine ilişkin dosyadamevcut bilirkişi raporları, diğer şüpheli ifadeleri ve tanık beyanları dikkatealındığında şüpheliler aleyhine somut delillerin bulunmuş olması, delillerinhenüz toplanmamış olması, tutuklulukta geçen süre, üzerlerine atılı suçuişlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olgularınbulunması, üzerlerine atılı suçun CMK'nın 100.maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, atılı suçta öngörülen cezanın altve üst sınırı göz önüne alındığında kaçma şüphesi olduğundan CMK'nın 108. maddesi uyarınca şüphelilerin tutuklulukhallerinin devamına... [karar verildi.]"
19. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Manisa 1. SulhCeza Hâkimliğince 9/3/2016 tarihinde benzer gerekçelerle reddedilmiştir.
20. Başvurucu 24/3/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
21. Manisa 1. Sulh Ceza Hâkimliği 31/1/2017 tarihinde sağlıkraporunu dikkate alarak başvurucunun sağlıksorunları nedeniyle tahliyesine karar vermiştir. Mahkeme başvurucuhakkında belirlenen yerlere başvurmave yurt dışına çıkamama şeklindeadli kontrol tedbiri uygulanmasına da karar vermiştir. Karar gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
"...
Şüpheli Atıf Duran hakkında kuvvetli suçşüphesi mevcut ise de; şüpheli hakkında düzenlenen11/1/2017 tarihli sağlık kurulu raporunda; merdiven çıkmakta zorlanma,ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanma tespitleri ile; yatarak izlenmesi uygundurşeklindeki kanaat gereğince ...tahliyesine... [karar verildi.]"
22. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı 13/4/2018 tarihli iddianamesiile başvurucunun terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla aynı yerağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.
23. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere,daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer verilmiştir.
24. Bu bağlamda iddianamede, başvurucunun işlediği iddia olunansuça ve başvurucunun örgüt bağlantısına ilişkin olarak yer verilen olay veolgular özetle şöyledir:
i. FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşmeprogramı olan Bylock programını aktif şekilde kullandığıbelirtilmiştir.
ii. Bank Asyada bulunan hesap hareketlerininincelenmesi neticesinde FETÖ/PDY lideri FetullahGülen'in örgüt üyelerine yönelik olarak BankAsya'ya para yatırma çağrısını yaptığı 25/12/2013 tarihinden sonrabaşvurucunun da bu çağrıya uyarak adı geçen Bankaya 6/1/2014 tarihinde 92.000TL yatırdığının tespit edildiği belirtilmiştir.
iii. Örgüt ile iltisaklı ve 667 Sayılı KHK ile kapatılan PakEğitim İş Sendikasına üye olduğunun, örgütle iltisaklı Zaman gazetesi veSızıntı dergisine 17/25 Aralık sürecinden sonra da devam edecek şekildeaboneliğinin bulunduğunun ve katalog evliliği yaptığının tespit edildiğibelirtilmiştir.
25. İddianame Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)18/4/2018 tarihinde kabul edilerek E.2018/201 sayılı dosya üzerinden kovuşturmaaşaması başlamıştır.
26. Mahkeme 3/7/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmadabaşvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında özetle ByLockprogramını eğitim amaçlı kullanılacağını söyledikleri için indirdiğini vekullandığını, Bank Asyaya para yatırmasının talimatlailgisinin olmadığını, katalog evliliği yapmadığını, uzun süre örgüte aitkurumda çalıştığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir.
27. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
28. İlgili hukuk için bkz.Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38) kararı.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olgularortaya konulmadan tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca tutuklama kararının yeterligerekçe içermemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, kanunda suç olarakdüzenlenmeyen ve ifade özgürlüğü kapsamında kalan eylemleri nedeniyletutuklandığını belirterek "Kanunsuz suç ve ceza olmaz." ilkesi ileözel hayatın korunması ve aile hayatına saygı hakkının, aynı suçtan gözaltınaalınan bayanların tutuksuz yargılanmaları nedeniyle de eşitlik ilkesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
31. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun bubölümdeki iddialarının özünün tutuklanmasının hukuki olmadığına yönelik olduğuanlaşılmakla başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. UygulanabilirlikYönünden
34. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
35. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
36. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
b. Kabul EdilebilirlikYönünden
i. Genel İlkeler
37. Genel ilkeler için bkz.Özcan Güney, §§ 57-62.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
38. Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme,terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma ve 6415 sayılıKanun'a muhalefet suçlarından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkındauygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
39. Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtibulunup bulunmadığı hususu değerlendirilecektir.
40. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğindebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken başvurucunun anılan suçlarıişlediğine dair somut delillerin bulunduğu olgusuna dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 16).
41. İddianamede ise Savcılık; başvurucunun FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşme programı olan Bylock programınıkullandığını, FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'in örgütüyelerine yönelik olarak Bank Asyaya para yatırma çağrısını yaptığı 25/12/2013tarihinden sonra başvurucunun da bu çağrıya uyarak adı geçen Bankaya parayatırdığını, FETÖ/PDY ile irtibatlı olan gazete ve dergiye aboneliklerininbulunduğu, FETÖ/PDY ile bağlantılı eğitim kurumlarında sigortalı olarakçalıştığını iddia etmiştir (bkz. § 24).
42. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında; ByLockuygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerinbu uygulamayı kullanmalarının, kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 106, 267) ve FETÖ/PDY'nin mali kaynağınıoluşturduğu ve örgüte bu yolla gelir sağladığı tespit edilen Bank Asyaya örgüt liderinin ve yöneticilerinin çağrıları üzerinepara yatırılmasının (Metin Evecen, B.No: 2017/744, 4/4/2018 §59; Ali BirayErdoğan, B. No: 2016/16189, 18/4/2018, §§ 40) soruşturma makamlarınca suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olmayacağı sonucunavarmıştır. Buna göre somut olayda soruşturma makamlarınca ve tutuklamatedbirine karar veren mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLockuygulamasını kullanmasının ve talimat üzerine BankAsyaya para yatırmasının somut olayınkoşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetlibelirti olarak kabul edilmesi temelsiz ve keyfî bir tutum olarakdeğerlendirilemez.
43. Sonuç olarak soruşturma makamlarınca başvurucunun FETÖ/PDY'nin haberleşme aracı olan Bylockprogramını kullanması ve kritik tarihten sonra Bank Asyayanormal olmayan miktarda para yatırması hususlarının suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
44. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasındaortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemdedelillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok dahafazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).
45. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır.
46. Somut olayda Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken delilleri etkilemesine, kaçma ihtimalibulunmasına ve suçun tutuklama nedeni varsayılan suçlardan olmasına dayanıldığıgörülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullarve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Manisa 2. Sulh CezaHâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
47. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151). Öncelikle terörsuçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıyabırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar vegüvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla vesuçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye nedenolabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
48. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnatedilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağısonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
50. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
B. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
51. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tahliyetaleplerinin ve itirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili veyeterli gerekçe olmadan reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
52. Bakanlık bu hususta görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
53. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin yedincifıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
54. Başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
55. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
57. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
58. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyiveya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular yönündenbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş iseasıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).
59. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 31/1/2017tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığınaİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
61. Başvurucu; soruşturma dosyasında bulunan kısıtlama kararınedeniyle hakkında toplanan delillerin neler olduğunu bilemediği için etkin birsavunma geliştiremediğini, bu nedenle tutuklama kararına etkili şekilde itirazedemediğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
62. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
63. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
a. UygulanabilirlikYönünden
64. Olağanüstü hâl ilanına konu olaylar kapsamında suçlananbaşvurucunun tutuklanmasına karar verildiği tarihte olağanüstü hâl devametmektedir. Bu itibarla soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası Anayasa'nın 15.maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasına karar veren mercinin başta Anayasa'nın19. maddesi olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı davranıpdavranmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (bkz. §§ 34-36).
b. Kabul EdilebilirlikYönünden
i. Genel İlkeler
65. Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2),§§169-174.
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
66. Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliğince soruşturma dosyasınaerişimin kısıtlanmasına karar verilmiştir.
67. Başvuru formu ve eklerinde kısıtlama kararının daha sonrakaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaklabirlikte Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği 18/4/2018tarihi itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralıfıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır (bkz. § 25).
68. Başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu olan suçlamalarınve buna ilişkin olguların emniyette ifadesi alınırken ve sorgu esnasındabaşvurucuya sorulan sorularda açıklandığı, başvurucunun da ifadesinde anılansuçlamalarla ilgili beyanda bulunduğu görülmektedir (bkz. §§ 10-16).
69. Öte yandan tutukluluğa itiraz dilekçesinde başvurucu müdafii tarafından da savunma yapılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin isnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temelteşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesinde gerekse sorgu sonrasındaerişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
70. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş, başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında yaklaşıkbirkaç ay devam eden soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlama nedeniylebaşvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığınınkabulü mümkün görülmemiştir.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığı iddiasına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
72. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınasoruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması suretiyle yapıldığı iddia olunanmüdahalenin bu hakka dair Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelereaykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alanölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
D. Sulh Ceza HâkimliğininBağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
73. Başvurucu; tutuklama kararını veren ve tutuklamaya itirazı inceleyensulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmadıklarını, bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
74. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesinisağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğaitirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğineilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş, bu kararlardasulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusuiddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, §§ 64-78, 94-97).
75. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
A. Açıklanan gerekçelerle;
1. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Sulh ceza hâkimliğinin ve mahkemelerin bağımsız ve tarafsızolmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.