TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ATİLLA TAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/30220)
Karar Tarihi: 29/5/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Atilla TAŞ
Vekili
:
Av. Ali Deniz CEYLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gazetecilik faaliyeti veifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyleifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 26/10/2016, 29/11/2016 ve 23/5/2017 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2016/54368, 2017/24546numaralı bireysel başvuru dosyalarının 2016/30220 numaralı bireysel başvurudosyası ile birleştirilmesine; incelemenin 2016/30220 numaralı dosya üzerindenyapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu ses sanatçısı olup aynı zamanda Meydan gazetesindeköşe yazarlığı yapmıştır.
10. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları ve yargı organları-olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye’de çok uzunyıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
11. Bu kapsamda FETÖ/PDY’nin kamukurumlarındaki; eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklıalanlardaki yapılanmalarına yönelik soruşturmalar yapılmış ve çok sayıda kişihakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır.
12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuylabirlikte otuz beş kişi hakkında FETÖ/PDY’nin medyayapılanmasıyla bağlantılı olarak soruşturma başlatılmıştır.
13. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği 29/8/2016 tarihli kararı ilebaşvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak “soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği” gerekçesiyle4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. Maddesinin (2)numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun müdafiinindosya içeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasınakarar vermiştir.
14. Başvurucu 8/9/2016 tarihinde bu kısıtlama kararına itirazetmiştir. Bu karara yapılan itiraz İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/9/2016tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu bu kararı 26/9/2016 tarihinde eldentebliğ almıştır.
15. Başvurucu kısıtlama kararı ile ilgili olarak 26/10/2016tarihinde 2016/54368 sayılı bireysel başvuruyu yapmıştır.
16. Bu soruşturma kapsamında başvurucu ve diğer otuz dört kişihakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 30/8/2016 tarihinde gözaltı kararıverilmiştir. Gözaltı kararını basından öğrenen ve tatil için şehir dışında olanbaşvurucu, Twitter hesabından İstanbul’a dönerekifade vereceğine dair açıklama yapmış; 31/8/2016 tarihinde ise dönüş yolundaolduğuna ilişkin bir video yayınlamıştır. Bu açıklamanın hemen sonrasında31/8/2016 tarihinde Bursa’da gözaltına alınmıştır. Başvurucu gözaltınaalındıktan sonra hakkında soruşturma işlemlerinin yürütüldüğü İstanbul İlEmniyet Müdürlüğüne sevk edilmiştir.
17. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 1/9/2016 tarihindebaşvurucunun ifadesi alınmıştır. İfade alma işlemi sırasında başvurucuya, köşeyazıları ve sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle FETÖ/PDY’ninmedya yapılanmasında faaliyet gösterdiği yönünde şüpheler olduğu söylenmiş vebunlara ilişkin savunması sorulmuştur.
18. Başvurucuya yöneltilen soruların temel dayanağını oluşturanve kolluk görevlilerince düzenlenmiş olan “AçıkKaynak Kodlu Tespit Raporu” isimli belgede başvurucuya isnat edilensuçlamalara ilişkin olgular özetle şöyle ifade edilmiştir:
i. 2013 yılı Haziran ayından sonrabaşvurucunun Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarile kamuoyunda güçlü bir etkiye sahip olduğu belirtilmiştir. FETÖ/PDY’nin Twitter’ı kamuoyuoluşturmak amacıyla kullandığı, başvurucunun da örgüt mensupları tarafındansistemli bir şekilde gündem olmasının sağlandığı ileri sürülmüştür.
ii. Bu kapsamda başvurucunun darbeye zemin hazırladığı düşünülenbazı sosyal medya paylaşımlarına atıf yapılmıştır. Bu atıflar;
- 14/2/2011 tarihinde “Darbezamanlarında bile daha fazla demokrasi vardı sanki”,
- 15/2/2011 tarihinde “Mısır’daordu geldi göreve bi tane tutuklama var mı orası burdan daha özgür bi de örnekolacakmışlar pehh peh”,
- 15/2/2011 tarihinde “Okadar isterdimki bir darbe olsun”,
- 28/2/2011 tarihinde “Ordugöreve”,
- 9/2/2015 tarihinde “Erdoğanbir gün, o ya da bu şekilde gidecek. Tabi ki ardında kutuplaşmış, parçalanmışitibarsızlaşmış, ekonomisi çökmüş bir ülke bırakarak”,
- 20/2/2015 tarihinde “Erdoğan28 Şubat sunumunu izlerken gözyaşlarını tutamamış. Gün gelip onun devrinisunduklarında, göz yaşlarını tutamayacak milyonlar var!”,
- 4/3/2015 tarihinde “Erdoğanbirgün sustuğunda sen nereye gideceksin acaba? MikserYiğit” şeklindedir.
iii. Başvurucunun sosyal medya hesabındaki bazı paylaşımlarıylaTürkiye’nin DAEŞ’e destek verdiği algısınıoluşturduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamda;
- Bir siyasetçinin “Hep merakederim; tüm büyük ülkeler DAEŞ’karşı mücadeleettiklerini söylüyorsa, bu terör örgütü silahları kimden alıyor acaba? Bilensöylesin.” Şeklindeki paylaşımına “Bi zahmet onu da siz söyleyiverin hoca, biz söyleyincecezaevine atıyosunuz!” şeklindeki cevabı,
- “İŞİD birini kaçırırsa kimse korkmasın! MİThemen alır gelir, nede olsa yabancı sayılmazlar birbirlerine.” Şeklindeki paylaşımlara atıfyapılmıştır.
iv. Başvurucunun yaptığı paylaşımlarla Cumhurbaşkanı, Başbakanve Hükûmet aleyhine kamuoyu oluşturduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamda;
- 3/9/2013 tarihinde “@Fgulencom seversiniz sevmessinizama Fethullah hocanın cami ve Cemeviprojesini gönülden destekliyorum. İyi niyetli ve gerekli bir proje” ,
- 12/9/2013 tarihinde “12Eylül’den bugüne ne değişti ? Eskiden asker vardı,şimdi polis var, Devlet babamız döver de, sever de”,
- 21/12/2013 tarihinde “Türkiye’yiduble yollarla kapladılar ama, hala en büyük sorunumuz yolsuzluk, yetmiyordemek”,
- 25/12/2013 tarihinde “Hükümetyolsuzlukların üstüne gideceğiz deyip, savcıları engellemek için her şeyiyapıyor. Kaç yıldır şarkıcıyım, böyle fasıl görmedim.”,
- 6/1/2014 tarihinde “BuKaradayı’daki Savcı’ya özel yetki vericen, yolsuzluksoruşturması aynı gün kapanır. İlgilere duyurulur!”,
- 10/1/2014 tarihinde “Devletinizeyardımcı olun, çevrenizde yolsuzluk, hırsızlık ve bilumum suçlarla uğraşanpolisler varsa, onları hükümete ihbar edin !”,
- 6/2/2014 tarihinde “Baltutanın parmağını yaladığı, herkesin yolunu duble dublebulduğu bir ortamda, yolsuzluk’tan söz edemeyiz, buolsa olsa ‘Yolluluk’ olur!”,
- 1/6/2014 tarihinde “Akparti seçim sonuçlarına yine itiraz etmiş, kazanana kadar devam!”,
- 3/7/2014 tarihinde “YSK 11Temmuz’a kadar RTE’den mal dökümü istemiş. Hayıranlamadığım, sıfırlanmadan önceki mi? Sonraki mi?”,
- 15/7/2014 tarihinde “ErdoğanEkmel Hoca’nın 1000 tl lik seçim bağışını geri çevirmiş Ee10 milyon Dolar’i reddeden adam, böyle küçükparaları kabul eder mi hiç?”,
- 15/7/2014 tarihinde “Milliirade deyince aklıma geldi de, Esad yeniden seçildi.Erdoğan Esad’a diktatör diyordu ya, şimdi ne diyecek? Demek ki sandıkyetmiyormuş,”,
- 18/7/2014 tarihinde “Erdoğankendini öylesine abarttı ki, destekçileri onu gerçekleri Dünya Lideri sandı!Gelinen noktada, eskiden varolan etki ve güç de yokoldu!”,
- 18/7/2014 tarihinde “ErdoğanDünya lideriymiş, e bende Dünya starıyım o zaman, hadi bakalım nasıl olacak?”,
- 24/7/2014 tarihinde “Yahudikongresi Erdoğan’a verilen, Yahudi cesaret ödülünü geri istemiş, Vermicem vermicem! Benim değilmi? Vermicem!”,
- 25/7/2014 tarihinde “TRTaçılım= Tayyip Radyo Televizyon Kurumu”,
- 25/9/2014 tarihinde “Erdoğanher ağzını açtığında şimdi ne yalan söylecek bakalım?Diye dinliyorum. Artık onu da yapamıyorum. Görmek bile zulgeliyor.”,
-2/11/2014 tarihinde “Sigaraiçmeye bile anında ceza yazılmasını isteyenlerin, tarihin en büyük yolsuzlukiddiasına karşı takipsizlik verdirmeleri de yarı güzel.” ,
- 3/11/2014 tarihinde “Yarınsokakta şöyle gezsek, darbe girişiminden tutuklanırız yeminle!”,
- 4/11/2014 tarihinde “Halkımızaduyrulur! Sonra vay ben duymadım işitmedimdemeyeceksiniz! Padişahımız sultan Recep han tmişti!” ,
- 11/11/2014 tarihinde “Devletintüm imkanları kullanılarak yapılan yolsuzluğun üstüne örtme operasyonları,yolsuzluk var! Diye bağırıyor adeta.” ,
- 11/11/2014 tarihinde “Ak saray’ın aylık elektrik parası 700 bin tl’ymiş.Reza için bir kol saati parası, o ödesin.”,
- 14/11/2014 tarihinde “@ortasayfa’daki yeni yazım, Erdoğan’ı sevmemek için sadece10 sebep! Ortasayla net/erdoğani-sevme”,
- 18/11/2014 tarihinde “-Alosavcı! Canım dava çekti elinizde nelere var? – Yolsuzluk! -onu geç!”,
- 12/12/2014 tarihinde “Yanlışınvar. Türkiye’de moda, yalakalık yap Erdoğan’a hayatın kurtulsun. Yapansanatçılara bakarsan görürsün.”,
- 25/12/2014 tarihinde “İnsanlarınsana hırsız demesine istemiyorsan, kendini o pozisyona sokmayacaksın. Girersen de, beni yargılayın! Diye bağıracaksın! Saygılarımla!”,
-14/1/2015 tarihinde “Yolsuzlukihbarında bulunanlara ödül mü? E hırsız var diyen hapse gidiyor nerdeyse, kimcesaret edecek böyle ödüle?”,
- 16/1/2015 tarihinde “Yenive ilk pop protest şarkım ‘HIRSIZ VAR’ çok yakında tam da buradan yayında!”,
- 16/1/2015 tarihinde “Türkiye’ninilk pop protest şarkısı ‘HIRSIZ’ birazdan, burdaolacak, Yasaklanmadan dinleyin derim, başka yerde yok!:))”,
- 7/2/2015tarihinde “NedenSamanyolu’na demeç vermişim? Ulan kanal mı kaldı? Hepsi tayyiptv!”,
- 5/2/2015 tarihinde “Bunlarıniç güvenlik yasası dediği ülkeyi değil, sadece kendilerini korumaya yönelik.Torba torba yasalarla darbe yaptılar, uyu Türkiyem uyu!”,
- 25/2/2015 tarihinde “RTE’nin baskılarından bunalan Ali Babacan istifa etmiş amaDavutoğlu tarafından vazgeçirilmiş Onlar bile bıktıartık”,
- 23/3/2015 tarihinde “Benasıl yarın sabah havuz gazetelerini merak ediyorum! Onlar kimi gömerlerse,bilin ki RTE diğerinin tarafındadır! 😊)”,
- 23/3/2015 tarihinde “Birsabah kalkıcaz, tv deradyolarda mehter marşı, saltanat ilan edilmiş, Yedikule zindanlarında tizkellemiz vurla! Sultan 1.Recep haan!” ,
- 23/3/2015 tarihinde “Ulanarkadaş ülkeye bak be! Ülkede yolsuzluk var ama 8 Haziran’daki seçimden önceöğrenemiyoruz! AKP’yi seçerek açıkliicaklar!”
- 20/5/2015tarihinde “Terörbitecekse, bir daha hiç dokunulmazlık olmasın ama amaç, Erdoğan’a ve tekadamlığa yol açmak, bun görmek için müneccim olmaya gerek yok!”
- 20/8/2015 tarihinde “Benzaten Tayyip beyi hep sevmişimdir. Yanlış anlaşıldı bence, o aslında çokdemokrat biri 😊”,
- 21/9/2015 tarihinde “Hakkındasoruşturma açılanlar kervanına bugün ben de katıldım. Birgünböyle bir şeyle gurur duyacağım aklıma gelmezdi. 😊” ,
- 4/4/2016 tarihinde “YarınTayyip ağayla mahkememiz var. Dua edinde Tayyiban bir hakim’e çatmayalım.:)” ,
- 20/5/2016 tarihinde “Beterolalım, iyice dibe vuralım. Evlerimizden alsınlar bizi, sorgu sualsiz işkenceedip cezaevlerine tıksınlar. Faşizm’e doyalım,düzelir belki”,
- 24/5/2016 tarihinde “Kutluolsun bugün 17 Aralık! Neşe doluyor tüm hırsız kalabalık! Ayakkabı kutularıparayla dolsun! Polis gelirse, Reza’nın önüne yatarık!”,
- 26/5/2016 tarihinde “Abilerimablalalarım kupa kaybeden, suçüstü yakalanan,başarısız olan, bahane mi lazım, paralelmatik tamsize göre, iki tane alana bi bedava!” ,
-27/5/2016tarihinde “Ramazanyaklaştı, eğer gerçekten inanıp haramdan korkuyorsanız, bunların kurduğu iftarsofralarında bile uzak durun, yetim hakkıyla doludur!”,
- 27/5/2016 tarihinde (İstanbul’un Fethi Kutlamaları ile ilgiliSayın Cumhurbaşkanı’nın fotoğrafının da bulunduğu afişi de ekleyerek) “Gören de İstanbul’u o fethetti zanneder! ☹ ☹“ ,
- 27/5/2016 tarihinde “L.K(Meydan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni) Tanıdığım en ahlaklı, beyefendi,dürüst, kibar ve insan evladı adamlardandır, dostturcandır,Nokta,” ,
-28/5/2016 tarihinde “Geziparkı damarlarımıza basılıp kızdığımızda ne kadar güzelleşebildiğimiz! Bizegöstermişti!” şeklindeki paylaşımlara yer verilmiştir.
v. Başvurucunun FETÖ/PDY’nin basınkuruluşu olduğu iddia edilen Meydan gazetesindeki (27/7/2016 tarihli ve 29783sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 668 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum veKuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK)ile kapatılmıştır.) yazıları ile FETÖ/PDY’nin amaçlarıdoğrultusunda kamuoyu oluşturduğu, FETÖ/PDY’yeyönelik soruşturmalar ile alakalı olarak da kamuoyunda algı oluşturduğu ilerisürülmüştür. Bu kapsamda başvurucunun aşağıdaki yazılarına değinilmiştir (Buyazıların soruşturma makamlarınca ilgili görülen kısımlarına yer verilmiştir.):
- 27/5/2015 tarihli “YolunSonu Görünüyor” başlıklı yazı
“LAMBAYA PÜF DE! Seçim süreci malum çok sıkıcıve insanlarımız bunaldılar. Bir nebze olsun neşelenin diye şarkıcılık günlerimegeri dönüp, sizlere küçük ve eğlenceli bir sürpriz yaptım. Barış Manço ’nun yıllar önce söylediğibir şarkıyı okuyup, bir de evde kendi imkânlarını ve çok akıllı telefonumla birklip hazırladım. Eğer biraz gidip oynamak sıkıcı gündemden uzaklaşmakisterseniz, YouTube’a girip, ‘LAMBAYA PÜF DE, KORMA TİTRE’ yazarsanız izleyebilirsiniz. Umarımeğlenirsiniz.”
-1/7/2015 tarihli”Millet Seni Başkan Yaptırmadı” başlıklı yazı
“... son umudun savaş kaldı ama unutma, kendievladını askere göndermeye kıyamayanların, başkalarının evlatlarının ölümfermanın hem de hiç yoktan sebeplerle imzalamaya da hakları yoktur. ......!Umarım bunlar son oyunlarınız ve son gayretlerinizdir. Ha çok da savaşistiyorsanız, yanınıza oğlunuzu, damadınızı, makarnalarınızı, jölelifedailerinizi, kefenlilerinizi, 4 bakanınızı, hayırsever Reza’nızıve biatçılarınızı da alır gidersiniz!”
- 20/7/2015 tarihli “HayırseverReza Eniştemiz” başlıklı yazı
“Gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi kötübir huyları vardır. 17-25 Aralık soruşturması kapsamında gözaltına alındıktansonra serbest bırakılan R.Z.nin kuryesi A.K.Cumhuriyet gazetesine yaptığı bomba açıklamalarla gündeme geldi. Karahan.2012-2013 yıllan arasında yurtdışına 200 ton altın çıkardık. ‘Bir yılda eskipara ile 18 katrilyonluk attını yurtdışmaçıkardık. Bu 18 katrilyonun yüzde 4’ü siyasilere yüzde 4’ü ise Zarraba kalıyordu. Ama işin asıl arkasında kimler varbilmiyoruz.’ Dedi. Basında haklarında çıkan nerdeyse her habere yasak getirip,haberi yapanlara dava açanlardan çıt bile çıkmadı. Birileri ağzını açtı, ağzınıaçmak isteyen birçok kişi de sırada bekliyor. Dünyanın başka bir yerinde böylebir açıklama, adalet mekanizmasını harekete geçirirdi, kıyametler kopardı amakimseden çıt yok!. Sadece bu bile insanın midesininbulanmasına yeterken, hasıraltı yapılan onca şeye bakılırsa hiçbir şey olacağıda yok gibi. İran’da hakkında binlerce dosyalık dava açılan, vergi konusundacimri, bahşiş konusunda bonkör R.Z., ülkemizde bakanlar tarafından ödülverilip, C.Başkanıtarafından hayırsever olarak nitelendirilen birisi üstelik de en ünlüsanatçılarımızdan biriyle evli, yani kendisi eniştemiz de olur. Enişteyikoruyan koruyana da. Peki bir gün onları kim koruyacak Malumunuz bizdeenişteler çok kıymetlidir ve sevilirler ama yine de kimse bu yüzden eniştesininönüne yatmaz. Ha bahşişi peşin ödenenler hariç tabii ki. Onlar enişteyi değilama bahşışi çok sev erler...... Bazı insanlar vardırdava adamıdırlar, bazılarıysa para adamı Bazı adamlar vardır, bir sözleriylevezir, bir sözleriyle rezil olurlar. Bazıları davalarını satar zengin, meşhurhatta ihya olurlar. Bazı adamlar da vardır, davaları uğruna her türlü hakaretve eziyete katlanır, adam gibi adam diye anılırlar! Her ramansöylüyorum, cemaatti hükümetti bilmem, tanımam ben! Doğrular konusunda ise aslamütevazı olmam, çünkü doğrucuyumdur! Son zamanlarda sevabı ve günahıyla ama hertürlü zulmün yapıldığı bir adam tamdan, adı E.D. Haksız bir şekilde sürekliüzerine gelinip durulduğu halde, hâlâ terbiyesini bozmadan gururla direnen biradam ...”
- 31/7/2015 tarihli “GaspEdilmiş İktidar?” başlıklı yazı
“Farkında mısınız bilmiyorum ama şu andaiktidarda olmaması gerekenler ülkeyi tek partiymiş gibi yönetmeye devam ediyor,çok ciddi kararlar alıyor, atamalar yapıyor, ihale dağıtıyor, savaşa hükmediyorve kafalarına göre takılıyorlar...”
- 7/8/2015 tarihli “Böl veYönet” başlıklı yazı
“Bir kesim, cemaate yönelik baskılara,tutuklamalara, basın özgürlüğü ihlallerine ‘Aman bırakın oh olmuş, iyi olmuş,beter olsunlar’ diyor! Bilmiyorlar ki baskıya yüz veriyorlar. Nasılsa başımagelmedi, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyorlar! Bilmezler ki o yılanonlara da uğrayacak bir gün! ...”
- 19/8/2015 tarihli “Sahidenİnandınız mı?” başlıklı yazı
“...Yandaşların önüne yatıp, gençleri bir bir ölüme atacaklarına, o ölümler üzerinden de oy hesabı veprim yapacaklarına cidden inandım! Şimdi, ne yaparlarsa yapsınlar, bu gün gelip bu millete hesap vereceklerine de işte öyleinanıyorum! Geçen günkü şehit cenazesinde gördüğüm bir fotoğraf beynime veyüreğime adeta kazındı! Bir eli Türk Bayrağına sarılı bir şehit tabutununüzerinde, önünde çökmüş ağlayan bu şehit babası, üzgün konuklar, askerler vediğer elinde mikrofon, her zamanki mağrur ve kendinden emin tavırlarıylakonuşan Tayyip Erdoğan, ....... Öfkemi, üzüntümü, içime atıyorum. Ve şu cümledökülüveriyor dilimden. ‘HİÇ AÇILIŞIMIZ KALMADI, AMA CENAZEMİZ VAR!’ Buyrun konuşabilirsiniz sayın Cumhurbaşkanı!”
- 21/8/2015 tarihli “TeröristBunlar” başlıklı yazı
“... Bu tv patronuterörle ilgili dizi oynattı, al işte terörist bu! Bak şu gazete MIT TIR’larınıhaber yaptı. Ne kadar da vatan haini ve terörist bu gazete! Şu medya kurumunugördünüz mü? Terör haberi yaparak teröre destek veriyor, çünkü terörist bunlar!Bakın şu kadınlar basılan gazete ya da okulların önünde oturmuş cevşen okuyorlar, kesin beddua da ediyorlardır bize, alayıterörist bunların! Aha bak Cemaat dedi! Hem paralel hem de terörist bu! Artıkne kadar kolay terörist veya vatan haini ilan edilmek. Lügatlerimizden birçokkelimeyi çıkarmak gerek ... Yıllar önce bir vesileyle Boydak ailesini tamınafırsatı bulmuştum. Kayseri’de ve Türkiye’de sevilip sayılan, binlerce insana ıstihdam sağlayan, hayır işleriyle de bilinen gayetmütevazı bir ailedir. Koza İpek ailesi de öyle. M.B.yi gözaltına aldıklarında gerçekten çok şaşırdım.Ülkesini seven, işinde gücünde, inançlı, gerçekten düzgün, başarılı bir işadamı kendisi, iyi bir insan.
Yine o iyi insanlardan H.K, aylardır sudan birsebeple cezaevinde yatıyor. Akın İpek bir sürü mesnetsiz iddiayla suçlanıyor.Onlara ve ailelerine çok geçmiş olsun, iyi insanlara yapılan bu zulümler delütfen artık bir son bulsun!”
- 2/9/2015 tarihli”Özgür Basını Susturamayacaksınız!” başlıklıyazı
“Bugün gazetesi ve İpek Grubu’na yapılanbaskınları kınayarak başlıyorum söze. Lafı uzatmayacağım. İstiyor ki herkessussun! İstiyor ki muhalifler olmasın! İstiyor ki babasının çiftliği gibiyönetsin ülkeyi! Ama bak ne diyeceğim, o işler öyle olmuyor işte! Senbastırdıkça bağırası geliyor insanların! Sen vurdukça sesleri daha gür çıkıyor!Ve ne olursa olsun, canımıza da kastedilse susmayacağız!”
- 30/10/2015 tarihli”Tutuklandık, Vurulduk!” başlıklı yazı
“1 Kasım sonrası bunlar daha iyi günlerimizdiyerek, önümüzde daha kara günlerin olduğunu ifade etmiştim. Günler birerbirer kararmaya devam ederken, her geçen gün faşizan uygulamalar ve baskılardaha da artarak sürüyor. MİT tırları haberi yüzünden adeta hukuk ve adaletkatledilerek C.D. ve E.G. yeni bir dalgayla tutuklanırken, üzerinden iki güngeçmeden Diyarbakır Baro Başkam Tahir Elçi’mnvurulması ve iki polisimizin de şehit edilmesi bunun en çarpıcı örneği oldu.... Geçen gün Can Dündar ve Erdem Gül’e destek için Cumhuriyet gazetesinegittiğimde konuştuğum bir çok insan, artık ülkeden,demokrasiden ve özgürlüklerden umudunu kesmiş durumdalar. Bu yazdığımı bir yerenot etsin bilileri; ‘%49.5 oy belki sizi tek başınaiktidar yapar ama eğer herkesi kucaklayamaz ve bu despotlukta devam ederseniz,top ve tüfekle bile yönetemezsiniz bu ülkeyi!’ Bu arada insanlar artık mevzununcemaat ya da paralel olmadığını geç de olsa anlamaya başlamış durumdalar, bununbir hedef saptırma olduğunu biliyorlar artık, bunun genel bir nabız yoklama, birşahsi intikam meselesi olduğu sır değil artık...”
- 30/10/2015 tarihli “DiktatörOlsam...” başlıklı yazı
“... Suçları ne kadar büyükse, artık neden bukadar korkuyorlarsa, ülkenin yanması bile umurlarında değil! Gözleri kin venefretten kararmış, zaten suratlan çok kötü görünüyorekranda, kalpleri gibi kapkara! Başaramayacaklar! Göstere göstere faşizmebizler de göstere göstere direneceğiz! Türkiye esaret ve baskı altındayaşayabilecek insanlardan oluşmuyor, hatırlatayım dedim! Destek için gittiğimBugün TV’de macera filmlerindeki ne benzer olaylar yaşadım. Değerli dostum E. A.yı’ aradım o anda reji odasındanprogram yapıyorlardı. Beni alması için birini gönderdi, arkadaşı polis görmüşve kapının önünde girmemize engel oluyordu! Giremezsiniz dedi sertçe, o zamanbeni tutuklaması gerektiğini söyledim, biraz itekleştikama tutuklamadı, yalnız içerden beni almaya çıkan arkadaş artık içerigiremiyordu. Tam o an da da ekranlar karartıldızaten, işte size Türkiye’den bir ileri demokrasi manzarası, kanunsuzcakanallara bir sürü şirkete el koyuluyor hem de seçim öncesi ve bunlar kim bilirhangi iktidar yalakalarına peşkeş çekilecek! İnsanların binbiremek ve zorlukla kurdukları işler kim bilir hangi iktidar yalakasına ve havuzbekçilerine verilecek! Kul hakkı mı dediniz? Evet dik alasını yiyorlar!”
- 20/11/2015tarihli “BasınÖzgürmüş, Peh!..” başlıklı yazı
“Basın özgürmüş peh!Gazeteciler saldırıya uğrarken, muhalif basın susturulurken, bir bir iftirayla üzerlerine gidilirken, Tivibu’dansonra şimdi de, dijital platformlarda yasaklarayenilerini eklemek için, savcılık tarafından Süper Online’naait Turkcell TV plus: SamanyoluHaber, Samanyolu TV, Bugün TV ve Kanaltürk”iinyayından kaldırılması istenmiş. Samimi söylüyorümdiktatörlükleri ya da faşist yönetimleri de geçtik...”
- 20/11/2015 tarihli “KayyumCumhuriyeti” başlıklı yazı
“Bizi şaşırtmamaya devam ediyorlar. Şimdi deKaynak Holding”e kayyum atadılar. Kayyum deyip degeçmeyin. 105 bin TL maaş alıyorlar. Çok cazip iş bu zamanlarda. Demokratikhukuk devleti olması gereken bir ülkede insanların malını canım korumaklayükümlü hükümetimiz, istediği yere istediği gibi hukuksuzcaçökebilen bir umacıya döndü, Konuşuyor, anlatıyor, bağırıyoruz ama milleti öylesindirip yordular ki. Cılız da olsa ses ve tepki duyamıyoruz artık! Böylenereye kadar. Nasıl gider bilmiyorum ama adalet tecelli ettiğinde Türkiye çokbüyük tazminatlara maruz kalacak gibi...”
- 15/2/2016 tarihli “SıfırSorundan, Binbir Soruna!” başlıklı yazı
“...MELEK ANNE VE ŞEYTANLAR Cemaate vapılan operasyonlar sonucunda adeta günah keçisi ilanedilerek haksızca varlıklarına el koyulan kayyımlar atanan Akın Ipek’in annesi olarak tanıdım kendisini. Herkesin “MelekAnne dediği yardımsever olduğu şüphe götürmez şekilde anlatılan, çok mantıklısözler eden, çevresindeki herkesin de dediği gibi, zeki ve inançlı tam birhanımefendi kendisi, adı gibi bir Melek. Bu kadına paralel iddiaları üzerindenyapmadık zulüm bırakmadılar.Enson doktor dönüşü bu hasta hanımefendiyi kendi evine dahi sokmadılar Bir yandabir Melek, öte yanda onunla uğraşan şeytanlar gibilerdi adeta ...”
- 7/3/2016 tarihli “Bunun AdıGasptır” başlıklı yazı
“Cumhurbaşkanı Erdoğan yurtdışına çıkarkenyaptığı açıklamada, ‘Ortalık karışabilir!’ diyerek ‘ZAMAN’ ayarlı bombayıortaya bırakıp gitti. Çok sever böyle dikkat çekmeleri, iyi biliriz! İster kihep o belirlesin gündemi, hep onun dediği olsun, oldu da! ‘Ne istediniz devermedik?’ ten, ‘Ne istedik de almadık?’ a giden süreç işte böyle başladı,istedikleri yapılmayınca. Her şeyden önce şunun adını net bir şekildekoymalıyız, bu açıkça devlet eliyle gasptır! Daha önce İpek Medya’ya yapıldığıgibi sudan bahanelerle işin başına kayyımlar getirilir. Sonra gazete, hükümetbültenine çevrilir, ardından da batırılarak yok edilir! ...”
- 9/3/2016 tarihli”Kayyum Ülkesinin Sessiz Sakinleri” başlıklı yazı
“Falanca şirkete kayyum atamışlar, bir sürüinsan işinden aşından olmuş. Ses etmeyin canım boş verin: bize bir şey diyen mıvar. Olan onlara oluyor! Hem için için de seviniyoruzişte, sevmezdik zaten bunları biz paraleldi zaten hepsi, vatan hainiymişler,(havuzun) gazetede okudum! Hem paralelden kurtuluyoruz. Her gün şehit haberlerigeliyor, çok üzülüyoruz ama ne yapalım, terör var. Bak onlar sayesinde bizimçocuklarımız ve bizler sağız zaten. Hem şehit olup en yüksek mertebeye ulaşıyorcennete gidiyorlar. Askerlik ve polislik yan gelip yatma yeri değilmiş zaten,öyle dedi reis bize! Falanca işadamlarını hapsetıkmışlar, aman bize ne kardeşim, biz fakiriz ama onlar lüks içindeyaşıyorlarken iyiydi.... Gazetecileri cezaevine atmışlar, e onlar da casuslukyapmışlar ama (havuzun) gazetede okudum, (havuz) haberlerde izledim, kahvede söylediler!..... Adalet, hukuk yokmuş: yalan kardeşim,varmış aslında. (havuzun) gazetede yazıyordu! ......Gazete önünde, gazetesine destek veren başörtülü kadınları dövmüşler, çolukçocuk demeden biber gazı atmış yerlerde sürüklemişler, ha bir de polistegerçeği yokmuş gibi plastik mermi sıkmışlar bunlara? ...
Sevgili okurlarım, bu yazdıklarım sizlerehayal ürünü gibi gelebilir ama bugünkü kayyumlar ülkesi sakinlerininkafalarında küçük bir gezintiye çıkarmak istedim sizi. Hiçbirini uydurmadım vebu söylemlerin çoğunu yandaş ve trollerin yazdıklarından günlük konuşmalarındanbire bir aldım. Abartı değil, aşağı yukarı değil, kafadaki ses aynen budur.Şimdi biraz olsun anlıyor musunuz, biz mahalle cayır cayıryanarken neden böyle rahat, sessiz ve tepkisiziz?”
- 14/3/2016 tarihli “Hazret Diyorki” başlıklı yazı
“Hazret diyor ki: ‘Bunlar o gazetenin (Zaman’ın)önüne getirdikleri başörtülü kadınları Güneydoğu’da da PKK’lılarla sırt sırtagetirdi. Ve yine diyor ki hazret: ‘Ne dedik, inlerine gireceğiz dedik ... Gelinvicdanlarımızı iki dakikalığına gözden geçirelim ve düşünelim: Cemaatiseversin, sevmezsin... Düşmansın, değilsin, belki de nefret edersin, bu başkabir şey: ama göz göre göre zulmü alkışlamak çok başka bir şey. Hatta bu kadarıgerçekten açık ara haksızlık! ‘İnlerine gireceğiz dedik, girdik!’ demek, nedemektir? Açıkça diyor ki, (itiraf ediyor ki) ‘Zaman’a kayyum kararı hukukideğil, siyasidir, ben yaptırdım!’ Ayrıca Zaman Gazetesi önünde tartaklanan,dövülen kadınlar için söyledikleri de inanılmaz! ‘Bu kadınların, bu insanlarınPKK ile nasıl, ne işi olur, el insaf Düne kadar bu insanlar sizin seçmeniniz,beraber iş yaptığınız, can ciğer olduğunuz, ne isterlerse verdiğiniz, sizigönülden destekleyen insanlar değil miydi? Ne ara Pkk’lıoldular?’ Bu sözler kendine çok güvenen birinden ziyade, kimseyi takmamasından,kimseye hesap verecek olmamasından da kaynaklanıyor...”
- 18/3/2016 tarihli “Alışmayacağız,Alıştıramazsınız!” başlıklı yazı
“...Sîzler sonderece sıkı korunurken. Bir yerden başka bu yere, hatta tuvalete dahi korumaordusuyla giderken, sokağa bile çıkmaya korkan insanları, terörealıştıramazsınız!.. MİT’iniz, polisiniz işi gücü, istihbaratı bırakıp, bütüngücüyle ve vaktiyle muhalif avlarken, okul ve gazete basarken, içi boşbahanelerle şirketlere kayyumlar atarken, bu arada ülkenin başkentinde bombadolu arabalar cirit atarken hiç kimseyi terörle yaşamaya alıştıramazsınız!”
- 20/4/2016 tarihli “DemokratAvrupa, Amerika ve Canım Merkel Ablam!” başlıklı yazı
“...Gazetem diye söylemiyorum ama MeydanGazetesi de onca sıkıntıya onca baskıya rağmen grafiği sürekli yükselişte olanbir gazete oldu. Başta genel yayın yönetmenimiz sevgili dost L.K. olmak üzere,tüm ekip harika işler çıkarıyor. Hepsi takdiri hak ediyorlar ama övgü ya datakdir için değil gerçekleri halka duyurmak için çalışıp didiniyorlar, hepsineburadan bir selam çakıyorum”
- 27/5/2016 tarihli “HalkÇıldırınca” başlıklı yazı
“.....BASINI SUSTURUNCA Bir iddiaya göre Ankara’da anayasal düzene karşıişlenen suçlar bürosu savcısı S.C. Ulaştırma Bakanlığı’na bir talimatgöndererek muhalif radyo televizyon ve internet sitelerinin iletişimlerininuydu üzerinden kapatılmasını istiyor. Tabii bu yasadışı ve saçma sapan talimataherkes çok şaşırıyor. Nedense ben hiç şaşırmadım. Gerekçesi de toplumdakutuplaşmaya yol açtıkları iddiası. Bak savcı bey sana bir çift sözüm var.Birincisi sen git Kuzey Kore ya da İran’da savcılık yap. Tam sana göre!İkincisi basını susturmana gerek yok. Çünkü toplumda kutuplaşma ve ayrılıkyaratan bir tane isim var. Onu da zaten kapatamazsın. Kim olduğunu da gayet iyibiliyorsun, kim sana talimat verdiyse ta kendisi!”
- 10/6/2016 tarihli “UlanHepiniz Oradaydınız” başlıklı yazı
“Kimi paralel yaftası yiyip cezaevinegirmekten, kimi sürülmekten, soruşturmalardan, kimi de işsiz kalmaktan korkanbir toplum, başındaki demir yumruğa teslim olmuş durumda. Sesi çıkanın sesinianında keserler yoksa. Birkaç cesur yürek kaldı ortalıkta, onlar da kelleyikoltuğun altına alıp haykırıyor gerçekleri. Ne kadar ya da nereye kadar sürerbilinmez ama fizik kurallarına ve eşyanın tabiatına da aykırı tüm bu yapılanlarve olanlar. Adalet yeniden dönüp de hesap verme günü gelip çattığındaysa çilyavrusu gibi dağılacak ve inkar edecekleryaptıklarını, tıpkı Nazi’ler gibi ‘Hiçbir şeyden haberimiz yoktu!’ diyeceklerama biliyoruz kimin ne yaptığını ve günü geldiğinde haykıracağız tüm gücümüzle.‘Ulan hepiniz ordaydınız be!’ diyerek hem de!”
- 15/6/2016 tarihli “ÖlürsemCenazeme Gelme İstemem!” başlıklı yazı
“Ülkeye döner dönmez de kıt imkanlarla yayınyapan CanErzincan TV ye sardılar... kapatmak içinküçücük bir TV den bile korkuyorlar, bütün basınellerinde olduğu halde hem de. Hayadan korku dolu, o yüzden bu kadar tahamülsüzce saldırıyorlar zaten. Onlara karşı olan herkesive her şeyi yok etmek istiyorlar. Onca güçlerine, paraya ve desteğe rağmenkorku içinde yaşıyorlar...”
vi. Başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğunu açıklayan basketbolcuE.K. ile fotoğraf çektirdiği, E.K.nin yayınladığıvideoda “Atilla abi bu maç senin için” şeklindeifadelerin bulunduğu ileri sürülmüştür.
19. Başvurucu anılan bu suçlamalara ilişkin olarak kolluktakiifadesinde;
i. FETÖ/PDY’nin medya yapılanmasındayer alıp almadığına ilişkin soruya karşılık: “BenimFETÖ/PDY örgütü ile ilgili herhangi bir bağlantım yoktur. Söz konusu terörörgütünde kamuoyunda isimleri geçen şahıslarla bir alakam yoktur. Yapılanmahakkında bilgi sahibi değilim.”
ii. Medya organlarındaki ve sosyal medyadaki yazı vepaylaşımlarına ilişkin soruya karşılık: “Benhayatımı şarkıcılık yaparak idame ettiririm. Son dört yıldır piyasa durumundandolayı ben şarkıcılık mesleğinden para kazanamadım. Maddi durumum kötüydü.Kiramı ödeyemiyordum. Benim kullanmış olduğum twitteradresim oldukça popülerdir. Sosyal ağda binlerce takipçim vardır. Güncelolaylara ilişkin paylaşımlarda bulunuyorum. Bu paylaşımlarımın beğenilmesiüzerine yaklaşık bir yıl önce Meydan gazetesinden beni telefonla arayarakhaftada üç kez gazetelerinde yazı yazmamı istediler. Ben de teklifi kabul ettimve yaklaşık bir yıldır da kendi irademle yazmış olduğum yazıları köşemdeyazdım. Ben kesinlikle FETÖ/PDY terör örgütünü destekler nitelikte hiçbirplatformda paylaşımda bulunmadım. Fakat benim geçmişte Ergenekon, KPSS gibiusulsüzlük olduğunu düşündüğüm davalar ile ilgili paylaşımlar vardır. Hatta birtanesi ‘Ergenekon değil, engizisyondur’ şeklindedir.Bensosyal demokrat bir insanım, dolayısı ile ben aynı hesapta siyasi iktidaramuhalif paylaşımlarım da olmuştur, bunları ifade özgürlüğü kapsamında dilegetirdim. Paylaşımlarımda devletya da hükümetyetkililerine hakaret içeren söylemlerde bulunmadım. 15 Temmuz darbe girişimiakşamından itibaren darbe karşıtı olduğumu gösteren paylaşımlar hala mevcuttur.Bu tarihten önceki paylaşımlarımda da her türlü darbeye karşı olduğumubelirtmiştim...”
iii. 15/2/2011 tarihli “O kadaristerdimki bir darbe olsun”; 14/2/2011 tarihli “Darbe zamanlarında bile daha fazla demokrasi vardısanki”; 28/6/2011 tarihli “OrduGöreve” şeklindeki paylaşımlarına ilişkin olarak: “Bu paylaşımlar Twitterhesabımın yeni açtığım zamanlarda yaklaşık 500 kadar takipçim olduğu dönemlerdeyapılmış paylaşımlardır. Bu paylaşımları attığımı hatırlamıyorum. Söz konusuhesap bana ait fakat ne için paylaştığımı hatırlamıyorum. Zaten 2011 yılındayapılmış paylaşımlardır. Şimdi kendim bile bunları okurken ne kadar saçmaolduğunu düşündüm. Ama saçma bile olsa ifade vermiş olduğum soruşturmakapsamındaki isnatlar herhangi bir bağı yoktur.”
iv. E.K. ile çektirdiği fotoğrafa ilişkin olarak “Yaklaşık bir sene kadar önce E.K. benim köşeyazıları yazdığım Meydan gazetesine ziyarete gelmiş, arkadaşlarıma Atilla Taş’ın twitterdan hayranıyım,kendisi ile tanışma istiyorum demesi üzerine ben gazeteye gittim. Kendisi iletanıştım. Kendisi ile bu fotoğraf çekildi. Kendisi de bana bir forma hediyeederek jest yaptı. Benim tanışmam ve görüşmem bundan ibarettir. O günden sonrakendisi ile Twitter üzerinden yazışırım. Paylaşımlarayorum yapar, onun dışında sosyal hiçbir bağım alakam yoktur. Ben ünlü birinsanım kendisi de ünlü bir insan, benim bir çokkişiyle fotoğrafım vardır.”
v. FETÖ/PDY terör örgütüne himmet ya da herhangi bir yardımyapıp yapmadığını destekleyip desteklemediği ile ilişkili olarak “...kimseye de herhangi bir para yardımındabulunmadım. Zaten maddi durumum kötü.” Şeklinde beyanda bulunmuştur.
20. Başvurucu 2/9/2016 tarihinde İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığında hazır edilmiş ve burada Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesialınmıştır. Başvurucunun avukatının da hazır bulunduğu ifade alma işlemisırasında -ifade tutanağına göre- başvurucu, kendisine isnat edilen suçlarınıanladığını belirtmiştir. İfadesinde, “...yazmışolduğum twitler ve yazılar herhangi bir örgüte veyagruba faydalı olsun. Amaçta olan yazılar değildir. Sadece zaman zaman vatandaşlardanmağduriyet olduğu konusunda tarafıma bilgi geldiğinde bende bildiğim kadarıylabu mağduriyetleri dile getirmeye çalıştım. Benim çalıştığım dönemde MeydanGazetesine gitmişliğim veya yönetimle yüz yüze gelmişliğim. Yoktur veya 1-2defadır. Yazılarımı İnternet üzerinden yazıp gönderiliyorum. Herhangi bir örgütün amacı doğrultusunda faaliyet göstermem mümkündeğildir...” şeklinde beyanda bulunmuştur.
21. Başvurucu 2/9/2016 tarihinde tutuklanması talebiyle İstanbul1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamaya sevk yazısında kolluktespiti, arama tutanakları ve açık kaynak araştırmaları dikkate alındığında suçşüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğubelirtmiştir.
22. Başvurucu sorgusunda “...Benim Twitter, İnsatagramve Facebook hesaplarım vardır, bu hesaplarda çeşitli paylaşımlarda bulundum.Benim Twitter hesabımda 1 Milyon 600bin tmiştim vardır. Sosyal medyada popüler olunca beniMeydan Gazetesindene genelyayın yönetmeni L.K. arayarak köşe yazarlığı teklifi etti, L.K. daha öncemagazin müdürüydü, bende magazin dünyasında bulunduğum için kendisini dahaönceden tanıyordum, o da beni tanıyordu.uzunzamadır işsiz olduğum için teklifinikabulettim, haftada üç gün yazı yazdım. Ben yazılarımı telefondan e-mail olarakgönderiyordum, gazeteye çalışma süresinde © sefer dışında gitmedim. Gazetedeodam dahi yoktu. Ben Levet Kenezbana ilk iş teklifi ettiğinde Atatürçü, sosyal,demokrat bir insan olduğumu, ifade tmiştim, kendisibana gazetenin magazin ağırlıklı bir gazete olacağını, söylemişti. Bende busebeple kabul etmitim.FETÖ/PDYsilahlı terör örgütünün hedefi ve amacı doğrultusunda hal ve sıfatını bilerekherhangi bir eylem de bulunmadım. Örgüt üyelerinin birbirleri ile irtibatkurdukları belirtilen BYLOCK, EAGLE ve COCO programlarını telefonumdakullanmadım. Bank Asya Finans Kuruluşunda herhangi bir hesabım yoktur. Bu Fetö silahlı terör örgütünü evinedyurdunda kalmadım, bu örgütne himmet, bağış adıaltında herhangi bir maddi yardımda bulunmadım. 15 Temmuz 2016 tarihindeevimdeydim, darbe fiilini Twitter üzerinde öğrendim.İlk tepki veren insanlardın biriyim. Süreci evimden takip ettim, ben bu örgütünsilahli terör örgütü olduğu kanaatine 15 Temmuz 2016 tarihden sonra sahip oldum, genel komuoyuve insanların büyük kısmıda ancak bu tarihten sonrabu örgütün silahlı terör örgütü olduğu sonucuna vardılar. Eğer bu gazetedeçalıştığım için suçlu isem, benim devletim silahlı terör örgütünü gazeteçıkarmasına neden izin vermiştir. Ben böyle bir yapılanma içinde olduklarınıbilseydim değil çalışma, selam dahi vermezdim...” şeklinde açıklamada bulunmuştur.
23. Başvurucu İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/9/2016tarihli kararıyla “örgüte bilerek isteyerekyardım etme” suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama gerekçesi şöyledir:
“... ATİLLA TAŞ’ın üzerlerine atılı ÖrgüteBilerek İsteyerek Yardım Etme suçundan şüphelilerin savunması ve soruşturmaevrakı kapsamına göre şüphelilere yüklenenÖrgüteBilerek İsteyerek Yardım Etme suçunun işlendiği hususunda kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması,suçun niteliği, delil durumu, delillerin tamolaraktoplanmamış olması ve suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırlarınagöre tutuklama tedbirinin verilmesi beklenen ceza ile ölçülü olması, bu aşamadaadli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı dikkate alınarak, şüphelilerinüzerlerine atılı suçtan CMK’nun 100. Ve devamımaddeleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]”
24. Başvurucu tutuklandıktan sonra bir televizyon programındakikatılımcılar başvurucunun örgüt ile bağlantılarını kendilerine anlattığını,hatta FETÖ/PDY’nin propaganda faaliyetlerininyürütüldüğü sosyal medya hesaplarının başında gelen fuatavni isimli hesabın kullanıcısı/kullanıcılarıile doğrudan mesajlaştığını söylediğini beyan etmişlerdir. Bunun üzerine6/9/2016 tarihinde başvurucunun yeniden ifadesi alınmıştır.
25. 6/9/2016 tarihli ifadesinde başvurucu “...Ayrıca Beyaz TV’de yayınlanan ve N.D.nin konuk olduğu E.K.nin decanlı yayına bağlandığı programda benim “fuatavni”ile doğrudan mesajlaşmalarımın olduğu yönündeki beyanlar ve benim MeydanGazetesinin FETÖ örgütünün gazetesi olduğunu bilerek ve gelecekte buradan faydasağlayacağımı düşünerek yazı yazdığım yönündeki beyanları yalandır. Herikisiyle de şahsi husumetim vardır. Ben “fuatavni”ile doğrudan mesajlaşmadım. “fuatavni”hesabı benim takipçim oldu ancak kim tarafından yönetildiği konusunda hiçbirbilgim yoktur. Şahsi husumetim den dolayı canlı yayında bu tür söylemlerdebulunduklarını düşünüyorum...” şeklinde beyanda bulunmuştur.
26. Başvurucu 7/9/2017 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiştir. İtiraz, İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/9/2016 tarihlikararıyla reddedilmiştir. İtirazın reddi kararının ilgili bölümü söyledir:
“...Şüphelilerin çalışma yaşamına ilişkingeçmişleri, sosyal medya paylaşımları ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı bulunan kurum ve kuruluşlarla ilişkileri birliktedeğerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delillerinbulunduğu, atılı suç ve öngörülen ceza miktarına göre de tutuklama tedbirininorantılı olduğu anlaşıldığından itirazların ayrı ayrı reddine ... [kararverildi.]”
27. Başvurucu 28/10/2016 tarihinde tahliyesine karar verilmesi istemiyleİstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğine başvurmuştur. Hâkimlik, 31/10/2016 tarihindebaşvurucunun tahliye talebini kabul etmeyerek tutukluluğun devamına kararvermiştir.
28. Başvurucu 9/11/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiştir.İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği 14/11/2016 tarihinde itirazı reddetmiştir.
29. Başvurucu 29/11/2016 tarihinde 2016/30220 sayılı bireyselbaşvuruyu yapmıştır.
30. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan16/1/2017 tarihli iddianameyle başvurucu ve diğer sanıklar hakkında silahlıterör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyleaynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
31. İddianamede başvurucuyla ilgili olarak -yukarıda da yerverilen- Meydan gazetesinde yazdığı yazılara ve Twitterhesabından yaptığı paylaşımlara atıf yapılmıştır.İddianamedebaşvurucunun örgütle mücadele kapsamında kayyum atanan Bugün TV’ye giderek TV ekranlarındagörünür şekilde destek olması, sosyal medya hesabından FETÖ mensuplarını övücüve örgütle mücadele kapsamında yapılan soruşturmaları itibarsızlaştırıcıpaylaşımları ve örgütün genel tavrına uygun olarak Cumhurbaşkanı’na çeşitliithamlarda bulunması gibi tespitler dikkate alındığında, her ne kadar örgütebilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan tutuklanmış ise de terör örgütüüyesi olduğu belirtilmiştir. İddianamede son olarak Beyaz TV de yayınlanan birprogramda katılımcıların başvurucuyu kastederek örgüt ile bağlantılarını kendilerine anlattıklarını, hatta ‘fuatavni’ isimli sosyal medya hesabınınkullanıcısı/kullanıcıları ile doğrudan mesajlaştığını söylediğinibeyan ettikleri şeklinde bir tespitte bulunulmuştur.
32. İddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabuledilmiş ve dava Mahkemenin E.2017/67 sayılı dosyası üzerinden yürütülmeyebaşlanmıştır. Başvurucunun savunması 27/3/2017 tarihinde yapılan ilk duruşmada alınmıştır.Başvurucu savunmasındaözetle;
i. Hükûmeti eleştirmenin, başbakanı eleştirmenin terör suçuolmaması gerektiğini, FETÖ/PDY ile ilişkilendirildiği tek delilin Meydangazetesinde bir yıllık zaman diliminde yazdığı yazılar olduğunu, ancak beşyıllık dönemdeki paylaşımlarına bakıldığında muhalif olarak hep aynı çizgideolduğunu ifade etmiştir.
ii. Bugün gazetesine kayyum atanmasını protesto etmesiyle ileilgili olarak o gün birçok milletvekilinin ve değişik kesimden insanın oradabulunduğunu, bu eyleme basın özgürlüğü adına katıldığını, başka bir gazete içinde bunu yapacağını ileri sürmüştür.
iii. Meydan gazetesinde çalışmasına ilişkin olarak “Nerede yazdığın değil ne yazdığın önemlidir.”Düsturuyla bu gazetede yazmaya ikna olduğunu, o dönem muhalif olduğu için başkabir platformda yer alamadığını, hatta bir televizyonda başlayacak olanprogramının engellendiğini,buçaresizlikle yazmayı kabul ettiğini, sonuçta bu gazetenin yasal bir gazeteolduğunu, terör örgütü gazetesiyse bu gazeteye neden izin verildiğinibelirtmiştir.
iv. 17-25 Aralık süreciyle ilgili tweetlerininsuç oluşturmadığını, o dönemde birçok kişinin bu konuda açıklama yaptığını, odönemde Meydan gazetesinde de çalışmadığını savunmuştur.
v. Fuatavniile görüştüğü iddiasının dedikodu niteliğinde bir iftira olduğunu, bu iftirayıatan kişilerle husumeti olduğunu dile getirmiştir.
vi. Örgüt üyelerinin, paylaşımlarınıretweetettikleri, yurt içi ve yurt dışında Twitter’da gündemoluşturdukları iddiasına ilişkin olarak 1 milyon 700 bin takipçisinin olduğunu,böyle bir platformda kendi tweetlerini paylaşanlarıkontrol etmesinin mümkün olmadığını, kendi iradesi dışında gelişen bir durumlasuçlanmasının absürd olduğunu söylemiştir.
vii. 15/2/2011 tarihli “Okadar isterdimki bir darbe olsun.” Şeklinde;14/2/2011 tarihli “Darbe zamanlarında biledaha fazla demokrasi vardı sanki” şeklinde; 15/2/2011 tarihli “Mısır’da ordu geldi göreve bitane tutuklama var mı orası burdan daha özgür bi de örnek olacakmışlar pehh peh” şeklinde ve 28/2/2011 tarihli “Ordu Göreve” şeklinde, 20/2/2015 tarihli “Erdoğan 28 Şubat sunumunu izlerken gözyaşlarınıtutamamış. Gün gelip onun devrini sunduklarında, göz yaşlarını tutamayacakmilyonlar var!” şeklinde; 9/2/2015 tarihli “Erdoğan bir gün, o ya da bu şekilde gidecek. Tabi kiardında kutuplaşmış, parçalanmış itibarsızlaşmış, ekonomisi çökmüş bir ülkebırakarak” şeklindeki tweetleriyle ilgili olarakbu tweetlerden 15/2/2011tarihli olanının Mısır ile ilgili olduğunun çok açık olduğunu, Cumhurbaşkanıile ilgili tweetinde Cumhurbaşkanı’nın da bir günöleceğini ima ettiğini, bunun altında başka © aranmaması gerektiğini, 2011yılındaki tweetlerinin espri amacıyla atıldığını beşyıl önce atılan bu tweetlerin 15 Temmuz darbegirişimiyle bir alâkasının olmadığını ifade etmiştir.
33. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada27/3/2017 tarihinde başlayan ilk duruşma 31/3/2017 tarihine kadar devametmiştir.
34. 31/3/2017 tarihinde Cumhuriyet savcısı başvurucunun daaralarında olduğu on üç sanığın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucu dâhil yirmi bir sanığın tahliyesinekarar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“Sanıklar ... ATİLLA TAŞ’ın üzerilerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delildurumu, suç vasfının ileride sanıklar lehine değişme ihtimali, sabit ikametgahsahibi olmaları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak sanıklar ve müdafilerinintahliye taleplerinin kabulü ile başka suçtan tutuklu ve hükümlü değiller ise busuçtanBİHAKKIN TAHLİYELERİNE, bu hususun temin içinCezaevi Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, tahliyelerine karar verilen sanıklarhakkında CMK.nun 109-3-a maddesi kapsamında yurtdışına çıkış yasağı adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına [kararverildi.]”
35. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tahliye kararındanbirkaç saat sonra yeni bir soruşturma başlatılmıştır.
36. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 31/3/2017 tarihinde 668sayılı KHK’nın 3. Maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca bu soruşturma dosyasıhakkında kısıtlama kararı vermiştir.
37. Bu soruşturma çerçevesinde İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca 31/3/2017 tarihinde başvurucu hakkında yakalama ve gözaltıkararı verilmiştir. Yakalama ve gözaltı kararları Silivri Ceza İnfaz Kurumuna ¼/2017tarihinde 00.41 ve 00.44 saatlerinde gönderilmiştir. Yargılama dosyasında yeralan bilgilere göre başvurucu saat 03.00’de Silivri Ceza İnfaz Kurumundayakalanarak gözaltına alınan diğer kişilerle birlikte İstanbul İl EmniyetMüdürlüğüne götürülmüştür.
38. Başvurucu on dört gün süreyle gözaltında tutulduktan sonraİstanbul Emniyet Müdürlüğünde 13/4/2017 tarihinde ifade vermiştir. İstanbulCumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu aynı gün -ifadesi alınmaksızın- anayasaldüzeni ve Hükûmeti cebren değiştirme ve yıkmaya teşebbüs suçlarındantutuklanması talebiyle İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
39. Tutuklamaya sevk yazısında başvurucunun 668 sayılı KHK ilekapatılan Meydan gazetesinde ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)tarafından idari tedbir kararı uygulanan Haberdar adlı internet haber sitesindeköşe yazarlığı yaptığı, 25/2/2016-1/3/2016 tarihlerinde yurtdışına çıkışyaptığı, FETÖ/PDY örgütüyle bağlantılı olan ve ByLockkullanan kişilerle irtibatı olduğu, Bugün gazetesine kayyum atanması sonrasındaprotesto gösterilerinin yapıldığı Bugün Televizyon Kanalının binasıçevresindeki baz istasyonlarından başvurucunun telefonundan sinyal alındığıbelirtilmiştir.
40. Sorgu tutanağında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzimedilen evrak ve eklerinin başvurucuya okunduğu, isnat edilen suçlamanınanlatıldığı belirtilmiştir. Başvurucu haklarını anladığını, müdafileriylebirlikte savunmasını yapacağını beyan etmiştir. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğiaynı tarihte başvurucunun anayasal düzeni ve Hükûmeti cebren değiştirme veyıkmaya teşebbüs suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Tutuklamakararının gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
“...şüpheli Atilla TAŞ’ın pop müzik sanatçısıolduğu, örgüte ait ve kapatılan meydan gazetesi ve haberdar isimli internetsitesinde köşe yazarlığı yaptığı, özellikle haberdar isimli internet istesinin örgütün faaliyetleri çerçevesinde toplumda algıoluşturmak için fuatavni isimli twitterhesabından yayınlanan paylaşımları haber yaptığı, şüphelinin örgütsel faaliyetkapsamında sosyal medya hesabından twitlerpaylaştığı, aynı şekilde bu şüphelinin örgütün üst düzey mensupları olan E.D.,E.Ş., S.S. isimli kişilerle telefon görüşme kayıtlarının bulunduğu, buşüphelinin bylock kullanan örgüt mensupları olanR.B.T., C.K., E.G.A. ve K.G. ile telefon görüşme kayıtlarının bulunduğu, bu şüphelininde örgüt tarafından kendisine yüklenen misyongereğince sosyal medyada ve kamu oyunda algı operasyonları yaptığı,anlaşılmakla tüm şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün basın-yayın vemedya yapılanmasında faaliyette bulundukları bu kapsamda eylem ve fikir birliğiiçerisinde hareket ettiği, darbe girişimi eylemlerinin etki ajanlığı göreviniifa ettikleri dikkate alınarak üzerlerine isnat edilen TCK 309 fıkra 1 ve 312fıkra 1 maddesindeki suçlar ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, suçlarınkatolog suçlar arasında yer aldığı, suçların altsınırları dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı,anlaşılmakla isimleri belirtilen şüpheliler ... Atilla TAŞ’ın ... CMK.100 vedevamı maddeleri uyarıncaayrı ayrı tutuklanmalarına [karar verildi.]”
41. Başvurucu bu karara 20/4/2017 tarihinde itiraz etmiştir.İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği 28/4/2017 tarihinde tutuklama kararında usul veyasaya aykırı bir yön bulunmadığından itirazın reddine karar vermiştir.Başvurucu bu kararı 9/5/2017 tarihinde öğrenmiştir.
42. Başvurucu 23/5/2017 tarihinde 2017/24546 sayılı bireyselbaşvuruyu yapmıştır.
43. 5/6/2017 tarihinde başvurucu hakkında ikinci soruşturmakapsamında iddianame düzenlenmiştir. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine hitabendüzenlenen iddianamede FETÖ/PDY’nin elindebulundurduğu medya organları ile algı operasyonları yaptığı, başvurucunun daörgütün amacı doğrultusunda gerek yazılı gerek görsel medyada gerekse internetortamında algıya yönelik eylemler yaptığı, örgütün algı faaliyetlerinekatılarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye CumhuriyetiHükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya engellemeye teşebbüs etmesuçunu işlediği iddia edilmiştir.
44. İddianamede başvurucuyla ilgili olarak Meydan gazetesinde veBTK tarafından idari tedbir kararı uygulanan Haberdar adlı internet habersitesinde köşe yazarlığı yaptığı, 25/2/2016-1/3/2016 tarihlerinde yurtdışınaçıkış yaptığı, FETÖ/PDY örgütüyle bağlantılı olan ve Bylockkullanan kişilerle irtibatı olduğu, Bugün gazetesine kayyum atanması sonrasındaprotesto gösterilerinin yapıldığı Bugün Televizyon Kanalının binasıçevresindeki baz istasyonlarından başvurucunun telefonundan da sinyal alındığışeklinde tespitlerde bulunulmuştur.
45. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi 16/6/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/223 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
46. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi 18/8/2017 tarihli duruşmada E.2017/67 sayılıdava dosyası ile iş bu dava dosyasının aralarında şahsi, hukuki ve fiilî bağlantıbulunduğu gerekçesiyle birleştirilmesine, yargılamanın aynı MahkemeninE.2017/67 sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine vebaşvurucununtutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir.
47. Başvurucu 18/8/2017 tarihinde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi(SEGBİS) aracılığıyla yaptığı savunmasında ikinci iddianamede belirtilensuçlamalarla ilgili olarak özetle;
i. S.S. (Haberdar adlı internet haber sitesinin sahibi ve genelyayın yönetmeni) isimli kişinin internet sitesinde bir yazısını yayınladığını,iki tane yazıyı daha yayınlayabilmek için kendisini aradığını ve bu teklifikabul ettiğini, bu kişinin daveti üzerine yemek yediklerini, bunun sıradan birsosyal münasebet olduğunu, gazeteci çevresinden birileriyle tanışmak istediğinibu kişinin fuatavni olduğunu bilmediğini, E.A., A.M.ile de bu vesileyle tanıştığını söylemiştir.
ii. E.D.nin, kızının doğum yapmasıüzerine kendisini tebrik etmek için aradığını, bu kişiyi daha öncetanımadığını, bu kişinin çalıştığı yayın grubunun başındaki adam olduğunu ifadeetmiştir.
iii. Diğer irtibatı olduğu kişilerin de medya çalışanları,çalıştığı gazetenin doktoru ve avukatı olduğunu, görüşmelerinin olağangörüşmeler olduğunu belirtmiştir.
iv. 27-29 Ekim tarihleri arasında Bugün Televizyonuna gittiğiniancak o tarihlerde muhalefet partilerinin, milletvekillerinin, her kesimdeninsanın da orada bulunduğunu, bunun suç olmadığını ifade etmiştir.
v. Yurtdışına çıkışlarıyla ilgili olarak ise konser, televizyonprogramı yapmak ve klip çekmek amacıyla yurtdışına çıktığını beyan etmiştir.
48. 24/10/2017 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluktageçirdiği süre, suç vasfının değişme ihtimali nazara alınarak yurt dışına çıkışyasağı konulmak ve her ay iki defa kolluk biriminde imza atmak suretiyle adlikontrol altına alınarak tahliyesine karar verilmiştir.
49. Savcılık 6/2/2018 tarihli duruşmada esas hakkındakimütalaasını sunmuştur. Mütalaada başvurucunun cep telefonu üzerinde yapılaninceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere android işletim sistemi kurulu bir cihazın standartuygulamaları ve uygulama marketi üzerinden indirilip yüklenen uygulamalarınmobil cihaz ekranında görüntülenme şekli tasarımları sunan Launcherisimli uygulamanın alt klasöründe silinmiş ya da aynı market kimliği ile birbaşka cihaza yüklenmesi nedeniyle bu cihazda görünmeyen FETÖ/PDY mensuplarınınkullanmaları amacıyla oluşturulan, münhasıran bu suç örgütünün mensuplarıtarafından kullanılan, örgüt talimatı ile bu ağa dâhil olunan ve gizliliğisağlamak için haberleşme amacıyla kullanılan bir ağ olanByLockuygulamasının indirildiğinintespit edildiğibelirtilmiştir.
50. Başvurucu 20/2/2017 tarihinde dosyadaki bilirkişi raporunakarşı uzman mütalaası sunmuştur. T.B. tarafından hazırlanan uzman raporuna göreBylock uygulamasına ait kalıntının telefona27/11/2014 tarihinde indirilen APUS adındaki ve yaklaşık bir milyon kişitarafından indirilen hâlen Google Play’denindirilebilen farklı bir uygulamaya ait cloudcashi.dbisimli veri tabanında tespit edildiği, APUS uygulamasının telefonun arayüzünü değiştirerek daha kullanışla hâle getiren,uygulamaları türlerine göre listeleyebilen, Türkçe dil desteği sağlayan biruygulama olduğu, uygulama içinde kategoriler hâlinde reklam olarak da iki yüzseksen sekiz adet farklı programın önerildiği, Bylockuygulamasının da reklam olarak önerilen bu uygulamalardan biri olduğu,başvurucunun telefonunda APUS uygulaması tarafından reklam amaçlı Bylock uygulamasının adı, indirilme linki ve Bylock logosunun bağlantısı gibi bilgilerin otomatik ve gayriiradi olarak indirildiği ve bir veri tabanı dosyasına iki yüz seksen sekizfarklı uygulama ile kaydedildiği belirtilmiştir. Sonuç olarak uzman raporundabaşvurucunun Bylock uygulamasını indirmediği,çalıştırmadığı ve kullanmadığı, Bylock kalıntısının APUSadlı uygulama üzerinden reklam amaçlı olarak indirildiği değerlendirilmesindebulunulmuştur.
51. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi 8/3/2018 tarihli kararıyla başvurucununterör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan 3 yıl 1 ay 15gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararınilgili bölümü şöyledir:
“Sanık Atilla TAŞ, esasen Türk Pop Müziğişarkıcısı olup, sunuculuk ve oyunculuğun yanı sıra FETÖ-PDY soruşturmasıkapsamında kapatılan Meydan Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmıştır. Meydangazetesi, FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti nedeniyle 668 sayılı KHK ilekapatılmıştır.
...
HTS analiz raporlarından sanığın diğersanıklardan S.S. A.M. ile ve dava dışı başta E.D. olmak üzere FETÖ/PDY irtibatınedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma yapılan çok sayıda kişi ileirtibat halinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın, örgüte aidiyeti nedeniyle kayyumatanan ve kapatılan kurumlar çevresinde düzenlenen protesto eylemlerinde yeralarak destek verdiği görülmektedir.
Sanığın iddianamede belirtilen ve kendisineaidiyeti sanık tarafından inkar edilmeyen bir kısmıgayriciddi mahiyette çok sayıda yazı ve twit şeklindekipaylaşımlarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü övücü, hükümeti veCumhurbaşkanını çok sert bir dille eleştirir içerikler bulunduğu, sanığınanılan örgütün fikir ve ideolojisine paralel olarak örgüte destek verdiği,
...
Sanıktan elde edilen SAMSUNG marka ceptelefonu üzerinde mahkememizce yaptırılan ve inceleme sonucu dosyaya ibrazedilen bilirkişi raporuna göre, android işletimsistemi kurulu bir cihazın standart uygulamaları ve uygulama marketi üzerindenindirilip yüklenen uygulamaların mobil cihaz ekranında görüntülenme şeklitasarımları sunan Launcher isimli uygulamanın altklasöründe silinmiş ya da aynı market kimliği ile bir başka cihaza yüklenmesinedeniyle bu cihazda görünmeyen, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınınkullanmaları amacıyla oluşturulan, münhasıran bu suç örgütününmensuplarıtarafından kullanılan, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunan ve gizliliğisağlamak için haberleşme amacıyla kullanılan bir ağ olanByLockuygulamasınınindirildiğitespit edilmiş ise de sanığın bu programıkullandığı tespit edilememiştir.
Sanığın FETÖ/PDY’ninfinansman kaynağı olan Bank Asya’da hesabının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar sanık Atilla TAŞ, FETÖ/PDYsilahlı terör örgütüne aidiyeti nedeniyle 668 sayılı KHK ile kapatılan Meydangazetesi bünyesinde bir süre çalışmış, yazı ve twitleriyleörgütün amacı ve ideolojisi doğrultusunda örgütün propagandasını yaparak hedefkitle üzerinde hükümeti ve Cumhurbaşkanını itibarsızlaştırmaya yönelikfaaliyetlerde bulunmuş, her aşamada örgütün yanında saf tutmuş, örgütmensuplarıyla irtibat içinde bulunup görüntü vermiş ise de;
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesiiçin örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik veyoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması gereklidir. Ancak sanığın,örgüt amacını benimsediği,örgütünhiyerarşik yapısına dahil olduğu ve bu suretle verilecek görevleri yerinegetirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk edip, örgütleorganik bağ kurduğuna dair kanıtların bu yönde kesin kanaat oluşturmak içinyeterli olmadığı, örgüt üyeliği için aranan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunlukunsurlarının bir arada gerçekleşmediği, sanığın adı geçen örgütle geçmişedayalı bir iltisakının ve örgütsel geçmişininbulunmadığı, sabit olan eylemlerinin devleti ve anayasal düzeni ortadankaldırmaya yönelen bir terör örgütü olduğuo tarihler itibariyleartık tüm halk tarafından anlaşılmış olanörgütün amacını ve faaliyetlerinde kullanılacağınıbilerek, örgütün halk nezdinde yok olan dini cemaat algısının yenidenoluşturulması ve örgüte yönelik tasfiye operasyonlarının durdurulmasınısağlamaya yönelik, örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet edecekyardımniteliğindeki bulunduğu,örgüt içindeki hiyerarşikyapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunuoluşturduğunun kabulü gerektiği kanaatiyle sanığın TCK. Nın220/7 maddesi göndermesiyle 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına kararverilmiştir.
52. İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yolunabaşvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 22/10/2018tarihli ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Karar busuretle kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
53. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Şahin Alpay [GK], B. No: 2016/16092,11/1/2018, §§ 41-64.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
54. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1.Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığınaİlişkin İddia
a.Başvurucunun İddiası ve Bakanlık Görüşü
55. Başvurucu 2016/30220 sayılı ve 2016/54368 sayılıbaşvurularında kısıtlamanın dayanağını oluşturan 5271 sayılı Kanun’un 153. Maddesininyeterli kesinlikte ve netlikte olmadığını, kanun kalitesini taşımadığını,dosyada kısıtlanma kararı verilmesini gerektirecek bir zorunlulukbulunmadığını, kısıtlama tedbirinin orantılı olmadığını,kısıtlamakararının ve bu karara yaptığı itirazın reddi kararının gerekçesiz olduğunu,soruşturma dosyasında verilen kısıtlama kararı nedeniyle tutuklamanınyasallığının tartışılmasına olanak sağlayacak delil ve belgelere ulaşmaimkanının ortadan kaldırıldığını, bu nedenle etkili bir şekilde tutukluluğaitiraz edemediğini, bu durumun silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerine aykırı olduğunu, belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
56. Başvurucu 2017/24546 sayılı başvurusunda soruşturmadosyasında verilen kısıtlama kararı nedeniyle tutuklamanın yasallığınıntartışılmasına olanak sağlayacak delil ve belgelere ulaşma imkânının ortadankaldırıldığını, bu nedenle etkili bir şekilde tutukluluğa itiraz edemediğini,bu durumun silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırıolduğunu, tutuklamaya sevk yazısını göremediğini, tutuklamanın yasallığının tartışılmasınaolanak sağlayacak delil ve belgelere ulaşma imkânının ortadan kaldırıldığınıbelirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
57.Bakanlık görüşünde; bu bölümdeki iddialara ilişkin olarak biraçıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
58. Anayasa’nın 19. Maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”
59. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarınınAnayasa’nın 19. Maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
60. Anayasa Mahkemesi AydınYavuz ve diğerleri kararında, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa’nın 15. Maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa’nın 15. Maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§187-191).
61. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsünden sonraCumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 21/7/2016 tarihindeolağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş, daha sonra da olağanüstü hâlbirçok kez uzatılmıştır. Olağanüstü hâl ilanı nedenlerinin başında darbe teşebbüsügelmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 224, 226). Olağanüstü hâl ilanı ile darbe teşebbüsünden kaynaklanantehlikenin yanı sıra bu teşebbüsün arkasında olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY’den kaynaklanan tehdit ve tehlikenin de bertarafedilmesinin amaçlandığı görülmektedir (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 48, 229). Nitekim darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanmanın FETÖ/PDY olduğuna ilişkin kamu makamlarınca vesoruşturma mercilerince yapılan değerlendirmeler olgusal temelleredayanmaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 216).
62. Başvurucunun tutuklandığı tarihte Türkiye’de olağanüstü hâlyönetim usulü yürürlüktedir. Tutuklama kararında, başvurucunun darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğuileri sürülmüştür. Dolayısıyla başvurucunun tutuklanmasına dayanak olansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğugörülmektedir. Bu nedenle kısıtlamanın hukuki olup olmadığının, bir başkaifadeyle kararın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı üzerindeki etkisininincelenmesi Anayasa’nın 15. Maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu incelemesırasında öncelikle kısıtlamanın Anayasa’nın 19. Maddesinde yer alangüvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecektir.
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
63. Genel ilkeler için bkz. TurhanGünay [GK], B. No: 2016/50972, 11/1/2018, §§ 58-72.
(2)İlkelerin Olaya Uygulanması
64. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararlarının dahasonra kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belgebulunmamakla birlikte İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamelerin kabuledildiği ½/2017 ve 16/6/2017 tarihleri itibarıyla kısıtlılık 5271 sayılı Kanun’un153. Maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
65. Soruşturma aşamasında başvurucuya yöneltilen suçlamalarıniçeriğinin İl Emniyet Müdürlüğünde yapılan ifade alma işlemi sırasındabaşvurucuya sorulan sorularda açıklandığı ve başvurucunun ifadesinde anılansuçlamalarla ilgili beyanda bulunduğu görülmektedir.
66. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenentutuklama talep yazısında kolluk tespiti, arama tutanakları ve açık kaynakaraştırmaları dikkate alındığında, suç şüphesinin varlığını gösteren olgularınve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtmiştir. Savcılıkça tanzim edilen evrakve ekleri sorgu işlemi öncesinde İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafındanbaşvurucuya okunmuştur. Ayrıca sorgu tutanağında, başvurucuya isnat edilensuçların okunup anlatıldığı da belirtilmiştir. Başvurucunun sorgu sırasındasuçlama konusu olaylarla ilgili anlatımda bulunduğu, sorulan sorulara cevapverdiği; sorgu sırasında hazır bulunan başvurucu müdafinin ise suçlamalarınesasıyla ilgili savunma yaptığıgörülmektedir. Ayrıca başvurucunun tutukluluğuna itiraz dilekçesinde de usul veesasa ilişkin ayrıntılı bir biçimde savunmada bulunulmuştur. Dolayısıylabaşvurucunun ve müdafiinin isnat edilen suçlamalarave tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesinde gerekse sorgusonrasında vâkıf olduğu anlaşılmaktadır.
67. İkinci soruşturma kapsamında Savcılıkça tanzim edilen evrakve ekleri sorgu işlemi öncesinde İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuyaokunmuştur. Başvurucunun sorgu sırasında suçlama konusu olaylarla ilgilianlatımda bulunduğu, sorulan sorulara cevap verdiği; sorgu sırasında hazırbulunan başvurucu müdafiinin ise suçlamalarınesasıyla ilgili savunma yaptığıgörülmektedir. Ayrıca başvurucunun tutukluluğuna itiraz dilekçesinde de usul veesasa ilişkin ayrıntılı bir biçimde savunmada bulunulmuştur. Dolayısıylabaşvurucunun ve müdafinin isnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkileden bilgilere gerek sorgu öncesinde gerekse sorgu sonrasında vâkıf olduğuanlaşılmaktadır.
68. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında birkaç aydevam eden soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık nedeniylebaşvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığınınkabulü mümkün görülmemiştir.
69. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
70. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyleyapıldığı belirtilen müdahalenin Anayasa’da (özellikle 19. Maddenin sekizincifıkrasında) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa’nın15. Maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
71. Başvurucu; 2016/30220 sayılı başvurusunda isnat edilensuçların katalog suçlardan olmadığını, tutuklama nedenlerininvarsayılamayacağını, kuvvetli suç şüphesine ve tutuklama nedenlerine dayanakolabilecek somut bir olgu gösterilmediğini, suç işlediğine dair kuvvetli suçşüphesinden bahsedilemeyeceğini, tutuklamaya dayanak olarak gösterilendelillerin yazmış olduğu gazete yazılardan ve sosyal medya paylaşımlarındanibaret olduğunu, tutuklandığı suç olan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmesuçu kapsamında isnat edilen eylemlerin terör örgütüne yardım niteliğindeolmadığını, bu suçun oluşması için yapılan yardımın maddi nitelikte olması gerektiğini,tutuklamanın istisnai nitelikte bir tedbirolduğu hususunun dikkate alınmadığını, tutuklanmasını gerektiren bir durumolmadığını, tutuklamaya alternatif tedbirlerin neden yetersiz kalacağınınaçıklanmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
72. Başvurucu 2017/24546 sayılı başvurusunda silahlı terörörgütü üyeliğiyle yargılandığı davada tahliye edilmişken Silivri Ceza İnfazKurumundan salıverildiği aynı günün akşamında sosyal medyada Hükûmete yakınkişilerin çağrısı sonucunda daha önceden hiç kimsenin varlığından haberdar olmadığıve muhtemelen o akşam oluşturulmuş bir soruşturma sonucunda tutuklandığını,tahliye kararı veren heyet ve duruşma savcısı hakkında soruşturmabaşlatıldığını ve açığa alındıklarını, tekrardan tutuklanmasını hukukigerekçelerle açıklanmasının mümkün olmadığını, bu tutuklamanın Anayasa’daöngörülen bir amaca yönelik olmadığını, ilk tutuklama kararı kaldırıldığı içintutuklandığını, bu durumun kötü niyet yasağına aykırı olduğunu ve ağır ve açıkbir usulsüzlük teşkil ettiğini, tutuklama kararı veren Hâkimliğin kararındanneden tutuklandığının anlaşılamadığını, kendisine isnat edilen Haberdar adlıinternet haber sitesinde yazarlık yaptığı iddiasının doğru olmadığını, isnatedilen suçlar yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgularınbulunmadığını, tutuklama nedenlerinin de oluşmadığını, tutuklama nedenlerininaçık ve somut olgulara dayalı olarak ortaya konulmadığını,isnatedilen eylemlerin yeni eylemler olmadığını, ilk soruşturmadaki eylemlerin başkabir suça dayanak olarak kullanıldığını, tutuklama tedbirinin ölçüsüz olduğunu,tutuklamaya alternatif tedbirlerin neden yetersiz kalacağının açıklanmadığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
73. Bakanlık görüşünde; soruşturma makamlarınca atıf yapılanbaşvurucunun yazılarının ve paylaşımlarının ve diğer delillerin başvurucununobjektif bir gözlemcide terör örgütüne üye olduğu yönünde şüphe oluşturacaknitelikte olduğunu belirtmiştir. Darbe teşebbüsü sonrasındaki olağanüstü durum gözönünde bulundurulduğunda başvurucunun yakalanıpgözaltına alınmasına ilişkin sürecin temelsiz ve keyfî olmadığı ifadeedilmiştir.
74. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; tutuklanmasıile darbe girişimi arasında bir illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığını,Bakanlık görüşünde de yazıları ve sosyal medya paylaşımları dışında başka birdelilin ortaya konulamadığını, tutuklama kararında hangi yazı vepaylaşımlarının isnat edilen suçlarla bağlantısı olduğunun gösterilmediğini,bütün sanıklar yönünden ortak değerlendirme yapıldığını, somut olayda kuvvetlisuç şüphesinin varlığından bahsedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
75. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. Maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
76. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” kenar başlıklı 15. Maddesişöyledir:
“Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülengüvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”
77. Anayasa’nın “Kişihürriyeti ve güvenliği” kenar başlıklı 19. Maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.”
78. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa’nın 19. Maddesininüçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir. Anayasa Mahkemesinin bu bağlamdaki incelemesi, başvurucuhakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması ile yargılamanın muhtemelsonuçlarından bağımsız olarak tutuklamanın hukukiliğinin değerlendirilmesiylesınırlı olacaktır. Öte yandan Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasınınihlal edilip edilmediği incelenirken her bir başvuru kendi koşullarındadeğerlendirilir.
i. UygulanabilirlikYönünden
79. Başvurucunun tutuklanmasına dayanak olan suçlamanınolağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğu görülmektedir.
80. Bu itibarla olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarkapsamında bir suçlamayla tutuklanan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa’nın 15. Maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa’nın 13. Ve 19. Maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa’nın 15. Maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
81. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Esas Yönünden
(1) Genelİlkeler
82. Anayasa Mahkemesi gazetecinin tutuklanmasının Anayasa’nın19. Maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıbağlamında tutuklamanın hukukiliğine ilişkin başvuruları incelerken gözönünde bulunduracağı genel ilkeleri Şahin Alpay (§§ 77-91) kararında etraflıbir biçimde şu şekilde ortaya koymuştur:
“77. Anayasa’nın 19. Maddesininbirinci fıkrasında, herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğuilke olarak ortaya konduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil veşartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceğidurumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenendurumlardan herhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman,B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
78. Ayrıca kişi hürriyetive güvenliği hakkına yönelik bir müdahale, temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerin belirlendiği Anayasa’nın 13. Maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 19. Maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. Maddesindeöngörülen ve tutuklama tedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafındanöngörülme, Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden birveya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarınauygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994,16/2/2017, §§ 53, 54).
79. Anayasa’nın 13. Maddesindetemel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır.Öte yandan Anayasa’nın 19. Maddesinde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınsınırlanabileceği durumların şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesigerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 13. Ve 19. Maddeleri uyarıncakişi hürriyetine ilişkin müdahale olarak tutuklamanın kanuni bir dayanağınınbulunması zorunludur (Murat Narman, § 43; Halas Aslan, § 55).
80. Anayasa’nın 19. Maddesininüçüncü fıkrasında; suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancakkaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıylaveya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerdehâkim kararıyla tutuklanabilecekleri belirtilmiştir (Halas Aslan, § 57).
81. Buna göre tutuklamaancak ‘suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler’ bakımındanmümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğuhakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetlisayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delilsayılabilecek olguların niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgüşartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/2/2013, § 72).
82. Başlangıçtaki birtutuklama için kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunun tüm delilleriyle birlikteortaya konması her zaman mümkün olmayabilir. Zira tutmanın bir amacı da kişihakkındaki şüpheleri teyit etmek veya çürütmek suretiyle ceza soruşturmasınıve/veya kovuşturmasını ilerletmektir (Dursun Çiçek, B. No: 2012/1108,16/7/2014, § 87; Halas Aslan, § 76). Bu nedenle yakalama veya tutuklama anındadelillerin yeterli düzeyde toplanmış olması mutlaka gerekli değildir. Bubakımdan suç isnadına ve dolayısıyla tutuklamaya esas teşkil edecek şüpheleredayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki aşamalarındatartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların aynı düzeydedeğerlendirilmemesi gerekir (Mustafa Ali Balbay, § 73).
83. Bununla birlikteşüpheli veya sanığa isnat edilen eylemlerin ifade, basın ve sendikaözgürlükleri ile siyasi faaliyette bulunma hakkı gibi demokratik toplum düzenibakımından vazgeçilmez temel hak ve özgürlükler kapsamında olduğu hususundaciddi iddiaların bulunduğu veya bu durumun somut olayın koşullarındananlaşılabildiği hâllerde tutuklamaya karar veren yargı mercilerinin kuvvetlisuç şüphesini belirlerken daha özenli davranmaları gerekir. Buradaki özenyükümlülüğüne riayet edilip edilmediği Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir(Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 116; bu yöndeki denetim sonucunda verilen ihlal kararı için bkz.Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, §§ 71-82; kabuledilemezlik kararları için bkz. Mustafa Ali Balbay, § 75; Hidayet Karaca [GK],B. No: 2015/144, 14/7/2015, § 93; İzzettin Alpergin [GK], B. No: 2013/385, 14/7/2015,§ 46; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,17/5/2016, §§ 124, 133, 142).
84. Öte yandan Anayasa’nın19. Maddesinin üçüncü fıkrasında, tutuklama kararının ‘kaçma’ ya da ‘delillerinyok edilmesini veya değiştirilmesini’ önlemek amacıyla verilebileceğibelirtilmiştir. Bununla birlikte anayasa koyucu, tutuklama nedenlerine ilişkinolarak ‘bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğerhâllerde’ ibaresine yer vermek suretiyle hem tutuklama nedenlerinin Anayasa’daifade edilenlerle sınırlı olmadığını belirtmiş hem de bunların dışında birtutuklama nedeninin ancak kanunla düzenlenmesini mümkün kılmıştır (Halas Aslan,§ 58).
85. Tutuklama nedenlerinindüzenlendiği 5271 sayılı Kanun’un 100. Maddesinde tutuklama nedenlerisayılmıştır. Buna göre şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığındavranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veyabaşkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetlişüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 46; Halas Aslan, § 59). Bununla birliktebaşlangıçtaki bir tutuklama için Anayasa ve Kanun’da öngörülen tutuklamanedenlerinin dayandığı tüm olguların somut olarak belirtilmesi -işin doğasıgereği- her zaman mümkün olmayabilir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,26/7/2017, § 68).
86. Diğer taraftan Anayasa’nın13. Maddesinde temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların ‘ölçülülük’ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncüfıkrasında yer alan ‘tutuklamayı zorunlu kılan’ ibaresiyle de tutuklamanınölçülü olması gerektiğine işaret edilmektedir (Halas Aslan, § 72).
87. Ölçülülük ilkesi, ‘elverişlilik’,‘gereklilik’ ve ‘orantılılık’ olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır.Elverişlilik, öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeyeelverişli olmasını; gereklilik, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahaleninzorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasınınmümkün olmamasını; orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğanve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
88. Bu bağlamda dikkatealınacak hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi veuygulanacak olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır. Nitekim 5271sayılı Kanun’un 100. Maddesinde; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemeyeceğiifade edilmiştir (Halas Aslan, § 72).
89. Ayrıca tutuklama tedbirininölçülü olduğunun söylenebilmesi için tutuklamaya alternatif diğer korumatedbirlerinin yeterli olmaması gerekir. Bu çerçevede -tutuklamaya göre temelhak ve özgürlüklere daha hafif etkide bulunan- adli kontrol yükümlülüklerininulaşılmak istenen meşru amaç bakımından yeterli olması hâlinde tutuklamatedbirine başvurulmamalıdır. Nitekim bu hususa 5271 sayılı Kanun’un 101. Maddesinin(1) numaralı fıkrasında işaret edilmiştir (Halas Aslan, § 79).
90. Her somut olaydatutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olupolmadığının, tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığının ve tutuklamatedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle anılan tedbiri uygulayan yargımercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve delillerle doğrudan temashâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım (2), § 123).
91. Bununla birlikte yargımercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı AnayasaMahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki denetimi,somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin süreç vetutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve CanDündar, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım(2), § 124). Nitekim 5271 sayılıKanun’un 101. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında; tutuklamaya ilişkinkararlarda kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını vetutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterileceği belirtilmiştir (Halas Aslan, § 75;Selçuk Özdemir, § 67).”
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
(a) İlkTutuklama Kararı Yönünden
83. Başvurucu 3/9/2016 tarihinde terör örgütüne yardım etme suçundanİstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklanmıştır.
84.Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, FETÖ/PDY terörörgütüyle bağlantısının bulunduğu iddiasıyla-terör örgütü üyesi olmamaklabirlikte- örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 5271 sayılı Kanun’un100. Maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
85. Anılan suç 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndasuç olarak düzenlenmiş vebir yaptırıma (hapiscezasına) bağlanmıştır. Bu yönüyle başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
86. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
87. Somut olayda tutuklama kararında tüm şüpheliler hakkındakuvvetli suç şüphesi de dâhil olmak üzere tutuklama koşulları yönünden ortakdeğerlendirme yapılmıştır. Tutuklama kararında başvurucu yönünden hangi yazıveya sosyal medya paylaşımının ya da hangi delilin terör örgütüne yardımkapsamında olduğuna ilişkin bir değerlendirmede bulunulmamıştır. İddianamedeise başvurucunun hangi yazılarının ve paylaşımlarının suçlamaya konu edildiğibelirtilmiştir. İddianamede ayrıca başvurucunun Bugün gazetesine kayyumatanması sürecinde gerçekleştirilen protesto gösterilerine katıldığı, Fuatavni ile irtibatlı olduğu iddia edilmiştir. Mahkûmiyetkararında bilirkişi raporuna dayanılarak başvurucunun ByLockuygulamasını indirdiği ancak bu programı kullanmadığı belirtilmiştir.Başvurucunun sunduğu uzman mütalaasında ise başvurucunun Bylockuygulamasını indirmediği, çalıştırmadığı ve kullanmadığı değerlendirmesindebulunulmuştur. Başvurucunun Bylock uygulamasınıkullanmadığı hususunun sabit olması, bu uygulamayı indirdiğinin ise tartışmalıolması dikkate alınarak kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığının tespitindediğer deliller yönündenbir değerlendirmeyapılacaktır.
88. Esasında tutuklamaya dayanak olan deliller başvurucunungazete yazılarından ve sosyal medya paylaşımlarından oluşan ifadeleridir. Kamumakamlarının FETÖ/PDY’ye yönelik olarak buyapılanmanın hem kamudaki hem de sivil alandaki etkinliğini önlemeye yöneliktedbirler aldıkları dönemde başvurucunun sosyal medya hesabından yaptığıpaylaşımların ve daha sonra FETÖ/PDY ile bağlantılı olması dolayısıylakapatılan Meydan gazetesindeki yazılarının bir kısmının bu yapılanmayı övücü,bu yapılanmanın faaliyetlerini meşru göstermeyi ve yapılanmaya yönelikyürütülen soruşturmaları sonuçsuz bırakmayı hedefleyici nitelikte görülmesininve bu hususların başvurucu ile FETÖ/PDY arasındaki ilişkiyi ortaya koyan birolgu olarak değerlendirilmesinin keyfî olduğu söylenemeyecektir. Öte yandanbaşvurucunun yazıları ve paylaşımlarıyla ortaya koyduğu bu tutumunu darbeteşebbüsüne kadar devam ettirmesi de dikkate alındığında soruşturmamercilerinin bu yazı ve paylaşımları suçun işlendiğine dair kuvvetli birbelirti olarak değerlendirmeleri temelsiz ve keyfî bir yaklaşım olarakgörülmemiştir.
89. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede, tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasındateşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda,delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersizkalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüssırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçmaimkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenensuçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 78-79).
90. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütüne yardım etme suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun’un 100. Maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır.
91. Somut olayda İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak başvurucunun üzerineatılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilensuçlardan olmasına ve delillerin henüz toplanmamış olmasına, suçun niteliğinedayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andakigenel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul1. Sulh Ceza Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerininolgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
92. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa’nın 13. Ve19. Maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY’nin özellikleri de dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
93. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğininisnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işinniteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucuhakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğusöylenemez.
94. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrası ilegüvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
95. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa’da (13. Ve 19. Maddelerde)yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa’nın 15. Maddesindeyer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
Hasan Tahsin GÖKCAN ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşekatılmamışlardır.
(b)İkinci Tutuklama Kararı Yönünden
96. Başvurucu tahliye edildikten sonra ikinci soruşturmakapsamında bu kez anayasal düzeni ve Hükûmeti cebren değiştirme ve yıkmayateşebbüs suçundan 14/4/2017 tarihinde tutuklanmıştır.
97. Somut olayda öncelikle başvurucunun ikinci keztutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
98. 5271 sayılı Kanun’un 90. Maddesinin (2) numaralı fıkrasındabir suç işlediği şüphesiyle kişinin yakalanabilmesi için tutuklama şartlarınınvarlığı aranmıştır. Diğer bir deyişle yakalama emri düzenlenmesini gerektirendiğer nedenlerden (örneğin 5271 sayılı Kanun’un 98. Maddesi) farklı olaraktutuklama amacıyla yakalama yapılabilmesi için kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut deliller bulunmalıdır. Diğer taraftan kanun koyucu şuç şüphesiyle yakalanan kimselerin gerek gözaltı süresinindolması gerekse hakim kararıyla serbest kalmasıüzerine özgürlüğüne yönelebilecek keyfi müdahaleleri önlemek amacıyla yakalamayasağı öngörmüştür. Bu yasak itiraz mercii tarafından verilenyakalamakararını kapsamamaktadır. Şöyle ki; 5271 sayılı Kanun’un 91. Maddesinin (6)numaralı fıkrasına göre gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkimininkararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiilleilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararıolmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamayacaktır. Bu hükümuyarınca aynı fiilden dolayı ikinci kez yakalama yapılabilmesi için yeni veyeterli delil elde edilmesi zorunludur. Sözü edilen yeterli delilin 5271 sayılıKanun’un 100. Maddesinde belirtilen nitelikte olması gerektiği açıktır. Bunedenlerle aynı yasağın tutuklama tedbiri açısından da geçerli olması gerekir.Zira yeni ve yeterli delil elde edilmeden verilen yakalama kararı kanuna aykırıolduğunda, yakalama kararı sonrasında aynı verilere dayanan tutuklama kararı daevleviyetle kanuna aykırı olacaktır.
99. Somut olayda ilk tutuklama kararının dayanağı başvurucununsosyal medyadaki paylaşımları ve gazete yazılarıyla FETÖ/PDY’ninamaçları doğrultusunda hareket ederek bu örgüte yardım ettiği iddiasıdır.İkinci tutuklama kararı da aynı olgulardan hareketle başvurucunun anayasaldüzeni değiştirmeye çalıştığı iddiasına ilişkindir. İkincisinde farklı bir suçnitelemesi yapılmış ise de her iki tutuklama kararında temelde aynı olgularadayanılmıştır. Başka bir deyişle ikinci tutuklamaya dayanak gösterilen olgusaltemelin yukarıda açıklanan kanunilik şartını gerçekleştirmekten uzak olduğuanlaşılmaktadır. Diğer taraftan ikinci tutuklama kararında ilk tutuklamatedbirine dayanak suçun dışında başka suçlara vücut verebilecek yeni ve yeterlidelillerin de bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda isnat konusu eylemlerdenyargılama aşamasında tahliyesine karar verilen başvurucunun aynı gün temeldeaynı eylemlerden hareketle başlatılan yeni bir soruşturma kapsamındayakalanması ve tutuklanmasının kanuni bir dayanağı bulunmamaktadır.
100. Varılan bu sonuç karşısında başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığına yönelik diğer iddialarının ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
101. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncüfıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
102. Bununla birlikte anılan tedbirin olağanüstü dönemlerdetemel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasınıdüzenleyen Anayasa’nın 15. Maddesi kapsamında meşru olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
© Anayasa’nın15. Maddesi Yönünden
103. Anayasa’nın 15. Maddesine göre savaş, seferberlik,sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasınınkısmen veya tamamen durdurulabilmesi ve bunlar için Anayasa’nın diğermaddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesi mümkündür.Ancak Anayasa’nın 15. Maddesi, bu hususta kamu otoritelerine sınırsız bir yetkitanımamaktadır. Anayasa’nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırıtedbirlerin Anayasa’nın 15. Maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hak veözgürlüklere dokunmaması, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırıbulunmaması ve durumun gerektirdiği ölçüde olması gerekir. Anayasa MahkemesinceAnayasa’nın 15. Maddesine göre yapılacak inceleme bu ölçütlerle sınırlıolacaktır. Anayasa Mahkemesi bu incelemenin usul ve esaslarını ortaya koymuştur(Aydın Yavuz ve diğerleri, §§192-211, 344).
104. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı savaş, seferberlik,sıkıyönetim ve olağanüstü hâl gibi olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiğidönemlerde Anayasa’nın 15. Maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulmasıyasaklanan çekirdek haklar arasında değildir. Dolayısıyla bu hak yönündenolağanüstü hâllerde Anayasa’daki güvencelere aykırı tedbirler alınmasımümkündür (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 196, 345).
105. Ayrıca anılan hakkın, milletlerarası hukuktan kaynaklananyükümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerden özellikle Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin4. Maddesinin (2) numaralı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)15. Maddesinin (2) numaralı fıkralarında ve bu Sözleşme’yeek protokollerde dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında olmadığı gibisomut olayda başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan sözkonusu müdahalenin milletlerarası hukuktan kaynaklanan diğer herhangi biryükümlülüğe (olağanüstü dönemlerde de korunmaya devam eden bir güvenceye)aykırı olduğu da saptanmamıştır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 199, 200, 346).
106. Bununla birlikte kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı devletinbireylerin özgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına alantemel bir haktır (Erdem Gül ve Can Dündar,B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 62). Kişilerin keyfî olarak hürriyetinden yoksunbırakılmaması, hukukun üstünlüğüyle bağlı olan bütün siyasal sistemlerinmerkezinde yer alan en önemli güvenceler arasındadır. Bireylerin özgürlüklerineyönelik müdahalenin keyfî olmaması, olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiğidönemlerde de uygulanması gereken temel bir güvencedir(Aydın Yavuz ve diğerleri, §347).
107. Tutuklama tedbirinin uygulanması suretiyle bireylerin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına keyfî olarak müdahale edilmemesini sağlayacakgüvencelerin başında kanunilik unsuru gelmektedir. Kanuni dayanak bulunmadantutuklama tedbirine başvurulabileceğinin kabulü, kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına ilişkin tüm güvencelerin anlamsız hâle gelmesi sonucunu doğurur.Dolayısıyla -hangi nedenle benimsenmiş olursa olsun- olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde de kanuni dayanağı bulunmayan bir tutuklama durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbirolarak kabul edilemez. Bu itibarla olağanüstühâl döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasınıve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa’nın 15. Maddesinin, başvurucunun kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncüfıkrasında belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşru kılmadığıdeğerlendirilmiştir.
108. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa’nın 15. Maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasıbağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
109. Başvurucu 2016/30220 sayılı başvurusunda somut olaydatutuklama sebeplerinin mevcut olmadığını, delillerin yazılarından ve sosyalmedya paylaşımlarından ibaret olduğunu, bu delillerin karartılmasının mümkünolmadığını zira bunların herkese açık olduğunu, kısıtlama kararı nedeniylediğer delilleri bilmediğini, bilmediği bir delili karartmasının mümkünolmadığını, kaçma şüphesinin de olmadığını, soruşturmadan haberdar olmasıüzerine kendiliğinden teslim olmak için geldiği sırada yakalandığını,tutuklamave tutukluluğun devamı kararlarında kanunda sayılmayan tutuklama nedenlerinedayanıldığını, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiğini,tutuklama sebeplerinin diğer şüphelilerle birlikte bireyselleştirme yapılmadandeğerlendirildiğini, tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarıngerekçesiz olduğunu, tutuklamanın istisnai nitelikte bir tedbir olduğuhususunun dikkate alınmadığını, tutukluluğun devamı kararlarında alternatiftedbirlerin neden yetersiz kalacağının açıklanmadığını belirterek adilyargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
110. Başvurucu 2017/24546 sayılı başvurusunda tutukluluğun makulsüreyi aştığını, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
111. Bakanlık görüşünde, bu bölümdeki iddialara ilişkin olarakbir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
112. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun bu başlık altındaki şikâyetlerinin tutukluluğun makulsüreyi aşmasına ilişkin olduğu değerlendirilmiş ve bu şikâyetler Anayasa’nın19. Maddesinin yedinci fıkrası kapsamında incelenmiştir.
113. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önündeileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözümekavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlindebaşvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
114. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutuklamanın hukukiolmadığını veya tutuklama süresinin makul olmadığını iddia eden başvurucunun,devam eden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini vetazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesigerekir (Hamit Kaya, B. No:2012/338, 2/7/2013, § 46).
115. 5271 sayılı Kanun’un tazminat isteminin düzenlendiği 141. Maddesinin(1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan,tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna uygunolarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayanve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi ve manevi hertürlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin bu hususta birbaşvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte aynı Kanun’untazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. Maddesinin (1) numaralıfıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğindenitibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğibelirtilmektedir.
116. Bu yol bir yandan başvurucunun maruz kaldığı tutukluluksüresinin makul olup olmadığının tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın tazminiimkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. Maddesi ileöngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir veelverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Hamit Kaya, § 48).
117. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği22/10/2018 tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun’un 141. Maddesine dayanaraksüresi içinde tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Mahkûmiyetkararının kesinleşmesiyle birlikte tutukluluk sürecine ilişkin olarak sadecetazminat talebinde bulunabileceği dikkate alındığında bu talep yönünden etkinve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yolu tüketilmeksizin bireyselbaşvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereğimümkün değildir (Hamit Kaya, §49). Öte yandan bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucunun anılan tazminat yolunu tüketmesi için 5271 sayılı Kanun’un 142. Maddesindeöngörülen dava açma süresi de geçmemiştir.
118. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığıiddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
B. İfade ve BasınÖzgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
119. Başvurucu, tutuklanmasına dayanak oluşturan delillerinsosyal medyada yaptığı paylaşımlar Meydan gazetesindeki yazılar olduğunu,sosyal medyada yaptığı paylaşımların ve Meydan gazetesindeki köşe yazılarınınifade özgürlüğünün kullanımı niteliğinde olduğunu, bu hususlara dayanılaraktutuklanmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu2017/24546 sayılı başvuruda da benzer iddialarda bulunmuştur.
120. Bakanlık görüşünde; ifade ve basın özgürlüğü ile ilgiliolarak başvuruya konu davaların derdest olduğu gerekçesiyle başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğunu ileri sürmüştür. Bakanlıkayrıca başvurucunun bu başlık altındaki iddialarının tutuklamanın hukukiolmadığına yönelik olduğunu, bu nedenle ayrı bir değerlendirme yapılmasınagerek olmadığını belirterek bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğunubelirtmiştir. Bakanlık; esas bakımından yaptığı değerlendirmede ise ifadeözgürlüğüne yapılan müdahalenin kanuni olduğunu, meşru amaca hizmet ettiğini,ölçülü ve demokratik toplumda gerekli olduğunu ifade etmiştir. Bakanlık ayrıcademokratik toplumda gerekli olma açısından başvurucunun eylemleriningazetecilik faaliyeti kapsamında olmadığını, FETÖ/PDY’ninkarmaşık yapıda olması nedeniyle her türlü meslek mensubunun bu örgüt lehineçalışma yürütebileceğini, örgüt lehine çalıştığı tespitine rağmen bazı meslekmensuplarına sahip oldukları kimlikleri nedeniyle dokunulmamasının suçlamücadeleyi aksatacağını, bu soruşturmanın da bu çerçevede düşünülmesigerektiğini dile getirmiştir.
121. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; yargılamanındevam ediyor olmasından bahisle bu şikâyetin kabul edilemez olduğuna ilişkindeğerlendirmenin doğru olmadığını, Anayasa Mahkemesinin Erdem Gül veCan Dündar kararında dava derdest olduğu hâlde ifade ve basınözgürlüğü şikâyetini incelediğinin belirtmiştir.Başvurucuayrıca bireysel başvuru dilekçesinde dile getirdiklerine ek olarak ifade vebasın özgürlüklerine yapılan müdahalenin kanuni dayanağının olmadığını,yazılarında ve paylaşımlarında şiddeti teşvik edici nitelikte bir ifadeninbulunmadığını, yazılarının ve paylaşımlarının çok daha güçlü bir biçimde korumaaltına alınan siyasi nitelikte ifadeler olduğunu ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
122. Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ifade ve basınözgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunmahakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerkenöncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyiaşıp aşmadığını değerlendirmekte; daha sonra tutuklamanın hukukiliğine ya datutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarakdiğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar, §§ 92-100; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 111-117; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015,§§ 191-203; Mehmet Haberal, B.No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 105-116; KemalAktaş ve Selma Irmak, B. No: 2014/85, 3/1/2014, §§ 61-75; Faysal Sarıyıldız, B. No: 2014/9,3/1/2014, §§ 61-75; İbrahim Ayhan, B. No: 2013/9895, 2/1/2014,§§ 60-74; Gülser Yıldırım, B. No: 2013/9894, 2/1/2014, §§60-74).
123. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasının (ilk tutuklama yönünden)hukuki olmadığı iddiası incelendiğinde başvurucununsuç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğuayrıca olayda tutuklama nedenlerinin mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülüolduğunun söylenebileceği sonucuna varılmıştır (bkz. §§ 83-94). Bu kapsamda yapılan değerlendirmelerdikkate alındığında başvurucunun yalnızca ifade özgürlüğü kapsamında kalaneylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiası yönündenfarklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.
124. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. Ve 28. Maddeleribağlamında ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
125. Buna göre başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinetutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa’da (26. Ve 28. Maddelerde)yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa’nın 15. Maddesindeyer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
Hasan Tahsin GÖKCAN ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşekatılmamışlardır.
126. Öte yandan ikinci tutuklama yönünden tartışma konusu olanasıl mesele, ilk tutuklama kararına dayanak gösterilenlerden farklı olgularınbulunup bulunmadığı hususu olduğundan bu tutuklama yönünden ifade ve basınözgürlüklerini ihlal edildiği iddiasının ayrıca incelenmesine gerekgörülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
127. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. Maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilk iki cümlesi ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
128. Başvurucu, 100.000 TL manevi tazminat talebindebulunmuştur.
129. Başvuruda, ikinci tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyleAnayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmiştir. Başvurucu yargılandığı dava kapsamında tahliye edilmiştir (bkz. §48). Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
130. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelikmüdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 25.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
131. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 736,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan 3.211,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
A. 1. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ilk tutuklama yönündenKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
3. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ikinci tutuklama yönündenKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
4. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
5. Tutuklanma dolayısıyla ifade ve basın özgürlüklerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın ilk tutuklama yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
B. 1. Anayasa’nın 19. Maddesinde güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ilk tutuklama yönünden İHLAL EDİLMEDİĞİNE HasanTahsin GÖKCAN ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
2. Anayasa’nın 19. Maddesinde güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ikinci tutuklama yönünden İHLAL EDİLDİĞİNEOYBİRLİĞİYLE,
3. Anayasa’nın 26. Ve 28. Maddelerinde güvence altına alınanifade ve basın özgürlüklerinin ilk tutuklama yönünden İHLAL EDİLMEDİĞİNE HasanTahsin GÖKCAN ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Başvurucuya net 25.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 736,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan 3.211,50TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 25. Ağır CezaMahkemesine (E.2017/67) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvuranın ilk tutukluluğu hakkında Birinci Bölümçoğunluğunca, özgürlük ve güvenlik ile ifade özgürlüğü haklarının ihlaledilmediğine oy çokluğuyla karar verilmiştir. Bu karar yönünden çoğunlukgörüşünden ayrı oy kullanmama neden olan gerekçelerim aşağıda açıklanmaktadır.
2. İlk olarak, terör örgütüne yardım (TCK m. 220/7, 314)suçlamasını içeren tutuklama kararında başvurucuya ilişkin bir bireyselleştirmeyapılmaksızın aynı dosyada tutuklanmaya sevk edilen tüm şüpheliler yönündentoptan bir değerlendirme yapılmış, başvurucunun hangi eylemi, söz veyayazısının kuvvetli suç şüphesine neden olduğu belirtilmemiştir.
3. İkinci olarak başvurana yönelik suçlamanın tümüyle gazeteyazıları ve sosyal medya paylaşımlarından ibaret ve bu paylaşımların tamamınında 15 Temmuz 2016 tarihinden öncesine ait olduğuna işaret etmek gerekir.Başvuran, suçlamaya konu FETÖ terör örgütünün bu yasa dışı amaç ve yapısınıönceden bilmediğini, kendisinin sol siyasi görüşe mensup olması nedeniyleyazılarında iktidara muhalif fikirleri paylaştığını ancak darbe girişiminionaylamadığını ve anılan tarihten sonraki paylaşımlarında da bunu yansıttığınısavunmaktadır.
4. Gerek AYM ve Yargıtay gerekse AİHM kararlarında sıkçatekrarlandığı üzere şiddete çağrı, ayrımcılık veya bireylerin onur ve şerefinesaldırı içermediği takdirde kişilerin düşünce açıklamaları anayasal ifadeözgürlüğü kapsamındadır. Kişiler bu açıklamaları nedeniyle suçlanamaz.Açıklanan ifadelerin medya mensubuna ait olması durumunda ayrıca basın özgürlüğüdevreye girmektedir. Suç oluşturan başka faaliyetlere iştirak bulunmadığı veyukarıda belirtilen sınırları ihlal etmediği takdirde salt düşünceaçıklamalarının ve gazete yazılarının bir suç isnadına konu teşkil etmemesibeklenir. Başka bir anlatımla bir kimsenin ve gazetecinin olaylara bakışı veyorumlarının birtakım terör örgütlerinin bakış açısıyla örtüşüyor olmasınınterör örgütüne yardım suçunun kanıtı olarak sunulması çoğulcu demokratik hukukdüzenlerinde kabul edilebilir ve öngörülebilir değildir. Ancak elbette birgazetecinin bir örgüt üyesi olarak talimatla ya da ilgili yapının terör örgütüolduğu bilinç ve iradesiyle terör örgütünün bazı faaliyetlerine iştirak edipyardımda bulunması mümkün olabilir. Bu takdirde suçlamanın dayanağı olandelillerin de gösterilmesi gerekir. Dolayısıyla örgütsel bağlantıyla ilgilikanıtlar gösterilmeden veya bir terör örgütünün amacı olan anayasal düzeniyıkmaya yönelik cebir ve şiddet içeren araç fiillerin işlenmesini teşvikiçermediği ya da bizatihi suç teşkil etmediği takdirde bir düşünceaçıklamasının örgüte yardım olarak itham edilmesi hukuka uygun değildir.
5. Nitekim AİHM daha önce yargı kararlarıyla terör örgütü olduğuyıllar önce tespit edilmiş bir örgütün bildiri ve açıklamalarını yayımladığıiçin suçlanıp mahkûm edilen dergi editörü, yazı işleri müdürü ve sahiplerininbaşvurularıyla ilgili kararlarında; yazılarda şiddet kullanımının, silahlıdireniş veya ayaklanmanın teşvik edilmediğinin ve kin güden bir söylemiçermediğini belirten gerekçelerle Türkiye aleyhine ihlal kararları vermiştir(diğerleri arasında bkz. Çapan/Türkiye,B. No: 7197801, 25.7.2006; Gözel ve Özer/Türkiye, B. No: 43453/04,31098/05, 6.7.2010; Kanat ve Bozan/Türkiye,13799/04, 21.10.2008).
6. Son olarak Türkiye hakkındaki bir başvuruda AİHM, terörörgütü lehine sloganların atıldığı, pankart ve flamaların açıldığı gösteriyürüyüşüne katılanların terör örgütüne yardım suçundan mahkûm edilmelerinedeniyle ihlal kararı vermiştir. Kararda; başvuranlara yapılan uygulamakarşısında TCK’nın 220/7. maddede yer alan ‘örgüte bilerek ve isteyerek yardım’ögesinin, anayasal gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edilmemesini sağlayacak birgüvence oluşturmadığı, anılan kanun hükmünün bu şekliyle keyfî uygulamalaraaçık ve bu nedenle de öngörülebilir olmaması nedeniyle toplanma özgürlüğüneyapılan müdahalenin ‘yasallık’ niteliğinden yoksun olduğunu ifade etmiştir (AİHM Bakır vd./Türkiye, B. No: 46713/10, 10/7/2018;aynı yönde İmret/Türkiye, (No 2) B. No: 57316/10,10.7.2018). Bu kararlardan da görüleceği üzere bizatihi bir suçoluşturmadığı veya bir terör örgütünün talimatıyla hareket edildiğini gösterirdeliller sunulamadığı takdirde anayasal bir hakkı kapsayan etkinliğin terörörgütüne yardım olarak nitelendirilmesinin ve bir suçlamaya dayanak olarak gösterilmesininhukuki bir temeli bulunmamaktadır.
7. Diğer taraftan AYM tarafından daha önce belirtildiği üzere,bireylerin özgürlüğüne yapılan müdahalenin keyfi olmamasını güvence altına alanözgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin anayasal koruma, olağanüstü yönetimusullerinin yürürlükte olduğu dönemlerde de geçerlidir (Aydın Yavuz ve diğ. par. 47). Başka deyişleolağanüstü yönetim usulü uygulanan dönemde de suç işlendiğine ilişkin olarakbir delil bulunmadan kişilerin tutuklanmaları, Anayasa'nın 15. maddesianlamında ‘durumun gerektirdiği ölçüde’ bir tedbir olarak değerlendirilemez. Bubağlamda başvuran hakkındaki tutuklama kararı ile itirazın reddine ilişkinkararda, yükletilen suça yönelik kuvvetli belirti bulunduğuna ilişkin ilgili veyeterli gerekçe yer almaması karşısında tutuklamanın hukuki olmadığıdeğerlendirilmektedir.
8. Açıklanan nedenlerle ilk tutuklama kararı yönünden başvuranınözgürlük ve güvenlik hakkının ve ayrıca hukuki olmayan tutuklama dolayısıylaifade özgürlüğünün ihlal edildiği düşüncesindeyim.
Başkan
Hasan Tahsin GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucu, diğer ihlal iddiaları yanında, kendisine uygulanantutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunmuştur. Çoğunluk kararında ilk tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasınailişkin olarak başvuru kabul edilebilir bulunduktan sonra, başvurucununAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası ile güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir. Bu kararakatılmamaktayım. İkinci tutuklama kararında ise Mahkememiz çoğunluğu aynıeylemlerden hareketle başlatılan yeni bir soruşturma kapsamındagerçekleştirilen tutuklamanın kanuni dayanağı bulunmadığına hükmetmiştir.İkinci tutuklama kararındaki ihlal sonucuna ise katılmaktayım.
2. Meydan Gazetesi yazarlığı yapmış olan başvurucunun daaralarında bulunduğu otuzbeş kişi hakkında İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY'nin medyayapılanmasıyla bağlantılı olarak 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasındasoruşturma başlatılmıştır ve bu kapsamda başvurucu İstanbul 1. Sulh CezaHâkimliğinin 3.9.2016 tarihli kararıyla "örgüte bilerek isteyerek yardımetme" suçundan tutuklanmıştır.
3. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama gerekçesişöyledir: “... ATİLLA TAŞ'ın üzerlerineatılı Örgüte Bilerek İsteyerek Yardım Etme suçundan şüphelilerin savunması vesoruşturma evrakı kapsamına göre şüphelilere yüklenenÖrgüteBilerek İsteyerek Yardım Etme suçunun işlendiği hususunda kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması,suçun niteliği, delil durumu, delillerin tamolaraktoplanmamış olması ve suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırlarınagöre tutuklama tedbirinin verilmesi beklenen ceza ile ölçülü olması, bu aşamadaadli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı dikkate alınarak, şüphelilerinüzerlerine atılı suçtan CMK'nun 100. ve devamımaddeleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına … [ karar verildi.]"(§ 23).
4. Aradan belli süre geçtikten sonra Cumhuriyet savcısı31/3/2017 tarihinde başvurucunun da aralarında olduğu bazı sanıklarıntahliyesine karar verilmesini talep etmiş ve bunun üzerine İstanbul 25. AğırCeza Mahkemesi başvurucu ve bazı sanıkların tahliyesine karar vermiştir. Ancakİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tahliye kararından birkaç saat sonrabaşvurucu hakkında yeni bir soruşturma başlatılmış ve bu soruşturma kapsamında13.04.2017 tarihinde başvurucunun İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince Anayasaldüzeni ve Hükûmeti cebren değiştirme ve yıkmaya teşebbüs suçlarındantutuklanmasına karar verilmiştir. Bu tutuklamada da ağırlıklı biçimde öncekisoruşturmaya konu olan olay ve olgulara dayanılmıştır (bkz.: § 40).
5. Çoğunluk kararında ilk tutuklama kararı ile ilgili“tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddia” başlığı altında yapılandeğerlendirmede dosyadaki her bir delil ayrı ayrı ele alınıpdeğerlendirilmemiş, bunlar hep birlikte ele alınarak şu şekilde birdeğerlendirmeyle bunların suçun işlendiğine dair kuvvetli bir belirti olarakdeğerlendirilmelerinin temelsiz ve keyfi olmadığına hükmedilmiştir:
“Esasında tutuklamaya dayanak olan delillerbaşvurucunun gazete yazılarından ve sosyal medya paylaşımlarından oluşanifadeleridir. Kamu makamlarının FETÖ/PDY’ye yönelikolarak bu yapılanmanın hem kamudaki hem de sivil alandaki etkinliğini önlemeyeyönelik tedbirler aldıkları dönemde başvurucunun sosyal medya hesabındanyaptığı paylaşımların ve daha sonra FETÖ/PDY ile bağlantılı olması dolayısıylakapatılan Meydan gazetesindeki yazılarının bir kısmının bu yapılanmayı övücü,bu yapılanmanın faaliyetlerini meşru göstermeyi ve yapılanmaya yönelikyürütülen soruşturmaları sonuçsuz bırakmayı hedefleyici nitelikte görülmesininve bu hususların başvurucu ile FETÖ/PDY arasındaki ilişkiyi ortaya koyan birolgu olarak değerlendirilmesinin keyfi olduğu söylenemeyecektir. Öte yandanbaşvurucunun yazıları ve paylaşımlarıyla ortaya koyduğu bu tutumunu darbeteşebbüsüne kadar devam ettirmesi de dikkate alındığında soruşturmamercilerinin bu yazı ve paylaşımları suçun işlendiğine dair kuvvetli birbelirti olarak değerlendirmeleri temelsiz ve keyfi bir yaklaşım olarakgörülmemiştir”(§ 88).
6. Çoğunluk kararındaki yönteme yani dosyadaki tüm delillerinbir bütün olarak değerlendirilerek buradan hareketle bu yazı ve paylaşımlarınsoruşturma mercileri tarafından suçun işlendiğine dair kuvvetli bir belirtiolarak kabul edilmesine katılmamaktayım. Anayasa Mahkemesi tutuklamanınhukukiliği başlığı altında başvurucunun durumunu değerlendirirken tutuklamayaesas alınan tüm olay ve olguları ayrı ayrı değerlendirerek sonuca ulaşmalıdır.Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadı da bu yöndedir (Bkz.: ŞahinAlpay [GK], B. No: 2016/16092, 11.01.2018, §§ 94-100; Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11.01.2018, §§ 132-147; Selahattin Demirtaş [GK], B.No: 2016/25189, 21.12.2017, §§ 145-156; GülserYıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16.11.2017, §§ 134-141).
7. Bunun yanında esasa ilişkin boyutuyla çoğunluk kararınabaşvurucu hakkında dosyada sunulan yazı ve paylaşımların suçun işlendiğine dairkuvvetli bir belirti olarak kabulünün mümkün olmadığı kanaatinde olduğum içinkatılamamaktayım. Bu bağlamda tutuklamanın hukukiliği konusu hükme bağlanırkendosyada yer verilen ve başvurucunun 14.02.2011 tarihinden 28.05.2016 tarihinekadar olan farklı zamanlardaki sosyal medya paylaşımları ile 668 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum veKuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ilekapatılan Meydan gazetesinde 27.05.2015 tarihinden 15.06.2016 tarihine kadarfarklı zamanlarda yayınlanan 21 köşe yazısının her birinin ayrı ayrıdeğerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
8. Dosyada yer verilen bahse konu sosyal medya paylaşımları ileköşe yazılarının muhalif nitelikte oldukları, çok sert ve ağır eleştiriniteliği taşıdıkları kolaylıkla fark edilmektedir. Ancak iki adet sosyal medyapaylaşımı hariç dosyada yer verilen delillerin hiçbirisinin ceza hukukbağlamında suç olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Başvurucunun bahse konusosyal medya paylaşımları ve köşe yazıları FETÖ / PDY’ninamaçları ile örtüşen eleştirileri içermektedir. Ancak bunlardan dolayı başvurucununsorumlu tutulabilmesi için bunlarda bir suç unsurunun ya da terör örgütü ilebirlikte bu suçu işleme konusundaki bir iştirak iradesinin veya şiddet veterörü teşvik edici bir yönünün açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Oysa buhusus Sulh Ceza Hakimliğinin tutuklama kararında ortaya konulamamıştır. Bunungibi Mahkememiz çoğunluk kararında da başvurucunun dosyadaki sosyal medyapaylaşımları ve yazdığı köşe yazılarının suç unsuru niteliğinde olduğu vedolayısıyla suç işlenmesi konusunda kuvvetli bir belirti olduğu ortayakonulamadığı için çoğunluk kararına bu yönü ile katılamamaktayım. Dosyadasunulan delillerden hareketle suçun işlendiğine dair kuvvetli bir belirtiortaya konulamadığı için meşru amaç ve ölçülülük gibi tutuklamanın hukukiliğikonusunda daha sonraki aşamalara ilişkin bir değerlendirme yapılmasına gerekolmadığı kanaatindeyim.
9. Bununla birlikte kanaatimce başvurucunun iki sosyal medyapaylaşımı ile ilgili daha farklı bir değerlendirme yapılması gerekir. Başvurucukendi twitter hesabından 15.2.2011 tarihinde "O kadar isterdimkibir darbe olsun" ve 28.2.2011 tarihinde "Ordu Göreve" şeklinde iki tweet paylaşmıştır. Bu iki tweetpaylaşımının içeriği itibariyle suç işlendiği noktasında dikkate alınmamasınınmümkün olmadığının söylenemeyeceğini ifade etmek gerekir. Zira meşru birhükümeti hukuk dışı yollarla ve zor kullanarak devirmeyi amaçlayan bir sosyalmedya paylaşımı hiçbir zaman ifade hürriyetinin korumasından faydalanamaz. Bunedenle bu iki tweet paylaşımının ceza kovuşturmasınatabi tutulması durumunda bu mesajların bunları paylaşan kişiye uygulanacak olantutuklama tedbirindeki suç işlendiğine dair kuvvetli bir belirtiye dayanakolarak gösterilmesi mümkündür.
10. Ancak başvurucu bu mesajları Kasım 2011 yılında paylaştıktansonra Savcılık tarafından bu mesajlar başvurucunun diğer sosyal medyapaylaşımları ve gazetede yazdığı köşe yazıları ile birlikte Eylül 2016’dasoruşturmaya konu edilmiştir. Oysa bu kadar açık biçimdeki bu tür suçiddialarının savcılıklar tarafından soruşturmaya hemen konu edilmelerigerekirdi. Nitekim bu mesajlar birer tweet paylaşımıolarak o tarihten beri aleniydi ve pekalasavcılıklarca bu kişi hakkında ceza soruşturması başlatılabilirdi. Kaldı kidosyada Şubat 2011 – Eylül 2016 tarihleri arasında başvurucuya ulaşılamadığınaveya başvurucunun yurt dışında bulunduğuna dair bir bilgiye de yerverilmemiştir. Ancak bu yapılmayıp başvurucu bu paylaşımlarının üzerinden beşyıldan fazla bir zaman geçtikten sonra tutuklanmıştır. Yukarıda da ifadeedildiği üzere, başvurucu hakkında dosyada yer verilen diğer delillerin tamamıifade hürriyeti kapsamında kabul edildiğine göre 2011 yılında yaptığı ve suçunsuru taşıdığı noktasında dikkate alınabilecek olan iki paylaşım nedeniylebaşvurucunun 2016 yılında tutuklanmış olması bu nedenle ölçülü bir tedbirolarak kabul edilemez.
11. Yukarıda sıralanan nedenlerle başvurucu hakkında uygulananilk tutuklama tedbirinin Anayasanın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülenkişi hürriyeti ve güvenliği güvenceleri ile bağdaşmadığı kanaatiyle Mahkememizçoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
12. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin olağanüstühalin uygulanmakta olduğu bir dönemde devreye sokulduğu dikkate alındığında, butedbirin aynı zamanda Anayasa’nın 15. maddesi ile uyumlu olup olmadığını dadeğerlendirmek gerekir. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininolağanüstü hallerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veyatamamen durdurulması ya da bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilmesine imkan sağlayan Anayasa’nın bu hükmü yönüyledeğerlendirildiğinde, bu hükmün olağanüstü dönemlerde dahi Anayasa’nın 19.maddesinin üçüncü fıkrasındaki güvencelere daha fazla müdahaleyi mümkün halegetirmediğini ve bu yönüyle de Anayasa’nın 15. maddesinin başvurucu hakkındabahse konu tedbiri meşru kılmadığını belirtmek gerekir (Benzer yönde bkz.Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11.1.2018, §§ 152-158; (Şahin Alpay [GK], B. No: 2016/16092,11.1.2018, §§ 105-110).
13. Benzer şekilde uygulanan tutuklama tedbiri ile başvurucununifade ve basın hürriyeti ihlal edildiği için bu özgürlüklere yapılan müdahalede Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir. KanaatimizceAnayasa’nın 15. maddesi somut dosyada başvurucunun ifade ve basın hürriyetinede bu nedenle daha fazla müdahaleyi meşru kılmamaktadır (Benzer yönde bkz. Mehmet Hasan Altan (2) §§ 238-242; Şahin Alpay, §§ 143-147).
14. Sonuç olarak ilk tutuklama kararı yönünden başvurucunun kişihürriyeti ve güvenliği başlıklı Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasındakigüvenceler ile birlikte 26. ve 28. maddelerdeki ifade ve basın hürriyetininihlal edildiği kanaatindeyim.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ