TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
A.Ü. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/17190)
Karar Tarihi: 19/4/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
A. Ü.
Vekili
:
Av. Orhan ÇELEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek Türk SilahlıKuvvetlerinden (TSK) ilişiğinin kesilmesi işlemi nedeniyle özel hayatıngizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/11/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığında muvazzaf subaystatüsünde görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dairisimsiz bir e-posta gönderilmesi üzerine başvurucu hakkında idari tahkikatbaşlatılmıştır.
9. İstihbarata karşı koyma faaliyeti çerçevesinde 4/4/2012tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafındanbaşvurucunun ifadesi alınmıştır. Söz konusu ifade metninde başvurucununifadesine hangi kapsamda başvurulduğu hususu belirtilmemiştir. Anılan ifademetnine göre başvurucuya nerelerde görev yaptığı, sanal ortamdaki herhangi birsosyal paylaşım sitesinde üyeliğinin olup olmadığı, İnternet üzerinden veya yüzyüze tanışmak suretiyle birlikte olduğu kadınların kimler olduğu, gösterilen bazıgörüntülerin kendisine ait olup olmadığı sorulmuştur. Başvurucu, sorulansoruları ayrıntılı olarak yanıtlamış ve ifade tutanağını imzalamıştır.
10. Tahkikat sonucunda hazırlanan raporda, başvurucunundavranışlarının TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı davranışkapsamında olduğu belirtilerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi teklifigetirilmiştir.
11. Bu teklif doğrultusunda başvurucu hakkında 4/3/2013tarihinde, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri PersonelKanunu'nun 50. maddesi uyarınca TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir.
12. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.
13. Başvurucu dava dilekçesinde psikolojik baskı altında hukukaaykırı şekilde ifadesinin alındığını belirtmiştir. Bunun yanı sıra başvurucu,çok sayıda takdir belgelerinin bulunduğunu, hiç bir disiplin cezasıbulunmadığını, çok başarılı çalışmaları olduğunu, özel yaşamına ait unsurlarınkurum disiplin ve düzenini tehdit eden bir yönü bulunmadığını iddia etmiştir.
14. Yargılama sırasında AYİM Başsavcılığı dava konusu işleminiptali yönünde görüş sunmuştur. Başsavcılık görüşünde, başvurucunun sicilnotlarının çok iyi düzeyde olduğu, pek çok takdir ve ödül belgelerininbulunduğu, hiçbir disiplin veya cezai yaptırımının da bulunmadığıbelirtilmiştir. Başsavcılık görüşünde, başvurucunun kendi ifadesinden eldeedilen ve özel hayatın gizliliği içinde kalması gereken bilgilerin ayrıcahukuka aykırı şekilde elde edilen görüntülerin ayırma işlemine esasalınamayacağı belirtilmiştir.
15. AYİM, oybirliğiyle davayı reddetmiştir. AYİM'egöre başvurucuya isnat edilen davranışlar TSK'nın itibarını sarsacak nitelikteahlak dışı davranış kapsamındadır ve bu nedenle başvurucunun TSK'daki görevinidevam ettirmesi uygun değildir. AyrıcaAYİM,başvurucunun ifadesinin usulsüz ve hukuka aykırı şartlarda alındığı iddialarınıda reddetmiştir. AYİM kararında, başvurucunun ifadesinin ceza soruşturmasıkapsamında değil disiplin soruşturması çerçevesinde alındığı, iradesinin fesadauğratıldığına dair kanıt bulunmadığı belirtilmiştir.
16. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemide reddedilmiştir. Nihai karar 15/10/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
17. Başvurucu vekili tarafından 3/11/2014 tarihinde bireyselbaşvuru yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görevyapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesinedayanak oluşturan mevzuata (G.G. [GK],B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30; benzer durumlara ilişkin uluslararasıhukuka Yaşar Türkmen, B. No:2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Özel Hayatın GizliliğiHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, psikolojik baskı altında hukuka aykırı şekilde veözel hayatın gizliliği ihlal edilerek sorgulandığını, idarenin hukuk dışıyollarla ifadesini aldığını ve beyanlarını çarpıtarak istihbarat raporudüzenlediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca TSK'da görev yaptığı sürede çoksayıda takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çok iyi derecedeolduğunu, özel hayatına ilişkin unsurların hiç bir şekilde görevineyansımadığını, ayırma işleminin ölçüsüz olduğunu belirtmiştir. Bu nedenlerleAnayasa'nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkının ihlaledildiğini iddia etmiş, yeniden yargılama yapılmasına ve uygun miktarda manevitazminat verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu ayrıcakimliğinin kamuya açık belgelerde gizli tutulmasını istemiştir.
2. Değerlendirme
21. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, özel hayatınave aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın veaile hayatının gizliliğine dokunulamaz."
a. Gizlilik Talebi Yönünden
22. Somut olayın koşulları dikkate alındığında başvurucununşeref ve itibarının korunması bakımından haklı nedenler bulunduğuanlaşıldığından kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebininkabulüne karar verilmesi gerekir.
b. Kabul EdilebilirlikYönünden
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Esas Yönünden
24. Cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle başvurucu hakkında TSK'danayırma işlemi tesis edilmesinin özel hayatının gizliliği hakkına bir müdahaleoluşturduğu açıktır (Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §43).
25. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen "kanunlar tarafındanöngörülme", "Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenleredayanma", "demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmama" ölçütlerine uygun olması gerekir.
26. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleridikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygunolduğu (Ata Türkeri, § 39; G.G., §§ 48-50), askerî disiplinin ve kamuhizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğinkorunması şeklinde meşru amaç taşıdığı (AtaTürkeri, §§ 40-41; G.G.,§§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§50-58) anlaşılmaktadır.
27. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi Ata Türkeri ve G.G. başvurularında, benzer idari süreçler izlenerek askerîpersonelin cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle TSK'dan ayırma işlemleriniincelemiş ve özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.Mahkeme, G.G. kararında bu sonucavarırken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:
"65. Somut olayda başvurucunun söz konusuifadesinin, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esasalınacağı konusunda bilgi verilmeden temin edilmiş olması anılan ifadeyi hukukiyönden şüpheli duruma getirmektedir. Ayrıca ifade alma işlemi esnasında sorulansorular gözönüne alındığında başvurucunun meslekihayatını değil özel hayatını ilgilendiren iddialara yanıt vermek zorundabırakıldığı görülmektedir. Bu kapsamda başvurucuya yöneltilen iddialarıngörevinin ifasıyla değil daha çok mahremiyet alanında gerçekleşen özel yaşameylemleri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ihtilaf konusu ayırmaişleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. ... başvuruya konudisiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların esasen meslekifaaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşam eylemleriolduğu anlaşılmaktadır.
66. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıylada bütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabitutulabilecekleri açıktır. Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırmaişlemi tesis edilmesinin başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadartemel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde deönemli bir etki oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâlegeldiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindekisınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olmasıgerekir.
67. AYİM kararında da, başvurucunun ifade almaişleminin usul ve içerik yönünden hukuka aykırı unsurlar taşıdığı iddialarınarağmen anılan ifadenin alındığı koşulların detaylı şekilde incelenmediği,başvurucunun özel hayatının en mahrem yönünü oluşturan cinsel hayatını ... tümdetaylarıyla anlatmasının nasıl gerçekleştiği hususunun ortaya konulmadığıgörülmektedir. AYİM tarafından söz konusu soyut nitelikteki ifadede belirtilenhususlar dayanak alınmak suretiyle TSK'dan ilişiğin kesilmesi işlemine karşıaçılan davanın reddedildiği anlaşılmıştır. Öte yandan Mahkeme kararındabaşvurucunun özel hayatına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatıüzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edici gerekçeler ortaya konulmadığıgibi anılan eylemlerin TSK’nın işleyişi üzerindeki etkisi ve risklerinin dedetaylı şekilde açıklanmadığı, ayırma işlemine dayanak olarak kabul edilendelillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiğine ilişkin ileri sürülen iddialarhakkında bir araştırma yapılmadığı ... görülmüştür.
68. Bu durumda muhakeme sırasında açık vesomut bir biçimde öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteolduğu anlaşılan başvurucunun söz konusu iddialarına Mahkemece makul birgerekçe ile yanıt verilmemesi, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususların mesleğiüzerindeki etkisinin açıklanmaması ve özel hayatın gizliliği hakkına gereklisaygının gösterilmesini adil şartlarda savunabileceği usule ilişkin etkiligüvencelerden başvurucunun yararlandırılmaması nedenleriyle AYİM kararınınmahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve yeterligerekçe içermediği kabul edilmelidir. Bunun yanında tesis edilen ayırmaişleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu dikkate alınarakölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile ulaşılabilecek genelyarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun kaybı arasında adilbir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkı üzerindekisınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde olduğu veyabaşvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olduğuhususunda bir inceleme yapılmadığı ve gerekli özenin gösterilmediği sonucunaulaşılmıştır. "
28. Somut olayda, anılan değerlendirmelerden ve ulaşılansonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
29. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesindegüvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu, AYİM'in tarafsızolmadığını ve temyiz yolunun mevcut olmaması nedeniyle iki dereceli yargılamahakkının verilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
31. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
i. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirkenbelirtildiği üzere AYİM’in oluşumu, statüsü vegörevleri Anayasa ve ilgili Kanun'da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa veilgili kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleriyönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun bulunmadığı,kararlarından dolayı idareye hesap vermek zorunda olmadıkları ayrıca disiplineilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığıgörülmektedir (Yaşasın Aslan, B.No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıf subayı üyelerinin en fazladört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplin konularında yukarıdabahsedilen Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri içinde idari veyaaskerî yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları bu subaylarınidareye karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir.
33. Açıklanan nedenlerle Mahkemenin bağımsız ve tarafsızolmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. İki Dereceli Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucu, AYİM Birinci Dairesi tarafından verilen kararhakkındaki karar düzeltme taleplerinin aynı Daire tarafından karara bağlanmasınedeniyle adil yargılanmadığını ileri sürmüştür.
35. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
36. Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün2. maddesinde cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı tanınmış ise deilgili tarihlerde Türkiye bu Protokol’e taraf olmadığı gibi başvuru konusu olayda bir ceza yargılaması değildir.
37. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdindetemyiz yani iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nintaraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,§§ 42-45).
38. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu ihlal iddialarınınAnayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50.Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
40. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına, uygun miktardamanevi tazminat verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
41. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayatıngizliliği hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
42. Özel hayatıngizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmaküzere AYİM Birinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
43. Başvurucu tazminat talep etmişse de yeniden yargılamayapılmak üzere dosyanın AYİM Birinci Dairesine gönderilmesine kararverilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğuanlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. AYİM'de hâkim sınıfından olmayansubay üyelerin bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İki dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatıngizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesine (Anılan Dairenin 4/3/2014tarihli ve E.2013/484, K.2014/221 sayılı kararına ait dava dosyası ileilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.