TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
A.V. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1649)
Karar Tarihi: 20/1/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucular
:
A.V.
K.S.
M.D.
Vekili
:
Av. Abdulhalim YILMAZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; Başvuru; gerigönderme merkezinde yargısal bir karar olmaksızın yeterli güvencelersağlanmadan kanuna aykırı olarak keyfî bir şekilde ve sağlıksız koşullarda 65gün boyunca idari gözetim altında tutulma ve bu süre içinde serbest bırakılmayısağlayacak etkili bir kanun yolunun bulunamaması nedenleriyle Anayasa’nın 17., 19., 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 22/2/2013 tarihinde Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm BirinciKomisyonunca 27/6/2013 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 29/7/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin birörneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,görüşünü 30/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesinesunmuştur.
6. Bakanlık tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş 23/10/2013başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşıbeyanlarını 7/11/2013 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu veeklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Birinci başvurucu A.V., ikinci başvurucu K.S. ve üçüncü başvurucu M.D. Çeçenkökenli Rusya Federasyonu vatandaşlarıdır.
9. Başvurucular, kendiiddialarına göre Çeçenistan’daki savaş ortamı ve devam eden silahlı çatışmadandolayı siyasi ve dinî nedenlerle yaşamları tehlikeye gireceği korkusu ileülkelerini terk ederek 2005 yılından bu yana iltica talebi ile göç ettikleriTürkiye’de yaşamaktadırlar.
10. Başvurucular, yasalolarak “ikamet tezkeresi” ileTürkiye’de ikamet etmekte iken İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ŞubeMüdürlüğü ekiplerince “CasuslukFaaliyetlerinde Bulunmak” suçu şüphesiyle 16/11/2012tarihinde başlatılan operasyon neticesinde yakalanarak aynı tarihte göz altınaalınmışlardır.
11. Birinci başvurucununevinde yapılan aramada üç adet tabanca, telefon numaraları ihtiva eden isimlistesi, hard disk, CD ve DVD’ler, bir miktar para, uyku tulumu, çadır ve bottüründen malzemeler bulunmuştur.
12. 16/11/2012tarihinden 20/11/2012 tarihine kadar dört gün süreyle gözaltında tutulan ikincive üçüncü başvurucular, çıkarıldıkları Cumhuriyet savcılığı tarafındanifadeleri alındıktan sonra 20/11/2012 tarihinde serbest bırakılırken birincibaşvurucu, İstanbul (TMK 10. Maddesi ile Görevli) Cumhuriyet Savcılığının20/11/2012 tarihli ve 2012/2318 soruşturma sayılı yazısıyla “Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veyataşıma veya bulundurma” suçundan tutuklanması istemiyle İstanbul 2No.lu Hâkimliğine (TMK 10. Maddesi ile Görevli) sevk edilmiştir.
13. Anılan Hâkimlikçe 20/11/2012 tarihinde birinci başvurucu hakkında “CMK 109/3-a maddesi uyarınca ‘yurtdışına çıkmamak’ veaynı maddenin 3. fıkrasının ‘b’ bendi uyarınca 15 günde bir defa olmak kaydıylamesai saatleri içerisinde Cuma günleri ikamet ettiği yer adli kontrol biriminedüzenli olarak imza vermek adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına”karar verilmiş ve serbest bırakılmıştır.
14. Cumhuriyet savcılığı vemahkeme kararlarıyla serbest bırakılan başvurucular salıverilmeyerek 20/11/2012 tarihinde Kumkapı (İstanbul) Geri GöndermeMerkezinde (Kumkapı GGM/Merkez) idari gözetim altına alınmışlardır.
15. İçişleri Bakanlığının 22/1/2013 tarihli ve 1973-24044 sayılı yazısıyla Türkiye’yegiriş yasağı kararı saklı kalmak kaydıyla başvurucular hakkında 15/7/1950tarihli ve 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkındamülga Kanun’un 23. maddesine istinaden belge tanzim edilmesi talimatıverilmiştir. Başvurucular, bildirdikleri ikamet adresinde bulunmak koşuluyla 23/1/2013 tarihinde serbest bırakılmışlardır.
16. Başvurucular 20/11/2012 tarihinden 23/1/2013 tarihine kadar (65 gün)Kumkapı GGM’de idari gözetim altında tutulmuşlardır.
17. Başvurucular 22/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
B. Kumkapı GGM’nin Durumu
18. Avrupa İşkencenin veİnsanlık Dışı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesince (CPT) 2009 yılınınHaziran ayında aralarında başvurucuların tutuldukları Kumkapı GGM’nin de bulunduğu Türkiye’nin farklı illerindeki altı GGM’ye yönelik bir dizi ziyaret gerçekleştirilmiştir.Anılan ziyaretler sonucunda hazırlanan 16/12/2009tarihli raporunun (2009 tarihli CPT Raporu) ilgili kısımları şöyledir:
“…
2007yılının Mart ayında açılan İstanbul-Kumkapı Gözaltı Merkezi, 560 kişilik(tutulan 360 erkek ve 200 kadın için) resmi kapasiteye sahip olan, Türkiye’detutulu bulunan göçmenlere yönelik en geniş tutuklu yerleşkesidir. Ziyarettarihinde merkezde 124 yabancı uyruklu kişi barındırılmaktaydı.
...
44.Ziyaret edilen gözaltı merkezlerindeki maddi koşullara ilişkin olarak heyet,önceki iki hafta boyunca ziyaret edilen birkaç gözaltı merkezinde (özellikleİstanbul-Kumkapı ve Edirne-Tunca) tutulan kişi sayısında keskin bir düşüşolduğunu, söz konusu merkezlerde tutulan tüm kişilerin neredeyse %50’sininserbest bırakıldığının anlaşıldığını belirtmiştir. Bunun ziyaret tarihinde,kuruluşlardaki yaşam koşulları üzerinde faydalı bir etkisi olduğu aşikârdır.
...
45. İstanbul-Kumkapı’da, yeni tutuklu yerleşkesindeki maddikoşullar, İstanbul’daki eski tutuklu yerleşkelerindeki koşullara kıyasla genelolarak çok daha iyiydi [dipnot: Ancak bazı iyileştirmeler ziyaretten çok kısabir süre öncesinde yapılmıştır (örneğin; duvarların boyanması, dışarıdantemizlikçi görevlileriyle sözleşme imzalanması, v.b.)].Özellikle, tutulma odalarının çoğu geniş, iyi ışıklandırılmış (gün ışığına iyierişim ile) ve çok temizdi.
Bununlabirlikte, mevcut yer ve olanaklar göz önünde bulundurulduğunda, merkezin 560kişilik mevcut resmi kapasitesinin çok yüksek olduğu açıktır. Özellikle,tutulma odalarındaki yaşam alanı yetersizdir (örneğin; 30 yatak için 58 m²) veortak kullanılan odalar boyut ve ekipman bakımındannoksandır (örneğin; zemin katında 120 yatak bulunurken, ortak kullanılanodalarda sekiz masa ve 23 sandalye bulunmaktadır). CPT İstanbul-Kumkapı GözaltıMerkezinin resmi kapasitesinin önemli ölçüde azaltılması ve ilerideki dolulukdüzeyinin daima yeni kapasitenin sınırları içerisinde tutulmasını sağlamaküzere tedbirler alınmasını tavsiye etmektedir.
...
47.Kırklareli ve çocuklar ile kadınlar açısından İstanbul-Kumkapı istisna olmaküzere [dipnot: Kumkapı’da mevcut avlu öncelikle polisaraçları için park alanı olarak kullanılmıştır. Kısıtlı alan bulunmasındandolayı, sadece tutulan kadınlar ve çocuklar günlük açık hava egzersiziimkânından faydalanabilmekteyken, tutulan erkekler genellikle haftalar hattaaylar boyunca mütemadiyen açık hava egzersizi imkânından yoksunbırakılmışlardır.], ziyaret edilen gözaltımerkezlerinde tutulan yabancı uyruklu kişilere hiçbir açık hava egzersiziimkânı sunulmamıştır.
Ziyaretsonu konuşmaları esnasında heyet derhal bir tespitte bulunmuş ve Türkmakamlarını Ağrı, Edirne-Tunca, İstanbul-Kumkapı, Konya ve Van’daki gözaltımerkezlerinde tutulan tüm göçmenlerin günde en az bir saat boyunca açık havaegzersizi imkânından faydalanabilmelerini sağlamaya yönelik gerekli tedbirlerialmaya çağırmıştır.
Türkmakamları 23 Eylül 2009 tarihli bir yazı ile İstanbul-Kumkapı GözaltıMerkezinde tutulan yabancı uyruklu kişilerin ‘günde ortalama bir saat boyuncaaçık havaya çıkmalarına ve açık hava faaliyetlerinden faydalanmalarına izinverildiği’ hususunda Komiteyi bilgilendirmiştir. ...
CPT buzamana kadar atılan adımları memnuniyetle karşılamakta ve Ağrı veİstanbul-Kumkapı Gözaltı Merkezlerinde tutulan tüm yabancı uyruklu kişileringünde en az bir saat boyunca açık hava egzersizi imkânından faydalandığınailişkin teyidin kendisine ulaştırılmasını istemektedir.
...
51.Ziyaret edilen birtakım gözaltı merkezlerinde, verilen yemeğin kalitesi ve/veyamiktarına ilişkin çok sayıda şikâyet alınmıştır. Söz konusu merkezlerdenbirinin müdürü, kendi deneyimlerine göre günlük kişi başına tahsis edilen bütçeolan 4.60 TL’nin açık bir şekilde yetersiz olduğunu heyete beyan etmiştir. CPT,yabancılara yönelik tüm gözaltı merkezlerinde tutulan göçmenlere temin edilenyemek hizmetinin, hem miktar hem de kalite bakımından yeterli olmasını sağlamaküzere tekrar gözden geçirilmesini tavsiye etmektedir.
…”
19. Türkiye Büyük MilletMeclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu 11/5/2012tarihinde Kumkapı GGM’ye bir ziyaretgerçekleştirmiştir. Bu ziyarete ilişkin olarak anılan Komisyon tarafından 10/10/2012 tarihinde kabul edilen “Edirne, İstanbul ve Kırklareli İllerinde Bulunan GeriGönderme Merkezleri Hakkında İnceleme Raporu” başlıklı raporun (2012tarihli TBMM Raporu) ilgili kısımları şöyledir:
“…
III.İNCELEMEDE UYGULANAN YÖNTEM
…
AltKomisyon, geri gönderme merkezlerinde yerinde inceleme yapma yönteminibenimsemiştir. Bu amaçla, … 11 Mayıs 2012 tarihinde …İstanbul İli Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’nde inceleme gerçekleştirmiştir.
…
İncelemelersırasında illerin valileri, emniyet müdürleri, diğer idari yetkilileri ve gerigönderme merkezlerinde barınan yasa dışı göçmenlerle görüşmelergerçekleştirilmiş, barınma mekânları incelenmiş, çeşitli bilgi ve belgeleredinilmiştir. İncelemelerde mülteciler, sığınmacılar ve yasadışı göçmenlerle ilgili çalışmalarda bulunan sivil toplum örgütlerinden İnsanHakları Araştırma Derneği, Mülteciler Dayanışma Derneği, Sığınmacılar veGöçmenlerle Dayanışma Derneği, İnsan Hakları Derneği, Helsinki YurttaşlarDerneği, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği, İnsan Hak ve Hürriyetleriİnsani Yardım Vakfı ve Uluslararası Af Örgütü temsilcileri de incelemelerebilfiil katılarak görüş ve önerileriyle Alt Komisyon çalışmalarına katkısağlamışlardır.
…
V.İNCELEMELER
1. GenelBilgi
Hududumuzdayakalanan yasadışı göçmenlerin sınırdışı edilenekadar barınma iaşe ve sağlık ihtiyaçlarının karşılandığı yerlere geri göndermemerkezi denilmektedir. Ülke genelinde geri gönderme merkezlerinin kapasitesi 35ilde toplam 2945 kişiden oluşmaktadır; ancak faal olarak bu illerden sadece20’sinde bulunan merkezlerde hizmet verilmektedir. Ülkemizdeki yasa dışı göçmensayısının ise geri gönderme merkezlerinin kapasitesinin oldukça üzerinde olduğutahmin edilmektedir.
2. GeriGönderme Merkezlerinde Yapılan İncelemeler
…
c)İstanbul İli Kumkapı Geri Gönderme Merkezi
ca) Geri Gönderme Merkezi Hakkında Bilgilendirme
Komisyonumuzİstanbul İli Kumkapı Geri Gönderme Merkezindeki incelemesinden önce İl EmniyetMüdür yardımcısı H… P… ve Komiser E… Y…’dan bilgialmıştır. Edinilen bilgilere göre;
-Yabancılar Şube Müdürlüğü bünyesinde; ikamet, vatandaşlık, sığınma, iltica vesınır dışı işlemleri ile geri gönderme merkezindeki barınma hizmetleriyürütülmektedir.
- Gerigönderme merkezinin profiline bakıldığında daha çokyasa dışı göçmenlerden oluştuğu görülmektedir.
-Misafirhanenin barındırabileceği kişi sayısı 100’ü kadın, 200’ü erkek olmaküzere toplam 300’dür. Burada ülkemizde bulundukları esnada suça karışan,ülkemize illegal yollardan giriş-çıkış yapan/yapmaya çalışan, vize ve ikametsüresi ihlalinde bulunan, izinsiz çalışan yabancı uyruklu şahıslar sınır dışıişlemleri için bekletilmektedir.
- Bina,2007 yılından itibaren geri gönderme merkezi olarak kullanılmaktadır.
- Gerigönderme merkezine yaklaşık 40 farklı ülkeden günlük ortalama 30 ila 40 yabancıteslim edilmekte ve yine günde 30 ila 40 yabancının sınır dışı işlemleriyapılmaktadır.
-Yakalanan yasa dışı göçmenlerden üzerlerinde pasaportu olmayanlarınkonsoloslukları ile irtibata geçilerek belge temin etmek suretiyle ülkelerineçıkışları sağlanmaktadır. Kişinin maddi imkânı varsa kendi imkânları ile uçakbileti alınmakta; ancak yoksa uçak biletleri İkmal Şube Müdürlüğü ve GenelMüdürlük ile yapılan yazışmalar neticesinde devletimizce karşılanmaktadır.
- Güniçerisinde sabah ve akşam devlet bütçesinden, öğlen ise Zeytinburnu BelediyesiAşevinden karşılanmak üzere 3 öğün yemek verilmekte olup, haftanın her günü 24saat sıcak su imkanı sunulmaktadır.
- İlsağlık müdürlüğü tarafından Merkeze gönderilen doktor, haftada bir gün gelipsağlık sorunları olanları muayene etmektedir. Doktorun gelmediği günlerdehastalananlar ise Haseki Hastanesine götürülmekte, acil hastalar için ambulanshizmeti sunulmaktadır. İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı aracılığıyla haftanınbir günü Merkeze gelen psikolog, sadece kadınlara psikolojik yardımdabulunmaktadır. Merkezde kadınlara yönelik kişisel hijyenmalzemeleri ile tüm kalanlara yönelik temizlik malzemeleri ücretsizverilmektedir. Ayrıca kıyafeti bulunmayanlara kıyafet yardımı yapılmaktadır.Özellikle Pakistan, Afganistan ve Bangladeş’ten gelenlerin yıpranan giysileriyenileriyle değiştirilmektedir. Merkezde kalan çocuklara oyuncak ve günlük sütverilmektedir.
- Merkezinkonumunun kaçmaya müsait olması nedeniyle sadece haftada 1 gün (özellikle Pazargünü) havanın müsait olduğu zamanlarda, barınanlar bahçede havalandırmayaçıkarılmaktadır. Çocuklar ise istedikleri zaman havalandırmaya çıkabilmektedir.
- Merkezdebulunan yasa dışı göçmenlerin boş zamanlarını değerlendirmeleri ve bir mesleköğrenebilmeleri için bir takım sosyal faaliyetler sunulmaktadır. Bu kapsamda;geri gönderme merkezindeki spor aletleriyle spor yapma imkanınınsağlanmasının yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek EğitimiKurslarınca (İSMEK) Merkeze gönderilen hoca tarafından verilen takı kurslarınada katılım sağlanmaktadır. Merkezde ibadethane de bulunmaktadır.
…
- 2010yılı içerisinde İçişleri Bakanlığınca yayımlanan Genelgeye paralel olarak, gerigönderme merkezine gelenlere kendisinin anladığı dilde buraya neden alındığı, hangihaklara sahip olduğu, burada neleri yapmasının yasak olduğu gibi konulardabilgilerin yer aldığı bir bilgilendirme formu verilmektedir. Bu bilgilendirmeformu yaklaşık 40 ila 50 dilde hazırlanmıştır.
- AyrıcaMerkezde herhangi bir suç nedeniyle yakalanıp sınır dışı işlemleri yapılanakadar tutulanlar da yer almaktadır. Ancak bu kişiler suç türüne göre bir ayrımyapılmadan koğuşlarda barındırılmaktadır.
-Yakalananların işlemlerinin yapılacağı süreçte Merkezde barındırılmaları için3’er aylık olurlar alınmakta; ancak ortalama 10 günde işlemleringerçekleştirilip kişilerin sınır dışı edilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. …
- Merkeze ilk defa gelen 3 Pakistanlının el ve ayakparmaklarının soğuktan kangren olduğunun teşhis edildiği, doktorun kesilmesigerektiğini söylediği, ancak tedaviyi kabul etmedikleri, bunun sebebi olarak daburaya çalışmak için geldiklerini elleri ve ayaklarının kesilmesi halindeçocuklarına yük olacaklarını söyledikleri, ülkelerine geri gönderilmeyiistemeleri üzerine geri gönderildikleri belirtildi ve Merkezde duygu yüklüolaylarla karşılaşıldığının, yapılan işin bu yönden kolay olmadığının üzerindeduruldu.
cb) Geri Gönderme Merkezinde Yapılan Gözlemler
İncelemesırasında Merkezde 291’i erkek, 97’si kadın, 7’si çocuk olmak üzere toplam3[9]5 kişinin bulunduğu bilgisi edinildi. Geri gönderme merkezinin incelemeyapılan diğer iki merkezin aksine şehir merkezinde olduğu görüldü.
Merkezdeerkek ve kadınların koğuşlarının ayrı bloklarda olduğu, koğuşların ayrı ayrıodaları içerdiği ve odalardaki ranza sayılarının değiştiği gözlemlendi.Koğuşlarda bulunan tuvalet ve banyoların hijyenaçısından yetersiz durumda olduğu kanaatine varıldı.
Merkezdesığınmacıların hemen hemen her istediklerini bulabilecekleri büyük bir kantinolduğu, kantinde masa ve sandalyelerin yer aldığı, ayrıca koğuşların önündeyiyecek ve temel ihtiyaçların satıldığı stantlar olduğu görüldü.
Merkezdeher zaman bulunan bir sağlık görevlisinin olmadığı, sağlık hizmetlerinin sadecehaftada bir kez gelen doktor eliyle yürütüldüğü bilgisi verildi.
İhtiyacıolanlara bedava verilecek kıyafetlerin toplandığı bir oda bulunduğu ve bukıyafetlerin Merkeze yapılan bağışlar sayesinde toplandığı bilgisi edinildi.Yine Merkezde yasa dışı göçmenlerin özel eşyalarını emanete bırakabilecekleri emanetodalarının bulunduğu görüldü.
Merkezdebarınanların boş zamanlarını geçirebilecekleri faaliyet odasında İSMEK’ten gelen hocalarca haftada 3 gün çeşitli kurslarverildiği belirtildi.
Merkezdeçocukların günün her anında istedikleri zaman gelip oynayabilecekleri oyunodaları bulunmakta olup odalarda çeşitli oyuncaklar ile aktivite imkanları bulunduğu görüldü.
Merkezdehem televizyon odası hem de yemek odası şeklinde kullanılmak üzere ayrılmışodalarda kişilerin sohbet etmekte oldukları ve iyi vakit geçirdikleri görüldü.Burada bulunan televizyonların son teknoloji ve büyük ekranlı oluşu dikkatçekti.
Koğuşlarınbirbirinden demir parmaklıklarla ayrıldıkları; ancak demir parmaklıklarınkişilerin hareket imkanını engellemediği görüldü.Merkezde bulunan yasa dışı göçmenlerin serbestçe Merkez içinde dolaşabildiklerive koğuşların koridorunda bulunan spor aletlerinde spor yapabildiklerigözlemlendi.
Merkezdekalanların dışarı ile bağlantı kurabilecekleri telefonların olduğu ve bunların koğuşkoridorlarında konuşlandırıldığına şahit olundu.
…
VI.DEĞERLENDİRME ve SONUÇ
…
- İstanbulİli Kumkapı Geri Gönderme Merkezi ile ilgili olarak;
1-Merkezin şehir merkezinde, Kumkapı’nın ara sokaklarında oldukça dar bir alandayer aldığı görülmüştür. Merkezde herhangi bir suç şüphesiyle yakalanıp sınırdışı edilene kadar tutulan kişiler barındırıldığından ve bu kişilerinhavalandırmaya çıkarılması halinde kaçma şüphesi olacağından dolayı yasa dışıgöçmenlerin havalandırılma imkanı sunulmayan bir yerdebarındırılması uygun görülmemiştir. Bu itibarla Merkezin şehir dışında dahasakin ve geniş bir alana taşınmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
2-Merkezde bulunan suç şüphelisi yasa dışı göçmenlerin şüphe altında olduklarısuçun türüne bakılmadan ve bir farklılaştırmaya gidilmeden aynı koğuşlarayerleştirildikleri görülmüştür; ancak suçların kategorize edilerek kişilerinkoğuşlara yerleştirilmesi ceza hukukunun temel gereklerindendir. Böyleceçalışma izni olmadığı gerekçesiyle yakalanan kişi ile uyuşturucu kaçakçılığıveya adam öldürme şüphesiyle yakalanan kişi aynı yerde barınmamış olacak ve suçtürü itibarıyla Merkezde bir sınıflandırma yapılmış olacaktır.
3-Merkezde yer alan yasa dışı göçmenlerin gerek Merkezin konumu gerek personeleksikliği nedeniyle sadece haftanın bir günü kısa sürelerle havalandırmayaçıkarıldığı bilgisi edinilmiştir. Geri gönderme merkezinin yasa dışı göçmenleriçin hapishaneden farksız hale gelmemesi için en temel hakları olan yaşamahakkının bir uzantısı niteliğindeki bu haktan haftanın her günü dilediklerizaman yararlanmaları sağlanmalıdır. Bunun için Merkezde bulunan personelsayısının artırılması ve yasa dışı göçmenlerin kaçmalarını önleyicimekanizmaların geliştirilmesi, gerekirse Merkezin şehir dışında daha sakin vegeniş bir alana taşınması uygun olacaktır.
4-Merkezin sağlık biriminde haftada bir gün hizmet veren doktor aracılığıylasağlık hizmetleri verildiği bilgisi edinilmiştir. Bunun yasa dışı göçmenlerinsağlık sorunlarını çözmede yetersiz olduğu düşünülmekte olup, en azındanKırklareli ve İstanbul’da yer alan geri gönderme merkezlerindeki gibi haftanınher günü acil durumlarda müdahale edecek bir sağlık görevlisiningörevlendirilmesinin gerektiği düşünülmektedir.
5- Merkeziçerisinde bulunan yasa dışı göçmenlerin belli sınırlar içerisinde serbestçedolaşabildikleri görülmüştür. Yasa dışı göçmenlerin boşzamanlarını geçirebilecekleri faaliyet odalarında çeşitli kursların verilmesi,kadınlara psikolog aracılığıyla psikolojik yardımı sağlanması, Merkezdebarınanların egzersiz yapmalarını sağlayacak spor aletlerinin olması, çocuklarayönelik olarak oyun odalarının bulunması, çocuklara süt ve oyuncak teminedilmesi, kıyafeti olmayanlara kıyafet yardımı yapılması, yasa dışı göçmenlerehaklarının ve Merkez kurallarının yer aldığı kendi dillerinde bilgilendirmebroşürlerinin verilmesi gibi imkânlar Heyetimizce memnuniyet vericibulunmuştur.
- Genelolarak;
1- Yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilene kadar barındırıldığı geri göndermemerkezlerinin yönetim ve kontrolü, Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar ŞubeMüdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Ancak Emniyet Genel Müdürlüğünün asıluğraş alanı ve görevi, önleyici ve koruyucu niteliği ağır basan suç vesuçlularla mücadeledir. Bu nedenle geri gönderme merkezlerinin yönetim ve kontrolününİçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulacak olan Göç ve İltica Genel Müdürlüğütarafından yapılması uygun olacaktır. Bu kapsamda sınır dışı işlemlerininiltica, sığınma ve göç konusunda eğitim almış personel tarafından yürütülmesibir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. TBMM Genel Kurulunda bulunanYabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı ile de geri göndermemerkezlerinin İçişleri Bakanlığı tarafından işletileceği belirtilmektedir.
2- Gerigönderme merkezlerinde bulunan yasa dışı göçmenlere ne tür muameleleruygulanacağı ve geri gönderme merkezlerinin işleyişi hakkında tüm geri göndermemerkezlerinde yeknesaklığı sağlayacak bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumgeri gönderme merkezlerinde farklı uygulamalara neden olduğundan bu konuda birdüzenleyici işlem niteliğinde hukuki metin hazırlanması gerekmektedir. NitekimYabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısında da ‘Geri göndermemerkezlerinin kurulması, işletilmesi, devri, denetimi ve sınır dışı edilmekamacıyla idari gözetimde bulunan yabancıların geri gönderme merkezlerine nakilişlemleriyle ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.’ hükmü yeralmaktadır.
…
4- Gerigönderme merkezlerinde bulunan yasa dışı göçmenlerin sayısı, uyrukları vehaklarında yapılan işlemlere (sınır dışı, iltica başvurusu vb.) ilişkin oransalverilerin düzenli olarak tutulması ve herkesin erişimine açık bir şekilde belliperiyotlarla yayınlanması gerekmektedir.
5- Siviltoplum örgütleri temsilcilerine, avukatlara geri gönderme merkezlerine giriş vebilgi talebi hususunda yardımcı olunması gerektiği düşünülmektedir. Siviltoplum örgütlerinin geri gönderme merkezi idaresi ile koordineli bir şekildeçalışmalarına imkân tanınmalıdır.
…
6- Gerigönderme merkezine gelen yasa dışı göçmenlerin uyruklarının tespitindebeyanları esas olduğundan, doğru beyanda bulunup bulunmadıklarının yapılacakmülakatlarda tercümanlar aracılığıyla denetlenmesi gerekmektedir. Bunun yanısıra yasa dışı göçmenlerle iletişimin sağlanmasında da tercümanların önemibüyüktür. Bu nedenle geri gönderme merkezlerinde farklı dillerden tercümanlargörevlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.
7-Ülkemizde uluslararası koruma ve yabancılarla ilgili hususlarda bir kanunbulunmamakta; insan haklarını, milli güvenliği ve uluslararası ilişkileri doğrudanetkileyen bu son derece önemli konu, idari düzenlemeler aracılığıylayürütülmeye çalışılmaktadır. Bu itibarla kanunla düzenlenmesi gerekirken dahaçok ikincil düzenlemelerle yürütülen uluslararası koruma ve yabancılar konusu,kanun ve kanun temelinde hazırlanacak düzenlemelerle yürütülmeli, uluslararasıinsan hakları standartlarına uyumlu bir uluslar arasıkoruma sistemi hayata geçirilmelidir. Bu bakımdan TBMM Genel Kurulu gündemindebulunan ‘Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı’nın bir an öncekanunlaşmasında fayda bulunmaktadır.
…”
20. Türkiye İnsan HaklarıKurumu (İHK) tarafından Kumkapı GGM hakkında Kasım 2014 tarihli “İstanbul Geri Gönderme Merkezi Raporu”yayımlanmıştır. Rapora esas ziyaret tarihi 2/5/2014’tür.Raporda, Kumkapı GGM’nin özellikleri ve bu Merkezdekalanlara sunulan hizmetlere ilişkin ayrıntılı bilgiler yer almaktadır. AnılanRaporda yer alan bazı bilgiler şöyledir:
“A. MERKEZYETKİLİLERİNDEN ALINAN BİLGİLER:
13.İstanbul Geri Gönderme Merkezinde, 02.05.2014 tarihi itibarıyla 350 kişikalmaktadır. 28.04.2014 tarihinde, merkezde tutulan kişi sayısı 228 erkek, 149kadın ve 7 çocuk olmak üzere toplam 384’tür.
- Merkezegünde ortalama 30-40 kişi gelmekte, aynı miktarda kişi de çıkmaktadır.
- Kişiülkesine dönmek istemiyorsa ve başvuru yapmışsa iltica prosedürüortalama 3-4 ay sürmektedir.
-Büyükşehir Belediyesine bağlı Sağlık A.Ş. tarafından iki ayda bir geneltemizlik yapılmaktadır. Koğuş temizliği alıkonanlarca yapılmaktadır.
- Haftadabir perşembe günleri doktor gelmektedir. Hastaların ilaçları teminedilmektedir.
- Merkezde08.00-17.00 saatleri arasında çalışan hemşire mevcuttur. Acil durumlarda 24saat ambulans gelmektedir.
- Yemekiçin günlük iaşe bedeli 9 TL olup, yemek, ihaleyi kazanan firma tarafındanverilmektedir. Bu bedel İstanbul şartlarında yetersiz kalmaktadır. Öğlen veakşam yemeğinde sıcak yemek verilmekte ve aylık kalori hesabı dikkatealınmaktadır.
-Havaların iyi olduğu mevsimlerde, saat 17.00’den sonra kişiler havalandırmayaçıkmaktadırlar, ancak kış mevsiminde hasta olmamaları için havalandırmayaçıkartılmamaktadırlar. Bahçe, emniyetten gelen kişiler ve giriş çıkış yapanaraçlar için kullanılmaktadır.
…
B.MERKEZDE TUTULAN KİŞİLERDEN ALINAN BİLGİLER
14.İdarenin kullandığı birimlerden demir kapılarla ayrılan mekânda,koğuşlar(üniteler) bulunmaktadır. Koğuş kapıları açıktır. Genel olarakkoğuşların bulunduğu mekânın çok pis, bakımsız ve kalabalık olduğu, kadınlarınkendi çamaşırlarını ellerinde yıkadıkları, yataklarda nevresim ve yastıkolmadığı gözlemlenmiştir. Koridor ve yemekhane olarak kullanılan büyük birsalon bulunmaktadır. Koridorda üç adet spor aleti mevcuttur.
C. YAPILANGÖZLEM VE DEĞERLENDİRMELER
1.Merkezde Tutulanların Açık Havaya Çıkartılmaması
…
16. Merkez Müdürü, yapılan görüşme sırasında, gözetimaltındakilerin binanın bahçesinde hava alma imkânını hafta içinde saat17.00’den sonra günde 45 dakika, hafta sonlarında ise günde 2-3 saat sağlamayaçalıştıklarını, kış aylarında ise soğuktan hastalanabilecekleri endişesiyleaçık havaya çıkış izni vermediklerini, zaten gözetim altındakilerin de soğuknedeniyle çıkmak istemediklerini ifade etmiştir. Ayrıca,Müdür, binada tutulanların güvenli bir şekilde hava alabilecekleri bir mekânında bulunmadığını ifade etmiştir.
17.İnceleme esnasında görüşülenler ise, belirtilen şekilde hava alma imkânıverilmediğini beyan etmişlerdir. Ziyaret, Mayıs ayında gerçekleşmiştir. Kadınkoğuşunda görüşülenler en son iki hafta önce bahçeye çıkartılmıştır. Üç ya dadört aydan beri Merkez’de olduğunu ancak bütün bu süre boyunca sadece iki defadışarı çıktığını beyan eden ve bir yaşında bebeği bulunan kişilerbulunmaktadır.
…
21. TBMMİnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun 2012 tarihli raporuna göre de, ‘… havalandırmaya çıkarılması halinde kaçma şüphesi olacağındandolayı yasadışı göçmenlerin havalandırılma imkanı sunulmayan bir yerdebarındırılması uygun görülmemiştir.’ Raporda, ‘personel yetersizliği nedeniylehaftanın sadece bir günü kısa süre’yle çıkarılmanınyetersiz olduğu, havalandırmaya çıkmanın yaşam hakkının bir uzantısı olduğu vehaftanın her günü diledikleri zaman yararlanmalarının sağlanması gerektiği’ifade edilmiştir...
23. Bunakarşın Merkezde tutulanların bahçeye çıkartılmamalarının ana gerekçesi,yetkililerin ‘bahçede araç çıkışı olduğu ve güvenlik sağlanamayacağı’ ve ‘kışaylarında çıkartırlarsa hasta olacakları’ iddiasıdır. … Merkezin bulunduğu yeritibarıyla mesai saatleri içinde araçların durmasına izin verilmediği ve bunedenle de park yeri olarak bahçeye ihtiyaç duyulduğu dile getirilmiştir.
24. Merkezyetkilileri bahçeye çıkarılmama konusunda, bahçede güvenlik sorunu olmasınıgerekçe göstermektedir. Bahçenin, merkeze gelen araçların giriş çıkışı vearaçların park etmesi için ayrıldığı, bu nedenle kişilerin bahçeye çıkartılmadığı,aksi durumda kaçışlar olabileceği ifade edilmektedir.
…
2.Merkezde Kapasitenin Çok Üstünde Kişinin Barınması
…
29.İstanbul Geri Gönderme Merkezinin normal kapasitesi, 200 erkek, 100 kadın olmaküzere toplam 300 kişidir. Merkezde, incelemenin yapıldığı haftanın ilk günü,384 kişinin kaldığı tespit edilmiştir. Sivil toplum kuruluşları da, genelolarak 400 ile 500 arasında kişinin tutulduğunu beyan etmişlerdir.
30. 64metrekarelik bir alanda 40 kişi kalmaktadır. Koğuşlarda yapılan incelemede,ranzaların bitişik nizam şeklinde dizildiği ve mekânın tahammül sınırlarınızorlayacak derece kalabalık olduğu görülmüştür. Ranzalarda yer kalmamasınedeniyle, bazı kişilerin yere battaniye sererek yattığı görülmüştür.
…
31. … karşılamamaktadır.5 [Dipnot 5: Geri GöndermeMerkezinde 300 kişilik kapasitede bile bir kişiye yaklaşık 3 m2 alandüşmektedir. Bu sonuç CPT standartlarının yarısından daha azına denkgelmektedir. Kaldı ki, ortalama 400-500 kişi civarında kişi kalmaktadır.Dolayısıyla CPT tarafından öngörülen (her bir tutuklu veya hükümlü için asgari7 m2’lik alan) standardının çok altında olduğu konusunda kuşkuyoktur. (CPT standartları, Bkz. CPT/Inf(92)3 §43 http://www.cpt.coe.int/turkish.htm) Nitekim bu konu AİHM’nin Yarashonen Kararında değerlendirilmiş olup ‘Meclisraporunda tespit edilen 297 erkek tutulan olduğu dikkate alındığında, ayrılanyerin 2.27 m2 olup sadece bu durumun tek başına 3. maddenin ihlaliniteliğinde olduğu’ ifade edilmiştir. (Paragraf 8)]
…
77.Merkezlerin erişimi zor olup, etkili bir denetlemesi de bulunmamaktadır.Avukata erişim imkânı olmayan ve daha sonra ülkeden sınır dışı edilenyabancıların geri gönderme merkezinde maruz kaldıkları insan haklarıihlallerini pratikte şikâyet etmeleri mümkün değildir. Başvurucuların yabancıolması, dil bilmemesi, avukata erişimin zor olması nedeniyle Merkezin yargısaldenetimi ve memurlar hakkında yapılan şikâyetler çok az sayıdadır. Merkezdetutulanlar genellikle sınır dışı edildiği için bir daha Türkiye’ye dönmesi oldukçazordur. Bu nedenle, şikâyet konusu olaylar, adli mercilere intikaletmemektedir.
…”
21. Türkiye CumhuriyetiHükümeti tarafından Kumkapı GGM’nin tutma koşullarınailişkin verilen bilgiler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Yarashonen/Türkiye (B. No: 72710/11, 24/6/2014, §§ 18, 19) kararında şöyle özetlenmiştir:
“18.Hükümet, başvuranın tutulduğu Kumkapı Geri Gönderme Merkezinin 300 kişilikkapasiteye sahip olduğunu ileri sürmüştür. Tutulan kişiler üç kattabarındırılmaktır. İlk iki kat tutulan erkeklere, üçüncü kat ise kadınlaraayrılmıştır. Her katta sırasıyla 50, 58, 69, 76 ve 84 metrekare büyüklüğündebeş yatakhane bulunmaktadır. Tutulan erkeklere ayrılan on odanın her birinde onbeş ile yirmi arasında yatak bulunmaktadır ve tüm odalar yeterincehavalandırılmaktadır. Ayrıca her katta beş duş ve altı tuvaletin yanı sırakahvaltı, öğle ve akşam yemeğinin her gün tüm katlarda servis edildiği 69metrekarelik bir kafeterya bulunmaktadır. Tutulan kişilerin uygun havakoşulları mevcut olduğunda açık hava egzersizi yapma hakkı bulunmaktadır. Herperşembe günü bir doktor müessesede hazır olmakta ve tutulan kişilerin ayrıcaacil durumlarda tıbbi tedaviye erişimi mümkün bulunmaktadır. Tesisteki hijyenegelince, geri gönderme merkezinde tam zamanlı çalışan altı temizlik görevlisibulunmakta ve bina gerekli olduğu zaman dezenfekteedilmektedir.
19.Hükümet iddialarını desteklemek üzere, diğerlerinin yanı sıra (inter alia) her ikisi de iyiaydınlatılmış ve oldukça temiz olan iki yatakhanenin ve tutulan erkekler içinayrılmış katlardan birindeki koridor ve kafeteryanın fotoğraflarını ibrazetmiştir. Toplam yatak sayısının fotoğraflardan belirlenmesinin mümkünolmamasına rağmen, her iki odanın duvarlarına karşı konumlandırılmış ve odanınortasında dar bir koridor bırakan iki sıra ranza bulunduğu gözlemlenmiştir.Bazı ranzalar birbiriyle temas halindeyken, diğerleri ise büyük metaldolaplarla ayrılmıştır. Masa ve sandalye gibi başka hiçbir mobilya odalardamevcut değildir; odalardan sadece bir tanesinde yatakların üstünde battaniyelervardır ve diğer odada hiçbir yatak takımı bulunmamaktadır. Kafeteryanın herkatında bir televizyon mevcuttur. Ayrıca, tutulan erkeklere ayrılmış katlardanbirine ait koridorun fotoğrafında metal bir mekik aleti ve bir egzersizbisikleti görünmektedir.”
22. Yarashonen/Türkiye kararında ayrıca BM Göçmenlerinİnsan Hakları Özel Raportörü tarafından Kumkapı GGM hakkında hazırlananrapordan alıntılar yapılmıştır. Anılan kararda yer verilen BM Raporu’nun ilgilikısımları şöyledir:
“30.Birleşmiş Milletler (“BM”) Göçmenlerin İnsan Hakları Özel Raportörü François Crépeau, Türk Hükümeti’nin daveti üzerine 25-29 Haziran2012 tarihleri arasında Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunmuştur. François Crépeau diğerlerinin yanı sıra (interalia) Kumkapı ve Edirne’deki geri göndermemerkezlerini ziyaret etmiş ve 17 Nisan 2013 tarihinde BM Genel Kurulu’na birrapor (A/HRC/23/46/Add.2) sunmuştur. Söz konusu raporun ilgili kısımlarıaşağıdaki gibidir:
‘42. ÖzelRaportör ziyareti esnasında göçmenlerin idari gözetim altına alınma nedenleri,bu gözetimin süresi, tutulma koşulları ve idari gözetim altına alınangöçmenlere yönelik güvencelere erişim konularında yetersiz bir düzenlemeolduğunu kaydetmiştir.
...
52. Her ne kadar 2010 yılının Eylül ayında Türkiye emniyetmakamları tarafından yayınlanan bir genelge ile geri gönderme merkezlerindetutulan düzensiz göçmenlerin tutulma nedenleri, tutulma süresi, avukata erişimhakkı ve geri gönderme merkezinde tutulma kararına veya sınır dışı kararınakarşı itiraz hakkı konularında sistematik bir biçimde bilgilendirilmeleritalimatı verilmiş olsa da, Özel Raportör’ün Edirne veKumkapı geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerle yaptığı görüşmeler, sözkonusu genelgenin uygulamada sistematik bir biçimde hayata geçirilmediğiniortaya koymaktadır.
…
54. ÖzelRaportör ayrıca yukarıda anılan geri gönderme merkezlerindeki koşullardan darahatsızlık duymuştur. Çocukların da aralarında bulunduğu idari gözetim altındatutulan kişiler çoğunlukla odalarda veya koğuşlarda kilitli tutulmakta ve dışalanlara erişimleri ya oldukça kısıtlıdır veya hiç bulunmamaktadır. Aşırı kalabalıklık, sağlığa elverişsiz koşullar ve yetersiz gıdadiğer önemli endişe kaynaklarıdır.’
…”
23. Emniyet GenelMüdürlüğünün 7/1/2016 tarihli ve 12058 sayılıyazısının ilgili kısımları şöyledir:
“… KumkapıGeri Gönderme Merkezi’nin 1. ve 2. katının erkeklerin kullanımına açık olmaküzere 3 kattan oluştuğu ve toplamda 250 kişinin barınabildiği, ancak zorunludurumlarda kapasitenin 300 kişiyi barındırabilecek durumda olduğu, 1. katmisafirhanede; 69 metrekarelik bir yemekhanenin, 76, 50, 58 ve 84 metrekarelik4 yatak odasının, 5 duş ve 6 tuvaletin bulunduğu, 2. kat misafirhanede; 69metrekarelik bir yemekhanenin, 69, 76, 50, 58 ve 84 metrekarelik 5 yatakodasının, 5 duş ve 6 tuvaletin bulunduğu, 3. kat bayanlar misafirhanesinde ise;69 metrekarelik bir yemekhanenin, 69, 76, 50, 58, ve84 metrekarelik 5 yatak odasının, 5 duş ve 6 tuvaletin bulunduğu, 1. katmisafirhanesinde 44, 2. kat misafirhanesinde 76, 3. kat misafirhanesinde ise 70adet çiftli ranzanın bulunduğu,
AyrıcaGeri Gönderme Merkezinde hava şartlarına göre sığınmacıların merkezin bahçesineçıkartılarak temiz havadan faydalanmalarının sağlandığı, başvuranların datutulduğu süre içerisinde hava almasına imkanverildiği, çocukların ise oyun parkında oynadıkları, aynı zamanda kapalı birçocuk oyun bölümünün bulunduğu, merkezin içerisinde bir kantinin yer aldığı vekantin görevlilerinin sabah, öğlen ve akşamları katlara çıkarak taleplerdoğrultusunda hizmet verdikleri, şahısların özel ihtiyaçlarını buradansağladıkları, misafirhanede kalanlara üç öğün yemek verildiği, çocuklar içingünlük 500 ml sütün dağıtıldığı, temizliğin özel bir temizlik firması aracılığıile 6 görevli tarafından yapıldığı ve katların ilaçlandığı, katlara sıvı sabun,banyo sabunu vb. temizlik malzemelerinin kesintisiz verildiği, katlarda 24 saatkesintisiz sıcak ve soğuk suyun bulunduğu, TV izleme, spor yapma, dinlenmeodaları ve mescit gibi ihtiyaçlarının karşılandığı, geri gönderme merkezindekalan şahısların hastalanmaları ve acil durumlarda 112 acil servis yardımı vegünlük şikâyet durumuna göre oluşturulan hastane ekibince tedavilerinin zamankaybedilmeden yapıldığı, ayrıca haftada bir gün İstanbul İl SağlıkMüdürlüğü’nden gelen doktor vasıtasıyla şahısların muayene ve tedavilerininyapıldığı, gerek görülmesi durumunda bir üst sağlık kuruluşuna sevklerininyapıldığı, 1. derece yakını olan ziyaretçilerle görüşmelerin yaptırıldığıanlaşılmıştır.”
24. Emniyet GenelMüdürlüğünün belirtilen yazısı ekinde sunulan İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 16/12/2015 tarihli yazısının ilgili kısımları şöyledir:
“… [Ş]ahısların tutulduğu …20.11.2012-23.01.2013 tarihleri arasındaki defter kayıtları incelendiğindeortalama rakamın 310-350 [kişi] olduğu … anlaşılmıştır.”
C. İlgiliHukuk
1. UlusalHukuk
25. 15/7/1950tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun mülga 4. maddesi şöyledir:
“Pasaportsuz,vesikasız veya usulüne uygun veya muteber olmıyanpasaport veya vesikalarla Türkiye sınırlarına gelen yabancılar geriçevrilirler.
Bunlardan,pasaport veya vesikalarını yolda kaybettiklerini iddia edenlerin, İçişleriBakanlığınca yapılacak soruşturma sonuna kadar, icabederse,en yakın idare merkezine gönderilerek haklarında verilecek kararlara göre işlemyapılmak üzere mahalli mülkiye amirinin göstereceği yerde oturtulabilmek kaydiyle kabulleri caizdir.
Hükümetinmüsaadesiyle gelen göçmenler ellerinde Türk konsolosluklarının veya göçmensevkı için yabancı memleketlere Hükümetçe gönderilen memur veya heyetlertarafından verilmiş bir vesika bulunmak şartiylepasaportsuz da olsalar Türkiye’ye kabul olunurlar.
Umumiyetlemültecilerin ve iskan hakkındaki mevzuat dışındaolarak yurt tutmak maksadiyle gelen yabancıların,pasaportları olsun olmasın Türkiye’ye kabulleri İçişleri Bakanlığının kararınabağlıdır.”
26. 5682 sayılı Kanun’un “Türkiye’ye girmeleri memnu kimseler” kenarbaşlıklı mülga 8. maddesi şöyledir:
“1.Serseriler ve dilenciler;
2.Delilikle veya bulaşık hastalıkla malül olanlar (Bugibilerden umumi sıhhati ve asayişi tehlikeye sokmıyacakhalde olup kendi vasıtalariyle veya kanuni veli veyavasilerinin maddi himayeleri altında olarak tedavi veya hava değiştirme içingelenler bu hükümden istisna edilebilirler);
3. TürkiyeCumhuriyetinin taraf bulunduğu, mücrimlerin iadesine mütaallikanlaşma veya andlaşmalarla iadeye esas olarak kabuledilen suçlardan birinden sanık veya hükümlü bulunanlar;
4.Türkiye’den sınır dışı edilmiş olupta avdetinemüsaade edilmemiş bulunanlar;
5. TürkiyeCumhuriyetinin emniyetini ve umumi nizamını bozmak niyetiyle veya bozmak istiyenlere ve bozanlara iştirak veya yardım etmek maksadiyle geldikleri sezilenler;
6.Fahişeler ve kadınları fuhuşa sevkederekgeçinmeyi meslek edinenlerle beyaz kadın ticareti yapanlar ve her nevikaçakçılar;
7.Türkiye’de kalacaklarını beyan ettikleri müddetçe yaşamalarına ve tekrargitmelerine yetişecek paraları bulunmayıp Türkiye’de kendilerini himaye edecekkimseleri bulunduğunu veya Türkiye’de yabancılara kanunla menedilmemiş işlerdenbirini tutacaklarını ispat edemiyenler.”
27. 5683 sayılı mülgaKanun’un 17. maddesi şöyledir:
“Siyasisebeplerle Türkiye’ye sığınan yabancılar ancak İçişleri Bakanlığınca müsaadeolunacak yerlerde ikamet edebilirler.”
28. 5683 sayılı mülgaKanun’un 23. maddesi şöyledir:
“Memleketdışına çıkartılmalarına karar verilipte pasaporttedarik edemediklerinden veya başka sebeplerden dolayı Türkiye’yi terkedemiyenler İçişleri Bakanlığının göstereceği yerdeoturmağa mecburdurlar.”
29. 14/9/1994tarihli ve 94/6169 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kabul edilip 30/11/1994tarihli ve 22127 sayılı Resmî Gazete’de yayımlananTürkiye’ye İltica Eden veya Başka Bir Ülkeye İltica Etmek Üzere Türkiye’denİkamet İzni Talep Eden Münferit Yabancılar ile Topluca Sığınma AmacıylaSınırlarımıza Gelen Yabancılara ve Olabilecek Nüfus Hareketlerine UygulanacakUsul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Kararmakamı” kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:
“(Değişikmadde 16/01/2006-2006/9938 S.B.K. Yön/3.mad)
Türkiye’yeiltica eden veya başka bir ülkeye iltica etmek üzere Türkiye’den ikamet iznitalep eden münferit yabancıların talepleri, 1951 tarihli Mültecilerin HukukiDurumuna Dair Cenevre Sözleşmesi ile Mültecilerin Hukuki Statüsüne ilişkin 31Ocak 1967 tarihli Protokol ve bu Yönetmelik gereğince İçişleri Bakanlığı’ncakarara bağlanır.
İçişleri Bakanlığı, karar verme yetkisiniuygun göreceği hallerde valiliklere devredebilir.
Valilikçe veya İçişleri Bakanlığı’nca alınankarar valilikler aracılığıyla yabancıya tebliğ edilir.
Talebi kabul edilen yabancı, İçişleriBakanlığı’nca uygun görülecek bir misafirhanede barındırılır veya İçişleriBakanlığı’nca gösterilecek bir yerde serbest ikamet edebilir.
Talebi kabul edilmeyen yabancı bu karara karşı15 gün içerisinde isterse ilgili valiliğe itiraz edebilir.
İtiraz süresi kararın daha hızlı verilebilmesiiçin gerekli görülen durumlarda İçişleri Bakanlığı’nca daha kısa olarakbelirlenebilir.
Karara itiraz eden yabancının bu konudakiifadesi ve ifadesini destekleyen diğer bilgi ve belgeler valilikçe İçişleriBakanlığı’na gönderilir. İtiraz, İçişleri Bakanlığınca sonuçlandırılır ve nihaikarar yabancıya tebliğ edilir.
İtirazları nihai olarak reddedilenlerindurumu, yabancılarla ilgili genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.Yabancılarla ilgili genel hükümler çerçevesinde de ikamet izni verilmesi uygungörülmeyen yabancılara idarece belirlenen süre içerisinde Türkiye’yi terketmeleri gerektiği bildirilir. Ülkeyi terk etmeyen yabancılar, İçişleriBakanlığının talimatı üzerine valiliklerce veya doğrudan karar verme yetkisininvaliliklere devredildiği hallerde, valilikler tarafından re’senTürkiye’den çıkartılırlar.”
2. UluslararasıHukuk
30. CPT tarafından kabuledilen Yabancı Uyruklu Kişilerin Tutulma Koşullarına İlişkin Standartlar’ın (CPT/Inf/E (2002) 1- Rev. 2010) ilgilikısımları şöyledir:
“48. Açıkhavada egzersiz yapma konusunun üzerinde özellikle durulmalıdır. Mahkumların (tercihen genel bir faaliyet programının birparçası olarak) her gün açık havada en az bir saat egzersiz yapabilmesi şartı,temel bir önlem olarak genel kabul görmüştür. CPT, istisnasız bütün mahkumlara(ceza olarak hücre hapsinde olanlar dahil) her günaçık havada egzersiz yapma imkanı verilmesi gerektiğine dikkat çekmektedir.Açık havada egzersiz yapılacak yerlerin makul büyüklükte ve mümkün olduğuncakötü hava şartlarında koruma sağlayacak biçimde olması gerektiği barizdir.
…
29. CPT’nin bakış açısına göre, kişileri yabancılar mevzuatınagöre uzun süreli olarak özgürlüklerinden mahrum bırakmanın gerekli görüldüğühallerde, bu kişiler özellikle bu amaç için hazırlanmış, hukuki durumlarınauygun bir programa, fiziki koşullara ve uygun nitelikli personele sahipmerkezlerde tutulmalıdır. …
Bu türmerkezlerin yeterli donanıma sahip, temiz ve bakımlı olması ve orada kalankişilere yeterli yaşama alanı sağlaması önemlidir. Ayrıca cezaevi ortamı olduğuizleniminin mümkün olduğu kadar önlenmesi için, mekandüzenlemesine özen gösterilmelidir. Program faaliyetlerine gelince, açık havadaegzersiz, gün içinde zaman geçirilebilecek bir odaya, radyo/televizyona,gazete/dergilere ve diğer uygun dinlenme yollarına (örn.kutu oyunlarına, pinpon masalarına) erişimi içermelidir. Bu kişilerintutuldukları süre ne kadar uzun olursa, onlara sunulan faaliyetler de o kadarkapsamlı olmalıdır.
…
79. Yasadışı göçmenlere uygulanacak tutukluluk durumu, onların özgürlüklerininkısıtlanmasının doğasını yansıtıcı, sınırlı kısıtlamalar içeren veçeşitlendirilmiş etkinlik rejiminden oluşmalıdır. Örneğin, özgürlükten yoksunkılınmış yasa dışı sığınmacılar … tutulduklarıkurum içindeki hareket sebestlikleri mümkün olduğuncaaz sınırlandırılmalıdır.”
31. Birleşmiş Milletler (BM)Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilenHerhangi Bir Biçimde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler’in “İnsanitarzda muamele yükümlülüğü” kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
“Her hangibir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimse, insaniyetin ve insanın doğuştansahip olduğu insanlık onuruna saygının gerektirdiği bir biçimde muamele görür.”
32. Anılan Prensipler’in “Tutmanınve diğer tedbirlerin yargısal denetimi” kenar başlıklı 4. maddesişöyledir:
“Her türlü tutma veya hapsetme kararı vetutulan veya hapsedilen bir kimsenin insan haklarını her hangi bir biçimdeetkileyen bütün tedbirlere yargısal veya diğer bir makam tarafından karar verilirveya bu tedbirler bu makamların etkili denetimine tabi tutulur.”
33. BM Mülteciler YüksekKomiserliği Yürütme Komitesinin (UNCHR EXCOM) “Mültecilerinve Sığınmacıların Alıkonulması” konulu 44 numaralı kararınındördüncü fıkrasının (f) bendi şöyledir:
“YürütmeKomisyonu, Mültecilerin Statüsüne ilişkin 1951 Sözleşmesi’nin 31. maddesi’ni hatırlatarak
...
(f)Mültecilerin ve sığınmacıların alıkonma koşullarının insani olması gerektiğini vurgulamıştır.Özellikle, mülteciler ve sığınmacılar mümkünse, adi suçlu olarak tutulmaktaolan kişilerin yanında tutulmayacak ve fiziksel güvenliklerinin tehlike altındaolduğu yerlerde bulundurulmayacaktır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
34. Mahkemenin 20/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
35. Başvurucular, vatandaşıoldukları Rusya Federasyonu Çeçenistan Cumhuriyeti’ndeki silahlı çatışma ortamınedeniyle 2005 yılında iltica talebi ile Türkiye’ye geldikten sonra 20/11/2012 ile 23/1/2013 tarihleri arasında yaşamlarınıntehlike altında olduğu ülkelerine sınır dışı edilme korkusu altında ve herhangibir yargısal merciinin kararı olmadan 65 gün boyunca Kumkapı GGM’de gözetim altında tutulduklarını, söz konusu merkezindış dünyadan yalıtılmış, giriş çıkışları sürekli kontrol edilen yüksekgüvenlikli bir merkez olduğunu ve aynı zamanda yaşam koşullarının sağlıksız,gayriinsani ve onur kırıcı olduğunu, anılan Merkezde tutulmaları sonucundaruhsal ve fizyolojik yönden sağlık durumlarının bozulduğunu, bu nedenlerleAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
36.Başvurucular ayrıca keyfî ve hukuk dışı gerekçelerle 65 gün boyunca gözaltındatutulmalarının yabancı olmalarından kaynaklandığını ve Türk hukukundayabancılara ilişkin idari gözetim işlemlerinin yasal dayanağının ve yargısaldenetiminin bulunmadığını, niçin tutuldukları konusundabilgilendirilmediklerini ve yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş bir tutmakararı olmadan özgürlüklerinin kısıtlanmış olduğunu, gözetim altında tutulmayabaşladıktan sonra derhâl bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili birmerci önüne çıkarılmadıklarını, ayrıca kendilerine uygulanan özgürlükkısıtlamasının “gözaltı” ve “tutuklama” sayılmaması nedeniyle tazminattalep edilmesinin de mümkün olmadığını, bu nedenlerle Anayasa’nın 19.maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
37. Başvurucular son olarakTürkiye’de yabancı kişilerin geri gönderme merkezlerinde gayriinsanîkoşullarda, uzun süre tutulmaları nedeniyle yapılan şikâyet ve başvurularınsonuçsuz kaldığını, bu konuda başvuracakları etkili bir kanun yolubulunmadığını, bu nedenlerle Anayasa’nın 36. ve 40. maddelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
38. Nihayet başvurucular;kimliklerinin gizli tutulmasını, adli yardımdan yararlandırılmalarını ve maruzkaldıklarını iddia ettikleri hak ihlalleri sonucunda uğradıkları maddi vemanevi zararlar nedeniyle kendilerine hakkaniyete uygun bir tazminat ödenmesinitalep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
39. Anayasa Mahkemesi,olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlıolmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
40. Başvurucuların, sınır dışıtehdidi altında GGM’de tutulduklarına ve GGM’nin tutma koşullarının elverişsizliğine ilişkinşikâyetlerinin, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaincelenmesi gerekir.
41. Başvurucular; Türkiye’deyabancı kişilerin geri gönderme merkezlerinde gayriinsanî koşullarda, uzun süretutulmaları nedeniyle yapılan şikâyet ve başvuruların sonuçsuz kaldığı, bunedenle kanun yollarının etkili olmadığı şikâyetlerinin Anayasa’nın 17. maddesiile bağlantılı olarak 40. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.
42. Başvurucuların gerigönderme merkezinde tutulmalarının kanuniliği, yargısal denetimi, tutmanedenleri hakkında bilgilendirilmeleri ve tutma nedeniyle tazminat ödenmesikonularına ilişkin şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinde yer alan güvencelerkapsamında incelenmesi gerekir.
1. Adli Yardım Talepleri Yönünden
43. Ülkelerini uzun süreönce terk etmiş olan başvurucuların; herhangi bir gelirlerinin bulunmadığı,çalışma izinlerinin bulunmadığı ve başkalarının yardımları ile hayatlarınıidame ettirdikleri, bu nedenlerle geçimlerini önemli ölçüde güçleştirmeksizinyargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun oldukları, başvuru formunda sunulanbilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen adli yardım talebinindeğerlendirilmesine ilişkin ilkeler temelinde başvurucuların açıkça dayanaktanyoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulü gerekir.
2. Sınır Dışı Edilmek Üzere İdari Gözetim Altında TutulanYerin Koşullarının Elverişsizliği Nedeniyle Anayasa’nın 17. Maddesi ileBağlantılı Olarak 40. Maddesinin İhlal Edildiğine ilişkin İddialar
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
44. Açıkça dayanaktan yoksunolmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedende bulunmayan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Esas Yönünden
45. Başvurucular; Türkiye’deyabancı kişilerin gayriinsanî, onur kırıcı muamele oluşturacak biçimde ve uzunsüre GGM’de tutulmaları nedeniyle yapılan şikâyet vebaşvuruların sonuçsuz kaldığını, idare mahkemesinde açtıkları davalarınreddedildiğini, bu nedenle kanun yollarının etkili olmadığını belirterek Anayasa’nın40. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
46. Bakanlık görüşünde,başvurucuların sundukları dilekçe içeriğinden Kumkapı GGM’dekaldıkları süre boyunca içinde bulundukları kötü yaşam koşullarınındeğiştirilmesi için ilgili idari mercie başvuru yapmadıklarının anlaşıldığı bildirilmiştir.
47.Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, uygulamada idareyebaşvurunun hiçbir faydası bulunmadığını, tutuldukları koşullar ile ilgilişikâyetleri bakımından Türk hukukunda düzenlenmiş olan başvurabileceklerietkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını; AİHM’inbirçok kararında, yabancıların gözaltında tutulması, kötü gözaltı koşulları veişkence konusundaki şikâyetleri bakımından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) 13. maddesinde öngörülen biçimde etkili bir iç hukuk yolubulunmadığı sonucuna ulaşıldığını belirtmişlerdir.
48. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması”kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:
“Anayasaile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makamageciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını istemehakkına sahiptir.
Devlet,işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağınıve sürelerini belirtmek zorundadır.”
49. Sözleşme’nin “Etkili başvuru hakkı” kenar başlıklı 13.maddesi şöyledir:
“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilenherkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişilertarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yolabaşvurma hakkına sahiptir.”
50. Anayasa’nın 40. maddesi,Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makamageciktirilmeden başvurma hakkını güvence altına almaktadır.
51. İhlale neden olduğuiddia edilen işlem veya eylem için öngörülen ve Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunabilmek için de tamamının tüketilmiş olması gereken idari veyargısal başvuru yollarının ulaşılabilir olmaları yanında, telafi kabiliyetinihaiz olmaları ve tüketildiklerinde başvurucunun şikâyetlerini gidermede makulbaşarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesitek başına yeterli olmayıp uygulamada da etkili olduklarının gösterilmesi ya daen azından etkili olmadıklarının kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, §§ 28, 29).
52. Kişilerin etkili başvuruhakkı açısından sahip oldukları güvencenin kapsamı, ihlal iddiasına konu edilenhakkın niteliğine göre değişmektedir. Fakat genel olarak ifade edilmelidir kiAnayasa’nın 40. maddesi uyarınca sağlanması gereken başvuru yolunun, hemteoride hem de uygulamada ileri sürülen ihlali önleme, ihlal devam etmekte isesonlandırma veya gerçekleşip sona ermiş ihlallere yönelik olarak da makul birtazmin imkânı sunma açısından etkili olması gerekmektedir (K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015, § 71).
53.Ancak ihlal iddiasına konu edilen hak, Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan “işkence”, “eziyet” veya “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabitutmama yasağı olduğunda Anayasa’nın öngördüğü mutlak yasak gereği, bu haklaraçısından sağlanması gereken başvuru yolunun etkili olmasından söz edebilmekiçin bu yolun ihlali önleyici ve bazı durumlarda cezalandırıcı, ayrıcagerektiğinde tamamlayıcı bir unsur olarak makul bir tazmin imkânını sunan biryol olması zorunludur. Aksi takdirde bu tür ihlaller açısından sadece tazmin yollarınınöngörülmüş olması, bu tür muamelelere maruz kalan kişilere yapılanları(kısmen/zımnen) meşrulaştırmış ve devletin tutma koşullarını Anayasa’nın güvencealtına aldığı standartlara yükseltme yükümlülüğünü kabul edilemez bir şekildeazaltmış olacaktır. Bu nedenle somut başvuruda olduğu gibi “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” koşullardatutulma şikâyetleri açısından ancak tutulma koşullarının iyileştirilmesi/düzeltilmesive ayrıca bu koşullardan kaynaklanan zararların tazmin edilmesini sağlayacakbir başvuru yolunun etkililiğinden söz edilebilir. Elbette ihlal iddialarınakonu yerden ayrılmış olunması durumunda yapılacak başvurular açısındanhâlihazırda gerçekleşmiş olan maddi ve manevi zararlara karşılık geleceknitelikte tazmin yollarının bulunması da gerekmektedir (K.A.,§ 72).
54. AİHM de Sözleşmetarafından söz konusu hükme atfedilen özel önemin, devlet tarafından tazminedici bir hukuk yoluna ilaveten bu tür muamelelerin tamamını süratle sonaerdirecek etkili bir mekanizma kurulmasını gerektirdiğini kabul etmektedir (Yarashonen/Türkiye, § 61).
55. Bireysel başvuru formuve Bakanlık görüşünde sunulan ve birbirini teyit eden bilgiler çerçevesindebaşvurucuların 20/11/2012 ile 23/1/2013 tarihleriarasında Kumkapı GGM’de (65 gün) tutulduklarıanlaşılmaktadır.
56. Bakanlık görüşünde,Anayasa’nın 125. maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işleminin yargıdenetimine tabi olduğu ifade edilerek başvurucuların GGM’dekiiddia edilen kötü yaşam koşullarının değiştirilmesi için ilgili idari merciebaşvuru yapmadıkları ifade edilmiştir. Ancak Anayasa’nınbahsi geçen hükmü dışında Bakanlıkça başvurucuların tutuldukları dönemde anılanMerkezlerindeki elverişsiz yaşam koşullarını önleme ve doğan zararları tazminetmek üzere belirlenmiş somut bir idari veya yargısal hak arama yoluna atıftabulunulmadığı gibi atıf yapılan Anayasa’nın 125. maddesindeki genel kuralın,Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ile güvence altına alınan hukuksaldeğerlerin korunması noktasında, çözüm üretme kabiliyetini haiz ve makul birbaşarı şansı sunan bir hak arama yolu sağladığına dair yargısal pratiği ortayakoyan bir açıklama veya somut herhangi bir karar da sunulmamıştır. Kaldıki yabancıların GGM’de tutulma koşullarınınincelemeye tabi olduğu varsayılsa dahi bu tür koşulların hangi standartlaragöre değerlendirileceğine dair başvurucuların tutuldukları zaman periyodundayürürlükte olan açık bir düzenlemeye rastlanamamıştır.
57. AİHM’in konuya ilişkin Yarashonen/Türkiye kararında; tutulan bir göçmenin,önerilen hukuk yollarından faydalanarak haklarını savunabildiğini yani idaremahkemesine veya idari makama yapılan başvurunun tutulma koşullarınıniyileşmesiyle ve/veya olumsuz maddi koşullar nedeniyle yaşanan ıstırap içintazminata hükmedilmesiyle sonuçlandığını gösteren herhangi bir adli veya idarikararın, davalı devlet tarafından ibraz edilmediği, niçin ibraz edilmediğineilişkin bir açıklamada da bulunulmadığı tespitlerine yer verilmiştir. (Yarashonen/Türkiye, § 63; Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye,B. No: 30471/08, 22/9/2009, § 25).
58. 2/5/2014tarihli ziyarete istinaden düzenlenen İHK raporunda da “Merkezlerin erişimi zor olup, etkili bir denetlemeside bulunmamaktadır. Avukata erişim imkânı olmayan ve daha sonra ülkeden sınırdışı edilen yabancıların geri gönderme merkezinde maruz kaldıkları insanhakları ihlallerini pratikte şikâyet etmeleri mümkün değildir. Başvurucularınyabancı olması, dil bilmemesi, avukata erişimin zor olması nedeniyle Merkezinyargısal denetimi ve memurlar hakkında yapılan şikâyetler çok az sayıdadır.Merkezde tutulanlar genellikle sınır dışı edildiği için bir daha Türkiye’yedönmesi oldukça zordur. Bu nedenle, şikâyet konusu olaylar, adli mercilere intikaletmemektedir.” şeklinde tespitlere yer verilmiş olması,başvurucuların iddialarını güçlendirmektedir (bkz. § 20).
59. Nitekim 2012 tarihliTBMM Raporu’nda da tutulan düzensiz göçmenlere ne tür muameleler uygulanacağıve işleyişlerinin nasıl olacağı konularında tüm geri gönderme merkezlerindeyeknesaklığı sağlayacak bir düzenlemenin bulunmadığı, bu durumun farklıuygulamalara neden olduğu, bu konuda düzenleyici işlem niteliğinde bir hukukimetin hazırlanması gerektiği ifade edilmiştir.
60. Başvurucuların tutulmatarihlerinden sonra 11/4/2014 tarihinde yürürlüğegiren 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası KorumaKanunu’nda da tutulma koşullarının Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasınauygunluğu açısından denetleme ve herhangi bir aykırılık tespiti durumundakoşulların düzeltilmesi veya tutulmanın sonlandırmasına imkân sağlayacak,tutulma koşullarının standartlarını belirleyen ve bu koşulların kontrolünü,gözden geçirilmesini içeren özel nitelikte bir idari veya yargısal başvuru mekanizmasınınöngörülmediği, Anayasa Mahkemesince daha önce karara bağlanmıştır (K.A. § 77).
61. Bu tespitler ışığında GGM’de idari gözetim altında tutulmuş olan başvurucularaçısından, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ile güvence altına alınanhukuksal değerlerin korunması noktasında, teoride ve pratikte çözüm üretmekabiliyetini haiz ve makul bir başarı şansı sunan etkili idari ve yargısal birbaşvuru yolunun bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
62. Açıklanan nedenlerle somutbaşvurunun özel koşulları çerçevesinde, tutulma koşullarından kaynaklananAnayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiği iddiaları açısından Anayasa’nın 40.maddesinin zorunlu kıldığı etkili bir başvuru yolunun bulunmadığı vedolayısıyla başvurucuların etkili başvuru haklarının ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır.
3. Kumkapı GGM’nin KoşullarınınAnayasa’nın 17. Maddesini İhlal Ettiğine İlişkin İddialar
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
63. Etkili başvuru hakkınınihlal edildiği iddiası yönünden sunulan Bakanlık görüşünde (bkz. § 46)başvurucuların Kumkapı GGM’de kaldıkları süre boyuncaiçinde bulundukları yaşam koşullarının değiştirilmesi için ilgili idari merciebaşvuru yapmadıklarına dikkate çekilmiştir.
64.Belirtilen Bakanlık görüşünde esasen Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasının ihlal edildiği iddiası yönünden başvuru yollarının tüketilmediğiolgusuna temas edilmekte ise de yukarıda etkili başvuru hakkı yönünden yapılaninceleme sonucunda, Anayasa’nın 17. maddesi ile bağlantılı olarak 40. maddesininihlal edildiği sonucuna ulaşılmış olması nedeniyle başvurucuların GGM’deki tutma koşulları ile ilgili olarak başvuruyollarını tüketip tüketmediklerinin ayrıca tartışılmasına gerek görülmemiştir.
65. Açıkça dayanaktan yoksunolmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenbulunmayan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
66. Herkesin maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altınaalınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunmasıamaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence”ve “eziyet” yapılamayacağı,kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan”ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
67. Devletin, bireyin maddive manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü,öncelikle kamu otoritelerinin bu hakka müdahale etmemelerini yani anılanmaddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsalzarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut veruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, § 81).
68. Bir muameleninAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgaribir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceliolup her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleridikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fizikselve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşımaktadır (Tahir Canan, §23). Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ileardındaki saik de eklenebilir (Cezmi Demirve diğerleri, § 83).
69. Anayasa ve Sözleşmetarafından kötü muamele, kişi üzerindeki etkisi gözetilerek derecelendirilmişve farklı kavramlarla ifade edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında geçen ifadeler arasında bir yoğunluk farkının bulunduğugörülmektedir. Bir muamelenin “işkence”olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğini belirleyebilmek için anılanfıkrada geçen “eziyet” ve “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muamelekavramları ile işkence arasındaki ayrıma bakmak gerekmektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 84).
70. Mağdurları küçükdüşürebilecek ve utandırabilecek şekilde kendilerinde korku, küçültülme, elemve aşağılanma duygusu uyandıran veya mağduru kendi iradesine ve vicdanınaaykırı bir şekilde hareket etmeye sürükleyen aşağılayıcı nitelikteki daha hafifmuamelelerin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan”muamele veya ceza olarak tanımlanması mümkündür (Tahir Canan, § 22). Burada “eziyet”ten faklı olarak kişi üzerindeuygulanan muamele, fiziksel ya da ruhsal acıdan öte küçük düşürücü veyaalçaltıcı bir etki oluşturmaktadır (CezmiDemir ve diğerleri, § 89).
71. Yukarıda değinildiğiüzere bir muamelenin bu kavramlardan hangisini oluşturduğunu belirleyebilmekiçin her somut olayın kendi özel koşulları içinde değerlendirilmesigerekmektedir. Muamelenin kamuya açık olarak yapılması onun aşağılayıcı veinsan haysiyetiyle bağdaşmayan nitelikte olup olmamasında rol oynasa da bazıdurumlarda kişinin kendi gözünde küçük düşmesi de bu seviyedeki bir kötümuamele için yeterli olabilmektedir. Ayrıca muamelenin küçük düşürme ya daalçaltma kastı ile yapılıp yapılmadığı dikkate alınsa da böyle bir amacınbelirlenememesi, kötü muamele ihlali olmadığı anlamına gelmeyecektir. Tutulmakoşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcı davranışlar, devletgörevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadeler, kişiye normal olmayanbazı şeyleri yedirme içirme gibi aşağılayıcı muameleler “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muameleolarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir vediğerleri, § 90).
72. Somut olayda olduğu gibibir kişinin sınır dışı etme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle yakalanmasıveya tutulması mümkündür (Rıda Boudraa, B. No:2013/9673, 21/1/2015, § 73). Bu amaçla idari gözetimaltına alınan yabancının tutulduğu yerdeki maddi koşulların Anayasa’nın 17.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebilmesi için asgari bir eşiğe ulaşmışolması gerekmektedir. Bu asgari eşik değerlendirmesi ise koşullarla ilgili tümverilere, özellikle de muamelenin süresine, fiziksel ya da ruhsal etkilerine vebazen de mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumuna bağlı olarak yapılmalıdır(Rıda Boudraa, § 60).
73. Bir muamelenin “insanlık dışı” olarak nitelendirilebilmesiiçin, bunun tasarlanarak uygulanmış olmasının yanı sıra bedensel yaralanma yada fiziksel veya ruhsal acıya sebebiyet vermesi diğer taraftan bir muamelenin “aşağılayıcı” olarak nitelendirilebilmesiiçin mağdurlarını rencide edecek ve küçültecek ölçüde onlara, korku, endişe,aşağılanma gibi duyguları hissettirmesi gerekir (Rıda Boudraa, § 61).
74. Bir ceza veyamuamelenin, Sözleşme’nin 3. maddesi anlamında “aşağılayıcı”olup olmadığını tespit ederken bunların amacının ilgiliyi rencide etme veaşağılık duruma düşürme olup olmadığının ve etkilerine bakıldığında söz konusutedbirin, Anayasa’nın 17. ve Sözleşme’nin 3. maddelerine aykırı şekilde,ilgilinin kişiliğini etkileyip etkilemediğinin araştırılması gerekmektedir. Bununla birlikte böyle bir amacın olmaması, kesin olarak bu hükmünihlal edilmiş olması ihtimalini devre dışı bırakmamakla birlikte bir ceza veyamuamelenin “insanlık dışı” ya da“aşağılayıcı” olabilmesi içinrencide edilme veya ıstırabın, meşru bir muamele ya da cezanın barındırdığırencide olma duygusu ve ıstırabın ötesine geçmiş olması gerekmektedir (Rıda Boudraa, § 62).
75. Tutulma koşullarınınAnayasa’nın 17. maddesi anlamında “insanhaysiyetiyle bağdaşmayan” muamele oluşturup oluşturmadığıincelemesinde bir sonuca ulaşırken bu tür merkezlerde tutulan her bir kişiye düşenyaşam alanı, ağırlıklı olarak dikkate alınması gereken bir kriterdir(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Yarashonen/Türkiye, § 72).
76. AİHM, bu konuda yaptığıincelemelerde kişi başına düşen dört metrekare alanın bu konuda asgaristandardı oluşturduğuna, kişi başına üç metrekareden daha az bir alanındüşmesinin de tek başına, tutulma koşullarının Sözleşme’nin 3. maddesininihlali sonucu doğurmasına neden olacağına karar vermiştir (Hagyó/Macaristan, B. No: 52624/10, 23/4/2013,§ 45, Yarashonen/Türkiye, § 72). Öte yandan AİHM, tutulankişilere her gün en az bir saat açık havada egzersiz yapma imkânı verilmesinin,bu kişilerin refahı açısından temel bir güvence olduğunu kabul etmektedir (Ananyev ve diğerleri/Rusya, B. No: 42525/07, 60800/08, 10/01/ 2012 § 150).
77.Geri gönderme merkezlerindeki tutma koşullarının Anayasa’nın 17. maddesineuygunluğunun değerlendirilmesinde kişi başına düşen alan hesabının yanı sıratutulan kişilerin günlük açık havadan yararlanmaları, kapalı mekânların günışığı alma ve havalandırılma durumları, kalınan mekânın temizliği ve tutulankişilere sunulan sağlık hizmetleri gibi hususların da dikkate alınmasıgerekmektedir (Yarashonen/Türkiye,§ 73). CPT’nin “gözetimaltında tutulan göçmenler” hakkında kabul ettiği standartlarda (bkz.§ 30) kişileri yabancılar mevzuatına göre uzun süreli olarak özgürlüklerindenmahrum bırakmanın gerekli görüldüğü hâllerde, bu kişilerin özellikle bu amaçiçin hazırlanmış hukuki durumlarına uygun bir programa, fiziki koşullara veuygun nitelikli personele sahip merkezlerde tutulmaları gerektiği; bu türmerkezlerin yeterli donanıma sahip, temiz ve bakımlı olması ve orada kalankişilere yeterli yaşam alanı sağlamasının önemli olduğu; cezaevi ortamı olduğuizleniminin mümkün olduğu kadar önlenmesi gerektiği; programlı faaliyetlerinaçık havada egzersiz, gün içinde zaman geçirilebilecek bir odaya,radyo/televizyona, gazete/dergilere ve diğer uygun dinlenme yollarına erişimiiçermesi gerektiği; bu kişilerin tutuldukları süre ne kadar uzun olursa onlarasunulan faaliyetlerin de o kadar kapsamlı olması gerektiği kabul edilmektedir. Bu kapsamda CPT, istisnasız bütün mahkûmlara (ceza olarak hücrehapsinde olanlar dâhil) her gün açık havada egzersiz yapma imkânı verilmesi veaçık havada egzersiz yapılacak yerlerin makul büyüklükte ve mümkün olduğuncakötü hava şartlarında koruma sağlayacak biçimde olması gerektiğini kabuletmektedir. Mahkûmlar açısından kabul edilen bu standardın “gözetim altında tutulan göçmenler”açısından evleviyetle geçerli olduğu açıktır (K.A., § 98).
78. Anayasa Mahkemesiaçısından yukarıda yer verilen standartlar (bkz. §§ 75-77) kural olarak bukonuda yapacağı incelemelerde asgari standartları oluşturmakla birlikte buradayer verilen standartların her bir somut olayın kendi özel koşulları açısındanincelenmesi gerekmektedir.
ii.İlkelerin Somut Olaya Uygulanması
79.Başvurucular, Kumkapı GGM’de tutuldukları 65 günboyunca can güvenlikleri olmadığını iddia ettikleri ülkelerine sınır dışıedilme korkusu ile yaşadıklarını, Kumkapı GGM’ninaçık havaya çıkma ve sosyal faaliyet imkânları bulunmayan, dış dünyadanyalıtılmış, yüksek güvenlikli, hapishane gibi demir parmaklıkları olan, girişkapısında otomatik silahlı polislerin nöbet tuttuğu, tüm giriş-çıkışların sıkıkontrol altında ve üst amirin iznine tabi olduğu bir merkez olduğunu, buradakitutma koşullarının gayriinsani ve onur kırıcı olduğunu, belirtilen nedenlerleAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence vekötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
80.Bakanlık görüşünde, başvurucuların Kumkapı GGM’detutuldukları dönemde toplam kişi mevcudunun Merkezin kapasitesi olan 300’üaşmadığı, Merkezin erkeklere ayrılmış olan birinci ve ikinci katlarında değişikbüyüklüklerde dokuz oda bulunduğu; her katta birer yemekhane, beşer duş vealtışar tuvalet yer aldığı, Merkezde hizmet veren kantinin günün bellisaatlerinde katlara çıkarak servis yaptığı, temizlik için altı görevlibulunduğu, temizlik malzemelerinin temin edilebildiği, katlardaki banyolardasürekli sıcak su bulunduğu; televizyon seyretme, spor yapma, istirahat veibadet imkânlarının sağlandığı, odaların ışıklandırma ve temizliğinin iyidurumda olduğu, ilgili CPT Raporu’nda da odaların ışıklandırıldığı ve temizolduğunun belirtildiği, haftada bir gün düzenli olarak doktor geldiği, havanınuygun olduğu saatlerde tutulanların havalandırmaya çıkmalarına izin verildiğibildirilmiştir. Ayrıca Bakanlık görüş yazısı ekinde, Merkezin iç ve dış mekângörüntüleri sunulmuştur.
81.Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, tutuldukları dönemdeMerkezde bulunan insan sayısının normal kapasitenin çok üzerinde olduğunu; bunedenle örneğin, kadınlar kısmında bir yatağı iki kadının kullanması, yerdeyatma ya da yatacak başka yer olmadığı için mescidin halıları üzerinde yatmanınsıkça karşılaşılan durumlar olduğunu, erkekler kısmının mescidinin de bazıyoğun dönemlerde yatma yeri olarak kullandığını, Bakanlık görüşündetutuldukları döneme ait mevcudun net olarak bildirilmediğini, Merkezinmevcudunun çoğunlukla 450-500 kişi civarında olduğunu, yurtiçi ve yurtdışındangelen inceleme heyetleri gelmeden önce Merkezde tutulan önemli sayıda kişininserbest bırakıldıklarını, aynı zamanda bu kapsamda düzenlenen raporlardasürekli kapasitenin üzerinde insan tutulmasının eleştirildiğini, 2008 ile 2012yılları arasındaki tüm rapor ve haberlerde Merkezin mevcudunun 400 ile 800 kişiarasında değiştiğini, Bakanlık tarafından referans alınan 2009 tarihli CPT Raporu’ndayetersiz fiziksel koşullara rağmen Merkezin 560 kişilik mevcudunun düşürülmesigerektiğinin bildirildiğini, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunun 2012 yılıMayıs ayında Merkeze yapılan “planlı veönceden haber verilmiş” ziyarete ilişkin raporda Merkezinkapasitesinin 300 kişi olduğu; inceleme sırasında mevcudun 291 erkek, 97 kadınve 7 çocuk olduğu ve personel yetersizliği gerekçesiyle haftada bir gün kısasüreli havalandırmanın yetersiz olduğu tespitlerine yer verildiğini, Bakanlıkgörüşünde atıf yapılan 2009 tarihli CPT Raporu’nun 47. paragrafında datutulanlara açık havada aktivite imkânın tanınmadığı ve bu durumun kabuledilemez olduğunun ifade edildiğini bildirmişlerdir.
82. Başvurucular, haftadabir gün doktor getirilmesi uygulamasının 2012 yılı Mart ayından sonra olduğununanlaşıldığını ayrıca 300 kişi kapasiteli bir merkezde hafta bir gün kısa sürelidoktor ziyareti ile etkili bir sağlık yardımı yapılmasının mümkünolamayacağını, bu durumun anılan CPT raporunda da eleştiriye konu edildiğini,tutulan kişilerin doktorun geldiğinden haberdar dahi olmadıklarını; kalabalık,gürültü ve ışıkların sürekli açık olması nedeniyle uyku sorunu yaşadıklarını,koğuşlarda yoğun sigara dumanına maruz kaldıklarını, ortamın hijyendenyoksun ve haşeratlı olduğunu, Merkezde bulunduğuiddia edilen kantinin faal olmadığını, Bakanlık tarafından sunulanfotoğraflarda da görünmediğini, dışarıdaki bir bakkaldan günde iki defa elemangeldiğini ve ihtiyaçlarını bu şekilde gidermeye çalıştıklarını, fiyatlarınnormalden çok pahalı olduğunu ifade etmişlerdir.
83.Başvurucular, Bakanlık görüş yazısı ekinde sunulan fotoğrafların planlanarakçekilmiş olmalarına rağmen dikkatli incelendiklerinde dahi Merkezin asılkoşulları hakkında fikir sahibi olmanın mümkün olacağını, örneğin tutulankişilerin havalandırma amaçlı çıkarıldıkları alanın fiilen otopark olarakkullanıldığının ve koğuşlardaki yatakların arasından yan yana iki kişiningeçmesinin mümkün olmadığının görüldüğünü, Bakanlık tarafından sunulantutanakların tarihlerine bakıldığında dışarı çıkma imkânının fiilen sınırlıolduğunun anlaşılabildiğini, açık havaya çıkarılmanın elverişli havalarda dahiistisnai bir uygulama olduğunu, kendilerinin de Merkezde kaldıkları sürezarfında açık havaya hiç çıkamadıklarını, 40-50 metrekarelik bir alanda normalmevcuda göre 30-35 kişinin kalmasının CPT’nin “7 m2’lik alan” standardının çokaltında olduğunu beyan etmişlerdir.
84. Başvuru dosyasında,başvurucuların Kumkapı GGM’de tutuldukları dönemde,Merkezin yaşam koşullarına ve özellikle de her bir tutulan kişiye düşen yaşamalanına ilişkin net ve kesin bir bilgi yer almamaktadır. Başvurucuların hangiodayı kaç kişi ile paylaştıklarına ilişkin de net bir bilgi ne başvurucular, nede bu konuda görüşleri sorulan İçişleri ve Adalet Bakanlıkları tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulmuştur. Anayasa Mahkemesinin elinde bulunan sınırlıbilgi nedeniyle kişi başına düşen yaşam alanının hesaplamasının Merkezdetutulan kişilere tahsis edilen alanın, burada kalan kişi sayısına bölünmesisonucu elde edilecek yaklaşık bir değerin kabul edilmesi suretiyle yapılmasıbir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.
85. Bireysel başvuruformunda sunulan bilgiler ve Bakanlık görüşü çerçevesinde başvurucuların 20/11/2012 ile 23/1/2013 tarihleri arasında Kumkapı GGM’de 65 gün tutuldukları anlaşılmaktadır.
86. Bu kapsamda EmniyetGenel Müdürlüğünün 7/1/2016 tarihli yazısında sunulanbilgiler; 2012 tarihli TBMM Raporu, BM Göçmenlerin İnsan Hakları ÖzelRaportörünün tespitleri, AİHM’in 24/6/2014 tarihli Yarashonen/Türkiye kararı ve bu kararda atıf yapılan2009 tarihli CPT Raporu ile Anayasa Mahkemesinin K.A. başvurusuna ilişkin kararı ve bu karara önemli ölçüdeesas teşkil eden İHK’nın Raporu, eldeki en önemliverileri oluşturmaktadır.
87. Anılan belgelerdekitespitler ile başvurucuların tutuldukları dönem itibarıyla daha güncel olan2012 tarihli TBMM Raporu ve BM Göçmenlerin İnsan Hakları Özel Raportörününtespitleri arasında belirgin bir çelişkiye rastlanmamıştır. Ayrıca AİHM’in Yarashonen/Türkiye kararının Türkiye CumhuriyetiHükümeti tarafından sunulan fotoğraflardaki görüntülerin tarif edildiğiparagrafındaki tespitler (bkz. anılan karar § 19), mevcut başvuru kapsamındasunulan Bakanlık görüşü ekindeki fotoğraflardaki görüntülerle de örtüşmektedir(bkz. § 78). Bu çerçevede, düzenlendikleri zaman periyotlarıfarklılık arz etse de başvurucuların tutuldukları dönemden önce veya sonradüzenlenen rapor vb. belgelerin hiçbirinde Kumkapı GGM’nintutma koşullarında belirgin bir değişiklik olduğunu gösteren herhangi birbilgiye rastlanmamıştır. Bu durum, tutuldukları zaman diliminin öncesinde veyasonrasındaki saptamaların, başvurucuların tutma koşulları yönünden de önemliölçüde geçerli olduğu kanaatini oluşturmuştur. Bu nedenle başvurucularıntutuldukları dönem haricindeki zaman dilimlerini kapsayan bir kısımtespitlerin, başvurucuların tutulma koşullarının değerlendirilmesi kapsamındadikkate alınması mümkün görülmüştür.
88. Emniyet GenelMüdürlüğünün 7/1/2016 tarihli yazısında (bkz. § 23)Kumkapı GGM’nin fiziki koşulları ve tutulan kişileresağlanan hizmetlerle ilgili genel bilgiler verilmiştir. Aynı yazının ekindesunulan, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 16/12/2015tarihli yazısında ise Merkezin, başvurucuların tutuldukları tarih aralığındakimevcudunun ortalama 310 ilâ 350 kişi civarında olduğu bildirilmiştir.
89. 2012 tarihli TBMMRaporu’nda, Merkezin kapasitesinin 100’ü kadın ve 200’ü erkek olmak üzeretoplam 300 olduğu, yaklaşık 40 farklı ülkeden günlük ortalama 30 ilâ 40yabancının teslim alındığı ve yine günlük aynı sayıda yabancının sınır dışıişleminin yapıldığı 11/5/2012 tarihi itibarıylaMerkezde 291’i erkek, 97’si kadın, 7’si çocuk olmak üzere toplam 395 kişibulunduğu bilgilerine yer verilmiştir.
90. İHK’nınraporunda Merkez yetkililerinin verdiği bilgiye göre Merkezin toplam kapasitesi300 kişilik olup 28/4/2014 tarihi itibarıyla toplam384 ve 2/5/2014 tarihi itibarıyla toplam 350 kişi Merkezde kalmaktadır. YineMerkez yetkililerinin ifade ettiği üzere her gün 30-40 kişi Merkezdenayrılmakta ve yaklaşık aynı sayıda kişi Merkeze gelmektedir. Başvurucu ve İHKraporunda görüşleri kayda geçilen STK mensuplarına göre Merkezde 400 ile 500arasında kişi kalmaktadır. Merkez yetkililerinin vermiş olduğu sayılar ve hergün giriş yapan ve ayrılan kişi sayısının birbirine yakın olduğu dikkatealındığında başvurucuların tutuldukları dönem boyunca Merkezde asgari 350civarında kişinin bulunduğunun yaklaşık bir değer olarak kabul edilmesi mümküngörülmüştür.
91. Merkezde tutulankişilere tahsis edilen alanın genişliğinin tespitine geçildiğinde Kumkapı GGM’ye ilişkin hazırlanan rapor ve görüşlerin (bkz. § 18vd.) incelenmesi neticesinde başvurucuların tutuldukları dönem dâhil olmaküzere Merkezin resmî kapasitesinin 300 kişi olduğunun kabul edildiği, tutulankişilere tahsis edilen alanda kayda değer bir değişiklik bulunmadığıgörülmektedir. İHK’nın raporunda görüşleri alınanMerkez yetkililerinin de belirttiği üzere şehir merkezinde, yapıların sıkışıkolduğu bir alanda bulunan Merkezde tutulu kişilere tahsis edilen alanda esaslıbir değişiklik yapılması da mümkün görünmemektedir. Merkeze ilişkin yukarıdakiveriler birlikte değerlendirildiğinde kadın-erkek tüm sakinlere tahsis edilenalanın yaklaşık 1.000 metrekare olduğu ve bu alanın genişliğinin(başvurucuların tutuldukları dönem de dâhil olmak üzere) son dönemdedeğişmediği anlaşılmaktadır.
92. Bu durumda, Merkezdekişi başına düşen alanın yaklaşık olarak azami üç (3) metrekare olduğu sonucuortaya çıkmaktadır.
93. Bu tür merkezlerde,kalan kişilere tahsis edilen alanın darlığı nedeniyle maruz kaldıklarısıkıntılar, yatakhaneler dışında zaman geçirebilecekleri alanların bulunmasısuretiyle kısmen azaltılabilecek olup yaşam koşullarının Anayasa’nın 17.maddesi açısından incelenmesinde bir unsur olarak dikkate alınabilir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Yarashonen/Türkiye, § 78).
94. Bu çerçevedebaşvurucuların içinde yaşadıkları koşullar incelendiğinde İHK Raporu’nda ifadeedildiğine göre Merkezde idarenin kullandığı birimlerden demir kapılarlaayrılan mekânda, koğuşlar (üniteler) dışında koridor ve yemekhane olarakkullanılan büyük bir salon bulunmaktadır. Koridorda üç adet spor aletimevcuttur. Yatakhanelerde yer olmaması nedeniyle bazı göçmenlerin, bumekânlardan biri olan televizyon odasında yattıkları bilgisi yer almaktadır. Budurumda Merkezde kalanların ortak kullanım alanı olarak yararlanabileceklerimekânların oldukça sınırlı olduğu ve bu mekânların da yatakhanelerdekisıkışıklık nedeniyle kalma yeri olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Buna bağlıolarak sadece bitişik nizam ranzaların ve dolapların bulunduğu kalabalıkyatakhanelerde kalan göçmenlere, Merkez içinde nispeten rahatlayabilecekleribir ortamın sunulamadığı anlaşılmaktadır.
95.BM Göçmenlerin İnsan Hakları Özel Raportörü tarafından 25-29 Haziran 2012tarihlerinde Kumkapı ve Edirne Geri Gönderme Merkezlerine gerçekleştirilenresmî ziyaret kapsamında yapılan incelemelerin yansıtıldığı raporda gerigönderme merkezlerindeki koşullardan rahatsızlık duyulduğu, çocukların daaralarında bulunduğu idari gözetim altında tutulan kişilerin çoğunluklaodalarda veya koğuşlarda kilitli tutuldukları ve dış alanlara erişimlerininoldukça kısıtlı olduğu veya hiç olmadığı, “aşırıkalabalıklık”, “sağlığa elverişsiz koşullar” ve “yetersiz gıda” hususlarının diğer önemli endişe kaynaklarıolduğu ifade edilmiştir (bkz. § 28).
96. Yukarıdaki değerlendirmeunsurlarına ilave olarak CPT’nin bu konuda ortayakoyduğu standartlar esas alındığında, tutulan kişilerin tahammül edilemezkoşullarda günlük yaşamlarını sürdürmelerine engel olabilecek bir tedbir olarakher gün açık havada en az bir saat egzersiz yapabilme imkânının Merkezde kalankişilere sağlanması gerekmektedir.
97. 11/5/2012tarihli ziyarete istinaden düzenlenen TBMM Raporu’nda, gerek Merkezin konumu vegerekse personel eksikliği nedeniyle tutulan düzensiz göçmenlerin, haftanınsadece bir günü kısa sürelerle havalandırmaya çıkarıldıkları tespitine yerverilmiştir. Ancak yetkililerce sunulan teorik bilgilere dayalı bu tespitin,fiili uygulama ile uyumlu olup olmadığı rapordan anlaşılamamaktadır. Kaldı kianılan raporda dolaylı olarak bu tespitin dahi GGM’yidüzensiz göçmenler için bir hapishane hâline getirdiği belirtilmek suretiylehaftada bir defa havalandırmanın yetersiz olduğuna vurgu yapılmıştır.
98. İHK Raporu’nda, MerkezMüdürünün, gözetim altındakilerin binanın bahçesinde hava alma imkânını haftaiçinde günde 45 dakika, hafta sonlarında ise günde 2-3 saat sağlamayaçalıştıklarını beyan ettiği anlaşılmaktadır (bkz. § 20). Bu konudabaşvurucular, tutuldukları süreç boyunca hiçbir şekilde açık havayaçıkarılmadıklarını iddia etmektedirler (bkz. § 81). Raporda görüşlerine yerverilen göçmenlere belirtilen şekilde hava alma imkânı verilmediği, hattaiçlerinden bazılarının haftalarca bu imkândan yararlanamadıkları dönemlerolduğu, bazılarının ise 3-4 ay boyunca sadece iki defa kendilerine bu imkânınverildiği yönündeki ifadeleri, başvurucuların iddialarının inandırıcılığınıgüçlendirmektedir.
99. Merkez yetkililerince “sağlanmaya çalışıldığı” ifade edilen açıkhavaya çıkma imkânının dahi CPT standartlarını taşımaktan uzak olduğu açıktır.Dahası, yetkililer de Merkezin bahçesinin araç otoparkı olarak kullanılması,güvenlik açısından riskli olması ve elverişsiz hava şartları gibi nedenlerletutulan kişileri açık havaya çıkma imkânından yararlandıramadıklarını kabuletmektedirler (bkz. § 20). Görüldüğü üzere Merkezde tutulan düzensiz göçmenlerefiilen sağlanan açık havadan yararlanma imkânı, eldeki en iyimser veriler esasalınsa dahi CPT tarafından ortaya konulan ve olması gereken asgari standardınoldukça altındadır. Tutuklu veya mahkûm olmayan düzensiz göçmenlerin açıkhavadan yararlanma koşullarının, CPT standartlarının altında olması kabuledilebilir bir durum değildir.
100.Bu kısımda yapılan tespitler değerlendirildiğinde Merkezin, kişi başına üç (3)metrekareden daha az bir yaşam alanına karşılık gelebilecek şekilde aşırıkalabalık olmasının, başlı başına başvurucuların Merkezde tutuldukları dönemdemaruz bırakıldıkları koşulların Anayasa’nın 17. maddesinde yasaklanan “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muameledüzeyinin aşılmasına yol açabilecek nitelikte olduğu, Merkez içindeki barınmamekânları dışında rahatlamaya imkân sağlayacak ortak kullanım alanlarınınyetersiz ve daha da önemlisi sağlanan açık havadan yararlanma imkânının oldukçasınırlı olmasının, başvurucuların Merkezde sahip oldukları koşulları daha datahammül edilemez hâle getirdiği ve bu koşullar altında tutulmalarının,Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası açısından açık bir ihlal oluşturduğusonucuna ulaşılmıştır.
101.Bu noktaya kadar yapılan incelemede ortaya konulan koşullar; başvurucularınKumkapı GGM’de maruz kaldıkları muamelenin, birkişinin sınır dışı etme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle şekil veşartları kanunla gösterilen usule uygun olarak yakalanması veya tutulu durumdabulundurulmasının barındırdığı rencide olma duygusu ve ıstırabın ötesine geçmişolduğunun kabul edilmesi açısından yeterli olduğundan, başvurucuların bubölümde değerlendirilebilecek şekilde ileri sürdükleri diğer iddialar yönündenAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
102. Açıklanan nedenlerlesomut başvurunun özel koşulları çerçevesinde, Kumkapı GGM’detutulma koşullarının “insan haysiyetiylebağdaşmayan” muamele düzeyinde olduğu ve bu suretle Anayasa’nın 17.maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
4. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
i. Anayasa’nın 19. Maddesinin Beşinci Fıkrasınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
103. Başvurucular “Sözleşme’nin 5/1(c) fıkrasıyla bağlantılı olarak,derhal bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer birgörevli önüne” çıkarılmadıklarını, bu nedenle Anayasa’nın 19.maddesinin beşinci fıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
104. Bakanlık görüşyazısında, başvurunun bu kısmının kabul edilebilirliği yönünden ayrıca görüşbildirilmemiştir.
105. Anayasa’nın 148.maddesinin üçüncü ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.maddesinin (1) numaralı fıkralarına göre Anayasa Mahkemesine yapılan birbireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahaleedildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanısıra Sözleşme’nin ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına dagirmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıdışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18).
106. Anayasa’nın “Kişi hürriyeti ve güvenliği” kenarbaşlıklı 19. maddesinin ikinci ve beşinci fıkraları şöyledir:
“Şekil veşartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların vegüvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanundaöngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veyatutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüneçıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehliketeşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseriveya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahıiçin kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerinegetirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya dahakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanmasıveya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
…
Yakalananveya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi içingerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve topluolarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, busüreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksunbırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerindeuzatılabilir.”
107. Sözleşme’nin “Özgürlük ve güvenlik hakkı” kenar başlıklı5. maddesi şöyledir:
“1.Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilenhaller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksunbırakılamaz:
…
c. Suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunanveya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmakzorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, birkimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması;
…
3. Bumaddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulanherkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğerbir görevli önüne çıkarılmalıdır; kişinin makul bir süre içinde yargılanmayaveya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme,ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.
…”
108.Görüldüğü üzere Sözleşme’nin 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasındaki yakalandıktan sonra en kısa zamanda bir yargıç önüneçıkarılma ve makul bir süre içerisinde yargılanma veya serbest bırakılmagüvenceleri, ancak suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suçişlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğuinancını doğuran makul nedenler bulunan kişiler açısından öngörülmüştür. Yani söz konusu güvence hakkında bir ceza soruşturması açılan vedevam eden kişiler bakımından geçerlidir. Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme’ninortak koruma alanının, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci ve Sözleşme’nin 5.maddesinin (1) numaralı fıkralarında öngörülen diğer tutma nedenleri bakımındanyukarıda belirtilen güvenceleri kapsamadığının kabulü gerekir.
109. Bu çerçevedebaşvurucularca yapılan nitelendirme esas alındığında Anayasa’nın 19. maddesininbeşinci fıkrasının ihlal edildiği iddialarının, Anayasa Mahkemesinin konubakımından yetkisi kapsamında yer aldığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
110. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Başvuru dilekçesinde … işlem, eylem ya daihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılanAnayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, … belirtilmesigerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ilerisürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dairbelgenin eklenmesi şarttır.”
111. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartlarıve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1)Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila47 nci maddelerde öngörülen şartların taşınmasıgerekir.
(2)Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
112. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel başvuru formu ve ekleri” başlıklı59. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“…
(2)Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:
…
d)Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğive buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamalar.
e)Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının doğrudan zedelendiğiiddiasının dayanakları.
…”
113. 6216 sayılı Kanun’un47. maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ileİçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucuların, başvurukonusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlaledildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındakihaklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçelerive delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A., B. No:2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli Özdemir,B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
114. Belirtilen koşullaryerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesince başvurunun açıkça dayanaktanyoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar verilebilir.
115.Başvurucular “Sözleşme’nin 5/1(c) fıkrasıylabağlantılı olarak, derhal bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkilikılınmış diğer bir görevli önüne” çıkarılmadıkları iddialarınıortaya koyarken kendi öznel durumlarının “Sözleşme’nin5/1(c) fıkrası” kapsamında olduğunu, bir başka ifadeyle GGM’de tutulmalarının suç işledikleri şüphesine veya suçişlemlerinin ya da suç işledikten sonra kaçmalarının önlenmesine dayalıolduğunu ortaya koyan herhangi bir açıklama veya kanıt sunmamışlardır.
116. Açıklanan nedenlerlebaşvurucuların ihlal iddialarını kanıtlayamadıkları anlaşıldığından başvurununbu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii.Anayasa’nın 19. Maddesi Kapsamındaki Diğer İhlallere İlişkin İddialar
117. Açıkça dayanaktanyoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka birneden bulunmayan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. İdari Gözetim Altında Tutulmanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
118.Başvurucular; yargısal bir karar olmaksızın 65 gün boyunca gözetim altındakaldıklarını, herhangi bir adli makam önüne çıkarılmadıklarını ve adli makamlartarafından haklarında verilmiş bir tutma kararı ya da kamu düzeninibozduklarına dair bir iddia veya savcılık tarafından açılmış bir ceza davasıbulunmadığını, tutulmalarının mahkemeye veya yetkili merci önüne çıkarılmaamacı taşımadığını, 65 gün boyunca gözetim altında tutulmalarının hukukidayanağı bulunmadığını, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
119. Bakanlık görüşyazısında bir tutmanın; Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasıanlamında hukuki sayılabilmesi için anılan fıkranın (a) ve (f) bentleriarasındaki istisnalardan birini karşılaması gerektiği, tutmanın bu anlamdahukuki olduğu anlaşıldıktan sonra Sözleşme’nin “kanunda düzenlenmiş bir prosedürün”izlenip izlenmediği dâhil olmak üzere esas ve usul kurallarına uymayükümlülüğünü ulusal hukuka bıraktığı bildirilmiştir. Aynı yazıda, AİHMkararlarına göre keyfîliğin önlenmesi için özgürlüğünkısıtlanmasını düzenleyen ulusal yasaların tamamıyla erişilebilir, açık, net veöngörülebilir olması gerektiği, özgürlükten yoksun bırakmanın ulusal hukukauygun olmanın yanı sıra kişiyi her türlü keyfî uygulamadan da uzak tutacaknitelikte olması gerektiği, belirtilen ilkeler ışığında Abdolkhani ve Karimnia/Türkiyebaşvurusunda, başvurucuların tutulmalarına ilişkin yasal prosedürünuygulanmadığı, başvurucuların keyfîliğe karşıkorunmadıkları belirtilerek Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınihlal edildiğine karar verildiği, somut olayda da başvurucuların tutulduklarıtarihte mevzuatta sınır dışı işlemleri esnasında ilgililerin tutulmasınıdüzenleyen kanun bulunmadığı bildirilmiştir.
120. Başvurucular,belirtilen Bakanlık görüşü ile aynı yönde beyanda bulunmuşlardır.
121. Başvurucuların 20/11/2012 ile 23/1/2013 tarihleri arasında Kumkapı GGM’de tutuldukları ve bunun Anayasa’nın 19. maddesianlamında bir tutma işlemi niteliğinde olduğu konusunda tereddütbulunmamaktadır (Niteleme yönünden benzer tespitler içeren AİHM kararı içinbkz. Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye,§ 125).
122. Anayasa’nın “Kişi hürriyeti ve güvenliği” kenarbaşlıklı 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Herkes,kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil veşartları kanunda gösterilen:
… usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, yada hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişininyakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksunbırakılamaz.”
123. Sözleşme’nin “Özgürlük ve güvenlik hakkı” kenar başlıklı5. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes kişi özgürlüğü ve güvenlik hakkınasahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygunolmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
…
f) Birkimsenin ülkeye usulüne uygun olmayarak girmekten alıkonulması veya hakkındasınır dışı etme ya da geri verme işleminin yürütülmekte olması nedeniyleusulüne uygun olarak gözaltına alınması veya tutulması.”
124. Anayasa’nın 19.maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkınasahip olduğu ilke olarak konulduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında şekilve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrumbırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişininözgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesikapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı hâlinde söz konusuolabilir (Ramazan Aras, § 43).
125. İdari gözetim altınaalma yetkisi Anayasa’nın 19. maddesi ve Sözleşme’nin 5. maddesi ile kabuledilmiş istisnai bir yetkidir. Buna göre bir yabancının sınır dışı edilmesiveya geri verilmesi kararının yürütülmesi sürecinde, şekil ve şartları kanunlagösterilen usule uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulmasımümkündür (Rıza Boudraa,§ 73). Bu gibi durumlarda, bir kişinin suç işlemesinin veya kaçmasınınönlenmesi gibi gerekçelere ihtiyaç bulunmaksızın, sadece bu işlemlerinyürütülmesi sürecine dayanılarak idari gözetim tedbiri uygulanmasına kararverilebilir. Ancak Anayasa’nın 19. maddesi uyarınca sınır dışı etme veya iadeişlemleri “gerekli özen” (due diligence) içinde yürütülmezise kişi özgürlüğünden mahrumiyetin meşruiyetinden artık söz edilemez (K.A.,§ 123).
126. İdari gözetim istisnaibir yol olduğu ve kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakma sonucunu doğurduğu içinhukuka uygun olması ve keyfî muamele teşkil etmemesi gerekmektedir. Butedbirin, demokratik hukuk devletinin gerekli ve makul kıldığı ölçüdedenetlenebilmesi; koşullarının genel kabul görmüş standartlara uygun olması;küçültücü, aşağılayıcı ve insanlık dışı muamele teşkil etmemesi, idari gözetimaltında tutulanlara temel usule ilişkin hakların ve güvencelerin sağlanmasıgerekir. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleri, esas olarak kişinin özgürlüğününkısıtlanması sonucunu doğuracak bazı hâllerde bu sınırlamanın şekil veşartlarının kanunla gösterilmesini isteyerek kişi özgürlüğü açısından dahagüvenceli bir hukuki durum ortaya koymayı amaçlamaktadır (Rıza Boudra, §74).
127. Anayasa’nın 19.maddesinin gereklerini karşılamak adına yapılacak yasal düzenlemenin; sınırdışı amacıyla tutma kararı verme işleminin koşulları, süresi, süreninuzatılması, ilgiliye bildirilmesi, idari gözetim kararına karşı başvuruyolları, idari gözetim altına alınan kişinin avukata erişimi, tercümanyardımından yararlanması gibi usul güvencelerini açık bir şekilde ortayakoyması gerekmektedir. Aksi takdirde kişilerin maruz kaldığı özgürlüktenyoksunluğun keyfîliğe karşı yeterince korunduğundanve hukuki olduğundan söz edilemez (K.A., § 125).
128. Belirtilen niteliklerihaiz yasal düzenleme olan 6458 sayılı Kanun, 11/4/2014tarihinde yürürlüğe girmiş olup Bakanlık görüş yazısında da belirtildiği üzerebu tarihten önce ve dolayısıyla başvurucuların GGM’detutuldukları 20/11/2012 ile 23/1/2013 tarihleri arasında, Anayasa’nın 19.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan istisnalar arasında yer verilen usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veyagiren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen birkişinin yakalanması veya tutuklanması uygulamasında, tutma kararıverme işleminin koşulları, süresi, sürenin uzatılması, ilgiliye bildirilmesi,idari gözetim kararına karşı başvuru yolları, idari gözetim altına alınan kişininavukata erişimi, tercüman yardımından yararlanması gibi usul güvencelerini açıkbir şekilde ortaya koyan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
129. Açıklanan nedenlerleAnayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
ii. İdariGözetim Altında Tutulma Nedeninin Usulüne Uygun Olarak Bildirilmediğine İlişkinİddia
130.Başvurucular, GGM’ye götürüldükten sonra tutulmanedenleri hakkında bilgi verilmediğini, uzun süre tutuldukları hâlde kendilerihakkında nasıl bir işlem yapılacağı konusunda bilgi verilmediğini, İçişleriBakanlığından gelecek idari kararın beklenmesi nedeniyle “belirsizlik” içinde tutulduklarını,avukatlarına da tutulma nedenleri konusunda sözlü veya yazılı bilgiverilmediğini, bu nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrasınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
131. Bakanlık görüşyazısında, başvuruculara alıkonulma sebepleri, tutulma süreleri, sahipoldukları haklar ve uymaları gereken kuralları içeren dokümanlarınimzalatıldığının, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 15/8/2013 tarihli yazısında ifade edildiği bildirilmiştir.
132. Bakanlık görüşüne karşıbaşvurucular “özgürlüğü kısıtlandığındaderhal ve anlayacakları bir dilde bilgilendirme” yapılmadığını;Bakanlık tarafından referans olarak gösterilen 15/8/2013tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü yazısının, Sözleşme’nin 5. maddesinin (2)numaralı fıkrasındaki standartları karşılamadığını; hizmete özel biryazışmanın, anılan hakkın kullanıldığını gösteremeyeceğini, uygulamada GGM’de tutulan yabancılara gözaltı nedenleri ve kendilerineyöneltilen suçlamalar hakkında bilgi verilmediğini, Bakanlığın başvurucularaalıkoyma sebepleri hakkında derhâl bilgi verildiğine dair kanıt sunmadığınıifade etmişlerdir.
133. Anayasa’nın 19.maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Yakalananveya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındakiiddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarakderhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.”
134. Sözleşme’nin 5. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Yakalanan her kişiye, yakalanma nedenlerininve kendisine yöneltilen her türlü suçlamanın en kısa sürede ve anladığı birdilde bildirilmesi zorunludur.”
135. Anayasa’nın 19.maddesinin dördüncü fıkrasında, yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalamaveya tutuklama sebeplerinin ve haklarındaki iddiaların herhâlde yazılı ve bununhemen mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak “derhâl”bildirileceği kurala bağlanmıştır.
136. Sözleşme’nin 5.maddesinin (2) numaralı fırkasında ise yakalanan her kişiye, yakalama nedenlerive kendisine yöneltilen her türlü suçlama en kısa zamanda ve anladığı bir dillebildirileceği hükme bağlanmıştır.
137.Kişinin yakalanmasına ve tutuklanmasına esas hukuki ve maddi gerekçelerin teknikolmayan basit ve kolaylıkla anlaşılır bir dilde açıklanması, hürriyetikısıtlanan kişinin, uygun gördüğü takdirde Anayasa’nın 19. maddesinin sekizincifıkrası uyarınca kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın hukuka aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurabilmesine imkân sağlayacaktır. Bu yönüyle Anayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrasındakibilgilendirilme hakkı, bu madde kapsamında sağlanan diğer güvencelerin bir nevitaşıyıcısı mahiyetindedir. İletilen bilginin içeriğinin ve bilgilendirmeninderhâl yapılıp yapılmadığının her somut olayın özel koşullarına göredeğerlendirilmesi gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye,§ 136).
138. BM Göçmenlerin İnsanHakları Özel Raportörü tarafından hazırlanan raporda, bu konuya ilişkin KumkapıGGM’de başvurucuların tutuldukları dönemdeki uygulamaile ilgili olarak dikkat çekici ifadelere yer verilmiştir. Raporda,2010 yılının Eylül ayında Türkiye emniyet makamları tarafından yayımlanan birgenelge ile geri gönderme merkezlerinde tutulan düzensiz göçmenlerin tutulmanedenleri, tutulma süresi, avukata erişim hakkı ve geri gönderme merkezindetutulma kararına veya sınır dışı kararına karşı itiraz hakkı konularındasistematik bir biçimde bilgilendirilmeleri talimatı verildiği, buna rağmen ÖzelRaportör’ün Edirne ve Kumkapı geri göndermemerkezlerinde tutulan kişilerle yaptığı görüşmelerin, söz konusu genelgeninuygulamada sistematik bir biçimde hayata geçirilmediğini ortaya koyduğu ifadeedilmiştir. Belirtilen tespitler, başvurucuların iddialarını desteklermahiyettedir.
139. Bakanlık tarafındanEmniyet Genel Müdürlüğüne hitaben yazılan 5/8/2013tarihli yazı ile başvurucuların İstanbul Emniyet Müdürlüğüne bağlı Kumkapı GGM’de, herhangi bir yargısal karar olmaksızın ve sağlıksızkoşullarda 65 gün boyunca idari gözetim altında tutuldukları, açık havayaçıkarılma veya sosyal faaliyet gibi imkânlardan mahrum oldukları, bu süreiçinde serbest bırakılmalarını sağlayacak etkili bir kanun yolunun bulunmadığışikâyetleriyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundukları bildirilerekyapılacak savunmaya yarar açıklayıcı bilgi ve belgelerin 15/8/2013 tarihinekadar gönderilmesi istenmiştir. Anılan yazıya cevaben Emniyet GenelMüdürlüğünce yazılan ve Bakanlık görüş yazısı ekinde sunulan 15/8/2013tarihli yazının ilgili kısımları şöyledir:
“7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerince ve Bakanlığımızcaçıkarılan 17.07.2003 tarih ve 117 sayılı ve 14.09.2010 tarih ve 64 sayılıgenelgeler çerçevesinde sınır dışı işlemi tamamlanıncaya kadar geri göndermemerkezlerinde alıkonulan yabancılar, merkezlere kabul edildikleri esnadakonuştukları veya anladıkları bir dilde sınır dışı edilme ve merkezdealıkonulma sebepleri, tutulma süreleri, merkezde bulundukları süre içerisindesahip oldukları haklar ve uymaları gereken kurallar hakkında bilgilendirmeyapılmaktadır.
Ayrıcayukarıdaki hususları bildiren ve konuştukları veya anladıkları bir dildehazırlanmış olan dokümanlar kendilerine imzalatılmak suretiyle bir kopyasıverilmekte ve yine hak ve sorumlulukları bildiren bilgilendirme broşürünün birörneği imza karşılığı yabancıya teslim edilmektedir.”
140. Her ne kadar Bakanlıkgörüş yazısında, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 15/8/2013 tarihli yazısı referans gösterilerek alıkonulmasebepleri ve tutulma sürelerine ilişkin bilgileri içeren dokümanlarınbaşvuruculara imzalatıldığı bildirilmiş ise de böyle bir dokuman ibrazedilmediği gibi anılan yazının, tutma nedenlerine ilişkin olarak başvurucularayapılan ve somut bilgiler içeren bir bildirimden ziyade, yalnızca geneluygulamayı ortaya koyan soyut bilgiler sunduğu anlaşılmaktadır.
141. Bu çerçevede, bireyselbaşvuru dosyası kapsamındaki bilgi ve belgelerden, başvuruculara Anayasa’nın19. maddesinin dördüncü fıkrası anlamında, tutma sebepleri ve haklarındakiiddialar konusunda bir bildirim yapıldığı sonucuna ulaşılamamıştır.
142. Açıklanan nedenlerleAnayasa’nın 19. maddesinin dördüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
iii. İdariGözetim Altında Tutulma İşlemine Karşı Başvurulabilecek Etkili Bir YolunBulunmadığına İlişkin İddia
143. Başvurucular,özgürlüklerinin kısıtlanmasının yasaya uygunluğu hakkında denetim yapacak, kısasüre içinde bir karar verebilecek ve yasaya aykırı görmesi hâlinde serbestbırakılmalarını sağlayacak bir yargı merciine başvurma hakkından yoksunolduklarını, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
144.Bakanlık görüş yazısında, AİHM içtihatlarına göre tutulma hâlinin hukukauygunluğunun denetimini sağlayacak bir mekanizmanın mevcut olması, ayrıca buyolun yalnızca teoride değil pratikte de mevcut ve kişiye tahliye imkânısunabilmesi gerektiği, bu kapsamda Abdolkhani ve Karimnia/Türkiyekararında başvurucuların tutulmalarına etkin itiraz imkânı sağlayan bir içhukuk yolu bulunmadığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 5. maddesinin (4) numaralıfıkrasının ihlal edildiğine hükmedildiği bildirilmiştir.
145. Başvurucular, belirtilenBakanlık görüşü ile aynı yönde beyanda bulunmuşlardır.
146. Anayasa’nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her nesebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkındakarar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir.”
147. Sözleşme’nin 5.maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“Yakalamaveya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma işlemininyasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve eğer tutulmayasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkınasahiptir.”
148. Anayasa’nın 19.maddesinin sekizinci ve Sözleşme’nin 5. maddesinin (4) numaralı fıkraları, herne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye, tutuklanmasının veya idarigözetim altına alınmasının hukukiliği hakkında süratle karar verebilecek vetutuklanması veya tutulması hukuki değilse salıverilmesine hükmedebilecek birmahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleriesas olarak tutmanın hukukiliğine ilişkin itiraz başvurusu üzerine, tahliyetaleplerinin veya idari gözetim tedbirlerinin uygulanmasının devamına ilişkinkararların bir mahkeme nezdinde incelenmesi açısından, güvence oluşturmaktadır.
149. Somut olayabakıldığında Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, idari gözetimkararıyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksunbırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkinkoşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkıtanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarakyetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin, adli nitelik taşıması veözgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olanteminatları sağlaması gerekmektedir.
150. Söz konusu yargısaldenetim, yeri geldiğinde başvuruda bulunan kişinin serbest bırakılmasını teminedebilmelidir. Bu şekilde öngörülen hukuk yolunun, sadece teoride değiluygulamada da yeterince sonuç alınabilir bir yol olması gerekir. Aksi hâlde,söz konusu hükmün amaçları açısından gerekli olan erişilebilirlik ve etkiliolma özelliğinden söz edilemez (K.A., § 152).
151. Başvurucu hakkındauygulanan idari gözetim altında tutma işleminin Anayasa’nın 19. maddesininikinci fıkrasına uygunluğunun incelendiği bölümde ayrıntılı bir şekilde ortayakonulduğu üzere başvurucuların tutuldukları dönem (20/11/2012ile 23/1/2013) itibarıyla yürürlükte olan mevzuattaki boşluk, tutulan kişininkısa sürede karar verilmesini ve tutmanın kanuna aykırılığının tespiti hâlindehemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciinebaşvurulmasını da kapsamaktadır. Bir başka ifadeyle başvurucuların tutulduklarıdönem itibarıyla yürürlükte olan mevzuatta, Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrasındaki güvenceyi sağlayan bir başvuru yolu öngörülmemiştir.
152. Nitekim AİHM de Türkhukuk sisteminin başvurucularla benzer şekilde tutulan kişilere, tutulmalarınınkanuna uygunluğu konusunda bir yargı merciine başvurma hakkı tanıyan bir yolsunmadığı sonucuna ulaşmıştır (Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye, § 142).
153. Açıklanan nedenlerleAnayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
iv. Haksız Tutulma Nedeniyle Tazminat SağlamaHaklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
154.Başvurucular; Sözleşme’nin 5. maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülmüşolan aynı madde kapsamındaki ihlaller nedeniyle iç hukukta başvurulabilecek vetazminat talep edilebilecek bir merci bulunmadığını, şikâyet edilen işlemlerinuygulamada idari işlem olarak değerlendirildiğini ve gözetim altındakikişilerin misafir olarak değerlendirilerek durumlarının özgürlük kısıtlamasıolarak nitelendirilmediğini, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
155.Bakanlık görüş yazısında, AİHM içtihatlarına göre Sözleşme’nin 5. maddesininilk dört fıkrasından birinin ihlaline karar verilen durumlarda aynı maddeninbeşinci fıkrası gereğince kişiye tazminat hakkı sunulması gerektiği, hakkındasınır dışı işlemi yürütülenlerin tutulmasına yönelik yasal düzenleme eksikliğinedeniyle 6458 sayılı Kanun’un kabul edildiği, ancak Kanun’un gerektirdiği yenikurumların oluşturulabilmesi için ilgili kanun maddelerinin yayım tarihindenbir yıl sonra yürürlüğe girmesinin öngörüldüğü bildirilmiştir.
156. Başvurucular,belirtilen Bakanlık görüşü ile aynı yönde beyanda bulunmuşlardır.
157. Anayasa’nın 19.maddesinin dokuzuncu fıkrası şöyledir:
“Buesaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zararlar,tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.”
158. Sözleşme’nin 5.maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bu maddehükümlerine aykırı olarak yapılmış bir yakalama veya tutma işleminin mağduruolan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır.”
159. Görüldüğü üzereAnayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu ve Sözleşme’nin 5. maddesinin (5) numaralıfıkralarında, her iki maddenin önceki fıkralarına aykırı olarak tutulankişilerin uğradıkları zararların, devletçe tazmin edileceği hükme bağlanmıştır.
160. Anayasa’nın 19.maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince aynı maddenin iki ilâ sekizincifıkralarından herhangi birinin ihlali hâlinde tazminat talep etme imkânısağlayan bir mekanizma oluşturulması zorunludur. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.maddesinin dokuzuncu fıkrasından önce gelen fıkralarından bir veya dahafazlasının ihlal edildiği sonucuna ulaşılan hâllerde, iç hukukta herhangi birtazmin mekanizması bulunmaması, Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasınında ihlali sonucunu doğuracaktır.
161. Somut başvuruda,Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci, dördüncü ve sekizinci fıkralarının ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık, başvurucularınbeyanları ve Bakanlık görüş yazısında da belirtildiği üzere başvurucularınbireysel başvuruda bulundukları tarih itibarıyla Türk hukuk sisteminde,Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki “usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkındasınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veyatutuklanması” işlemleri nedeniyle oluşan zararların tazminineyönelik özel bir mekanizma öngörülmemiştir.
162. Açıklanan nedenlerleAnayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
5. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
163. 6216 sayılı Kanun’un50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esasinceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
164. Başvurucular, maruzkaldıkları hak ihlalleri sonucunda uğradıkları maddi ve manevi zararlarnedeniyle hakkaniyete uygun bir tazminat ödenmesini talep etmişlerdir.
165. Başvuruda,başvurucuların idari gözetim altında tutulmaları işleminin yürütülmesi ve idarigözetim altında tutulma koşulları sonucu Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasının, Anayasa’nın 17. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesinin ve 19.maddesinin ikinci, dördüncü, sekizinci ve dokuzuncu fıkralarının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
166. Yalnızca ihlal tespitiyletelafi edilemeyecek ölçüdeki manevi zararları karşılığında, başvurunun özelkoşulları da dikkate alınarak her bir başvurucuya takdirennet 13.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerekir.
167. Anayasa Mahkemesininmaddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddizarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır.Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge sunmamış olmaları nedeniyle madditazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
168. Dosyadaki belgelerdentespit edilen 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A.Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
B.Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliklerinin gizli tutulmasıtaleplerinin KABULÜNE,
C. 1. Anayasa’nın 19. maddesinin beşinci fıkrasının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 19. maddesi kapsamındaki diğer ihlal iddialarınınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın 17. maddesi ile bağlantılı olarak 40. maddesininihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. 1. Anayasa’nın 17. maddesi ile bağlantılı olarak Anayasa’nın40. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLALEDİLDİĞİNE,
3. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci, dördüncü, sekizinci vedokuzuncu fıkralarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Her bir başvurucuya net 13.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
20/1/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.