TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYDIN POLAT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/430)
Karar Tarihi: 15/2/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Aydın POLAT
Vekili
:
Av. Mustafa BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek Türk SilahlıKuvvetlerinden (TSK) ilişiğin kesilmesi işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliğihakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/1/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, 2002 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığında subayolarak göreve başlamıştır. Evli değildir.
9. Hava Kuvvetleri Komutanlığına gelenisimsizbir ihbar üzerine bazı askerî personel hakkında Hava Kuvvetleri Komutanlığıİstihbarat Daire Başkanlığı tarafından İstihbarata Karşı Koyma (İKK) zafiyetikonusunda idari tahkikat başlatılmıştır.
10. Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Anayasa Mahkemesinesunulmuş belgelere göre "İstihbarata Karşı Koyma" (İKK) zafiyeti kapsamında ilgili askerîpersonelin ifadeleri alınmıştır. İfade tutanaklarında "ifadeyi alan"ve "ifadeyi yazan" kısmıve ifadelerin bazı bölümleri karartılmıştır. Başvurucuya, bugüne kadarnerelerde görev yaptığı, kimlerle kaldığı sorulmuş ve ifade tutanağıyla kayıtaltına alınmıştır. Ayrıca bugüne kadar İnternet aracılığıyla veya yüz yüzetanışmak suretiyle birlikte olduğu bayanların kimler olduğu sorulmuştur.Başvurucunun imzalamış olduğu 7/3/2013 tarihli ifade tutanağında, İnternet'tenveya sosyal çevresinden tanıştığı bazı bayanlarla ilişkisi olduğunu söylediğibelirtilmiştir.
11. Tahkikat sonucunda hazırlanan raporda, başvurucunundavranışlarının TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı davranışkapsamında olduğu belirtilerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi teklifigetirilmiştir.
12. Bu teklif doğrultusunda başvurucu hakkında 19/3/2014tarihinde, 27/7/1967 tarihli 926 sayılı Türk SilâhlıKuvvetleri Personel Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca TSK'dan ayırma işlemi tesisedilmiştir.
13. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.
14. Başvurucu dava dilekçesinde, psikolojik baskı altındaifadesinin alındığını, ifade tutanağını okumadan imzaladığını belirtmiştir.Başvurucu ifade tutanağının hukuka aykırı şekilde elde edilen delil olduğunu,bu delillerin disiplin soruşturması dosyasına dâhil edilmesinde özel bir kasıtbulunduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, çok sayıda takdir belgelerininbulunduğunu, hiç bir disiplin cezası bulunmadığını,çok başarılı çalışmaları olduğunu, özel yaşamına ait unsurların kurum disiplinve düzenini tehdit eden bir yönü bulunmadığını iddia etmiştir. Ayrıcabaşvurucu, sorgusu sırasında kamera ile görüntülü kayıt yapılmasına rağmen sözkonusu kaydın idare tarafından imha edilmiş olduğunu, bu durumun dahi sözkonusu sorgulamanın hukuka aykırı olduğunu kanıtladığını belirtmiştir.
15. AYİM, oyçokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM kararında,başvurucunun bekâr olmakla birlikte evlilik maksadı gütmeksizin bayanlarlailişkileri hayat tarzı hâline getirdiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. AYİM'e göre başvurucuya isnat edilen davranışlar, TSK'nınitibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı davranış kapsamındadır ve bu nedenlebaşvurucunun TSK'daki görevini devam ettirmesi uygun değildir. Ayrıca AYİM,başvurucunun ifadesinin usulsüz ve hukuka aykırı şartlarda alındığı iddialarınıda reddetmiştir. AYİM kararında, başvurucunun ifadesinin ceza soruşturmasıkapsamında değil disiplin soruşturması çerçevesinde alındığı, iradesinin fesadauğratıldığına dair kanıt bulunmadığı belirtilmiştir.
16. Bir hâkim üye karara katılmamıştır. Muhalif üye, istihbaratşube elemanları tarafından tespit edilen soyut ifadeler esas alınarak tesisedildiği anlaşılan ayırma işleminin iptali gerektiğini belirtmiştir.
17. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemide reddedilmiştir. Nihai karar 11/12/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu vekili tarafından 8/1/2016 tarihinde bireyselbaşvuru yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
19. 926 sayılı Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan 50.maddesi, 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç HizmetKanunu’nun 13. ve 39. maddeleri, 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Subay Sicil Yönetmeliği’nin işlemtarihinde yürürlükte olan “Disiplinsizlik veahlâkî durum nedeniyle ayırma” kenar başlıklı 91. ve 92. maddeleri.
B. Uluslararası Hukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna veyazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir.”
21. Kamu makamlarının özel hayata saygı hakkına keyfî birşekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Sözleşme'nin 8. maddesi ile sağlanangüvenceler kapsamında yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),devletin özel hayata saygı hakkı kapsamında bulunan bir menfaate müdahaleettiğini tespit ettiğinde, 8. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen koşullarıincelemektedir. Buna göre kamu makamlarının müdahalesinin yasal bir dayanağıolup olmadığı, anılan fıkrada yer alan meşru amaçlara dayalı olup olmadığı,demokratik bir toplumda gerekli ve öngörülen amaçla orantılı olup olmadığıaraştırılmaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Dudgeon/Birleşik Krallık, § 43; Olsson/İsveç No.1, B. No: 10465/83, 24/3/1988, § 59; De Souza Ribeiro/Fransa, B. No: 22689/07, 13/12/2012, §77).
22. Ayrıca, AİHM kararlarına göre Sözleşme’nin 8. maddesi açıkçausul şartları içermemekle birlikte anılan maddeyle güvence altına alınanhaklardan etkili bir şekilde yararlanılabilmesi için müdahaleyi doğuran kararalma sürecinin bu maddeyle korunan hak ve özgürlüklere gerekli saygıyısağlayacak nitelikte ve adil olması gerekir. Bu şekildeki bir süreçbaşvurucunun 8. maddedeki haklarını -deliller ve kanıtlama konuları dâhil- adilşartlarda savunabileceği usule ilişkin etkili güvencelerden yararlandırılmasınıgerektirir. AİHM'e göre bu şekildeki güvencelerinamacı 8. maddede yer alan haklara keyfî şekilde müdahalede bulunulmasınıönlemek, müdahalenin gerekçelendirilmesini sağlamaktır (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Ciubotaru/Moldova, B. No: 27138/04, 27/4/2010, §51; T.P. ve K.M./Birleşik Krallık, B.No: 28945/95, 10/5/2001, § 72).
23. AİHM'e göre gerek negatifyükümlülükler gerekse pozitif yükümlülükler bakımından söz konusu usule ilişkinetkili güvencelerin sunulması gerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz. Hokkanen/Finlandiya, B.No: 19823/92, 23/9/1994, §§55-58; Glaser/Birleşik Krallık, B. No: 32346/96,19/9/2000, §§ 63-66; Bajrami/Arnavutluk, B. No: 35853/04, 12/12/2006,§§ 50-55; Abdulaziz, Cabales ve Balkandali/Birleşik Krallık, B. No: 9214/80,28/5/1985, § 67).
24. Gerek negatif yükümlülük alanındaki usule dair güvencelereörnek olması ve gerekse Anayasa Mahkemesi önündeki mevcut başvuruyla benzerlikleriçermesi bakımından Smith ve Grady/Birleşik Krallık (B. No: 33985/96,33986/96, 27/9/1999, § 30) kararı incelenmelidir. Bu davada başvurucularKraliyet Hava Kuvvetlerinde görevli personeldir ve eş cinsel olmaları nedeniylegörevlerine son verilmiştir. Başvuruculardan Bayan Smith hemşire olarak Bay Grady ise pilot olarak görev yapmıştır. Görevden alınmalarıişlemine karşı açtıkları davada verilen kararda, her ikisinin de sicil ve görevperformansının mükemmel derecede olduğu, herhangi bir disiplinsizliklerininbulunmadığı belirtilmiştir.
25. Başvurucular Kraliyet Hava Kuvvetleri Polisi (İstihbaratakarşı koyma ve güvenliğin sağlanması konularında görevlidir.) tarafındansorgulanmışlardır. Bu sorgulama sırasında, sorgulama yapılmasının amacıaçıklanmış, eş cinsel olanların Silahlı Kuvvetlerde çalıştırılmayacağıyönündeki devlet politikası hatırlatılarak başvurucuların karşılaşacağısonuçlar belirtilmiştir. Başvuruculara hiç bir şeysöylemek zorunda olmadıkları ancak konuşmaları hâlinde söyleyecekleri şeylerinaleyhe delil olarak kullanılabileceği uyarısı yapılmıştır. Bunun yanı sırabaşvurucuların talepleri üzerine avukatlarıyla görüşerek hukuki yardımalmalarına müsaade edilmiştir. Bayan Smith'in sorgusu sırasında bir kadınsoruşturmacı da görüşmelere katılmıştır. Ayrıca görüşmelere başlanmadan önceBayan Smith'e, bazı soruların utanmasına sebep olabileceği, eğer böylehissederse bunu belirtebileceği hatırlatılmıştır. Bayan Smith sorgudan önce biravukatla görüşmüş ve avukatı hiç bir şey söylememesi,bazı basit sorulara cevap verebileceği yönünde tavsiyede bulunmuştur. Bay Grady'nin talebi üzerine de avukatının ve yine KraliyetHava Kuvvetlerinde pilot olarak görev yapan bir personelin objektif gözlemciolarak sorgulama sürecine katılması sağlanmıştır (Smith ve Grady/Birleşik Krallık,§§ 14, 25, 26, 27).
26. AİHM, her iki başvurucunun özel hayata saygı hakkınamüdahalede bulunulduğu tespitini yapmıştır. AİHM, müdahalenin demokratik birtoplumda gerekli olup olmadığını incelerken özel hayata saygı hakkının cinsellikve mahremiyet hakkı gibi yönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdiryetkisinin daha dar tutulması gerektiğini, bu alanlara yönelik müdahaleler içinözellikle ciddi nedenlerin varlığının şart olduğunu vurgulamıştır (Smith ve Grady/Birleşik Krallık,§§ 88-89; Dudgeon/Birleşik Krallık, § 52).
27. AİHM demokratik toplumda gereklilik unsuru yönünden müdahaleiçin gösterilen gerekçeleri incelediği sırada her iki başvurucu yönündensorgulama sürecini değerlendirmiştir. AİHM'e göresorgulama süreci son derece müdahaleci nitelikteydi. Başvurucuların özelhayatlarının en mahrem yönlerine, cinsel hayatlarına, aile ilişkilerine dairçok ayrıntılı sorular sorulmuştur. Sorgu tarzı oldukça saldırgan vemüdahalecidir. Hatta Hükûmet görüşünde de Bayan Smith'e sorulan, üvey kızıylacinsel ilişkisi olup olmadığı sorusunun savunulacak bir tarafı olmadığıbelirtilmiştir (Smith ve Grady/BirleşikKrallık, § 91). Ayrıca eş cinselliğin Silahlı Kuvvetlerden erkenayrılabilmek için bahane olarak kullanılıp kullanılmadığını anlamak amacıylasorgulama yapıldığı belirtilmişse de söz konusu soruşturmaya kadar başvurucularcinsel yönelimlerini gizli tutmuşlardır ve görevden ayrılmak istemedikleri açıktır;bu nedenle sorgulamanın devam ettirilmiş olmasının makul bir gerekçesibulunmamaktadır. AİHM, Hükûmetin sorgulamanın devam ettirilmesiyle ilgiliolarak ileri sürdüğü tıbbi riskler veya güvenlik riskleri, disiplinle ilgilisebeplerin de somut olayda mevcut olmadığını, bu yüzden başvurucuların cinselyönelimlerini kabul etmelerine rağmen sorgu sürecinin devam ettirilmesikonusunda Hükûmetin ikna edici ve ciddi gerekçeler ortaya koyamadığınıvurgulamıştır (Smith ve Grady/BirleşikKrallık, §§ 106-110).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, psikolojik baskı altında, hukuka aykırı şekildeve özel hayatın gizliliği ihlal edilerek sorgulandığını, idarenin hukuk dışıyollarla ifadesini aldığını ve beyanlarını çarpıtarak istihbarat raporudüzenlediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca bir çokkez takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çok iyi derecede olduğunu,özel hayatına ilişkin unsurların hiç bir şekilde görevine yansımadığınıbelirtmiştir. Bunun yanı sıra özel hayatın gizliliği ihlal edilerek alınanifadelerin yasal delil kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla TSK'dan ilişiğininkesilmesine dayanak alınamayacağını ileri sürmüştür. Başvurucu, bu nedenlerleAnayasa'nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkının ihlaledildiğini iddia etmiş, yeniden yargılama yapılmasına ve 20.000 TL manevitazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
2. Değerlendirme
30. Anayasa’nın 20. maddesi şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz vebunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidörtsaat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadanitibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,el koyma kendiliğinden kalkar.
...”
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
32. Başvurucunun cinsel hayatına dair, gizli nitelikte olanhususlar nedeniyle TSK'dan ilişiğinin kesildiğine ilişkin söz konusuiddiasının, özel hayatın gizliliği hakkının unsurlarından olan mahremiyetalanını ilgilendirdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuru, Anayasa'nın 20.maddesinde güvenceye alınan özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında elealınmıştır.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
34. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş birkavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özelhayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde "bireyin kişiliğinigeliştirmesi ve gerçekleştirmesi" kavramıtemel alınmaktadır. Anılan hak, herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzakkendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birliktekişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati deiçermektedir (Serap Tortuk,B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; BülentPolat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, §§ 61-63; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704,3/3/2016, §§ 50-52; Ata Türkeri,B. No: 2013/6057, 16/12/2015,§§ 30-32).
35. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksalçıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Özellikle mahremiyet alanındacereyan eden cinsel içerikli eylem ve davranışların özel hayata saygı hakkınınkapsamında olduğunda kuşku yoktur. Bu yönüyle özel hayat, öncelikle bireylerinkendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahremilişkilere girebilecekleri özel bir alana işaret etmektedir (Serap Tortuk, §§31-36; Bülent Polat, §§ 61-63; Tevfik Türkmen § 51; Ata Türkeri, §§ 31-34).
36. Özel hayata saygı hakkı, ilişki kurmak ve geliştirmek üzereçevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir. Kişilerin meslekihayatı özel hayatlarıyla sıkı bir irtibat içindedir. Özel hayata dair hususlarkişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmışsa özel hayata saygı hakkıgündeme gelecektir (Bülent Polat,§ 62; Ata Türkeri, § 31).
37. Bu kapsamda, mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özelhayatı hakkında sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarakkişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları, özelhayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, §37; Bülent Polat, § 63; Ata Türkeri, § 33).
38. Buna göre başvurucunun cinsel yaşamına ait unsurlar gerekçegösterilerek TSK'dan ilişiğinin kesilmesi işleminin, özel hayatın gizliliğihakkına bir müdahale oluşturduğu anlaşılmaktadır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
39. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
40. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesininihlalini teşkil edecektir.
41. Bu sebeple müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığınınbelirlenmesinde, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygundüşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilennedenlere dayanma,demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarıyönünden inceleme yapılması gerekir.
(1) Kanunilik
42. Başvuruya konu ayırma işlemi ve yargısal incelemenin 926sayılı Kanun’un 50. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan (c) fıkrası ileSicil Yönetmeliği’nin işlem tarihinde yürürlükte olan 91. maddesi uyarıncayürütüldüğü anlaşılmaktadır.
43. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yapılandeğerlendirmeler neticesinde, söz konusu mevzuat hükümlerinin"kanunilik" ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016,§§ 48-50). Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir iddia ve tespitde bulunmamaktadır.
(2) Meşru Amaç
44. Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasını, ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesindegösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır.
45. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre, özelsınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi, hakkın doğasından kaynaklananbazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alankurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Bunagöre, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devleteyüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlükleresınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2014/87, K.2015/112,8/12/2015, § 7; E.2016/37, K.2016/135, 14/7/2016, § 9; E.2013/130, K.2014/18,29/1/2014;Sevim Akat Eşki, B.No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33).
46. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası yönünden özelsınırlama nedeni düzenlenmemiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, birtakımsınırlama sebeplerine yer verilmiş olmakla beraber bu sebepler sadece arama ve elkoyma tedbirlerine yöneliktir. Dolayısıylabusebeplerin özel hayata saygı hakkının tüm boyutları yönünden uygulanması mümküngörünmemektedir (AYM, E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013 sayılı kararın "J-Kanun'un 75. Maddesiyle 3713 Sayılı TerörleMücadele Kanunu'nun Başlığı İle Birlikte Değiştirilen 10. Maddesininİncelenmesi" başlığının "bb" alt başlığı altında).
47. Bu durumda, Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin somut olay bakımından sınırlandırmasebebi olarak kabul edilip edilemeyeceği araştırılmalıdır.
48. Anayasa'nın 5. maddesinde, "Devletintemel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayansiyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevîvarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."denilmektedir. Buna göre kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak devletin temel amaç ve görevlerindendir.
49. Kişinin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamanınön koşulu millî güvenlik ve kamu düzeninin tesisidir. Millî güvenlik ve kamudüzeninin sağlanmadığı bir ortamda, hak ve özgürlüklerden gereği gibiyararlanılması, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi mümkün değildir.Devletin hak ve özgürlükleri koruma ödevinin yanında, millî güvenliği ve kamudüzenini sağlama görevi de bulunmaktadır.
50. Millî güvenliğin sağlamakla yükümlü olan Türk SilahlıKuvvetlerinin bu görevi gereği gibi yerine getirebilmesi bakımından askerîdisiplinin sağlanması hayati önem taşımaktadır. Silahlı Kuvvetlerin mensuplarıarasındaki hiyerarşi ve disiplinin aşınması, söz konusu kamu hizmetininaksamasına neden olabilecek temel etkenlerden biridir.
51. Bu nedenle askerî disiplinin sağlanmasını teminen Silahlı Kuvvetler mensuplarının sıkı disiplinkurallarına tabi tutulması vediğer kişilerin tabiolmadığı bazı sınırlamalara tabi olmalarıAnayasa'nın5. maddesiyle devlete yüklenen millî güvenliği sağlama ve kamu düzenini korumaödevinin bir gereğidir. Anılan ödevin, kişilerin Anayasa'nın 20. maddesininbirinci fıkrasında düzenlenen haklarının sınırlanmasında dikkate alınmasıgerekmektedir.
52. Açıklanan nedenlerle başvurucunun ahlaki durumu sebepgösterilerek TSK'dan çıkarılmasının, askerî disiplinin korunması ve kamuhizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlama ve bu itibarla millî güvenliğinkorunması amacını taşıdığı, dolayısıyla müdahalenin meşru bir amaca dayalıolduğu sonucuna varılmıştır.
(3) Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genel İlkeler
53. "Demokratik toplum düzeninin gerekleri"ndenolma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsalihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göresınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya dabaşvurulabilecek son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeniningereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (AYM, E.2015/96,K.2016/9, 10/2/2016 § 13; ifade özgürlüğü bağlamında Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; özelhayatın gizliliği hakkı bağlamında AtaTürkeri, § 44; İ.F.A.,B. No: 2013/8564, 17/2/2016, § 62).
54. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine, herhangi birvatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumdagerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının faaliyetin niteliği vesınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunmasıdoğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizli yönlerisöz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bualanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamumakamlarınca özellikle ciddi gerekçeleringösterilmesigerekir (Ata Türkeri,§ 47).
55. Kamu makamlarının somut olayda olduğu gibi özel hayatın engizli, mahrem alanlarına müdahaleleriyle ilgili olarak, müdahaleye yol açankarar alma sürecinde de keyfî davranmadıklarını kanıtlamaları gereklidir. Bu daancak karar alma sürecinde özel hayatına müdahale edilen bireylere -deliller vekanıtlama konuları dâhil- adil şartlarda savunma ve sürece katılımgüvencelerinin sağlanmasıyla olacaktır (AtaTürkeri, § 48).
56. Bunun yanı sıra, Silahlı Kuvvetlerin faaliyetlerinindisiplin içinde yürütülmesi ve etkinliğini gerçekten aksatan bir durumoluşturduğunun ikna edici ve güçlü sebeplerle kanıtlanması hâlinde personelinözel hayatın gizliliği hakkının sınırlandırılması demokratik bir toplumdagerekli kabul edilebilir. Ancak bu hâlde de sınırlandırmanın ölçülülük ilkesineuygun olması gereklidir.(G.G. [GK], § 60).
57. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi,sınırlayıcı önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişliolmasını ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğiniifade eder. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlüklerin gereğindenfazla sınırlandırılmasının önlenmesidir (AYM, E.2015/102, K.2016/151, 7/9/2016,§ 22; E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013; Marcus Frank Cerny, B. No: 2013/5126,2/7/2015, § 72).
58. Tüm bu ilkeler dikkate alınarak başvuru konusu olaybakımından müdahalenin "demokratik toplum düzeninin gerekleri"ilkesine uygun olup olmadığı incelenirken kamu makamlarınca ortaya konulangerekçeler değerlendirilmeli ve müdahaleyi doğuran karar alma sürecindebaşvurucuya usule ilişkin güvencelerin sunulup sunulmadığı ortaya konulmalıdır.Bunun yanı sıra müdahalenin "ölçülülük" ilkesine uygun olupolmadığına bakılmalıdır.
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
59. Somut olayda başvurucuya, İnternet'ten veya sosyal çevesinden tanıştığı çok sayıda kişiyle cinsel birlikteliğiolduğu, yaşayışının TSK'nın ahlak anlayışı ve disiplin ilkeleriyle bağdaşmadığıisnadı yöneltilmiştir.
60. Çok sıkı askerî disiplin kuralları ve hiyerarşinin geçerliolduğu personel sisteminde personel istihdam eden TSK tarafından personelinözel yaşamının, görevi aksatması, disiplini tehdit etmesi veya görevlebağdaşmayacak şekilde aleniyete yansıması hâllerinin kurum disiplinini veitibarını olumsuz yönde etkileyen bir unsur olarak değerlendirilmesi ve bueylemler nedeniyle disiplin yaptırımı uygulanması demokratik bir toplumdagerekli kabul edilebilir. Ancak bunun için söz konusu eylem ve davranışlarınsabit olduğunun hukuka uygun ve somut delillerle kanıtlanmış olmasıgerekmektedir. Hukuka uygun delillerle kanıtlanmamış olan bir eylem, olay veolgunun hukuk önünde hiçbir anlam ve önemi yoktur.
61. Olayda, başvurucunun TSK'dan çıkarılmasına dair kararınistihbarat birimi tarafından alınmış olan ifadelere özellikle başvurucununkendi beyanına dayalı olarak alındığı görülmektedir. Ancak istihbarat birimitarafından alınan ifade tutanaklarında, disiplin soruşturması için ifadealındığı belirtilmemiş ve başvurucunun ne ile suçlandığı bildirilmemiştir.Başvurucuya somut isnatlar ve olay tarihleri belirtilmeden sorularyöneltilmiştir. Sorulan sorular, kişilerin tüm özel yaşamlarını kapsayacakşekilde geniş ancakkapsamı, sınırları ve amacı belliolmayan niteliktedir. İfadeyi alanların kimlik ve unvanları ile ifadelerin bazıbölümleri karartılmıştır. Ayrıca başvurucu isnatları reddetmekte, hukuka aykırışekilde ifade alındığını ileri sürmektedir. Kişilerin psikolojik baskı vezorlama altında, olumsuz koşullar içerisinde ifade verdiklerini kanıtlamalarıneredeyse imkânsızdır. Bireyler karşısında çok daha güçlü konumda bulunduğutartışmasız olan idarenin, ifade alma sürecinde, objektif gözlemci bulundurma,avukat yardımı sunma, görüşmeleri kamera ile kayda alma gibi geniş olanaklarasahip olduğu da dikkate alındığında kişilerin bu yöndeki iddialarının aksinikanıtlama yükümlülüğü idareye aittir. Üstelik başvuru dosyasına sunulmuşbelgelerden anlaşıldığı üzere idare, somut olayda ifade alma sürecindekamerayla kayıt yapmış olmasına karşın, bu kaydın imha edildiğini bildirerekyargı makamlarına göndermemiştir. Tüm bu hususlar nedeniyle idarenin söz konusuifade sürecinde başvurucuya ne ile suçlandığını somut ve belirli olay veolgular göstererek bildirmediği, bunun yanı sıra başvurucuya savunma hakkıtanıdığını ve özgür iradeye dayalı konuşma koşullarının sağlandığını dakanıtlayamadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla olayda, özel hayata ilişkin hususlarsebep gösterilerek TSK'dan çıkarma işlemi tesis edilmesi sürecinde başvurucununözel hayatın gizliliği hakkı kapsamında usule ilişkin güvencelerdenyararlandırılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
62. Bunun yanı sıra, başvurucu, TSK'dan çıkarılması ilesonuçlanan disiplin soruşturması sürecinde mesleki hayatını değil özel hayatınıilgilendiren iddialara yanıt vermek zorunda kalmıştır.Derece Mahkemesi kararına göre başvurucununmahremiyetine dair söz konusu hususlar, istihbarat faaliyeti kapsamındayürütülen sorgulamada, başvurucunun ifadesinden tespit edilmiştir. AYİM kararıve dava dosyasındaki belgeler incelendiğinde, bu istihbarat faaliyeti tespitinekadar söz konusu özel hayata ilişkin eylem ve davranışlarının başvurucununmesleğine bir yansımasının olmadığı, görevini aksattığı, disiplinsizliğibulunduğu yönünde herhangi bir tespitin bulunmadığı görülmektedir. Tam aksinedava dosyasına sunulmuş belgelere göre başvurucunun çalışmaları ve sicil durumubaşarılıdır, isnat edilen hususlarla ilgili hiç birdisiplin cezası da bulunmamaktadır. Dolayısıyla ihtilaf konusu soruşturmanınkapsamının mesleki hayatın sınırlarını aştığı anlaşılmaktadır.
63. AYİM kararında, isnat edilen ve tümüyle başvurucunun özelyaşamına ilişkin olan eyleminin, mesleki hayatı üzerindeki etkilerine dairyeterli ve ikna edici gerekçelerin belirtilmediği ve TSK’nın işleyişiüzerindeki etkisi ve risklerinin de açıklanmadığı görülmüştür. Ayrıcabaşvurucunun, soruşturma usulünün hukuka aykırı yöntemler içerdiğine yönelikiddialarına da makul bir gerekçe ile yanıt verilmediği, ifadelerin alındığıkoşulların detaylı şekilde incelenmediği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle idare veDerece Mahkemesi kararlarının özel hayatın gizliliği hakkına müdahaleyi haklıkılacak şekilde konuyla ilgili ve yeterli gerekçe içermediği bu nedenlemüdahalenin demokratik toplumda gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır.
64. Müdahalenin demokratik toplumda gerekli olmadığıanlaşıldığından ölçülülük ilkesi yönünden inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
65. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
66. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
67. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına ve 20.000 TL manevitazminat verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
68. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
69. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİMBirinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
70. Başvurucu tazminat talep etmişse de yeniden yargılamayapılmak üzere dosyanın AYİM Birinci Dairesine gönderilmesine kararverilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğuanlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.039,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatıngizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesine (Anılan Dairenin12/5/2015 tarihli ve E.2014/582, K.2015/476 sayılı kararına ait dava dosyasıile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.039,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.