TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYDIN AKBULUT BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2014/15058)
Karar Tarihi: 7/6/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucu
:
Aydın AKBULUT
Vekili
:
Av. Ömer ÖNEREN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Danıştay tetkik hâkimi görüşünün tarafınabildirilmemesi nedeniyle savunma hakkı ve silahların eşitliği ilkesinin;yargılama işlemlerinin uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümüneöğretim üyesi alımı ile ilgili 6/7/2007 tarihli ve 26574 sayılı Resmî Gazete’dekadro ilanı yayımlanmış; anılan ilan kapsamındabaşvurucu, Biyoloji Bölümüne öğretim üyesi olarak atanmıştır.
9. Davacı H.D. tarafından kadro ilanın iptali istemiyle davaaçılmıştır.
10. Ankara 13. İdare Mahkemesinin 16/10/2008 tarihli veE.2007/2170, K.2008/1437 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
11. Başvurucu 6/9/2010 tarihinde davalı yanında davaya müdahilolmuştur.
12. Davacının temyizi üzerine Danıştay Sekizinci Dairesinin2/7/2010 tarihli ve E.2009/2026, K.2010/3966 sayılı kararı ile İlk DereceMahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
13. Bozma kararı üzerine direnme kararı verilmiş, Ankara 13.İdare Mahkemesinin 1/12/2010 tarihli ve E.2010/1636, K.2010/1355 sayılı kararıile davanın reddine hükmedilmiştir.
14. Davacının temyizi üzerine Danıştay İdari Dava DaireleriKurulunun 13/3/2014 tarihli ve E.2011/509, K.2014/782 sayılı kararı ile İlkDerece Mahkemesinin ısrar kararının onanmasına hükmedilmiştir. Bu karar20/8/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Taraflarca karardüzeltme yoluna başvurulmaması üzerine kararın kesinleştiği tespit edilmiştir.
15. Başvurucu 17/9/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 7/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tetkik HâkimiGörüşünün Tebliğ Edilmemesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu; Danıştay tetkik hâkimin görüşünün tarafınabildirilmediğini, bu şekilde savunma hakkının ve silahların eşitliği ilkesininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
18. Tetkik hâkimleri, daire başkanı tarafından verilen davadosyalarının ilk incelemelerini yapar ve hazırladığı yazılı veya sözlü raporudaire başkanı veya üyelerine sunar. Dolayısıyla dava dosyası hakkında kararverecek heyet ile birlikte çalışır ve heyet adına inceleme yaparak raporhazırlar(Yasemin Ekşi, B. No:2013/5486, 4/12/2013, § 61; C. İş Ortaklığı,B. No: 2013/769, 11/12/2014, § 44).
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Meral/Türkiye kararında (B. No: 33446/02,27/11/2007) Danıştay tetkik hâkiminin kanaatlerinin önceden tebliğ edilmemesineilişkin olarak bu yargı mensubunun görevinin savcının göreviyle mukayeseedilebilir olmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğinekarar vermiştir. AİHM kararına göre tetkik hâkimleri, Danıştay başkanı ilekurul ve daire başkanları tarafından kendilerine verilen görevleri yerinegetirmekle ve bunlar tarafından havale edilen davaları incelemekle sorumlu ikensavcılar Danıştay başsavcısının emri altında çalışmaktadırlar. Genel olaraktetkik hâkimleri soruşturma yapmayıp daha evvel soruşturması tamamlanmış birdosya hakkında görüşlerini sunmaktadırlar. Tetkik hâkiminin mütalaasını yazılıya da sözlü olarak sunarak hâkimlerin karar vermesine yardımcı olmayıamaçladığı doğrudur. Ancak bu görevin, Danıştay başkanı ve Daire başkanlarınıtemsilen tetkik hâkiminin yerine getirdiği hukuki görevlerinden olduğugörülmektedir. Danıştay başkanı ve Daire başkanlarının yönetimindeki tetkikhâkimleri karar taslaklarını yazar ve tutanakları hazırlarlar. DolayısıylaAİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin 1.fıkrasının bu bakımdan ihlal edilmediği sonucuna varmıştır (Yasemin Ekşi, § 63).
20. Somut davada Danıştay tetkik hâkimi tarafından İlk DerceMahkemesi dosyası ve kararı incelenerek rapor hazırlanmış, bu rapor Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu Başkanı ve üyelerine sunulmuştur. Tetkik hâkimininraporu dinlendikten sonra Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Başkanı ve onaltı üyesi tarafından oyçokluğuyla hüküm onanmıştır. Başvuru konusuyargılamada, tetkik hâkiminin önyargılı davranmasına neden olacak raporsunduğunu gösteren herhangi bir unsur bulunmadığı gibi başvurucunun da bu yöndebir iddiası bulunmamaktadır. Tetkik hâkiminin raporu başvurucuya tebliğedilmemişse de bu durumun adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğusöylenemez.
21. Açıklanan nedenlerle tetkik hâkiminin raporunun tebliğedilememesi nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkına yönelik açık vegörünür bir ihlal saptanmadığından başvurucunun anılan iddiasının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
23. Başvurucu ayrıca, yargılamanın uzun sürmesinin etkilibaşvuru makamının bulunmadığının kanıtı olduğunu, bu nedenle etkili başvuruhakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yargılamanın uzun sürmesinedeniyle etkili başvuru ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğiiddiasının makul sürede yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
25. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,7/11/2013, §§ 45, 47).
26. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).
27. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar, başvurucunun 6/9/2010 tarihinde davaya müdahil olması dikkatealındığında somut olayda yaklaşık 3 yıl 6 aylık yargılama sürecindeuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespitedilemediğinden, başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yönde bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
28. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir müdahalenin bulunmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunundiğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tetkik hâkimi görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA7/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.