TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYHAN KARAGEDİK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/1704)
Karar Tarihi: 20/9/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
Ayhan KARAGEDİK
Vekili
:
Av. Nihal ABİTAĞAOĞLU KULDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek TürkSilahlı Kuvvetleri sosyal tesislerine girişin yasaklanması işlemi tesisedilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 28/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Hava Kuvvetleri Komutanlığıemrinde muvazzaf subay statüsünde görev yapan başvurucu hakkında 28/10/2012tarihinde gönderilen ihbar mahiyetindeki e-postada ses, görüntü ve yazışmalarailişkin kayıtlar bulunması üzerine idari tahkikat başlatılmıştır. Tahkikatkapsamında 10/12/2012 tarihinde başvurucunun ifadesi alınmış ve söz konusukayıtlar kapsamında başvurucuya cinsel yaşamına ilişkin sorular sorulmuştur.
9. Başvurucu 24/4/2013 tarihinde albay rütbesindenemekliye ayrılmıştır.
10. Tahkikat neticesinde Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeoluşturulan Kurul tarafından 2/5/2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzerebaşvurucunun TSK'nın sosyal tesislerine girişinin süresiz yasaklanmasına kararverilmiştir. Söz konusu kararın gerekçesinde, başvurucunun cinsel hayatınailişkin eylemleri ahlaki açıdan düşüklük olarak kabul edilmiş ve askerlikhaysiyet ve şerefine dokunan fiiller olarak nitelendirilmiştir.
11. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali talebiyle AskeriYüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) 2/10/2013 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesindebaşvurucu; hakkındaki iddiaların doğruluğu araştırılmadan ve kayıtlar üzerindemanipülasyon (yönlendirme) yapıldığı hususu gözetilmeden soyut ve dayanaksızgerekçelerle sosyal tesislere girmesinin süresiz şekilde yasaklandığınıbelirtmiştir. Başvurucu, hukuka aykırı kayıtlar üzerinden kendisine isnatedilen eylemlerin gerçek dışı olduğunu ve anılan kayıtlar nedeniyle baskıgörmesi üzerine öncelikle emekliye ayrılmak durumunda kaldığını ifade etmiştir.Başarılı bir mesleki geçmişinin bulunduğunu dile getiren başvurucu, hakkındaherhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaksızın tesis edilen işlemin haksızolduğunu ileri sürmüştür.
12. AYİM Başsavcılığının işlemin iptaline karar verilmesigerektiği yönünde hazırladığı 13/3/2014 tarihli düşünce yazısında, başvurucuhakkında isnat eylemler hakkında söz konusu işlemin gerçekleştirilebilmesi içinaskerlik haysiyet ve şerefine dokunan fiillerin bizatihi sosyal tesislerdeişlenmesinin mevzuat gereğince zorunluluk olduğu vurgulanmıştır. Görüşte,başvurucunun meslek hayatı boyunca değişik tarihlerde gerçekleştirdiği iddiaedilen eylemlerinin emekliye ayrılmadan önceki döneme ait olduğu ve sosyaltesislere giriş yasağı uygulanmasının ölçülü bir işlem olmadığı ifadeedilmiştir. Ayrıca, başvurucu hakkında elde edilen kişisel verilerin hukukaaykırı yöntemlerle ele geçirildiği ve ifade alma usulünün hukuka uygunluğununşüpheli olduğu belirtilmiştir.
13. AYİM Üçüncü Dairesinin 8/5/2014 tarihli kararıyladavanın reddine hükmedilmiştir. Kararda, başvurucunun askerlik haysiyet veşerefine dokunan fiillerinin somut bulgularla sübuta erdiği ve tedbirmahiyetinde tesis edilen işlemin ölçülü olduğu şeklinde değerlendirmelere yerverilmiştir.
14. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 11/12/2014tarihli kararıyla reddedilmiştir.
15. Nihai karar 30/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 28/1/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik YapılmasınaDair Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının (E)bendiyle AYİM kaldırılmıştır.
IV. İLGİLİHUKUK
18. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'dagörev yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle disiplin işlemleri tesisedilmesine dayanak oluşturan mevzuata ve benzer durumlara ilişkin uluslararasıhukuka yer vermiştir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§23-30; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016, §§ 23-39; YaşarTürkmen, B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 20-33; Mehmet Çakır, B. No:2014/5121, 16/2/2017, §§ 19-27).
19. 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk SilahlıKuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 98. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Türk Silahlı Kuvvetleripersonelinin sosyal ve moral ihtiyaçlarını karşılamak, dayanışmayı artırmak,mesleki, sosyal gelişmelerini mümkün kılacak imkânları hazırlamak maksadıyla veGenelkurmay Başkanlığının izni ile;
a) Orduevi ve bağlısı şubeler,
b) Askerî gazinolar, kışla gazinoları vevardiya yatakhaneleri, kurulabilir. ..."
20. 211 sayılı Kanun'un 99. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Belirli zamanlarda özel askerîeğitimlerin yapılması, personelin moral ve motivasyonuna katkı sağlanmasımaksadıyla Genelkurmay Başkanlığının izni ile özel, yerel veya kış eğitimmerkezleri kurulabilir ..."
21. 211 sayılı Kanun'un 100. maddesi şöyledir:
"Ordu evleri, askeri gazinoları vekışla gazinoları askeri bina olup askeri mahal vasıf ve mahiyetinihaizdir."
22. 6/9/1961 tarihli ve 10899 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği'nin "2- Orduevleri ve askeri gazinolar:" kenar başlıklı 664. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
"Bunlar askerî binalar olup askerîmahal vasıf ve mahiyetini haizdir.
...
4 - Subaylar, askeri memurlar veastsubaylar ile bunların emeklileri orduevlerinin ve askeri gazinoların tabii üyeleridirler.
Tabii üyeler ile orduevleri, askerigazino ve öteki askeri sosyal tesislerden yararlanma hakkına sahip diğerkişilerin (…);
b) Söz atma, sarkıntılık, ırz ve iffetetecavüz, askerlik haysiyet ve şerefine dokunan fiilleri işlemeleri veya orduevleri,askerî gazino ve öteki askerî sosyal tesislerde uyulması öngörülen kurallarauymamakta ısrar etmeleri halinde bunlar hakkında gerektiğinde yasal işlemyaptırılmakla birlikte bu tesislere girişleri Genelkurmay Başkanlığıncayasaklanabilir. Yapılan yasal işlem sonucunda bu fiilleri işlemediklerianlaşılanlar hakkında, daha önce alınmış olan yasaklama kararı GenelkurmayBaşkanlığınca kaldırılır. ..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 20/9/2018 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucu; hakkında hukuka aykırı şekilde elde edilengerçek dışı kayıtların kaynağı ve doğruluğu araştırılmadan sosyal tesisleregirişinin yasaklandığını, süreklilik oluşturacak şekilde tesis edilen işleminölçülü olmadığını ve manevi olarak büyük zararlar gördüğünü belirtmiştir.Onurunun kırıldığını ve psikolojisinin bozulduğunu ifade eden başvurucu,ifadesinin hukuka aykırı usullerle alındığını ve başarılı mesleki geçmişiningöz ardı edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu bu nedenlerle özel hayatıngizliliği hakkının, haberleşme hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
25. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacakAnayasa’nın 20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ...saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğinedokunulamaz."
26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukinitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde; başvurucunun temeliddiasının dayanağını, özel hayat alanına ilişkin olan ve hukuka aykırıyöntemler kullanılarak elde edilen birtakım bilgilere dayanılarak TSK sosyaltesislerine girişinin yasaklanması işlemi oluşturmaktadır. Bu nedenlebaşvurunun özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
28. Özel hayata ilişkin hususlar gerekçe gösterilerekaskerlik haysiyet ve şerefine dokunan fiiller sebebiyle başvurucunun TSK sosyaltesislerine girişinin yasaklanması işlemi tesis edilmesinin özel hayatınıngizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır (Ata Türkeri, B. No:2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., § 43).
29. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması içinAnayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlartarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenleredayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olma ve ölçülülükilkesine aykırı olmama ölçütlerine uygun olması gerekir.
30. Başvuruya konu işleme dayanak teşkil eden mevzuathükümleri dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülmeölçütüne uygun olduğu, askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibiyürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin korunması şeklindemeşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır.
31. Tesis edilen disiplin işlemlerinde ve bu işlemlerinhukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında, bireylerin özelhayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindekietkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların işleyişiüzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve bu hususlardakideğerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi, ayrıcatesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarı durumlarıdikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir (G.G., § 60).
32. Somut olayda tesis edilen başvurucunun TSK sosyaltesislerine süresiz şekilde girişinin yasaklanması işleminin gerekçesinintemelinde internet üzerinden gönderilen ancak nasıl ve kimler tarafından eldeedildiği belirsiz olan ve özel hayata ilişkin detayların yer aldığı birtakımkayıtlar bulunmaktadır. Kişilerin her türlü teknik araçlarla gözetlenmesi,izlenmesi, ses ve görüntülerinin kayıt altına alınması özel hayatın gizliliğineyönelik ağır bir müdahale oluşturur. Ayrıca 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 133. ve 134. maddeleri uyarınca kişiler arasındaki aleniolmayan konuşmaların taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletledinlenmesi ve/veya kaydedilmesi suç olarak düzenlenmiştir (O.G., B. No:2015/3236, 20/9/2017, § 32).
33. Başvurucu, söz konusu kayıtların hukuka aykırışekilde elde edildiğini ve hakkındaki idari işleme esas alınamayacağınıyargılama sürecinde sürekli olarak vurgulamıştır. AYİM kararlarına göre debaşvurucunun mahremiyetine ilişkin hususlar anılan kayıtların ihbarniteliğindeki isimsiz e-postayla TSK'ya gönderilmesi suretiyle öğrenilmiştir.
34. Söz konusu ihbarda belirtilen özel hayata ilişkineylem ve davranışların idari veya yargısal süreçlerle ispatlanmadığıanlaşılmaktadır. Dolayısıyla gerçekliği şüpheli olan ve özel hayat alanıkapsamında kaldığı anlaşılan birtakım isnatlara dayanılarak başvurucunun sosyaltesislere girişinin yasaklanmasının demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun olmadığı değerlendirilmektedir. Öte yandan söz konusu isnatlar dışındasicili olumlu olan başvurucu hakkında tesis edilen süresiz olarak sosyaltesislere girişin yasaklanması şeklindeki işlemin ölçülü olmadığı ve anılanidari yaptırımın gerekçelerinin idari ve yargısal makamlar tarafından ilgili veyeterli şekilde açıklanmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yenidenyargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındaaçıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosyaüzerinden karar verir.”
37. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan [GK] (B. No:2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
38. Mehmet Doğan kararında özetle; uygun giderimyolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle ihlalin kaynağının belirlenmesigerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıdurumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesinehükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
39. Mehmet Doğan kararında Anayasa Mahkemesi,yeniden yargılama yapmakla görevli derece mahkemelerinin yükümlülüklerine veihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece mahkemelerince yapılmasıgerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna göre; Anayasa Mahkemesinintespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiğihâllerde, ilgili usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesikurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulüve önceki kararın kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanınyenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değilihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derecemahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalinsonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
40. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapmasıgereken şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlartarafından bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usuli bir eksiklikten kaynaklanıyorsa sözkonusu usul işleminin, hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya daha öncehiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılık ihlalin,idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılan veyayapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararının sonucundankaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği hâllerde derecemahkemesinin, usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudan mümkün olduğuncadosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarınıortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).
41. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesini, yargılamanınyenilenmesine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
42. Somut başvuruda ulaşılan ihlal sonucunun AYİMtarafından verilen ret kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
43. Bu durumda başvurucunun özel hayatının gizliliğihakkına yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yenidenyargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göreihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derecemahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkemekararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere ilgili yargı mercine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
44. Öte yandan başvurucu tarafından tazminat talebindebulunulmuş olmakla birlikte, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgiliyargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özelhayatın gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİİDARİ YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare MahkemesiÜçüncü Dairesinin E.2013/1300, K.2014/688 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 20/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.