TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYLA AYDİNÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/10319)
Karar Tarihi: 14/9/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucular
:
1. Ayla AYDİNÇ
2. Aydoğan AYKUTLU
3. Azime Ayperi LEFLEF
4. Bekir ÇİMEN
5. Ercan MERCAN
6. Hasan Necdet TOK
7. Hasan Tuncay ÖNAL
8. Hikmet Lale SÜMENGEN
9. Hüseyin Hakan TÜZOMAY
10. Levent ÇATIR
11. Muharrem Nezihi TOK
12. Neşe ÇAVDAROĞLU
13. Rahile TOK
14. Sabri ÇATIR
15. Sümeyra AYDOĞAN
16. Şenol MERCAN
17. Timuçin TULGAR
Vekilleri
:
Av. Zeynep DOĞAN AKARKEN-Av. Hakan AKARKEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kamu kurum ve kuruluşları aleyhine verilmiş,ekonomik değere ilişkin ve icra edilebilir bir yargı kararının uzun süre icraedilmemesi, taşınmaza kamulaştırılmasız olarak elatılması, taşınmaz için düşük bedel tespit edilmesi, belirlenen bedeleişletilen yasal faizin gerçek zararı karşılamaması, mahkeme kararınınkesinleşmesinden itibaren bedele kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizoranının uygulanmaması ve yargılama masraflarına karar tarihinden itibaren faizişletilmesinin adil olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile mülkiyethakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucular tarafından 31/1/2013 ve 26/2/2013 tarihlerindeSincan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılankamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davaları anılan MahkemeninE.2013/37 Sıra sayısına kayıtlı dosyasında birleştirilmiş ve yapılandeğerlendirme sonucunda 10/10/2013 tarihli ve E.2013/37, K.2013/312 sayılıkarar ile 179.726,89 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasalfaizi ile birlikte davalı idareden alınarak başvuruculara ödenmesine,başvurucular lehine 1.320 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Kararınilgili kısmı şöyledir:
"...
Mahkememizde yapılan açık yargılama sırasında davacılar vekili vedavalı vekili tarafından gösterilen ve toplanan delillerden; Davacılarvekilinin dava dilekçesine ve diğer dilekçelerine, davalı vekilinin cevapdilekçesine ve diğer dilekçelerine, dava konusu taşınmazın tapu kaydına, imardurumuna, emsal taşınmaz kayıtlarına, mirasçılık belgelerine, mahkememizceresen seçilen iki inşaat, ziraat, iki mülk ve fen bilirkişileri vasıtasıylamahallinde 30/04/2013 tarihinde yapılan keşfe, keşif sonucu fen bilirkişisitarafından ibraz edilen 06/05/2013 tarihli rapor ve krokiye, kamulaştırmabilirkişileri tarafından ibraz edilen 24/05/2013 tarihli rapora ve 09/09/2013tarihli ek rapora ve tüm dosya kapsamına göre; ...
dava konusu taşınmaza fiilen el atılıp atılmadığı, el atılmış isetazminat miktarının tespiti bakımından resen seçilen iki inşaat, inşaat, ikimülk ve fen bilirkişileri vasıtasıyla mahallinde 30/04/2013 tarihinde keşifyapıldığı, keşif sonucu fen bilirkişisi tarafından 06/05/2013 tarihli rapor vekrokinin ibraz edildiği, keşfen tespit edildiği üzeredava konusu taşınmazın tamamının fiilen yol olarak kullanıldığı, kamulaştırmabilirkişileri tarafından ibraz edilen 24/05/2013 tarihli raporda, arsavasfındaki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak ve aynı taşınmaza ilişkinSincan 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/329 Esas sayılı dosyasındakideğerlendirme de nazarı dikkate alınmak suretiyle asıl ve birleşen davanın davatarihi itibarıyla taşınmazın m2 değerinin 170,00.TL olduğunun belirtildiği,bilirkişi raporu hesap hatası dışında denetime uygun bulunduğundan mahkememizcede kabul gördüğü, hisse hesabı hatalarına ilişkin olarak bilirkişilerden alınan09/09/2013 tarihli ek rapora göre asıl ve birleşen dosyada talep edilebilecektoplam tazminat miktarının 179.726,89.TL olduğu, ek rapor denetime uygunbulunduğundan mahkememizce dekabul gördüğü, davacılarvekili bilirkişi ek raporuna göre taleplerini ıslah ettiğinden toplanandeliller muvacehesinde davacıların sabit olan davasının kabulüne dair kararverilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki hüküm tesisedilmiştir.
..."
9. İlk Derece Mahkemesi kararının ardından başvurucularlehlerine hükmedilen tazminatı tahsil edebilmek amacıyla Ankara 8. İcraDairesinin E.2013/20563 Sıra sayısına kayıtlı dosyası ile icra takibibaşlatmışlardır.
10. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraflarca temyiztalebinde bulunulmuş, başvurucular 5/11/2013 tarihli temyiz dilekçelerindetaşınmazın bedelinin düşük tespit edildiği ve lehlerine maktu vekâlet ücretinehükmedilmemesi gerektiği hususlarında itirazlarını ortaya koymuşlar; incelemesonucu Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 14/4/2014 tarihli ve E.2013/28610,K.2014/10619 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır.
11. Onama ilamı başvuruculara 4/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,taraflarca karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine yargılama süreci sonaermiştir.
12. Başvurucular 26/6/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
13. Başvurucular 7/12/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesinesundukları dilekçe ile söz konusu tazminata ilişkin 5/2/2016 tarihinde kısmibir ödeme yapıldığını ancak Ankara 8. İcra Dairesinin 29/3/2016 tarihlihesabına göre bakiye 37.020,23 TL alacakları olduğunu, bakiye miktarın ödenmesiiçin ilgili İcra Dairesince 8/4/2016 tarihinde borçluya ihtar gönderildiğinibelirtmişlerdir.
14. İlgili idare 8/12/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunduğudilekçe ile söz konusu tazminatın 3.668,76 TL gelir vergisi kesintisi yapılmaksureti ile 4/2/2016 tarihinde tamamen ödendiğini beyan etmiştir.
15. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden Ankara 8.İcra Dairesinin E.2013/20563 sayılı icra dosyası üzerinde yapılan incelemedeborçlu idareye 8/4/2016 tarihinde bakiye borcu için ihtar muhtırasıgönderildiği, ilgili idarenin cevap olarak sunduğu 9/11/2016 tarihli yazısı ilebakiye borç bulunmadığını belirttiği, başvurucunun ise 24/1/2017 tarihinde icradairesine dilekçe sunarak bakiye alacak için haciz talebinde bulunması üzerineAnkara 8. İcra Dairesinin borçlu idarenin alacaklı olarak dosyasının bulunduğuAnkara 1. İcra Dairesine müzekkere gönderip borçlu idarenin Ankara 1. İcraDairesi nezdindeki alacaklarına haciz konulduğunu bildirdiği görülmüştür.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucular Ercan Mercan ve Bekir ÇimenYönünden İnceleme
17. Başvurucular vekilleri Av. Zeynep Doğan Akarken ve Av. HakanAkarken, bireysel başvuru tarihinden önce 25/4/2013 tarihinde vefat ettiğianlaşılan Ercan Mercan ile bireysel başvuru tarihinden önce 15/9/2013 tarihindevefat ettiği anlaşılan Bekir Çimen'in adil yargılanma ve mülkiyet haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
18. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar" kenarbaşlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylemya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlertarafından yapılabilir."
19. 6216 sayılı Kanun'un "Başvuruhakkının kötüye kullanılması" kenar başlıklı 51. maddesişöyledir:
"Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüyekullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında,ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzeredisiplin para cezasına hükmedilebilir."
20. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) “Başvuru hakkının kötüyekullanılması” kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:
“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri niteliktekidavranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespitedilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin paracezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”
21. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde birkamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğüamaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukukdüzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasınınbireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamdabireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyugereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüyekullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31; S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
22. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçekolmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgiverilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusudeğerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkındamahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaatoluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmakkaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veyatahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamındaihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçlabağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuruhakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32;S.Ö., § 29).
23. Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulamaneticesinde başvuruculardan Ercan Mercan ve Bekir Çimen'in bireysel başvurutarihinden önce 25/4/2013 ile 15/9/2013 tarihlerinde vefat ettikleri tespitedilmiş ancak Av. Zeynep Doğan Akarken ve Av. Hakan Akarken tarafından,başvurucuların anayasal haklarının ihlal edildiğinden bahisle 26/6/2014tarihinde başvuru formunda başvurucuların öldüğü konusunda bir bilgiye yerverilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.
24. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireyselbaşvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafındanbireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (AbdurrehmanUray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 30).
25. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmişbaşvurucular adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılanbireysel başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanımı nedeniyle reddine kararverilmesi gerekir.
26. Bu durumda Anayasa Mahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuruyapmaları nedeniyle Av. Zeynep Doğan Akarken ve Av. Hakan Akarken aleyhine 6216sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesiuyarınca disiplin para cezasına hükmedilmesi gerekir.
B. Başvurucu Muharrem Nezihi Tok Yönündenİnceleme
27. Başvurucu; kamu kurum ve kuruluşları aleyhine verilmiş,ekonomik değere ilişkin ve icra edilebilir bir yargı kararının uzun süre icraedilmemesi, taşınmaza kamulaştırılmasız olarak elatılması, taşınmaz için düşük bedel belirlenmesi, belirlenen bedele işletilenyasal faizin gerçek zararı karşılamaması, Mahkeme kararının kesinleşmesindenitibaren bedele kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranınınuygulanmaması ve yargılama masraflarına dava tarihinden itibaren faizişletilmesinin adil olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
28. İçtüzük'ün 80. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun incelenmesinin sürdürülmesinihaklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde başvurunundüşmesine karar verilebilir. Bununla birlikte İçtüzük'ün80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği Anayasa'nın uygulanması veyorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya dainsan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesinedevam edilebileceği öngörülmüştür.
29. Başvuru tarihinden sonra ölen başvurucuların mirasçılarınınmakul bir süre içinde başvuruyu devam ettirme yönünde iradeleriniAnayasaMahkemesine bildirmemeleri hâlinde anılan İçtüzük hükümleri uyarınca başvurununincelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatinevarılabilir (Abdurrahman Miişoğluve diğerleri, B. No: 2014/7674, 23/3/2017, §§ 18-21). Somut olaydabaşvurucu Muharrem Nezihi Tok başvuru tarihinden sonra 30/12/2014 tarihinde ölmüşancak mirasçıları makul bir süre içinde başvuruya devam etme yönündeiradelerini bildirmemişlerdir. Başvurucu yönünden başvurunun incelenmesinedevam etmeyi gerekli kılan ve İçtüzük'ün 80.maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen nedenlerden biri debulunmamaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurucu Muharrem Nezihi Tok yönündenbaşvurunun düşmesine kararverilmesi gerekir.
C. Diğer Başvurucular Yönünden İnceleme
1. Mahkemeye Erişim Hakkıve Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
31. Başvurucular;kamukurum ve kuruluşları aleyhine verilmiş, ekonomik değere ilişkin ve icraedilebilir bir yargı kararının uzun süre icra edilmemesi nedeniyle mahkemeyeerişim hakkı ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
32. Somut olayda başvurucular ile ilgili idare arasında bakiyeborç bulunup bulunmadığı konusunda bir uyuşmazlık olduğu anlaşılmakta ise deborcun takibinin yapıldığı icra dosyası kapsamında bakiye borç hesaplanarakilgili idareden ödeme talep edildiği, ilgili idarenin ise borcu bulunmadığınıbelirtmekle birlikte kendisinden talep edilen meblağa yönelik icra mahkemelerinezdinde bir girişimde bulunduğuna dair Anayasa Mahkemesine bilgi sunulmadığıanlaşıldığından başvurucular lehine hükmedilen tazminat bakımından kısmi ödemeyapıldığı kabulü ile değerlendirme yapılacaktır.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
34. Kamu kurum ve kuruluşları aleyhine verilmiş, icra edilebilirbir yargı kararının hiç icra edilmemesi ya da icranın makul süre içindeyapılmaması, kararın verildiği yargılamada sağlanmış olan mahkemeye erişimhakkı dâhil adil yargılanma hakkı güvencelerini anlamsız hâle getirir.Dolayısıyla böyle bir durum mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu doğurur(Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, §§ 37-54).
35. Öte yandan mahkeme kararına dayanan icra edilebilir biralacak, mülkiyet hakkı kapsamında korunan ekonomik bir değer ifade eder. Kamukurum ve kuruluşları aleyhine hükmedilmiş böyle bir alacağın hiç ödenmemesi yada ödenmesinin uzun sürmesi suretiyle oluşan belirsizlik, mülkiyet hakkınınihlaline neden olur (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, §§ 55-75).
36. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararları dikkate alındığında somut olayda yukarıda belirtilennitelikteki yargı kararının üç yılı aşan bir süre geçmiş olmasına rağmen kısmenicra edilmiş olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkı ile mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varmak gerekir.
37. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan mahkemeye erişim hakkı ile Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının edildiğine karar verilmesi gerekir.
2. Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
38. Başvurucular,taşınmazlarına kamulaştırma usulüne uyulmadan el atılması nedeniyle mülkiyethaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
40. Kamulaştırmasız el atma, idareye taşınmazı kullanma vekamulaştırma işlemi yapmadan taşınmazı elde etme imkânı sağlamaktadır. Böylebir kamulaştırma işlemi olmadığından kullanılan taşınmazın devrinimeşrulaştırma ve belli bir hukuki güvence sağlama imkânı sunan tek unsur, idaretarafından kullanımın yasal olmadığını tespit eden ve bireylere"kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat" ödenmesine hükmedenmahkeme kararıdır. Kamulaştırmasız el atma uygulaması, hukuki plandataşınmazların maliki olarak kalan başvuranları herhangi bir kamu yararı gerekçesiile eylemini haklı kılmayan idareye karşı dava açmak zorunda bırakmaktadır.Böyle bir kamu yararı gerekçesinin gerçekliği ancak daha sonra mahkemelertarafından değerlendirilmektedir. Başka bir deyişle kamulaştırmasız el atma,her ne olursa olsun idare tarafından isteyerek oluşturulmuş kanuna aykırı birdurumu hukuki olarak kabul etmeye ve idareye, kanuna aykırı davranışından faydasağlama imkânı sunmaya yol açmaktadır. İdareye resmî kamulaştırma kurallarınınötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulama, kişilerin öngörülemez vekeyfî durumlarla karşılaşma tehlikesi taşımaktadır. Söz konusu uygulama,yeterli derecede hukuki güvence temin edecek ve gerektiği şekildegerçekleştirilen bir kamulaştırmanın alternatifini oluşturacak nitelikte değildir(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Sarıcave Dilaver/Türkiye, 11765/05, 27/5/2010, §§ 40, 43, 45).
41. Anayasa'nın 35. ve 46. maddeleri, taşınmaz üzerindekimülkiyet hakkına son veren müdahalelerin yasal olmasını zorunlu tutmaktadır. Buzorunluluk hukuk devletinin gereğidir. Anayasa'nın 46. maddesi hükmü ile4/11/1983 ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gereği asıl olan kamulaştırmaişlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı iktisap etmesidir. Yöntem olarakAnayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemi yapılması söz konusu ikendayanağını Anayasa ve yasalardan almayan, bireylerin mülkiyet hakkına son verenbir uygulama olan kamulaştırmasız el atma yasalara uygun bir kamulaştırma ileaynı hukuki çerçeve içinde değerlendirilemez. İdarelere resmî kamulaştırmakurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulama, taşınmazsahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riskini taşımaktadır (Celalettin Aşçıoğlu, § 58).
42. Başvuru konusu olayda idare, ilgili yargılama sürecinden deanlaşılacağı üzere başvurucuların taşınmazına kamulaştırmasız olarak elatmıştır. Anayasanın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılıKanun'da belirlenmiş süreçler takip edilmeden başvurucunun mülkiyetinde bulunantaşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararıyla da sabittir.
43. Bu durumda başvurucuların söz konusu taşınmazlarınauygulanan kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle2942 sayılı Kanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyethakkına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatineulaşılmıştır.
44. Belirtilen nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. Mahkemece Belirlenen Taşınmaz BedelininDüşüklüğüne İlişkin İddialar
45. Başvurucular açtıkları kamulaştırmasız el atma davasısonunda taşınmaz için emsallerine göre düşük bedel tespit edildiğini belirterekmülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
46. İncelenen şikâyetin dayanağını oluşturan kamulaştırmasız elatılan taşınmazın uğradığı zararın gerçek değerinin ödenmesi talebi,Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir.Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hak olmadığı ve kamuyararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 13. maddesitemel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genel ilkeleri tespit ederken devletve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunan taşınmazları kamulaştırmayetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyen Anayasa’nın 46. maddesi,mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özel hükümler içermektedir.Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, başvurucuların bahsedilen talebinindeğerlendirilmesinde Anayasa’nın 35. maddesiyle birlikte 13. ve 46.maddelerinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 28).
47. Somut olayda yargılama sürecinde İlk Derece Mahkemesinceuyuşmazlık konusu taşınmazın tapu kaydının imar durumunun taşınmaza emsalolabilecek taşınmaz kayıtlarının incelendiği, resen seçilen bilirkişilerkatılımında taşınmazda keşif yapılarakbilirkişiraporları düzenletildiği, taşınmazın arsa vasfında olduğunun ve fiilen yololarak kullanıldığı tespitinin yapıldığı, aynı taşınmaza ilişkin bir başka davadosyasındaki değerlendirme de dikkate alınarak söz konusu taşınmaz için m²değerinin ortaya konulduğu ve böylece bedel tespiti yapıldığı, tespit edilenbedele yönelik itirazların temyiz aşamasına da konu edildiği bununla birlikteİlk Derece Mahkemesi kararının onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır (bkz. §§8, 10).
48. El atmaya konu taşınmazın kullanım durumu, başvurucununtaşınmazdan yararlanma biçimi tazminat tespiti yapılırken öne çıkanunsurlardandır. Keşif ve bilirkişi marifetiyle Mahkemece taşınmazın arsavasfını haiz olduğu tespit edilmiş ve kullanım durumu da dikkate alınaraktazminat tutarı takdir edilmiştir. Mevcut hâliyle Mahkeme kararında yapılantespit kapsamında hükmedilen tazminat miktarı, tutar itibarıyla belirli bir tatminsağladığı ve taşınmazın kabul edilen durumuna göre makul seviyede olduğu süreceAnayasa Mahkemesinin tazminat miktarlarının belirlenmesi konusunda Mahkemenintakdir yetkisine müdahalesinin söz konusu olamayacağı açıktır.
49. Açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkına yönelik açık vegörünür bir ihlal bulunmadığından başvurunun bu kısmının diğerkabuledilemezlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
4. Mahkemece Belirlenen Taşınmaz BedelineUygulanan Faiz Oranı ile Faiz Hesaplamalarına İlişkin İddialar
50. Başvurucularaçtıkları kamulaştırmasız el atma davası sonunda taşınmaz için hükmedilenbedele kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı yerine yasal faiz oranıuygulandığını ve yargılama sürecindeki masrafları için yapılan faizhesaplamasında başlangıç tarihinin karar tarihi olarak dikkate alınmasının adilolmadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
51. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucuların bireysel başvuru konusu şikâyetleriniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmeleri, bu konuda sahip oldukları bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunmaları, bu süreçte dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özenigöstermiş olmaları gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
52. Somut olayda başvurucuların ihlale neden olduğunu ilerisürdükleri bu iddiaları yargılama sürecinde dile getirmedikleri, bu iddialarınailişkin bilgi veya belge sunmadıkları ve böylece başvuru yollarını usulüneuygun tüketmedikleri anlaşılmaktadır.
53. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Mahkemece HükmedilenTazminata Kesinleşme Tarihinden İtibaren Kamu Alacakları İçin Öngörülen En Yüksek Faizin Uygulanmamasına İlişkinİddia
54. Başvurucular, lehlerine tazminata hükmeden İlk DereceMahkemesi kararının kesinleşmesinden itibaren söz konusu tazminatın ödenmetarihine kadar tazminat tutarına kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizoranının uygulanması gerektiğini belirterek mülkiyet haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
55. Anayasa Mahkemesince başvurucuların şikâyetine benzerşikâyetlerin yer aldığı bireysel başvuru dosyalarında yapılan incelemelerdemahkeme kararlarının kesinleşmesinden itibaren hükmedilen tazminat bedellerinekamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gereğinin Yargıtayca 2011 yılından bu yana kabul edildiği ancakbaşvurucuların bu konudaki taleplerini öncelikle ve süresinde yetkili idari veadli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip oldukları bilgive kanıtlarını zamanında bu makamlara sunmaları gerektiği, aksi hâlde şikâyetinbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunacağı hükümaltına alınmıştır (Nejat Sakaoğlu,B. No: 2013/9403, 14/10/2015, §§ 22-34; Nejdet Sakaoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/9404, 18/11/2015, §§30-42).
56. Somut olayda başvurucular; icra takibi sürecindealacaklarına, Mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren kamu alacaklarınaöngörülen en yüksek faizin uygulanması yönünde talepte bulunduklarına,taleplerinin reddedildiğine ya da bu konuda bir uyuşmazlık çıkarıp bunumahkemeler önüne taşıdıklarına dair Anayasa Mahkemesine herhangi bir açıklamadabulunmamışlardır. Oysa başvurucuların -Yargıtayın2011 yılından itibaren değişen içtihadı gözönünealındığında- bireysel başvuruya konu ettikleri bu şikâyetlerini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmeleri, bukonuda sahip oldukları bilgi ve kanıtları zamanında bu makamlara sunmalarıgerekmektedir.
57. Açıklanan nedenlerle somut başvuruda Anayasa Mahkemesiiçtihadından ayrılmayı gerektirecek bir sebep görülmediğinden başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Lehe Hükmedilen MaktuVekâlet Ücretine İlişkin İddia
58. Başvurucular açtıkları kamulaştırmasız el atma davası devamederken yapılan kanun değişikliği sonucu nispidenmaktuya dönüştürülen vekâlet ücreti nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
59. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucuların ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığıveya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
60. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelmektedir. Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilenolumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliğiilkesi ihlal edilmiş sayılabilir. Devletin davanın taraflarından birinidiğerine nazaran önemli ölçüde avantajlı hâle getiren kanuni düzenlemeleryapması, silahların eşitliği ilkesi ve dolayısıyla yargılamanın hakkaniyeteuygun yürütülmesi kuralına aykırılık oluşturur. Bunun için yargısal sürecietkilediği iddia edilen düzenlemenin taraflardan birinin davadaki başarışansını önemli ölçüde azaltması, ortaya çıkan bu sonuç ile kanuni düzenlemearasında bir illiyet bağı bulunması ve bu illiyet bağını kesen veya zayıflatanbaşka etken ortaya çıkmamış olması gerekir (MürselMalkoç, [GK], B.No:2013/9466, 27/10/2015, §§ 23-24).
61. Somut başvuruya konu düzenleme ile yapılan değişiklik,davanın esasını etkileyen veya bir tarafın başarı şansını değiştiren nitelikteolmayıp bir yargılama gideri olan vekâlet ücretine ilişkindir. Vekâlet ücretiise bir usul hukuku kavramı olup buna ilişkin yasal değişiklikler derhâl uygulanmaniteliğini haizdir. Ayrıca bahsedilen düzenleme davanın her iki tarafı içinvekâlet ücretini maktu hâle getirdiğinden ve davayı her iki tarafın da kazanmaimkânı bulunduğundan düzenlemenin silahların eşitliğine aykırı olduğundanbahsedilemez. Keza benzer davalarda, davayı kazanan davacıların kamukurumlarından alacakları vekâlet ücreti düşerken kaybeden davacıların ödemekzorunda kaldıkları vekâlet ücretleri de düşmekte ve söz konusu düzenleme kamukurumları için bazen lehe bazen aleyhe sonuç doğurmaktadır (Mürsel Malkoç, § 25).
62. Diğer taraftan vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden vedavası kabul edilen lehine hükmedilen bir ücrettir. Dava aşamasında kiminlehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret yükümlülüğü birusul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38). Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu tür giderlermahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksiz başvurularınönlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin gereksiz yeremeşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıylabaşvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamınıbelirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülenyükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecedezorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Mürsel Malkoç, § 29).
63. Derece Mahkemesi hükmünün vekâlet ücreti yönünden 24/5/2013tarihli ve 6487 sayılı Kanun’la 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesindedeğişiklik yapan düzenlemeye dayandığı, usule ilişkin mezkûr düzenlemeninderhâl uygulanma niteliğini haiz olduğu, ayrıca bahsedilen geçici 6. maddeninonuncu fıkrasında yapılan değişikliklerin henüz kesinleşmeyen davalara dauygulanacağı hükmünün yer aldığı görülmektedir. Bu nedenle kararın kanuniolduğu açıktır (Mürsel Malkoç, §33).
64. Kanun koyucu; süregelen mülkiyet ihlallerini gidermek,idarenin bireylerin taşınmazlarına haksız el koymasından doğan uyuşmazlıklarıtasfiye etmek, uyuşmazlıkların çözülmesini kolaylaştırmak ve hızlandırmakamacıyla 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesiyle çeşitli mekanizmalaröngörmüştür. Bu kuralla, kanun koyucunun takdir yetkisiniidarelerinvekâlet ücreti yükünü hafifletmek yönünde kullanmasında kamu yararı ve hukukdevleti ilkesine aykırılık görülmemektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014). Ayrıca bahsedilen değişiklikle kamulaştırmasız el atma nedeniyleaçılan tazminat davalarında davayı kazanan tarafın vekâlet ücreti maktuyadönüştürülürken davacılardan tahsil edilen harçlar da bedel tespiti davalarındaolduğu gibi nispiden maktuya çevrilerek davacıüzerinde olan dava yükünü hafifletecek şekilde düzenleme yapılmıştır (Mürsel Malkoç, § 45).
65. Ayrıca, alınacak hukuki yardımın niteliği ve maliyetininvekil ile müvekkil arasındaki vekâlet sözleşmesine bağlı bir ilişki olduğu vealınan hukuki yardımın maliyetinin buna göre ciddi miktarda farklılıklargöstereceği açıktır. Kanun koyucunun vekâlet ücretini karşı tarafayüklemesindeki amaç, haksız yere dava açılmasına neden olanlara yargılamagiderlerinin yükletilmesi olup davanın niteliğine göre makul ve kabuledilebilir bir ücretin belirlenmesi hakkaniyete uygun bir yargılama vemahkemeye erişim sağlamak için yeterli kabul edilmelidir. Mahkemelerce hükümverilenden daha yüksek ücret öngören vekâlet sözleşmeleri vekil ile müvekkilibağlayacağından -hükmedilen ücret bireylerin mahkemeye erişim haklarınıengellemedikçe- Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Mürsel Malkoç, § 47).
66. Sonuç olarak başvurucuların lehine hükmedilen tazminatmiktarı ve lehe hükmedilen yargılama giderleri gözönündebulundurulduğunda maktu vekâlet ücretinin başvurucuların vekille davaaçmalarını imkânsız hâle getirmediği ya da aşırı derecede zorlaştırmadığı,başvurucular üzerinde ağır bir yüke sebep olmadığı ve başvurucuların mahkemeyeerişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmadığı kanaatineulaşılmıştır (Mürsel Malkoç, §48).
67. Buna göre 2942 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik uyarıncakamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının, vekâlet ücretiyönünden maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi ile sonuçlanmasında adilyargılanma hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
68. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
69. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuşlardır.
70. Somut olayda adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
71. Başvurucular Ayla Aydinç, AydoğanAykutlu, Azime Ayperi Leflef,Hasan Necdet Tok, Hasan Tuncay Önal, Hikmet Lale Sümengen,Hüseyin Hakan Tüzomay, Levent Çatır, Neşe Çavdaroğlu,Rahile Tok, Sabri Çatır, SümeyraAydoğan, Şenol Mercan ve Timuçin Tulgar'a kamu kurum ve kuruluşları aleyhineverilmiş, ekonomik değere ilişkin ve icra edilebilir bir yargı kararının uzunsüre icra edilmemesi nedeniyle ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuların her birine 7.200 TL; taşınmazlarınakamulaştırmasız olarak el atılması nedeniyle her birine 5.000 TL olmak üzere toplam12.200 TL manevi tazminatın başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesigerekir.
72. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilenihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi birbelge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
73. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderininbaşvurucular Ayla Aydinç, Aydoğan Aykutlu, Azime Ayperi Leflef, Hasan Necdet Tok,Hasan Tuncay Önal, Hikmet Lale Sümengen, HüseyinHakan Tüzomay, Levent Çatır, Neşe Çavdaroğlu, Rahile Tok, Sabri Çatır, SümeyraAydoğan, Şenol Mercan ve Timuçin Tulgar'a müşterek olarak ödenmesine kararverilmesi gerekir.
74. Ayrıca yargı kararının mümkün olan en kısa sürede icraedilmesi ve böylece hukuk devleti ilkesi ile adalete olan güvenin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi için ihlal kararının bir örneğinin ilgiliidareye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Ercan Mercan ve Bekir Çimen'e vekâleten Av. Zeynep DoğanArarken ve Av. Hakan Ararken tarafından yapılan başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılmasınedeniyle REDDİNE,
2. Muharrem Nezihi Tok yönünden başvurunun DÜŞMESİNE,
B. 1. Diğer başvurucular yönünden ekonomik değere ilişkin icraedilebilir bir yargı kararının uzun süre icra edilmemesi ile yargılamanın makulsürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Diğer başvurucular yönünden kamulaştırmasız el atma nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Diğer başvurucular yönünden Mahkemece belirlenen taşınmazbedelinin düşüklüğü nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Diğer başvurucular yönünden Mahkemece belirlenen taşınmazbedeline uygulanan faiz oranı ile faiz hesaplamaları nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Diğer başvurucular yönünden Mahkemece hükmedilen tazminatakesinleşme tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizuygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Diğer başvurucular yönünden lehe hükmedilen maktu vekâletücreti nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 1. Diğer başvurucular yönünden ekonomik değere ilişkin icraedilebilir bir yargı kararının uzun süre icra edilmemesi ile yargılamanın makulsürede sonuçlanmaması nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının ve mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Diğer başvurucular yönünden kamulaştırmasız el atma nedeniylemülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Yargı kararının en kısa sürede icra edilmesi için kararın birörneğinin Karayolları Genel Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucular Ayla Aydinç, AydoğanAykutlu, Azime Ayperi Leflef,Hasan Necdet Tok, Hasan Tuncay Önal, Hikmet Lale Sümengen,Hüseyin Hakan Tüzomay, Levent Çatır, Neşe Çavdaroğlu,Rahile Tok, Sabri Çatır, SümeyraAydoğan, Şenol Mercan ve Timuçin Tulgar'ın her birine 12.200 TL manevitazminatın ayrı ayrı ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucular Ayla Aydinç,Aydoğan Aykutlu, Azime Ayperi Leflef,Hasan Necdet Tok, Hasan Tuncay Önal, Hikmet Lale Sümengen,Hüseyin Hakan Tüzomay, Levent Çatır, Neşe Çavdaroğlu,Rahile Tok, Sabri Çatır, SümeyraAydoğan, Şenol Mercan ve Timuçin Tulgar'a MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca Avukat Zeynep DoğanArarken ve Avukat Hakan Ararken'in 2.000'er TLdisiplin para cezası ile CEZALANDIRILMALARINA,
İ. Kararın bir örneğinin Ankara Barosu BaşkanlığınaGÖNDERİLMESİNE,
J. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 14/9/2017tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.