TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYLA DOĞUOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/25596)
Karar Tarihi: 14/10/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Eşref Uğur ŞENOL
Başvurucu
:
Ayla DOĞUOĞLU
Vekili
:
Av. Ersoy GÜNAY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi uygulama imarplanında yeşil alan statüsünde kalan taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisininsınırlanmış olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 22/5/2017 tarihinde yapılmışlardır.
3. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra başvuru Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuya ait İstanbul ili Beşiktaş ilçesiArnavutköy Mahallesi 1293 ada 45 parsel sayılı taşınmaz 22/7/1983 tasdiktarihli ve 1/1.000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi uygulamaimar planında konut alanı olarak ayrılmıştır. Bu taşınmaz üzerinde herhangibir yapı bulunmamaktadır.
9. Başvurucu 23/5/2013 tarihinde İstanbul 4. Asliye HukukMahkemesinde, bu taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığı iddiasıylatazminat davası açmıştır. Mahkeme 5/11/2015 tarihinde, söz konusu taşınmazayönelik fiilî bir el atmanın söz konusu olmadığı, hukuki el atma iddiasıylaaçılan davalarda da idari yargı yolunun görevli olduğu gerekçesiyle davadilekçesinin yargı yolu sebebiyle reddine karar vermiştir.
10. Başvurucu bu kez 3/2/2016 tarihinde İstanbul 5. İdareMahkemesinde (Mahkeme) aynı gerekçelerle tam yargı davası açmış ve tazminattalebinde bulunmuştur. Başvurucu bu davada taşınmazın anılan imar planındakonut alanına ayrılmasına rağmen 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı BoğaziçiKanunu'nun geçici 4. maddesi uyarınca hukuken yeşil alan statüsündesayıldığını, bu nedenle taşınmazın uzunca bir süredir kamulaştırılmamasınınmülkiyet hakkını ihlal ettiğinden yakınmıştır.
11. Mahkeme 22/11/2016 tarihinde davanın reddine kararvermiştir. Kararın gerekçesinde; 2960 sayılı Kanun ile Boğaziçi ÖngörünümBölgesi'nde bulunan taşınmazlara getirilen sınırlamaların İstanbul Boğaziçialanının kültürel ve tarihî değerlerini, doğal güzelliklerini korumak vegeliştirmek amacıyla yapıldığı vurgulanmıştır. Bu taşınmazın söz konusu imarplanının 13/6/2011 onanlı sayısallaştırılmış ve güncelleştirilmiş paftalarındakoruya katılacak alanda kaldığı, yeşil alanda kalan parsellerde korunmasıgerekli kültür varlığı dışında hiçbir yapı yapılamayacağı ifade edilmiştir.Ancak taşınmazın imar planlarında umumi hizmetlere ayrılmak suretiyletasarrufunun kısıtlandığından bahsedilemeyeceği, mülkiyet hakkınınkısıtlanmasının taşınmazın Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi'nde kalmasındankaynaklandığı belirtilmiştir.
12. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare DavaDairesi (Daire) 21/4/2017 tarihinde başvurucunun istinaf başvurusunun reddinekesin olarak karar vermiştir.
13. Nihai karar başvurucu vekiline 27/4/2017 tarihindetebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 19/5/2017 tarihinde bireysel başvurulardabulunmuştur.
15. Başvurucu bireysel başvuruda bulunduktan sonra22/5/2017 tarihinde Daire kararının bozulması istemiyle temyiz yolunabaşvurmuştur.
16. Danıştay Altıncı Dairesi 30/10/2017 tarihinde temyizisteminin reddi ile Daire kararının onanmasına kesin olarak karar vermiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Mevzuat Hükümleri
17. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 10.maddesi şöyledir:
"Belediyeler; imar planlarınınyürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllıkimar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesisırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esasalınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisindekabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarınatahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imarprogramları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsisedilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içindekamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllıkbütçelerine konulur.
İmar programlarında, umumi hizmetlereayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkullerkamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceyekadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devameder."
18. 2960 sayılı Kanunu’nun 1. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun amacı; İstanbul BoğaziçiAlanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğa güzelliklerini kamu yararıgözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracakyapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek vedüzenlemektir. ”
19. 2960 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“a) Boğaziçi Alanı; Boğaziçi kıyı vesahil şeridinden, öngörünüm bölgesinden, geri görünüm bölgesinden ve etkilenmebölgelerinden oluşan ve sınırları ve koordinatları bu Kanuna ekli krokideişaretli ve 22/7/1983 onay tarihli nazım planda gösterilen alandır.
b) Boğaziçi sahil şeridi; Boğaziçi kıyıkenar çizgisi ile 22/7/1983 tarihli 1/5000 ölçekli nazım planında gösterilenhat arasında kalan bölgedir.
c) Öngörünüm bölgesi; Boğaziçi sahilşeridine bitişik olan ve 22/7/1983 tarihli 1/1000 ölçekli imar uygulamaplanında gösterilen bölgedir.”
20. 2960 sayılı Kanunu’nun 5. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Boğaziçi Alanında orman sayılmayankamu kurum ve kuruluşlarına veya özel mülkiyete ait koru, koruya katılacakalan, çayır, mesire yeri, bostan ve benzeri alanlar yeşil alan sayılır ve bitkivarlıkları geliştirilerek muhafaza edilir.
...
Yeşil alan sayılan yerlerde mahallimahsullerin yetiştirilmesine devam edilir”
21. 2960 sayılı Kanunu’nun geçici 4. maddesi şöyledir:
“Boğaziçi kıyı, sahil şeridi veöngörünüm bölgelerinde 22/7/1983 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000ölçekli imar uygulama planları ile konut kullanımına ayrılmış, ancak yapıyapılmamış olan yerlerde yeşil alan statüsü uygulanır.”
22. 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendişöyledir:
“Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçeklionanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunmasıgerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, (…) başkaHazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir.Sit alanı ilan edildiği tapu kütüğüne şerh edilen taşınmazları, miras ve ölümebağlı tasarruflar dışında, sonradan edinenlerin talepleri değerlendirilmez.Ancak, Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda bulunanparsellerde, maliklerin başvurusu ve kabulüne ilişkin koşul parsele yönelikuygulanır ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmaz. Buparsellerin üzerinde bina veya tesis varsa malikinin başvurusu üzerine rayiçbedeli, 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükümlerine göre belirlenerek ödenir.Bu bentle ilgili usul ve esaslar Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarakBakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”
B. Danıştayİçtihadı
23. Danıştay Altıncı Dairesinin 26/10/2017 tarihli veE.2017/4323, K.2017/8356 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...Öncelikle, korunması gereklitaşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanları, sitalanlarından farklılık arz etmektedir. Korunması gerekli taşınmaz kültür vetabiat varlığı örnekleri 2863 sayılı Kanun'un ilgili maddesinde ayrı ayrısayılarak (örneğin, kaya mezarlıkları, höyükler, tümülüsler) somutlaştırılmış,ancak sit alanları koruma statü ve dereceleri farklılık arz etmekle birliktehazırlanacak bilimsel raporlar doğrultusunda tarihi, kültürel veya tabiatgüzelliklerinin alanın bütünselliğiyle beraber koruma altına alındığı alanıifade etmektedir. Bu ayrımın bir sonucu olarak gerçek veya tüzel kişilerinmülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarıiçin Kanun'un 15. maddesinin a fıkrasında taşınmazların program dahilindekamulaştırılması esası getirilmiş, ancak sit alanında bulunan ve gerçek veyatüzel kişilerin mülkiyetine geçmiş olan taşınmazlar için kamulaştırma esasıbenimsenmemiş, bunun yerine aynı maddenin (f) bendinde takas imkanı getirilmiştir.
...
Dosyanın incelenmesinden, davacılarınanılan taşınmazı 8.6.1962 tarihinde edindikleri, söz konusu taşınmazın dabulunduğu alanın Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun14.12.1974 tarihli, 8172 sayılı kararıyla doğal sit alanı olarak ilan edildiği,ve aynı Kurulun 24.6.1983 tarihli, 15175 sayılı kararı ile sınırları belirlenenve 1/5000 ile 1/1000ölçekliimarplanlarına göre Boğaziçi Sahil ŞeridiveÖngörünüm Bölgesinde kaldığı, taşınmazın da bulunduğu bu alanda; korunmasıgereken eserler ve yapılar dışında hiçbir şekilde yapı yapılamayacağı kuralıolduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde ekonomik değer taşıyan hiçbir yapıolmadığı ve davacılar tarafından bahçe olarak kullanıldığı, taşınmazın22.7.1983onanlı 1/1000 ölçekli Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planında,"konut alanı" kullanımında kaldığı, ancak taşınmaza BoğaziçiKanunu'nun geçici 4. maddesi uyarınca yeşil alan statüsü uygulandığı, bukullanımlara ayrılan parsellerde korunması gerekli kültür varlığı dışındahiçbir yapı yapılamayacağı anlaşılmaktatır.
Uyuşmazlıkta, davaya konu taşınmaz içinyapılaşma izni verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, zira taşınmazınbaştanberi Boğaziçi Öngörünüm bölgesinde olması ve doğal sit alanında kalmasınedeniyle zaten konumu gereği kısıtlı bir taşınmaz olduğu, kamulaştırmasız elatma davalarının, üzerinde yapılaşma imkanı bulunan taşınmazların sonradan kamuhizmetine ayrılması sonucunda taşınmazda meydana gelen hukuki kısıtlamalar nedeniyleaçılabileceği, buna karşın, bulunduğu alan veya bölge gereği doğal olarakkısıtlılık halini bünyesinde barındıran taşınmazlarda 2942 sayılı KamulaştırmaKanununun uygulanamayacağı, yukarıda yer verilen2863sayılı Kanunun ilgilişartları sağlanarak "takas" talebinde bulunulabilecek olup bu talebinde somut olaya göre değerlendirileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, idarelerin sit alanlarındakamulaştırma yapma zorunluluğunun bulunmadığı, ancak bu statüde bulunantaşınmazlar için hazine taşınmazlarıyla takas imkanının sunulması için korumaamaçlı imar planı bulunması gerektiği, koruma amaçlı imar planı yapımı içinidarelere sit ilanından bu yana belli bir yasal süre tanındığı, esasenuyuşmazlığa konu taşınmazın kısıtlılığının 2960 sayılı Kanundan kaynaklandığıve kamulaştırılması zorunlu bir statüde bulunmadığı, bu nedenle kamulaştırmasızel atma nedeniyle oluşan bir zarardan da bahsedilemeyeceğinden davanın reddinekarar verilmesi gerekmekte iken dava hakkında karar verilmesine yer olmadığınailişkin kararda isabet bulunmamaktadır..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
25. Başvurucu, Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi'nde yer alantaşınmazının yeşil alan olarak ayrılması nedeniyle taşınmazından emsalparseller gibi yararlanmasının ve taşınmazdan tasarruf edebilmesinin mümkünolmadığını belirtmiştir. Başvurucu yaklaşık kırk üç yıldır taşınmaz üzerindekikısıtlılığın devam ettiğini, buna rağmen idari makamların bu sürede taşınmazınkamulaştırılması yönünde herhangi bir girişimde bulunmadıklarını, bu konudakitaleplerinin sonuçsuz kaldığını ifade etmiştir. Başvurucu bu gerekçelerlemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
26. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenarbaşlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz.”
27. Somut olayda imar uygulamasına konu taşınmaz, tapudabaşvurucu adına tescillidir. Bu bağlamda tapuda kayıtlı olan taşınmazınAnayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği açıktır.
28. Anayasa Mahkemesi benzer nitelikteki bir taşınmazınuygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmasının şikâyet edildiği HüseyinÜnal (B. No: 2017/24715, 20/9/2018) başvurusunda taşınmazınkamulaştırılmadığı süre içinde müdahalenin yol açtığı kısıtlamaları gözeterekmüdahaleyi mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genel kural çerçevesindeincelemiştir (Hüseyin Ünal, § 41). Başvuru konusu olayda da bu ilkedenayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
29. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyethakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanunadayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerekyapılması gerekmektedir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546,2/2/2017, § 62).
30. Somut olayda müdahalenin ulaşılabilir, belirli veöngörülebilir nitelikte olan2960 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine (bkz. §§18-21) dayandığı anlaşılmaktadır.
31. 2960 sayılı Kanun'un 1. maddesinde Kanun'un İstanbulBoğaziçi alanının kültürel ve tarihî değerlerini, doğa güzelliklerini korumakve geliştirmek, bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamakiçin uygulanacak imar mevzuatını belirlemek amacıyla düzenlendiğibelirtilmiştir. İmar planında konut alanına ayrılan ancakKanun'un belirtilenamacı çerçevesinde imar durumu yeşil alan olarak kabul edilen taşınmazayönelik müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu kabuledilmelidir.
32. Son olarak başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin ölçülü olup olmadığı değerlendirilmelidir.
33. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilikve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amacadaha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makulbir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §38).
34. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönündebulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven,B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501,6/7/2017, § 71).
35. Anayasa Mahkemesi Hüseyin Ünal başvurusundaölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede uygulama imar planınınonaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine rağmen imar planındakamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması ve herhangi bir tazminatda ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği kanaatineulaşmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamununyararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu vemüdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).
36. Somut olay ise çeşitli yönleriyle anılan başvurudanfarklıdır. Şöyle ki söz konusu başvuruda taşınmaz uygulama imar planında kamuhizmetine ayrılmıştır. Bu başvuruda ise imar planında konut alanınaayrılan taşınmazın 2960 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesinin ''Boğaziçikıyı, sahil şeridi ve öngörünüm bölgelerinde 22/7/1983 tasdik tarihli 1/5000ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli imar uygulama planları ile konut kullanımınaayrılmış, ancak yapı yapılmamış olan yerlerde yeşil alan statüsü uygulanır.'' hükmügereğince yeşil alan statüsünde kabul edildiği anlaşılmaktadır. Diğerbir deyişle somut başvuruda taşınmazın kamu hizmetine ayrılması durumu sözkonusu değildir.
37. Ancak üzerinde yapı yapılmayan bu taşınmazın imardurumunun 2960 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi gereğiyeşil alan statüsündekabul edildiği, başvurucunun imar durumundaki bu kısıtlama nedeniyletaşınmazını dilediği gibi kullanamadığı ve taşınmazından tasarruf edemediği deaçıktır. İmar planında kamu hizmetine ayrılmamakla birlikte yeşil alanstatüsünde kabul edilen bu taşınmaz yönünden Anayasa'nın 13., 35. ve 46.maddelerindeki diğer güvencelere de uygun olarak ve makul bir süre içindekamulaştırma yapılması suretiyle müdahalenin ihlal oluşturmayacağısöylenebilir.
38. Ne var ki 3194 sayılı Kanun'un 10. maddesinde ''beşyıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmettesislerine tahsis edilmiş olan yerlerin ilgili kamu kuruluşları tarafından buprogram süresi içinde kamulaştırılacağı'' düzenlenmiştir. Dolayısıyla imarplanında kamu hizmetine ayrılmayan başvuruya konu taşınmazınkamulaştırılmasının idari makamlar tarafından bir zorunluluk olmadığınıbelirtmek gerekir.
39. Öte yandan başvuru formu ve eklerinde taşınmazınhangi tarihte sit alanı olarak ayrıldığına ilişkin bir bilgi yer almamaklabirlikte başvurucu, derece mahkemesindeki beyanlarında bu taşınmazın sitalanında kaldığını belirtmiştir. Yukarıda yer verilen Danıştay içtihadında dadeğinildiği üzere 2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinde, korunması gereklitaşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının Kültür ve Turizm Bakanlığıncahazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılacağı esası getirilmiştir.Ancak somut başvuruda taşınmaz üzerinde korunması gerekli kültür ve tabiatvarlığı da yer almadığından bu yönüyle de bir kamulaştırma zorunluluğununbulunmadığı açıktır. Bununla birlikte anılan kanun maddesinin (f) bendinde sitalanında bulunan, gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetine geçmiş olantaşınmazlar için kamulaştırma esası benimsenmeyip takas imkânının getirildiğigörülmektedir.
40. Buna göre konumu gereği kısıtlı olan ve üzerindekesin yapılaşma yasağı bulunan bu taşınmaz yönünden 2863 sayılı Kanun'unmaliklere tanığı takas imkânın etkili bir giderim sağlamayacağı söylenemez. Öteyandan başvurucunun kendisine sağlanan bu haktan yararlanamadığı yönünde somutbir şikâyetinin olmadığı da açıktır. Somut olay bakımından başvurucunun henüzböyle bir şikâyetinin de olmadığı dikkate alındığında mevcut aşama itibarıylamüdahalenin kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunmasıarasındaki adil dengeyi bozmadığı ve ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla başvurucunun kamu hizmetine ayrılmayıp imar durumu yeşil alanolarak kabul edilen taşınmazın kamulaştırılmaması işlemi ile ilgili olarakyaptığı şikâyet bakımından mülkiyet hakkına yönelik açık bir ihlalbulunmamaktadır.
41. Sonuç olarak mülkiyet hakkına yapılan müdahalenintaşıdığı kamu yararı amacı ile karşılaştırıldığında yapılan müdahaleninbaşvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, kamuyararı ile başvurucunun mülkiyet hakkı arasında olması gereken adil dengeninbozulmadığı sonucuna varılmıştır.
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda bir ihlalbulunmadığı açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir(Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.