TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYŞE ÖZTÜRK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6670)
Karar Tarihi: 10/6/2015
R.G. Tarih- Sayı: 18/09//2015-29479
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Ayşe ÖZTÜRK
Vekili
:
Av. Ayşenur DEMİRKALE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tapu tahsis belgesi ile kullanılan taşınmazınsit alanı ilan edilmesi nedeniyle tahliye talebi üzerine İstanbul 6. İdareMahkemesinde açılan iptal davasının reddedilmesinin, özel hayatın gizliliği ilekonut dokunulmazlığı ve hukuk devleti ilkesinin, hak arama hürriyetinin, adilyargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 21/8/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdareMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurudaKomisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 10/12/2013 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölümtarafından 9/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 12/3/2014 tarihli görüş yazısına karşıbaşvurucu beyanlarını sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetleşöyledir:
7. Milli Emlak Müdürlüğü tarafından, 10/7/1985 tarihinde,İstanbul ili Beykoz ilçesi Gümüşsuyu mahallesinde bulunan 308 ada 8 parselnumaralı taşınmaz için 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve GecekonduMevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi HakkındaKanun’a göre “Tapu Tahsis Belgesi”düzenlenerek başvurucuya verilmiştir.
8. Anılan “Tapu TahsisBelgesi”, Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından 18/7/1985 tarihinde,taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine şerh edilmiştir.
9. İstanbul III No.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını KorumaKurulunun 15/11/1995 tarihli ve 7755 sayılı kararı ile Beykoz ilçesi, 21/7/1983tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamınaalınıp, 1 No.lu doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir.
10. Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğünce başvurucuya gönderilenyazıda, taşınmazın tahliye edilmesi gerektiği, aksi halde 27/11/2007 tarihindetahliye işleminin gerçekleştirileceği belirtilmiştir.
11. Başvurucu, İstanbul Valiliği Defterdarlık Anadolu YakasıMilli Emlak Dairesi Başkanlığına başvurarak, taşınmaz hakkında tapu tahsisbelgesi verildiğini ileri sürmüş, tahliye işleminin durdurulmasını ve yenidendeğerlendirilmesini talep etmiştir.
12. Anılan İdare tarafından 31/12/2007 tarihli ve 068436sayılı yazı ile taşınmazın bulunduğu alanın sit alanı olarak ilan edilmesinedeniyle tapu tahsis belgesinin geçerliliğinin bulunmadığı, taşınmazın OrmanBakanlığına tahsisli olduğu ve tahliyesinin zorunlu olduğu bildirilmiştir.
13. Başvurucu, 28/4/2008 tarihinde, İstanbul Defterdarlığıaleyhine İstanbul 6. İdare Mahkemesinde açtığı davada, İstanbul ValiliğiDefterdarlık Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının 31/12/2007 tarihlive 068436 sayılı işleminin iptalini ve yürütülmesinin durdurulmasını talepetmiştir.
14. Mahkemece, 18/6/2008 tarihli ve E.2008/674 sayılıkararla, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27.maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen şartların birlikte gerçekleşmediğigerekçesiyle yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.
15. Anılan karara yapılan itiraz, İstanbul Bölge İdareMahkemesinin 17/9/2008 tarihli ve E.2008/4631 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
16. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, 29/12/2008 tarihli veE.2008/674, K.2008/2183 sayılı kararla; “başvurucuadına 2981 sayılı Kanun uyarınca tapu tahsis belgesi düzenlenen taşınmazınbulunduğu alanın İstanbul III No.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını KorumaKurulunun 15/11/1995 günlü ve 7755 sayılı kararı ile sit alanı ilanedildiğinden, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenenve belirlenecek yerlerde 2981 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı hükmükarşısında, başvurucu adına düzenlenen tapu tahsis belgesinin geçerli olmadığı,bu durumda 2981 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanma olanağı bulunmayantaşınmazın tahliyesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı”gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
17. Temyiz üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 6/10/2009tarihli ve E.2009/4450, K.2009/9170 sayılı ilâmıyla, temyize konu kararda bozmanedenlerinden hiçbiri bulunmadığından hükmün onanmasına karar verilmiştir.
18. Karar düzeltme istemi, Danıştay OndördüncüDairesinin 12/6/2013 tarihli ve E.2012/86, K.2013/4807 sayılı ilâmıylareddedilmiştir.
19. Karar 23/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiş başvurucu21/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
20. 2981 sayılı Kanun’un “İstisnalar”kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
“İstanbul ve Çanakkale (Özel kanunçıkarılıncaya kadar) Boğazları ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat VarlıklarınıKoruma Kanunu uyarınca belirlenmiş ve belirlenecek yerlerde, Askeri YasakBölgeleri ve Güvenlik Bölgelerinde, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekat, eğitim ve savunma amaçlı yapılarda bu Kanunhükümleri uygulanmaz.”
21. 2981 sayılı Kanun’un “Eskieserler ile koruma alanları ve sit bölgelerinin yeniden değerlendirilmesi”kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:
“Şimdiye kadar karar verilmiş eski eserler ilebunların koruma alanları ve sit bölgelerine ilişkin kararlar, 2863 sayılıKültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca, Kanunun yürürlüğe girdiğitarihten başlamak üzere en geç 2 yıl içinde yeniden Kültür ve TurizmBakanlığınca belirlenir ve ilan edilir.”
22. 2981 sayılı Kanun’un “Tapuverme” kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
“a) Bu Kanunhükümlerine göre hazine, belediye, il özel idaresine ait veya Vakıflar GenelMüdürlüğünün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde, gecekondu sahiplerinceyapılmış yapılar, 12 nci madde hükümlerine göretespit ettirildikten sonra, kayıt maliki kamu kuruluşunca bu yer hak sahibinetahsis edilir ve bu tahsisin yapıldığı tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilerekilgilisine "Tapu Tahsis Belgesi" verilir.
Tapu tahsis belgesi, ıslah imar planı veyakadastro planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esasteşkil eder.”
23. 2981 sayılı Kanun’un “Taputahsis belgesi verilen gecekondular” kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
“Tapu tahsis belgesi verilen gecekondularhakkında aşağıdaki uygulamalar yapılır.
a) (Değişik :22/5/1986 - 3290/6 md.) Bu Kanun gereğince arsatahsis edilecek kimselerin; kendisinin veya eşinin veya reşit olmayan çocuğununoturduğu belediye ve mücavir alan sınırı içinde ev yapmaya müsait arsaya veyabir eve veya apartmanın bağımsız bir bölümüne veya bir bölümü iş yeri olarakkullanılan bir yapıya sahip bulunmaması gerekir.
b) (Değişik :22/5/1986 - 3290/6 md.) Hazine, belediye, il özelidarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde olan veya bu Kanunuyarınca mülkiyetlerine geçen arsa veya araziler üzerinde, ıslah imar planlarıile meydana getirilen imar parselleri içinde hak sahiplerine, yapılarının işgalettiği arazi de dikkate alınarak ıslah imar planında getirilen ölçülere uygunşekilde arsa veya hisse tahsis edilir. Gecekondusu muhafaza edilemeyen haksahiplerine aynı bölgede veya diğer gecekondu ıslah veya önleme bölgesindebaşka bir arsa veya hisse verilir. Tahsis edilen arsa veya hissenin bedeli4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kanun veya 6/6/1984 tarih ve 3016 sayılı Kanunagöre tespit edilir.
…
c) (Değişik:22/5/1986 -3290/6 md.) Islah imar planları belediye veyavaliliklerce mümkün olduğu kadar fiili durum dikkate alınarak ve yapılanmaşartları da belirlenerek yapılır veya belediye veya valiliklerce Yeminli ÖzelTeknik Bürolara yaptırılır. En geç (1) ay içinde belediye meclislerince kabuledilenler belediye meclislerince, büyük şehir yönetiminde ilçe belediyemeclislerince Kabul edilenler ilçe belediye meclislerince, il idarekurullarınca kabul edilenler valilikçe tasdik edilerek yürürlüğe girer. Buplanların tescili de (1) ay içinde ivedilik ve öncelikle yapılır.
İmar planı olan yerlerde mevcut imar planlarıgerektiği takdirde ıslah imar planları şeklinde yeniden düzenlenir.
…”
24. 2863 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (a) fıkrasının (13)numaralı bendi şöyledir:
“Doğal (tabii) sit”; jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmalarınedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altındabulunan korunması gerekli alanlardır.”
25. Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının veSitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik’in 3. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (k) bendi şöyledir:
“…
Sit: Tarih öncesinden günümüze kadar gelençeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik,mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarınınyoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerincereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunmasıgerekli alanları,
…ifade eder.”
26. 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 11.maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları şöyledir:
“Bu Kanunun;
a) 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi,
b) 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5.6.1986 tarihli ve3302 sayılı kanunlarla değişik 2 ncimaddesinin birinci fıkrasının (B) bendi,
Uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancakfiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler, talepüzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisiyapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
27. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 21/8/2013 tarihli ve 2013/6670 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, Beykoz ilçesinde bulunan taşınmazı, üzerindekiev ile birlikte 1972 yılından beri kullandığını, 1985 yılında tapu tahsisbelgesi verildiğini, yapı kullanma izin belgesi aldığını ve vergileriniödediğini, 2007 yılında taşınmazın tahliye edilmesi amacıyla yazıgönderildiğini, İstanbul Valiliği Defterdarlık Anadolu Yakası Milli EmlakDairesi Başkanlığına yaptığı başvurunun reddedildiğini, anılan yazının iptaliamacıyla İstanbul 6. İdare Mahkemesinde açtığı davanın reddine kararverildiğini, tapu tahsis belgesi olan ve vergisini ödediği taşınmazın elindenalındığını, anılan belgenin tapu belgesi yerine geçtiği inancı ile hareketettiğini, bu şekilde hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiğini, taşınmazınelinden alınmasının manevi olarak da zarar verdiğini, özel hayatın gizliliğininve konut dokunulmazlığının ihlal edildiğini, taşınmazın Orman Bakanlığınatahsisli olduğu belirtilmesine rağmen tahliyenin bu kurum tarafındanyapılmadığını, yetki açısından da işlemin hukuka aykırı olduğunu, ayrıcataşınmazın orman niteliğinin de bulunmadığını, Devletin bir kurumunun verdiğibelgenin sonradan başka bir kurum tarafından ortadan kaldırıldığını, taşınmazınsit alanı ilan edildiği ve tapu tahsis belgesinin iptal edildiği bildirilmediğigibi, bu kararlara karşı başvuru yollarının da belirtilmediğini, bu şekildeyargı yoluna başvuru hakkının elinden alındığını ve hak arama hürriyetininihlal edildiğini, halen tapu tahsis belgesi iptal edilen ve tahliye kararıverilen taşınmazda oturduğunu, tahliye ve yıkımın henüz gerçekleştirilmediğini,fakat her an tahliye edilme ihtimali bulunduğunu, taşınmazdan tahliye edilerekbinanın yıkılmasının zarara neden olacağını, oturduğu konuttan mahrumedileceğini, uğrayacağı zararı telafi edici öneriler sunulmadığını belirterek,özel hayatın gizliliği ile konut dokunulmazlığı ve hukuk devleti ilkesinin, hakarama hürriyetinin, adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş ve maddi tazminat talep etmiştir.
B. Değerlendirme
29. Başvurucu, İstanbul 6. İdare Mahkemesinde açtığı davanınreddine karar verilmesinin ve taşınmazının elinden alınarak tapu tahsisbelgesinin iptal edilmesinin özel hayatın gizliliği ile konut dokunulmazlığı vehukuk devleti ilkesini, hak arama hürriyetini ve adil yargılanma hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarınailişkin nitelendirmeleri ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.Anılan ihlal iddiaları, başvurucunun tahliyesine karar verilen binaya ilişkinmülkiyet hakkının ihlali iddiası ile binanın bulunduğu taşınmaza (arazi)ilişkin tapu tahsis belgesinin iptali nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaliiddiası kapsamında incelenerek değerlendirme yapılmıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Binanın Bulunduğu Taşınmaza (Arazi) İlişkinTapu Tahsis Belgesinin İptali Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
30. Başvurucu, Beykoz ilçesinde bulunan taşınmazı, üzerindekiev ile birlikte 1972 yılından beri kullandığını, 1985 yılında tapu tahsisbelgesi verildiğini, yapı kullanma izin belgesi aldığını ve vergileriniödediğini, 2007 yılında taşınmazın tahliye edilmesi amacıyla yazıgönderildiğini, İstanbul Valiliği Defterdarlık Anadolu Yakası Milli EmlakDairesi Başkanlığına yaptığı başvurunun reddedildiğini, anılan yazının iptaliamacıyla İstanbul 6. İdare Mahkemesinde açtığı davanın reddine kararverildiğini, tapu tahsis belgesi olan ve vergisini ödediği taşınmazın elindenalındığını, anılan belgenin tapu belgesi yerine geçtiği inancı ile hareketettiğini, tapu tahsis belgesi iptal edilen ve tahliye kararı verilen taşımazda oturduğunu, tahliye ve yıkımın henüzgerçekleştirilmediğini, fakat her an tahliye edilme ihtimali bulunduğunubelirterek, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) sadece mevcut mülkü ve varlıkları koruduğunu, birkişinin sahip olmadığı bir varlığın mülkiyetini kazanma hakkının, bu konudakimenfaati ne kadar güçlü olursa olsun bu korumadan yararlanamayacağını,başvurucuya verilen tapu tahsis belgesinin tapu senedi olmadığını, dolayısıylamülkiyet hakkı sağlamadığını, bu belgenin Islah İmar Planı gerçekleştirildiktensonra hak sahiplerine verilecek tapu senedi için esas teşkil ettiğini, taputahsis belgesine dayanılarak başvurucunun haklı bir beklenti içinegiremeyeceğini, bu nedenlerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olupolmadığının incelenmesi sırasında bu hususların da göz önünde bulundurulmasıgerektiğini bildirmiştir.
32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne katılmadığını, tapu tahsisbelgesi ile tapu alınması konusunda meşru beklentinin oluştuğunu, vergilerin deödendiğini, tapu alınamamasının, İdarenin gerekli düzenlemeleri yapmamasındankaynaklandığını, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilecek hakkının doğduğunubelirtmiştir.
33. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir.”
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un“Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
35. Belirtilen hükümler uyarınca, bir anayasal hak ihlaliiddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesiiçin, başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerden olması ve Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamında yer alması, ayrıca başvurucunun ihlal iddiasınatemel alınan hakkın kapsamına giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunmasıgerekir (Ahmet Sağlam, B. No:2013/3351, 18/9/2013, § 31).
36. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkınınkullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”
37. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararınauygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkılarınveya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasalarıuygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."
38. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,kapsam itibarıyla 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yeralan mülkiyet kavramı ile sınırlı olmamakla birlikte, taşınmaz mülkiyetininAnayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına girdiğinde kuşku yoktur.Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğini ileri sürenbaşvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle,öncelikle başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektirenmülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukukidurumunun değerlendirilmesi gerekir (İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, §§30-31).
39. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlaliiddiasının ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"e ihlal sonucunu doğuracakbir müdahalenin bulunması gerekmektedir (SelçukEmiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 26).
40. Sahip olunan mülk kavramı, Sözleşme ve Anayasa'dakidüzenlemeler açısından özerk bir kavram olarak ele alınıp incelenmektedir.Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmeler gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) ve gerekse Anayasa Mahkemesi tarafından mevzuattan bağımsız olarakdeğerlendirilmektedir (bkz. Depalle/Fransa, B. No: 34044/02, 29/3/2010, § 62;Anheuser-Busch Inc./Portekiz, B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye, B. No: 48939/99, 30/11/2004, §124; Beyeler/İtalya, B. No:33202/96, 5/1/2000, § 100; Selçuk Emiroğlu,§ 27).
41. Anayasa'nın 35. maddesi ile düzenlenen mülkiyet hakkı,kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalarauymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerindenyararlanma ve tasarruf olanağı veren bir haktır (Nazmiye Akman, B. No: 2013/1012, 16/4/2013, § 17).Başvurucular, bu haktan yararlanmak adına ancak kendi mülkleriyle ilgili ihlaliddiasında bulunabilirler. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında sadece sahipolunan bir mülke ve varlıklara koruma sağlanmaktadır. Bir kişinin hâlihazırdasahip olmadığı bir varlığın mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudakimenfaati ne kadar güçlü olursa olsun, mevcut mülke sağlanan bu korumadanyararlanamayacaktır. Bu nedenle, daha önce ortadan kalkmış olan mülkiyethakkının tekrar elde edilebileceği ümidi "mülkiyet"olarak görülemez (Murat İslamoğlu,B. No: 2013/614, 25/6/2014, § 32).
42. Alacak hakları da mülkiyet hakkı kapsamındadeğerlendirilebilir. Ancak alacak haklarının mülkiyet hakkı kapsamındakorunabilmesi için, ya bir mahkeme hükmü, hakem kararı, idari karar gibi birişlemle "yeterli derecede icraedilebilir kılınmış olması" (bkz. Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 28) ya da en azındanbunlarla bağlantılı olarak "meşru bir beklenti"ninbulunması gerekmektedir. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklentiolmayıp, bir kanun hükmü, yerleşik bir yargısal içtihat veya ayni menfaatleilgili hukuki bir işleme dayalı beklentidir (bkz. Kopecký/Slovakya, B. No: 44/912/98, 28/9/2004, §§45-52; Saghinadze ve Diğerleri/Gürcistan, B. No: 18768/05,27/5/2010, § 103).
43. Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icraedilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüneveya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı biryargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir.Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkıkapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü içinyeterli değildir (Sultan Tokay ve Diğerleri,B. No: 2013/1122, 26/6/2014, § 37).
44. Yukarıda belirtildiği üzere, mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri süren başvurucunun, öncelikle böyle bir hakkının var olduğunu,en azından meşru bir beklenti kapsamında mülkiyet hakkının bulunduğunukanıtlaması gerekmektedir. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlaliiddiasının değerlendirilebilmesi için öncelikle mülkiyet hakkı kapsamındadeğerlendirilebilecek bir hakkının mevcudiyetinin tartışılması gerekmektedir.
45. “Tapu tahsis belgesi”, imar ve gecekondu mevzuatıçerçevesinde; hazine, belediye, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve il özelidarelerinin müstakilen sahip oldukları taşınmazlarüzerinde 2981 sayılı Kanun'a göre belirlenen çerçevede ilgili kişilere tanınanve şahsi hak içeren bir belgedir. Tapu tahsis belgesi, 4721 sayılı Kanun’dadüzenlenmemiştir. 4721 sayılı Kanun, taşınmazlar bakımından “tapu senedi”ni esas almaktadır. Bubelge, bir taşınmaz üzerinde, kişinin mutlak hak sahipliğini gösteren veherkese karşı ileri sürülebilen bir hak sağlamaktadır.
46. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 8/3/2013 tarihli veE.2012/14835, K.2013/3429 sayılı ilâmına göre, “YargıtayHukuk Genel Kurulunun 04/12/1996 tarih ve 1996/14-763-864 sayılı kararında dabelirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızcafiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlikbelgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsisyapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir.
Tahsiskapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için; -Hukuki yöndengeçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması, -Tahsise konu yerde3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa iledeğişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine,tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsisekonu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmışolması,
-Tahsisekonu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazınniteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıile keşif yapılması,
-Tahsisekonu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindekirayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden öncemahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması,
-İmarparsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmayatabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa'nın 18/b-cmaddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş iseuygulanan oranın saptanması gerekir.”
47. Danıştay Altıncı Dairesinin 11/6/2004 tarihli veE.2003/685, K.2004/3717 sayılı ilâmına göre ise, “2981 sayılı Yasa'nıngerekçesinde, Yasanın amacı; ekonomik ve sosyal nedenlerle birer çekim merkezihaline gelen kentlere akın eden vatandaşların mutlak olan barınakihtiyaçlarının giderilmesi, imar mevzuatı ve planlara uygun halegetirilebilecek yapıların belli şartlarda hukukileştirilmesi olarakbelirtilmiştir. Yasa, en temel ihtiyaçlardan biri olan barınma ihtiyacını dahikarşılayamayacak durumdaki dar gelirli vatandaşların mağduriyetini gidererek budurumda olanlara aileleriyle birlikte barınma olanağı sağlamak için hazine,belediye, il özel idaresi ve vakıf arazisi üzerine yapılan, barınma amacıyla yada kısmen barınma kısmen işyeri olarak kullanılan kaçak yapıları meşrulaştırmıştır.Bu meşrulaştırma sırasında yasaya özgüolan ve tapuya esas teşkil ederek hak sahipliğini belirleyecek olan tapu tahsisbelgesi verilmekte ve bu tahsisin yapıldığı tapu sicilinin beyanlar hanesindegösterilmektedir.
Bu belge, Medeni Kanundatanımlanan tasarruf belgelerinden farklıdır. Mülkiyeti değil, hak sahipliğinibelirlediğinden ve tapuya dönüşünceye kadar işlevi, içinde oturan dar gelirliailenin barınma ihtiyacını karşılamak olduğundan bu şekilde tasarruf edilen birgecekondunun yıkılması ya da yıkılarak yeniden yapılması tahsisin iptalisonucunu doğurur ve tapu verilemez. Dolayısıyla tapu tahsis belgesi ile haksahibi kabul edilenlerin tasarruf hakları yasanın belirlediği amaçlarçerçevesinde kısıtlanmıştır.
Bu belirlemeler karşısında, henüz tapuyadönüşmemiş tapu tahsis belgesi ile tasarruf edilen ve barınma amaçlıkullanılması gereken gecekondunun, Yasanın öngördüğü amaçlara aykırı olarakyıkıldığının belirlenmesi üzerine tapu verilmesi isteminin reddedilmesindehukuka aykırılık bulunmadığından, İdare Mahkemesince; işlemin iptali yolundaverilen kararda isabet görülmemiştir.”
48. AİHM’e göre, tapu tahsis belgesi verilentaşınmazlar kamu malı niteliğindedir. Dolayısıyla bu taşınmazların kazandırıcızamanaşımı yoluyla mülkiyet hakkının kazanılması mümkün değildir. Başvurucuların,tahliye edilinceye kadar uzun süre taşınmazı kullanmaları mülkiyet hakkınınkazanılmasına gerekçe olamaz. Tapu tahsis belgesi ile mülk sahibi olmanınşartları olduğundan, bu belge şartlı bir hak sağlamaktadır. Bu şartların oluşupoluşmadığı ise derece mahkemeleri tarafından değerlendirilebilecek bir husustur(bkz. Anat ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 37899/04,26/4/2011, § 53).
49. Tapu tahsis belgesi, tapu senedi olmayıp, sadece kişininsöz konusu taşınmazı elinde bulundurduğunu belgelemektedir. Bu belgeninverilmesi, belge sahibine mülkiyet hakkı tanındığı anlamına gelmemekte veyetkili makamlara tapu senedi verme zorunluluğu getirmemektedir. Gerçekten de2981 sayılı Kanun’un 10. maddesinde, bu belgenin Islah İmar Planıgerçekleştirildikten sonra hak sahiplerine verilecek tapu senedi için esasteşkil ettiği belirtilmektedir. Tapu tahsis belgesine dayalı olarak tapu kaydıalınmasının bazı şartları bulunmaktadır. Bu şartların yerine getirilmemesisebebiyle tapu kaydı verilmemesi halinde, sadece bu belgeye dayalı olarakkullanılan taşınmazın başvurucunun elinden alınması ile alacaklı konumageldiğinden söz edilemez. Başvurucu, bu taşınmazla ilgili olarak 1 No.lu EkProtokolün 1. maddesi anlamında “mülk”ünvarlığını iddia edemez (bkz. Anat veDiğerleri/Türkiye, §§ 55, 56).
50. Islah İmar Planı, düzensiz ve sağlıksız biçimde oluşmuşyapı topluluklarının veya yerleşme alanlarının, sınırları belli edilmeksuretiyle mevcut durumu da dikkate alınarak dengeli, düzenli ve sağlıklı halegetirilmesi amacıyla, halihazır haritalar üzerine yapılan ve yapılanmaşartlarını da belirleyen imar planıdır.
51. Tüm bu açıklamalar ışığında, başvurucunun, tapu tahsisbelgesine dayalı olarak kullandığı taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının bulunupbulunmadığının tespiti gerekir.
52. Somut olayda başvurucuya, 10/7/1985 tarihinde, MilliEmlak Müdürü tarafından 2981 sayılı Kanun’a göre “tapu tahsis belgesi”düzenlenerek verilmişve 18/7/1985 tarihinde taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine işlenmiştir.Tapu tahsis belgesine göre, başvurucunun kullandığı binanın, Beykoz ilçesi,Gümüşsuyu mahallesi 308 ada 8 parsel numaralı 1259 m2 miktarındakitaşınmaz üzerinde bulunduğu, taşınmaz üzerindeki binanın 3 katlı olduğu,taşınmazın malikinin Maliye Hazinesi olduğu anlaşılmıştır. Taşınmaz üzerindeyapılan incelemede, konut olarak kullanılan binanın 2/6/1981 tarihinden önceyapıldığı ve başvurucunun, taşınmaz üzerindeki binanın vergilerini ödediğibelirlenmiştir.
53. İstanbul Valiliği Defterdarlık Anadolu Yakası Milli EmlakDairesi Başkanlığının yazısı ile Beykoz ilçesinin tamamı Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Kurulunun 15/11/1995 tarihli ve 7755 sayılı kararı ile 2863sayılı Kanun kapsamına alınıp sit alanı olarak ilan edildiğinden, 2981 sayılıKanun kapsamında verilmiş olan tapu tahsis belgelerinin hiçbir geçerliliğininbulunmadığı ve taşınmaz Orman Bakanlığına tahsisli olduğundan tahliyesiningerektiği başvurucuya bildirilmiştir.
54. Başvurucunun 26/12/2007 tarihinde yaptığı itiraz,İstanbul Valiliği Defterdarlık Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının31/12/2007 tarihli yazısı ile reddedilmiştir. Başvurucu 28/4/2008 tarihindeİstanbul 6. İdare Mahkemesinde açtığı davada, tapu tahsis belgesinin iptaliişlemi ile tahliye işleminin iptali istemlerinde bulunmuştur. Mahkemece,başvurucunun, 2981 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanma olanağı bulunmayantaşınmazdan tahliyesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığıgerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 16). Temyiz üzerine,Danıştay Altıncı Dairesince hüküm onanmış ve karar düzeltme isteminin Danıştay Ondördüncü Dairesi tarafından reddedilmesi sonucu hükümkesinleşmiştir.
55. Başvuru konusu olayda, tapu tahsis belgesi ilebaşvurucuya tahsis edilen taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuya tescilliolduğu anlaşılmıştır. Nitekim tapu tahsis belgesinin taşınmaz maliki hanesindebu husus açıkça yazılıdır. Tapu tahsis belgesinin düzenlendiği, tapu kaydınınbeyanlar hanesine şerh düşülmüştür. Dolayısıyla ortada başvurucu adınadüzenlenen bir tapu kaydı olmadığı açıktır.
56. 2981 sayılı Kanun’un 10. maddesine göre, “hazine, belediye, il özel idaresine ait veya VakıflarGenel Müdürlüğünün idare ettiği arsa veya araziler üzerinde, gecekondusahiplerince yapılmış yapılar, kayıt maliki kamu kuruluşunca bu yer haksahibine tahsis edilir ve bu tahsisin yapıldığı tapu sicilinin beyanlarhanesinde gösterilerek ilgilisine "Tapu Tahsis Belgesi" verilir. Taputahsis belgesi, ıslah imar planı veya kadastro planları yapıldıktan sonra haksahiplerine verilecek tapuya esas teşkil eder.”
57. Aynı Kanun’un 13. maddesine göre, “hazine, belediye, il özel idarelerine ait veyaVakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde olan veya bu Kanun uyarıncamülkiyetlerine geçen arsa veya araziler üzerinde, ıslah imar planları ilemeydana getirilen imar parselleri içinde hak sahiplerine, yapılarının işgalettiği arazi de dikkate alınarak ıslah imar planında getirilen ölçülere uygunşekilde arsa veya hisse tahsis edilir. Gecekondusu muhafaza edilemeyen haksahiplerine aynı bölgede veya diğer gecekondu ıslah veya önleme bölgesindebaşka bir arsa veya hisse verilir. Tahsis edilen arsa veya hissenin bedeli4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kanun veya 6/6/1984 tarih ve 3016 sayılı Kanunagöre tespit edilir.”
58. Tapu tahsis belgesi ile başvurucunun kullandığı taşınmaz,İstanbul III No.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 15/11/1995tarihli ve 7755 sayılı kararı ile 1 No.lu doğal sit alanı ilan edilmiştir. 1No.lu doğal sit alanları, bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan,ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamuyararı açısından mutlaka korunması gerekli olan, korumaya yönelik bilimselçalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır.
59. İstanbul III No.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını KorumaKurulunun 15/11/1995 tarihli kararı ile 2863 sayılı Kanun’a uygun olarakbaşvurucuya ait taşınmaz 1 No.lu doğal sit alanı ilan edilmiştir. 2981 sayılıKanun’un “İstisnalar” kenarbaşlıklı 3. maddesinde, “İstanbul veÇanakkale (Özel kanun çıkarılıncaya kadar) Boğazları ile 2863 sayılı Kültür veTabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenmiş ve belirlenecekyerlerde… 2981 sayılı kanun hükümlerinin uygulanamayacağı” açıkçadüzenlenmiştir.
60. Tapu tahsis belgesi ile başvurucunun kullanımınabırakılan taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuya tescilli olduğu ve başvurucuadına tapu kaydının bulunmadığı, taşınmazın Islah İmar Planı yapılmadığı gibidoğal sit alanı olarak ilan edildiği, sit alanı olan yerlerde 2981 sayılıKanun’un uygulanamayacağı, taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuya tescilliolması nedeniyle zamanaşımına dayalı olarak da mülkiyetin kazanılamayacağı hususlarıdikkate alındığında, başvurucunun, meşru beklenti kapsamında dahi bir hak veyaalacağının olmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucuyu, taşınmazın mülkiyetini eldeetme konusunda meşru bir beklentiye sevkedecek birkanun hükmü veya yerleşik yargısal bir içtihat da bulunmadığından,başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına ilişkinkorumadan yararlandırılması mümkün değildir.
61. Öte yandan, 6831 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre ormanolarak belirlenen taşınmazlar, orman vasfı altında Hazine adına tapuya tesciledilir. Tapu tahsis belgesi ile başvurucunun kullanımında olan taşınmaz, MaliyeHazinesi adına tapuya tescillidir. Dolayısıyla yukarıda belirtilen hükümgereği, taşınmazın Orman Bakanlığına tahsis edilerek orman vasfı altında MaliyeHazinesi adına tapuya tescili mümkün olup, bu tahsis ve tescilde bariz takdirhatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.
62. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, tapu tahsis belgesiverilen taşınmaza (arazi) ilişkin olarak, Anayasa’nın 35. maddesi kapsamınagiren korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından, başvurununbu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Binanın Değeri Ödenmeksizin Tahliye KararıVerilmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiği İddiası
63. Başvurucu, Beykoz ilçesinde bulunan taşınmazı, üzerindekiev ile birlikte 1972 yılından beri kullandığını, 1985 yılında tapu tahsisbelgesi verildiğini, 2007 yılında taşınmazın tahliye edilmesi amacıyla yazıgönderildiğini, İstanbul Valiliği Defterdarlık Anadolu Yakası Milli EmlakDairesi Başkanlığına yaptığı başvurunun reddedildiğini, anılan yazının iptaliamacıyla İstanbul 6. İdare Mahkemesinde açtığı davanın reddine kararverildiğini, tapu tahsis belgesi olan ve vergisini ödediği taşınmazın elindenalındığını, bu şekilde hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiğini, taşınmazınelinden alınmasının manevi olarak da zarar verdiğini, özel hayatın gizliliğininve konut dokunulmazlığının ihlal edildiğini, taşınmazdan tahliye edilerekyıkılmasının zarara neden olacağını, oturduğu konuttan mahrum edileceğini,uğradığı zararı telafi edici öneriler sunulmadığını belirterek, mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
64. Başvurucunun, taşınmaz (arazi) üzerindeki binanıntahliyesinin istenilmesinin ve uğranılabilecek zararı telafi edici önerilersunulmamasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğine ilişkin şikâyetleri açıkçadayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni debulunmadığı için başvurunun bu şikâyete ilişkin kısmının kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
65. Başvurucu, Beykoz ilçesinde bulunan taşınmazı, üzerindekiev ile birlikte 1972 yılından beri kullandığını, 1985 yılında tapu tahsisbelgesi verildiğini, 2007 yılında taşınmazın tahliye edilmesi amacıyla yazıgönderildiğini, İstanbul Valiliği Defterdarlık Anadolu Yakası Milli EmlakDairesi Başkanlığına yaptığı başvurunun reddedildiğini, anılan yazının iptaliamacıyla İstanbul 6. İdare Mahkemesinde açtığı davanın reddine kararverildiğini, tapu tahsis belgesi olan ve vergisini ödediği taşınmazın elindenalındığını, bu şekilde hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiğini, taşınmazınelinden alınmasının manevi olarak da zarar verdiğini, özel hayatın gizliliğininve konut dokunulmazlığının ihlal edildiğini, taşınmazdan tahliye edilerekyıkılmasının zarara neden olacağını, oturduğu konuttan mahrum edileceğini,uğradıkları zararı telafi edici öneriler sunulmadığını belirterek, mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
66. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, başvurucunun anılanihlal iddialarının delillerin değerlendirilmesi ile hukuk kurallarınınyorumlanmasına ilişkin olduğunu, benzer konularda daha önce görüş sunduklarınıve Anayasa Mahkemesince kararlar verildiğini belirterek, başvurunun bu kısmınayönelik olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
67. Başvurucu, Adalet Bakanlığı görüşüne katılmadığını,Anayasa Mahkemesine daha önce sunulan görüşlerden bilgi sahibi olmadığını, bugörüşlerin gönderilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesince, Bakanlığın dahaönceden sunduğu görüşlerin bildirilmemesinin silahların eşitliğine ve savunmahakkının kısıtlanmasına neden olacağını belirtmiştir.
68. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması"kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
69. Anayasa'nın "Mülkiyet Hakkı" kenar başlıklı35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz."
70. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol'ün"Mülkiyetin korunması"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek vetüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkıvardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara veuluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksunbırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler,devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemekveya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesinisağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip olduklarıhakka halel getirmez."
71. Anayasa'nın 35. maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi paraleldüzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir.
72. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1.maddesi üç temel kuraldan oluşmaktadır. Birinci kural, genel olarak mülkiyettenbarışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus, birinci fıkranınilk cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksun bırakmayı düzenlerve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın ikinci cümlesindedüzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına uygun olarak ve buamacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluyla mülkiyetin kullanımınıkontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yer almaktadır (bkz. Sporrong ve Lönnroth/İsveç, B.No: 7151/75, 7152/75, 23/9/1982, § 61).
73. Anayasa'nın 35. maddesi de Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesindekidüzenlemeye paralel şekilde, birinci fıkrasında mülkiyet hakkını tanımış,ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyet hakkının sınırlandırılması ve busınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir.
74. Mutlak bir hak niteliğinde olmayan mülkiyet hakkı, Anayasa’dayer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler gözönüne alınmak zorundadır. Bu sebeple mülkiyet hakkına getirilensınırlandırmaların denetiminin, Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütlerçerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
75. Mülkiyet hakkına getirilensınırlandırmanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
76. Somut olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele, mülkiyet hakkınayönelik bir müdahale olup olmadığını belirlemektir. Sonraki aşamalarda, varlığıkabul edilen müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığının, söz konusuhakkın özünü zedeleyecek ölçüde kısıtlanıp kısıtlanmadığının, kısıtlamanıngerekli ve ölçülü olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.
a. MüdahaleninVarlığı
77. Başvurucu, tapu tahsis belgesi ile kullandığı taşınmaz (arazi)üzerindeki binadan tahliye edilmesine ilişkin işlemin iptali amacıyla İstanbul6. İdare Mahkemesinde açtığı davanın reddedildiğini, taşınmazdan tahliyeedilerek yıkılmasının zarara neden olacağını, oturduğu konuttan mahrumedileceğini, uğradığı zararı telafi edici öneriler sunulmadığını belirterek, Anayasa'nın35. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
78. Bireysel başvuru yoluylamülkiyet hakkının ihlali iddiasının ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"e ihlal sonucunu doğuracakbir müdahalenin bulunması gerekmektedir (SelçukEmiroğlu, § 26).
79. Bu doğrultuda, önceliklemülkiyet hakkının kapsamına dâhil olabilecek malvarlığı değerlerininbelirlenmesi gerekir. Anayasa'nın 35. maddesi ile 1 No.lu Ek Protokol'ün 1.maddesinin koruma alanı içinde yer alan menfaatlerin kapsamına, mevcut bir mülkgirebileceği gibi kesin bir şekilde tanımlanmış alacak hakları da girebilir(AYM, E.2000/42, K.2001/361, K.T. 10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T.24/9/2008).
80. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,kapsam itibarıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan mülkiyet kavramıile sınırlı olmamakla birlikte, taşınmaz mülkiyetinin Anayasa'nın 35.maddesindeki güvence kapsamına girdiğinde kuşku yoktur.
81. Anayasa'nın 35. maddesi ile düzenlenen mülkiyet hakkı,kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalarauymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerindenyararlanma ve tasarruf olanağı veren bir haktır (Nazmiye Akman, B. No: 2013/1012, 16/4/2013, § 17).Başvurucular, bu haktan yararlanmak adına ancak kendi mülkleriyle ilgili ihlaliddiasında bulunabilirler. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında sadece sahipolunan bir mülke ve varlıklara koruma sağlanmaktadır.
82. AİHM’e göre, gecekondu şeklindeyapılan kaçak yapılara idarenin fiili olarak uzun süre sessiz kalması, binaveya yapı üzerinde mülkiyet hakkının doğmasına neden olmaktadır. AİHM, şehir veilçe planlaması politikalarının ve bunlar sonucunda oluşturulan önlemlerinseçimi ile uygulanmasında birçok yerel etkeni kapsayan bir takdir hakkıbulunduğunu kabul etmektedir. Ancak bu takdir hakkının yetkilileri zamanında,uygun ve hepsinden de önemlisi tutarlı bir şekilde harekete geçme görevlerindenmuaf tutması beklenemez. Kaçak yapıları engellemeye yönelik yasalarınuygulanmasında Türk toplumunda yaratılan belirsizliğin, başvuranın meskenineilişkin durumun bir gece içerisinde değişebileceğini sanmasına neden olmasıelbette mümkün değildir. AİHM, başvuranın meskenine yönelik mülkiyet çıkarının,1. No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ilk cümlesinin anlamı çerçevesinde önemlibir çıkar ve dolayısıyla bir “mülk”oluşturmaya yetecek doğaya sahip olduğu ve yeterli derecede tanındığıkanısındadır (bkz. Öneryıldız/Türkiye, §§ 127-129).
83. Başvuru konusu olayda, taputahsis belgesi ile başvurucuya tahsis edilen binanın, 1972 yılından beri başvurucutarafından kullanıldığı, 1981 yılından beri bina vergilerinin başvurucudantahsil edildiği, dolayısıyla Maliye Hazinesinin, binanın başvurucu tarafındankullanıldığını bilmesine rağmen herhangi bir itirazda bulunmadığı, binanın inşaedilmesine engel olmadığı, yıllarca başvurucunun binayı kullanmasına müsamahagösterdiği anlaşılmıştır.
84. AİHM, on yıllarca, tapukaydı olmayan binanın kullanılmasına yetkili merciler tarafından müsamahagösterildiğini, bu şekilde bir kullanım ve müsamaha süresi geçtikten sonra,başvurucuların evlerinden yararlanmaları için malvarlığının büyük önemkazandığını, maddi bir çıkar ve dolayısıyla Sözleşme’yeek 1. No.lu Protokol’ün 1. maddesi anlamında “mülk”oluşturduğunu kabul etmektedir (bkz. Anat ve Diğerleri/Türkiye, § 59).
85. Somut olayda, başvurucunundava dilekçesi, davalı İdarenin cevap dilekçesi ve dosya içinde bulunan yazılarile Mahkeme ve Danıştay kararlarında açıkça belirtildiği üzere, tapu tahsisbelgesi ile başvurucuya tahsis edilen arazi üzerinde başvurucu tarafından binayapıldığı ve uzun süredir kullanıldığı, Maliye Hazinesi tarafından binayapılmasına veya kullanılmasına engel olunmadığı gibi, binaya ilişkin emlakvergilerinin de tahsil edildiği anlaşılmıştır. Arazi üzerindeki binanınbaşvurucu tarafından yapılarak kullanıldığı ve Maliye Hazinesinin herhangi biritirazının olmadığı dikkate alındığında bina üzerinde başvurucunun mülkiyethakkının bulunduğu kabul edilmiştir.
86. Bir taşınmazın hiçbirkarşılık ödenmeden idareye geçmesi, mülkiyet hakkının sınırlandırılmasınıaşan, hakkın özünü zedeleyen bir durumdur (AYM, E.2002/112, K.2003/33,10/4/2003).
87. AİHM, kamulaştırmayapılmaksızın taşınmaza el atılması yoluyla yapılan müdahalenin, başvurucuların,mülkiyete saygı gösterilmesini isteme haklarını ihlal ettiği kanaatindedir (bkz.Sarıca ve Dilaver/Türkiye, B. No:11765/05, 27/5/2010, § 51).
88. Somut olayda, başvurucunun, tapu tahsis belgesine dayalıolarak kullandığı ve vergilerini ödediği bina üzerinde, 4721 sayılı Kanunuyarınca mülkiyet haklarının bulunduğu şüphesizdir. Hukuk sisteminde öngörülenusuller dışında, başvurucunun, üzerinde mülkiyet hakkı bulunduğu anlaşılanbinanın bedeli ödenmeksizin yıkılmasının ve binadan tahliyesinin istenmesi,mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
89. Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 13. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu itibarla, sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma,kanunlar tarafından öngörülme ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarınauygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
90. Başvurucu, tapu tahsis belgesi ile kullandığı taşınmazdantahliye edilerek binanın yıkılmasının zarara neden olacağını, oturduğu konuttanmahrum edileceğini, uğradığı zararı telafi edici öneriler sunulmadığınıbelirterek, Anayasa'nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
91. Demokratik toplumun temelilkelerinden biri olan hukukun üstünlüğü, Sözleşme’nin tamamının ayrılmaz birparçası olduğundan, 1 No.lu Ek Protokol’ün 1. maddesi her şeyden önce veözellikle mülkiyete saygı gösterilmesinden yararlanma hakkına idari makamlartarafından yapılan müdahalenin yasal olmasını gerektirmektedir (bkz. Sarıca ve Dilaver/Türkiye, § 42).
92. Somut olayda başvurucunun,tapu tahsis belgesi ile kullandığı taşınmazın (arazi) ve üzerindeki binanıntapu kaydının olmadığı ve taşınmazın (arazi) mülkiyetinin Maliye Hazinesine aitolduğu dikkate alındığında, İdarenin mülkiyet hakkına dayanarak başvurucununtahliyesini talep etmesinin 4721 sayılı Kanun ile 2981 sayılı Kanun ve 2863sayılı Kanun’a uygun olduğu belirlenmiş olup, tahliye kararının “kanunlar tarafından öngörülme” ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
93. Başvuru konusu olayda, tapu tahsis belgesi ile başvurucutarafından kullanılan taşınmaz, İstanbul III No.lu Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Kurulunun 15/11/1995 tarihli ve 7755 sayılı kararı ile 2863sayılı Kanun kapsamına alınıp, 1 No.lu doğal sit alanı olarak ilan edilenBeykoz ilçesi sınırları içerisindedir. 1 No.lu doğal sit alanları, bilimselmuhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahipolması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunmasıgerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacakalanlardır. Dolayısıyla başvurucuya ait binanın bulunduğu taşınmazın (arazi)sit alanı ilan edilerek korumaya alınmasının meşru amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
iii. Ölçülülük
94. Son olarak başvurucunun, tapu tahsis belgesi ile kullandığıbinadan tahliyesinin talep edilmesine rağmen binanın bedelinin ödenmemesi veyazararı telafi edici öneriler sunulmaması şeklinde mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
95. Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri iki ayrı kriter olarak düzenlenmişolmakla birlikte bu iki kriter arasında bir ilişki vardır. Nitekim AnayasaMahkemesi önceki kararlarında demokratik toplum düzeni için gerekli olmak ileölçülülük arasındaki bu ilişkiye dikkat çekmiş, “Temel hak ve özgürlüklere yönelik her hangi bir sınırlamanın,demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte, başka bir ifadeyle güdülenkamu yararı amacını gerçekleştirmekle birlikte, temel haklara en az müdahaleyeolanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesigerekir…” (AYM, E.2007/4, K.2007/81, K.T. 18/10/2007) diyerek,amaca, temel haklara en az müdahaleyle ulaşmayı sağlayacak aracın tercihedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
96. Anayasa Mahkemesininkararlarına göre ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ilearaç arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenenamaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesidir.Bu sebeple mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmekiçin seçilen müdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığıdeğerlendirilmelidir (Adalet Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447, 16/10/2014, § 106).
97. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, başvurucunun, uzun süredir ve tapu tahsisbelgesine dayalı olarak kullandığı binadan tahliyesinin talep edilmesinerağmen, tahliye karşılığında başvurucuya herhangi bir bedel ödenmemesi şeklindemülkiyet hakkına yapılan müdahalenin “ölçülülükilkesi”neuygun olup olmadığı olacaktır.
98. Anayasa'nın 35. maddesineuygun olarak bir kimsenin mülkiyet hakkına devlet tarafından müdahale edilmişseveya malvarlığı üzerindeki hakları kullanılamaz hale getirilmişse, bu kişininhakkının korunması gerekir. Bu da ancak mülkiyete konu malvarlığının değerininödenmesi suretiyle gerçekleştirilebilir. Kural olarak devlet tarafından elatılan malvarlığının değerini, devletin kendiliğinden ödemesi beklenir (Kenan Yıldırım ve TuranYıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 62).
99. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için ödenen tutarların enflasyonun etkilerindenarındırılarak güncelleştirilmesi de gerekir (bkz. Scordino/İtalya (no:1), B. No: 36813/97, 29/3/2006, § 258).
100. Yukarıda belirtildiği üzereAnayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı, malikine, sahibi olduğumülk üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma hakkını verir. Ancak kamu gücünükullanan idare tarafından mülkiyet hakkının kullanılmasına sınırlamagetirilebileceği gibi malikin tasarruf hakkının tamamen ortadan kaldırılmasısonucunu doğuracak bir müdahalede de bulunulabilir. Kamu makamları tarafındanyapılan bu müdahalelerin hukuki bir temele dayanması, kamu yararı şeklindemeşru bir amacının bulunması ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin meşruamaçla orantılı olması gerekir.
101. Somut olayda, mülkiyetiMaliye Hazinesine ait taşınmaz (arazi) üzerinde tapu tahsis belgesine dayalıolarak başvurucu tarafından yapılan ve uzun süredir kullanılan binanınbulunduğu, başvurucunun anılan taşınmazdan tahliyesinin talep edilmesine rağmenherhangi bir bedel ödenmediği anlaşılmıştır.
102. AİHM, toplumun genelçıkarlarının büyük önem taşıdığı bölge planlama ve çevre korumapolitikalarının, bilhassa medeni haklar söz konusu olduğunda Devlet’e geniş birtakdir hakkı tanıdığını kabul etmektedir (bkz. Depalle/Fransa, § 84).
103. Takdir hakkı yetkisikapsamında, kamu yararı ile bireyin temel haklarının korunması arasında adilbir denge sağlanıp sağlanmadığının araştırılması gerekir. Buna göre kullanılanyöntem ile hedeflenen amaç arasında makul bir orantılılık mevcut olmalıdır(bkz. Chassagnou ve Diğerleri/Fransa, B.No:25088/94,28331/95, 28443/95, 29/4/1999, § 75). Başvurucu çok aşırı bir yüke maruzkaldığında bu denge bozulur (bkz. Anat veDiğerleri/Türkiye, § 60).
104. Hukuk devleti, eylem veişlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyupgüçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirereksürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka veAnayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olandevlettir. Devletin veya bir kamu tüzel kişisinin kamulaştırma işlemiolmaksızın temel insan haklarından olan mülkiyet hakkına keyfi bir şekilde elkonularak bireylerin sahip oldukları taşınmazları üzerinde özgürce tasarrufetmelerinin engellenmesi ve mülkiyet haklarının ellerinden alınması hukukdevleti ilkesine aykırıdır (AYM, E.2002/112, K.2003/33, K.T. 10/4/2003).
105. Anayasa'nın 35. maddesinegöre kişilerin mülkiyetleri ancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararıgereği karşılığı ödenmek suretiyle ellerinden alınabilir. Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülklerinden mahrumbırakılmaları halinde elde edilmek istenen kamu yararı ile mülkünden mahrumbırakılan bireyin hakları arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 37).
106. Somut olayda, Milli EmlakMüdürlüğü tarafından 10/7/1985 tarihinde, 2981 sayılı Kanun'a göre tapu tahsisbelgesi düzenlenerek başvurucuya verilmiştir. Kültür ve Tabiat VarlıklarınıKoruma Kurulunun 15/11/1995 tarihli kararı ile taşınmazın bulunduğu alan, sitalanı ilan edilmiştir. Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğünce başvurucuya gönderilenyazıda, taşınmazın tahliye edilmesi gerektiği, aksi halde 27/11/2007 tarihindetahliye işleminin gerçekleştirileceği belirtilmiştir.
107. Başvurucu, 28/4/2008 tarihinde,İstanbul Defterdarlığı aleyhine İstanbul 6. İdare Mahkemesinde açtığı davada,İstanbul Valiliği Defterdarlık Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının31/12/2007 tarihli işleminin iptalini ve yürütülmesinin durdurulmasını talepetmiştir.
108. Mahkemece, 29/12/2008tarihinde, “başvurucu adına 2981 sayılıKanun uyarınca tapu tahsis belgesi düzenlenen taşınmazın bulunduğu alanınİstanbul III No.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 15/11/1995günlü ve 7755 sayılı kararı ile sit alanı ilan edildiğinden, Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenen ve belirlenecek yerlerde 2981sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı hükmü karşısında, başvurucu adınadüzenlenen tapu tahsis belgesinin geçerli olmadığı, bu durumda 2981 sayılıKanun hükümlerinden yararlanma olanağı bulunmayan taşınmazın tahliyesineilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle davanınreddine karar verilmiştir.
109. Temyiz üzerine, DanıştayAltıncı Dairesinin 6/10/2009 tarihli ilâmıyla hüküm onanmış, karar düzeltmeistemi, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 12/6/2013tarihli ilâmıyla reddedilmiştir.
110. Somut olayda, tapu kaydıbulunmayan, ancak tapu tahsis belgesi ile taşınmaz (arazi) üzerine yapılanbinayı yıllarca kullanan ve vergilerini ödeyen başvurucuya kamu makamlarıtarafından müdahale edilmediği ve bu duruma müsamaha gösterildiği, binanınbaşvurucuya ait olduğu, dolayısıyla mülkiyeti başvurucuya ait olan binanındeğeri ödenmeksizin veya zararı telafi edici öneriler sunulmaksızınbaşvurucunun tahliye edilmek istenmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkilettiği açıktır. Yukarıda açıklandığı üzere yapılan bu müdahale kanuna uygunolup meşru bir amacı bulunmaktaysa da mülkiyeti başvurucuya ait binanın tahliyeedilerek yıkılmak istenmesinin ve binanın değerinin ödenmemesinin başvurucuyuaşırı bir yüke maruz bıraktığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde, mülkiyetibaşvurucuya ait binanın, kamu yararı amacıyla tahliye edilmek istenmesinerağmen binanın değerinin ödenmemesi veya zararı telafi edici önerilersunulmaması, kamu yararı ile başvurucunun çıkarları arasındaki dengeyibaşvurucu aleyhine orantısız şekilde bozmuştur.
111. Dolayısıyla İdare tarafındanbaşvurucunun, maliki olduğu binadan tahliye edilmek istenmesi şeklinde taşınmazayapılan müdahale ile başvurucunun bina üzerindeki mülkiyet hakkı arasında adilbir dengenin kurulması gerekir. Bu adil denge, kamu yararına tahsis edilen vebu yönden meşru bir amacı olan binanın tahliyesi karşılığında bedelininbaşvurucuya ödenmesi ile kurulabilecektir. Binanın değeri ödenmeksizin binaüzerindeki mülkiyet hakkının kaybettirilmesinin, başvurucunun mülkiyet hakkınaorantılı bir müdahale olarak görülemeyeceği açıktır.
112. Sonuç olarak, mülkiyetibaşvurucuya ait binanın tahliyesinin talep edilmesine rağmen değerininödenmemesinin, başvurucunun mülkiyet hakkına orantılı olmayan bir müdahaleolduğu ve bina üzerindeki mülkiyet hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altınaalınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
113. Başvurucu, mülkiyet hakkınınihlali nedeniyle 1.000.000.000,00 TL maddi, 500.000,00 manevi tazminat ödenmesinitalep etmiştir.
114. Adalet Bakanlığı, tazminattalebi konusunda görüş bildirmemiştir.
115. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesişöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemez.
Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
116. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvurucunun, binanın değeri ödenmeksizin tahliyesinin talepedilmesi nedeniyle, mülkiyet hakkının ihlali iddiası yönünden Anayasa’nın 35.maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan başvurucunun, binadeğerinin kendisine ödenmesine yönelik olarak dava açma hakkı bulunmaktadır.
117. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde de bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 35.maddesinin ihlal edildiği tespit edilerek başvurucunun bina değerininödenmesine yönelik olarak dava açma olanağı bulunduğu ve tazminat miktarınınbelirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği dikkate alındığında, başvurucununtazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
118. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun;
1. Binanınbulunduğu taşınmaza ilişkin tapu tahsis belgesinin iptali nedeniyle mülkiyethakkının ihlali iddiasının "konubakımından yetkisizlik" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Binanın değeri ödenmeksizin tahliye kararı verilmesinedeniyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
10/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.