TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYŞE ADANALI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/76401)
Karar Tarihi: 13/2/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Hüseyin MECEK
Başvurucu
:
Ayşe ADANALI
Vekili
:
Av. Murat Deha BODUROĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, gözaltında darp nedeniyle insan haysiyetiylebağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 5/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen soruşturmadosyasındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Olayın ArkaPlanı
9. 1985 doğumlu, gazeteci, haber ve belgesel yapımcısıolan başvurucu İstanbul’da ikamet etmektedir.
10. Gezi Parkı olayları kapsamında Taksim DayanışmaPlatformunun Taksim'de yapacağı basın açıklamasını izlemek amacıyla olayyerinde bulunduğunu ve ardından annesiyle buluşacağını belirten başvurucu,Taksim Meydanı’ndayken 8/7/2013 tarihinde saat 19.00 sıralarında yakalanmıştır.
11. Başvurucu; polis tarafından gerekçe gösterilmedenyakalanıp gözaltına alındığını, üç gün gözaltında kaldığını, gözaltı sürecindekötü muameleye maruz kaldığını ifade etmiştir.
12. Dosyada bulunan tutanaklara göre başvurucunun daaralarında olduğu 48 kişi Cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltınaalınmıştır. Görevi yaptırmamak için direnme ve 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılıToplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet, yakalama ve gözaltınaalmaya neden olan suçlar olarak gösterilmiştir.
13. Yakalama Tutanağında başvurucunun direnmesinden ötürüzor kullanılarak yakalandığı belirtilmiştir. 9/7/2013 ve 10/72013 tarihlerindegözaltı süresi iki kez birer gün uzatılmıştır.
14. Başvurucu hakkında İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığının (Savcılık) 2013/96961 sayılı dosyasında soruşturmabaşlatılmıştır.
15. Bu olayla ilgili olarak başvurucu 10/12/2013tarihinde Savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Savcılığın 2013/177496 sayılıdosyasında kolluk görevlileri hakkında soruşturma açılmıştır.
16. Başvurucu gözaltındayken 9/7/2013 tarihinde iki kezve 10/7/2013 tarihinde bir kez olmak üzere toplam üç kez avukatı ilegörüştürülmüştür.
17. 8/7/2013 tarihinde saat 22.07’de düzenlenen tutanağagöre başvurucu gözaltına alındığını yakınlarına haber vermek istememiştir. Ekgözaltına alma kararları ise başvurucunun yakınlarına bildirilmiştir.
18. Başvurucu 11/7/2013 tarihinde gözaltından çıkarılarakadliyeye götürülmüş, aynı gün saat 15.30’da Cumhuriyet savcısının talimatıylasalıverilmiştir.
B. DoktorRaporları
19. Eyüp Devlet Hastanesinin 8/7/2013 tarihli raporundabaşvurucunun darp şikâyeti ile geldiği, sol kol dış yüzde hafif kızarıklık olduğukaydedilmiştir.
20. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 9/7/2013tarihli raporunda; başvurucunun beş hafta önce sol üst koluna darbe aldığını,bir saat önce de tekrar aynı bölgeye darbe aldığını ve kolunda uyuşma olduğunubelirttiği, nöroloji bakısında motor muayenesinin doğal bulunduğu ancak sol ulnarsinir (omurgadan ele kadar uzanan bazı kasları çalıştıran, küçük ve yüzükparmağında his duyusunun oluşmasını sağlayan sinirler) tuzak nöropatisi (sinirsıkışması) ve/veya C8-T1 radikülopati (kol veya bacakta ağrı, uyuşma vekuvvet kaybına neden olabilen sinir kökü sıkışması ya da iltihabı) açısındanpoliklinik şartlarında EMG (elektromiyografi) tetkiki önerildiği kayıtlıdır.
21. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 11/7/2013 tarihliraporunda başvurucuda darp ve cebir izi bulunmadığı bildirilmiştir.
22. Başvurucu 12/7/2013 tarihinde Türkiye İnsan HaklarıVakfı (TİHV) İstanbul Temsilciliğinde muayene olmuştur. 13/7/2013 tarihindedüzenlenen ve uzun değerlendirmeler içeren, yedi sayfalık raporun ilgili kısımlarışöyledir:
“…
Fizik muayene: Dr. [Ü.Ü.], 12.07.2013
Genel durum iyi. şuur açık, kooperasyon [iletişim, işbirliği] tam. Görüşmeboyunca aktif katılım gösterdi, gergin, tedirgin, zaman zaman ağlama, 55 kgağırlığında. 165 cm boyunda, 25-30 yaş aralığında gösteren kadın hasta.Tansiyon arteryel: 110/70 mm Hg. Nabız: 96/dakika ve ritmik.
…Lokomotor sistem muayenesinde; sol omuzhareketleri ağrılı, gece ağrısı var, özellikle kolu arkaya çevirmede artan ağrıvar. Psikiyatri ve fizik tedavi konsültasyonları planlandı.
Dış muayenede;
1. Sol kol 1/3 üst dış yanda 5x5 cm’lıkalanda üzeri kurutlu abrazyon [sıyrık],
2. Sol kol 1/3 üst iç yanda 1,5 cmçaplı, sarı yeşil renkli yuvarlak ekimoz [herhangi bir travmaya bağlı olarak cilt altındaki kılcaldamarların hasarına bağlı olarak kanın cilt altına sızması] (parmak sıkmaklauyumlu),
3. Sol kol 1/3 üst iç yanda, ikinumarada tarif edilen lezyonun 10 cm uzağında aynı hizada 1,5 cm çaplı yuvarlakkahve-yeşil renkli ekimoz (parmak sıkmakla uyumlu),
4. Sağ kol ½ orta iç yanda 1.5 cm çaplıyuvarlak kahverengi ekimoz (parmak sıkmakta uyumlu),
5. Sağ kol 1/3 süt dış yanda 2 adet biri0.8, diğeri 1 cm çaplı, birbirine uzaklıkları 2 cm olan kahverengi ekimoz,
6. Sol diz iç yan üstte 1 cm çaplıyuvarlak kahverengi ekimoz,
7. Sol diz dış yanda altta 2x2 cmölçüsünde yeşil renkli ekimoz,
8. Sağ dirsek altında 5x3 cm düzensizsınırlı, yüzeyden kabarık, hipopigmente [cilt renginin değişmesine yol açan pigment bozukluğu] nedbe(eski kaza nedenli),
9. Sağ dizde 3x2 cm hipopigmente nedbealanı (eski kaza nedenli),
…
Konsültasyonlar:
Psikiyatri konsüttasyonu; Dr. [Z.U.], 18 07 2013
Esas şikayeti: öfke, tedirginlik
…
Tanı: Akut Stres Bozukluğu
Yorum: Başvuranın yapılan psikiyatrikdeğerlendirmesinde çeşitli travmatik durumlar yaşadığı belirlenmiştir. Butravmatik yaşantıların kişide belirgin olumsuz etkileri olduğu gözlenmiştir.Kişi travmatik gözaltı süresince ciddi kaygı, çaresizlik ve dehşet duygusuyaşamış; sonrasında travmayı (bazen kendiliğinden, bazense çeşitli tetikleyiciuyaranlar etkisi ile) istemsiz olarak yeniden yaşantılamak durumunda kalmıştır.Travmanın zorlayıcı etkilerinden korunmak amacı ile çeşitli kaçınma tepkilerivermiş, bu ise sosyal hayatını birçok alanda sınırlamıştır. Travma sonrasıdönemde kaygılı, gergin ve keyifsiz bir ruh hali için düşmüştür…
Kişinin psikiyatrik takiplerinin devametmesi uygun olacaktır.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon: Dr. [Ü.Ş.], 19.07.2013
Yakınma; sol omuzda bir hafta önce gözaltında başlayan ağrı. Gece ağrı oluyor. Hareketle ağrı oluyor. Bir şeykaldırdığında ve kolunu arkaya çevirdiğinde ağrı artıyor.
FM: ROM açık, limitte ağrı. Basmaklabicipital [iki başlı]oluk ağrılı.
Tanı: Bursit [kas, tendon, eklem gibi yapılarınbirbiri üzerinde yastık görevi gören küçük, sıvı dolu keselerde oluşan ağrı].RV (Rhomen jel) ve buz uygulama önerildi.
Radyolojik bulgular:
Sol Omuz MR incelemesi, 13.07.2013, [M.] Görüntüleme Merkezi Dr. [A.A.]:
Subakromial subdeltoid [omuz çevresindeki kasların ve omuzeklemindeki bursa adı verilen yapının omuz eklemleri arasındaki boşluktasıkışması] planlarda ve rotator cuff [omzu sabitlemek için birlikteçalışan kas ve tendon grubu] intervalde [aralık] ödem izlenmektedir.Cuff tendonları bütünlüğünü korumuş olup suprasinatus [kürek kemiğindenpazı kemiğine kadar uzanan bölgedeki kaslar] tendonunda erken dönemtendinozis kuşkusunu uyandıran silik sinyal artkınlıkları mevcuttur.
DEĞERLENDİRME
Kişinin 12 07.2013 tarihinde yapılanmuayenesinde dış bulgularda tespit edilen ve yukarıda özellikleri tarif edilenyaralanmaları künt travmatik niteliktedir Fizik muayenede 2. 3 ve 4 numaralardatarif edilen yaralanmaları kolun elle tutularak sıkılması sonucu parmakbasıları ile uyumlu bulunmuştur. 8 ve 9 numaralı lezyonlar eski yaranedbeleridir, eski bir kazaya bağlı geliştiği bildirilmiştir. Diğer tarifedilen yaralanmaları da şekil ve renk özellikleri itibarıyla son birkaç güniçinde oluşmuş künt travmatik nitelikteki yaralanmalardır.
Kişide fizik tedavi konsültasyonu ve solomuz MR incelemesi sonucu tespit edilen sol omuzda bursit, rotator cuffta ödemve erken dönem tendinozis tanıları; kişinin aktardığı gözaltının ikinci günündeHaseki Eğilim Araştırma hastanesine götürüldüğü sırada aniden sol kolununomzundan çevrilip arkada tutulması öyküsü ile uyumlu bulunmuştur.
…
SONUÇ
…
1. Tespit edilen fiziksel ve ruhsalyakınma ve bulguların birbirleriyle ve kişinin anlatımlarıyla uyumlu oldukları;kişinin 08.07.2013 tarihindeki gözaltına alınma sırasında ve gözaltı sürecindeyaşadığını belirttiği travmalara ilişkin anlatımlarını destekler mahiyetteolduğu,
2. Kişide tespit edilen künt travmatikyaralanmaların ve sol omuzda bursit tendinozis tanısının, maruz kaldığınıaktardığı travmalar ile uyumlu olduğu,
3. Kişinin ruhsal değerlendirmesindetespit edilen ‘Akut Stres Bozukluğu' tanısının kişinin aktardığı fiziksel veruhsal travma öyküsüne bağlı olarak oluştuğu ve bu öykü ile bütünüyle uyumluolduğu, uzun süreli izlem gerektirdiği. Travma Sonrası Stres Bozukluğu vekalıcı hastalık yönünden uzun süreli izlemden sonra yenidendeğerlendirilmesinin uygun olacağı,
4. Kişinin bu süreçte insan eliyleoluşturulmuş travmaya maruz kaldığı ve Dünya Sağlık Örgütu’nun UluslararasıHastalık Sınıflandırması, ICO 10 kapsamında Y07.3 kodu ile de belirtilen‘işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele’ kapsamıiçinde değerlendirilmesinin uygun olacağı kanaatini bildirir değerlendirmeraporudur.”
23. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü 6/2/2015 tarihindebaşvurucu hakkında kesin rapor düzenlemiş ve Eyüp Devlet Hastanesi, HasekiEğitim ve Araştırma Hastanesi ile TİHV raporlarında tespit edilen bulgularınbasit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde, hafif nitelikte olduğubildirilmiştir.
C. SavcılığınYaptığı Araştırmalar
24. Savcılık tarafından; başvurucunun yakalanması,gözaltına alınması, aranması, hastaneye götürülmesi işlemlerini gerçekleştirengörevlilerin açık kimlik bilgileri, sicil numaraları, fotoğrafları,nezarethanedeki kamera görüntüleri ve başvurucu gözaltındayken alınan adlimuayene raporları Emniyet Müdürlüğünden istenmiştir.
25. Emniyet Müdürlüğünce; nezarethanelerde kullanılangüvenlik kameralarına ait kayıt süresinin kameralardaki hareketliliğe bağlıolarak 50 ila 60 gün arasında değişiklik gösterdiği, kayıt süresi dolduğundansistemde görüntülere ulaşılamadığı bildirilmiştir.
D. BaşvurucununBeyanları
26. Başvurucu 9/7/2013 tarihinde kollukta müdafiininhazır bulunmasıyla ifade vermiştir. Başvurucu; neden gözaltına alındığınıbilmediğini, kamu malına zarar vermediğini ve hiçbir örgüte üye olmadığınısöylemiştir.
27. Başvurucu 11/7/2013 tarihinde Savcılıkta müdafiininhazır bulunmasıyla savunma yapmıştır. Başvurucu savunmasında; gözaltındayken iççamaşırını cinsel organı görünecek şekilde indirmesi istenerek kadın bir polismemuru tarafından yapılmak istenen aramaya karşı çıktığını, gözaltına alındığıikinci gün doktor raporu alınması için götürülürken koridorda erkek bir polismemurunun sol kolunu ters kelepçe pozisyonunda bükerek kendisini duvarayapıştırdığını, yavaş yürüdüğü için bu şekilde davrandığını, kadın polismemurunu teşhis edebileceğini, erkek olanı teşhis edemeyeceğini söylemiştir.
E. BaşvurucuHakkında Yapılan Soruşturma Neticesinde Verilen Karar
28. Yirmi altı şüpheli hakkında halkı kanuna aykırıtoplantı ve gösteri yürüyüşüne kışkırtma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma,görevi yaptırmamak için direnme suçlarından 30/1/2014 tarihinde kamu davasıaçılmıştır. Aralarında başvurucunun da bulunduğu toplam otuz bir kişi hakkındaise 2911 sayılı Kanun’a muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnmesuçlarından ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“08/07/2013 günü saat 18:30 sıralarındaBeyoğlu Galatasaray Meydanı önünde kendilerine ‘Taksim Dayanışması Platformu’adını veren ve haklarında kamu davası açılan bir grup organizesinde toplananyaklaşık 200 kişilik bir grubun İstiklal Caddesi’nden Taksim Meydanı’na doğrutoplu olarak yürüyüşe geçtiği ‘her yer Taksim, her yer direniş, direne direnekazanacağız, bu daha başlangıç mücadeleye devam, hükümet istifa’ şeklindesloganlar atarak İstiklal Caddesi’nin Taksim Meydanı girişine kadar geldikleri,burada önlem alan güvenlik yetkililerince kendilerine yapılan eylemin kanunsuzolduğu ve olaysız bir şekilde dağılmaları gerektiği, aksi takdirde zorkullanılarak dağıtılacakları ikazının yapıldığı, bir süre beklendiği, bu aradatopluluğun hep birden slogan atmaya devam ettiği, tekrar tekrar yapılan ikazlarüzerine saat 19.00 sıralarında grubun güvenlik kuvvetlerini zorlayarak TaksimMeydanı istikametine doğru hareket etmesi üzerine grubun direncini kıracakseviyede ve kademeli olarak güç kullanılarak yukarıda açık kimlikleribelirtilen şüphelilerin gözaltına alındıkları alınmış ise de tüm soruşturmaevrakının tetkikinde haklarında atılı suçlardan soruşturma evrakındaki delillernedeniyle dava açılan sanıkların dışında atılı suçları işlediklerine dair kamudavası açmaya yeterli soyut iddia dışında, şüphelilerin yüklenen suçlarıişlediğini gösterir, dava açmaya yeterli kanıt ve emare bulunmadığı... [anlaşıldığından kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmiştir.]”
F. KollukGörevlileri Hakkında Yapılan Soruşturma Neticesinde Verilen Karar
29. Savcılık, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırınaşılması suçundan on iki polis memuru hakkında soruşturma yapmıştır.
30. Polis memurları savunmalarında genel olarak gözaltıişlemine iştirak etmediklerini, göstericilere karşı kasıtlı bir davranışlarınınolmadığını, kullandıkları gücün orantılı olduğunu, aramalarda ve doktora sevksırasında kötü muamele oluşturacak bir davranışa yeltenmediklerini, doktorraporlarında tespit edilen bulguların gözaltına alınırken direnme sırasındagerçekleşmiş olabileceğini ve doktor raporları alınırken şüphelilerle doktoruyalnız bıraktıklarını ifade etmişlerdir.
31. Üst aramasını yapan S.E. olay günü nezarethanedekendisinin görevli olduğunu, nezarethaneye alınan şahısların aramalarını tümelbiselerini çıkarttırmak suretiyle değil sırasıyla üstündeki elbiselerdenbaşlayarak ve el teması olmadan yaptıklarını, iddiaları kabul etmediğinisöylemiştir. S.E. ayrıca gözaltında onur kırıcı davranışlarda bulunmadığını,başvurucunun lens suyunu kullanmasına izin verilmediği iddiasının gerçek dışıolduğunu söylemiştir.
32. Savcılık 19/9/2016 tarihinde zor kullanma yetkisininsınırının aşıldığına dair kamu davası açmayı gerektirecek delil bulunmadığındankovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
33. Bu karara başvurucu vekilince yapılan itiraz,İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğince kararın usul ve yasaya uygun olduğundanbahisle 21/10/2016 tarihinde reddedilmiştir.
34. 4/11/2016 tarihinde tebliğ edilen karara karşı5/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
G. BaşvurucununAçtığı Tam Yargı Davası
35. Başvuru konusu olmamakla birlikte başvurucu,gözaltında kaldığı dört gün boyunca maruz kaldığı kötü muameleden ötürü 50.000TL’lik manevi tazminat talebiyle 11/6/2014 tarihinde İstanbul 5. İdare Mahkemesindetam yargı davası açmıştır.
36. İdare Mahkemesi 23/12/2014 tarihinde 10.000 TL manevitazminata hükmetmiştir.
37. Temyiz edilen karar Danıştay Onuncu Dairesince23/10/2015 tarihinde bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde; Eyüp DevletHastanesi, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Adli Tıp Kurumlarındayapılan muayenelerde davacının (başvurucu) işkence ve insanlık dışı muameleyemaruz kaldığını gösteren bulguların yer almamasına rağmen sadece TİHV’cehazırlanan rapora itibar edilmesi, zarar ile fiil arasında illiyet bağınınkurulması bakımından taşıdığı öneme rağmen davacının iddialarıyla ilgili kollukgörevlileri hakkında adli ve/veya idari yönden yapılan soruşturma olupolmadığının araştırılmaması sebebiyle eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğubelirtilmiştir.
38. İstanbul 5. İdare Mahkemesi 21/3/2017 tarihindebaşvurucunun 10.000 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, kalan miktarınreddine hükmetmiştir. Temyiz edilen karar henüz kesinleşmemiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
“…
Öte yandan hizmet kusuru sadece idareninaktif bir kamu hizmetini yerine getirirken üzerine düşeni yapması değil, aynızamanda meydana gelen toplumsal olaylarda, gösterilerde ve güvenlik amacıylaidarece alınan önlemlerde, vatandaşın suç işlediği iddiası ile yapılansoruşturma ve kovuşturmalarda da hizmeti gereği gibi yerine getirmesi, suçişlediği iddiası ile nezarette tutulan vatandaşın sağlıklı bir şekilde mahkemekarşısına çıkarılması, suç işlediği iddiası ile gözaltına alınan kişinin gerekkendisine ve gerekse üçüncü kişilere karşı koruma görev ve sorumluluğu mevcutolup bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi de hizmet kusurunuoluşturur. İdare, güvenlik ile ilgili kamu hizmetini yerine getirirken üçüncükişilere veya bu hizmete muhatap olmuş kişiye verdiği zararı ödemeklemükelleftir.
…
Somut olayda, davacının 08/07/2013tarihinde gözaltına alındığı, ek gözaltı süreleri ile sonucu 11/07/2013tarihinde Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifadesi alınarak sorgu hakimliğiönüne çıkarılmadan serbest bırakıldığı, 12/07/2013 tarihinde uygulanan işkenceve kötü muamele sonrasında ortaya çıkan yakınmaların tedavisi ve tıbbi tespitisteğiyle Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Temsilciliği'ne müracaat ettiği,Patoloji ve Adli Tıp Uzmanı Uz. Dr. [Ü.Ü.] ile Vakfın İstanbul Temsilcisi Dr. [Ş.İ.] tarafındanhazırlanan 13/08/2013 tarih, 2013.107R sayılı sayılı raporda; ... Kişininbu süreçte insan eliyle oluşturulmuş travmaya maruz kaldığı ve Dünya SağlıkÖrgütü'nün Uluslararası Hastalık Sınıflandırması ICD 10 kapsamında Y07.3 koduile de belirtilen ‘işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcımuamele’ kapsamı içinde değerlendirilmesinin uygun olacağı,’ şeklinde görüşbildirildiği, olay tarihinde görevli polis memurları hakkında davacınınşikayeti üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları SoruşturmaBürosu'nun 2013/177496 Soruşturma No.lu dosyasından ‘zor kullanma yetkisineilişkin sınırın aşılması’ suçlamasıyla başlatılan soruşturmada 19/09/2016 tarihve 2016/60402 Karar No.lu ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar’ verildiği,bu karardan sonra İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nün 03/11/2016 tarih ve2016/9977 sayılı talimatına istinaden hazırlanan 16/11/2016 tarihli DisiplinAraştırma Raporu ile olay tarihinde görevli polis memurları hakkında soruşturmaaçılmasına gerek olmadığına karar verildiği, görülmüştür.
Her ne kadar, olay tarihinde görevlipolis memurları hakkında adli yönden başlatılan savcılık soruşturmasındakovuşturmaya yer olmadığına, idari yönden başlatılan disiplin soruşturmasındada soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verilmiş ise de, savcılıksoruşturma dosyasında sunulan İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 06/02/2015gün ve 2015/2302 sayılı raporuna göre davacının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecekölçüde hafif nitelikte yaralanmasının olduğunun sabit olduğu, rapora konuyaralanmanın ise davacının gözlem altında tutulduğu süre içerisindegerçekleşmiş olması nedeniyle kamu görevlilerinin resmi görevlerini yaparken,üstlerine atfedilen şekilde görevlerini tam olarak yerine getirmedikleri vehizmet kusuru işledikleri sonucuna varılmıştır.”
H. PolisMemurları Hakkındaki Disiplin Soruşturması
39. Savcılık 22/9/2016 tarihinde kovuşturmaya yerolmadığına dair kararının bir örneğini 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı DevletMemurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca İstanbul Emniyet Müdürlüğünegöndermiştir. Bu yazı üzerine Emniyet Müdürlüğü "zor kullanma yetkisineilişkin sınırın aşılması"ndan ötürü disiplin soruşturmasıbaşlatmıştır.
40. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Disiplin Araştırma Kurulu16/11/2016 tarihinde polis memurlarının kullandığı gücün zor kullanma yetkisikapsamında kaldığı gerekçesiyle disiplin soruşturması açılmasına yer olmadığınakarar vermiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
41. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun256. maddesi ile 86. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırınaşılması
Madde 256- (1) Zor kullanma yetkisinesahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı göreviningerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçunailişkin hükümler uygulanır."
"Kasten yaralama
Madde 86- (1) Kasten başkasının vücudunaacı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olankişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.)Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindekietkisinin basitbirtıbbîmüdahaleylegiderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dörtaydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
…”
42. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife veSalâhiyet Kanunu’nun 16. ve 13. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:
“Zor ve silah kullanma
Madde 16-(Değişik: 2/6/2007-5681/4 md.)
Polis, görevini yaparken direnişlekarşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zorkullanmaya yetkilidir.
Zor kullanma yetkisi kapsamında,direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecekşekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunîşartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedenî kuvvet; polisin direnenkişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,
b) Maddî güç; polisin direnen kişilerekarşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop,basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller,polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,
ifade eder.
Zor kullanmadan önce, ilgilileredirenmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarıyapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak,ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.
…"
"Madde 13- (Değişik:3/8/2002-4771/10 md.)
…
B) Zor kullanılarak yakalananların,
C) Haklarında suç soruşturması yapılacakolan şüpheli ve sanıkların,
Yakalanma anındaki sağlık durumlarıtabip raporuyla tespit edilir.
…”
43. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 95. ve 99. maddeleri şöyledir:
"Madde 95- (1) Şüpheli veya sanıkyakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında,Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiyegecikmeksizin haber verilir.
(2) Yakalanan veya gözaltına alınanyabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, durumu, vatandaşı olduğudevletin konsolosluğuna bildirilir."
"Yönetmelik
Madde 99- (1) Gözaltına alınan kişilerinbulundurulacakları nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangigörevlinin sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı,gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, gözaltınaalınmanın başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi tutanaklarıntutulacağı ve gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluktarafından gerçekleştirilen yakalama işlemlerinin yürütülmesinde uyulacakkurallar, yönetmelikte gösterilir.”
44. 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin 9. maddesiile 10. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Sağlık kontrolü
Madde 9- Yakalanan kişinin gözaltınaalınacak olması veya zor kullanılarak yakalanması hâllerinde hekim kontrolündengeçirilerek yakalanma anındaki sağlık durumu belirlenir.
Gözaltına alınan kişinin herhangi birnedenle yerinin değiştirilmesi, gözaltı süresinin uzatılması, serbestbırakılması veya adlî mercilere sevk edilmesi işlemlerinden önce de sağlıkdurumu hekim raporu ile tespit edilir.
Gözaltına alınanlardan herhangi birnedenle sağlık durumu bozulanlar ile sağlık durumundan şüphe edilenler, derhâlhekim kontrolünden geçirilerek gerekiyorsa tedavileri yaptırılır. Bu durumdakikişilerden kronik bir rahatsızlığı olanların, istekleri hâlinde varsa kendihekimi nezaretinde resmî hekim tarafından muayene ve tedavi edilmelerisağlanır.
Gözaltına alınan kişinin ifadesini alanveya soruşturmayı yürüten kolluk görevlisi ile bu kişiyi tıbbî muayeneyegötüren kolluk görevlisinin farklı olması zorunludur. Ancak personelyetersizliği nedeniyle farklı kolluk görevlisinin bulunmaması hâlinde bu durumbelgelendirilir.
Tıbbî muayene, kontrol ve tedavi, adlîtıp kurumu veya resmî sağlık kuruluşlarınca yapılır.
Hekim raporu üç nüsha hâlindedüzenlenir. Kolluk görevlileri tarafından, hekim raporunu verecek birime,yakalananın nezarethaneye giriş raporu mu, yoksa çıkış raporu için migetirildiği yazılı olarak bildirilir.
Yakalama veya nezarethaneye girişraporunun bir nüshası raporu tanzim eden sağlık kuruluşunda saklanır, ikincinüshası gözaltına alınana, üçüncü nüsha ise soruşturma dosyasına eklenmek üzereilgili kolluk görevlisine verilir.
Gözaltı süresinin uzatılması veya yerdeğişikliği ya da nezarethaneden çıkış sırasında düzenlenen hekimraporlarından; bir nüshası sağlık kuruluşunda saklanır, iki nüshası ise raporudüzenleyen sağlık kuruluşunca kapalı ve mühürlü bir zarf içerisinde ilgiliCumhuriyet başsavcılığına en seri şekilde gönderilir. Bunlardan bir nüshasıCumhuriyet savcısı tarafından gözaltına alınanın kendisine veya vekilineverilir, bir nüshası ise soruşturma dosyasına eklenir. Bu raporlarındüzenlenmesinde ve Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesinde 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanununun 157 nci maddesinde belirtilen gizlilik kurallarına uyulurve bu amaçla gerekli tedbirler ilgili sağlık kuruluşunca alınır.
Hekim muayene esnasında 5237 sayılı TürkCeza Kanununun 94 üncü maddesinde belirtilen işkence, 95 inci maddesindebelirtilen neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence ve 96 ncı maddesindebelirtilen eziyet suçlarının işlendiği yolunda herhangi bir bulguya rastlamasıhâlinde, keyfiyeti derhâl Cumhuriyet savcısına bildirir. Bu durumda CezaMuhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fizik Kimliğin TespitiHakkında Yönetmeliğin 7 ve 8 inci maddesine göre işlem yapılır.
Hekim ile muayene edilen şahsın yalnızkalmaları, muayenenin hekim hasta ilişkisi çerçevesinde yapılması esastır.Ancak, hekim kişisel güvenlik endişesini ileri sürerek muayenenin kollukgörevlisinin gözetiminde yapılmasını isteyebilir. Bu istek belgelendirilerekyerine getirilir. Bu durumda gözaltına alınan kişinin talebi hâlinde müdafiî demuayene sırasında gecikmeye neden olmamak kaydıyla hazır bulunabilir.
Kadının muayenesi, talebi hâlinde veolanaklar elverdiğinde bir kadın hekim tarafından yapılır. Muayene edilecekkadının talebine rağmen kadın hekimin bulunmaması halinde, muayene sırasındahekim ile birlikte sağlık mesleği mensubu bir kadın personelin bulundurulmasınaözen gösterilir."
"Güvenlik araması
Madde 10 - Gözaltı birimine getirilenkişi hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Nezarethaneye veya zorunlu hâllerdebu amaca tahsis edilen yerlere konulmadan önce usulünce aranır. Kadının üstveya vücudunun aranması, bir kadın görevli veya bu amaçla görevlendirilecekdiğer bir kadın tarafından yapılır.
b) Kendisine zarar verebilecek kemer,kravat, ip, kesici ve delici alet gibi nesnelerden arındırılır.
...”
B. UluslararasıHukuk
1. UluslararasıMevzuat
45. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesişöyledir:
“İşkence yasağı
Madde 3- (1) Hiç kimse işkenceye,insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”
46. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği,İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya CezalarınEtkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’nun(İstanbul Protokolü) birinci ekinin 2. maddesi şöyledir:
“Devletler, işkence ve kötü muameleşikayetleri ve bildirimlerinin, anında ve etkili bir biçimde soruşturulmasınısağlamakla yükümlüdürler. Açık bir şikayetin olmadığı durumlarda bile işkenceve kötü muamele yapıldığına ilişkin belirtiler varsa, soruşturma yapılmalıdır.Soruşturmayı yürütenler, bu tür olayların faili olduğundan şüphelenilen kişilerve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardan bağımsız, soruşturmayürütebilecek vasıfta, tarafsız kişiler olmalıdır. Bu kişilerin tarafsız tıpuzmanlarına veya konuyla ilgili diğer uzmanlara erişim veya bu tür uzmanlarıçağırma yetkileri olmalıdır. Soruşturmalar yürütülürken, en yüksek profesyonelstandartlara uygun yöntemler kullanılmalı ve soruşturma sonuçları kamuyaaçıklanmalıdır.”
47. İstanbul Protokolü’nün birinci ekinin 6. maddesişöyledir:
“6a) İşkence ve kötü muamelesoruşturmalarında çalışan tıp uzmanları her zaman en yüksek etik standartlarauygun biçimde davranmalı ve tıbbi araştırma ve muayeneden önce kişininbilgilendirilmiş onamını almalıdır. Muayene, tıp biliminin kabul edilmişstandartlarına uygun biçimde yürütülmelidir.Muayene, tıp uzmanın denetimialtında, devlet görevlileri ve güvenlik güçleri mensuplarının mevcut olmadığıbir ortamda, kişinin mahremiyetine saygı göstererek yapılmalıdır.
6b) Tıp uzmanı muayenenin hemensonrasında doğru bir yazılı rapor hazırlamalıdır. Bu raporda en azındanaşağıdaki bilgiler yer almalıdır:
(i) Görüşme Koşulları: Görüşme yapılankişinin adı, muayene sırasında mevcut olanların adları, bu kişilerin muayeneyapılan kişiyle olan ilişkileri, görüşmenin kesin tarihi, saati, görüşmeyapılan yerin adresi (uygun olduğu durumlarda görüşme yapılan odanın yeri),görüşme yapılan yerin tanımı (örneğinklinik, cezaevi, ev vb.); görüşmeyapıldığı sıradaki koşullar (muayene için geldiğinde veya muayene sırasındakişinin tabii olduğu kısıtlamalar, görüşme sırasında odada güvenlik güçlerininmevcut olup olmadığı, tutukluya eşlik edenlerin hal ve tavrı, muayeneyi yapankişiye yönelik tehditkar ifadeler vs.) ve diğer geçerli unsurlar;
(ii) Öykü: Gerçekleştiği iddia edilenişkence ve kötü muamele yöntemleri, işkence ve kötü muamelenin ne zamangerçekleştiği, bütün fiziksel ve psikolojik semptomlar ve şikayetler de dahilolmak üzere kişinin görüşme sırasında anlattığı öykünün detaylı bir raporu;
(iii) Fiziksel ve Psikolojik Muayene:Uygun tanı koyucu testler ve mümkün olduğu durumlarda bütün yaralanmalarınrenkli fotoğrafları da dahil olmak üzere klinik muayene sonucunda elde edilenbütün fiziksel ve psikolojik bulguların kaydı.
(iv) Değerlendirme: Fiziksel vepsikolojik bulgular ile işkence ve kötü muamele arasındaki muhtemel ilişkinindeğerlendirilmesi. Gerekli tıbbi ve psikolojik tedavi ve/veya yapılması gerekenbaşka tıbbi testler ve muayeneler için görüş ve tavsiyeler;
(v) Yazar: Raporda muayeneyi yapankişilerin adları açıkça belirtilmeli ve rapor hazırlayanlar tarafındanimzalanmalı;
6c) Hazırlanan rapor gizli tutulmalı verapor muayene edilen kişiye veya kişinin yasal temsilcisi olarak atadığıkimseye teslim edilmelidir. Muayene edilen kişi veya temsilcisinin muayenesüreci hakkındaki görüşleri de sorulmalı ve raporda bu kişilerin görüşlerine deyer verilmelidir. Uygun olduğu durumlarda, işkence veya kötü muameleiddialarını soruşturmakla yetkili olanlara da yazılı rapor verilmelidir. Buraporun yetkili kişilere güvenli bir biçimde ulaştırılmasını güvenceye almak,Devlet'in sorumluluğudur. Muayene edilen kişinin rızası veya bu tür bir taleptebulunma yetkisi bulunan mahkemenin yetki vermesi istisna olmak üzere, raporbaşka kimseye verilmemelidir.”
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
48. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); gözaltındakikişilerin tıbbi muayenelerinin, müdafi yardımından yararlanma hakkı vegözaltının üçüncü kişilere bildirilmesi hakkıyla beraber kötü muameleye karşıen önemli tedbirlerden birini teşkil ettiğini ifade etmektedir. Buna göre, adlimuayene sırasında elde edilen delil, tutuklularla ilgili soruşturmalaresnasında ve tutukluların kötü muamele iddiasında bulunmaları halinde önemlirol oynamaktadır. Bu nedenle AİHM’e göre gözaltındaki kimselerin tıbbi muayenesistemi yargı sisteminin tamamlayıcı parçasıdır. Bu bilgiler ışığında, AİHM’inilk görevi, mevcut davanın koşullarında, ulusal makamların gözaltındakikimselerin tıbbi muayene sisteminin etkili biçimde işlemesini sağlayıpsağlamadıklarını belirlemektir (Salmanoğlu ve Polattaş/Türkiye, B. No:15828/03, 17/3/2009, § 79)
49. İşkence ve kötü muamele iddialarınınaraştırılmasındaki en önemli delillerden olan sağlık raporlarının, Avrupaİşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından tavsiye edilen standartlara veİşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya CezalarınEtkili Bir Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesine İlişkin Kılavuz'da(İstanbul Protokolü) yer alan ilkelere uygun olması gerekmektedir. Gereklistandartların altında kalan sağlık raporları tek başlarına kötü muameleiddialarının kanıtlanması ya da aksinin ispatlanmasında yeterli görülmemektedir(Ballıktaş/Türkiye, B. No: 7070/03, 20/10/2009, § 28).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
50. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
51. Başvurucu;
i. 8/7/2013 tarihinde hem annesiyle buluşmak hem deTaksim Dayanışma Platformunun basın açıklamasını izlemek üzere TaksimMeydanı’na geldiğinde polisin meydanı terk etmesini istediğini, kamusal alandadurmasını engelleyen bir kural olmadığını söyleyince polisin kendisini nedensizyere yakaladığını,
ii. Emniyete götürülmek üzere bindirildiği araçtasaatlerce bekletildiğini, tuvalet ihtiyacını gidermesine izin verilmediğini,
iii. Gözaltına alınmadan önce Eyüp Devlet Hastanesinegötürüldüğünü, doktorla tek başına kalmasına izin verilmediğini, İstanbulProtokolü’ne aykırı biçimde üstünkörü muayene edildiğini,
iv. Adli muayeneden sonra Emniyet Müdürlüğünegeldiklerinde bir süre yerde oturtularak bekletildiği sırada polislerin “Görünbakın daha neler yaparız, döveriz, görürsünüz” sözleriyle tehditedildiğini,
v. Nezarethaneye alınmadan önce zorla soyundurularak incearama diye tabir edilen C pozisyonunda arama yapıldığını,
vi. Nezarethanenin kirli ve böcek dolu olduğunu, saat 20.00’yekadar kendisine su ve yemek verilmediğini, ailesiyle görüştürülmediğini,
vii. 9/7/2013 tarihinde Haseki Devlet Hastanesinegiderken bir kadın polisin kendisine saldırdığını, ani biçimde kendisinikolundan sıkıca tutup iteklediğini, kolunu omzundan çevirerek arkaya doğruşiddetle büktüğünü, bu nedenle ciddi omuz ağrısı yaşadığını,
viii. Aynı polisin “Sana araçta daha neler yapacağım” diyekendisini tehdit ettiğini,
ix. Haseki Hastanesinde doktorla yalnız kalabildiğini,doktorun omzunda yırtık olabileceği şüphesiyle EMG çekilmesini önermesinekarşın gözaltından çıkınca buna izin verilmediğini,
x. 10/7/2013 tarihinde Eyüp Devlet Hastanesine kontrolamacıyla tekrar götürüldüğünde retina yırtığından ötürü yakın geçmişte ameliyatolduğunu, bu nedenle lens kullandığını ve lens temizliği için lens sıvısıgerektiğini belirterek doktordan raporuna bunu da yazmasını istediğini,doktorun polislere açıklama yapmasına rağmen lens suyu kullanmasına müsaadeedilmediğini ve dişlerini fırçalayamadığını,
xi. 11/7/2013 tarihinde Çağlayan Adliyesindeki Adli TıpŞube Müdürlüğünde adli rapor düzenlendiğini, doktorun sırada çok kişi olmasınedeniyle yüzüne bile bakmadan, İstanbul Protokolü’ne aykırı olarak birkaçdakika içinde rapor düzenlediğini,
xii. 12/7/2013 tarihinde TİHV’ye başvurarak tıbbibulguları tespit ettirdiğini,
xiii. Dile getirdiği bu iddialarla ilgili yaptığı suçduyurusunun kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandığını
ifade ederek insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağı ve bununla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı ile adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.
52. Bakanlık görüşünde; Anayasa Mahkemesi kararlarındakiilkelere yer verilerek başvurucunun şikâyetlerinin etraflıca araştırıldığı,kamera kayıtlarının istendiği, polis memurlarının kimliklerinin tespitedildiği, soruşturma sonucunda başvurucudaki yaralanma basit tıbbi müdahale ilegiderilebilecek düzeyde hafif olduğundan kullanılan gücün orantılı olduğu,soruşturmanın sonuç yükümlülüğü anlamına gelmediği ifade edilmiştir.
53. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; Bakanlıkgörüşünün sübjektif, bazı olay ve olgulara hiç değinmeden gerçeğin ortayaçıkarılmasını engelleyen bir tutum içinde hazırlandığını belirtmiştir.
B. Değerlendirme
54. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Herkes, yaşama, maddî ve manevîvarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
55. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Adil yargılanma ve etkili başvuru hakkını ilgilendiren şikâyetler, insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının usul yükümlülüğü kapsamındakaldığından anılan ihlal iddialarına ilişkin olarak ayrıca incelemeyapılmamıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. GözaltıSürecindeki Darp İddiası Yönünden
56. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan işkence ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. GözaltıSürecindeki Diğer İhlal İddiaları Yönünden
57. Başvurucu; emniyete götürülmek üzere bindirildiğiaraçta saatlerce bekletildiğini, tuvalet ihtiyacını gidermesine izinverilmediğini, nezarethaneye alınmadan önce yapılan aramanın onurunuzedelediğini, polislerce tehdit edildiğini, nezarethanenin kirli ve böcek doluolduğunu, su ve besin verilmediğini, lens suyunun temin edilmediğini önesürmüştür.
58. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeninbirinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü fıkrasında dakimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiylebağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (CezmiDemir ve diğerleri, B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 80).
59. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal açıdan zarar görmelerine nedenolmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygıgösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir vediğerleri, § 81).
60. Kişinin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırıolarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabitutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde Anayasa’nın17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5.maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili resmî birsoruşturma yapılmasını gerektirmektedir (Tahir Canan, § 25). Ancaketkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi için öncelikle kötü muameleiddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. İddia edilen olaylarıngerçekliğini tespit etmek için her türlü makul, şüpheden uzak kanıtlarınvarlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlıemarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir.Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğüngerekliliğinden bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).
61. Başvurucu, gözaltına alındığı gece durumunyakınlarına bildirilmesi gayesiyle kolluk tarafından istenen telefon numarasınıbildirmekten imtina etmiştir. Fakat sonraki aşamalarda gözaltı süresininuzatılması kararları başvurucunun yakınlarına bildirilmiş ve başvurucuyamüdafileri ile görüşme olanağı sağlanmıştır.
62. Başvurucu, bu başlık altındaki şikâyetlerininezarette kaldığı sırada avukatına iletme imkânına sahiptir. Başvurucunezaretten çıktıktan sonra Savcılıktaki ifadesinde ise çıplak arama teşebbüsüdışında kalan iddialarla ilgili bir anlatımda bulunmamıştır. Başvurucununavukatı da aynı hususlarda suskun kalmıştır. Başvurucu gözaltında kötümuameleye karşı önleyici nitelikteki bu mekanizmaların somut olayda uygulamayageçirilmediğini ileri sürmemiştir.
63. Öte yandan başvurucu, nezarethanede böcek olduğunu vetemizlik koşullarının uygun olmadığını ifade etmiş ise de doktor raporlarındabu iddiaların yol açtığı rahatsızlığını gösteren bir bulgu tespit edilmemiştir.
64. Kötü muamele mağduru olduğunu öne süren kişilerinsomut olgulara dayanmayan, yetersiz açıklamaları ya da iddialarının somut emareve delillerle desteklenmemesi durumunda bunların savunabilir olduğundanbahsedilemeyecektir. Ayrıca kişilerin iddialarını desteklemek için yetkilimakamlara zamanında başvurmaları gibi bir özen yükümlülükleri de bulunmaktadır(aynı yönde bkz. Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018, §§ 46, 47).
65. Başvurucu kabul edilebilirlik kararı verilen darpiddiasına ilişkin olarak TİHV İstanbul Temsilciliğinden rapor almıştır.Başvurucu diğer iddialarıyla ilgili olarak herhangi bir girişimde bulunmamış;TİHV tarafından verilen muayene raporunu ise tüm iddialarıyla birlikte olayınüzerinden yaklaşık beş ay geçtikten sonra adli makamlara iletmiştir.
66. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. EsasYönünden
a. İnsanHaysiyetiyle Bağdaşmayan Muamele Yasağının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğineİlişkin İddia
67. Gözaltında kötü muamele yasağının maddi boyutununihlal edildiği iddialarına ilişkin genel ilkeler için Cezmi Demir vediğerleri (aynı kararda bkz. §§ 80-96) başvurusu hakkında verilen kararabakılabilir.
68. Başvurucu basın açıklamasını izlemek için bulunduğuTaksim’de nedensiz yere yakalanarak Eyüp Devlet Hastanesine götürüldüğünü,doktorla tek başına kalmasına izin verilmediğini, gözaltındaki ikinci günündeHaseki Devlet Hastanesine giderken bir kadın polis memurunun kolunu omzundançevirerek arkaya doğru şiddetle bükmesinden ötürü yaralandığını, doktorunomzunda yırtık olabileceği şüphesiyle EMG çekilmesini önermesine karşınönerilen muayenenin yaptırılmadığını, üçüncü gün Çağlayan Adliyesinde bulunanAdli Tıp Şube Müdürlüğünde doktorun sırada çok kişi olduğu gerekçesiyle yüzünebile bakmadan İstanbul Protokolü’ne aykırı şekilde birkaç dakika içinde rapordüzenlediğini, gözaltından çıktıktan bir gün sonra TİHV'ye başvurarak tıbbibulguları tespit ettirdiğini, bu iddialarla ilgili suç duyurusunun kovuşturmayayer olmadığına dair kararla sonuçlandığını belirterek insan haysiyetiylebağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğini öne sürmüştür.
69. Gözaltında olduğu için dış dünyayla ilişkisi kesilenveya kendisine destek olabilecek ve gerekli kanıtları oluşturabilecek doktor,avukat, aile yakını veya arkadaşlarla görüşmesi her an mümkün olmayanbaşvurucunun gözaltı sırasında maruz kaldığı kimi kötü muamele davranışlarıyönünden yaptığı şikâyeti destekleyecek kanıt toplamasının güçlüğü açıktır (DenizYazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 79). Buna karşın başvurucunundosyaya ibraz ettiği doktor raporları, gözaltı sürecinde darp iddiasınınsoruşturma yapılmasını gerektirecek düzeyde tartışılabilir olduğunu göstermektedir.
70. Bir kişinin sağlıklı hâldeyken gözaltına alındığıancak salıverildiği zaman vücudunda bir yaralanmanın tespit edildiği durumlardasöz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir açıklama getirme vemağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak kanıtları sunma yükümlülüğüdevlete aittir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 94).
71. Yakalama ve etkisiz hâle getirme gibi kişinin kontrolaltına alınmaya çalışılması sırasında meydana gelen yaralanmalarda öncelikleyaralanmaya sebebiyet veren gücün kullanım zamanının tespit edilmesigerekmektedir. Kişinin kontrol altına alınması tamamlandıktan sonra uygulandığıtespit edilen kuvvet kullanımı için, gözaltında ve ceza infaz kurumunda olduğugibi kişinin devletin kontrolü altında bulunduğu sırada uğradığını ilerisürdüğü kötü muamele iddialarına ilişkin ilkeler uygulanabilecektir. Kuvvetkullanımının kişinin tamamen kontrol altına girmesinden önce, bir başka ifadeile kişinin kontrol altına alınmaya çalışılması sırasında uygulandığının tespitedilmesi hâlinde ise yapılması gereken, kullanılan gücün orantılı olupolmadığının değerlendirilmesidir (Zeki Bingöl (2), B. No: 2013/6576,18/11/2015, § 88).
72. Vücudundaki yaralanmaların yakalama sırasında meydanageldiği yönünde başvurucunun bir iddiası bulunmamaktadır. Başvurucu, tespitedilen yaraların nezarethaneye girmesiyle başladığını ileri sürmüştür.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda ise başvurucunun gözaltında alındıktansonra kolluğun kötü muamelesine maruz kaldığı iddiası üzerinde durulmadanyaraların yakalama sırasında meydana geldiği varsayımından yola çıkılarak,kullanılan gücün orantılı olduğu değerlendirilmiştir. Bu varsayım, ulaşılansonucun tutarlılığına gölge düşürdüğü gibi ispat külfetinin değişmesine de yolaçmayacaktır. Başvurucunun dile getirdiği darp iddialarının tamamı gözaltısürecine ilişkindir. Başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnmesuçundan yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi dealtı çizilmesi gereken bir noktadır.
73. Soruşturma dosyasında bulunan doktor raporlarıbaşvurucunun iddialarının karine hâline gelmesine yol açmıştır. Sağlıklı birşekilde gözaltına alınan başvurucudaki yaraların bu aşamadan sonra kollukgörevlilerinin eylemleri sonucu olmadığına ilişkin ispat yükümlülüğü kamumakamlarına aittir. Fakat somut başvuruda bu yükümlülüğün yerine getirilemediğigörülmüştür.
74. Başvurucunun maruz kaldığı şiddetin düzeyi ve meydanagelen yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmasıhususları birlikte dikkate alındığında eylemin insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yasağı kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir (benzer yaklaşım içinbkz. İbrahim Süleymanoğlu, B. No: 2015/6557, 17/7/2019, § 70).
75. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. İnsanHaysiyetiyle Bağdaşmayan Muamele Yasağının Usul Boyutunun İhlal Edildiğineİlişkin İddia
76. Gözaltında kötü muamele yasağının usul boyutuylailgili ilkeler için Cezmi Demir ve diğerleri (aynı kararda bkz. §§109-121) başvurusu hakkında verilen karara bakılabilir.
77. Soruşturmanın etkililiği ele alınırken önceliklesoruşturmaya başlandığı anda başvurucunun iddialarının savunulabilir olupolmadığı ve soruşturmanın seyrinin buna uygun bir şekilde yönlendirilipyönlendirilmediği tespit edilmelidir.
78. Kötü muamele iddiasıyla karşılaşan soruşturmamakamlarının olaydan haberdar olur olmaz resen ve derhâl harekete geçerek olayıaydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleritespit etmeleri gerektiği "Genel İlkeler" kısmında açıklanmıştır.
79. Somut olayda başvurucunun yaralandığını tespit edendoktor raporlarının birer sureti başvurucu hakkında yürütülen soruşturmadosyasında bulunmasına karşın Savcılık tarafından kolluk görevlileri hakkındaherhangi bir soruşturma başlatılmamıştır (aynı doğrultuda bkz. Şenol Gürkan,B. No: 2013/2438, 9/9/2015, § 101; Süleyman Göksel Yerdut [GK], B. No:2014/788, 16/11/2017, § 63; benzer yönde karar için bkz. Evin Barış, B.No: 2016/172, 28/5/2019, § 38). Soruşturma başvurucunun olayın üzerinden beş aygeçtikten sonra şikâyeti üzerine ancak başlatılabilmiştir.
80. Yetkililerce soruşturma konusu olayın gerektirdiğitanık ifadeleri, bilirkişi incelemeleri gibi söz konusu olaylarla ilgili tümkanıtların elde edilmesi için mümkün olan tedbirler alınmalıdır (Cezmi Demirve diğerleri, § 114; Turan Uytun ve Kevzer Uytun, B. No: 2013/9461,15/12/2015,§ 73). Buna karşılık soruşturmanın etkililiğini sağlayan en altseviyedeki inceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratikgerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanınetkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturmaişlemleri listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (FahriyeErkek ve diğerleri, B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).
81. Özgürlüğünden mahrum bırakılan bir kişiye yönelikolarak -kendi eylem ve tavırları mutlaka kuvvet kullanılmasını gerektirmedikçe-zora başvurulması, insan onurunun zedelenmesi ve ilke olarak Anayasa’nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen yasağın ihlal edilmesi sonucunudoğurabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 92).
82. Kötü muamele vakalarında fizikî bulgular bakımındandoktor raporlarının anahtar role sahip olduğunun altı çizilmelidir. Kamumakamlarının bu yükümlülüğü yerine getirmek için, nezarethanedeki görüntükayıtlarının saklanması konusunda gerekli tedbirleri alması gerekmektedir.Özellikle de gözaltında darp iddiası bulgularının hekim raporlarıyla ortayakonulduğu somut başvuruda kamera kayıtlarının kopyasının elde edilmesi içingirişimde bulunulması gerekirdi. Kayıtların yaklaşık iki aylık süreden sonrakendiliğinden silinmesi devletin makul bir şekilde açıklama yükümlülüğünüortadan kaldırmayacaktır.
83. Devletin kontrolü altında bulunan kişilere tıbbimuayenelerin sağlanması kötü muameleye karşı önemli tedbirlerden birinioluştururken bu muayenelerin usulüne uygun olarak yapılması ve raporlarınusulüne uygun düzenlenerek gerekli mercilere sunulması vazgeçilmez bir önemesahiptir. Tıbbi muayeneler güvenilir ve gerçeğe uygun raporlarla sonuçlanmalı;bunun için de muayeneler güvenlik görevlileri ve diğer kamu görevlilerinbulunmadığı bir şekilde, tıp uzmanlarının kontrolünde özel olarak yapılmalıdır(İstanbul Protokolü ek 1, madde 6).
84. "İlgili Hukuk" kısmında yer verilenAİHM içtihadına göre gözaltındaki kişilerin müdafiyle görüştürülmesi, gözaltıişleminin kişinin yakınlarına bildirilmesi ve etkin bir tıbbi muayenesi sistemikurulması kötü muamele olaylarının önlenmesi ve aydınlatılmasında yargısisteminin tamamlayıcı parçasıdır. "Ulusal Mevzuat" başlığı altındayer verilen 2559 sayılı Kanun’un 13., 5271 sayılı Kanun’un 95. ve 99. maddeleriile Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 9. maddesindekidüzenlemeler bu mekanizmanın İstanbul Protokolü’ne uygun olarak tesisedildiğini göstermektedir.
85. Bununla birlikte incelenen adli muayene raporlarında;görüşme koşulları, olayın öyküsü, fiziksel ve psikolojik muayene, bulgularlakötü muamele iddiaları arasındaki muhtemel ilişkinin değerlendirilmesihususlarında mevzuatta öngörülen ölçütlere riayet edildiği söylenemez. Zirahazırlanan raporlarda, fiziksel muayene dışında kalan alanlarda bir tespite yerverilmemiştir. Haseki Devlet Hastanesince tanzim edilen 9/7/2013 tarihliraporda önerilen EMG tetkinin yaptırılmadığı görülmüş, ayrıca soruşturma dosyasındabaşvurucunun gözaltında kaldığı 10/7/2013 tarihinde muayene ettirildiğinigösteren bir rapora rastlanmamıştır.
86. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada eldeedilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olmasıgerekir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).
87. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karardabaşvurucudaki yaraların yakalama sırasında meydana geldiği kabul edilmiştir.Gözaltında, giriş sırasında alınan 8/7/2013 tarihli raporda sol kol dış yüzdehafif kızarıklık olduğu kayıtlıdır. Gözaltı sürecinde alınan 9/7/2013 tarihliraporda ise yeni bulgular elde edildiği görülmüştür. Gözaltı giriş ve çıkışındaalınan doktor raporlarındaki bulgulardaki bu farklılığın nedeni ve bunlarınhangi süreçte gerçekleştiği hususunda başvurucunun iddialarıyla ilgili birdeğerlendirme yapılmamıştır.
88. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
89. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
90. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeninden yargılama ve15.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
91. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
92. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
93. İncelenen başvuruda insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.Dolayısıyla ihlalin Savcılığın verdiği kovuşturmaya yer olmadığı kararındankaynaklandığı anlaşılmıştır.
94. Bu durumda insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturmayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama isebireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerekAnayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararındabelirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığına (Soruşturma No: 2013/17796, K.2016/60402) gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
95. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 15.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
96. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltı sürecindeki darp nedeniyle insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Gözaltı sürecindeki diğer ihlal iddialarının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Gözaltında darp nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının maddi ve usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidensoruşturma yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına Başsavcılığına(Soruşturma No: 2013/17796, K.2016/60402) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 15.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
E. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.239,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.