TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYŞE ÖZEN VE ÖZNUR AKBAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/3548)
Karar Tarihi: 14/10/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucular
:
1. Ayşe ÖZEN
2. Öznur AKBAŞ
Başvurucular Vekili
:
Av. Ali TAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıylaaçılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıylareddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 18/1/2018 ve 31/1/2018tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2018/4110 numaralı başvuru dosyasının hukuki ve fiilîirtibat nedeniyle 2018/3548 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,incelemenin 2018/3548 numaralı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
8. Birleştirilen 2018/4110 numaralı bireysel başvurudosyasında başvurucu Öznur Akbaş, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
10. Başvurucular Manavgat Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmaVakfında (Vakıf) hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadırlar.
11. Başvurucular, kamu personeli olduklarını ilerisürerek 4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı MüesseselerdeÇalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllıkçalışma süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediyealacağının ödenmesi amacıyla Vakıf aleyhine ayrı ayrı dava açmışlardır.
12. Manavgat İş Mahkemesince yapılan yargılama sonundabaşvurucuların davalarının kabulüne karar verilmiştir. Gerekçeli kararlarda; davacılarındavalı Vakfa bağlı olarak muhtelif tarihlerden itibaren çalışmaya başladıkları,davalı Vakfın kamu kurumu niteliğinde olduğu, 6772 sayılı Kanun kapsamındabulunan kurumda çalışan başvuruculara her yıl için ilave tediye ödemeyapılacağı açıklanmıştır.
13. Davalı, istinaf yoluna başvurmuştur. Antalya BölgeAdliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi (BAM) ilk derece mahkemesinin kararlarınıortadan kaldırarak davaları kesin olarak reddetmiştir. Kararlarda, konuyailişkin yargı kararları ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun(İBK) 9/6/2017 tarihli kararı uyarınca Vakfın 6772 sayılı Kanun gereğince kamukurumu niteliğinde olmadığı belirtilmiştir.
14. Başvurucular 18/1/2018 ve 31/1/2018 tarihlerindebireysel başvurularda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİHUKUK
15. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B. No:2017/29896, 25/12/2018, §§ 14-32.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
17. Başvurucular, Vakfın kamu kurumu olması nedeniylekamu işçisi olduklarını ve bu sebeple ilave tediye alacağı haklarınınbulunduğunu belirtmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kendileri ile aynıstatüde bulunan kişileri kamu işçisi olarak kabul edip ilave tediye alacağınahak kazandıkları yönünde kararları bulunmasına rağmen kendi davalarınınreddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ve gerekçelikarar haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
18. Anayasa Mahkemesi tarafından Yasemin Bodurbaşvurusuna ilişkin kararda Yargıtay daireleri arasındaki içtihat farklılığınınbulunduğu ifade edilerek bu durumun düzeltilmesine ilişkin olarak içtihadıbirleştirme kararı gibi elverişli bir mekanizmanın işletilmemesi nedeniyleyargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucuna varıldığı 2018/4110 numaralıbaşvuru dosyasında yer alan Bakanlık görüşünde belirtilmiştir. Olayda ise YaseminBodur kararından farklı olarak Yargıtay dairelerinin kararları uyarıncadeğil İBK kararı nedeniyle davanın kesin olarak reddedildiği vurgulanmıştır.
19. 2018/4110 numaralı bireysel başvuru dosyasındabaşvurucu Öznur Akbaş Bakanlık görüşüne karşı beyanında, Vakfın kamu kurumuniteliğinde olduğunu savunmuş ve bu sebeple ilave tediye alacağının kendisineödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Öte yandan dilekçesinde kendisi ile aynıkonumda çalışanların açmış olduğu davaların kabul edildiğine ilişkin emsalYargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararlarının ilgili kısmına yer vermiştir.
B. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddialarının özünün hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olmasınedeniyle bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
22. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce YaseminBodur kararında ortaya konulmuştur (Yasemin Bodur, §§ 35-45). Anılankararda Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevinin, hukukkurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik veöngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmek olduğu belirtilmiştir.Bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklananiçtihat farkının süregelen bir hâl aldığı durumlarda uygulamadakitutarsızlıkları ortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaretedilmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği devletin, aynı yargı koluna dâhilmahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadankaldırabilecek nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin birşekilde işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu ifadeedilmiştir.
23. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve sonradan bugörev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin vakıf çalışanlarınınkamu işçisi olduğunu kabul ettiği ve şartları uygunsa idare tarafındanödenmesine karar verilen ilave tediye alacağından yararlanacaklarına dairkararlar verdiği belirtilmiştir. Buna karşılık olarak Yargıtay 22. HukukDairesinin anılan vakıfların özel hukuk tüzel kişisi statüsüne sahip olduğunuve dolayısıyla kamu personeli sıfatı bulunmayan çalışanlarının ilave tediyedenyararlanmayacağını istikrarlı olarak hüküm altına aldığı ifade edilmiştir.Yargıtay daireleri arasındaki derin ve süregelen içtihat farkının faaliyetegiren istinaf mahkemesi niteliğindeki BAM daireleri arasında da sürdürüldüğüsaptanmıştır (Yasemin Bodur, §§ 48, 50).
24. Anılan kararda sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfıçalışanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususundasüregelen içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmışolduğu, bu durumun davaların somut özelliğinden kaynaklanmadığı ve bu durumunortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişlibir mekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonucun başvurucu içinöngörülemez olduğu ve yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucunaulaşılmıştır (Yasemin Bodur, § 52).
25. Her ne kadar Bakanlık görüşünde olayda YaseminBodur kararından farklı olarak Yargıtay dairelerinin kararları uyarıncadeğil İBK kararı nedeniyle davanın kesin olarak reddedildiği ileri sürülse debaşvurucuların hizmet akdi ile çalıştığı Vakfın niteliğini de ele alan YargıtayİBK'ya rağmen Yargıtay daireleri, söz konusu kararın vakıfların niteliğinibelirlemekle birlikte çalışanların statüsüne ilişkin bir tespit içermediğigörüşünden hareketle önceki görüşleri doğrultusunda kararlar vermeye devametmiştir (Yasemin Bodur, §§ 20, 23).
26. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve YaseminBodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniylebaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
28. Başvurucular; yeniden yargılama yapılması ile madditazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
29. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
30. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
31. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §57).
32. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylardaihlalin aynı hukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafındanaçılan davalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındakigörüş farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasındankaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvurucuların aynıanda iki farklı yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterinitaşımayan bir hukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır.
33. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derecemahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılansonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalingiderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.Aksi durum, yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesinehükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan bir lehinetercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlaligidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafıaleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda,yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte biryol olarak kabul edilemeyeceğinden başvurucuların manevi tazminat talepetmedikleri de dikkate alınarak yalnızca ihlalin tespitine karar verilmesigerekir.
34. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvuruya konu olayda böyle bir illiyetbağı bulunmadığından maddi tazminata ilişkin talebin reddine karar verilmesigerekir.
35. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçtutarının başvuruculara ayrı ayrı, 3.000 TL vekâlet ücretinin müşterekenödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuların maddi tazminat taleplerinin REDDİNE,
D. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvuruculara AYRI AYRI, 3.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Manavgat İşMahkemesine (E.2016/988; E.2016/991) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.