TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYSUN TOKA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2364)
Karar Tarihi: 7/3/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Cüneyt DURMAZ
Başvurucu
:
Aysun TOKA
Vekili
:
Av. Ahmet ÇAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, iş sözleşmesine dayalıolarak çalıştığı iş yerinde işveren ve iş arkadaşları ile yaşadığı sorunlarnedeniyle Cumhuriyet Savcılığına yaptığı suç duyurusundan ve iş sözleşmesininfeshi nedeniyle açmış olduğu işe iade davasından bir sonuç alamadığını vedavanın yaklaşık 3 yıl 4 ayda tamamlandığını belirterek Anayasa’da düzenlenenadil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, başvurucu tarafından 1/4/2013tarihinde Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. İdariyönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir
4. İkinci Bölüm tarafından 24/7/2013tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 3/9/2013 tarihli görüş yazısı 10/9/2013 tarihinde başvurucuvekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu Adalet Bakanlığının görüşüne karşı birbeyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, iş sözleşmesine dayalı olarak İstanbulBahçelievler Sağlık Grup Başkanlığına bağlı Hürriyet Sağlık Ocağında 4/1/2007 tarihinde, veri hazırlama ve giriş elemanıpozisyonunda alt işveren olan bir şirkette çalışmaya başlamıştır.
8. Başvurucu, iş sözleşmesi devam ederken ihaleyi alandeğişik şirketlerde çalışmış ve en son 2009 yılının Temmuz ayında MarmaraTemizlik Hizmetleri Gıda Bilgi Reklam ve Org. San. Tic. Ltd. şirketindeçalışmaya başlamıştır.
9. Başvurucu, Hürriyet Sağlık Ocağında çalışırken uyumsuzdavranışları bulunduğu ileri sürülerek Şirinevler Sağlık Ocağındagörevlendirilmiş, daha sonra söz konusu davranışlarının devam ettiği iddiasıylaHekimbaşı İsa Efendi Sağlık Ocağında görevlendirilmiştir. Son iş yerindeverilen işleri yapmadığı ve işyerinde huzursuzluk çıkardığı iddiasıyla iş sözleşmesifeshedilmiştir.
10. İş sözleşmesinin feshedilmesinden sonra başvurucu, 28/9/2009 tarihinde, iş sözleşmesinin feshiningeçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesi istemiyle Bakırköy 11. İşMahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.
11. Mahkeme, 3/11/2009 tarihindekiilk duruşmada, davalı tarafa tanık listesi sunması için yirmi günlük kesin sürevermiş, sonrasında yapılan 4/12/2009, 31/12/2009 ve 26/1/2010 tarihli üçduruşmada davacı tarafın tanıklarını dinlemiş, davalı tarafın tanıklarınatebligat çıkarmış, davalı şirkete tebligat çıkarıldığı fakat tanığa ayrıcatebligat çıkarılmadığının bildirilmesi üzerine doğrudan tanık K. M.’ye tebligat çıkarılmasına ve mahal emniyet müdürlüğüncezorla getirme emri yazılmasına ve talimat giderlerinin davalı tarafındanödenmesi için süre verilmesine karar vermiştir. Mahkeme, usulüne uyguntebligata rağmen gelmeyen tanık K. M.’nin zorlagetirilmesi yazısına müzekkere pulu sunulması için kesin süre vermiş aksi haldetanık dinlenilmesinden vazgeçileceği ihtarlarını yapmış ve 4/1/2010tarihinde Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürlüğüne ve 29/1/2010 tarihinde EyüpAlibeyköy Şehit Atıf Ödül Polis Merkezi Amirliğine ihzar müzekkeresi yazmıştır.
12. 19/3/2010 tarihli duruşmada mahkeme,tanıklarından birinin dinlenilmesinden vazgeçtiğini ve diğer tanık K.M’ nin evlenip soyadının “Ö.” Olarak değiştiğini veİskenderun’a tayin olduğunu davalı tarafın bildirmesi üzerine İskenderun İşMahkemesi’ne talimat yazılmasına karar vermiş; bu karardan sonra yapılan18/05/2010 tarihli duruşmada talimatın beklenmesine, 16/7/2010 tarihliduruşmada talimatın tekidine, 6/9/2010 tarihli duruşmada talimatınbeklenmesine, 22/10/2010 tarihli duruşmada talimatın akıbetinin sorulmasına,aynı talimatın yeniden yazılmasına, 26/11/2010 tarihli duruşmada talimatıncevabının beklenmesine, 31/12/2010 tarihli duruşmada talimatın tekidine,4/2/2011 tarihli duruşmada, duruşmada hazır bulunmayan, mazeret bildirmeyenkendisini vekil ile de temsil ettirmeyen davacının açtığı davanın yenileninceyekadar işlemden kaldırılmasına, 17/3/2011 tarihli duruşmada davalı tanığı K. M.’nin adresinin İskenderun İl Sağlık Müdürlüğündensorulmasına, 18/4/2011 tarihli duruşmada talimatın tekidine, 27/5/2011 tarihliduruşmada talimatın cevabının beklenmesine karar verilmiştir.
13. Sonraki 24/6/2011 tarihliduruşmada “İskenderun İş Mahkemesine yazılantalimatın tanık adına çıkarılan davetiyenin tanınmadığından bahisle iadeolduğundan bila ikmal geldiği, talimat mahkemesikatiplerince talimat ekinde pul ve dilekçe olmadığına dair tutanaktır ibaresiolduğu, 4. sulh ceza mahkemesinden son celse zaptının gönderilmediği, davalıbakanlık vekiline tebligat yapıldığı talimat mahkemesince tanığının devlethastanesi adresine tebligat çıkarıldığı diğer iki adresine tebligat çıkarıldığınadair bir meşruhatın talimat evraklarında bulunmadığı anlaşıldı” ğından “…davalı Bakanlıkvekiline davalı tanığı K.Ö’nün yeni adresini tespitedip bildirmek… tebligat pulu, eğer bildirilecek adresmahkememiz yetki sınırları dışında ise mahal iş mahkemesine talimat yazılmasıiçin gerekli… talimat pulunu sunmak üzere davalıBakanlık vekiline 15 günlük kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde buhususlar yerine getirilmediği takdirde bu tanığı dinletme haklarından vazgeçmişsayılacaklarının ihtarına” karar verilmiştir.
14. 9/9/2011 tarihli duruşmada “Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesine yazı yazılarak2009/1118 esas sayılı dosyada sanık olan tanık K.Ö’nünbu dosyada mevcut adresinin, yakalama evrakı infaz edilmiş ise bu adresininbildirilmesinin, bu konudaki evraklarının örneklerinin istenilmesine,kendisinin bu dosyadaki adresine tebligat çıkarılmasına”, 24/11/2011tarihli duruşmada “1- Bakırköy 4. Sulh CezaMahkemesine yazı yazılarak 2009/1118 E. sayılı dosyalarında sanık konumundabulunan K.Ö. nün açık kimlik bilgileriyle T.C. (kimlik) numarasının yine sanıkhakkındaki yakalama emri infaz edilmiş ise yakalama emrinin infaz edilereksavunmasının alındığı celsede bildirdiği adresinin bildirilmesinin istenmesine,2- Tanık K.Ö’nün T.C. (Kimlik) Numarası bildirildiğindeMernis'ten adres araştırması yapılmasına, eğerBakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesince adresi bildirilirse bu adresten davetiye ilecelbine, dosyada davetiye masrafı olmakla yeniden alınmasına yer olmamasına”karar verilmiştir.
15. 18/1/2012 tarihli duruşmada başvurucuvekilinin tanık K. Ö.’nün adresinin Erzurum’daolduğunu bildirmesi üzerine Erzurum Şenkaya Asliye Hukuk Mahkemesine tanığındinlenilmesi yönünde talimat yazılmış, Erzurum Şenkaya Asliye Hukuk Mahkemesi24/2/2012 tarihli duruşmada tanık K. Ö.’nün beyanınıalarak mahal mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
16. Bunun üzerine Bakırköy 11. İş Mahkemesi 27/4/2012 tarihli duruşmada tanık beyanını esas almış vedavalı tarafa talimat cevabına cevap vermesi için süre vermiştir. Sonrasındayapılan 8/6/2012 ve 5/7/2012 tarihli duruşmalarda harçeksikliği gibi yargılama giderlerinin tamamlatılması, davalı tarafın bilirkişitalebinin incelenmesi ve başvurucunun hizmet döküm cetvelinde bulunan işyerlerinin açık unvan ve bilgilerinin bildirilmesi için Ticaret Sicil Memurluğu'na yazı yazılması ile (diğer delillerindeğerlendirilmesi ile) meşgul olmuş, 18/7/2012 tarihli duruşmada hâkimin yenigöreve başlaması sebebi ile süre verilerek dosyanın incelenmesine kararverilmiştir.
17. Nihai olarak Bakırköy 11. İş Mahkemesi 6/11/2012tarih ve E.2009/773, K.2012/450 sayılı kararıyla davayı kabul etmiş, feshingeçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir.
18. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 22/1/2013 tarih ve E.2012/30100, K.2013/326 sayılı kararıylafeshin haklı bir sebebe dayandığını belirterek Bakırköy 11. İş Mahkemesininkararını bozarak davanın reddine karar vermiştir.
19. Başvurucu ayrıca kendisi hakkında verilen işleriyapmadığı ve işyerinde huzursuzluk çıkardığı gerekçesiyle tutanakdüzenleyenlere ilişkin evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma nedeni ileBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.
20. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, BahçelievlerKaymakamlığından şüpheli memurlar hakkında soruşturmanın devam edebilmesi içinsoruşturma izni talebinde bulunmuştur. Ancak, Bahçelievler Kaymakamlığı 13/5/2011 tarih, K.20 sayılı kararıyla bu talebireddetmiştir.
B. İlgili Hukuk
21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisiilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde vedüzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamaklayükümlüdür.”
22. 6100 sayılı Kanun’un “Diğerkanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı447. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılamausulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgilihükümleri uygulanır.”
23. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İşKanunu’nun “Fesih bildirimine itiraz veusulü” kenar başlıklı 20. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içindesonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ayiçinde kesin olarak karar verir.”
24. 4857 sayılı Kanun’un “Feshingeçerli sebebe dayandırılması” kenar başlıklı 18. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıranişyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli işsözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından yada işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebedayanmak zorundadır.”
25. 4857 sayılı Kanun’un “İşvereninhaklı nedenle derhal fesih hakkı” kenar başlıklı 25. maddesişöyledir:
“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde işsözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizinfeshedebilir:
I- Sağlık sebepleri:
…
II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayanhaller ve benzerleri:
…
e) İşçinin, işverenin güvenini kötüyekullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibidoğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
…
h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevlerikendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.
ı) İşçinin kendi isteği veya savsamasıyüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malıolmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya vemaddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kaybauğratması.
III- Zorlayıcı sebepler:
…
İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülensebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleriçerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.”
26. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyleişledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri izne tabi olup izin vermeyeyetkili merciler ve izlenecek usul 2/12/1999 tarih ve4483 sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması HakkındaKanun’da düzenlenmiştir.
27. 4483 sayılı Kanun’un “İtiraz” başlıklı 9. maddesi şöyledir:
“Yetkili merci, soruşturma izni verilmesineveya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkındainceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiyebildirir.
Soruşturma izni verilmesine ilişkin kararakarşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturmaizni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi, yetkilimerciin kararının tebliğinden itibaren on gündür.
İtiraza, 3 üncü maddenin (e), (f), g(Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştayİkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölgeidare mahkemesi bakar.
İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ayiçinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 7/3/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 1/4/2013 tarih ve 2013/2364 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, açmış olduğu işe iadedavasının, davalı tarafın tanığı K. Ö.’nün önceİskenderun’a sonra Erzurum Şenkaya’ya tayini çıktığı için ulaşılamamasınedeniyle yaklaşık 4 yılda tamamlandığını belirterek uzun süren yargılamanedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini; görev yerinin değiştirilmesine bağlı olarak asıl görevinin dışındaolan işleri yapmak durumunda bırakılmasının Anayasa’da düzenlenen zorlaçalıştırma yasağını ihlal ettiğini ve hakkında tutanak tutanlara ilişkin açılansoruşturmanın Bahçelievler Kaymakamlığınca verilen soruşturma izni verilmemesikararıyla sonuçsuz bırakılmasının Anayasa’da düzenlenen etkili başvuru hakkınıihlal ettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Zorla ÇalıştırmaYasağının İhlal Edildiği İddiası Yönünden
30. Başvurucu, görev yerinin değişmesine bağlı olarak kendigörevi olmayan işleri yapmaya zorlandığını, bu durumun zorla çalıştırmayasağını ihlal ettiğini iddia etmiştir.
31. Anayasa’nın 18. maddesinin birinci fıkrasında “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz…”düzenlenmesine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi “zorla çalıştırma” kavramını, temel insan haklarına ilişkinuluslararası sözleşmelerden ve ilgili uluslararası otoritelerin yorum veuygulamalarından yararlanarak tanımlamıştır. Buna göre, zorla çalıştırmadan sözedilebilmesi için, kişinin ceza tehdidi altında ve rızası bulunmaksızınçalıştırılması gerekmektedir (E.2011/150, K.2013/30, K.T. 14/2/2013).
32. Bir eylemin zorla çalıştırma veya zorunlu çalışmasayılabilmesi için: 1) Kişinin işi kendi iradesineaykırı olarak yapması, 2) İşi yapma yükümlülüğünün “haksız” veya “baskıcı”olması veya yapılmasının katlanılmaz sıkıntılara yol açması gerekir. Ayrıcakişinin bu işi önceden rızasıyla yapıp yapmadığı, bir kuruma isteyerek giripgirmediği, normal yurttaşlık veya mesleki yükümlülüğünün bir parçası olan birhizmeti ifa edip etmediği de dikkate alınmalıdır (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 28).
33. Yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde somut iddiadeğerlendirildiğinde; başvurucu Hürriyet Sağlık Ocağında veri giriş elemanıolarak çalışmakta iken görev yeri değişikliği ile Şirinevler Sağlık Ocağındagörevlendirilmiş, yeni görev yerinde veri giriş elemanı unvanı ile aylıkçalışma bildirisi, hastalık istatistik formu gibi belgeler düzenlemiştir. Başvurucuher ne kadar bu işlerin kendi görevinin dışında olduğunu iddia etmekte ise deveri giriş elemanı olmasının sadece hasta kabul ve kayıt işlemleri yapacağıanlamına geldiği söylenemez. Bu açıdan başvurucunun görevlendirildiği işyerindekendi görevi kapsamında başka işleri yapması Anayasa ve AİHS bağlamında zorlaçalıştırma olarak nitelendirilemez.
34. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürüleniddianın yerinde olmadığı ve bir ihlalin bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiği yönündeki şikâyetinindiğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden
35. Başvurucu, aleyhine tutanakdüzenleyen kişiler hakkında görevi kötüye kullanma ve resmi evrakta sahteciliknedeniyle suç duyurusunda bulunduğunu fakat Bahçelievler Kaymakamlığınınsoruşturma izni vermemesi nedeniyle bir sonuç alamadığını, bu uygulamanedeniyle görev yerinin değiştiğini, iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğineve işe iadesine karar verilmesi istemiyle açtığı davanın kesinleşmesi ileetkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu her ne kadar etkilibaşvuru hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etse de başvuru özü itibariyle adilyargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
36. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
37. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgiliuyuşmazlıkların” ve bir “suçisnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğubelirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hakarama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmekiçin, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığıntarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmişolması gerektiği anlaşılmaktadır (B. No: 2012/917, 16/4/2013,§ 21).
38. AİHM içtihatlarına göre, bir ceza davasında üçüncü kişilerinsuçlanması veya cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar gören,şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler, Sözleşme’nin 6. maddesinin korumaalanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medeni haktalebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucundaverilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir(B. No: 2013/1845, 7/11/2013, § 37).
39. Hukuk sistemimiz açısından, 4/12/2004tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile cezamuhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânı ortadan kalkmış olup,başvurucunun ceza muhakemesi sürecinde medeni haklarını ileri sürme imkânıbulunmamaktadır. Ayrıca somut olayda başvurucunun isteğinin üçüncü kişinincezalandırılmasıyla sınırlı olduğu, verilen kovuşturmaya yer olmadığına dairkararın etkilerinin ceza muhakemesi süreci ile sınırlı olduğu ve başvurucununiddiaları göz önünde bulundurulduğunda hukuk yargılaması açısından bağlayıcıbir etkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır (B. No: 2013/2355, 7/11/2013,§ 21).
40. Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesine dayananihlal iddiasının konusunun, Anayasa’da güvence altına alınmış ve AİHSkapsamında yer alan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kaldığıanlaşılmakla, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “konu bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
c. YargılamanınMakul Sürede Tamamlanmadığı İddiası Yönünden
41. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bubölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden İnceleme
42. Başvurucu, iş akdinin feshedilmesi üzerine işmahkemesinde açtığı feshe itiraz davasının, 4857 sayılı Kanun’da belirtilen üçaylık süreye rağmen yaklaşık 40 aylık makul olmayan bir sürede tamamlandığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
43. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, makul süreye ilişkindeğerlendirmede Anayasa Mahkemesinin AİHM’nin yaklaşımını benimseyerekyargılama sürecinin bütününü ele aldığını, AİHM’nin ulusal mahkemelerin yasalsüreye riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl yorumladığı ve uyguladığınıdenetlemediğini, davanın başvurucu açısından taşıdığı önemi bir değerlendirme kriteri olarak ele aldığını; somut başvuruda kararın 3 yıl 4ayda kesinleştiğini ifade ederek yargılama süresinin makul olup olmadığıincelenirken bu hususların göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmiştir.
44. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
45. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
46. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde,hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
47. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca adil yargılanma hakkıkapsamında değerlendirilmiştir. Ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerekmektedir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 39).
48. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalarailişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda iş akdi feshedilen başvurucunun feshingeçerli olmadığını ileri sürerek açtığı davada bir iş uyuşmazlığı sorunubulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik olarak 4857 ve 6100 sayılıKanunlarda yer verilen usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılamafaaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğundakuşku bulunmamaktadır.
49. Makul süre incelemesinde; yargılamaya intikal eden maddivakıalar ve ispat araçlarından oluşan dava malzemesinin veya uygulanacak hukukkurallarının karmaşık olması; tarafların genel olarak yargılama sürecindekitutumu, yargılama sürecinin uzamasındaki etkisi ve usulihaklarını kullanırken gereken dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri; yargımakamları yanında dava süreciyle ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet organlarınaatfedilebilir yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan birgecikme olup olmadığı ve yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususundagerekli özenin gösterilip gösterilmediği; başvurucu için hukuki korumanın biran önce gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği veniceliğine ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesigerekmektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 42-46).
50. Adil yargılanma hakkı Devlete uyuşmazlıkların makul süreiçinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurmaödevi yükler. İş akdinin işveren tarafından haksız yere feshedildiğini düşünenbir çalışanın, bu işlemin hukuka uygunluğu hakkında kısa sürede bir yargıkararı verilmesinde önemli bir kişisel yararı bulunmaktadır. Zira iştençıkarılmak suretiyle geçim kaynağını kaybeden bir bireyin hukuki durumununivedilikle açıklığa kavuşturulması gerekir. Bir birey, geçim kaynağı olmaksızınhukuki durumunun uzun süre belirsiz bırakılması halinde, bu durumdan olumsuzetkilenecektir. Bu nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususundayargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekir (B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 59).
51. Kanun koyucu iş hukukunun çalışanı koruyucu niteliğini veiş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin dışında özel biriş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun uzmanımahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimdesonuçlandırılmasını amaçlamıştır. Özellikle işe iade davalarında yargılamanınuzaması her iki taraf için de hukuki belirsizliğin devamına sebep olduğundan budavaların ivedilikle sonuçlandırılması ayrı bir öneme sahiptir. Bu durum işsözleşmesi feshedilen fakat bir an önce eski işine dönme beklentisi taşıyan vebu yüzden yeni bir işe başlamakta tereddüt eden işçi açısından önemli olduğugibi, sözleşmesini feshettiği işçi yerine yeni bir işçi istihdam ederek işorganizasyonunu tamamlamak isteyen işveren açısından da önemlidir. Dolayısıylaiş sözleşmesinin feshine ilişkin uyuşmazlıkların kısa sürede sonuçlandırılmasıhem çalışan hem de işverenin yararınadır (B. No: 2013/772, 7/11/2013,§ 60).
52. Kanun koyucu, feshe itiraz davalarının özel öneminidikkate alarak diğer iş davalarına oranla daha hızlı bir şekilde kararabağlanması için 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinde özel hükümlere yervermiştir. 4857 sayılı Kanun’un “Fesih bildirimine itiraz ve usulü” kenar başlıklı 20.maddesine göre iş güvencesi hükümlerine tabi işçinin belirsiz süreli işsözleşmesi, işveren tarafından feshedilirse işçi, bu feshin geçerli nedenedayanmadığı iddiasıyla feshin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 1aylık hak düşürücü süre içinde iş mahkemesinde feshin geçersizliğinin tespitive işe iade davası açabilmektedir. Kanun koyucu, işe iade davalarınınyukarıda bahsedilen özel önemine binaen 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesigereğince seri muhakeme usulüyle mahkemelerce iki ay içinde; bu davalarıntemyiz incelemesinin de bir ay içinde sonuçlandırılması yönünde düzenleme yapmıştır(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 61).
53. Taraflar için 4857 sayılı Kanun’da belirtilen sürelerkural olarak kesin ve hak düşürücü nitelikte olmasına rağmen, Kanun’un 20.maddesinde mahkemeler için öngörülen bu süreler hak düşürücü nitelikte değildir.İşe iade davalarının sonuçlandırılması için öngörülen iki aylık süre,mahkemelere yönelik bir süre olduğundan düzenleyici nitelikte olup, mahkemelerbu sürede davayı sonuçlandıramasalar da daha sonra verdikleri kararlarıngeçerli olduğunda şüphe yoktur (B. No: 2013/772, 7/11/2013,§ 62).
54. Bunun yanında 6100 sayılı Kanun’un30. maddesinde uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş,bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesiyle 4857 sayılı Kanun’un 20.maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alansözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukukuuyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Bu durumda işe iade davalarında datakip edilmesi gereken yargılama usulü 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 64).
55. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalardauygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısabir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ilesonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).
56. 6100 sayılı Kanun’un 317. maddesi ve devamı maddelerdeyer alan bu usulde davalar, mahkemeye sunulan dilekçe ile açılmakta vedavalının, dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içindecevap dilekçesini mahkemeye sunması gerekmektedir. Bu süre bir defaya mahsusolmak üzere en fazla iki hafta uzatılabilmektedir. Basit yargılama usulündecevaba cevap ve ikinci cevap aşamaları bulunmamaktadır. Mahkemeler, 6100 sayılıKanun’un 320. maddesine göre mümkünse tarafları duruşmaya davet etmeden dosyaüzerinden karar verirler. Duruşmalı yargılamada aynı maddeye göre mahkemelerin,tahkikatı ilk duruşma hariç, kural olarak iki duruşmada tamamlaması veduruşmalar arasındaki sürenin de bir aydan uzun olmaması gerekmektedir. Ancakistisnai hallerde ikiden fazla duruşma yapılabileceği gibi, duruşma araları dabir aydan fazla tutulabilmektedir (B. No: 2013/772, 7/11/2013,§ 66).
57. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesindeki sürelerindüzenleyici nitelikte süreler olduğu, yapılması gereken duruşmalar ve duruşmaaralıkları, bilirkişi raporlarının beklenmesi, şahitlerin dinlenmesiyletebligat işlemleri göz önünde bulundurulduğunda, bu sürelerin aşılabileceğigörülmektedir. Bu nedenle öngörülen süreyi aşan her yargılamanın süresininmakul olmadığı ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bununlabirlikte işe iade davalarının başvurucu açısından taşıdığı değer ile davanınkısa sürede bitirilmesindeki başvurucunun kişisel yararı göz önüne alındığındabu davaların süre yönünden diğer davalarla aynı nitelikte olduğu da söylenemez(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 67).
58. Bu durumda somut başvuruda makul süre incelemesiyapılırken işe iade davasının başvurucu için taşıdığı değer ve başvurucununkişisel yararı göz önünde bulundurularak yargılama sürecindeki gecikmelerin herbiri belirlenerek gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların gecikmedekietkisinin tespiti ve bahsedilen makul süre kriterlerinintoplam etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
59. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, somutişe iade davasında başvurucunun mahkemeye dilekçeyle başvurarak dava sürecinibaşlattığı tarihtir. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın kesin olarak sona erme tarihidir (B. No:2013/772, 7/11/2013, § 69).
60. Başvuru konusu olayda, iş akdi işveren tarafındanfeshedilen başvurucunun 28/9/2009 tarihinde Bakırköy11. İş Mahkemesi nezdinde açılan feshin geçersizliği ve işe iade istemlidavasında Mahkeme, yaklaşık 37 buçuk ay gibi bir süre sonunda 6/11/2012tarihinde davanın kabulüne karar vermiş, kararın temyiz edilmesi üzerineYargıtay 22. Hukuk Dairesi 22/1/2013 tarihinde kararın bozulmasına ve davanınreddine karar vermiştir. Bu durumda iki dereceli yargılama sisteminde davanın 3yıl 3 ay 24 gün (yaklaşık 40 ay) sürdüğü anlaşılmaktadır.
61. İlk derece Mahkemesinde 37 ay 8 gün süren yargılamasürecinde toplam 24 duruşma yapılmıştır. Yargılama sürecine bakıldığında(10-17) belirlenen tanığa ulaşılamaması nedeniyle meydana gelen gecikme,yaklaşık yirmi sekiz buçuk aydır. Tanık beyanının beklendiği süreçtegerçekleşen 27/4/2012 tarihinden önceki on beşduruşmada İskenderun İş Mahkemesine ve Şenkaya Asliye Hukuk Mahkemelerinetalimat yazılmış, iki kez Emniyet Müdürlüklerine ihzar müzekkeresi düzenlenmişve İskenderun İş Mahkemesine tekit yazısı gönderilmiştir. 24/2/2012tarihli tanık beyanını içeren talimat cevabı Mahkemeye geldikten sonra27/4/2012 tarihli duruşmada okunmuştur.
62. Başvurucu vekili, mazeret sunmaksızın 4/2/2011tarihli duruşmaya katılmamıştır. Başvurucu vekilinin katılmadığı bu duruşmatanık beyanı için talimat cevabının beklendiği sürece denk geldiğinden herhangibir gelişme olmamış ve bu duruşmaya katılmamanın davanın uzamasına etkisigörülmemiştir. Bu durumda başvurucu vekilinin katılmadığı ilk duruşma nedeniyledavanın uzamasına sebebiyet verdiği söylenemez.
63. 37 ay 8 gün süren ilk derecemahkemesi önündeki yargılama boyunca yapılan duruşmaların ortalama bir buçuk aygibi bir aralıkta gerçekleştiği görülmekle birlikte tanık talebi ve belirlenentanığa ulaşılması için iki kez Emniyet Müdürlüklerine ihzar müzekkeresi,toplamda on kez İskenderun ve bir kez Şenkaya Mahkemelerine talimat yazısı vede iki kez İskenderun İş Mahkemesine tekit yazısı gönderilmiş tüm bu işlemler,yirmi sekiz buçuk aylık zaman zarfında tamamlanabilmiştir.
64. Davalı taraf 12/11/2012tarihinde temyiz başvurusunda bulunmuş, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 22/1/2013tarih ve E.2012/30100, K.2013/326 sayılı kararıyla başvurucunun uyumsuzdavranışlarının görev yeri değiştirilmesine rağmen devam etmesinin fesih içinhaklı bir sebep oluşturduğu gerekçesiyle Bakırköy 11. İş Mahkemesinin kararınınkesin olarak bozulmasına hükmetmiştir. Temyiz başvurusunun yapıldığı tarih ileYargıtay 22. Hukuk Dairesinin karar verdiği tarih olan 22/1/2013tarihi arasında yaklaşık iki buçuk ay gibi bir süre geçmiştir. Bir başkaifadeyle dava dosyasının temyiz aşamasında Yargıtay’a sevki ve esastanincelemesi için geçen süre yaklaşık iki buçuk aydır.
65. Söz konusu davada talimatla tanıkbeyanının alınması için yazılan müzekkerelere zamanında cevap verilmemesi vegereğinin yapılamaması idari ve yargısal kurumlara atfedilmesi gereken kusurlarolup, devletin uyuşmazlıkların makul süre içinde nihai olaraksonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi ve bu amaçla mahkemekararlarını zamanında ve gereği gibi yerine getirecek adli ve idari organlarkurma pozitif yükümlülüğünü yerine getiremediğini göstermektedir.
66. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konufeshe itiraz davası, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf ve tanık sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulihaklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemliölçüde sebep olduğu da söylenemez.
67. İlk derece mahkemesi yargılamasında tanıkların mahkemeyegetirtilmesi ve beyanlarının alınması sorunları yaşanmış, bir tanığın adresineulaşılamadığından talimatla beyanının alınabilmesi yirmi sekiz buçuk ay sonundamümkün olmuştur. Başvuruya konu dava açısından tanık delilinin önemi dedüşünüldüğünde, bir kamu görevlisi olan tanığa ulaşma ve tanığı mahkeme önündehazır etme konusunda idari ve yargısal sorunlar olduğu ve bu sorunlar nedeniyledevlete atfedilmesi gereken kusur sorumluluğunun artacağı konusunda şüpheyoktur.
68. Söz konusu başvurunun konusu olan işe iade davasındayargılama sürecindeki gecikme dönemleri ayrı ayrı değerlendirildiğinde, ilkderece mahkemesince bir tanığın makul sürede duruşmada hazır edilemediği,yazılan müzekkerelere zamanında cevap verilemediği veya yerine getirilemediği, sonuçolarak haklı görülemeyecek derecede uzun bir süre olan yaklaşık 40 aydayargılamanın tamamlandığı görülmektedir. İş ilişkisinden kaynaklananuyuşmazlıkların özellikle de işe iade talebini içeren feshe itiraz davalarınınniteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaatidikkate alındığında, 3 yıl 4 ay gibi bir sürenin makul olduğu söylenemez.
69. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
70. Başvurucu, ihlalin giderilmesi için yeniden yargılamayapılmasını ve işe iade davası kabul olmuş olması halinde alacağı tazminatoranı dikkate alınarak 20.000 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
71. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucunun yenidenyargılanma ve tazminat talepleri konusunda değerlendirme yapılmamıştır.
72. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
73. Başvurucu tarafından davanın 4857sayılı Kanun gereği bitirilmesi gereken üç aylık süreden kararın kesinleştiğitarihe kadar geçen süre için aylık asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamasonucu tazminat talep edilmişse de bu süreçte uzun süren yargılama ilebaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar arasında illiyet bağı kuracakbir delil sunulmamıştır. Başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğitespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarararasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılanmatalebinde hukuki yarar bulunmadığından başvurucunun tazminat ve yenidenyargılanma taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
74. Başvurucu açısından işe iade konuludavanın başvurucunun kişisel yararı göz önünde bulundurulduğunda, yaklaşık üçyıl dört ay süren yargılama sürecinin uzunluğu sebebiyle başvurucuya yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında davanınbaşvurucu için taşıdığı değer de dikkate alınarak takdiren3.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
75. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun,
1- Zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiği şikâyeti yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2- Etkili başvuru hakkının ihlal edildiği şikâyeti yönünden “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3- Yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyet yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya 3.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D. Başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucunun Maliye Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin ilgilimahkemesine gönderilmesine,
7/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.