TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYTEN YEĞENOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/1685)
Karar Tarihi: 23/5/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucu
:
Ayten YEĞENOĞLU
Vekili
:
Av. Mehmet SAĞLAM
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucunun genel müdürler için öngörülen ekgösterge ve makam tazminatından yararlandırılmaması nedeniyle mülkiyethakkının; açılan davada yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
7. Başvurucu Teoman Yeğenoğlu 9/5/2016 tarihinde vefat etmiştir.Başvurucunun mirasçılarından Ayten Yeğenoğlu adına vekili 18/8/2015 tarihlidilekçe ile mirasçılık belgesi sunarak bu kişinin başvuruya devam etmek istediğinibeyan etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 30/9/1971-3/9/1974 tarihleri arasında Gümrük veTekel Bakanlığı Zat ve Sicil İşleri müdürü olarak görev yapmakta iken TürkiyeKömür İşletmeleri Personel ve Sosyal İşler daire başkanı görevine atanmıştır.
10. Zat ve sicil işleri müdürü kadro unvanı 12/5/1976 tarihliResmî Gazete’de yayımlanan 7/11744 sayılı BakanlarKurulu kararı ile iptal edilip yerine 2. dereceli personel ve eğitim dairesibaşkanı kadro unvanı ihdas edilmiştir. 17/2/1978 tarihli Bakanlar Kurulu kararıile de personel ve eğitim dairesi başkanı kadrosu 1. derece olarakdeğiştirilmiştir. 28/8/1978 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile bu kez 1. derecelipersonel ve eğitim genel müdürü kadro unvanı ihdas edilmiştir. 8/6/1949 tarihlive 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun ek 67. maddesinedayanılarak yürürlüğe konulan 1/5/1995 tarihli XIII sayılı Eşitlik Cetveli'yle, mülga zat ve sicil işleri müdürlüğü kadrosupersonel ve eğitim daire başkanlığı kadrosuyla eşitlenmiştir.
11. Başvurucu da bu eşitleme nedeniyle daire başkanı makamtazminatından yararlandırılmıştır.Başvurucunun24/8/1992 tarihli VIII sayılı Eşitlik Cetveli'ndeGümrük ve Tekel Bakanlığı personel ve eğitim daire başkanı kadro unvanınınMaliye Bakanlığı personel ve eğitim genel müdürü kadro unvanına eşitlendiğiniileri sürerek kendisine genel müdürlere uygulanan ek gösterge ve makamtazminatının verilmesi istemiyle yaptığı başvuru 23/6/1995 tarihli EmekliSandığı Genel Müdürlüğü işlemiyle reddedilmiştir.
12. Başvurucunun ret işleminin iptali istemiyle açtığı davada,Ankara 10. İdare Mahkemesinin 30/4/1997 tarihli kararıyla Gümrük ve TekelBakanlığı Zat ve Sicil İşleri müdürü kadro unvanının önce personel ve eğitimdairesi başkanı ve nihayet personel ve eğitim genel müdürü kadro unvanınaeşitlendiği hususları dikkate alındığında, tesis edilen işlemde hukuki isabetgörülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
13. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (İdare) tarafındantemyiz edilen karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin23/12/2003 tarihli kararıyla bozulmuştur. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“...2. dereceli Gümrük veTekel Bakanlığı Zat ve Sicil İşleri Müdürü kadro unvanının, 1. dereceliBakanlıklar Ana Hizmet Birimi Daire Başkanı kadro unvanı ile eşitlendiği, 1.dereceli Maliye Bakanlığı Personel ve Eğitim Genel Müdürü kadro unvanı ileeşitlenen kadro unvanının ise 1. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığı Personel veEğitim Daire Başkanı kadro unvanı olduğu sonucuna varıldığı; bu durumda,davacının Zat ve Sicil İşleri Müdürü kadro unvanının Bakanlıklar Ana HizmetBirimi Daire Başkanı kadro unvanı ile eşitlendiği, Maliye Bakanlığı Personel veEğitim Genel Müdürü kadro unvanı ile eşitlenmediği hususu gözetilmeden davakonusu işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmediği; öteyandan, davacının Gümrük ve Tekel Bakanlığı Zat ve Sicil İşleri Müdürügörevinden 4. derecenin 2. kademesinde iken 3/9/1974 tarihinde ayrıldığı,eşitlenmesini istediği Bakanlık Personel Genel Müdürü kadrolarının ise 1.dereceli kadrolar olması nedeniyle Zat ve Sicil İşleri Müdürü kadrosununBakanlıklar Genel Müdürü için öngörülen ek gösterge ve makam tazminatından yararlanmamsına bu yönden de olanak bulunmamaktadır"
14. Anılan bozma kararına karşı yapılan karar düzeltme talebiise aynı Dairenin 19/11/2004 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
15.Ankara 10. İdare Mahkemesi bozma kararına uymayıp ilkkararında ısrar ederek 15/3/2005 tarihli kararıyla, önceki gerekçesidoğrultusunda dava konusu işlemi iptal etmiştir. Anılan karar üzerine İdarecebaşvurucuya 1997-2008 yılları için maaş farkı olarak73.157,55 TL ödemeyapılmıştır.
16. Davalı İdarenin temyizi üzerine Danıştay İdari Dava DaireleriKurulu 8/5/2008 tarihli kararıyla, yerel Mahkeme kararını başvurucununyürüttüğü zat ve sicil işleri müdürü kadro unvanının Bakanlıklar Ana HizmetBirimi daire başkanı kadro unvanı ile eşitlendiği ve eşitlik cetveline karşıbir dava açılmadığı, Maliye Bakanlığı personel ve eğitim genel müdürlüğü kadrounvanı ile eşitlenen kadro unvanının ise 2. dereceli Gümrük ve Tekel BakanlığıZat ve Sicil İşleri müdürü kadro unvanı olmayıp 1. dereceli Gümrük ve TekelBakanlığı personel ve eğitim daire başkanı olduğu hususunun gözetilmediğigerekçesiyle bozmuştur. Anılan bozma kararı üzerine İdare 13/8/2008 tarihli ve831085 sayılı idari işlemle başvurucunun ek göstergesini 3600 şeklindedüzelterek ve temsil tazminatını iptal ederek 15/1/1997-30/9/2008 tarihleri arasıiçin 73.157,55 TL'ye tekabül eden maaş farkını başvurucu adına borççıkarmıştır. Başvurucu da mezkûr iptal kararına ve borç çıkarma işlemineistinaden maaş farkı olarak almış olduğu söz konusu tutarın büyük kısmınıfaiziyle birlikte taksitler hâlinde iade etmek durumunda kalmıştır. Söz konusutaksitli iade ödemeleri, emekli maaşından kesinti yapılmak suretiyle devametmektedir.
17.Anılan karara karşı başvurucunun karar düzeltme talebi iseDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/1/2013 tarihli kararıylareddedilmiştir.
18. Bozma kararına uyan Ankara 10. İdare Mahkemesi 16/7/2013tarihli kararıyla; başvurucunun yürüttüğü zat ve sicil işleri müdürü kadrounvanının Bakanlıklar Ana Hizmet Birimi daire başkanı kadro unvanı ileeşitlendiği ve bu Eşitlik Cetveli'ne karşı bir davaaçılmadığı, Maliye Bakanlığı personel ve eğitim genel müdürlüğü kadro unvanıile eşitlenen kadro unvanının ise 2. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığı Zat veSicil İşleri müdürü kadro unvanı olmayıp 1. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığıpersonel ve eğitim daire başkanı olduğu gerekçesiyle davanın reddine kararvermiştir.
19. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Dairenin 14/4/2014tarihli ilamı ile onanmış; karar düzeltme talebi ise 22/10/2014 tarihli ilamlareddedilmiştir. Karar, başvurucu vekiline 30/12/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
20. Başvurucu 27/1/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun “Kararların sonuçları” kenarbaşlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
(Değişik:10/6/1994-4001/13md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare vevergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez.
......
Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare vevergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemdebulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddive manevi tazminat davası açılabilir.
(Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerinceyerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhineaçılabilir.
......"
22. 5434 sayılı Kanun’un ek 67. maddesi şöyledir:
"Daha önce bulunduklarıkadrolar veya aylık almakta oldukları dereceler için belirlenmiş olan ekgöstergeler, yürütmekte oldukları görevler veya aylık almakta olduklarıdereceler için belirlenen ek göstergelerden yüksek olanlar hakkında 15 incimaddenin (h) fıkrası hükmü dikkate alınarak emeklilik yönünden en yüksek ekgösterge uygulanır. Kaldırılmış kadrolarda bulunmuş olanlardan iştirakçibulunanlar ile emekli olanlar veya ölmüş bulunanlar için uygulanacak ekgöstergeler Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınmak suretiyle MaliyeBakanlığı ile T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından birliktebelirlenir.”
23. 12/5/1976 tarihli ve 15585 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 7/11744 sayılı Bakanlar Kurulu kararının ilgili kısımışöyledir:
"......
1-3/11/1971 tarihli ve 7/3434 sayılı Kararnameile ek ve değişikliklerine bağlı (I) ve (II) sayılı cetvellerin Gümrük ve TekelBakanlığına ait bölümlerinin çıkarılarak yerine yayımı tarihinden geçerli olmaküzere İlişik (EK-A) ve (EK-B) işaretli cetvellerin konulması;
2- İlişik (EK-C) işaretli cetvelde gösterilen(64) kadronun ihdası ve adı geçen Kuruma tahsisi;
3- İlişik (EK-D) işaretli cetvelin (A)bölümünde gösterilen (17) kadronun iptali ile (B) bölümünde gösterilen (17)kadronun ihdası;
4- İlişik (EK-E) işaretli cetvelde gösterilen(3) kadronun iptali: Devlet Personel Dairesinin görüşüne dayanan MaliyeBakanlığının 15/4/1976 tarihli ve 9411 sayılı yazısı üzerine, 657 sayılıKanunun değişik 34 üncü, 43 üncü ve 1976 Yılı Bütçe Kanununun 39 uncumaddelerine göre, Bakanlar Kurulunca 29/4/1976 tarihinde kararlaştırılmıştır. .
......
GÜMRÜKVE TEKEL BAKANLIĞI
(EK - A)
(Tesbit EdilenGörevler)
Görev Unvanı Adet
1. Derece
Müsteşar 1 ......
2. Derece
......
Personel ve Eğitim Daire Başkanı 2 ......
GÜMRÜKVE TEKEL BAKANLIĞI
(EK - B)
(Tesbit Edilen EkGöstergeler)
Unvan Ek Gösterge
1. Derece
Müsteşar +200
......
Personel ve Eğitim Daire Başkanı +100
. .....
GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI
(EK - C)
(İhdas Edilmesi Uygun Görülen Kararlar)
Sınıf Unvan Derece Adet
G.İ.Hz Kontrol Genel Müdürü 1 1
. .....
G.İ.Hz Personel ve Eğitim Daire Başkanı 2 1
......"
24. 17/2/1978 tarihli ve 16203 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 7/14593 sayılı Bakanlar Kurulu kararının ilgili kısımları şöyledir:
" ......
1-13/11/1971 tarih ve 7/3434 sayılı Kararnameile ek ve değişikliklerine bağlı (I) ve (II) sayılı cetvellerden Gümrük veTekel Bakanlığına ait bölümlerin çıkarılarak yerine, yayımı tarihinden geçerliolmak üzere ilişik (EK-A) ve (EK-B) işaretli cetvellerin konulması;
2- İlişik (EK-C) ve (EK-D) işaretlicetvellerde sınıfı, unvanı, derecesi ve sayısı yazılı altıyüzellidökuz(659) kadronun ihdası ve adı geçen Kuruma tahsisi;
3- İlişik (EK-E) işaretli cetvelde yazılı (4)kadronun iptali; Devlet Personel Dairesinin görüşüne dayanan MaliyeBakanlığının 14/10/1977, 25/1/1978 tarihli ve 29622, 2045 sayılı yazılarıüzerine, 657 sayılı Kanunun değişik 34 ve 43 üncümaddeleriyle 1977 Yılı Bütçe Kanununun 38 inci maddesinin (A) fıkrasına göre,Bakanlar Kurulunca 1/2/1978 tarihinde kararlaştırılmıştır.
......
GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI
(EK - A)
(Tesbit EdilenGörevler)
Görev Unvanı Adet
1.Derece
Müsteşar 1
......
Personel ve Eğitim Daire Başkanı 1
......
GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI
(EK - B)
(Tesbit Edilen EkGöstergeler)
Unvan Ek Gösterge
1.Derece
Müsteşar +200 ......
2. Derece
Personel ve Eğitim Dairesi Başkanı
......
Personel ve Eğitim Daire Başkanı +100 ......
GÜMRÜKVE TEKEL BAKANLIĞI
(EK - C)
(İhdas Edilmesi Uygun Görülen Kadrolar)
Sınıf Unvan Derece Adet
G.İ.Hz Müsteşar Yardımcısı 1 1
......
G.İ.Hz Personel ve Eğitim Daire Başkanı 1 1
.. ....
GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI
(EK - E)
(İptal Edilen Kadrolar)
Sınıf Unvan Derece Adet
G.İ.Hz. Personel ve Eğitim Daire Başkanı 2 1 ......"
25. 28/8/1078 tarihli ve 16391 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 7/16168 sayılı Bakanlar Kurulu kararının ilgili kısımları şöyledir:
" ..... Bu Kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere,
1-13/11/1971 tarihli ve 7/3434 sayılıKararname ile ek ve değişikliklerine bağlı (I) ve (II) sayılı cetvellerdenGümrük ve Tekel Bakanlığına ait böIümlerinçıkarılarak yerine ilişik (EK-A) ve (EK-B) işaretli cetvellerin konulması;
2-İlişik (EK-C) işaretli cetvelde sınıfı,unvanı, derecesi ve sayısı yazılı 68 (altmışsekiz)kadronun ihdası ile adı geçen Bakanlığa tahsisi;
3-İlişik (EK-D) işaretli cetvelde sınıfı,unvanı, derecesi ve sayısı yazılı 34 (otuzdört)kadronun iptali; Devlet Personel Dairesinin görüşüne dayanan MaliyeBakanlığının 3/7/1976 tarihli ve 19533 sayılı yazısı üzerine, 657 sayılıKanunun değişik 34 ve 43 üncü delen ile 1978 YılıBütçe Kanununun 38 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 16/7/1978 tarihindekararlaştırılmıştır.
.. ....
GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI
(EK - A)
(Tesbit EdilenUnvanlar)
Görev Unvanı Adet
1. Derece
Müsteşar 1
......
Personel ve Eğitim Genel Müdürü 1
......
GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI
(EK- B)
(Tesbit Edilen EkGöstergeler)
Unvan Ek Gösterge
1. Derece
Müsteşar +200
.....
Genel Müdür +150
.....
GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI
(EK - C)
(İhdas Edilen Kadrolar)
Sınıf Unvan Derece Adet
G.İ.Hz. Başbakanlık Başmüşaviri 1 2
......
G.İ.Hz. Genel Müdür 1 1
......
GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI
(EK - D)
(İptal Edilen Kadrolar)
Sınıf Unvan Derece Adet
G.İ.Hz. Personel ve Eğitim Daire Başkanı 1 1
......"
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 23/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu; ilk derece mahkemesinin kararıyla, görev yaptığızat ve sicil işleri müdürlüğü kadrosunun eşitinin genel müdürlük ek gösterge vemakam tazminatından yararlandırılmasına karar verildiğini ve bu doğrultudakendisine ödeme yapılmaya başlandığını belirtmiştir. Başvurucu bununla birliktekararın temyizi üzerine Danıştayca hükmün bozulduğunuve bu sebeple ilk derece mahkemesince lehine verilen karar üzerine yapılanödemelerin geri alındığından yakınmaktadır. Başvurucu sonuç olarak bugerekçelerle hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri ile mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
28. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu; mülkiyet hakkının ihlali iddiasıyanında ayrıca Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerinde düzenlenen hukuk devletiilkesinin, eşitlik ilkesinin ve adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ilerisürmektedir. Ancak başvurucunun yukarıda belirtilen şikâyetlerinin özüitibarıyla mülkiyet hakkının ihlali iddialarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Bu nedenle başvurucunun makul sürede yargılanma hakkı dışındaki bütünşikâyetlerinin mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
30. Açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Mülkün Varlığı
31. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılanmaddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden veparayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesigerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunlarınüzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrasıkabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:2014/11441, 1/2/2017, § 60). Bu bağlamda Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceyebağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayladeğerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
32. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk veekonomik değerleri koruyan bir temel haktır. Kişinin hâlihazırda sahibiolmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, bu konudaki menfaati ne kadargüçlü olursa olsun mülkiyet kavramı içinde değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636,15/4/2014, § 36). Ayrıca gelecekte elde edileceği iddia edilen bir gelirinmülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir (Sultan Tokay ve diğerleri, B. No:2013/1122, 26/6/2014, § 42). Buna karşın mülkiyet hakkı, bireylere bir türsosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle birlikte yürürlükteki mevzuattaönceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkışeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarakilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkıkapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B.No: 2013/2166, 25/6/2015, § 36).Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun enazından ortadan kaldırılıncaya kadar mülk olarakkabul edilmesine engel teşkil etmez (BülentAkgül, B. No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56).
33.Somut olayda idare mahkemesince başvurucunun genel müdürleriçin öngörülen ek gösterge ve makam tazminatından yararlandırılması istemiyleaçtığı dava kabul edilerek başvurucunun maaşı 1997 yılından itibaren bu şekildeödenmiştir. Ancak bu karar Danıştayca bozulmuş veyapılan yargılama neticesinde başvurucunun almakta olduğu aylık düşürülerek2008 yılına kadar yapılan ödemeler de faiziyle birlikte geri istenmiştir.Dolayısıyla başvurucuya ödenen ancak azaltılarak bir kısmının sonradan iadesiistenen aylıklar yönünden Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında başvurucununmülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmıştır(Benzer yöndeki kararlar için bkz. Kuddis Büyükakıllı, B. No: 2014/3941,5/10/2017, § 41;Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18879,22/2/2018, § 33).
ii. Müdahalenin Varlığı veTürü
34. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas edendiğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkınamüdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğubelirtilmek suretiyle mülkten barışçılyararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülktenbarışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddeninikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceğibelirlenmekle, aynı zamanda mülkten yoksunbırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin sonfıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırıolamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontroletmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazımaddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özelhükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakmave mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).
35. Somut olayda başvurucunun aldığı emekli aylığınınazaltılmasının ve yersiz olarak ödendiği gerekçesiyle geriye dönük olaraködenen emekli aylıklarının tahsil edilmesinin -başvurucunun mal varlığındaeksilmeye yol açtığı gözetildiğinde- mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğikuşkusuzdur. Müdahalenin amacının sosyal güvenlik sisteminin devamlılığının vekontrolünün sağlanması olduğu dikkate alındığında başvurunun mülkiyetinkullanılmasının düzenlenmesi şeklindeki üçüncü kural çerçevesinde incelenmesigerektiği sonucuna ulaşılmıştır (Kuddis Büyükakıllı, § 45; Fatma Ülker Akkaya, § 46).
iii. Müdahalenin İhlal OluşturupOluşturmadığı
36. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
37. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızınAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).
(1) Kanunilik
38. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, içhukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kanunhükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).
39. 5434 sayılı Kanun’un ek 67. maddesine göre daha öncebulundukları kadrolar veya aylık almakta oldukları dereceler için belirlenmişolan ek göstergeler, yürütmekte oldukları görevler veya aylık almakta olduklarıdereceler için belirlenen ek göstergelerden yüksek olanlar hakkında 15'incimaddenin (h) fıkrası hükmü dikkate alınarak emeklilik yönünden en yüksek ekgösterge uygulanır. Yine aynı maddeye göre, kaldırılmış kadrolarda bulunmuşolanlardan iştirakçi bulunanlar ile emekli olanlar veya ölmüş bulunanlar içinuygulanacak ek göstergeler Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınmaksuretiyle Maliye Bakanlığı ile T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafındanbirlikte belirlenir.
40. Sonuç olarak başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale,5434 sayılı Kanun hükümlerine dayanmaktadır. Bu Kanun hükümlerinin ise belirli,ulaşılabilir ve öngörülebilir olduğu açık olduğundan müdahalenin kanuni birdayanağı bulunmaktadır.
(2) Meşru Amaç
41. Somut olayda müdahalenin temelinde yatan amaç, sosyalgüvenlik sisteminin korunması ve devamlılığının sağlanmasıdır. Bu amacın kamuyararına dönük olduğu açıktır. Bu nedenle müdahalenin sosyal güvenliksisteminin devamlılığını ve sınırlı kamusal kaynakların doğru şekildeharcanmasını gözeten meşru bir amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır (Kuddis Büyükakıllı, §59; Fatma Ülker Akkaya, § 40).
(3) Ölçülülük
(a) Genel İlkeler
42. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmekiçin kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
43. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği,kişilerin mülkiyet haklarına getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmaması veulaşılmak istenen kamu yararı ile bireyin sınırlandırılan hakkı arasında adilbir dengenin kurulması gerekir. Bu adil denge, mülkiyet hakkına yapılanmüdahaleyle bireye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesidurumunda bozulmuş olur. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken AnayasaMahkemesi, bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğertaraftan müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinindavranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuyayüklenen külfeti dikkate alacaktır (ArifGüven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
44. Diğer taraftan iyiyönetişim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusuolduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda uygun yöntemle ve her şeyden öncetutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 68).
45. Kamu idarelerinin de zaman zaman hatalı işlem yapmalarıolağan kabul edilmelidir. İdarelerin bu hatalı işlemlerinden dönmeleri ve doğruişlem tesis etmeleri görevlerinin gereğidir. Bununla birlikte hatalı işlemindüzeltilmesinde muhatabı olan kişi üzerinde aşırı bir yüke sebep olunmamalıdır.İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninölçülü olup olmadığının tespitinde; hatalı işlemde idarenin payı, idareninhatalı işlem karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalıişlemin düzeltilmesinde takip edilen yöntem ile hatanın sorumluluğunupaylaştırma ve muhataba ceza uygulanması gibi hususların değerlendirilmesigerekmektedir (Kırca Mühendislik İnş. Turz. Tic. ve San. A.Ş., B. No: 2014/6241,29/9/2016, § 75).
46. Bütün bu değerlendirmeler çerçevesinde hatalı idari işleminoluşmasında idarenin kendisinin de payının bulunduğu durumlarda farklı birölçülülük yaklaşımının benimsenmesi ve başvurucu üzerinde aşırı ve orantısızbir yüke sebep olunup olunmadığının tespit edilmesi gerekir (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074,9/3/2016, § 76). Özellikle hatanın önemli ölçüde idarelerden kaynaklandığıdurumlarda muhatap üzerindeki yük konusunda daha hassas olunması gerekir.
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
47. Somut olayda başvurucu, öncelikle emekli aylığınınazaltılmasından yakınmaktadır. Başvurucunun açtığı davada ilk derece mahkemesiemekli aylığının genel müdürlere ödenen ek gösterge ve makam tazminatlarındanyararlandırılmak suretiyle daha fazla bir miktarda ödenmesine karar vermiştir.Ancak bu karar Danıştayca bozulmuş ve bozma ilamınauyan Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. İdare de bu hükmü esas alarakbaşvurucunun maaşında azaltmaya gitmiştir.
48. Somut olayda başvurucu, ihlal iddiasına konu iddialarınıderece mahkemeleri önünde de dile getirmiştir. Ancak Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulunun 8/5/2008 tarihli bozma ilamında, başvurucunun yürüttüğü zatve sicil işleri müdürü kadro unvanının Bakanlıklar Ana Hizmet Birimi dairebaşkanı kadro unvanı ile eşitlendiği ve ilgilinin bu Eşitlik Cetveli'ne karşı bir dava açmadığı, Maliye Bakanlığıpersonel ve eğitim genel müdürlüğü kadro unvanı ile eşitlenen kadro unvanınınise 2. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığı Zat ve Sicil İşleri müdürü kadrounvanı olmayıp 1. dereceli Gümrük ve Tekel Bakanlığı personel ve eğitim dairebaşkanı olduğu hususu gözetilmeden verilen iptal kararında hukuki isabetgörülmediği belirtilmek suretiyle uygulamanın dayandığı ve kanuni dayanağıbulunan eşitlik cetveline göre tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılıkbulunmadığı kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi de anılan karardoğrultusunda davanın reddine karar vermiştir.
49. Bu bağlamda bireysel başvurunun ikincil doğası gereğiAnayasa Mahkemesinin görevi, sosyal güvenlik hukukuna ilişkin olgularındeğerlendirilmesi ve buna ilişkin hukuk kurallarının yorumlanması değildir. Bugörev, esas itibarıyla derece mahkemelerine ait olup bu kapsamda delillerindeğerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması açık bir keyfîliğe veya bariz bir takdir hatasına yol açılmadığısürece derece mahkemelerinin takdirindedir.
50. Diğer taraftan başvurucu, yapılan ödemelerin geriistenmesinden de yakınmaktadır. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitlikararlarında yersiz olarak ödendiği anlaşılan sosyal güvenlik ödemelerininiadesi ile ilgili ilkeleri ortaya koymuştur (FatmaÜlker Akkaya, §§ 49-60; TevfikBaltacı, § 79; Uğur Ziyaretli, B. No: 2014/5724, 15/2/2017, § 76).Bu bağlamda söz konusu kararlarda,başvurucuların anaparanın yanında faiz ödemekle de yükümlü kılınmış olmalarınınkusurlu davranışlarıyla orantısız bir külfet yüklenmeleri sonucunu doğurduğunubelirterek müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Fatma Ülker Akkaya, § 59; Tevfik Baltacı, § 79; Uğur Ziyaretli,§ 76). Ancak somut olay çeşitli yönleriyle bu kararlardan ayrılmaktadır.
51. İlk olarak anılan kararlarda ödemelerin yapılmasındaidarenin kusurunun varlığına vurgu yapılmış olup somut olayda ise İdareyeatfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı dikkate alınmalıdır. Anayasa'nın 38.maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesindeki hükümler dikkate alındığında idareninmahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu ve bu kararları hiçbir surettedeğiştiremeyeceği gözetilmelidir. Nitekim Danıştayınyerleşik içtihadına göre uyuşmazlığın tarafı idarenin aleyhine sonuçlanandavada verilen ve objektif uygulanabilir nitelikte bulunup başka makamların araişlemi ve onayına tabi olmayan kararları kendisine tebliğden itibaren derhâluygulaması esastır (Danıştay Onbirinci Dairesinin17/9/2012 tarihli ve E.2012/6879, K.2015/4223 sayılı kararı). Dolayısıylaİdare, uyması zorunlu olan Mahkeme kararına dayalı olarak maaşın azaltılması vegeriye dönük olarak yapılan ödemelerin tahsilini talep etmiştir.
52. Ayrıca her ne kadar idare mahkemesi kararları kural olarakderhâl uygulanabilecek nitelikte olup somut olayda da bu gerekçeyle ödemeleryapılmış ise de bu kararların İdare tarafından temyiz edilmesi üzerinebozulabileceğinin başvurucu tarafından öngörülebileceği açıktır. NitekimDanıştay içtihadına göre kamu görevlilerine ilgililerin yalan beyan ve hilesiolmaksızın yapılan fazladan ödemelerin idari dava açma süresi olan altmış güniçinde geri alınabileceği ancak mahkeme kararıyla belirlenen hukuka aykırıişlemlerin ise her zaman geri alınabileceği anlaşılmaktadır (Danıştayİçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli ve E.1973/68-8,K.1973/73-17 sayılı kararı).
53. Diğer taraftan idarenin bu şekilde almış olduğu geçmişeyönelik borç çıkarılması idari işlemini resen icra edebileceği kuşkusuzdur.Buna göre idare, nihai yargı süreci aleyhine sonuçlanan davacıya yapılanödemeleri icra usulüne gerek duymaksızın kendi teşkilatı ile ve haciz satışgibi cebri icra yollara başvurmak suretiyle tahsil etme yetkisine sahiptir.Dolayısıyla somut olayda İdarece Mahkeme kararına istinaden ödendiği tespitedilen anapara tutarının kararın aksi yönde kesinleşmesi nedeniyle iadesinintalep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
54. Kesinleşmiş Mahkeme kararına dayanıyor olmakla keyfî birnitelik arz etmeyip aksine İdare için bağlayıcı yetki kapsamındadeğerlendirilmesi gereken, yapılan ödemenin faiziyle birlikte iadesi işlemibaşvurucu için öngörülebilir bir durumun varlığına işaret etmesinin yanındabaşvurucu aleyhine aşırı bir yük de teşkil etmemektedir.
55. Bu bağlamda her ne kadar yapılan ödemeler faiziyle birliktetahsil edilmiş ise de başvurucunun idare mahkemesi kararı tarihinden bozmakararı üzerine geri istendiği tarihe kadar bu ödemeler sonucu edindiği parayıuhdesinde bulundurduğu ve parayı semerelendirmeimkânına sahip olduğu olgusu dikkate alınmalıdır. Anılan süre zarfındauhdesinde bu parayı bulunduran başvurucunun bu şekilde parayı semerelendirme imkânının getirisi ile kullanmış olduğuparayı faiziyle birlikte iade etmiş olmasından kaynaklanan kaybı dengelenmişolmaktadır.
56. Ayrıca başvurucuya 1997-2008 yılları arasında yapılan73.157,55 TL tutarındaki ödemelerin taksitler hâlinde tahsiline gidildiğigörülmektedir. Dolayısıyla geri ödenmesi istenen paranın tek kalemde ödenmesiistenmemiş olup taksitle ödeme yapılması talep edilerek bu doğrultuda tahsilatişlemi tercih edilmiştir.
57. Son olarak başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındadeğerlendirilebilecek sosyal güvenlik yardımı bütünüyle ortadan kaldırılmamaktave emeklilik statüsü zarar görmemektedir. Müdahaleyle başvurucu sadece,Mahkemenin iptal kararına istinaden maaş farkı olarak almış olduğu paranın birkısmını faiziyle birlikte taksitler hâlinde iade etmek zorunda kalmıştır. Budurumda başvurucunun elde ettiği sosyal güvenlik hakkı çerçevesinde sosyalriskler karşısında asgari yaşam düzeyinin sağlanması amacı da ortadankalkmamaktadır.
58. Bu durumda başvurucunun emekli aylığının azaltılarak geriyedönük olarak yapılan ödemelerin tahsil edilmesi yönündeki müdahaleninbaşvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmediği, busebeple söz konusu müdahaleyle kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyethakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhinebozulmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
60. Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararından sonra geçensüre sonrasında da yargılamanın makul bir sürede sonuçlanmadığını ilerisürmüştür.
61. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine dair şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013,§§ 45, 47).
62. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).
63. Başvurucu, daha önce 16/7/2013 tarihinde 2013/5338 numaralıbireysel başvuru dosyasında davanın açıldığı 14/8/1995 tarihi ile AnayasaMahkemesi kararı olan 17/7/2014 tarihleri arası dönem bakımından makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesi, bukararda başvurucu yararına 23.250,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.Başvuruya konu karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin22/10/2014 tarihli karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararıylakesinleşmiştir. Başvurucu, bu defa 26/1/2015 tarihinde yeniden başvurmuş olupanılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlardikkate alındığında ihlal kararından sonraki yargılama süresinin makul olduğusonucuna varmak gerekir.
64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE23/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.