TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AZİZE YAĞIZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5475)
Karar Tarihi: 17/11/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucular
:
1. Azize YAĞIZ
2. Adle FİDAN
3. Mikail GÖZEK
Vekili
:
Av. Keziban YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, soruşturma aşamasında yaklaşık yedi ay boyunca hâkimönüne çıkartılmaksızın tutukluluğun devam ettirilmesi ve bu süreçte yapılantutukluluk incelemelerinde alınan savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi, matbugerekçelerle devam ettirilen tutukluluğun makul süreyi aşması, ilk derecemahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin yazılmasının ve gerekçelikararın tebliğinin uzun süre gecikmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının; dava açıldıktan sonra yapılan kanun değişikliğiyle kaldırılanmahkemenin, buna rağmen yargılamaya devam edip mahkûmiyet kararı vermesinedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/4/2014 tarihinde Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 15/9/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 15/10/2014 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucular, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/19624Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 1/10/2010tarihinde gözaltına alınmış ve Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 5/10/2010tarihli ve 2010/179 Sorgu sayılı kararı ile silahlı terör örgütü üyesi olmasuçundan tutuklanmışlardır.
8. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 7/10/2010 tarihli ve2010/71 sayılı fezlekesi ile başvurucular hakkındaki soruşturma dosyası,Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK mülga 250. maddesiyle görevli bölümü)gönderilmiştir.
9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 7/1/2011 tarihli veE.2011/50 sayılı iddianamesiyle başvurucuların silahlı terör örgütü (PKK) üyesiolma suçunu işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağırceza mahkemesine kamu davası açılmıştır.
10. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.maddesiyle görevli) E.2011/46 sayılı dosyası üzerinden görülen davabaşvurucular yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür. Anılan Mahkemenin27/2/2013 tarihli ve E.2011/46, K.2013/149 sayılı kararı ile başvurucularınsilahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 10'ar yıl hapis cezası ilecezalandırılmalarına ve "tayin olunansonuç cezanın nevi ve miktarı, ceza süresi nazara alınarak"tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Karar, başvuruculara vebaşvurucuların müdafilerine duruşmada tefhim edilmiştir.
11. Davada başvurucular ile birlikte yirmi altı sanık hakkındahüküm tesis edildiği görülmektedir.
12. Yapılan incelemede, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesininanılan mahkûmiyet kararının gerekçesinin UYAP üzerinden 11/3/2013 tarihindeyazılmaya başlandığı, UYAP'taki gerekçeli karar dokümanının ilgililerce31/7/2013 tarihinde onaylandığı anlaşılmıştır.
13. Başvuru formu ve eklerinde, hüküm ile birlikte verilentutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veyabelge sunulmamıştır. UYAP üzerinden yapılan incelemede de başvurucularınhükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itiraz yolunabaşvurduklarına ilişkin bir kayda rastlanmamıştır.
14. Başvurucular Azize Yağız ve Adle Fidan 23/1/2014 tarihindetahliyelerine karar verilmesi talebiyle Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinebaşvurmuş, anılan Mahkemenin 24/1/2014 tarihli ek kararı ile başvurucuların talebinin reddine kararverilmiştir. Başvurucu Adle Fidan karara itiraz etmiş, Diyarbakır 6. Ağır CezaMahkemesinin 26/2/2014 tarihli ve 2014/152 Değişik İş sayılı kararı ileitirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu Azize Yağız'ın karara yönelik biritirazda bulunmadığı anlaşılmıştır.
15. Başvurucu Mikail Gözek ise 14/2/2014 tarihinde tahliyesinekarar verilmesi talebiyle Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine başvurmuş, anılanMahkemenin 17/2/2014 tarihli ek kararı ile başvurununtalebinin reddine karar verilmiştir. Başvurucu karara itiraz etmiş, Diyarbakır6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/2/2014 tarihli ve 2014/134 Değişik İş sayılıkararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
16. Başvurucular Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/2/2014ve 26/2/2014 tarihli itirazın reddi kararlarını 14/3/2014 tarihindeöğrendiklerini bildirmişlerdir.
17. Öte yandan başvurucular, haklarında verilen mahkûmiyetkararını temyiz etmişlerdir. Başvurucuların yanı sıra diğer bazı sanıklarınayrıca Cumhuriyet savcısının hükmü temyiz ettiği görülmektedir.
18. Başvuru formu ve eklerinde gerekçeli kararın başvurucularahangi tarihte tebliğ edildiğine yönelik bir bilgi ya da belge bulunmamaklabirlikte temyiz formundan anlaşıldığı üzere başvuruculardan Mikail Gözek23/8/2013 tarihinde, Adle Fidan 2/9/2013 tarihinde, Azize Yağız ise 3/9/2013tarihinde gerekçeli temyiz dilekçelerini Mahkemeye sunmuşlardır. Mahkemecetemyiz istemlerine ilişkin usul işlemleri tamamlandıktan sonra dosya 12/2/2014tarihinde Yargıtaya gönderilmiştir. Temyiz formunda dosyanın yirmi dokuz klasörbelgeden oluştuğu ifade edilmiştir.
19. Başvurucular 14/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
20. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20/10/2014 tarihli veE.2014/5846, K.2014/10320 sayılı ilamı ile başvurucular hakkında verilenmahkûmiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir.
B. İlgili Hukuk
21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenarbaşlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlakagerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirtenhukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığasözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerineverilir ve bu husus kararda belirtilir."
22. 5271 sayılı Kanun'un "Hükmüngerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" kenarbaşlıklı 232. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağageçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasınakonulur."
23. 5271 sayılı Kanun'un"Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi" kenar başlıklı(mülga) 250. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş,Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve332 nci maddeler hariç),
Dolayısıyla açılan davalar; AdaletBakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargıçevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecekağır ceza mahkemelerinde görülür."
24. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı HizmetlerininEtkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın YayınYoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un105. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Aşağıdaki hükümler yürürlüktenkaldırılmıştır:
...
6)4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250, 251 ve 252 ncimaddeleri,
..."
25. 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin (21/2/2014 tarihlive 6526 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılan) (4) numaralıfıkrası şöyledir:
"Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüktenkaldırılan 250 nci maddesinin birinci fıkrasına göre görevlendirilenmahkemelerde açılmış olan davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bumahkemelerce bakmaya devam olunur. Bu davalarda, yetkisizlik veya görevsizlikkararı verilemez. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunununl0 uncu maddesinin kovuşturmaya ilişkin hükümleri bu davalarda da uygulanır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 17/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
27. Başvurucular, soruşturma aşamasında tutukluluk incelemelerininduruşmasız olarak yapılması ve ilk duruşmada hazır edilmemeleri nedeniyleyaklaşık yedi ay boyunca hâkim önüne çıkartılmaksızın tutukluğun devamettirildiğini, bu süreçte yapılan tutukluluk incelemelerinde alınan savcılıkgörüşünün kendilerine tebliğ edilmediğini, tutukluluğun devamına ve tahliyetaleplerinin reddine ilişkin tüm kararlarda esaslı bir inceleme yapılmaksızınmatbu ifadelerin tekrarlanması suretiyle gerekçe yazıldığını, delillerinkarartılması ihtimalinin bulunmadığı olayda tutukluluğun makul süreyi aştığını;ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin yazılmasınınve gerekçeli kararın tebliğinin bir yılda tamamlanmaması nedeniyle dosyanıntemyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtaya gönderilmesinin geciktiğini, bunedenle de tutukluluğa ilişkin şikâyetlerini temyiz mercii önünde ilerisüremediklerini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınankişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; haklarındaki yargılamayı yürüten ve 5271sayılı Kanun'un 250. maddesine göre kurulmuş olan Mahkemenin yargılamasırasında yapılan kanun değişikliği ile kaldırılmış olmasına rağmen buMahkemece yargılamaya devam edilip mahkûmiyetlerine karar verildiğinibelirterek Anayasa'nın 37. maddesinde güvence altına alınan kanuni hâkimilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tutukluluğun tedbirensonlandırılması ile birlikte tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
1. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Suç İsnadına BağlıTutma Yönünden
28. Başvurucular, soruşturma aşamasında yaklaşık yedi ay boyuncamahkeme önüne çıkartılmaksızın tutukluğun devam ettirildiğini ve bu süreçteyapılan tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık görüşünün kendilerine tebliğedilmediğini, matbu gerekçelerle devam ettirilen tutukluluğun makul süreyiaştığını iddia etmişlerdir.
29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru usulü" kenar başlıklı 47.maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."
30. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) "Başvuru süresi ve mazeret"başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireyselbaşvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yoluöngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmasıgerekir."
31. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrasıuyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş iseihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesinedoğrudan veya diğer mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikler vasıtasıylayapılması gerekmektedir.
32. Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmüş olması hâlindebu yolun tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerektiği Kanun'da belirtilmekle birlikte başvurusüresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi hususunda Anayasa Mahkemesince,başvurucunun nihai karardan yeterince bilgi sahibi olması koşulu aranacaktır.Bu noktada, nihai kararın tebliğinin öngörüldüğü hâllerde tebliğ tarihinin,tebliğ şartı öngörülmeyen hâllerde ise başvurucunun kararın içeriğini kesinolarak öğrenebildiği tarihin esas alınması gerekir (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).
33. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvurusüresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usulhükmüdür (Yasin Yaman, B. No:2012/1075, 12/2/2013, § 18).
34. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilkderece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıylatutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "bir suçisnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır. Bu açıdanmahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması gerekmez (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 33).
35. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen süreninbaşlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda butarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonuise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesincehüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, B.No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66). Bu kapsamda "bir suç isnadına bağlı olaraktutuklu olma" durumunda, tutukluluk süresinin kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilkderece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen heraşamada başvuru yolları tüketildikten sonra veya serbest bırakılmadan itibarenbaşvuru süresi içinde yapılması gerekir (MehmetEmin Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).
36. Somut olayda başvurucular 1/10/2010 tarihinde gözaltınaalınmışlar ve 5/10/2010 tarihinde tutuklanmışlardır. Tutuklu olarak devam edenyargılama sonunda Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/2/2013 tarihli kararıile başvurucuların silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 10'ar yıl hapiscezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Anılan karar ilebaşvurucular hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin20/10/2014 tarihli ilamı ile onanmış ve bu tarih itibarıyla kesinleşmiştir.Tutuklu olarak devam eden yargılamada İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyetkararının açıklandığı 27/2/2013 tarihinde, başvurucuların tutukluluk hâli bu anlamdasona ermiştir.
37. Bu belirlemeler karşısında bir suç isnadına bağlı olaraktutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun ilk derecemahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itirazedilmemiş ise kararın verildiği tarihten itibaren, itiraz edilmiş ise itirazmerciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içerisindeyapılması gerekmektedir. Somut olayda başvurucular tarafından İlk DereceMahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itirazedildiğine yönelik bir bilgi ve/veya belge bulunmamaktadır (bkz. § 13). Bunedenle başvurunun İlk Derece Mahkemesinin nihai kararını verdiği 27/2/2013tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Başvurucularındaha sonradan 23/1/2014 ve 14/2/2014 tarihlerinde tahliye talebindebulunmalarının ve bu taleplerin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/1/2014ve 14/2/2014 tarihli ek kararları ile reddedilmesinin bireysel başvuru süresiüzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Bu itibarla 14/4/2014 tarihindeyapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle kararın öğrenilmesinden itibaren otuzgün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Mahkûmiyet KararınaBağlı Tutma Yönünden
39. Başvurucular, ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyethükmünün gerekçesinin yazılmasının ve gerekçeli kararın tebliğinin bir yıldatamamlanmaması nedeniyle dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtayagönderilmesinin geciktiğini, bu nedenle de tutukluluğa ilişkin şikâyetlerinitemyiz mercii önünde ileri süremediklerini iddia etmişlerdir.
40. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanmasıancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangibirinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (MuratNarman, § 42). Anayasa'nın 19. maddesinin amacı kişileri keyfî birşekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı korumak olup maddede öngörülenistisnai hâllerde kişi hürriyetine getirilecek sınırlamaların maddenin amacınauygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B.No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38).
41. Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ilk istisnası anılan maddenin ikinci fıkrasında "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" olarakbelirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarınca verilecek mahkûmiyetkararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenlik tedbirlerinin uygulanmasıkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali kabul edilmeyecektir. Diğertaraftan "suç şüphesinebağlı tutma" kapsamında olan durumdan farklı olarak anılan istisna"bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmayı" ifade etmektedir (Tahir Canan (2), B. No: 2013/839,5/11/2014, § 33).
42. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına,mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet hükmünün yerine getirilmesi hâllerinde ortayaçıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri dâhil ise de anılan kural, mahkûmiyetkararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına almaktadır.Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis cezasınınyerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, §18).
43. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıuyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında kararverilmesini ve bu kısıtlamanın kanunaaykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir.
44. Somut olayda başvurucuların 27/2/2013 tarihli mahkûmiyetkararı sonrasında hürriyetlerinden yoksun bırakılması, Anayasa’nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası anlamında "suç şüphesine bağlı tutma"kapsamından çıkmış, ikinci fıkra bağlamında "bir mahkûmiyet kararına bağlıolarak tutmaya" dönüşmüştür (bkz. §§ 34,35). Bu aşamada özgürlükten yoksunbırakmanın dayanağı olan hükmün gerekçesi, hükümle birlikte tümüyle tutanağa geçirilmemişseilgili mevzuat gereği hükmün açıklanmasından itibaren en geç on beş gün içindedava dosyasına konulmalıdır (bkz. § 22).
45. İlk derece mahkemesindeki yargılamanın sona erdiği davadatemyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle gerekçeli kararın davadosyasına konulması, sonrasında temyiz talebinde bulunan tarafların açıklananhükme dayanak teşkil eden gerekçeye ilişkin varsa itirazlarını bildirmeimkânına sahip olmaları gerekmektedir (Mehmetİlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 72).
46. Başvurucuların yargılandığı dava dosyası incelendiğinde, İlkDerece Mahkemesince verilen 27/2/2013 tarihli mahkûmiyet hükmünün gerekçesininyazımına kararın verildiği tarihten sonra on beş gün içinde başlandığı, yirmidokuz klasör belgeden oluşan ve yirmi altı sanık hakkında hüküm tesis edilendavada gerekçeli kararın 31/7/2013 tarihinde UYAP üzerinden onaylandığı,başvurucuların gerekçeli temyiz dilekçelerini kararın onaylanmasından yaklaşıkbir ay sonra Mahkemeye sundukları, Mahkemenin tarafların (Cumhuriyet savcısınınve başvurucuların da aralarında bulunduğu birçok sanığın) temyiz istemleriyleilgili usul işlemlerini tamamladıktan sonra dosyayı 12/2/2014 tarihindeYargıtaya gönderdiği, temyiz incelemesinin dosyanın Yargıtaya gönderildiğitarihten itibaren yaklaşık sekiz ay sonra sonuçlandırıldığı görülmektedir.
47. Başvurucuların, hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamıkararına karşı itiraz yoluna başvurmadıkları, mahkûmiyete ilişkin gerekçelikararın 31/7/2013 tarihinde UYAP üzerinden onaylanarak erişime açık hâldegeldiği, başvurucuların gerekçeli kararı öğrenip temyiz başvurularını yaptıktansonra temyize ilişkin usul işlemlerinin yapıldığı dönemde 23/1/2014 ve14/2/2014 tarihlerinde yaptıkları tahliye talepli başvurularının İlk DereceMahkemesince incelendiği ve reddedildiği, ret kararına karşı yapılanitirazların da merciince incelendiği, dolayısıyla başvurucuların tutulmalarınınhukuki olmadığına ilişkin şikâyetlerinin cevapsız bırakılmadığı dikkatealındığında; başvurucuların "bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak"hürriyetlerinden yoksun bırakıldıkları 27/2/2013 tarihinden sonrakitutulmalarının dayanağını oluşturan mahkûmiyet kararına karşı, kararınhukukiliğini temyiz mercii önünde denetletme hakkını kullanmaktan yoksunkaldıkları ya da gerekçeli kararın yazımınındaki gecikme dolayısıylatutulmalarına karşı yetkili yargı merciine başvuramadıkları söylenemez.
48. Açıklanan nedenlerle başvurucuların mahkûmiyet sonrasıtutulmaları yönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Ön Sorun Hakkında
49. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi ve6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, "ikincil nitelikte" bir kanun yolu olupbu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.
50. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle idari mercilerve derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafındandeğerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuruyolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17). Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya daolan başvuru yolları etkili değilse Anayasa Mahkemesi somut olayın koşullarınıdikkate alarak bir başvurunun incelenmesine karar verebilir (Ümit Ata, B. No: 2012/254, 6/2/2014, §33).
51. Somut olayda başvurucuların Diyarbakır 5. Ağır CezaMahkemesinin 27/2/2013 tarihli nihai kararına karşı temyiz yoluna başvurduklarıancak temyiz sonucunu beklemeden 14/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulundukları anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan ilkelerışığında başvurucuların başvuru tarihi itibarıyla başvuru yollarını tüketmedenbireysel başvuruda bulundukları anlaşılmakta ise de bireysel başvuru sürecindesöz konusu hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 20/10/2014 tarihindeonanarak kesinleştiği (bkz. § 20), somut olayın koşullarında başvuru yollarınıntüketildiğinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (Abdullah Akyüz [GK], B. No: 2013/9352,2/7/2015, § 33).
b. ŞikâyetinDeğerlendirilmesi
52. Başvurucular, haklarındaki yargılamayı yürüten ve 5271sayılı Kanun'un 250. maddesine göre kurulmuş olan Mahkemenin yargılamasırasında yapılan kanun değişikliği kaldırılmış olmasına rağmen bu Mahkemeceyargılamaya devam edilip mahkûmiyetlerine karar verildiğini iddia etmişlerdir.
53. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesindeaçıkça, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak yasa ile kurulmuş birmahkeme tarafından davanın dinlenilmesini isteme hakkından söz edilmiştir. Buhak, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkınında zımni bir unsuru olmakla beraber (AYM, E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004),yargılamayı yapan mahkemenin yasayla kurulması gerekliliği Anayasa'nın 37.maddesinde ayrı ve açık bir hükümle düzenlenmiştir. Ayrıca, Anayasa'nınbütünlüğü ilkesi gereği, mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi veyargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa'nın 142. maddesininde kanuni hâkim güvencesinin değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (Tahir Gökatalay,B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 77).
54. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında dabelirtildiği gibi doğal (kanuni) hâkim ilkesi, suçun işlenmesinden veyaçekişmenin doğmasından önce davayı görecek yargı yerini yasanın belirlemesişeklinde tanımlanmaktadır. Doğal hâkim ilkesi yargılama makamlarının suçunişlenmesinden veya çekişmenin meydana gelmesinden sonra kurulmasına veyayargıcın atanmasına, başka bir anlatımla sanığa veya davanın taraflarına görehâkim atanmasına engel oluşturur (AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015).
55. Bununla birlikte kanuni hâkim güvencesi, yeni kurulanmahkemelerin veya kurulu bulunan mahkemelere yeni atanan hâkimlerin öncedenişlenen suçlara ilişkin olarak hiçbir şekilde yargılama yapamayacaklarıbiçiminde anlaşılamaz. Belirli bir olay, kişi veya toplulukla sınırlı olmamakkaydıyla yeni kurulan bir mahkemenin veya kurulu bulunan bir mahkemeye yeniatanan hâkimin kurulma veya atanma tarihinden önce gerçekleşen uyuşmazlıklarabakması kanuni hâkim güvencesine aykırılık teşkil etmez (AYM, E.2014/164,K.2015/12, 14/1/2015).
56. Bu kapsamda bir kuralın belirli bir suçun işlenmesindensonra bu suça ilişkin davayı görecek yargı yerini belirlemeyi amaçlamaması,yürürlüğü müteakip kapsamına giren tüm davalara uygulanması hâlinde doğal hâkimilkesine aykırılık söz konusu olamaz (AYM, E.2009/52, K.2010/16, 21/1/2010).
57. Başvurucular hakkındaki yargılama, 5271 sayılı Kanun'un 250.maddesiyle kurulmuş ağır ceza mahkemesince yapılmıştır. Yargılama sürerken 6352sayılı Kanun yürürlüğe girmiş ve bu Kanun'un 105. maddesinin (6) numaralıfıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Diğerbir ifadeyle 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile kurulmuş ağır cezamahkemeleri kapatılmış, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle MücadeleKanunu'nun (TMK) 10. maddesi uyarınca görevlendirilen ağır ceza mahkemelerikurulmuştur. Ancak kapatılan mahkemelerde görülen davalara kesin hükümlesonuçlanıncaya kadar bu (kapatılan) mahkemelerce bakılacağı 6352 sayılıKanun'un geçici 2. maddesiyle hüküm altına alınmıştır.
58. 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin (4) numaralıfıkrasında, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte açılmış ve devam etmekte olandavaların, 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile kurulmuş ağır cezamahkemelerinde devam edeceği ve bu mahkemelerin yeni kurulan mahkemelernedeniyle görevsizlik ve yetkisizlik kararı veremeyecekleri belirtilerek uzunsüredir devam eden davalarda başa dönülmesinin ve suçun işlenmesinden sonrayargı yerinin değiştirilmesinin önüne geçilmiştir. Dolayısıyla bu kuralla suçunişlenmesinden sonra yargı yeri belirlenmemiş, aksine suçun işlenmesinden sonrakurulan mahkemelere davaların görevsizlik veya yetkisizlikle gönderilmesiönlenerek suçun işlenmesinden önce kurulan mahkemelerde davanın devam etmesisağlanmıştır (AYM, E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013). Bu bakımdan,başvurucuların yargılamasına 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile kurulmuşağır ceza mahkemesince devam edilmesinin ve anılan mahkemece başvurucularhakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmesinin kanuni hakim güvencesine aykırı biryönü bulunmamaktadır (Deniz Seki, B.No: 2014/5170, 25/6/2015, § 56).
59. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların adil yargılanma hakkıkapsamında "kanuni hâkim güvencesinin" ihlal edildiği iddialarınailişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Suç isnadına bağlıtutma yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın süre aşımı nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkûmiyet kararınabağlı tutma yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanma hakkıkapsamında kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.