TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İ.B. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/5085)
Karar Tarihi: 11/10/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RESEN GİZLİLİK KARARI VERİLDİ
Başkan y.
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
İ.B.
Vekili
:
Av. Neriman ÇINAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk SilahlıKuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliğihakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuru ile ilgili görüş bildirmesinegerek görülmediğini ifade etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrinde astsubay statüsünde görevyapan başvurucu hakkında, eşinin yapmış olduğu bir şikâyet esas alınarakbaşlatılan idari tahkikat sırasında, başvurucunun sivil bir memur ile duygusalilişki yaşadığına dair tespitler yapılmıştır.
9. Tahkikat neticesinde, sıralı sicil üstlerince "Silahlı Kuvvetlerde Kalması UygunDeğildir." sicili düzenlendiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığıbünyesinde oluşturulan komisyon tarafından 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı TürkSilahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun ilgili hükümleri gereği ahlaki nedenleTürk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemine tabi tutulmasının uygun olacağınakarar verilmiştir. Anılan karar sırasıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı veGenelkurmay Başkanlığı tarafından onaylandıktan sonra Millî SavunmaBakanlığının 10/7/2013 tarihli onama kararıyla ayırma işlemi kesinleşerek17/7/2013 tarihi itibarıyla başvurucunun Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK)ilişiği kesilmiştir.
10. Başvurucu 2/8/2013 tarihinde ayırma işleminin iptalitalebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde(AYİM) dava açmıştır. Başvurucu başarılı bir kariyeri olduğunu, eşinin temeliolmayan kıskançlıkları nedeniyle zor duruma düştüğünü, herhangi bir duygusalarkadaşlığının olmadığını belirterek idari işlemin iptalini talep etmiştir.
11. AYİM Başsavcılığı; dava konusu işlemin iptali yönünde görüşsunmuştur. Başsavcılığın 4/3/2014 tarihli düşünce yazısında, başvurucununyaşadığı iddia edilen ilişkinin rıza dışı veya menfaate dayalı olduğu ya dagörevini ve askerî disiplini olumsuz etkilediği yönünde belge ve bilgi olmadığıbelirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun ikaz edilmediği, duygusal boyuttan ileriyegitmeyen ilişkinin özel hayat sınırları içinde cereyan ettiği ve şikâyete kadaraleniyet kazanmadığı ifade edilerek başvurucunun statü dışına çıkarılmasını gerektirecekağırlıkta bir disiplin zaafiyeti veya ahlaki düşüklükiçinde olduğuna dair delil olmadığı vurgulanmıştır.
12. AYİM Birinci Dairesi (Daire) 10/6/2014 tarihli kararıyladavanın reddine hükmetmiştir. Kararda, başvurucunun sivil memur olarak görevyapmakta olan bayan ile telefonla arama ve mesaj atma kayıtlarının mevcutolduğu, gece geç saatleri de kapsar şekilde yapılan çok sayıda telefongörüşmelerinin kurum içi görüşme seviyesinin üzerinde olduğu belirtilmiştir.Mahkeme, başvurucunun evli olduğunu bildiği sivil memur ile çok sayıda telefongörüşmesi yapması ve mesaj atması şeklinde gerçekleşen eylemlerin Türk aileyapısı açısından kabul edilemez ve TSK'nın itibarını sarsacak ahlak dışıhareketler kapsamında olduğunu vurgulayarak, ayırma işlemlerinde idarece takdiryetkisinin objektif kıstaslara bağlı kalınarak ve kişi ile kurum yararıarasında denge gözetilerek kullanıldığını belirtmiştir.
13. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 3/2/2015 tarihlikararıyla reddedilmiştir.
14. Nihai karar19/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 18/3/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görevyapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesinedayanak oluşturan mevzuata ve benzer durumlara ilişkin uluslararası hukuka yervermiştir (G.G. [GK], B. No:2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30; TevfikTürkmen [GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016, §§ 23-39; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15/2/2017,§§ 20-33; Mehmet Çakır, B. No:2014/5121, 16/2/2017, §§ 19-27).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 11/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu; Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi dayanağınınsivil memur olan mesai arkadaşıyla telefon ile görüşmesi ve mesajlaşmasıolduğunu, eşinin şikâyet dilekçesineek olarak sunduğuiçeriği bulunmayan telefon kayıt bilgilerinin idari işleme esas alınmasınınhukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Görevi ile bağdaşmayan bir davranışınınbulunmadığını, evliliğinde yaşadığı sorunlar nedeniyle eşinin şikâyetçiolduğunu, mesai arkadaşıyla duygusal bir ilişkisi olduğuna dair hiçbir delilolmamasına rağmen bir olasılığa dayanılarak idari işlemin yapıldığını ifadeetmiştir. Başvurucu göreviyle bağdaşmayan ve görevine yansıyan davranışlarınınolmaması ve başarılı bir kariyeri olmasına rağmen idarenin takdir hakkınıölçüsüz ve sınırsız kullanması sonucu mağdur olduğunu vurgulamıştır. Başvurucubu nedenlerle özel hayatın gizliliği hakkı ile çalışma ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu ek beyanında,aralarında duygusal ilişki olduğu iddia edilen mesai arkadaşının hakkındauygulanan ilişik kesilme işlemine karşı açtığı iptal davasının memurluksıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç vericihareketler bulunduğu yönünde yeterli delil olmadığı gerekçesiyle kabuledildiğini ve aynı konuda iki farklı karar verildiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme
19. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ...saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğinedokunulamaz."
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde;başvurucunun temel iddiasını, özel hayat alanına ilişkin olan ve hukuka aykırıyöntemler kullanılarak elde edilen birtakım bilgilere dayanılarak TSK'danayırma işlemi tesis edilmesi oluşturmaktadır. Bu nedenle başvurunun özelhayatın gizliliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
22. Özel hayatına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiylebaşvurucu hakkında TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesinin özel hayatıngizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır (Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., § 43).
23. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamaölçütlerine uygun olması gerekir.
24. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleridikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygunolduğu, askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesininsağlanması, bu itibarla millî güvenliğin korunması şeklinde meşru amaç taşıdığıanlaşılmaktadır (Ata Türkeri, §§40-41; G.G., §§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§ 50-58).
25. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bu başlıkaltındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzerebaşvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesindenbağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama biçimindeiki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütününparçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat Üstündağ, B.No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
26. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkına yargısal veyaidari bir müdahalenin toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıpkarşılamadığına bakılması gerekecektir. Başvuru konusu olay bakımındanyapılacak değerlendirmelerin temel ekseni; müdahaleye neden olan idarenin vederece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin, özel hayata saygıhakkının unsurlarından olan mahremiyet hakkını kısıtlama bakımından demokratiktoplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkelerine uygun olduğunu inandırıcıbir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Ata Türkeri, § 45).
27. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,kamu makamlarının faaliyetin niteliği ve sınırlamanın amacına göre değişengeniş bir takdir yetkisinin bulunması doğaldır (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660,21/1/2015, § 52). Öte yandan mahremiyet alanına ait ya da bireyin varlığınaveya kimliğine ilişkin önemli haklar veya hukuksal çıkarlar söz konusu olduğuzaman kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır. Bu bağlamda özel yaşamıngizliliği hakkının cinsellik ve mahremiyet hakkı gibi yönleri söz konusuolduğunda takdir yetkisinin daha dar tutulması gerekmekte olup bu alanlarayönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için özellikle ciddigerekçelerin varlığı şarttır(Ata Türkeri, § 47).
28. Bu durumda tesis edilen disiplin işlemlerinde ve buişlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında,bireylerin özel hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatlarıüzerindeki etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumlarınişleyişi üzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve buhususlardaki değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi,ayrıca tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarıdurumları dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir (G.G., § 60).
29. Ayrıca kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla dabütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabitutulabilecekleri açıktır. Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırmaişlemi tesis edilmesinin başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadartemel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde deönemli bir etki oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâlegeldiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindekisınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olmasıgerekir (G.G., § 66).
30. Yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde somut olaydeğerlendirildiğinde; başvurucunun eşinin şikâyeti ile başlatılan disiplinsoruşturmasında başvurucunun mesai arkadaşı olan sivil memur ile duygusalilişkisi olduğu tespiti yapılmış ve sonuç olarak başvurucunun Türk silahlıkuvvetlerle ilişiği kesilmiştir. Gerek disiplin soruşturmasında gerekse Mahkemekararlarında başvurucunun eşinin şikâyet dilekçesi ile birlikte sunduğu içeriğibelli olmayan telefon ve mesaj kayıtlarının esas alındığı, görüşme sıklığı vesaatleri gözetilerek iddia edilen ilişkinin mevcut olduğunun kabul edildiğigörülmüştür. Sivil memur ile ilişki yaşadığına dair şikâyet dilekçesi ile idaritahkikat başlatıldığı da dikkate alındığında, somut başvuruya konu eylem vedavranışların başvurucunun mahremiyet alanında cereyan ettiği ve rızası ilealenileştirilmediği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak başvuruya konu disiplinişlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların esasen mesleki faaliyetile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşam eylemleri olduğudeğerlendirilmektedir.
31. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla da bütünleşen bazıözel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi tutulabilecekleri açıktır. Tesisedilen idari işlemde ve denetiminin yapıldığı yargılama sürecinde bireylerinözel hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindekietkilerinin ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanıp açıklanmadığı incelenmelive sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı arasındaorantısızlık bulunup bulunmadığı, sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yararile özel hayatının gizliliği hakkı sınırlandırılan başvurucunun kaybı arasındaadil bir denge kurulup kurulmadığı irdelenmelidir. Ayrıca başvurucununtahkikata konu özel yaşam eylemlerine karşılık olarak öngörülen yaptırımın,ağırlık ve önem düzeyi idarece takdir edilmek suretiyle başvurucunun meslekisafahatı gözönünde bulundurularak ölçülülük yönündendeğerlendirilmesi gerekir (Murat Deniz,B. No: 2014/5318, 21/9/2016, § 73).
32. Somut olayda ayırma ve yargı kararlarında, başvurucunun evliolan mesai arkadaşıyla çok sayıda telefon görüşmesi yapması ve mesajlaşmasınınbir ilişkinin varlığını gösterir nitelikte olduğu belirtilerek başvurucununeylemlerinin TSK'nın itibarını sarsacak ahlak dışı hareketler olduğu kabuledilmiştir. Anılan kararlarda, başvurucu tarafından alenileştirilmeyen vebaşvurucunun mahremiyetini ilgilendiren hususların, başvurucuya isnat edilen vetümüyle başvurucunun özel hayatına ilişkin olduğu anlaşılan eylemlerin, meslekihayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edici gerekçelerinbelirtilmediği ve TSK’nın işleyişi üzerindeki etkisi ve risklerinin deaçıklanmadığı görülmektedir. Öte yandan mesleki sicili olumlu olan başvurucuyaen ağır şekilde idari yaptırım uygulanmasının ve başvurucunun kamu görevlisiolma nitelik ve yeterliliğini kaybettiği sonucuna ulaşılmasının gerekçelerininde ortaya konulamadığı görülmektedir. Bu nedenlerle AYİM tarafından verilenkararların özel hayatın gizliliği hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekildekonuyla ilgili ve yeterli gerekçe içermediği sonucuna ulaşılmıştır.
33. Ayrıca isnat edilen disiplin suçuna konu eylemler iletahkikat neticesinde verilen ayırma cezası dikkate alınarak hizmet geçmişiolumlu olan başvurucu hakkında Anayasa’nın 20. maddesi çerçevesindeki bireyselyararı ile kamunun yararı arasında adil ve ölçülü bir dengenin gözetilmesihususunda bir değerlendirme yapılmadığı, başvurucunun özel hayatının gizliliğihakkı üzerindeki sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğindeolduğu veya başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlemniteliğinde olduğu hususunda bir inceleme yapılmadığı ve bu hususta gerekliözenin gösterilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
36. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK] B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkeler belirlenmiştir.
37. Mehmet Doğankararında özetle; uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
38. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre; Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde, ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdirderece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiğidoğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
39. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usuli bireksiklikten kaynaklanıyorsa söz konusu usul işleminin, hak ihlalini giderecek şekildeyeniden (veya daha önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir.Buna karşılık ihlalin, idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derecemahkemesince yapılan veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derecemahkemesi kararının sonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafındantespit edildiği hâllerde derece mahkemesinin, usule dair herhangi bir işlemyapmadan doğrudan mümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararının aksiyönünde karar vererek ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).
40. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesini, yargılamanınyenilenmesine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
41. Somut başvuruda ulaşılan ihlal sonucunun AYİM tarafındanverilen ret kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
42. Bu durumda başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkınayönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılamaise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derecemahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkemekararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere ilgili yargı mercine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
43. Öte yandan başvurucu tarafından tazminat talebindebulunulmuş olmakla birlikte, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgiliyargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizliTUTULMASINA,
B. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatıngizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesikaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİYARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi BirinciDairesininE.2013/891, K.2014/641 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),
E. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargımerciine gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminattalebinin REDDİNE,
F. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİN11/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.