TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BAHATTİN GÜL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8730)
Karar Tarihi: 16/12/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Kamil KAYA
Başvurucu
:
Bahattin GÜL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, iş kazasının tespiti istemli davada Mahkemece hükmeesas alınan bilirkişi raporu tebliğ edilmeden ve yetersiz gerekçe ile aleyhekarar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/12/2013 tarihinde Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgularbildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık,görüşünü 9/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya 21/1/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşı 2/2/2015 tarihinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyasıiçeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu ve müştereklerine ait bina inşaatında çalışırken21/5/2008 tarihinde kaza geçiren davacı tarafından, başvurucu ve SosyalGüvenlik Kurumu (SGK) aleyhine Ankara 1. İş Mahkemesinde (Mahkeme) olayın işkazası olduğunun tespiti istemiyle dava açılmıştır.
9. Mahkeme 25/5/2011 tarihli ve E.2010/684, K.2011/216 sayılıkararıyla davanın kabulüne ve olayın iş kazası olduğunun tespitine kararvermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Davacının çalıştığı şirketten ve SGK dan şahsi sicil dosyası, ücretbordroları, taraflar arasında yapılan sözleşme ve SGK müfettişi raporu istenilerekdosyaya konmuş, gösterilen tanıklar dinlenmiş ve mahkememize ibraz edilen tümbelgeler alındıktan sora olayın iş kazası olup olmadığı yönünden rapor alınmaküzere dosya bilirkişi heyetine verilerek alınan 20.05.2011 tarihli raporda21.05.2008 tarihinde meydana gelen kazanın 506 sayılı yasanın 11. maddesinegöre bir iş kazası olduğu ve kazanın oluşunda davalı işveren Bahattin Gül vemüştereklerinin %80 kazalı işçi A.B.’nin %20 oranındakusurlu oldukları belirlenmiştir.
Taraflarıniddia ve savunmaları, dosyaya alınan belge içerikleri, tanık anlatımları vebilirkişi heyeti raporu göz önüne alındığında; Davalı SGK merkezinin Ankaraolması nedeniyle davaya Ankara İş [M]ahkemesindebakılabileceğinden bir kısım davalıların yetki itirazı dikkate alınmamış,21.05.2008 tarihinde davalı Bahattin Gül ve müşterekleri adına işlem görenMirzan mahallesi çevik sokak 4 numara Bingöl adresinde bulunan özel binainşaatında işçi olarak çalışan davacı A.B. 4. [k]at balkonuna çıkarak halatakendir ipi bağlı 5.1 mt uzunluğundaki, korkulukdemirlerini yukarı çektikten sonra içeri almak isterken, demirlerin inşaatınyakınından geçmekte olan elektrik tellerine değmesi sonucu cereyana çarpılarakyaralandığı, kazanın davalı işverenlerin yükleminde buluna[n] bina inşaatınıyapımı sırasında ve mesai saatleri içerisinde meydana geldiği anlaşıldığındandavacının geçirdiği kazanın 10 sayılı yasanın13.cü maddesi (506 sayılı yasanın11. maddesi) ne göre kazanın bir iş kazası olduğunun tespitine karar verilerekaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
10. Başvurucu, kaza geçiren davacı ile aralarındaki ilişkininhizmet sözleşmesine değil, istisna (eser) sözleşmesine dayandığını, bu nedenleolayın iş kazası olmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiş; Yargıtay 21.Hukuk Dairesi 16/4/2013 tarihli ve E.2012/13947, K.2013/7605 sayılı ilamıylaanılan kararı onamıştır.
11. Başvurucu, onama ilamının kendisine tebliğ edilmemesinedeniyle kararı 5/11/2013 tarihinde öğrendiğini belirterek 3/12/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesi şöyledir:
“İşkazası;
a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) ( Değişik bend: 17/04/2008-5754S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendiadına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Birişverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başkabir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) ( Değişik bend: 17/04/2008-5754S.K./8.mad) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendikapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna sütvermek için ayrılan zamanlarda,
e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişisırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen yada ruhen özüre uğratan olaydır.
…”
13. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal SigortalarKanunu’nun 11. maddesi şöyledir:
“A) İş kazası, aşağıdaki hal ve durumlardan birinde meydana gelen vesigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır:
a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısiyle,
c)Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzündenasıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d)Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarakgötürülüp getirilmeleri sırasında.
B)Meslek hastalığı, sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan birsebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya süreklihastalık, sakatlık veya ruhi arıza halleridir.
…”
14. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 280. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bilirkişi,raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte birdizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır veduruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir.”
15. 6100 sayılı Kanun’un 322. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hükümbulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 16/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvurucunun 3/12/2013 tarihli ve 2013/8730 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu; aleyhine açılan iş kazasının tespiti istemlidavada hükme esas alınan bilirkişi raporu kendisine tebliğ edilmeden kararverildiğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile hazırlandığını, raporhakkında karar kesinleştikten sonra bilgi sahibi olduğundan rapora yönelikitirazlarını bildiremediğini, dava konusu olayla ilgili ceza soruşturmasısırasında alınan bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı ve davacı ilearalarındaki ilişkinin hizmet sözleşmesine değil, istisna (eser) sözleşmesinedayandığına ilişkin itirazlarının neden kabul edilmediğinin gerekçeli karardaaçıklanmadığını belirterek adil yargılanma hakkı ile hukuk devleti ve eşitlikilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; yargılamanın yenilenmesi ve tazminattalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
18. Başvuru formu ve ekindeki belgelere göre başvurucununiddialarının, iş kazasının tespiti istemli davada hükme esas alınan bilirkişiraporu kendisine tebliğ edilmeden aleyhine karar verildiği, dava konusu olaylailgili ceza soruşturması sırasında alınan bilirkişi raporunun ve davacı ilearalarındaki ilişkinin mahiyeti konusundaki itirazlarının gerekçeli karardadeğerlendirilmediğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle başvurucunun, iş kazasınıntespiti istemli davada hükme esas alınan bilirkişi raporu kendisine tebliğedilmeden aleyhine karar verildiğine ilişkin iddiasının silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkeleri, dava konusu olayla ilgili ceza soruşturmasındadüzenlenen bilirkişi raporunun ve davacı ile aralarındaki ilişkinin mahiyetikonusundaki itirazlarının değerlendirilmediğine ilişkin iddialarının isegerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
1. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılamaİlkelerinin İhlal Edildiği İddiası Yönünden
20. Başvurucu; iş kazasının tespiti istemli tarafı olduğu davadahükme esas alınan bilirkişi raporu kendisine tebliğ edilmeden kararverildiğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile hazırlandığını, raporhakkındaki karar kesinleştikten sonra bilgi sahibi olduğundan rapora yönelikitirazlarını bildiremediğini ileri sürmüştür.
21. Bakanlık görüş yazısında, silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin adil yargılanma hakkı kapsamındayer alan güvencelerden bazıları olduğu, silahların eşitliği ilkesi gereğidavanın taraflarından birinin diğeri karşısında zayıf duruma düşürülmemesigerektiği, çelişmeli yargılama ilkesi gereğince de Mahkemenin kararınıetkilemek üzere toplanan kanıtlar ve sunulan mütalaalarla ilgili olarak davanıntaraflarına bilgi verilmesi ve taraflara görüş bildirme olanağının tanınmasıgerektiği, somut başvuruda başvurucunun duruşmalara katılmaması nedeniylebilirkişi raporu hakkında bilgi sahibi olamadığı, rapor hakkında sonradan bilgisahibi olması nedeniyle rapora karşı itirazlarını temyiz aşamasında ilerisürebildiği ifade edilerek başvurucunun şikâyetleri incelenirken bu hususlarıngöz önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.
22. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşı başvuruda belirttiği hususları ifade etmiştir.
23. Anayasa'nın 148. maddesinin (3) numaralı fıkrasının soncümlesi şöyledir:
“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
24. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenarbaşlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylemya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
25. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte biryasa yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının önceliklegenel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulmasıesastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağandenetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (BayramGök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).
26. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle iç hukukta düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur.Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarakiletmesi ve bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlarasunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (Bayram Gök,§ 19).
27. Diğer yandan olağan kanunyollarında ve genel mahkemeler önünde belirtilmeyen iddialar, bireyselbaşvuruya konu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi vebelgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök, § 20).
28. Başvuruya konu davada, bilirkişi raporu başvurucuya tebliğedilmeden karar verilmekle birlikte bu raporun içeriği ve diğer delillerlebirlikte hükme esas alındığı gerekçeli kararda belirtilmiştir. Başvurucu,gerekçeli kararın tebliğiyle dava kapsamında düzenlenen bilirkişi raporuhakkında bilgi sahibi olmuştur. Buna rağmen başvurucu, Ankara 1. İşMahkemesinin 25/5/2011 tarihli kararını temyiz ederken kendisine tebliğedilmeyen bilirkişi raporuna itiraz edemediği veya bu rapora göre kararverilemeyeceğine dair herhangi bir iddia da bulunmamıştır. Başvurucu, temyiztalebini kaza geçiren davacı ile aralarındaki ilişkinin hizmet sözleşmesinedeğil, istisna (eser) sözleşmesine dayandığına ve bu nedenle olayın iş kazasıolmadığına hasretmiştir (bkz. § 10).
29. Başvurucunun bu itibarla iddia ettiği hak ihlalini düzeltmeimkânını yargısal makamlara tanımaksızın başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.Diğer bir ifadeyle bireysel başvuruya konu edilen şikâyetler Derece Mahkemeleriönünde ileri sürülmeksizin ilk defa Anayasa Mahkemesi önünde dilegetirilmiştir.
30. Açıklanan nedenlerlebaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğiİddiası Yönünden
31. Başvurucu, dava konusu olayla ilgili ceza soruşturmasısırasında alınan bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı ve davacı ilearalarındaki ilişkinin hizmet sözleşmesine değil, istisna (eser) sözleşmesinedayandığına ilişkin itirazlarının neden kabul edilmediğinin gerekçeli karardaaçıklanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
32. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
33. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarakyazılır.”
34. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
35. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’ninlafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibiilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
36. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçelikarar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerinuyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usuleilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olangerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı vedenetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).
37. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurmaolanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hemtarafların hem de kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesihakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsizhâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının açıkçagösterilmesi zorunludur (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 66).
38. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiğişeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı,kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun, ayrı veaçık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarınıncevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat TaahhütMadencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:2013/1213, 4/12/2013, § 26).
39. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasılnitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemeleredayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındakibağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönündenhukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıpdeğerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmünhangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenleseçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve bunauyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur (İbrahim Ataş, B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 24).
40. Başvurucu, dava konusu olayla ilgili ceza soruşturmasısırasında alınan bilirkişi raporunun başvuru konusu davada neden dikkatealınmadığının gerekçeli kararda açıklanmadığını ileri sürmekle birlikte dosyakapsamında söz konusu raporun yargılama sırasında Mahkemeye ibraz edildiğinedair bir bilgi veya belge bulunmadığı gibi başvurucu da bu raporu,değerlendirilmesi için Mahkemeye sunduğunu iddia etmemiştir.
41. Öte yandan başvurucu, davacı ile aralarındaki ilişkininhizmet sözleşmesine değil, istisna (eser) sözleşmesine dayandığına ilişkinitirazlarının hangi gerekçeyle kabul edilmediğinin kararda belirtilmediğiniileri sürmüş ise de Mahkemece davacının çalıştığı şirketten ve SGK’dan şahsi sicil dosyası, ücret bordroları, taraflararasında yapılan sözleşme ve SGK müfettişi raporu istenerek dosyaya konulduğu,gösterilen tanıklar dinlendikten sonra bilirkişi heyetinden rapor alındığı,alınan raporda davaya konu kazanın iş kazası olduğunun belirtildiği, tüm budelillerin değerlendirilmesi neticesinde “başvurucununişveren olduğu ve kazanın başvurucunun yükleminde bulunan bina inşaatınınyapımı sırasında ve mesai saatleri içerisinde meydana gelmesi nedeniyle olayıniş kazası olduğu” kanaatiyle davanın kabulüne karar verildiğianlaşılmaktadır (bkz. § 9). Bu itibarla anılan kararda, başvurucununsavunmasının aksi yönünde kanaate ne şekilde ulaşıldığını açıklamaya yeterli vemakul gerekçe bulunduğu sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkına yönelik birihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesininihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
16/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.