TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BAKAN İNŞAAT TURİZM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5657)
Karar Tarihi: 19/11/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Bakan İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.
Temsilcisi
:
Vahyettin BAKAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 8/7/2009tarihinde Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı iflasın ertelenmesidavasının reddedildiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talepetmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 18/4/2014 tarihindeAntalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yöndenyapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca24/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmaküzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından15/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5.Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için AdaletBakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 13/10/2014 tarihli yazısında,Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerineatfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, inşaat alanında faaliyet gösteren şirketin, sondönemde inşaat sektöründe yaşanan olaylar, kamu yatırımlarının azalmasınedeniyle yeni ihale alınamaması, ihale edilmiş ve devam eden işlere aitödeneklerin yetersizliği, ekonomik kriz, banka kredisi kullanılamaması gibinedenlerle işletme sermayesinin yetersiz hâle geldiğini, borca batık olduğunu,ancak iyileştirme projesi kapsamında mali durumunun iyileşmesinin mümkünolduğunu ileri sürerek, 8/7/2009 tarihinde hasımsız olarak Antalya 2. AsliyeTicaret Mahkemesinde iflasın bir yıl süreyle ertelenmesi davası açmıştır.
8. Davaya asli müdahil olarak katılan O.C. ve Kırmızıtaş İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. davanın reddini vebaşvurucu şirketin iflasını talep etmişlerdir.
9. Mahkeme, 3/2/2011 tarih ve E.2009/163, K.2011/38 sayılıkararla; başvurucu şirketin 30/6/2009 tarihi itibarıyla rayiç değerlere göreborçlarını karşılamaya yetecek düzeyde aktiflerinin bulunmadığı, dolayısıylaborca batık olduğu, dosyaya sunulan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcıolmadığı, şirketin mali durumunun iyileşmesi olanağının bulunmadığıgerekçesiyle, iflas erteleme talebinin reddine, 6762 sayılı mülga Türk TicaretKanunu'nun 324. ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 179. maddeleri gereği3/2/2011 tarihi itibarıyla şirketin iflasına karar vermiştir.
10. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 23. HukukDairesinin 22/9/2011 tarih ve E.2011/687, K.2011/471 sayılı ilamıyla, hükmeesas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu ve müdahillerden bir kısmının borcunödendiği iddiasının yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasınakarar verilmiştir.
11. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamasırasında Antalya 5. Ticaret Mahkemesinin kurulması üzerine dava dosyası anılanMahkemeye devredilmiştir.
12. Antalya 5. Ticaret Mahkemesince, başvurucu şirkete aitaraçların değerlerinin tespiti amacıyla bilirkişilerden raporlar alınmış,ayrıca başvurucuya ait ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesiyapılmasına karar verilmiştir.
13. Başvurucu, 24/1/2013 tarihli duruşmada, şirketin ticaridefterlerinde yazılı makine ve ekipmanların tamamının müdahiller dışındakialacaklılar tarafından satıldığını, şirketin malvarlığında, değerleri tespitedilen araçlar dışında araç, demirbaş veya taşınmaz bulunmadığını,bilirkişilerin inceleme yapacağı başka malvarlığının olmadığını, bu nedenlebilirkişi incelemesinin sonuca etkisinin olmadığını belirterek davanın kabulünütalep etmiştir.
14. Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 24/1/2013 tarih veE.2012/187, K.2013/24 sayılı kararıyla; başvurucu şirketin, değerleri tespitedilen araçları dışında malvarlığının bulunmadığı, müdahil Kırmızıtaşİnş. Tic. ve San. Ltd. Şti.'ye yapılan ödeme dışındabaşka bir ödeme yapılmadığı, şirketin mali durumunun iyileştirilmesi imkanınınbulunmadığı ve bu konuda yeniden rapor alınmasının sonuca etkili olmadığı,şirketin borçlarını karşılamaya yetecek seviyede aktiflerinin bulunmadığı veborca batık olduğu gerekçesiyle iflas erteleme talebinin reddine, 6762 sayılımülga Kanun'un 324. ve 2004 sayılı Kanun'un 179. maddeleri gereği, 24/1/2013tarihi itibarıyla şirketin iflasına karar vermiştir.
15. Başvurucunun, bozma kararı sonrasında yeniden bilirkişi raporualınmadığını ileri sürerek ve esas yönünden temyizi üzerine, Yargıtay 23. HukukDairesinin 24/5/2013 tarih ve E.2013/2270, K.2013/3453 sayılı ilamıyla hükümonanmıştır.
16. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin11/2/2014 tarih ve E.2013/6835, K.2014/909 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
17. Karar, 20/3/2014 tarihinde başvurucu tarafındanöğrenilmiştir.
18. Başvurucu, 18/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
19. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun30. maddesi, 2004 sayılı Kanun’un 179. ve 179/b maddesi, 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülgaHukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 507 ilâ 511. maddeleri.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 19/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 18/4/2014 tarih ve 2014/5657 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu, 8/7/2009 tarihinde Antalya 5. Asliye TicaretMahkemesinde açtığı iflasın ertelenmesi davasının reddedildiğini, hükme esas alınanbilirkişi raporunun usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, yetersiz olduğunu,lehlerine olan hususların nazara alınmadığını, Yargıtayınbozma ilamından sonra yeniden bilirkişi raporu alınmadığını, yargılamanın kısasürede bitirilmesi gerekirken beş yıl gibi uzun bir sürede bitirilebildiğinibelirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığıİddiası
22. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
23. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
24. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
25. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesive bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleriihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindekibaşvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça AnayasaMahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
26. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı iflasın ertelenmesidavasının reddedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usulüne uygunolarak düzenlenmediğini ve yetersiz olduğunu, lehine olan hususların nazaraalınmadığını, Yargıtay bozma ilamından sonra yeni bilirkişi raporu alınmadankarar verildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
27. Başvurucu, 8/7/2009tarihinde Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada, ekonomik açıdankötü durumda olduğunu, ancak iyileştirme projesi kapsamında mali durumununiyileşmesinin mümkün olduğunu ileri sürerek, iflasının bir yıl süreyleertelenmesini talep etmiştir. Davaya asli müdahil olarak katılanlar davanınreddini ve başvurucunun iflasını istemişlerdir. Mahkemece, başvurucunun ticaretsicil kayıtları incelenmiş, mali durumunun tespiti amacıyla üç kişilikbilirkişi heyetinden rapor alınmış, alacak ve borç durumlarının araştırılmasıiçin ek rapor tanzim ettirilmiş, 3/2/2011 tarihinde, başvurucunun borca batıkolduğu ve mali durumunu iyileştirme imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanınreddine karar verilmiştir.
28. Temyiz üzerine Yargıtay 23.Hukuk Dairesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu vemüdahillerden bir kısmının borcun ödendiği iddiasının yeterincearaştırılmadığı, başvurucu şirketin aktifinde yer alan bina, makine ve araçlarüzerinde inceleme yapılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına kararverilmiştir.
29. Mahkemece bozma kararınauyularak, başvurucuya ait araçların değerlerinin tespiti amacıylabilirkişilerden rapor alınmış, ayrıca başvurucuya ait defter ve belgelerüzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, ticaridefterlerinde yazılı makine ve ekipmanların tamamının, müdahiller dışındakialacaklılar tarafından satıldığını, şirketin malvarlığında değerleri tespitedilen araçlar dışında araç, demirbaş veya taşınmaz bulunmadığını,bilirkişilerin inceleme yapacağı başka malvarlığının olmadığını, bu nedenlebilirkişi incelemesinin sonuca etkili olmayacağını belirterek davanın kabulünüistemiştir. Mahkemece 24/1/2013 tarihinde, başvurucuya ait araçlarındeğerlerinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, başvurucu tarafından,şirketin başka bir malvarlığı olmadığının belirtildiği, dolayısıyla yenidenbilirkişi raporu alınmasının sonuca etkili olmayacağı, başvurucunun borca batıkolduğu ve mali açıdan iyileştirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanınreddine karar verilmiştir.
30. Temyiz üzerine Yargıtay 23.Hukuk Dairesince, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verildiğide belirtilerek hüküm onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafındanreddedilmiştir.
31. 6100 sayılı Kanun’un 266.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyigerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden,bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğiningerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konulardabilirkişiye başvurulamaz.”
32. Anılan düzenlemeye göre,özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi raporu alınmasınamahkemenin kendiliğinden karar verme yetkisi bulunmaktadır. Somut olayda,Mahkemece verilen ilk kararın Yargıtay tarafından, başvurucu şirketin aktifindeyer alan bina, makine ve araçlar üzerinde inceleme yapılmadığı gerekçesiylebozulması üzerine Mahkemece başvurucuya ait araçların değeri bilirkişi raporuile tespit edilmiştir. Başvurucunun, ticari defterlerinde yazılı makine veekipmanların tamamının, müdahiller dışındaki alacaklılar tarafındansatıldığını, şirketin malvarlığında değerleri tespit edilen araçlar dışındaaraç, demirbaş veya taşınmaz bulunmadığını, bilirkişilerin inceleme yapacağıbaşka malvarlığının olmadığını, bu nedenle bilirkişi incelemesinin sonucaetkili olmayacağını belirterek davanın kabulünü istemesi üzerine Mahkemece yenibir bilirkişi raporu alınmaksızın davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme,bilirkişi raporu alınmasına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebiüzerine karar verebilir. Somut olayda tüm dosya kapsamı ve başvurucunun beyanıdikkate alınarak yeniden bilirkişi raporu alınmamış ve davanın reddine kararverilmiş olup, anılan kararın bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik deiçermediği belirlenmiştir.
33. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
34. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
35. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik deiçermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığıİddiası
36. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
37. Başvurucu, 8/7/2009 tarihinde açtığı iflasın ertelenmesidavasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkınınsomut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yerverilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
39. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
40. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, Antalya 5. TicaretMahkemesinde açılan iflasın ertelenmesi davasında, 1086 sayılı mülga Kanun ve6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılamafaaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğundakuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından8/7/2009 tarihidir.
42. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erme tarihidir(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut başvuru açısından bu tarih Mahkemeceverilen hükme yönelik karar düzeltme isteminin Yargıtay tarafından reddedildiği11/2/2014 tarihidir.
43. İflasın ertelenmesi davaları, 1086 sayılı mülga Kanun’un507 ilâ 511. maddeleri arasında düzenlenen hükümler gereği basit yargılama usulünegöre görülmektedir. Nitekim 2004 sayılı Kanun’un 179. maddesinin ikincifıkrasında, iflâsın ertelenmesi taleplerinin öncelikle ve ivediliklesonuçlandırılacağı düzenlenmiştir.
44. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalardauygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısabir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ilesonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65). Bu şekilde kanun koyucu, iflasınertelenmesi davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı,basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.
45. Somut olayda, iflasın ertelenmesi talebiyle açılan birdava bulunmakta olup Mahkemece, yargılamanın basit yargılama usulüne göreyapıldığı da kararda belirtilmiştir.
46. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,başvurucu, 8/7/2009 tarihinde Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığıdavada, ekonomik açıdan kötü durumda olduğunu, ancak iyileştirme projesikapsamında mali durumunun iyileşmesinin mümkün olduğunu ileri sürerek,iflasının ertelenmesini talep etmiştir. Davaya asli müdahil olarak katılanlardavanın reddini ve başvurucunun iflasını istemişlerdir. Mahkemece, başvurucununticaret sicil kayıtları incelenmiş, mali durumunun tespiti amacıyla bilirkişiheyetinden rapor ve ek rapor alınmış, 3/2/2011 tarihinde, başvurucunun borcabatık olduğu ve mali durumunu iyileştirme imkanının bulunmadığı gerekçesiyledavanın reddine karar verilmiştir.
47. Temyiz üzerine Yargıtay 23.Hukuk Dairesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu vemüdahillerden bir kısmının borcun ödendiği iddiasının yeterince araştırılmadığı,başvurucu şirketin aktifinde yer alan bina, makine ve araçlar üzerinde incelemeyapılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
48. Mahkemece bozma kararınauyularak, başvurucuya ait araçların değerlerinin tespiti amacıylabilirkişilerden rapor alınmış ve 24/1/2013 tarihinde davanın reddine kararverilmiştir.
49. Temyiz üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesince 24/5/2013tarihinde hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin reddedildiği 11/2/2014 tarihiitibarıyla karar kesinleşmiştir.
50. 1086 sayılı mülga Kanun ve 6100 sayılı Kanun’un öngördüğübasit yargılama usulüne tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmeteden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No:2013/772, 7/11/2013, §§ 59-82; B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).
51. Başvuruya konu iflasınertelenmesi davasının incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük,yargılamanın niteliği, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasındakarşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında, somutbaşvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığıve söz konusu dört yıl yedi ay üç gün devam eden yargılama sürecinde makulolmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
52. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
53. Başvurucu, adil yargılanmahakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle iflas kararınınkaldırılmasını, toplam 4.073.233,40 TL zararının tazmin edilmesini talepetmiştir.
54. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenarbaşlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
55. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin dört yıl yedi ay üç gün devam eden yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net3.350,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
56. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
57. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun;
1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adilolmadığı yönündeki iddiasının “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 3.350,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
19/11/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.