TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BALKAN SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ TİCARET VE LİMİTED ŞİRKETİ VE KIRKLARELİ SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ TİCARET VE LİMİTED ŞİRKETİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4832)
Karar Tarihi: 25/10/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Abuzer YAZICIOĞLU
Başvurucular
:
1. Balkan Sigorta Aracılık Hizmetleri Ticaret ve Limitet Şirketi
2. Kırıkkale Sigorta Aracılık Hizmetleri Ticaret ve Limitet Şirketi
Temsilcisi
:
Hasan Hüseyin KAYAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kanunda yer alan yaptırımın ilgili olduğu eylemlergösterilmediği hâlde idarece çıkarılan Genel Tebliğ ile yaptırıma konufiillerin belirlenmesi ve bu kapsamda ceza kesilmeden önce bildirimde bulunmaşartı yerine getirilmeden yaptırım uygulanması nedenleriyle suç ve cezalarınkanuniliği ilkesinin, aynı mahkemeden benzer konularda farklı kararlarverilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 7/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindensonra Komisyona sunulmuştur.
4. Aynı başvuruculara ait 2014/4834, 2014/4835, 2014/4836,2014/4838, 2014/4839, 2014/4854, 2014/4855, 2014/4856 ve 2014/5003 sayılıbireysel başvuru dosyaları kişi ve konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle2014/4832 sayılı dosya üzerinde birleştirilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı AğıBilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilenbilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarının farklı aylarına aitalış ve satış işlemlerine ilişkin “Ba” ve “Bs” formlarının yasal süresinde verilmemesi gerekçe gösterilerekKırklareli Vergi Dairesi (İdare) tarafından 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılıVergi Usul Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca birinci başvurucu için 14.000 TL,12.000 TL, 12.960 TL, 14.070 TL ve 2.400 TL, ikinci başvurucu için 15.600 TL,11.000 TL, 12.840 TL, 14.070 TL ve 2.400 TL miktarlarında özel usulsüzlükcezaları (ceza) kesilmiştir.
10. Başvurucular, beyana tabi alış ve satışları bulunmayanlarınbildirim formlarını vereceklerine ilişkin hukuksal düzenleme bulunmadığını, buformların verilmemesi dolayısıyla ceza kesilebilmesi için öncelikle bildirimyapılması gerektiğini, sigorta acenteliği yaptıklarını, katma değer vergisi vebanka ve sigorta muameleleri vergisi mükellefiyetlerinin bulunmadığınıbelirterek para cezasının iptalini talep etmişlerdir.
11. Edirne Vergi Mahkemesi (Mahkeme) 17/9/2013 tarihli kararlarıile başvurucuların iptal taleplerini ve itiraz sebeplerini yerinde görmeyerekdavaların reddine karar vermiştir. Mahkeme kararlarının birbiri ile uyumluilgili bölümleri şöyledir:
“…
Bu düzenlemelerle, bazı işlemler vemükellefler bildirim zorunluluğu dışında bırakılmakla birlikte, kural olarakbilanço usulüne göre defter tutan mükellefler için herhangi bir alış veyasatışları olmasa ya da tüm alış ve satışları belirlenen hadlerin altında kalsabile bildirim formu verme zorunluluğu kabul edilmiş, böylece tebliğlerdebildirim zorunluluğu bulunmadığı belirtilen işlemler dışındaki işlemlerin genelesaslar çerçevesinde Ba ve Bsformları ile bildirileceği kuralı getirilmiştir. Zira, bazı işlemleri bildirimzorunluluğu kapsamından çıkarılan mükelleflerin, bu kapsam dışı işlemlerindenbaşka herhangi bir alım satımları bulunmaması halinde veya ticari faaliyetkonuları dışındaki alım satım işlemleri için bildirimde bulunmak zorundaolmadıklarının ve bunun sonucu olarak bildirim zorunluluğuna uymamanınyaptırımı olan özel usulsüzlük cezasının kesilebilmesi için mükellefin bildirimzorunluluğu kapsamında alış veya satışının bulunduğunun İdarece tespit edilmesigerektiğinin kabulü, bu hususta mükelleflere bildirim zorunluluğu getirilişininamacına uygun düşmeyecektir.
Diğer taraftan 213 sayılı Vergi Yasası’nınmükerrer 355. maddesine 5904 sayılı Kanun[‘un] 22. maddesiyle eklenen fıkra ileMaliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerle duyurulması halindeilgililere ayrıca yazılı bildirim şartı aranmayacağı düzenlemesi 1/8/2009tarihinde yürürlüğe girmiş olup, değişiklik hükmünün bu tarihten sonraverilmesi gereken beyanname ve bildirimler hakkında uygulanması gerekmektedir.
Bu nedenle, ilgili dönem Bave Bs formlarını elektronik ortamda süresinde vermesigerekirken vermeyen davacı sigorta acentesi adına bu gibi durumlar içinyaptırım uygulanacağı bildirimi Genel Tebliğin Resmi Gazete’deyayımlanması ile yerine getirilmiş olduğundan ayrıca bildirim yapılmasına gerekbulunmaksızın, özel usulsüzlük cezalarının, bildirim yapılmayan her dönem içinyine Kanun’la belirlenen had üzerinden kesilmesinde hukuka aykırılıkbulunmadığından bunların kaldırılması istemiyle açılan davanın reddi gerektiğisonucuna varılmıştır. …”
12. Başvurucuların itirazı, Edirne Bölge İdare Mahkemesinin5/12/2013 ve 17/12/2013 tarihli kararları ile itiraz konusu kararlarda 6/1/1982tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncüfıkrası ile aynı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasında sayılan bozmanedenlerinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
13. Başvurucuların karar düzeltme talebi, Edirne Bölge İdareMahkemesinin 27/2/2014 ve 5/3/2014 tarihli kararları ile talep konusukararlarda 2577 sayılı Kanun’un 54. maddesinde sayılan karar düzeltmenedenlerinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
14. Nihai kararlar, başvuruculara 8/3/2014 ve 14/3/2014tarihlerinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucular 7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
IV.İLGİLİ HUKUK
16. 213 sayılı Kanun’un mükerrer 257. maddesinin birincifıkrasının (4) numaralı bendi ve dördüncü fıkrası şöyledir:
“Maliye Bakanlığı; …
4. (Değişik: 16/7/2004-5228/8 md.) Bu Kanunun 149 uncu maddesine göre devamlı bilgi vermekzorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin,şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internetde dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamındaverilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişileraracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunlulukgetirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format vestandartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, buzorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları vefaaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, (Ek ibare: 3/7/2005 -5398/23 md.) kanuni süresinden sonra kendiliğindenveya pişmanlık talepli olarak verilen beyannameler üzerine düzenlenen tahakkukfişi ve/veya ihbarnameleri mükellefe, vergi sorumlusuna veya bunlarınelektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiyeelektronik ortamda tebliğ etmeye ve buna ilişkin usûlve esasları belirlemeye,
… yetkilidir.
(Ek fıkra: 16/7/2004-5228/8 md.) Birinci fıkranın (4) numaralı bendi uyarınca MaliyeBakanlığının beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzelkişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususunda izin vermesi veya zorunlulukgetirmesi halinde, (mükellef veya vergi sorumlusu ile gönderme işini yapacakkişiler arasında özel sözleşme düzenlenmek kaydıyla) elektronik ortamdagönderilen beyanname ve bildirimler, mükellef veya vergi sorumlusu tarafındanverilmiş addolunur.”
17. 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesinin birinci veikinci fıkraları şöyledir:
“Bu Kanunun 86,148,149,150,256 ve 257 nci maddelerinde yer alanzorunluluklar ile mükerrer 257 nci maddesi ve GelirVergisi Kanununun 98/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamuidare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticilerdahil); …
Özel usulsüzlük cezası kesilir.
Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibrazödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilgininverilmesi için tayin olunan sürede cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcıbilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defterve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun cezahükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarakbildirilmesi şarttır.(Ek cümle: 16/6/2009-5904/22 md.) Ancak, bu ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin usulve esasların Maliye Bakanlığınca yapılan düzenleyici idari işlemlerleduyurulması halinde, ilgililere ayrıca yazılı olarak bildirilme şartı aranmaz…”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Suç ve CezalarınKanuniliği İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
19. Başvurucular, mal alış ve satışlarına ilişkin "Ba" ve "Bs"formlarını düzenleyerek idareye ibraz etmedikleri gerekçesiyle adlarına özelusulsüzlük cezaları kesildiğini, "Ba ve "Bs" formu verme yükümlülüğünün 213 sayılı Kanun'unmükerrer 257. maddesiyle Maliye Bakanlığına verilen yetkiye istinaden buBakanlık tarafından çıkarılan Genel Tebliğ ile getirildiğini, suç ve cezayailişkin unsurların Maliye Bakanlığınca belirlenemeyeceğini ve bu hususunkuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olacağını belirterek suç ve cezalarınkanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve vergi cezalarının iptaledilmesi talebinde bulunmuştur.
2. Değerlendirme
20. Anayasa’nın “Suç vecezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Kimse, işlendiği zamanyürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;kimseye suç işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağırbir ceza verilemez.”
21. Suç ve cezada kanunilik ilkesi, hukuk devletinin kurucuunsurlarından olup ilkenin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıkapsamında yer aldığı kabul edilmektedir. Kanunilik ilkesi, genel olarak bütünhak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sırasuç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve önemi haiz olup bukapsamda kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerdendolayı keyfî bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte;suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili olarak uygulanmasısağlanmaktadır (Karlis A.Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 32).
22. Kamu otoritesinin ve bunun bir sonucu olan ceza vermeyetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi,kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Budoğrultuda kamu otoritesini temsil eden yasama, yürütme ve yargı erklerinin builkeye saygılı hareket etmesi, suç ve cezalara ilişkin kanuni düzenlemelerinsınırlarının yasama organı tarafından belirgin bir şekilde çizilmesi, yürütmeorganının sınırları kanunla belirlenmiş bir yetkiye dayanmaksızın, düzenleyiciişlemleri ile suç ve ceza ihdas etmemesi, ceza hukukunu uygulamakla görevliyargı organın da kanunlarda belirlenen suç ve cezaların kapsamını yorum yoluylagenişletmemesi gerekir (Karlis A.Ş., § 33).
23. Ceza yaptırımına ilişkin düzenlemelerin öngörülebilir veerişilebilirliği noktasındaki öncelikli ölçü, mahkemelerin yorumunu ve hangieylemlerin ne tür bir cezayla karşılık bulduğunu, gerektiğinde hukuki biryardımla kişilerin bilebilmelerini sağlamasıdır. Bu bağlamda tüm ayrıntılarındüzenleme içinde yer alması şart olmayıp bazı muhtemel belirsizliklerinyargısal yorumla zamanla açıklanıp aydınlatılması imkân dâhilindedir. Bunoktada önemli olan yorumla ulaşılan sonucun eylemin özü açısından tutarlı vemakul, ayrıca kabul edilebilir olmasıdır (EfendiYaldız, B. No: 2013/1202, 25/3/2015, § 34).
24. Bu bağlamda öngörülebilirliğin mutlak bir ölçüde olması, herzaman tercih edilmez. Kanunun açıklığı arzu edilir bir durum olmakla birliktebazen aşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkandeğişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereğiyorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açıkformüllerdir (Murat Daş,B. No: 2013/3063, 26/6/2014, § 41).
25. Somut olayda, başvurucular hakkında 213 sayılı Kanun’unmükerrer 257. ve mükerrer 355. maddeleri uygulanmak suretiyle “Ba” ve “Bs” formlarını elektronikortamda verme yükümlülüklerini yerine getirilmedikleri gerekçesiyle özelusulsüzlük cezası kesilmiştir. 213 sayılı Kanun’un mükerrer 257. maddesininbirinci fıkrasının (4) numaralı bendinin 16/7/2004 tarihli ve 5228 sayılıKanun'la değiştiği ve bu değişiklikle Maliye Bakanlığının vergi beyannamelerinintebliğine ilişkin bir kısım yetkisinin düzenlendiği, bu yasal düzenlemedensonra idari yargı makamlarının 213 sayılı Kanun’un mükerrer 355. maddesininuygulanmasına yönelik farklı yorum ve gerekçeler içeren kararlar verdiğianlaşılmaktadır.
26. Daha sonra kanun koyucunun 16/6/2009 tarihli ve 5904 sayılıKanun’un 22. madde düzenlemesiyle 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesininikinci fıkrasına eklenen kural ile uygulamaya yansıyan farklı yorumların önünegeçtiği fakat Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 1/8/2009 tarihi öncesineait işlemler yönünden 213 sayılı Kanun’un anılan maddeleri ile ilgili farklıiçtihat ve yorumların devam ettiği görülmektedir. Bu farklı içtihat veyorumların, elektronik ortamda beyanname verme yükümlülüğüne aykırıdavranılması durumunda özel usulsüzlük cezası kesilmeden önce idareninmükellefe, beyanname verme yükümlülüğünü yerine getirmesi, aksi hâlde hakkındacezai yaptırım uygulanacağı yönünde bildirimde bulunması gerekip gerekmediğihususuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
27. Bu durumda somut olay bakımından, yapılan yasal değişikliğinve bu yasal değişiklik uyarınca düzenlenen Maliye Bakanlığı genel tebliğlerininmahkemelerce yorumlanması söz konusudur (Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu,12/12/2012 tarihli ve E.2012/380, K.2012/487 sayılı ve E.2012/344, K.2012/453sayılı kararlar). İlgili mevzuatın yorumlanmasında bölgesel ve görevselyetkilere sahip mahkemeler arasında farklılıkların oluşması doğaldır (Türkan Bal, B. No: 2013/6932, 6/1/2015, §56).
28. İlk derece mahkemesinin şikâyete konu ilamının, anılan yasahükümlerinin nasıl yorumlandığı hakkında başvurucu ve üçüncü kişiler tarafındanobjektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçeyi içerdiğideğerlendirilmektedir. Dolayısıyla 1/8/2009 tarihinde yürürlüğe giren yasaldüzenlemenin daha önceki yargısal yorumların yasal düzenleme hâlinegetirilmesinden ibaret olduğu, 1/8/2009 tarihinden sonraki olaylara ilişkinyargısal içtihatların yoruma elverişli yasal dayanağının bulunduğuanlaşılmaktadır.
29. Diğer taraftan 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesininbirinci fıkrasında, aynı Kanun'un mükerrer 257. maddesi uyarınca getirilenzorunluluklara uyulmaması durumunda kesilecek olan özel usulsüzlük cezalarınayer verilmiştir. Kuralda cezalar belirlenmiş, cezaya tabi tutulan eylemler isemükerrer 257. maddeye göre getirilen zorunluluklara uymama olarakgösterilmiştir. Mükerrer 257. maddede, Maliye Bakanlığının hangi konulardadüzenleme yapacağı belirlenmiş ve Maliye Bakanlığı kanunla yetkili kılınmıştır.Bu yetkiye dayanılarak, genel nitelikte olan tebliğlerle yapılan düzenlemelerResmî Gazete'de yayımlanmakta, mükelleflere hangizorunlulukların getirildiği duyurulmakta ve güvence sağlanmaktadır. Suç sayılaneylem ve cezası kanunda gösterildikten sonrauzmanlıkve yönetim tekniğine ilişkin konularda önlemler alınması, değişkenlik gösterenteknik ayrıntılara ilişkin konuların düzenlenmesi amacıyla yasama organınınyürütme organına yetki vermesi, yaptırıma konu eylemin idari düzenlemelerleortaya konması anlamına gelmez (AYM, 13/1/2011, E.2009/21, K.2011/16; AYM,3/2/2011, E.2009/5, K.2011/31).
30. Bu bağlamda başvurucular hakkında düzenlenen vergicezalarının dayanağı olarak 213 sayılı Kanun’un 257. ve 355. maddelerininuygulandığı, başvurucuların emsal gösterdiği yargı kararının farklı gerekçe veolgulara dayandığı, başvurucuların itirazlarını yargı makamlarına ulaştırdığıve itirazların yasal düzenlemenin yorumundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
31. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
32. Başvurucular, aynı somut olaya ilişkin olarak başka mükelleftarafından açılan davanın aynı Mahkemece kabul edilmesine rağmen kendilerininaçtıkları davaların reddedildiğini belirterek bu durumun ayrımcılık teşkilettiği şikâyetinde bulunmuştur. Ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi içinbaşvurucunun kendisi ile benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ilekendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bufarklılığın meşru bir temeli olmaksızın sırf ırk, renk, cinsiyet, din, dil,cinsel yönelim ve benzeri ayırımcı bir nedene dayandığını makul delillerleortaya koyması gerekmektedir. Somut olayda ise başvurucunun bu yöndekiiddiasını temellendirecek somut bulgu ve kanıtlar ortaya koyamadığıanlaşılmaktadır. Bu nedenle eşitlik ilkesi yönünden herhangi bir incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun diğer iddialarının İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.