TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BARAN DOĞUKAN SÜLEYMANOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6942)
Karar Tarihi: 2/12/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Baran Doğukan SÜLEYMANOĞLU
Vekili
:
Av. Burcu ÖZTÜRK DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı hâlde basmakalıpgerekçelerle tutukluluğunun devam ettirilmesi ve tutukluluğa ilişkin itirazincelemesi sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi ile görgütanıkları dinlenilmeden ve olay yerinde keşif yapılmadan delillerin yanlışdeğerlendirilmesi sonucunda hüküm kurulması nedenleriyle Anayasa’nın 19. ve 36.maddelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru 6/9/2013 tarihinde Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıylayapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyonasunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3.Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4.Bölüm Başkanı tarafından 26/03/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin birörneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine kararverilmiştir.
5.Bakanlık tarafından 9/4/2013 tarihinde, başvurucunun şikâyetlerine benzerşikâyetlere ilişkin daha önceden yapılan başka başvurularda, incelemede gözönüne alınacak kriterlere ilişkin görüş bildirildiğinden bu başvuru yönündengörüş sunulmasına gerek duyulmadığı belirtmiştir.
6.Yapılan incelemede 2015/2029 numaralı başvurunun konu bakımından aynı nitelikteolması nedeniyle 2013/6942 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemeninbu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylarözetle şöyledir:
8.Başvurucu, hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga 250. maddesi ile görevli bölümü)2008/2994 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında1/9/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin4/9/2009 tarihli ve 2009/103 sorgu sayılı kararıyla “suç örgütüne üye olma,tefecilik, birden çok kez adam öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet”suçlarından tutuklanmıştır.
9.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24/11/2009 tarihli ve E.2009/1126 sayılıiddianamesi ile başvurucu hakkında “silahlısuç örgütüne üye olma, adam öldürme, adam öldürmeye teşebbüs, yağmaya teşebbüs,tefecilik ve 6136 sayılı Yasa’ya muhalefet” suçlarını işlediğinden bahislecezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davasıaçılmıştır.
10.İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) 15/3/2013tarihli ve E.2013/319, K.2013/51 sayılı kararı ile başvurucunun “suç örgütüneüye olma, adam öldürme, adam öldürmeye teşebbüs, yağmaya teşebbüs, tefecilik ve6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından toplamda yaklaşık 66 yıl 55 ay 15gün hapis ve 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve başvurucunun “tutuklulukta geçen süreleri, verilen ceza miktarlarıve haklarında mahkûmiyet konu suçların CMK 100/3 maddesinde belirtilensuçlardan olması da dikkate alınarak” tutukluluğunun devamına kararverilmiştir.
11.Anılan karar başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir.
12.Başvurucu, hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına karşı itirazyoluna başvurmadığını bildirmiştir.
13.Başvurucu, mahkûmiyet kararını temyiz etmiş olup Yargıtay 1. Ceza Dairesinin17/11/2014 tarihli ve E.2014/4982, K.2014/5266 sayılı ilamı ile eksiklikleringiderilmesi amacıyla dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine kararverilmiştir.
14.21/02/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’unmülga 250. maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasıüzerine dosya Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/459 sayısınaaktarılmıştır.
15.Başvurucu, 16/12/2014 tarihinde Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesine başvuraraktahliye talebinde bulunmuş ancak Mahkemenin 24/12/2014 tarihli ve E.2009/459,K.2013/426 sayılı kararı ile başvurucunun talebi reddedilmiştir.
16.Başvurucu 31/12/2014 tarihinde karara itiraz etmiş, Kocaeli 2. Ağır CezaMahkemesinin 6/1/2014(5) tarihli ve 2015/7 Değişik İş sayılı kararı ileitirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.
17.Başvurucu anılan kararı 16/1/2015 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.
18.Başvurucu; 2013/6942 numaralı bireysel başvurusunu 6/9/2013 tarihinde,2015/2029 numaralı bireysel başvurusunu ise 3/2/2015 tarihinde yapmıştır.
19.Dava dosyası, İlk Derece Mahkemesince Yargıtay 1. Ceza Dairesi kararındabelirtilen eksiklikler tamamlandıktan sonra 10/2/2015 tarihinde YargıtayCumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş olup inceleme tarihi itibarıyla temyizaşamasındadır.
B. İlgili Hukuk
20.26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten öldürme” kenar başlıklı 81.maddesi şöyledir:
“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ilecezalandırılır.”
21.5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli yağma”kenar başlıklı 149. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Yağma suçunun;
...
c) Birden fazla kişitarafından birlikte,
d) (Değişik:18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya dakonutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,
...
f) Var olan veya varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
g) Suç örgütüne yararsağlamak maksadıyla,
...
İşlenmesi halinde,fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapiscezasına hükmolunur.”
22.5237 sayılı Kanun’un “Suç işlemek amacıylaörgüt kurma” kenar başlıklı 220. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgütkuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araçve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldanaltı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı içinüye sayısının en az üç kişi olması gerekir.”
23.5237 sayılı Kanun’un “Tefecilik”kenar başlıklı 241. maddesi şöyledir:
“Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi,iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadaradlî para cezası ile cezalandırılır.”
24.10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer AletlerHakkında Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Bu Kanunhükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alanveya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis veotuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”
25. 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklamanedenleri” kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanıkhakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdakihallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veyasanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgularvarsa.
b) Şüpheli veyasanığın davranışları;
1. Delilleri yoketme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veyabaşkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetlişüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdakisuçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihlive 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
…
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
...
7. (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.)Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
...
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizincifıkralar hariç, madde 220),
...”
26.5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı”kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresindesanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlakagerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirtenhukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerekaçıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus karardabelirtilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
27.Mahkemenin 2/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 6/9/2013tarihli ve 2013/6942 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
28. Başvurucu;olaya ilişkin görgü tanıkları dinlenilmeden ve olay yerinde keşif yapılmadandelillerin yanlış değerlendirilmesi sonucunda hüküm kurulduğunu, mahkemenintarafsızlığına gölge düştüğünü, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı hâldetutukluluk hâlinin basmakalıp gerekçelerle devam ettirildiğini, itirazincelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün kendisine bildirilmediğinibelirterek etkili başvuru, adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliğihaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve hak ihlali tespiti ile birliktetazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
29.Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesiile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Bu itibarla başvurucunun, kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı hâldetutukluluk hâlinin basmakalıp gerekçelerle devam ettirildiği ve itirazincelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün kendisine bildirilmediğiiddialarının Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı; görgü tanıkları dinlenilmeden ve olay yerinde keşif yapılmadandelillerin yanlış değerlendirilmesi sonucunda hüküm kurulduğu iddiasının iseAnayasa’nın 36. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkı çerçevesindeincelenmesi gerekmektedir.
1. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı Yönünden
30.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruusulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir...”
31.Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) “Başvuru süresi ve mazeret” başlıklı 64.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir.”
32. Bireyselbaşvuruların; 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncabaşvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalinöğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veyadiğer mahkemeler yahut yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılmasıgerekmektedir.
33. Bireyselbaşvurunun, başvuru yolu öngörülmüş olması hâlinde bu yolun tüketildiği ve bunailişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmasıgerektiği belirtilmekle beraber başvuru süresinin başlangıç tarihininbelirlenmesi hususunda başvurucunun nihai karardan yeterince bilgi sahibiolması şartı aranacaktır. Bu noktada, nihai kararın tebliğinin öngörüldüğühâllerde tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen hâllerde ise başvurucununkararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması gerekir (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013,§ 21).
34.Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvuru süresidir. Süre, başvurununher aşamasında dikkate alınması gereken bir usul hükmüdür (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013,§ 18).
35. Devameden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurulardaşikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamınıhaklı kılan sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespityapıldığı takdirde buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk hâlinin devamınagerekçe olarak gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylecekişinin serbest kalmasının yolu açılabilecektir. Dolayısıyla belirtilennedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıylayapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıylatutukluluk hâli devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:2012/726, 2/7/2013, § 30).
36. Kişi,serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıylamahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hâli sona erer. Çünkü budurumda kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olmakapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından tutuklamanınşartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark bunu gerektirir.Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla isnat olunan suçun işlendiği, bundanfailin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanıkhakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birliktekişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutuklulukhâli sona ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıcagerekmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay, mahkûmiyet kararısonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak nitelendirmemektedir (Mehmet İlker Başbuğ, B. No: 2014/912,6/3/2014, § 49).
37. “Birsuç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı; başvurucununilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığıdurumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişininserbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013,§ 66).
38. Bukapsamda “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma” durumunda tutukluluk süresinin kanuni süreyi veya makulsüreyi aştığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun, ilk derece yargılamasıdevam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yollarıtüketildikten sonra veya serbest bırakılmadan itibaren başvuru süresi içindeyapılması gerekir (Mehmet Emin Kılıç,B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).
39. Somutolayda başvurucu, isnat edilen suçlar nedeniyle 1/9/2009 tarihinde gözaltınaalınmış ve 4/9/2009 tarihinde tutuklanmıştır. Tutuklu olarak devam edenyargılamada mahkûmiyet kararının açıklandığı 15/3/2013 tarihinde, başvurucununtutukluluk hâli bu anlamda sona ermiştir.
40. Bunagöre başvurucunun 1/9/2009 tarihinden 15/3/2013 tarihine kadar “bir suçisnadına bağlı olarak” özgürlüğündenyoksun bırakıldığı, bu tarihten sonraki özgürlükten yoksun bırakmanın ise “mahkûmiyet sonrası tutma” kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
41. Yargıtay1. Ceza Dairesinin 17/11/2014 tarihli kararıyla dava dosyası “yüklenen tefecilik suçundan zarar görmesi nedeniyledavaya katılma ve duruşmalardan haberdar edilme hakkı bulunan ancak duruşmayaçağrılmayan Maliye Hazinesinin 5271 sayılı CMK'nun260. maddesi uyarınca hükmü temyize yetkisi bulunduğundan, Maliye Hazinesine15.03.2013 tarihli kararın tebliği ile tebligatı gösteren belge ve verilirsetemyiz dilekçesi ile bu durumda düzenlenecek ek tebliğnameylebirlikte Dairemize iadesi için, dosyanın incelenmeksizin mahkemesinegönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiedilmiştir. Bu nedenle esası incelenmeyen ve mahkûmiyetle ilgili bir kararverilmeyen dava kapsamındaki eksiklik incelemesinin giderilmesi amacıyla dosya,Mahkemesine iade edilmiş olup sonrasında Mahkemesince 10/2/2015 tarihindeeksikliklerin tamamlanmasıyla yeniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir.
42. Mahkûmiyetsonrasında sanığın tekrar “bir suç isnadına bağlı” olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığını kabul etmek içindiğer bir ifadeyle sanığın ilk derece yargılamasında yeniden “tutuklu”statüsünde olduğunu söyleyebilmek için temyiz incelemesi sonunda mahkûmiyetkararının bozulması ve davayla ilgili yeni bir hüküm verilmesi amacıyla ilkderece mahkemesinde yargılama yapılması gerekir. Yargıtay Dairesince temyizsürecinde hükümle ilgili bir karar verilmeden tespit edilen eksikliğingiderilmesi amacıyla dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi, sanığınözgürlüğünden yoksun bırakılmasını yeniden “bir suç isnadına bağlı” hâlegetirmez (Ali Kederli, B. No:2014/16355, 30/12/2014, § 30).
43. Tespitedilen eksikliğin giderilmesi amacıyla dava dosyası Mahkemesine gönderildiğiiçin mahkûmiyet kararı ortadan kalkmadığı gibi İlk Derece Mahkemesinde bunedenle davayla ilgili yargısal nitelikte bir faaliyet de yapılmamıştır. Busüreçten sonra başvurucu ve diğer sanıklar hakkında verilmiş olan ve hukukivarlığını koruyan 15/3/2013 tarihli hükmün temyiz incelemesi yapılmak üzeredosya yeniden temyiz merciine gönderilmiştir.
44. Bukapsamda başvurucunun tahliye talebinin reddine ilişkin Kocaeli 1. Ağır CezaMahkemesinin 24/12/2014 tarihli kararının ve yapılan itirazın reddine ilişkinKocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/1/2015 tarihli kararının “mahkûmiyete bağlıtutma” üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır.
45.Bu belirlemeler karşısında “bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukla ilgili şikâyetleri içerenbireysel başvurunun, İlk Derece Mahkemesince hüküm ile birlikte verilentutukluluğun devamı kararına itiraz edilmemiş ve kararın verildiği tarihtenitibaren itiraz edilmiş ise itiraz merciince verilen kararın öğrenildiğitarihten itibaren otuz gün içerisinde yapılması gerekmektedir. Somut olaydabaşvurucu tarafından İlk Derece Mahkemesince hüküm ile birlikte verilentutukluluğun devamı kararına itiraz edilmediğinden başvurunun İlk DereceMahkemesinin nihai kararını verdiği 15/3/2013 tarihinden itibaren otuz güniçinde yapılması gerekirken 6/9/2013 ve 3/2/2015 tarihlerinde yapılan bireyselbaşvurularda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.
46.Açıklanan nedenlerle kararın öğrenilmesinden itibaren otuz gün içindeyapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin süre aşımınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Adil YargılanmaHakkı Yönünden
47. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
48. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasınınson cümlesi şöyledir:
“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
49. 6216sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı”kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
50.Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla AnayasaMahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasıgerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasalödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinindüzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önündeileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözümekavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
51.Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerininderece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil niteliktebir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun AnayasaMahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari veyargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte davave başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, § 17).
52. Somut olayda İstanbul 14. Ağır CezaMahkemesinin 15/3/2013 tarihli ve E.2013/319, K.2013/51 sayılı kararı ilebaşvurucunun atılı suçlardan mahkûmiyetine ve hükümle birlikte tutukluluğunundevamına karar verilmiş ve karar başvurucu tarafından temyiz edilmiştir.
53. Başvurucunun,görgü tanıkları dinlenilmeden ve olay yerinde keşif yapılmadan delillerinyanlış değerlendirilmesi sonucunda hüküm kurulduğu şikâyetlerini temyizincelemesinde ileri sürebilme ve ileri sürülmüş ise bu şikâyetlerin temyizaşamasında incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede başvurucu tarafındantemyiz süreçlerinin sonucu beklenmeden adil yargılanma hakkı ihlalişikâyetlerinin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
54. Açıklanannedenlerle Derece Mahkemeleri önünde usulüne uygun olarak açılmış ve devam edenbaşvuru yolları tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bukısmının başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. 1.Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı,
2.Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedenleriyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B.Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
2/12/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.