TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BARIŞ YASLAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/14830)
Karar Tarihi: 23/3/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Barış YASLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, naklen atama işleminin iptali istemiyle açılandavada verilen iptal kararının gereği gibi uygulanmaması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) üzerinden başvuruya konu yargılama dosyasına ilişkin tespit edilenolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında Teknikİşletme Daire Başkanı olarak görev yapmakta iken bu görevden alınarak iletişim uzmanı olarak atanmıştır.
8. Başvurucunun, anılan işlemin iptali ve yürütmenindurdurulması istemi ile açtığı davada, Ankara 4. İdare Mahkemesinin 13/3/2014tarihli ve E.2014/328 sayılı kararıyla, başvurucunun atanmasına ilişkin işleminhukuka aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde telafisi güç zararlar doğuracağıgerekçesiyle, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun27. maddesi gereğince yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
9. İdarenin karara karşı yapmış olduğu itiraz, Ankara Bölgeİdare Mahkemesinin 26/3/2014 tarihli ve Y.D. İtiraz 2014/1614 sayılı kararıylareddedilmiştir.
10. Ankara 4. İdare Mahkemesi 29/5/2014 tarihli ve E.2014/328,K.2014/853 sayılı kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir.
11. Anılan iptal kararı üzerine idare, 22/8/2014 tarihli işlemile 6/3/2014 tarihli ve 28933 mükerrer sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren, 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 18.maddesi ile değiştirilen 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 28. maddesi gereği Teknik İşletme Daire Başkanı kadrosunun doluolduğu gerekçesiyle daire başkanlığı kadrosuna ilişkin mali ve sosyal haklarınıödeyerek başvurucuyu tekrar iletişim uzmanıolarak atamıştır.
12. Başvurucu 11/9/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
13. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra Danıştay BeşinciDairesinin 21/12/2015 tarihli ve E.2014/6570, K.2015/10698 sayılı kararıyladava konusu atama işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Ankara 4.İdare Mahkemesinin anılan iptal kararı bozulmuştur.
14. Ankara 4. İdare Mahkemesi 26/5/2016 tarihli ve E.2016/2118,K.2016/1739 sayılı kararıyla bozmaya uymuş ve atama işleminin iptali istemiyleaçılan davanın reddine karar vermiştir.
15. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiş ise de temyiz istemindesüre aşımı bulunduğu gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. 2577 sayılı Kanun'un "Kararlarınsonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin (1) sayılı fıkrası,yürütmenin durdurulması kararı üzerine İdarece uygulama yapıldığı tarihteyürürlükte bulunan şekliyle şöyledir:
"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idareve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.:2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.)(…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.) Kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, görevdenalma, göreve son verme, naklen veya vekâleten atama, yer değiştirme, görev veunvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak verilen iptal ve yürütmenindurdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının gereği; dava konusu edilen kadronunboş olması hâlinde bu kadroya, boş olmaması hâlinde ise aynı kurumda kazanılmışhak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanmak suretiyle yerinegetirilir. Eski kadro ile atandığı yeni kadro arasında mali haklar bakımındanbir fark bulunması durumunda, bu fark 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı DevletMemurları Kanununun 91 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen usul veesaslar çerçevesinde ödenir.”
17. Anayasa Mahkemesi, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesindeyapılan değişiklik ile kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, görevdenalma, göreve son verme, naklen veya vekâleten atama, yer değiştirme, görev veunvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak verilen iptal ve yürütmenindurdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının gereğinin, dava konusu edilenkadronun boş olması hâlinde bu kadroya, boş olmaması hâlinde ise aynı kurumdakazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanmak suretiyleyerine getirileceğine ilişkin kurala yapılan başvuru üzerine anılandüzenlemenin Anayasa’nın 2., 13., 36.ve 138. maddelerine aykırı olduğuna veiptaline karar vermiştir (AYM, E.2014/86, K.2015/109, 25/11/2015). Kararınilgili kısmı ise şöyledir:
“103. Anayasa’nın 138. maddesine göre yasamave yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Buorganlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunlarınyerine getirilmesini geciktiremez. Buna göre, idare bağlı yetkiye sahiptir.İdarenin, yargı kararlarını uygulayıp uygulamama konusunda takdir yetkisibulunmamaktadır. Bunun yanında idare, yargı kararını uygulamayı herhangi birkoşula da bağlayamaz. Aksine bir yaklaşım, iptal kararı ile ortadan kaldırılanişlemin sonuçlarını geçerli kılmak anlamına gelir. İdare iptal kararınıngereğine göre yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçlarıortadan kaldırmakla görevlidir. İdarenin başkaca bir tercih ve takdir hakkıyoktur.
104. Kuşkusuz, ilgililerin atama ve benzeriişlemlere karşı dava açmalarının nedeni, tesis edilen işlemin hukuka aykırıolduğunu ileri sürmek ve yargı kararı ile dava konusu işlemin hukukaaykırılığının tespiti halinde önceki görevlerine dönebilmektir. Oysa itirazkonusu kurallarla yargı kararlarının uygulanması “kadronun boş olması” koşulunabağlanmıştır. Uygulamada ise söz konusu kadroların boş bırakılmama, bukadroların söz konusu işlemler sonrası diğer kamu görevlileriyle doldurulmaihtimali çok yüksektir. Bu durumda yargı kararıyla dava konusu işlemin hukukaaykırılığı tespit edilmiş olsa bile kadro boş olmadığından bu kararuygulanamayacaktır. Dolayısıyla yargı kararlarının uygulanmasının bu şekildekadronun boş olması koşuluna bağlanmış olması hak arama özgürlüğünü etkisizhale getiren ölçüsüz bir sınırlamadır. Kural idarenin yargısal denetimini vehak arama özgürlüğünü etkisiz bırakacağından, hukuk devleti ilkesine aykırılıkoluşturduğu gibi idarenin bütün işlemlerinin yargı yoluyla denetlenmesi veyargı kararlarının bağlayıcılığı ilkelerini de ihlal etmektedir.”.
18. 2577 sayılı Kanun'un 52. maddesinin (4) numaralı fıkrasışöyledir:
"Kararın bozulması,kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 23/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu; daire başkanlığından alınarak uzmanlığa atanmasıüzerine açtığı davada verilen iptal kararının, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesigerekçe gösterilerek uygulanmadığını, böylelikle yargı kararının etkisiz hâlegetirildiğini belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti iletazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında, herkesin,Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceğibelirtilmiştir. Buna göre Anayasa ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudasadece Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı içinde olan temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaları inceleme görevi verilmiştir.
22. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuruda, anılan ortak korumaalanı içindeki temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarını incelemekte,bununla birlikte bu incelemeyi yaparken, temel hakların yorumlanması ile kapsamve içeriğinin belirlenmesinde Anayasa'nın diğer maddelerinden destek normolarak yararlanmaktadır. Örneğin, Anayasa Mahkemesi adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurularda incelemeyi Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yapmakta ve bu maddenin yorumlanması ile kapsam veiçeriğinin belirlenmesinde Anayasa'nın yargılamaya ilişkin hususları düzenleyendiğer maddelerinden de faydalanmaktadır (Gerekçeli karara ilişkin Anayasa'nın141. maddesin üçüncü fıkrası yönünden VedatBenli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30; makul süreye ilişkinAnayasa'nın 141. maddesinin dördüncü fıkrası yönünden Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 39; kanuni hâkim güvencesine ilişkin Anayasa'nın 142. maddesiyönünden Mehmet Çelik, B. No:2015/889, 17/11/2016, § 56).
23. Öte yandan Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılında yapılanAnayasa değişikliğiyle eklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkingerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. AnayasaMahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesini Anayasa'nın yargılamaya ilişkin diğerhükümleri ile Sözleşme'nin 6. maddesi ve Sözleşme'yiyorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığındayorumlamaktadır (Güher Ergun ve diğerleri,§ 38; Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §22; Adnan Oktar, B. No: 2012/917,16/4/2013, § 21).
24. Bu çerçevede bireysel başvuruya konu olan mahkemekararlarının icra edilmediğine ilişkin şikâyetin de ancak ortak koruma alanındaolan ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkıkapsamında ve Sözleşme'nin 6. maddesi ile buna ilişkin AİHM içtihadı göz önündebulundurularak incelenmesi gerekmekte olup Anayasa'nın 125. ve 138. maddeleriyönünden adil yargılanma hakkından bağımsız bir inceleme yapılması mümkündeğildir.
25. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte AİHM,mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesihakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkemeönüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını istemehaklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecinitamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Kararuygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No:18357/91, 19/3/1997, § 40).
26. Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğinden şikâyetedilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine ve nihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Burdov/Rusya, § 34; Büker/Türkiye,B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; AhmetKılıç/Türkiye, B. No: 38473/02, 25/7/2006, § 27). AİHM, üstmercilerin incelemesine tabi olabilecek ya da üst mahkemece bozulabilecekkararların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının güvencesi altınaalınmadığını açıkça belirtmektedir. Temyiz merciinin, ilk derece mahkemesikararının uygulanmasını erteleme veya askıya alma gibi bir etkisinin olupolmadığına bakılmaksızın 6. madde sadece nihai ve bağlayıcı mahkemekararlarının uygulanmasını korur. Özellikle de temyiz merciinin, başvuranların taleplerinidayandırdığı kararı bozduğunu gözönünde bulundurarak,iç hukuk tarafından uygulanması zorunlu olsa bile idarenin bu karara uymamasını6. maddenin gerekliliklerine aykırı olarak görmemektedir (Ouzounis ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99, 15/4/2002,§ 21).
27. Buna göre bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi tarafından,yargılamanın tümü bakımından kesinlik taşımayan kararların icra edilmemesineilişkin şikâyetlerde adil yargılanma hakkı yönünden bakılacak husus; bu kararınuygulanmamasının ileride başvurucu lehine verilecek muhtemel nihai kararın icraedilmesini imkânsız hâle getirecek veya aşırı derecede zorlaştıracak nitelikteolup olmadığıdır. Bu hususun ise her somut olayda olayın koşulları dikkatealınarak incelenmesi gerekir.
28. Adil yargılanma hakkına ilişkin ilke bu şekilde olmaklabirlikte diğer temel haklar yönünden kesin ve nihai nitelikte olmayankararlarının icra edilmemesi şikayetinin somut olayın koşulları dikkatealınarak yargılamanın bütününden bağımsız olarak incelenmesi mümkündür. NitekimAnayasa Mahkemesi Yaman Akdeniz ve diğerleri(B. No: 2014/3986, 2/4/2014) başvurusunda yürütmenin durdurulması kararınınuygulanmadığına ilişkin başvuruyu ifade özgürlüğü yönünden incelemiştir. Benzerşekilde Mahkeme, Kristal-İş Sendikası ([GK],B. No: 2014/12166, 2/7/2015) başvurusunda yürütmenin durdurulması istemininreddi üzerine yapılan bireysel başvuruyu sendika hakkı yönünden incelemiştir.
29. Somut olayda bireysel başvuruya dayanak olan ve gereği gibiyerine getirilmediği ileri sürülen karar, başvurucunun aynı il içinde aynıözlük haklarıyla başka unvanlı bir göreve atanması işlemine ilişkin davadaverilen ancak başvuru sırasında henüz kesinleşmemiş olan karardır. Başvuruyakonu yapılan kararın esasa ilişkin olmakla birlikte başvuru tarihi itibarıylakesin olmadığı (nitekim sonrasında temyiz merciince bozulduğu ve davanınreddine karar verildiği), söz konusu kararın gereği gibi icra edilmemesininyargılama sonundaki nihai kararın icra edilmesini imkânsız hâle getirecek veyaaşırı derecede zorlaştıracak bir nitelikte olmadığı ayrıca başka bir haklabağlantısının da tespit edilemediği anlaşılmaktadır.
30. Bu durumda bakılmakta olan başvuruda, kararın gereği gibiuygulanmadığı şikayetine ilişkin başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği sonucunavarılmaktadır.
31. Açıklanan nedenlerle, başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun, açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına23/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.