TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BAYRAM METİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3088)
Karar Tarihi: 21/1/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Özcan ÖZBEY
Başvurucu
:
Bayram METİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi Ceza İnfazKurumunda, 18/6/2012 tarihinde görevli infaz koruma memurları tarafındanişkence ve kötü muameleye maruz kaldığını, ayrıca kendisini muayene edendoktorların da baskı altında kalarak yanlış ya da eksik rapor düzenlediklerini,yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturmanın etkili bir şekildeyürütülmeyerek bir kısım şüpheliler yönünden ek kovuşturmaya yer olmadığıkararı verildiğini, bu nedenle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 30/4/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıvasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 25/2/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, başvuru tarihi itibarıyla adam öldürme, zorla kaçırıpalıkoymaya teşebbüs, konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından almış olduğu 27yıl 5 ay 15 gün hapis cezasını infaz etmek üzere Ankara 2 No.lu F Tipi YüksekGüvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.
6. Başvurucu, 18/6/2012 tarihinde, Kırıkkale F Tipi Ceza İnfazKurumunda kaldığı sırada görevli İnfaz Koruma Memurları tarafından işkence vekötü muameleye maruz kaldığını iddia ederek, 20/6/2012 tarihinde KurumMüdürlüğüne ve Cumhuriyet Savcılığına şikayettebulunmuş, ayrıca telefon ile olayı ailesine de anlatmıştır.
7. Kurum doktoru tarafından düzenlenen 21/6/2012 tarihli raporda;başvurucunun özellikle bacak bölgesinde morluk ve ekimozile sırtta yüzeysel sıyrık tespit edilmiş ve hayati tehlikenin bulunmadığıbelirlenmiştir.
8. Başvurucunun avukatının 26/6/2012 tarihinde verdiği şikayet dilekçesi üzerine, Kırıkkale CumhuriyetBaşsavcılığınca Sor. No: 2012/4952 sayılı dosya üzerinden soruşturmayabaşlanmış, bu kapsamda başvurucunun şikâyeti, şüphelilerin ifadeleri ve doktorraporları alınmıştır.
9. Kırıkkale Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 26/6/2012tarihli raporda; sağ ve sol gluteal (kalça) alanda3x1 cm.lik morarma, sırtta 2 adet 1 cm.lik yüzeysel doku zedelemesi tespit edilmiş, ayrıcabaşvurucunun, ayaklarında his kaybı olduğunu söylemesi üzerine nörolojideğerlendirmesi önerilmiş ve hayati tehlikenin olmadığı saptanmıştır.
10. Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinin 26/6/2012 tarihliraporunda bilateral alt ekstremitedehiperalyezi (el ve akyalarda hassasiyet) olduğubelirlenerek, EMG önerilmiştir.
11. Başvurucu, 18/7/2012 tarihinde Kırıkkale Üniversitesi Araştırmave Uygulama Hastanesinde nöroloji polikliniğinde muayeneye tabi tutulmuştur.Alınan tetkik raporu sonucunda Nöroloji Uzmanı tarafından yapılan 31/7/2012tarihli değerlendirmede, mevcut EMG bulguları ile kati rapor yetersizbulunulmuş ve daha ayrıntılı EMG için Ankara Numune Eğitim ve AraştırmaHastanesine sevkinin uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
12. Başvurucu, 5/10/2012 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve AraştırmaHastanesinde muayene edilmiş, vücudun bazı noktalarında disk bozukluğu veyırtık bulunduğu belirlenmiştir.
13. Yine 18/10/2012 tarihli Ankara Numune Eğitim ve AraştırmaHastanesi Nöroloji Uzmanı raporunda; EMG’ye göre sol L4-5, L5-S1 lomber kök basısı saptanmıştır.
14. Başvurucu, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden,27/11/2012 tarihinde MR için Radyoloji raporu almış ve omurlar arası diskbozukluğu tespit edilmiştir.
15. Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim DalıBaşkanlığınca, başvurucu hakkında düzenlenen tüm raporlar incelenerek,28/1/2013 tarihinde “Bayram Metin’inEMG’sinde tarif edilen TIP II dejenerasyonun travmatikolmadığı, 26/6/2012 tarih ve 4170 sayılı raporda tarif edilen yaralanmasının;kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale giderilebilecekölçüde hafif nitelikte olduğu” kanaati ile sonuç rapor sunulmuştur.
16. Başvurucu, 10/7/2012 tarihli Savcılık ifadesinde özetle; “18/6/2012 tarihinde saat 16.00 sularında koğuşunhavalandırma kısmında çamaşırlarını asarken televizyonda bir terör saldırısıolayı olduğunu duyduğunu, bu duruma sinirlenerek, olaya ilişkin olarak küfüredip bağırdığını, yanında kimsenin olmadığını, bunu duyan 10-12 gardiyanınkendisine içeriye gel diyerek üç boş odanın bulunduğu havalandırma kısmınagötürdüklerini, yere yatırıp, bacak ve kollarından tuttuklarını, iki baş memurve iki gardiyan tarafından sopa ile darp edildiğini, 10 gardiyanın isekendisine herhangi bir müdahalesinin olmadığını, ancak tuttuklarını, sonraodasına götürdüklerini, 20/6/2012 tarihine kadar bir şey yapmadığını, anılantarihte ise Savcılığa sunulmak üzere bir şikayet dilekçesini gardiyanaverdiğini, aynı gün kurum içinde revir talebinde bulunarak muayene olduğunu,24/6/2012 tarihinde durumu telefon ile ailesine bildirdiğini, bunun üzerineavukatının da 26/6/2012 tarihinde Savcılığa ayrı bir dilekçe verdiğini, olaynedeniyle söz konusu infaz koruma memurlarından, dilekçesini Kuruma ya daSavcılığa göndermeyen gardiyan ile Kurum Müdüründen, yaralarını gördüğü haldehastaneye sevk etmeyen Kurum doktorundan şikayetçi olduğunu”söylemiştir.
17. Başvurucunun, “20/6/2012tarihinde Savcılığa sunulmak üzere bir şikayet dilekçesini gardiyana vermesi vebu dilekçesinin Savcılığa gönderilmemesi” iddiası üzerine, Savcılıktarafından anılan tarihte görevli olan infaz koruma memurları A. D., O. G., C.K. ve M.Ö’nün 26/7/2012tarihinde ifadeleri alınmıştır. Söz konusu görevliler, iddia edildiği gibikendilerine Savcılığa ya da başka bir makama iletilmek üzere bir dilekçeverilmediğini söylemişlerdir.
18. Kurumda görev yapan doktor G. D. 1/8/2012 tarihli Savcılıkifadesinde; “…aile hekimi olduğunu, Valilikoluru ile haftanın iki günü Salı ve Perşembe günleri hükümlülerinmuayene ve genel sağlık taramaları için cezaevine gittiğini, 21/6/2012tarihinde cezaevinde görev yaptığını, Bayram Metin’in ‘beni gardiyanlar dövdü,rapor almak istiyorum’ demesi üzerine, muayene edip, rapor düzenleyerek,dosyasına bıraktığını, isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini”söylemiştir.
19. Kurum Müdürü N. Ü. 31/7/2012 tarihli Savcılık ifadesinde; “Kurumda müdür olduğunu, 18/6/2012 tarihinde BayramMetin’e kötü muamelede bulunulduğuna dair yazılı ve sözlü olarak gerek personelgerekse mahkum tarafından bir bildirimde bulunulmadığını, dövülme iddiasını26/6/2012 tarihinde hükümlünün avukatının Savcılığa müracaatı ve hastaneye sevkedilme talebi üzerine öğrendiğini, aynı gün hükümlüyü hastaneye sevk ettiğini,öncesinde olaydan haberi olmadığını, bir şikayet dilekçesinin kendisineiletilmediğini, olaydan dolayı kusuru bulunmadığını” belirtmiştir.
20. Olay ile ilgili olarak ifadeleri alınan ceza infaz korumamemurları özetle; “18/6/2012 tarihinde saat16.00 sıralarında Başmemur G. Ü.’nün,Bayram Metin isimli şahsın kaldığı koğuş bölümünden ses geldiğini söylemesiüzerine toplam 8 kişi birlikte koğuşa girdiklerini, tek başlarına koğuşagirmelerinin yasak olduğunu, olumsuz bir durum görmeyince tutanak tutup,çıktıklarını kimseye kötü muamelede bulunmadıklarını, Bayram Metin’in sorunlubir hükümlü olduğunu, çok fazla disiplin cezası bulunduğunu, iftira atmaktankaçınmadığını, bu cezaevinden gitmek için böyle bir yola başvurduğunu, suçsuzolduklarını” söylemişlerdir.
21. Cumhuriyet Savcılığınca yapılan soruşturma, alınan şikayet ve ifadeler ile doktor raporları sonucunda,30/1/2013 tarih ve Sor. No. 2012/4952, E.2013/393 sayılı iddianame ile, olayakarıştığı tespit edilen 9 ceza infaz koruma memuru hakkında “kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüyekullanılmak suretiyle silahla kasten yaralama” suçundan kamu davasıaçılmıştır.
22. Ayrıca başvurucunun, dilekçesinde haklarında şikâyetçi olduğukurum müdürü ile sağlık personelleri ve bir kısım ceza infaz koruma memurlarıhakkında ise 30/1/2013 tarih ve Sor. No. 2012/4952 sayılı dosya üzerinden ekkovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Anılan kararın gerekçesişöyledir:
“KurumDoktoru G. D.’nin harici muayeneyi yaparak, evraklarıher zaman kontrol edilebilecek şekilde kurumda bıraktığı, dolayısıyla öğrendiğisuçu gizleme kastı ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı, KurumMüdürü N. Ü.’nün ise olaya vakıf olduğu andanitibaren müşteki hükümlünün kati raporunun alınması için ilgili sağlıkkuruluşuna sevkini sağladığı, kati rapor için gönderilen ve müşteki BayramMetin’in muayenesini yapan Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinde görevli DoktorB. S. M.’nin ise harici muayene sırasında bulgularıgerçeğe aykırı olarak düzenlediğine dair delil bulunmadığı, 31/7/2012 tarihindemüşteki Bayram Metin’in Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesine kati raporununalınması için gönderildiği, Bayram Metin hakkında düzenlenen Kırıkkale Yüksekİhtisas Hastanesi Baş Tabipliğinin yazısında 31/7/2012 tarihi itibarıylaOrtopedi Polikliniğine sevk edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığı,müşteki Bayram Metin’in kurum tabibince 24/7/2012 tarihli muayenesinde OrtopediKliniğine sevkinin yapıldığı ve 10/8/2012 tarihinde Kırıkkale Üniversitesi TıpFakültesine götürüldüğü ve olay tarihinde müşteki Bayram Metin tarafından 2sağlık memurundan şikayetçi olduğunu belirtmiş ise de, olay tarihinde BayramMetin’in raporunun alınması için sağlık memuru C. K. B’nın görevlendirildiği,diğer sağlık memurunun kati rapor ile ilgili görevli olmadığı, şüpheli İnfazKoruma Memuru C. K.’nin her ne kadar olay tarihindekoğuş kapısına kadar gittiği tespit edilmiş ise de, içeriye girip hükümlünündövülmesine iştirak ettiğine dair delil bulunmadığı, müştekinin, dövülmesineilişkin olarak aynı gün İnfaz Koruma Memurlarına şikayetini içerir dilekçeverdiğine dair delil bulunmadığı ve bu nedenle müştekinin iddialarının soyutiddia olduğu anlaşılmakla… Şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına…”
23. Başvurucunun bu karara itiraz etmesi üzerine, Ankara 3. Ağır CezaMahkemesi, 22/2/2013 tarih ve 2013/80 Değişik İş sayılı kararı ile, “oluş ve tüm dosya içeriğinden, sanıkların atılı suçuişlediklerine dair müştekinin soyut iddiasından başka delil bulunmadığıanlaşılmakla …ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı usul ve yasaya uygunbulunduğundan…” gerekçesine dayalı olarak itirazı reddetmiştir. Bukarar başvurucuya 9/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
24. Başvurucu, 30/4/2013 tarihli dilekçesi ile süresi içindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
25. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten yaralama” kenar başlıklı 86.maddesinin (2) numaralı fıkrası ile (3) numaralı fıkrasının (d) ve (e) bentlerişöyledir:
“(2)Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleylegiderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dörtaydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.
(3) Kastenyaralama suçunun;
...
d) Kamugörevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e)Silâhla,
İşlenmesihâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarıoranında artırılır.”
26. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar”kenar başlıklı 172. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması içinyeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağınınbulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar,suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliyebildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 21/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 30/4/2013 tarih ve 2013/3088 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
28. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi Ceza İnfazKurumunda, şikayet dilekçesinde isimlerini belirttiği görevli infaz korumamemurları tarafından 18/6/2012 tarihinde işkence ve kötü muameleye maruzkaldığını, şikayet dilekçesinin yetkililere zamanında iletilmediğini, ayrıcakendisini muayene eden doktorların da baskı altında kalarak yanlış ya da eksikrapor düzenlediklerini, yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturmanın etkilibir şekilde yürütülmeyerek, muayenesine katılan bazı sağlık çalışanları ileCeza İnfaz Kurumunda görev yapan idareci ve infaz koruma memuru gibi diğer birkısım şüpheliler yönünden ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, bunedenle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürerek, anılankişiler açısından dava açılmasının sağlanması talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
29. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
30. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insanhaysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
31. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında, devletin,pozitif bir yükümlülük olarak, yetki alanında bulunan tüm bireylerin maddi vemanevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların,gerek diğer bireylerin, gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecekrisklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi vemanevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumaklayükümlüdür (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51).
32. Devletin, kişinin maddi vemanevi varlığını koruma hakkı kapsamında sahip olduğu bu pozitif yükümlülüğünbir de usuli boyutu bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğalolmayan her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularınınbelirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmibir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı,söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasınıgüvenceye almak ve kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda,bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerinisağlamaktır (benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Anguelova/Bulgaristan, B. No: 38361/97, 13/6/2002, § 137; Jasinskis/Letonya, B. No: 45744/08, 21/12/2010, §72).
33. Buna göre bireyin, bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırıolarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabitutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması halinde, Anayasa’nın17. maddesi, “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikteyorumlandığında etkili resmi bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Busoruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamayaelverişli olmalıdır. Şayet bu mümkün olmazsa, bu madde, sahip olduğu önemerağmen pratikte etkisiz hale gelecek ve bazı hallerde devlet görevlilerininfiili dokunulmazlıktan yararlanarak, kontrolleri altında bulunan kişilerinhaklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır. Devletin pozitif yükümlülüğükapsamında bazen tek başına soruşturma yapılmamış olması yahut da yeterlisoruşturma yapılmamış olması da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Bu bağlamdasoruşturmanın derhal başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olaraközenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (B. No:2012/969, 18/9/2013, § 25; B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 111; ayrıca benzeryöndeki AİHM kararları için bkz. Corsacov/Moldova,B. No: 18944/02, 4/4/2006, § 68; Batı ve diğerleri/Türkiye, 33097/96 - 57834/00, 3/6/2004, §§ 133, 134).
34. Yürütülecek cezasoruşturmaları, sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekildeetkili ve yeterli olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan sözedebilmek için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayıaydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleritoplamaları gerekir. Dolayısıyla, kötü muamele iddialarının gerektirdiğisoruşturma bağımsız bir şekilde, hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer birifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı vesoruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk vetemelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdırlar (bkz. Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/1998, §103; Batı ve diğerleri/Türkiye,B. No: 33097/96 - 57834/00, 3/6/2004, § 136). Bukapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusuolayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirlerialmalıdırlar (bkz. Tanrıkulu/Türkiye[BD], B. No: 23763/94, 8/7/1999, § 104; Gül/Türkiye,B. No: 22676/93, 14/12/2000, § 89; B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 114).
35. Yürütülen ceza soruşturmalarınınamacı, kişinin maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkilibir şekilde uygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkinhesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçlarınkullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan, burada yer verilendeğerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin, başvurucularaüçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı(benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Perez/Fransa, 47287/99, 22/7/2008, § 70) ya da tüm yargılamalarımahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi (bkz.yukarıda geçen Tanlı/Türkiye, §111) yüklediği anlamına gelmemektedir (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 56;B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 113).
36. Öte yandan, soruşturmayı sağlayacak bir başvuru yolunun sadecehukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp, bu yolun uygulamada fiilen de etkiliolması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine sahipbulunması gereklidir. Başvuru yolunun bir hak ihlali iddiasını önleyebilme,devam etmekteyse sonlandırabilme veya sona ermiş bir hak ihlalini kararabağlayabilme ve bunun için uygun bir tazminat sunabilmesi halinde ancaketkililiğinden söz etmek mümkün olabilir. Yine, vuku bulmuş bir hak ihlaliiddiası söz konusu olduğunda, tazminat ödenmesinin yanı sıra sorumlularınortaya çıkarılması bakımından da yeterli usulü güvencelerin sağlanması gerekir(B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 26; benzeryöndeki AİHM kararları için bkz. yukarıda geçen Aksoy/Türkiye, § 95; Ramirez Sanchez/Fransa, B. No:59450/2000, 4/7/2006, §§ 157-160).
37. Kötü muamele iddiaları ile ilgili cezai soruşturmaların etkililiğini sağlayan hususlardan biri de teorideolduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturmanın veyasonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır. Buna ilaveten her olayda,mağdurların meşru menfaatlerini korumak için bu sürece etkili bir şekildekatılmaları sağlanmalıdır. (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hugh Jordan/Birleşik Krallık, 24746/94,4/5/2001, § 109; Oğur/Türkiye [BD], B. No: 21594/93, 20/5/1999,§ 92; Khadjialiyev ve diğerleri/Rusya, B. No: 3013/04,6/11/2008, § 106; Denis Vassiliev/Rusya,B. No: 32704/04, 17/12/2009, § 157; Dedovski ve diğerleri/Rusya, B. No: 7178/03, 15/5/2008, § 92; Ognyanova ve Choban/Bulgaristan,B. No: 46317/99, 23/2/2006, § 107).
38. Bu açıklamalar ışığında somut olay bir bütün olarakincelendiğinde, başvurucunun maruz kaldığı eylemden dolayı yaptığı şikâyetüzerine adli soruşturmanın bağımsız birimlerce denetime açık olacak biçimdederhal başlatıldığı, başvurucunun birçok hastaneye sevkinin yapılarakraporlarının aldırıldığı, soruşturmanın makul sürede tamamlanarak, olay ileilişkisi tespit edilen 9 infaz koruma memuru hakkında“kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiylesilahla kasten yaralama” suçundan kamu davasının açıldığı ve buşüpheliler yönünden Savcılık tarafından, idari soruşturma bakımından gereğinintakdir ve ifası için bağlı olduklara kuruma ihbardabulunulduğu, ayrıca başvuruya konu edilen ve şikâyet dilekçesinde ismi geçensağlık çalışanları ile Ceza İnfaz Kurumunun diğer çalışanlarının ifadelerininalındığı, olaya etkilerinin değerlendirildiği, başvurucunun aşamalarda buyöndeki tüm iddialarını ileri sürebildiği, başvuru yollarını kullanabildiği,sürece aktif olarak katılabildiği, soruşturma sonucunda ise soyut iddia dışındadava açmaya yeterli delil elde edilemediğinden bahisle ek kovuşturmaya yerolmadığı kararının verildiği, anlaşılmıştır.
39. Buna göre, başvuru dosyasındaki belge ve bilgiler dikkatealındığında, kötü muamele oluşturan eylemlerin tespiti ile muhtemelsorumluların belirlenmelerine ve cezalandırılmalarına yol açacak niteliktebağımsız, etkili, hızlı ve kamuya açık bir soruşturmanın gerçekleşmediğinden vekovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararın somut kanıtlarla çelişecek biçimdeve açıkça hukuka aykırılık oluşturacak şekilde bariz takdir hatası veya açıkkeyfilik sonucu verildiğinden söz edilemeyeceği gibi, bu konuda ihmali birdavranış veya yetkililere yüklenebilecek bir eksiklik de saptanmamıştır. Sonuçolarak somut olayda kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı hakkınınkorunması kapsamında yürütülen cezai soruşturmanın etkisiz olmadığı sonucunavarılmıştır.
40. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesikapsamındaki iddialarına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğuanlaşıldığından, başvurunun, “açıkça dayanaktan yoksun olması” sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle; başvurucunun, Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında yaptığışikâyetin etkili bir şekilde soruşturulmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 21/1/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.