TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BAYRAM AKIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/19278)
Karar Tarihi: 7/3/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 11/4/2019-30742
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
Bayram AKIN
Vekili
:
Av. Abdulkerim YENİL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, avukat olan başvurucunun duruşma esnasındaCumhuriyet savcısına sarf ettiği sözlerden dolayı hapis cezası ilecezalandırılması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Avukat olan başvurucu, olayların meydana geldiği tarihteAksaray Ağır Ceza Mahkemesinde canavarca hisle adam öldürme suçunu işledikleriiddiasıyla yargılanan iki sanıktan birinin müdafiidir.Üzerine benzin dökerek yakmak suretiyle sanıkların kişiyi öldürdükleri iddiaedilmektedir. Söz konusu olayın ardından sanıklardan biri gözaltına alınıptutuklanırken başvurucunun müdafii olduğu sanık birgün süreyle gözaltında tutulmuş, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesialındıktan sonra serbest bırakılmıştır. Başvurucunun müdafiiolduğu sanık, Savcılıkta alınan ifadesinde kişiyi diğer sanığın yakaraköldürdüğünü net bir şekilde gördüğünü iddia etmiş ve olayın nasılgerçekleştiğini anlatmıştır.
10. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamanın 6/8/2013tarihli ikinci duruşmasında başvurucu, sanık müdafiiolarak duruşmaya katılmıştır. Sanıkların ve müdafilerinin dinlendiği duruşmadailk söz, tutuklu sanık ve müdafiine verilmiştir.Tutuklu sanık müdafii müvekkilinin suçsuz olduğunu,suçun başvurucunun müdafiliğini yaptığı sanık tarafından işlendiğini ilerisürmüştür. Bunun üzerine söz alan başvurucu, tutuklu olarak yargılanan sanığıngözaltında adli kolluğun ve doktorların da bulunduğu ortamda açıkça "Ben niye katil oldum?" diyebağırarak suçu kabullendiğini, müvekkilinin de cinayet ile ilgili gördüklerinianlatarak olayı aydınlattığını, dolayısıyla bu davada tanık olarak dinlenilmesigerekirken sanık olarak yargılandığını iddia etmiş ve iddianameyi düzenleyenCumhuriyet savcısına yönelik olarak"...Müvekkilimin bu davada diğer sanıkla birlikte aynı sevk maddeleri ilecezalandırılmasının istenilmesi davayı açan savcının olayı kavrayamaması veişgüzarlığındandır..." sözlerini kullanmıştır. Başvurucununyaptığı savunmanın ardından duruşmada iddia makamını temsil eden savcı sözalarak sanıklar hakkında iddianame düzenleyen Cumhuriyet savcısıyla ilgiliolarak "İşgüzarlık yapmıştır."şeklindeki beyanı nedeniyle duruşma tutanağından bir suretin gereğininyapılması amacıyla Aksaray Baro Başkanlığına ve Aksaray CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
11. Duruşma tutanağında, iddia makamını temsil eden savcıtarafından şu ifadeler tutanağa geçirtilmiştir:
"Sanık E. K. müdafiiAv. Bayram Akın'ın taleplerimizi yazdırdığımız esnada söylediği sözlerintutanağa geçirilmesine, yine bu esnada tarafımıza hitaben 'bunun söyledikleriniyazıyorsunuz da benim söylediklerimi neden yazmıyorsunuz' şeklinde ve ayrıca'asacaksınız asmayı düşünmüyor musunuz?' şeklinde müdahalede bulunduğu, mahkemebaşkanınca birden fazla kez uyarılmasına rağmen konuşmaya devam ettiği, bunedenle duruşma düzenini bozması nedeniyle CMK'nın203. maddesi uyarınca duruşma salonundan çıkarılması kamu adına talep vemütalaa olunur dedi."
12. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi 6/8/2013 tarihli kararı ileduruşma tutanağının birer örneğini gereğinin takdir ve ifası için Aksaray BaroBaşkanlığı ile Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
13. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuhakkında kamu görevlisine hakaret suçundan kamu davası açılmıştır. Yargılamaesnasında yaptığı savunmada başvurucu; sanık müdafiliğini yaptığı duruşmadaiddia makamını temsil eden savcının mütalaasını yazdırırken, müdafiliğiniyaptığı sanık hakkındaki iddianameyi hazırlayan savcı için kendisinin(başvurucunun) kullandığı"işgüzar" kelimesi nedeniyle yargılanması için Baroya veSavcılığa suç duyurusunda bulunulmasını talep ettiğini ifade etmiştir.Başvurucu; bu durumun ağırına gittiğini,"işgüzar" kelimesini iddianamenin üstünkörü çalışılarakhazırlanmış olduğunu belirtmek amacıyla kullandığını, bunun üzerine biraçıklama yapma talebiyle ayağa kalktığını, iddia makamının parmağını sallayarakkendisine "Daha fazla konuşma." dediğini,kendisinin de bu söz üzerine "Asarmısınız keser misiniz?" dediğini ileri sürmüştür. Başvurucu,savcının mütalaası üzerine söz almak istediğini ısrarla belirtmesine rağmenAğır Ceza Mahkemesi Heyetince kendisine söz verilmediğini ve akabinde hakkındahakaret suçundan soruşturma açılmasına dair karar verildiğini ifade etmiştir.
14. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda24/6/2015 tarihinde başvurucunun kamu görevlisine hakaret suçundan iki kez 11ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde başvurucununiddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısına yönelik "...müvekkilimin bu davada diğer sanıkla birlikte aynı sevkmaddeleri ile cezalandırılmasının istenilmesi davayı açan savcının olayıkavrayamaması veya işgüzarlığındandır..." ile aynı duruşmadaiddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısına hitaben "Asmayı da düşünüyor musunuz?"ve anılan savcıyı kastederek Mahkeme Heyetine hitaben "Beni çoluk çocukla uğraştırmayın."şeklindeki sözleri sabit görülerek bu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamındadeğerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ölçülülük şartının oluşmaması sebebiyleiddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında da değerlendirilmeyeceği,başvurucunun eylemleriyle ifade özgürlüğü ile iddia ve savunma dokunulmazlığısınırlarını aştığı belirtilmiştir.
15. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Niğde Ağır CezaMahkemesince 12/10/2015 tarihinde reddedilmiştir.
16. Ret kararı başvurucuya 5/11/2015 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 3/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. Diğer taraftan Aksaray Ağır Ceza Mahkemesince 29/6/2016tarihinde başvurucunun müdafiliğini yaptığı sanığın cezalandırılmasına yeterliher türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğigerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kurallarının yer aldığıkararlar için Keleş Öztürk (B.No: 2014/15001, 27/12/2017, §§ 20-30) ve BekirCoşkun ([GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 18, 19) kararlarınabakılabilir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. İfade Özgürlüğününİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucu, sanık müdafiliğini yaptığı bir duruşma esnasındahem iddianameyi düzenleyen hem de yargılamada iddia makamını temsil edenCumhuriyet savcısı hakkındaki beyanları nedeniyle mahkûmiyetine kararverildiğini belirtmiştir. Başvurucu; iddianameyi düzenleyen savcının olayıkavrayamaması nedeniyle müvekkilinin tanık olarak dinlenmesi gereken davadasanık olarak yargılandığını, nitekim müvekkilinin yapılan yargılama sonundaberaat ettiğini, her iki savcıya yönelttiği sözlerin eleştirel nitelikteolduğunu ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığını belirterek ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. Bakanlık görüşünde; Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupaİnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ifade özgürlüğü bağlamında avukatlarınkonumlarına ve savunma dokunulmazlığına yönelik bir dizi kararı zikredilmiş,başvurucunun ifade özgürlüğüyle müştekinin şeref ve itibar hakkı ile yargımakamlarının saygınlığının korunması arasında -demokratik bir toplumungerekleri dikkate alınarak- adil bir dengenin kurulması gerektiği ifadeedilmiştir.
2. Değerlendirme
22. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde esas alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenarbaşlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes,düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veyatoplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamlarınmüdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini dekapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ...başkalarınınşöhret veya haklarının, ...veya yargılama görevinin gereğine uygun olarakyerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir..."
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
24. Başvurucunun Cumhuriyet savcılarına yönelik sözlerinedeniyle iki kez 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararıile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
25. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanınilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
26. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
27. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125.maddesinin kanunla sınırlama ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
(2) MeşruAmaç
28. Başvurucunun hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasınailişkin kararın başkalarının şöhret veyahaklarının korunmasına ve yargılamagörevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesine yönelikönlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
(i)Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi
29.Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleriifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçeulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tekbaşına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamınagelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlüaraçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyigerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve buçabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşünceninbarışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyiaçıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan,B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
(ii)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine UygunOlması
30. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıbir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme,sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araçarasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz.Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde "demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama"biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter birbütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM,E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017,§ 18).
31. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik birtoplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik veistisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmayaelverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlemolarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağırolan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığısöylenemeyecektir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; MehmetAli Aydın, § 68; Tansel Çölaşan,§ 51).
32. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirleriniifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesininikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıpsağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkıortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasındaolayın şartları içinde bir denge kurmaktır (BekirCoşkun, §§ 44, 47, 48; HakanYiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58,61, 66).
33. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasınaişaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengeninkurulmasınaişaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibineterazinin diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatinenazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılıkilkesi yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullananorganların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifadeözgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunmasıgereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmalarınvarlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarlabirlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57;Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50;Hakan Yiğit, §§ 59, 68).
34. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(iii) AvukatlarınRolü ve Mesleklerini İcra Ederken İfade Özgürlükleri
35. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun genelgerekçesinde avukatlık mesleğinin nitelikleri ve önemi, bir kamu hizmetiolduğu, avukatın yargılama süreci içinde adaletin bulunup ortaya çıkarılmasındagörev aldığı, kamu yararını koruduğubelirtilmiştir.Kanun'un 1. ve 2. maddelerinde avukatlığın kamusal yönü ağır basan bir meslekolduğu vurgulanmıştır. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetinevererek adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tamolarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımıgörev bilen avukatın hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özelliktaşımaktadır (AYM, E.2007/16, K.2009/147, 15/10/2009).
36. Avukatların savunma görevini üstlenmeleri ve adaletingerçekleşmesine katkıları mesleğin özelliği sayılmakta ve kimi kısıtlamalarabağlı tutulmalarının haklı nedenlerini oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğiniseçenlerin avukatlık adına uygun biçimde görevlerinin gereklerini özenle yerinegetirmeleri, avukatlık unvanından ayrı düşünülemeyecek saygı ve güveni koruyupgüçlendirmenin başta gelen koşullarından biridir (AYM, E.2007/16, K.2009/147,15/10/2009). Bu kapsamda avukatlar, belli sınırları aşmamak koşuluyla yargınınişleyişine ilişkin eleştiride bulunma hakkına sahiptir. Bu sınırlar yargısisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamu görevlileri olan hâkim vesavcılarla Yüksek Mahkeme üyeleri de dâhil diğer kamu görevlilerini korumakiçin gereklidir.
37. Avukatlar tarafından söylenen sözlerin ya da yazılı olarakyapılan beyanların bu söz ya da beyanların yapıldığı bağlam içindedeğerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede avukatlar tarafından söylenen sözlerinyapılan konuşmanın tamamı dikkate alınarak ve söylendiği bağlamdankopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir(Keleş Öztürk,§ 51).
38. Bazı durumlarda avukatların ifade açıklamaları ile adilyargılanma hakkı arasında yakın bir ilişki ortaya çıkabilir. Bu nedenle somutbaşvurudaki gibi bir ceza davasındaki müdafinin ifade özgürlüğü söz konusuolduğunda demokratik bir toplumda bu tür bir açıklamaya yapılacak müdahalelerinçok istisnai durumlarda gerekli olduğu kabul edilebilir (AYM, E.2007/16,K.2009/147, 15/10/2009).
(iv) YargıErkinin Otoritesinin Korunması
39.Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamugörevlileri olan hâkim ve savcılarla Yüksek Mahkeme üyeleri de diğer kamugörevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdır. Bu sebeple adalet sistemindegörev alan hâkimler ve savcılarla birlikte diğer yargı çalışanlarını asılsızsuçlamalardan korumak devletin görevlerindendir. Demokratik bir toplumdabireylere, yargı sistemi ile ona dâhil olan kamu görevlilerini eleştirme veonlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerinkişilerin şeref ve itibarlarının korunmasını isteme haklarını ihlal eder boyutaulaşmaması gerekir. Buna karşın kamu adına soruşturmaları yürüten Cumhuriyetsavcılarının her türlü eleştirinin dışında olduğu da iddia edilemez (İlhan Cihaner (3),B. No: 2013/5298, 20/5/2015, §§ 26, 27).
40. Anayasa Mahkemesi KeleşÖztürk kararında sözlerin muhatabı olan yargı görevlisinin hâkimveya savcı olup olmamasının da değerlendirmede dikkate alınması gerektiğiniifade etmiştir. Mahkeme, kamu adına soruşturma yürüten ve kovuşturma aşamasındaiddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısının konumunun kovuşturmayı yürütenve yargılama sonucunda hükmü veren hâkimden farklı olduğunu bildirmiştir.Mahkeme; özellikle iddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma aşamasındaCumhuriyet savcısının davanın tarafı olmasınındaha belirgin bir hâle geldiğini, bu kapsamda yargılamanın tarafı olanCumhuriyet savcılarının eleştiriler karşısında hâkimlere nazaran daha hoşgörülüolmaları gerektiğini belirtmiştir (KeleşÖztürk, § 53).
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
41. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruya ilişkin kararını, olayın bütünşartlarını gözeterek ve başvuru konusu sözlerin söylendiği bağlamı dikkatealarak verecek; bu çerçevede ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin izlenenmeşru amaçlarla orantılı olup olmadığını, derece mahkemelerinin gerekçelerininilgili ve yeterli olup olmadığını belirleyecektir.
42. Başvuru konusu olayda avukat olan başvurucu, duruşmaesnasında hem iddianameyi düzenleyen hem de duruşmada iddia makamını temsileden Cumhuriyet savcısına yönelik bazı sözleri nedeniyle hürriyeti bağlayıcıceza ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun bu sözleri söylemediğine dair biriddiası bulunmamaktadır. Dolayısıyla mevcut başvuruda Anayasa Mahkemesi, derecemahkemelerinin olayın sübutuna ilişkin kabulünü değerlendirmek gereğiduymamaktadır.
43. Başvuru konusu olayda başvurucu tarafından söylenen sözlersadece duruşma esnasında sarf edilmiştir. Bahsi geçen duruşmaya ilişkin davanınkamuoyunda bilinen bir dava olduğu da ileri sürülmemiştir. DolayısıylaCumhuriyet savcısına asılsız suçlamalarakarşısağlanan korumanın kamusal menfaatlere yönelik açık tartışmaya ilişkinmenfaatlerle dengelenmesi gerekmez.
44. Başvurucu, olayların meydana geldiği tarihte bir insanıcanavarca hisle öldürmek suçundan yargılanan bir sanığın müdafiliğiniyapmaktadır. Canavarca hisle öldürmek suçu kasten öldürme suçunun niteliklihâli olarak düzenlenmiştir. Kişinin acıma hissi olmaksızın vahşi yöntemlerlegerçekleştirilen öldürme, canavarca hisle öldürme olarak kabul edilmiştir. Cezahukukunun koruması altına alınan asli hukuksal değerlerden olan hayat hakkınayönelik müdahalenin canavarca bir hisle işlendiğine karar verilmesi hâlindesanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülmüştür. Bu suçun diğersuçlara nazaran en ağır cezayı gerektiren suç olarak düzenlenmesi öldürme fiilinintoplum bilinci ve ahlakının geniş tepkisini çeken, amacı itibarıyla tehlikelive vahşi, kötülük eğilimini sergileyen, psikolojik bir güdüyü ifade eden birkavram olarak algılanması nedeniyledir. Dolayısıyla bir kişi hakkındacanavarca his ile insan öldürdüğünün iddiaedilmesinin bireysel ve toplumsal ölçekte ağır sonuçları olacağı kabuledilmelidir.
45. Somut olayda bir insanı canavarca hisle öldürmek suçundaniki kişi hakkında ceza davası açılmıştır. Başvurucu, müdafiiolduğu sanığın olayın tanığı olduğunu ancak Cumhuriyet savcısının elindeyeterli delil olmaksızın, tutuklu olarak yargılanan asıl fail ile birliktemüvekkiline de dava açtığını düşünmektedir. Başvurucunun müvekkilinin cinayetile ilgili gördüklerini anlatarak olayı aydınlattığını, tutuklu sanığıngözaltında adli kolluğun ve doktorların da bulunduğu ortamda suçu açıkçakabullendiğini ortaya koyacak beyanlarda bulunduğunu da ileri sürerek müvekkilihakkında haksız yere dava açıldığını kanıtlamaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Öteyandan hakkındaki ağır iddiaya rağmen başvurucunun müvekkili bir gün süreylegözaltında tutulmuş, ifadesinin alınmasının ardından tutuksuz yargılanmak üzereserbest bırakılmıştır. Bundan soruşturma makamlarının başvurucunun müvekkilihakkında kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunmadığı kanaatinde oldukları sonucuçıkarılabilir. Nitekim başvurucu da savunmasını müvekkiline dava açmak içinhiçbir sebep bulunmadığı, müvekkilinin aslında tanık olması gerektiği teziüzerine oturtmaya çalışmış ve müvekkil daha sonra beraat etmiştir.
46. Başvurucu, savunma esnasında iddianameyi düzenleyen savcıyıeleştirmiş ve yeterli delil olmaksızın çok ciddi bir ithamda bulunulmasınıtenkit etmiş; savcıyı işgüzar olmakla itham etmiştir.
47. Başvurucunun oldukça haksız olduğunu düşündüğü iddianameyeyönelik eleştirel sözleri üzerine duruşmada iddia makamını temsil edenCumhuriyet savcısı söz almış ve anılan beyanı nedeniyle başvurucu hakkındaişlem yapılması için Baro Başkanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığına ihbardabulunulmasını talep etmiştir. Bir avukatın savunmasını yaptığı esnada onunhakkında suç duyurusunda bulunulmasının savunma hakkını önemli ölçüdeetkileyeceği muhakkaktır. Nitekim başvurucu, savcının bu müdahalesine karşılıkvermiş ve yargılamanın iki süjesi arasında duruşma sırasında sözlü birkarşılaşma meydana gelmiştir. Başvurucu, kendisini kastederek "Asmayı da düşünüyor musunuz?"diyerek suç duyurusunun haksızlığına dikkat çekmiştir. Başvurucu ile duruşmasavcısı arasında devam eden tartışma sırasında başvurucu, Mahkeme Heyetinehitaben "Beni çoluk çocuklauğraştırmayın." diyerek tepkisini ortaya koymuştur. Başvurucu,bu sözleri duruşma sırasında ortamın gergin olduğu bir anda ve Cumhuriyetsavcısı ile girdiği polemik sonucunda söylemiştir.
48. Başvurucunun iddianameyi hazırlayan savcıya yönelikeleştirisinin oldukça sert olduğu, avukatlık mesleğinin etik kurallarına vesaygınlığına zarar verdiği kabul edilse bile bu sözler savcının dava açarkenuyguladığı yönteme ilişkindir. Savcının ne özel hayatının ne mesleki veya diğerniteliklerinin hedef alındığı söylenebilir. Başvurucunun duruşma savcısınayönelik sözleri ise savcı ile aralarında yaşanan ve bir ölçüde savcının nedenolduğu polemiğin bir sonucudur. Savunma avukatına ancak çok istisnai hâllerdemüdahale edilebilir ve başvurucunun savunma kurgusuna açıkça müdahale eden,onunla duruşma sırasında sözlü tartışmaya giren savcının kendisine yöneltileceksözleri daha fazla hoşgörü ile karşılaması beklenir.
49. İlk derece mahkemesi savcılara yönelttiği ifadelerden dolayıbaşvurucunun iki kez 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına kararvermiştir. Ancak ilk derece mahkemesi savunma görevini yerine getiren avukathakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmetmesinin acil bir ihtiyaçtankaynaklandığını ortaya koyamamıştır. Bundan başka hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilmiş olmasının ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleninağırlığını hafifletmediği vurgulanmalıdır. Başvurucu beş yıl denetimliserbestlik tedbiri altına alınmıştır ve bir avukat olan başvurucunun bu süreiçinde cezasının infaz edilmesi riski her zaman vardır. Yaptırıma maruz kalmaendişesinin kişiler üzerinde kesintiye uğratıcı bir etkisi vardır ve sonundakişi denetim süresini yeni bir mahkûmiyet almadan geçirse bile bu etki, ileridedüşünce açıklamaları veya müvekkillerinin çıkarlarını hararetle savunma göreviüzerinde caydırıcı etki oluşturabilir (KeleşÖztürk, § 60).
50. Sonuç olarak olaylara bir bütün olarak yaklaşan AnayasaMahkemesi başvurucunun ifadelerinin kamuoyu önünde değil sadece duruşmasalonunda söylenmiş olduğunu da gözetmiş ve başvurucu hakkında hürriyetibağlayıcı cezaya hükmedilmesi suretiyle ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenindemokratik bir toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı kanaatine varmıştır.
51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
52. Başvurucu; sanık müdafiliğini yaptığı bir davada duruşmaesnasında Cumhuriyet savcıları hakkında kullandığı ifadeler nedeniylecezalandırılmasının savunma dokunulmazlığı hakkını, itiraz merci tarafından ilkderece mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkinkararın esastan incelenmemesinin de adil yargılanma hakkını ihlal ettiğiniileri sürmüştür. Mevcut koşullarda, başvurunun sonucu da değerlendirildiğindebaşvurucunun bu şikâyetleri hakkında bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
54.Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temelhakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasılortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir.
55. Başvurucu, ihlalin tespiti ile birlikte 50.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur.
56. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun duruşma esnasında Cumhuriyetsavcısına sarf ettiği sözlerden dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasına vehükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifadeözgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvurudaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
57. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
58. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olanbaşvurucunun bu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir. Üstelikihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasınakarar verilmekle birlikte başvurucunun muhatap olduğu yargısal süreç devametmektedir. Dolayısıyla eski hâle getirmekuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi içinifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yenidenyargılama suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 9.150 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Aksaray Ağır CezaMahkemesine (E.2014/206, K.2015/368) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 9.150 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.