TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BAYRAM SUVER VE KAZIM UYMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/34851)
Karar Tarihi: 29/9/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucular
:
1. Bayram SUVER
2. Kazım UYMAZ
Başvurucular Vekili
:
Av. Mehmet Fettah KELEŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıylaaçılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıylareddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 21/11/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2018/35057 numaralı başvuru dosyasının hukuki ve fiilîirtibat nedeniyle 2018/34851 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,incelemenin 2018/34851 numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer dosyanınkapatılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular, Saray Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmaVakfında (Vakıf) hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadır.
10. Başvurucular, kamu personeli olduklarını ilerisürerek 4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı MüesseselerdeÇalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllıkçalışma süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediyealacağının ödenmesi amacıyla Vakıf aleyhine ayrı ayrı dava açmışlardır.
11. Saray (Van) Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme), işmahkemesi sıfatıyla yapmış olduğu yargılama sonunda 29/11/2017 tarihlikararlarla başvurucuların davalarının reddine karar vermiştir. Gerekçelikararlarda, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun (Yargıtay İBK)9/6/2017 tarihli kararına göre Vakfın 6772 sayılı Kanun gereğince kamu kurumuniteliğinde olmadığı ve bu nedenle de başvurucuların ilave tediye alacağı hakkıbulunmadığı ifade edilmiştir.
12. Başvurucular istinaf yoluna başvurmuştur. ErzurumBölge Adliye Mahkemesi (Erzurum BAM) 6. Hukuk Dairesi 26/4/2018 tarihindevermiş olduğu kararlarla başvurucuların istinaf talebini reddetmiştir.
13. Başvurucular, Erzurum BAM kararlarına karşı temyizyoluna başvurmuştur. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi (Daire) 13/9/2018 tarihindevermiş olduğu kararlar ile başvurucuların temyiz talebini reddederek ErzurumBAM kararlarını onamıştır.
14 Başvurucular 21/11/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
15. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B. No:2017/29896, 25/12/2018, §§ 14-32.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
17. Başvurucular; benzer uyuşmazlıkların farklı şekildesonuçlandığını, bu durumun Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 22. HukukDairesi arasındaki görüş ayrılığından kaynaklandığını ifade etmiştir.Yargıtayın 9. Hukuk Dairesinin kendileri ile aynı statüde bulunan kişileri kamuişçisi olarak kabul edip ilave tediye alacağına hak kazandıkları yönündekikararlarına rağmen Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin bu kişileri kamu işçisi olarakkabul etmemesi nedeniyle ilave tediye alacağı isteklerinin reddine kararverdiğini belirtmiştir. Başvurucular, aynı statüdeki işçiler için açılandavalarda Antalya BAM ile Samsun BAM'ın ilave tediye alacaklarının ödenmesiyönünde karar verdiğini, ayrıca Erzurum BAM 6. Hukuk Dairesinin de ilave tediyealacaklarının ödenmesi yönünde karar verirken daha sonra Vakfın kamu kurumuolmadığı gerekçesiyle taleplerinin reddine karar verdiğini ve içtihat farkınedeniyle yargıya olan güvenlerinin zedelendiğini belirterek adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların farklı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının özünün adil yargılanmahakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkinolduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
20. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce YaseminBodur (aynı kararda bkz. §§ 35-45) kararında ortaya konulmuştur. Anılankararda Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevinin hukukkurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik veöngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmek olduğu belirtilmiştir.Bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklananiçtihat farkının süregelen bir hâl aldığı durumlarda uygulamadaki tutarsızlıklarıortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaret edilmiştir. Hukukunüstünlüğü ilkesi gereği devletin aynı yargı koluna dâhil mahkemeler arasındakiderin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan kaldırabilecek nitelikte birmekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir şekilde işleyişini sağlayacakdüzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu ifade edilmiştir.
21. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ve sonradanbu görev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin, anılan vakıf çalışanlarınınkamu işçisi olduğuna ve şartları uygunsa ilave tediye alacağındanyararlanacaklarına dair kararlar verdiği belirtilmiştir. Buna karşılık olarakYargıtay 22. Hukuk Dairesinin anılan vakıfların özel hukuk tüzel kişisistatüsüne sahip olduğunu ve dolayısıyla kamu personeli sıfatı bulunmayançalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağını istikrarlı olarak hükümaltına aldığı ifade edilmiştir. Yargıtay daireleri arasındaki derin vesüregelen içtihat farkının faaliyete giren istinaf mahkemesi niteliğindekibölge adliye mahkemesi daireleri arasında da sürdürüldüğü saptanmıştır (YaseminBodur, §§ 48, 50).
22. Anılan kararda sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfıçalışanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususundasüregelen içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmışolduğu, bu durumun davaların somut özelliğinden kaynaklanmadığı, bu durumunortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişlibir mekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonucun başvurucu içinöngörülemez olduğu ve yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucunaulaşılmıştır (Yasemin Bodur, § 52).
23. Diğer taraftan, başvurucunun hizmet akdi ileçalıştığı Vakfın niteliğini de ele alan Yargıtay İBK'ya rağmen Yargıtaydaireleri, söz konusu kararın vakıfların niteliğini belirlemekle birlikteçalışanların statüsüne ilişkin bir tespit içermediği görüşünden hareketleönceki görüşleri doğrultusunda kararlar vermeye devam etmiştir (YaseminBodur. §§ 20, 23)
24. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve YaseminBodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniylebaşvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
26. Başvurucular; ihlalin tespiti, yargılamanınyenilenmesi ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesi talebindebulunmuştur.
27. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
28. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
29. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §57).
30. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylarda ihlalin aynıhukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafından açılandavalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındaki görüşfarkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasından kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvurucuların aynı anda iki farklıyorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterini taşımayan birhukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır.
31. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derecemahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılansonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalingiderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.Aksi durum yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesinehükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan bir lehinetercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlaligidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafıaleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olaydayargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte biryol olarak kabul edilemeyeceğinden başvurucular lehine uygun bir tazminatahükmedilmesi yeterli bir giderimi sağlayacaktır.
32. Bu itibarla adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı ödenmesine kararverilmesi gerekir.
33. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvuruya konu olayda böyle bir illiyetbağı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
34. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçtutarının başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine, aynı avukat tarafından temsiledilen başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatın AYRIAYRI ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 294,70 TL harç tutarının başvuruculara AYRI AYRI,3.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Saray (Van) AsliyeHukuk Mahkemesine (E.2017/33; E.2017/36) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.