TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
B.Ç. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2349)
Karar Tarihi: 20/11/2014
R.G. Tarih-Sayı: 14/3/2015-29295
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
B. Ç.
Vekili
:
Av. Hasan ÖZDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Yüksek AskerîŞûra (YAŞ) kararı ile resen emekliye sevk edilmesi işlemi ve 10/3/2011tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı KuvvetleriPersonel Kanunu’na eklenen geçici 32. maddesinde düzenlenen haklardanyararlanmak için yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davanın reddedilmesinedenleriyle, Anayasa’nın 2., 10., 35., 36., 38., 40.,49., 90., 125., 129., 138. ve 157. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 9/4/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan önincelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 8/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
4. İkinci Bölümün 29/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş, Bakanlık görüşünü 27/3/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya bildirilmiş, başvurucu, karşıbeyanlarını 24/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesinesunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, astsubaystatüsünde görev yapmakta iken disiplinsizliği ve ahlaki durumu nedeniyle 8/2/2008 tarihli YAŞ kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden(TSK) ilişiği kesilmiştir.
9. 6191 sayılı Kanun’un 10.maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetiminekapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazıhaklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve buhükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükmebağlanmıştır.
10. Başvurucunun, 926 sayılıKanun’a eklenen geçici 32. madde kapsamından yararlandırılması talebiyleyaptığı başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 6/6/2011tarihli işlemi ile reddedilmiştir. İşlem gerekçesi şöyledir:
“… askeri-sivil personel ile toplu olarakUYUŞTURUCU MADDE kullanmanız, askeri personeli uyuşturucu maddeye özendirmenizve kullanmaya teşvik etmeniz gerekçesi ile,…”
11. Başvurucu 2/8/2011tarihinde, Hava Kuvvetleri Komutanlığından, emekliye sevk edilme işlemineilişkin tüm bilgiler ile dayanak belgelerin, sicil belgelerinin, disiplin cezasıkararlarının, ifade, savunma ve tanık tutanaklarının kendisine verilmesiniistemiş, Hava Kuvvetleri Komutanlığı da 12/8/2011 tarihli yazı ekindebaşvurucunun istediği bilgi ve belgeleri göndermiştir. Gönderilen belgelerarasında bulunan ifade, tanık, sicil raporları ve kararlarda yer alan “kişi isimleri” özel hayatın ve istihbaratkaynağının korunması için karartılmıştır.
12. Başvurucu tarafından, anılanişlemin iptali istemiyle açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)Birinci Dairesi 4/12/2012 tarih ve E.2012/393,K.2012/1345 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir
“… davacının 926sayılı Kanunun Geçici 32’nci maddesinden yararlanabilmek için gerekli olan“yargı denetimine kapalı işlemlerle TSK’dan ilişiği kesilmiş” olmak şartınıtaşıdığı anlaşılmaktadır.
Davacının, TSK’dançıkarılmasına neden olan disiplin durumu incelendiğinde; davacının, uyuşturucumadde kullandığı ve askeri personeli uyuşturucu kullanmaya teşvik ettiği,uyuşturucu bağımlısı sivil şahıslarla samimi ilişkiler içerisinde olduğu, TSKpersoneline yakışmayacak bir hayat tarzını benimsemiş olduğu, kamuoyu nezdindeTSK’nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerini düzenleyemediği,sicil belgelerinde menfi nitelikler bulunduğu ve disiplinsiz davranışlarınedeniyle toplam 18 gün göz hapsi ve 14 gün oda hapsi cezaları ilecezalandırıldığı görülmüştür. Davacının, bu durumu ile 926 Sayılı TSKPersonel Kanunu’nun geçici 32’nci madde hükümlerinden yararlandırılmasınınhukuken mümkün olmadığı değerlendirilerek, dava konusu işlemde hukuka aykırıbir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
13. Bu karara karşı yapılankarar düzeltme talebi de aynı Dairenin 26/2/2013 tarihve E.2013/279, K.2013/227 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
14. Karar, başvurucuya 11/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 9/4/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmıştır.
B. İlgiliHukuk
15. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenarbaşlıklı 157. maddesi şöyledir:
“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarcatesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkinidarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk veson derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklardailgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfındanolan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının saltçoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yeriçin gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe venitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığıncaher boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.
Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi enfazla dört yıldır.
Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkimsınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.
(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/21 md.)Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi,yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerinbağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”
16. 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı AskeriYüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat”başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, DaireBaşkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleriolarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altındahizmet görürler.”
17. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9. ve 10. maddeleri şöyledir:
“Üyelerin seçimi:
Madde 8 – (Değişik: 25/12/1981 -2568/1 md.)
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakimsınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve üyeler tam sayısının saltçoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,
Hakim sınıfından olmayan üyeleri, GenelkurmayBaşkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,
Cumhurbaşkanınca seçilir.”
“Atanma:
Madde 9 – (Değişik: 25/12/1981 -2568/1 md.)
Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre AskeriYüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire başkanlıklarına veüyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı, Cumhurbaşkanının onaylayacağıKararname ile atama yapılır. Atamalar Resmi Gazete'deyayımlanır.
Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”
“Görev süresi:
Madde 10 – (Değişik: 25/12/1981 -2568/1 md.)
Askeri Hakim sınıfından olmayanüyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”
18. 1602 sayılı Kanun’un “Dosya dışında inceleme” başlıklı 52.maddesi şöyledir:
“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmaktaoldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabileceklerigibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini veher türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerdenisteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerinegetirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defayamahsus olmak üzere uzatılabilir.
Taraflardan biri ara kararının icaplarınıyerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar üzerindeki etkisi, görevlidaire veya kurulca önceden takdir edilir, ara kararında bu husus ayrıcabelirtilir.
Ancak, istenen bilgi ve belgeler TürkiyeCumhuriyetinin güvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetiningüvenliği ve yüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise,Başbakan, Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmeksuretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.
(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf vevekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarecegönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özelbilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idareninsoruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerineincelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki davakonusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyeceknitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerineaçık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerineincelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarakayrıca gönderilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veyaverilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğuiddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafındanincelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede dahaönce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafaincelettirilebilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilikderecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde,diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgilikanun hükümleri saklıdır.”
19. 926 sayılı Kanun’un geçici32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ileTürk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde haksahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde MilliSavunma Bakanlığına başvururlar.
Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine engeç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadecegerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğindekomisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum vekuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerindenilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca engeç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.
…
Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgilileraltmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 20/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun9/4/2013 tarih ve 2013/2349 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
21. Başvurucu, emekliye sevkedilmesine ilişkin işleme yönelik olarak, idari soruşturmada tanıkların gizlendiğini,istihbarat elemanları tarafından yapılan sorgulamada yasak sorgu yöntemlerininkullanıldığını, tanık beyanlarında uyuşturucu kullandığını gördüklerine dairbir ifade bulunmadığını, tanıkların kanaatlerini belirttiklerini, ifadesialınırken haklarının hatırlatılmadığını, idari işlemin yoklukla malul olduğunu,emekliye sevk edilmesi nedeniyle aylık gelirinden mahrum kaldığını ve OYAKüyeliği hakkından yoksun bırakıldığını, sosyal devlet anlayışına aykırı olarakmevcut haklarının elinden alındığını belirtmiştir. Bunun yanında 926 sayılıKanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmamasına yönelik olarak ise,hukuka aykırı unsurların delil olarak kabul edildiğini, emekliye sevk işleminedayanak sorgunun kimler tarafından ve nasıl yapıldığı hususunundeğerlendirilmediğini, yararlandırılmama işleminin ölçüsüz olduğunu, idarenintakdir yetkisini hukuka aykırı kullandığını, belgelerde karartma yapıldığını, AYİM’in kuruluşu ve bünyesindeki sınıf subayları nedeniyletarafsız ve bağımsız olmadığını, AYİM daire kararlarına karşı başvurulabilecekbir temyiz merciinin olmadığını, belirterek, Anayasa’nın 2.,10., 35., 36., 38., 40., 49., 90., 125., 129., 138 ve 157. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
22. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Başvurucunun, emekliye sevk işlemine yönelik şikâyetleri ayrı birbaşlık altında, yargılamanın sonucuna, belgelerde karartma yapılmasına, AYİM’in bünyesindeki sınıf subaylarının bulunmasına, AYİMdaire kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmamasına vemasumiyet karinesine ilişkin şikâyetleri adil yargılanma hakkı kapsamında ilerisürdüğü şikâyetlerine bağlı olduğundan, başvurunun bu kısmının ise birlikteincelenmesi gerekmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. ResenEmekliye Sevk İşlemine İlişkin İddialar
23. Başvurucu, emekliye sevkedilmesine ilişkin işleme yönelik olarak, idari soruşturmada tanıklarıngizlendiğini, istihbarat elemanları tarafından yapılan sorgulamada yasak sorguyöntemlerinin kullanıldığını, tanık beyanlarında uyuşturucu kullandığınıgördüklerine dair bir ifade bulunmadığını, tanıkların kanaatlerinibelirttiklerini, ifadesi alınırken haklarının hatırlatılmadığını, idari işleminyoklukla malul olduğunu, emekliye sevk edilmesi nedeniyle aylık gelirindenmahrum kaldığını ve OYAK üyeliği hakkından yoksun bırakıldığını, sosyal devletanlayışına aykırı olarak mevcut haklarının elinden alındığını belirterek,anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür
24. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihindensonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireyselbaşvuruları inceler.”
25. Anılan hüküm uyarıncaAnayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem vekararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. AnayasaMahkemesinin yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem vekararları da içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, § 16).
26. Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisiningeriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).
27. Başvuru konusu olayda,başvurucunun, 8/2/2008 tarihinde resen emekliye sevkedilmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilmiştir. Bu durumdailişiğinin kesilmesine yönelik şikâyet zaman bakımından Anayasa Mahkemesininyetkisi dışında kalmaktadır.
28. Açıklanan nedenlerle,başvuru konusu işleme yönelik ihlal iddiasının 23/9/2012tarihinden öncesine ait olduğu anlaşıldığından başvurunun bu bölümünün, diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
29. 926 sayılı Kanun’un geçici32. maddesinden yararlandırılmamasına yönelik olarak ise, hukuka aykırıunsurların delil olarak kabul edildiğini, emekliye sevk işlemine dayanaksorgunun kimler tarafından ve nasıl yapıldığı hususunun değerlendirilmediğini,belgelerde karartma yapıldığını, yararlandırılmama işleminin ölçüsüz olduğunu,idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı kullandığını, AYİM’inbünyesindeki sınıf subayları nedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını, AYİMdaire kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin bulunmadığınıileri sürmüştür.
30. Başvurucunun bu başlık altındakişikâyetlerinin ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
i. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kararının AdilOlmadığı İddiası
31. Başvurucu, 926 sayılıKanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanınreddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
32. Adalet Bakanlığı görüşünde,başvurucunun talebinin disiplin soruşturmasına ilişkin bilgi ve belgelerışığında reddedildiğini, yargılamanın bir bütün olarak adil bir şekilde yerinegetirildiği ve delillerin takdirinde keyfi davranılmadığı sürece delillerinkabul edilebilir olup olmadığının değerlendirilmesinin ilk derece mahkemesininyetkisinde olduğunu, başvurucu iddiasının değerlendirilmesi sırasındabelirtilen hususların dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir
33. Başvurucu cevapdilekçesinde, AYİM’in delillerin doğruluğunudenetlemeden karar verdiğini, resen araştırma yapmadığını, toplanmasınıistediği delilerin toplanmadığını belirtmiştir.
34. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamı Anayasa’daaçık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir.
35. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 26).
36. Başvuru konusu olayda,başvurucu, hukuka aykırı unsurların delil olarak kabul edildiğini, emekliyesevk işlemine dayanak sorgunun kimler tarafından ve nasıl yapıldığı hususunundeğerlendirilmediğini, yararlandırılmama işleminin ölçüsüz olduğunu, idarenin takdiryetkisini hukuka aykırı kullandığını belirtmiş, AYİM ise başvurucunun disiplindurumunu inceleyerek, uyuşturucu madde kullandığı ve askeri personeliuyuşturucu kullanmaya teşvik ettiği, uyuşturucu bağımlısı sivil şahıslarlasamimi ilişkiler içerisinde olduğu, TSK personeline yakışmayacak bir hayattarzını benimsemiş olduğu, kamuoyu nezdinde TSK’nın itibarını sarsacak şekildeahlak dışı hareketlerini düzenleyemediği, sicil belgelerinde menfi niteliklerbulunduğu ve disiplinsiz davranışları nedeniyle toplam 18 gün göz hapsi ve 14gün oda hapsi cezaları ile cezalandırıldığı hususlarını değerlendirmeksuretiyle davanın reddine karar vermiştir. Başvurucunun iddialarınınmevzuatın yorumlanmasına, delillerin değerlendirilmesine, hukuk kurallarınınyorumlanmasına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
37. Adil yargılanma hakkıbireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulününadil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle,bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi içinbaşvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevedeyargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendidelillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğiveya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olanunsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğeilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut olaydabaşvurucunun yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi yada belge sunmadığı, aksine yargılama sonucunda verilen kararın içeriğinin adilolmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.
38. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilikde içermediği anlaşıldığından başvurunun bu bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir
ii. Gizlilik Dereceli Belgelerde Karartma Yapıldığı İddiası
39. Başvurucu, belgeler üzerindekarartma uygulandığı için kimlere ait olduğunu bilmediği ifadelere karşısavunma yapmak zorunda bırakıldığından şikâyet etmektedir.
40. Adalet Bakanlığı görüşünde,1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca savunmaya esas teşkil eden belgelereulaşmak için itiraz hakkı tanındığını, başvurucunun yargılama sırasında buyönde bir itirazda bulunup bulunmadığının tespit edilemediğini, başvurucuiddiasının değerlendirilmesi sırasında belirtilen hususların dikkate alınmasıgerektiğini belirtmiştir
41. Başvurucu, başvuruformundaki iddiaları tekrarlamıştır.
42. Başvuru konusu davadagizlilik dereceli belgeler üzerinde karartma yapıldığı yönündeki başvurucuiddiası silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkı açısındanincelenecektir.
43. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanmahakkına sahiptir.”
44. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
45. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabuledilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak vegerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanmahakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesiuyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lâfzîiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke vehaklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).
46. Adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynıkoşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf birduruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önündedile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşıtarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdanolumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birinetanınan, diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğunadair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).
47. Çelişmeli yargılama ilkesiise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkınıntanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasınıgerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi, delillerekarşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı halegelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahlarıneşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlarniteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyorolması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazırbulunması da dahil olmak üzere, yargılamanın bütününeaktif olarak katılmalarını gerektirir (B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§ 25).
48. AİHM, hükme esas olan vegizli olduğu belirtilen belgelere tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlalsebebi saydığı birçok kararından biri olan Miran/Türkiyekararında, Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde görülen davada "gizli" ibareli belgelere başvuranınerişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet yönünden AİHS'in6/1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Miran/Türkiye, B. No: 43980/04, 21/4/2009).AİHM, benzer bir kararında da “gizli”ibareli belgelere erişimin sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle AİHS'in6/1. maddesinin ihlal edildiğini hükme bağlamıştır (Güner Çorum/Türkiye, B. No: 59739/00, 31/10/2006,§§, 21-30).
49. Başvurucu, 926 sayılıKanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle yaptığı başvurununreddi üzerine emekliye sevk edilme işlemine ilişkin tüm bilgiler ile dayanakbelgelerin, sicil belgelerinin, disiplin cezası kararlarının, ifade, savunma vetanık tutanaklarının kendisine verilmesini istemiş, Hava Kuvvetleri Komutanlığıda istenilen tüm bilgi ve belgeler ile birlikte başvurucuya göndermiş, ancakbelgeler arasında bulunan ifade, tanık, sicil raporları ve kararlarda yer alan“kişi isimleri”ni karartmıştır.
50. Ceza davaları ile medeni hakve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzereyargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılamahakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukukdevleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamayakatılımının sağlanması, gösterilen kanıtlardan ve sunulan görüşlerden bilgisahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının verilmesiolup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin korunması,soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların yargılamausulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılan bilgive belgelere karşı ilgilinin mahkemeye itirazda bulunabilme imkânı getirilmesiadil yargılanmanın garanti altına alınması için bir gerekliliktir. Bu hususlar1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010tarih ve 6000 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ileBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup,değişikliğin sebebi olarak da AİHM’in 31/10/2006tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiyekararı gösterilmiştir (B. No: 2013/6428, 26/6/2014,§ 74).
51. 6000 sayılı Kanun’un 20.maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmişve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancakmahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge vedosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet vegüvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulmasımaksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ilepersonelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerineincelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek niteliktekibilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olandiğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretleri, ilgilibölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veyavekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkiledecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi vebelgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (B. No:2013/6428, 26/6/2014,§ 75).
52. Somut olayda, başvurucu,dava açmadan önce resen emekliye sevk edilmesine neden teşkil eden tüm bilgi vebelgelere talebi doğrultusunda ulaşmış, yalnız başvurucuya verilen belgelerarasında bulunan ifade, tanık, sicil raporları ve kararlarda yer alan “kişi isimleri” karartılmıştır.
53. AYİM’in yargılamaya esas aldığıbelgeler ile başvurucunun ulaştığı ve hem yargılama hem de bireysel başvurusırasında değerlendirmeye esas tuttuğu belgeler arasında bir farklılıkolmadığı, başvurucunun da bunun aksini ifade etmediği, diğer yandan başvurucutarafından yargılama sırasında 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca kendisineverilen belgelerin karartılan kısımları için itiraz etme hakkı bulunmakta ikenbaşvuru formunda ve eki belgelerde itiraz edip etmediği konusunda biraçıklamaya yer verilmediği görülmektedir.
54. Bu durumda, başvurucunun,yargılamaya esas tüm belgelere ulaştığı ve bu belgelere karşı argümanlarını sunma fırsatı bulduğu, ilgili belgelerinkarartılan kısımları için de itiraz etme hakkını yargılama aşamasındakullanmadığı görülmekle, başvurucunun silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeliyargılama hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez.
55. Açıklanan nedenlerle,silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkına yönelik bir ihlalinolmadığı açık olduğundan, başvurunun bu bölümünün, diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
iii. Askeri Yüksekİdare Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası
56. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle bağımsız vetarafsız olmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
57. Başvurucunun ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığıveya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (B.No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
58. Anayasa Mahkemesi tarafındanbu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’inoluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altınaalınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerinbağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarınızedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap vermedurumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek DisiplinKurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin enfazla dört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplin konularında yukarıdabahsedilen Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idariveya askeri yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, busubayların idareye karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHMkararları için bkz: MustafaYavuz ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No:29870/96, 25/5/2000; Bek/Türkiye,B. No: 23522/05, 20/4/2010, § 30).
59. Açıklanan nedenlerle,mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığındanbaşvurunun bu bölümünün “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
iv.İki Dereceli Yargılanma Hakkı Yönünden
60. Başvurucu, ayrıca, AYİMdaire kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmadığınıbelirterek, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
61. Anılan Anayasa ve Kanunhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına dagirmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanıdışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18).
62. Başvurucunun başvurudilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanmahakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığıgibi, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi birininkapsamına da girmemektedir.
63. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu ihlaliddialarının Anayasa ve AİHS’inortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun bu bölümünün,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
v.Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiği İddiası
64. Başvurucu, uyuşturucu maddekullandığı ve askeri personeli uyuşturucu kullanmaya teşvik ettiği, uyuşturucubağımlısı sivil şahıslarla samimi ilişkiler içerisinde olduğu gerekçesiyleaçılan davanın reddedildiğini, ancak bu konu hakkında ceza yargılamasıyapılmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun bu iddiası Anayasa’nın 38. maddesiçerçevesinde masumiyet karinesi yönünden değerlendirilmiştir.
65. Başvurucunun bu şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas İnceleme
66. Adalet Bakanlığı görüşünde,masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirirken üzerindedurulması gereken önemli hususlardan birinin, yargılamayı yapan makamınyargıladığı kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararını sorgulayıpsorgulamadığı hususu olduğunu, somut olayda, AYİM’inbaşvurucu hakkındaki disiplin soruşturmasına ilişkin dosyada bulunan kayıtlar,ifade tutanakları, raporlar gibi belgeler kapsamında başvurucunun 926 sayılıKanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmamasına karar verdiğini,masumiyet karinesinin ihlali iddiasının değerlendirilmesi sırasında belirtilenhususların dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir
67. Başvurucu cevapdilekçesinde, hukuka aykırı bir şekilde ilişiğinin kesilmesi sonrasında 926sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması için açtığı davanınreddedilmesinin masumiyet karinesine aykırı olduğunu belirtmiştir.
68. Anayasa’nın 38. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlusayılamaz”
69. Sözleşme’nin 6. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasalolarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”
70. Masumiyet karinesi, kişininsuç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabuledilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfetiiddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları vekamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesinetabi tutulamaz (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
71. Bu çerçevede, masumiyetkarinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyetkararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı kesin hükümle mahkûmiyetedönüşen kişiler açısından ise, artık “hakkındasuç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesiiddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucundakendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğinekesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında beraat kararıverilen durumlarda ise kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğininkabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin (2) numaralıfıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlusayılamaz (B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 76).
72. Masumiyet karinesi, suçisnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için, Sözleşme’nin 6.maddesinde ifade edilen “medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilenidari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışındakalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitindeidari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önceverdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararlarıiçin bkz. X/Avusturya, B. No:9295/81, 6/10/1982, k.k.; C/Birleşik Krallık, B. No: 11882/85,7/10/1987, kk.). Bu kural, kişi hakkında verilenberaat kararı sorgulanmadığı sürece, aynı maddi olay çerçevesinde daha düşükispat standardı kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesindeyaptırıma tabi tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, §38).
73. Bu çerçevede, ceza davasıdışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idariuyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, bukarara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraatkararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşılık, idariuyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsadahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi,kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlaledildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesininbütün halinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran kişinin yargılandığıve sonuçta beraat ettiği fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 29).
74. Öte yandan, ceza ve cezamuhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabidisiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinindavranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu dagerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrıayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemiişlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamlarıaçısından doğrudan bağlayıcı değildir (B. No: 2012/665, 13/6/2013,§ 30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalıolsa bile kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuzolmadığı yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir.
75. Masumiyet karinesinin ihlaledilip edilmediği değerlendirilirken, özellikle hukuk ve idari yargılamabakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayıyapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararınısorgulayıp sorgulamadığıdır.
76. Kişinin suçluluğunu ima edenya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça, sadece soruşturma açılmışolması da disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin başlatılması veyauygulanması için yeterli görülebilir (B. No: 2012/998, 7/11/2013,§ 65).
77. Bireysel başvuruya konu olanAYİM kararının ilgili kısmı şöyledir:
“Davacının, TSK’dançıkarılmasına neden olan disiplin durumu incelendiğinde; davacının, uyuşturucumadde kullandığı ve askeri personeli uyuşturucu kullanmaya teşvik ettiği,uyuşturucu bağımlısı sivil şahıslarla samimi ilişkiler içerisinde olduğu, TSKpersoneline yakışmayacak bir hayat tarzını benimsemiş olduğu, kamuoyu nezdindeTSK’nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerini düzenleyemediği,sicil belgelerinde menfi nitelikler bulunduğu ve disiplinsiz davranışlarınedeniyle toplam 18 gün göz hapsi ve 14 gün oda hapsi cezaları ilecezalandırıldığı görülmüştür. Davacının, bu durumu ile 926 Sayılı TSKPersonel Kanunu’nun geçici 32’nci madde hükümlerinden yararlandırılmasınınhukuken mümkün olmadığı değerlendirilerek, dava konusu işlemde hukuka aykırıbir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
78. Söz konusu AYİM kararında,başvurucunun 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmamasıişleminin hukuki denetimi yapılırken, başvurucu hakkında yapılan disiplinsoruşturmasıyla ilgili olarak alınan ifade tutanaklarından ve disiplinsoruşturması neticesinde ulaşılan sonuçtan bahsedildiği, diğer yandan sicilbelgelerinin, daha önceki disiplin durumunun da bir arada değerlendirilerekhüküm kurulduğu görülmektedir.
79. Buna göre, başvuruya konudavada, disiplin soruşturması neticesinde ulaşılan neticeden ve dava dosyasındabulunan diğer belgelerden hareketle davanın sonuçlandırıldığı, cezayargılamasına göre daha düşük ispat standardı gerektiren disiplin hukukuilkeleri çerçevesinde karara varıldığı anlaşılmaktadır.
80. Yukarıdaki açıklamalarçerçevesinde, somut olayda masumiyet karinesinin ihlal edilmediği sonucunaulaşılmıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Resen emekliye sevk edilmesine yönelik şikâyetinin “zaman bakımından yetkisizlik”,
2.Gizlilik dereceli belgelerde karartma yapıldığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
3.Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararının adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
4.Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
5.İki dereceli yargılanma hakkı iddiasının “konubakımından yetkisizlik”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6.Masumiyet karinesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Masumiyet karinesinin İHLALEDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
20/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.