TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
B.E. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/625)
Karar Tarihi: 9/1/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Serhat ALTINKÖK
Başvurucu
:
B. E.
Vekili
:
Av. Dursun KARACA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, makul sürede yargılanmadığını belirterek Anayasa’nın36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 14/11/2012 tarihinde AnayasaMahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 22/2/2012tarihinde başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm, 26/3/2013 tarihinde yapılantoplantıda Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 28.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik veesas hakkındaki incelemenin birlikte yapılmasına karar vermiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 1/4/2013tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 31/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya 5/6/2013 tarihinde bildirilmiştir.Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı görüşlerini 21/6/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru dilekçesinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetleşöyledir:
8. Başvurucu hakkında, 26/1/2005 tarihlimal bildirimine ilişkin olarak, 4/5/1990 tarih ve 3628 sayılı Mal BildirimindeBulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 13. ve 14.maddelerine muhalefet suçlaması ile soruşturma başlatılmıştır.
9. Sanık sıfatıyla 22/7/2005 tarihindebaşvurucunun ifadesi alınmıştır.
10. Trabzon 48. Piyade Tugayı Askeri Savcılığının 31/3/2009 tarih ve E.2009/328, K.2009/7 sayılı kararıyla,davada şüpheli durumunda bulunan başvurucunun emekliye sevk edilmiş olduğugerekçesiyle Askeri Savcılığın görevsizliğine ve soruşturma dosyasınınsoruşturma yapmakla yetkili olan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmesine karar verilmiştir.
11. Başvurucu hakkında bu defa, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığıncahazırlanan 3/2/2012 tarih ve E.2012/1228 sayılıiddianame ile 3628 sayılı Kanun’un 13. ve 14. maddeleri gereğincecezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
12. Yapılan yargılama neticesinde, Samsun 2. Asliye CezaMahkemesinin 17/10/2012 tarih ve E.2012/122,K.2012/1533 sayılı kararıyla, 13/3/1926 tarih ve 765 sayılı Mülga Türk CezaKanunu’nun 102. maddesinin (4) numaralı fıkrasındaki beş yıllık olağanüstüzamanaşımının dolması gerekçesiyle başvurucu hakkındaki davanın düşürülmesinekarar verilmiştir. Karar, aynı tarihte başvurucuya tefhim edilmiştir.
13. Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen düşmekararı başvurucu tarafından temyiz edilmemiştir.
B. İlgiliHukuk
14. 3628 sayılı Kanun’un 13. maddesi şöyledir:
“Kanunundaha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde haksız mal edinene üç yıldan beşyıla kadar hapis ve beş milyon liradan on milyon liraya kadar ağır para cezasıverilir.
Haksızedinilen malı kaçıran veya gizleyene de aynı ceza verilir.”
15. 3628 sayılı Kanun’un 14. maddesi şöyledir:
“Haksızedinilmiş olan malların zoralımına hükmolunur. Bu malların elde edilememesiveya bir malın tümünün haksız mal edinme konusu teşkil etmemesi sebepleri ilezoralımın mümkün olmadığı hallerde haksız edinilen değere eşit bedelininhazineye ödenmesine karar verilir. Bu bedel, Amme Alacaklarının Tahsil UsulüHakkında Kanun Hükümlerine göre tahsil olunur.”
16. Mülga 765 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (4) numaralı fıkrasışöyledir:
“Beşseneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis veya muvakkat sürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağırcezayı nakdiyi müstelzim cürümlerde beş sene,
Geçmesiyleortadan kalkar.”
17. Mülga 765 sayılı Kanun’un 102. maddesinin ikinci fıkrasışöyledir:
“Bu haldemüruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruruzamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zamanbunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebeplermüruru zaman müddetini 102 nci maddede ayrı ayrımuayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğolacağı müddetten fazla uzatamaz.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 9/1/2014 tarihinde yapmışolduğu toplantıda, başvurucunun 14/11/2012 tarih ve 2012/625 numaralı bireyselbaşvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanınmakul süre içinde sonuçlanmadığını, belirterek Anayasa’nın 36. maddesindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve kişilik haklarınınzarara uğradığını belirterek tazminat talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de görülmeyen başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Adalet Bakanlığı görüşünde,uzun yargılamalara ilişkin başvurularda Anayasa Mahkemesinin bireyselbaşvuruları incelemeye başladığı 23 Eylül 2012 tarihinin esas alınabileceğidüşünülse de bu tarihe kadar geçen yargılama sürelerinin de makul süre hesabındadeğerlendirilebileceğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (“AİHM”) yargılamasüresinin makul olup olmadığını incelerken her olayın kendine özgü koşullarını,davanın karmaşık olup olmadığını, yargılama süresince tarafların gösterdiğitavır ve davranışları, kamu otoritelerinin tutumlarını, davanın başvurucuaçısından taşıdığı önemi, ceza yargılamalarında başvurucunun tutuklu olupolmadığı gibi hususları dikkate aldığını ifade etmiştir.
22. Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı, başvuru dilekçesindekibeyanlarını tekrarlamıştır.
23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (“AİHS”) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlaliiddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkündeğildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
25. AİHS’nin “Adil yargılanmahakkı” başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes … cezaialanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunlakurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süreiçinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir …”
26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriği, AİHS’in “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).
27. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanmahakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/1198, 7/11/2013, § 39).
28. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun sürenyargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/673, 19/12/2013,§ 27).
29. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §41–45).
30. Ancak belirtilen kriterlerden hiçbirimakul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılamasürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerintoplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesiaçısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 46).
31. Anayasa’nın 36. ve AİHS’in 6.maddeleri ile kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklaryanında, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkıtanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirilmesidir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz:Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982 ve Deweer/Belçika,B. No: 6903/75, 27/2/1980, § 42). Kişiye cezai alanda yöneltilen suçlamanın suçisnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun ulusal hukuktakitasnifinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği veağırlığının incelenmesi gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Sergey Zolotukhin/Rusya,B. No: 14939/03, 10/02/2009, § 53 ve Engel ve Diğerleri, B. No: 5100/71, 5101/71,5102/71, 5354/72, 5370/72, 8/6/1976, § 82). Ancak isnat olunan fiil, cezakanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukununkuralları uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızınkendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz: Weber/İsviçre, B. No: 11034/84, 22/05/1990,§§ 32–34).
32. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, 26/1/2005tarihli mal bildirimine ilişkin olarak Trabzon 48. Piyade Tugayı AskeriSavcılığı nezdinde soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunansuç 3628 sayılı Kanun’un 13. maddesinde hapis ve ağır para cezasını gerektirirşekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalıyargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin kapsamına girdiği konusunda kuşkubulunmamaktadır.
33. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
34. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasınınyetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiğiarama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır (Benzer yöndekiAİHM kararı için bkz: Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982,§§ 73–75). Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadına ilişkinnihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise AnayasaMahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir.
35. Bununla birlikte, suç isnadının tarihi ile AnayasaMahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi ile ilgili zaman bakımındanyetkisinin başladığı tarih farklı olabilir. İsnat tarihi Anayasa Mahkemesininzaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012tarihinden önce olan ancak bu tarihte yargılaması devam eden ya da verilennihai karar henüz kesinleşmemiş olan ceza davaları ile ilgili olarak, makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikayetler bakımındandikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, suçun isnatedildiği tarihten itibaren geçen süredir. Dolayısıyla, ceza muhakemesindeyargılama süresinin makul olmadığı yönündeki şikayetlerde, 23/9/2012tarihinde derdest olmak şartıyla, suç isnadının gerçekleştiği tarih ile suçisnadına ilişkin nihai kararın ilgilisi tarafından öğrenildiği tarihe veyadevam eden davalarda Anayasa Mahkemesinin başvuruyu karara bağladığı tarihekadar geçen süre dikkate alınacaktır.
36. Başvurucunun ifadeye çağırılarak suç isnadından haberdarolduğu 22/7/2005 tarihi ile Samsun CumhuriyetBaşsavcılığınca başvurucu hakkında iddianame düzenlendiği 3/2/2012 arasındayaklaşık 6,5 yıl geçmiştir. Bu süre içinde yargılama konusu olay ile ilgiliMahkemece herhangi bir işlem gerçekleştirilmemiştir. İddianamenin Mahkemeyesunulmasından yaklaşık sekiz ay sonra 17/10/2012tarihinde Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesi başvuru konusu davada düşme kararıvermiştir.
37. Somut olayda yargılama faaliyeti, başvurucunun ifadeyeçağırılarak suç isnadından haberdar olduğu 22/7/2005tarihi ile düşme kararının kesinleşme tarihi olan 19/11/2012 arasında toplam 7yıl 3 ay 27 gün sürmüştür.
38. Yargılama sürecinin uzamasında yetkili makamlara atfedilecekgecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özeningösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyoneksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içindekarara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarınıyerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 44).
39. Bu kapsamda, yargı sisteminin yapısı, mahkeme kalemindekirutin görevler sırasındaki aksamalar, hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veyabelgenin bir mahkemeden diğerine gönderilmesindeki ve raportöratanmasındaki gecikmeler, yargıç ve personel sayısındaki yetersizlik ve iş yüküağırlığı nedeniyle yargılamada makul sürenin aşılması durumunda da yetkilimakamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Foti ve Diğerleri/İtalya, B. No: 7604/76,10/12/1982, § 61; Neumeister/Avusturya, B. No: 8163/07, 2/4/2013, §§20–21; Zimmermann-Steiner/İsviçre, B. No: 8737/79, 13/07/1983, §§29–32; Reilly/İrlanda, B. No: 21624/93, 22/2/1995, §§65–66; Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982, §84).
40. Devlet, yargılama sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıklarınnicelik itibarıyla artmasına rağmen, yargılama faaliyetinin makul süredegerçekleştirilebilmesi için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Buyükümlülük, hukuk sisteminin adil yargılama koşullarını yerine getirebilecekbiçimde düzenlenmesi sorumluluğunun bir görünümüdür.
41. Somut başvuru açısından özellikle değerlendirilmesi gerekenyapısal sorunlar ve organizasyon eksikliklerinin yol açtığı gecikmeler AİHMtarafından da müteaddit defalar incelemeye tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, biryapısal sorun olması ve yargılama sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıklarınuzun bir müddet zarfında artması ve birikmesi sonucu yargılamalarda makulsürenin aşılması durumunda, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği sonucunavarılmaktadır (Bkz: Buchholz/Almanya, B. No: 7759/77, 6/5/1981;Guincho/Portekiz, B. No: 8990/80, 10/7/1984; Unión Alımentarıa Sanders S.A./İspanya, B. No: 11681/85, 7/7/1989;Zimmermann-Steiner/İsviçre, B. No: 8737/79, 13/7/1983). Tek dereceli bir yargılamada yedi yılı aşkın bir süre devam edenyargılama faaliyetinin, Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesigereğince, yargılama sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içindekarara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerinegetirebilecek biçimde düzenlenmesi zorunluluğu göz önünde bulundurulduğunda,hukuk sisteminde var olan yapısal ve organizasyona ilişkin eksikliklerin,yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleştirilmemesini izah edemeyeceğiaçıktır.
42. Başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle biretkisi olduğu tespit edilmemiştir.
43. Yargılama süresinin makul olup olmadığınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken davadaki sanık sayısı,davanın karmaşıklığı, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, söz konusu suç içinöngörülen cezanın miktarı gibi unsurların hiçbiri somut davadaki yargılamasüresinin makul olarak değerlendirilmesine olanak vermemektedir. Tek birsanığın yargılandığı ve karmaşık nitelikte olmayan davada bu yargılama süresi makulolarak değerlendirilemez.
44. Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan “makul sürede yargılanma hakkı”nınihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanunun 50. Maddesi Yönünden
45. 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonundaihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimiyapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hükümaltına alınmıştır.
46. Başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucunavarılmıştır. Başvurucu, 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca, avukatına yaptığı 4.000 TL ödemeyigösterir makbuz beyan etmiştir.
47. Adalet Bakanlığı, başvurucu tarafından talep edilen tazminatmiktarları konusunda herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
48. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgiliolarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. Anayasa Mahkemesininmaddi tazminata hükmedebilmesi için, başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddizarar ile tazminat talebi arasında illiyet bağı kurulması gerekir. AnayasaMahkemesine herhangi bir belge sunmayan başvurucunun maddi tazminat talebireddedilmelidir.
49. Anayasa Mahkemesi başvurucunun sadece ihlal tespitiyle telafiedilemeyecek ölçüde manevi zarar görmüş olduğunu kabul etmektedir. Dolayısıyla,davaya ilişkin olayları dikkate alarak başvurucuya takdiren6.200,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
50. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurunun,KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Yargılamanın makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya 6.200,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeHazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,
9/1/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.