TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BEDRİ BÖCEKLİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/7794)
Karar Tarihi: 11/6/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Tuğçe TAKCI
Başvurucu
:
Bedri BÖCEKLİ
Vekili
:
Av. Atila GÖKALP
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; ceza davasında beyanları mahkûmiyete belirleyicikanıt olarak esas alınan tanığın sorgulanmasına fırsat verilmemesi ve kararıngerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/5/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1949 doğumludur, mağdur ise 2006 doğumlu bir erkekçocuğu olup her ikisi de olayın gerçekleştiği tarihte Söke'de ikametetmektedir.
10. Mağdur E.K.nınannesi G.Ş.K. tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına 26/7/2010 tarihinde şikâyetdilekçesi verilmesi üzerine başvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır.
11. Mağdurun annesi alınan beyanında özetle tatil amaçlıKuşadası'na geldiklerini; teyzesinin eşi olan başvurucunun, oğlunu zaman zaman motorsikletiyle gezmeye çıkardığını, tatilin 15. ile 20.günleri arasında oğlunun hareketlerinde değişmeler olması, oğlunun cinselorganıyla oynamaya, sürekli altına kaçırmaktan korkmaya, halsiz ve bitkinolmaya vebazen kusmaya başlaması üzerine durumdan şüphelenerek18/7/2010 tarihinde oğluna başvurucu ile neler yaptığını birkaç kez sorduğunuifade etmiştir.
12. Anne beyanın devamında oğlunun başvurucunun cinsel organıylailgili anlatımlarda bulunması üzerine çocuğunu doktor B.E.B.ye götürdüğünü,doktorun 19/7/2010 tarihinde mağdur çocukla gerçekleştirdiği mülakatta kuklalaştırarak yaptığı canlandırma neticesinde çocuğuncinsel istismara uğradığını tespit edip durumu Aydın İl Sağlık Müdürlüğünebildirmesi gerektiğini kendisine iletmesi üzerine Savcılığa başvurduğunubelirtmiştir.
13. İfadesinde isnadı kabul etmeyen başvurucu, Kuşadası 2. SulhCeza Mahkemesinin 27/7/2010 tarihli kararıyla müsnetsuçtan tutuklanmıştır.
14. Başvurucu hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundancezalandırılması talebiyle Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 27/9/2010 tarihliiddianamesiyle kamu davası açılmıştır.
15. Mağdur çocuk E.K. annesi tarafından isnat edilen olaynedeniyle olay akabinde çocuğu önceden beri takip eden Çocuk Ergen Ruh Sağlığıve Hastalıkları Uzmanı Doktor B.E.B.ye götürülmüştür. Anılan doktor tarafındanverilmiş olan 19/7/2010 tarihli raporda, mağdur çocukla gerçekleştirilenkuklalarla yapılan oyun sırasında çocuğun yaşına uygun olmayan ve tekrarlayancinsel temalı oyunlar sergilediğinin, bundan suçluluk duyduğunun izlenmesinedeniyle cinsel istismara uğramış olduğu yönünde önemli bulgular olduğutespitine yer verilmiştir.
16. Söke Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 28/10/2011 tarihlimüzekkeresi üzerine olaya ilişkin olarak verilen Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıpİhtisas Kurulunun 27/1/2012 tarihli raporunda "mağdurunuğradığı olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olantravma sonrası stres bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği... mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu, olay tarihindekiyaşı itibarıyla ifadelerine ana hatlarıyla ve kuvvetli delillerle desteklendiğitakdirde itibar edilebileceği" belirtilmiştir.
17. Yine Mahkemenin 1/12/2012 tarihli müzekkeresi üzerine olayailişkin alınan bir başka rapor ise Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun27/2/2014 tarihli raporu olup raporda "mağdurun bulunduğu olaydankaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan travma sonrasıstres bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği ... 18/7/2010tarihinde mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu oybirliğiyle mütalaa edilmiştir." ifadesi yer almaktadır.
18. Mahkeme, her iki taraf vekilinin katılımıyla gerçekleşen24/11/2010 tarihli duruşmada mağdur E.K.nınsoruşturma aşamasında beyanının alınmaması nedeniyle mağdurun 23/12/2010tarihli gelecek duruşmada hazır bulundurulması için annesi katılan G.Ş.K.yeuyarıda bulunmuştur.
19. 24/11/2010 tarihli celsede alınan mağdurun anneannesi olan N.Ş.nin beyanının ilgili kısımları şöyledir:
"Haziran ayı sonunda Kuşadası’nda bulunanyazlığımıza kızım [G.]ile birlikte gittik. İlk hafta torunum [E.] gayet neşeliydi. İkinci hafta durumu değişti.Bağırıp çağırmaya, kendi ekseni etrafında dönmeye, arkasını ve ön tarafınıeliyle tutmaya ve sürekli belini tutmaya başladı. Tuvalete ben götürüyordum.Sık sık “anneanne külodumda kaka var mı” diye sorduğuve küloduna baktığı için çocukta kurt olabileceğinidüşündüm. Bir gün torunum ile birlikte iki çocuğu evin önündeki şişme havuzakoyduk. Eniştem olan sanık geldi, çocuğun pipisiyle oynadı. Çocuk bunuyadırgamadı ... Aynı gün sanık torunumu motosikletle gezmeye götürdü. ... Çocukbu gece gezmelerinden sonra geldiğinde saçları dik dik, vücudu buz gibi, uyuşukbir vaziyette gelip benim bacaklarımın arasına sığınıyordu. Pazar günü degeldiğinde durumu çok kötüydü. Üst kata annesi ile birlikte çıkmıştı. Bir süresonra kızımla birlikte aşağı indiler. Annesi “[E.] sana bir şey söyleyecek” dedi. [E.] bana ... o gece motorla gezmeye gittiklerinde Bedridedesinin kendisine pipisinden kurtulmak istediğini, kötülük yaptığınısöyleyerek pipisini ısırmasını istediğini kendisinin pipiyi ısırdığını, bombapatlattıklarını söyledi. Ayrıca “Bedri dede bana başkalarına söylersen motordanatacağım, arabanın önüne atacağım, öldüreceğim” şeklinde sözler söylediğinibeyan etti. Bu konuşmadan sonra çocuk sakinleşti, rahatladı. Bana “Bedri dedeyidövermisin, polislere söyler misin” şeklinde sözlersöyledi. Ertesi günü kızım psikiyatristi aradı, kendisinden randevu alıpdoktora götürdük."
20. Mağdurun başvurucuyla yüzleşmesini istemeyen katılanvekilleri 17/12/2010 tarihli dilekçeyle Çocuk Ergen Ruh Sağlığı ve HastalıklarıUzmanı Doktor M.T.nin 2/12/2010 tarihli raporunusunarak mağdurun başvurucunun yokluğunda beyanının alınmasını talepetmişlerdir. Sunulan raporda; mağdurun kaygılı ve depresif olarak gözlendiği,oyun gözlemlerinin sonuncusunda yakınımlarınınazaldığının görüldüğü, mahkeme tarafından dinlenmesinin, kalabalık ve yabancıbir ortamda uygun olmayan koşullarda olayları yeniden anlatmasının yakınımlarının şiddetlenmesine yol açabileceğitespitlerinde bulunulmuştur.
21. Mahkeme 22/12/2010 tarihinde ara celse açmış ve "her ne kadar duruşma 23/12/2010 tarihinebırakılmışsa da katılan vekilinin mağdurun dinlenmesi talebi üzerine ve mağdurumahkememizde hazır etmesi nedeniyle duruşma günü beklenmeden resen celseaçıldı." şeklinde bu hususu tutanağa bağlayarak başvurucu vemüdafinin yokluğunda mağdurun beyanını almıştır. Mağdurun beyanının alındığı vekamera kaydına alınan ara celseye ait tutanağın ilgili kısmı şu şekildedir:
" Kameraman duruşma salonundangönderildikten sonra çocuk, anneannesi ve az insan olursa bir şey söylemekistediğini söyledi.
Duruşma salonunda mahkeme başkanı, psikolog,anneanne ve temin edilen fotoğraf makinasını kullanan katipçocuğun görüş alanında olduğu halde çocuğa soruldu; popoma parmağını soktudedi.
Başka şeyler de yaptı mı diye sorulunca, birsüre düşünüp dizime çiş yaptı dedi.
Başka nerene yaptı diye sorunca, ağzını,başını ve göğsünü gösterdi.
Ne hissettin diye sorunca, üzüldüm dedi.
Yakınlarının nasıl insanlar olduğusorulduğunda anneanne, dede ve anne için 'iyi' derken, Bedri dede 'kötü' dedi.
Kiminle görüşmek istemezsin diye sorulduğunda,Bedri dede ile dedi.
İfadesinin alınması sırasında aynı zamandapsikolog ile oyuncaklar vasıtasıyla sohbet etmesi sağlandı.
Mağdurun beyanları sesli ve görüntülü kayıtaltına alındı.
...
Küçükmağdurun beyanı alınmış olmakla duruşmanın bir önceki ara karar uyarınca23/12/2010 gününe ... bırakılmasına karar verildi. "
22. Mahkeme; başvurucu ve vekilleri, katılan ve katılan vekilinihazır olduğu23/12/2010 tarihli duruşmada başvurucu ve vekillerine başvurucununyokluğunda dinlenen mağdur beyanlarına karşı diyeceklerini sormuştur. Başvurucusuçlamayı inkâr ederek mağdurun yönlendirildiğini beyan etmiştir. Başvurucumüdafileri, mağdurun beyanlarına dair kamera kaydını izlediklerini belirtmiş vecamlı bir bölmeden de olsa mağdur beyan verirken izlemeleri, gerekirse soruyöneltmelerine imkân verilmesi gerektiğine dair düşüncelerini belirterekkatılan avukatı bulunduğu hâlde başvurucu ve müdafilerinin hazır bulunmamasınedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını ifade etmişlerdir.
23. Aynı celsede dinlenen tanık E.İ.E.ninbeyanı söyledir:
"33 yıllık tıp doktoruyum. Klinikbiyokimya ve sinir bilim alanında uzmanım. Emniyet, jandarma ve Satem’e travma sonrası stres bozukluğu ile ilgilidanışmanlık ve eğitim hizmeti vermekteyim. Aynı zamanda Ege Üniversitesindeöğretim görevlisiyim. Mağdur Eylül ayında ailesi tarafından kliniğimizegetirilmiştir. Mağduru getirildiğinde son derece ürkek, kendisine tanımadığıkişilerin dokunmasına izin vermeyen, zayıflamış, tuvalete gitmemekte ısrareden, çişini, kakasını tutan bazende altına kaçıranbir durumdaydı. Çalışmalarımız sırasında mağdurun yaş durumu nedeniylekendisine doğrudan soru yöneltme uygun olmadığı için asistanım eşliğinde birkısım çizimler, oyunlar yaptırıyorduk. Mağdur tarafından silinebilen birtahtaya çizilen resme “bu nedir” dediğimde “bu benim, bu da Bedri dedenin [başvurucu] pipisi, ağzıma çiş yapıyor” dedi. Çizdiği resmi ceptelefonuna çektim. Sonra yazıcıdan çıkarttım. Mahkemenize ibraz ediyorum. Yaşıgereği yaşamadığı bir şeyi çocuğun hayal etmesi mümkün değildir. Çocuk bu resmiçizdiğinde olay yargıya intikal etmişti. Etmemiş olsaydı ben durumu İl SağlıkMüdürlüğüne intikal ettirecektim..."
24. Doktor B.E.B.nin 9/2/2011 tarihlitalimatla alınan tanık beyanının ilgili kısmı şöyledir:
"... Ben mağdur çocuk [E.K.yı] ilk kez 2009 yılının Eylül ayında gördüm, iki kez ruhsal muayenesiniyaptım, aktif ruhsal hastalığı yoktu, sadec öfke vetükürme davranışları vardı. ... çccuğu muayenehaneyeanne ve anneanne birlikte getirmişlerdi, hatırladığım kadarıyla saat11.00-11.30 sıralarında getirdiler. ... telefonla çocuğun annesi ilegörüştüğümüzde anne bana çocuğun pipisyle ısrarlaoynama davranışları ve pipisini oyuncakların ağzına sokma davranışıgösterdiğini söyledi ve çocuğıu bana getirdiklerindeanne veya anneanne cinsel istismar konusunda bana herhangi bir beyandabulunmadılar esasen ben prensip olarak ruhsal muayeneden önce kimseyi dinlemem.... ben çocuğa bir tek ruhsal muayene yaptım, sadece kukla oyunu yönteminiuyguladım bunun dışında da herhangi bir yöntem uygulamadım. ... 4 yaşında birçocuk genital organlarını fonksiyonları itibariylebilir, yani çiş yapma kaka yapmak olarak bilir, bunun dışında cinseldavranışlara yönelik olarak doğrudan bir bilgisi yoktur bunlara ilişkin öpmesürtünme davranışlarını kötü olarak algılar."
25. Mahkeme 19/9/2014 tarihli kararıyla başvurucunun çocuğunnitelikli cinsel istismarı suçundan neticeten 17 yıl 3 ay 15 gün hapiscezasıyla mahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısmışu şekildedir:
"... katılan ile sanık arasında daha önceyaşanan anlaşmazlığın katılanın sanığa iftira atmasını gerektirecek bir durumoluşturmadığı, tanık [N.Ş., M.N.Ş., E.İ.E., B.E.B.nin] beyanları,Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulununraporu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun raporu, tanık uzman doktor[B.E.B.nin]19/7/2010 tarihli muayeneye ilişkin düzenlediği rapor, Ege Üniversitesi TıpFakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana bilim dalı tarafındandüzenlenen rapor, Prof. Doktor [M.T.] tarafından düzenlenen belge, tanık [E.İ.E.] tarafından dosyaya sunulan ve mağdur tarafındançizildiği belirtilen resim birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasının suçtanve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın ereksiyonhaline geçmesinin mümkün olmadığına ilişkin sanık müdafiitarafından dosyaya ibraz edilen raporun olayın üzerinden yaklaşık 1 yılgeçtikten sonra alınmış olmsı nedeniyle sanığın suçtarihinde erekte olamadığını ortaya koymayacağı, her ne kadar mağdur olayıdoğrudan anlatamamış ise deve olayın ortaya çıkış şekli, mağdurun suçtarihindeki yaşı, raporlar ve tanıkların anlatımları ve katılan beyanı dikkatealındığında sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiğianlaşıldığından sanık savunmasına itibar edilmemiş[tir]."
26. Karar, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 1/4/2015 tarihlikararıyla onanmıştır.
27. Başvurucu, anılan kararı 8/4/2015 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
28. Başvurucu 6/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
29. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Çocukların cinsel istismarı" kenarbaşlıklı 103. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisimsokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamaküzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olmasıhâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz."
30. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Duruşmada hazır bulunacaklar"kenar başlıklı 188. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Duruşmada, hükme katılacak hâkimler veCumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabulettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır. (Ekcümle: 3/10/2016-KHK-676/5 md.; Aynen kabul:1/2/2018-7070/5 md.) Müdafiinmazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halindeduruşmaya devam edilebilir."
31. 5271 sayılı Kanun’un "Sorgusırasında sanığın mahkeme salonundan çıkarılabilmesi" kenarbaşlıklı 200. maddesi şöyledir:
"(1) Sanığın yüzüne karşı suçortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişeedilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundançıkarılmasına karar verebilir.
(2) Sanık tekrar getirildiğinde, tutanaklar okunurve gerektiğinde içeriği anlatılır."
32. 5271 sayılı Kanun’un "Mağdurile şikâyetçinin dinlenmesi" kenar başlıklı 236. maddesinin (1)ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1)Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkinhükümler uygulanır.
(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisibozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanıkolarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısındanzorunluluk arz eden haller saklıdır."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:
"Bir suç ile itham edilen herkesaşağıdaki asgari haklara sahiptir:
...
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunmatanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin vedinlenmelerinin sağlanmasını istemek;"
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatları
a. Tanık Kavramına Dair İçtihat
34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ulusalhukuktaki nitelemeye bakılmaksızın tanıkkavramının Sözleşme kapsamında özerk bir anlamı vardır (Damir Sibgatullin/Rusya, B. No:1413/05, 24/04/2012, § 45). Bu kavram, duruma göre suç ortaklarını (Trofimov/Rusya, B. No: 1111/02, 4/12/2008, § 37),mağdurları (Vladimir Romanov/Rusya,B. No: 41461/02, 24/7/2008, § 97) ve bilirkişi tanıklarını (Doorson/Hollanda, B. No: 20524/92, 26/3/1996, §§81, 82) dakapsayabilir. Bu bakımdan duruşmada ister okunsun ister okunmasın ifadelerimahkeme önünde bulunan ve mahkeme tarafından dikkate alınan kişiler,Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi bakımından tanıkolarak kabul edilmektedir (Kostovski/Hollanda, B. No: 11454/85, 20/11/1989, §40).
b. Cinsel Suçlarda Tanık Sorgulama Hakkına Dairİçtihadlar
35. AİHM; S.N./İsveç (B. No: 34209/96, 2/7/2012, §§47, 52)başvurusunda cinsel suçlara ilişkin yargılamaların özellikle sanıkla yüzleşmekistemeyen mağdur için bir çileye dönüştüğünü, bu durumun mağdurun çocuk olmasıhâlinde daha da belirginleştiğini belirterek bu tip davalarda sanığın adil biryargılamaya tabi olup olmadığının mağdurun özel hayatına saygı hakkıgözetilerek tespit edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. AİHM'egöre cinsel suçların yargılamasında mağduru korumak için savunma hakkınınetkili icrasına da uygun düşecek surette bazı önlemler alınabilir. Cinselsuçlara ilişkin yargılamaların özelliği dikkate alındığında Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendindeki güvence tüm davalardasoruların çapraz sorgu ya da başka yollarla sanık veya müdafi tarafındanyöneltilmesi gerektiği şeklinde yorumlanamaz.
36. Magnusson/İsveç (k.k.) (B. No: 53972/00, 16/12/2003)başvurusunda kabul edilemezlik kararı verilen ve çocuğa karşı cinsel suçsoruşturmasında sanık veya müdafi bulunmadan kolluk nezdinde çocuklarınbeyanının alındıktan sonra savunma tarafına beyanların alındığı video kaydınınizletildiği olayda AİHM; mağdur çocuklar hakkındaki adli tıp raporunda cinselistismardan kaynaklanmış olabileceği göz ardı edilemeyecek fiziksel bulgularadikkat çeken adli tıp uzmanı raporu bulunduğunu, dolayısıyla çocuklarınbeyanının tek belirleyici delil olmadığını belirtmiştir. Ayrıca savunmatarafının çocukların beyanlarının video kaydına ve transkriptlerine karşı hertürlü itirazda bulunma imkânına yargılama sırasında sahip olmasına rağmen ilkderece mahkemesi nezdinde ek delil temin edilmesi, çocukların doğrudanbeyanının alınması ya da ek adli tıp raporu veya çocukların polis tarafından ekbeyanlarının alınması gibi hiçbir talepte bulunulmadığının altını çizilerek,özellikle çocuğa karşı cinsel suç işlenmesi olayının spesifik durumunun dagözetilerek başvurucuya, çocuklardan elde edilen delile yeterli itiraz imkânı tanındıdığı kabul edilmiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
37. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
38. Başvurucu, mahkûmiyetinde belirleyici delil kabul edilenmağdurun beyanı alınırken hazır bulunamaması ve soru soramaması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
39. Bakanlık görüşünde; mağdur beyanının hükme esas alınan tekdelil olmadığının, Mahkemece çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilerek başvurucuve müdafiin bulunmadığı ortamda mağdurun beyanınınalındığının ve sonraki duruşmada söz konusu beyana karşı diyeceklerininbaşvurucu ve müdafiine sorulduğunun fakat başvurucuve müdafii tarafından mağdura hangi sorunun sorulmasıgerektiği ya da alınan beyanın eksik yönlerine dair bir açıklamadabulunulmadığının ve başvurucunun yargılamanın tüm aşamalarında müdafii aracılığıyla deliller üzerinde görüş bildirdiğinin gözönünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.
40. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında mağdurunpsikolojisinin bozuk olduğuna ilişkin adli raporun da varlığı karşısındamağdurun tekrar dinlenme olasılığının da bulunmadığını, dolayısıyla tek birsefer dinlenebilecek olan mağdurun başvurucu tarafından sorgulanamamasınınsavunma hakkının yok sayılması olduğunu belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasını yinelemiştir.
2. Değerlendirme
41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir."
42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanmahakkının güvencelerinden olan tanıksorgulama hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısımının kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
44. Anayasa Mahkemesi birçok kararında tanık kavramını özerk olarak yorumlamış vetanığın sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişiolabileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda suçun iştirak edeni, olayın mağduru,şikâyetçi (müşteki), devletin görevlendirdiği gizli/gizli olmayan soruşturmacıda tanık olabilir (Selçuk Demir,B. No: 2014/9783, 22/1/2015, § 35).
45. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğübaşvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanıksorgulama hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir cezayargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme,lehine olan tanıkların da aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar altında davetedilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı vardır. Sanığınhakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soruyöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunusınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımındangereklidir. Ancak başvurucuların tanıklara soru sorabilmesi, onlarlayüzleşebilmeleri mutlak bir hak değildir. Makul gerekçelerle getirilenkısıtlamalar, kimi zaman başvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme veonlarla yüzleşme imkânını da ortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan birmahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılamaaşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafındanverilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36.maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B.No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 46-67; LeventYanlık, B. No: 2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-76; İsmet Özkorul,B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44, 45).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
46. Somut başvuruda mağdur çocuğun beyanlarının kameraya alınankısmının başvurucunun müdafileri tarafından izlendiği, duruşma tutanağına geçenbeyanlarının diğer kısmının da müdafileri tarafından okunduğu, başvurucu vemüdafilerine bir sonraki celsede mağdurun beyanlarına karşı diyeceklerininsorulduğu, başvurucunun mağdurun yokluğunda dinlenmesine ilişkin herhangi biritirazı ya da kendisinin de huzurda bulunduğu hâlde yeniden dinlenmesine ilişkinbir talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır (bkz. § 22).
47. Başvurucu müdafilerinin de mağdurun ilk derece mahkemesiönünde yeniden dinlenmesine ya da mağdura hangi soruların sorulmasınıistediklerine dair bir taleplerinin bulunmadığı (bkz. § 22) görülmüştür. Mağdurçocuğun beyanını destekleyen birden çok adli raporun, çocuk tarafından çizilenresmin ve tanık beyanlarının mevcut olduğu (bkz. § 25) dolayısıyla mağdurunbeyanının mahkûmiyet kararı yönünden tek delil olmadığı gözetilerek başvurucuhakkındaki mahkûmiyet hükmünün duruşmada sorgulanma imkânı bulunamayan tanıkbeyanlarına dayandırıldığı söylenemez.
48. Adli raporlar, mağdurun çizdiği resim, mağdur, katılan vetanıkların beyanları, olayın ortaya çıkış şekli ve çocuğun yüksek yararıprensibi gözetilerek Mahkemece karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemecemağdurun başvurucu tarafından sorgulanamamasının nedeni, isnada konu suçunniteliği ve mağdur çocuğun suçtan daha fazla zarar görmesinin önüne geçilmesidüşüncesidir.
49. Diğer taraftan mağdurun beyanına dair kamera kaydıyladuruşma tutanağından başvurucu ve müdafilerinin bilgisi olması nedeniyleönceden savunma hakkına verilmiş bir zarar bulunduğu kabul edilse bile zararıntelafi edildiği görülmektedir. Başvurucu, müdafileri aracılığıyla yargılamanıntüm aşamalarında deliller üzerinde görüş bildirme ve itirazlarını sunmaimkânına sahip olmuştur.
50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
51. Başvurucu; mahkûmiyet gerekçesinin iddia ve savunmayıkarşılar nitelikte olmadığını, yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
52. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından sözedilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının dadâhil olduğu AİHM'in birçok kararında vurgulanmıştır.Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınıngerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,19/4/2017, § 75).
53. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
54. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tümiddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bunedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göredeğişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:2013/2995, 20/2/2014, § 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabuledildiğinde davanın sonucuna etkili olması hâlinde mahkeme, bu hususa belirlive açık bir yanıt vermek zorunda olabilir (YaseminEkşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).
55. Somut olayda yapılan yargılama sonunda tarafların davanınsonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkatealınarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğugörüldüğünden (bkz. § 15) gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığınınaçık olduğu anlaşılmaktadır.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.