TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
BEJDAR RO AMED BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2014/10257)
Karar Tarihi: 30/11/2017
GENEL KURUL
KARAR
Başkanvekili
:
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Bejdar Ro AMED
Vekili
:
Av. Mesut BEŞTAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, cezainfaz kurumunda olan hükümlüye gönderilen fotokopi dokümanların ceza infazkurumu idaresince sakıncalı bulunarak hükümlüye verilmemesinin ifadeözgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlıkgörüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
8. İkinci Bölüm tarafından 21/11/2017 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanmasıgerekli görülen başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
10. Başvurucu başvuru tarihinde, Türkçe adı Kürdistan İşçiPartisi olan silahlı terör örgütü PKK'ya üye olmak suçundan Bafra T Tipi KapalıCeza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.
11. Ceza İnfaz Kurumu idaresi 26/2/2014 tarihinde başvurucuyagelen ve fotokopi kâğıtların birbirine tel zımbayla tutturulması ile kitaphâline getirilmiş oldukça iptidai yedi adet dokümanı başvurucuya vermeyerekincelenmek üzere Samsun İl Emniyet Müdürlüğüne göndermiştir.Dokümanlar şunlardır:
i. Kapak kısmında Özgürlük Sosyolojisi, SosyalBilimler Akademisi Yayınları ibaresi bulunan, 168 sayfalık, fotokopidençoğaltılarak ve karton defter kabıyla elde ciltlenmiş kitap,
ii. Toplum Mühendisliği ve Teknokrasi başlıklı198 sayfa, fotokopiden çoğaltılmış ve şeffaf defter kabıyla elde ciltlenmişdoküman,
iii. Kitap fıhristininbaşında Ortadoğu'da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü yazılı, 3.sayfadan başlayıp, 198. sayfada son bulan, fotokopiden çoğaltılarak ve kartontakvim yaprağıyla elde ciltlenmişdoküman,
iv. Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus çözümü(Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak) başlıklı, 255 sayfa,fotokopiden çoğaltılarak ve şeffaf kitap kabıyla elde ciltlenmiş döküman,
v. Fotokopiden çoğaltılmış ve naylon iplikledikmek suretiyle, sayfa sırası sağdan sola doğru ciltlenmiş, 120 sayfa, girişkısmında "kapitalist sisteme karşı savunmamı geliştirirken yapmam gereken.... " yazı ibaresi bulunan isimsiz doküman,
vi. Yöntem ve Hakikat Rejimi Üzerine başlıklı,112 sayfa, fotokopiden çoğaltılarak ve karton defter kabıyla elde ciltlenmişdoküman,
vii. Demokrasi başlıklı, 189 sayfa,fotokopiden çoğaltılarak ve sarı renk ince karton ile ciltlenerek kitabadönüştürülmüş doküman.
12. Emniyet Müdürlüğünün 7/4/2014 tarihli tutanağında fotokopidokümanların bir kısmının yasaklanan yayınlara ait olduğu; bir kısmında iseterör örgütü PKK'nın amaçları, ideolojisi ve yöntemlerine ilişkin bilgilerinyer aldığı ifade edilmiştir.
13. Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu)11/4/2014 tarihli kararı ile bahsi geçen dokümanların başvurucuya verilmemesinekarar vermiştir. Eğitim Kurulu, Emniyet Müdürlüğünün 7/4/2014 tarihlitutanağına referans vermekle yetinmiş; başkaca bir gerekçeye yer vermemiştir.
14. Eğitim Kurulu kararına karşı başvurucunun Bafra İnfazHâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yaptığı şikâyet, İnfaz Hâkimliğinin 16/4/2014tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararda Eğitim Kurulunun kararının usul veyasaya uygun olduğunun belirtilmesi ile yetinilmiş, başkaca bir gerekçeye yerverilmemiştir.
15. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin ret kararına karşı itirazyoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Bafra Ağır Ceza Mahkemesi 15/5/2014tarihli kararında İnfaz Hâkimliğinin kararının usul ve yasaya uygun olduğugerekçesiyle başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Bu karar,başvurucuya karar tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 16/6/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un “Süreliveya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı” kenar başlıklı 62.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamışolması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanmahakkına sahiptir.
...
(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren ...hiçbir yayın hükümlüye verilmez.”
18.12/7/2005 tarihli Adalet Bakanı oluru ile yürürlüğe giren Ceza İnfaz KurumlarıKütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin “Kuruma kabul edilmeyecek yayınlar” kenarbaşlıklı 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"b) Mahkemelerceyasaklanmamış olsa bile, kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ... eğitimkurulu kararıyla tespit edilen, hiçbir yayın kuruma kabul edilmez."
19. 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun geçici 3.maddesi şöyledir:
"31/12/2011 tarihine kadar mahkemeler,yetkili mülki idari amirlikleri ve diğer makamlarca basılı yayınlarla ilgiliolarak verilmiş toplatma, yasaklama, dağıtım ve satışın engellenmesi kararları,bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde, yetkili ve görevlimahkemeden bu yasaklılığın devamı niteliğinde bir karar alınmamış olmasıdurumunda kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Bu tür kararlarla ilgili mevcutbilgi ve deliller kolluk tarafından iki ay içinde yetkili Cumhuriyetbaşsavcılığına iletilir. Mahkemelerce, bu yönde alınmış olan kararların birörneği İçişleri Bakanlığına gönderilir."
B. Uluslararası Hukuk
20. Eldeki başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde bulundurulan uluslararası hukuk kaynakları içinbkz. Ahmet Temiz (6), B. No:2014/10213, 1/2/2017, §§ 17, 18.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 30/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
22. Başvurucu;
i. Başvuruya konu dokümanların kendisine verilmemesinin keyfîolduğunu, derece mahkemelerinin kararlarının gerekçesiz olduğunu ifadeetmiştir. Kitapların bir güvenlik sorunu yaratıp yaratmadıklarının EmniyetMüdürlüğü tarafından değil derece mahkemelerince tespit edilmesi gerektiğiniileri sürmüştür.
ii. 5187 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi uyarınca 31/12/2011tarihine kadar verilen yasaklama kararlarının kaldırıldığını, dokümanlarınbazılarının hakkında mahkemelerce yasaklama kararı verilmemiş yayınlardançoğaltıldığını, bu hususun açıklığa kavuşturulması gerektiğini ileri sürmüştür.
iii. Dokümanlarda şiddet, silahlı karşı koyma ve isyan çağrısıbulunmadığını, devlet sistemine eleştiriler ile devletin aslında nasıl örgütlenmesigerektiğine ilişkin fikirlerin yer aldığını, bu sebeple de dokümanlarınyasaklanmasının ve kendisine verilmemesinin demokratik bir toplumda gerekliolamayacağını savunmuştur.
iv. Anayasa'nın 26. maddesinin ihlal edildiğini belirterekihlalin tespit edilmesi ile tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
23. Bakanlık görüşünde ceza infaz kurumuna kapatılmış kişilerinbilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüklerinin bulunduğunun tartışmasız olduğu,bununla birlikte ceza infaz kurumlarında suçun önlenmesi, güvenliğin vedisiplinin sağlanması amacıyla bu kişilerin bazı kısıtlamalara tabitutulabilecekleri ifade edilmiştir. Dolayısıyla Bakanlık, somut başvuruyailişkin kısıtlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun vehedeflenen meşru amaçlarla orantılı olduğunu savunmaktadır.
B. Değerlendirme
24. Anayasa’nın 26. maddesi şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamudüzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarakyerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
26. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucuya gönderilendokümanların ona verilmemesinin haber veya fikir alma özgürlüğü ve dolayısıylaifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu kabul edilmiştir.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
27. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler,... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarakve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplumdüzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
28. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somutbaşvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesininikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
29. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesininkanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
30. Başvuruya konu dokümanlar, Ceza İnfaz Kurumunun düzeninin vegüvenliğinin sağlanması ve suçun önlemesi amacıyla başvurucuya verilmemiştir.Anılan müdahalenin Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşrubir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
(a) Demokratik Toplum Düzeninin GerekleriKavramı
31. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı; ifadeözgürlüğü üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğindeolmasını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarakkendini göstermesini gerektirmektedir. Demokratik toplum düzeniningereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı birtoplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabileceken son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunbir tedbir olarak değerlendirilemez (BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B.No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).
(b)Mahpusların İfadeÖzgürlüğü
32. Mevcut başvurunun özelliklerinden biri başvurucunun yüksekgüvenlikli bir ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmasıdır. Hükümlü vetutuklular, Anayasa'da korunan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olaraksahiptir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri,B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hüseyin Sürensoy, B. No: 2013/749, 6/10/2015, § 44; Ahmet Temiz (6), § 33).
33. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında ifadeözgürlüğüne herkesin sahip olduğu belirtilmiş, bunun sonucu olarak da AnayasaMahkemesi pek çok kararında hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün deAnayasa'nın koruması altında olduğunu vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi, hükümlüve tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesinin bilgi vekanaatlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğününkoruması altında bulunduğuna karar vermiştir (KamuranReşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015,§43; Hüseyin Sürensoy,§ 44; İbrahim Bilmez, B. No:2013/434, 26/2/2015, § 74; Ahmet Temiz (6),§ 34).
(c)Terör ve İfadeÖzgürlüğü
34. Demokratik bir toplumda terörle mücadele politikaları, baştaifade özgürlüğü olmak üzere insan haklarının korunması gereğine uyumlu olarak yürütülmelidir.Özellikle terörlebağlantılı hususlarda bilgi ve fikirlerin sağlıklı paylaşımı ancak ifadeözgürlüğünün tam olarak korunması ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle AnayasaMahkemesi -Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadına atıfla- pek çokkararında ifade özgürlüğünün sadece devlet organları veya toplumun çoğunluğutarafından memnuniyetle karşılanan veya zararsız, ilgilenmeye değmez ve önemsizgörülen “düşünceler” için değil çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğindoğasında bulunan bir gereklilik olarak devletin veya toplumun bir bölümününaleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden, saldırgan, şokedici, rahatsızlık veren haber ve düşünceler için de uygulanabilir olduğunuvurgulamıştır (Abdullah Öcalan [GK],B. No: 2013/409, 25/6/2014,§ 95;Bejdar Ro Amed, B. No:2013/7363, 16/4/2015, §§ 62, 63; KamuranReşit Bekir, §§ 45, 61).
35. İfade özgürlüğünün korunmasının önemli bireysel ve derintoplumsal sonuçları bulunmaktadır. Bu sebeple kişinin hakkı ile toplumun çıkarıarasında ve dolayısıyla terörle bağlantılı meselelerde kişinin temel ifadeözgürlüğü ile demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşıkendisini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacıortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte her durumda kamu gücünü kullananorganların bilhassa siyasi fikirlerin değerlendirilmesi gerektiği durumlarda"terör" nitelendirmesinin kötüye kullanımına karşı dikkatli olmalarıözgürlüklerin korunması açısından hayatidir.
36. Mevcut başvuruya benzer olaylarda kamu gücünü kullananorganların ve mahkemelerin görevi, somut olayın koşullarında hükümlü vetutukluların ifade özgürlüğü ile ceza infaz kurumunun güvenliğinin,disiplininin, düzeninin sağlanması ve mahkûmun ıslahı ihtiyacı arasında adilbir denge sağlanıp sağlanmadığını değerlendirmektedir.
(d) Ceza İnfaz Kurumunun Güvenliği
37. Mevcut başvurudaki gibi ifade özgürlüğüne yapılanmüdahalelerde söz konusu olan ceza infaz kurumunun güvenliği, disiplini vedüzeni ise derece mahkemelerinin dava konusu ifadelerin ceza infaz kurumununasayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, kamu görevlilerini hedef gösteren,terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarınınörgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturanifadeleri içerip içermediğini değerlendirmeleri gerekir (BejdarRo Amed, § 80; idare vederece mahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapılmaması nedeniyle ihlalsonucuna ulaşılan bir karar için bkz. Kamuran Reşit Bekir, § 73; derecemahkemelerince söz konusu değerlendirmelerin yapıldığının tespit edildiği birkarar için bkz. Ahmet Temiz (6), §§ 39-44).
38. Ceza infaz kurumu idarelerinin ve derece mahkemelerininbenzer davalarda, terörle mücadele ile ilgili zorlukları ve buna bağlıkoşulları gözönüne almaları gerekir. Olağanzamanlardan farklı olarak tansiyonun yükseldiği ve ceza infaz kurumunungüvenliğinin söz konusu olduğu kimi durumlarda, idarece durumun gerektirdiğitedbirlerin alınması normal karşılanmalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumundagüvenliği sağlamak amacıyla ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerin demokratiktoplumda gerekli olduğu kabul edilebilir (AhmetTemiz (6), § 43).
(e) Mahkûmun Islahı
39. Bir hapis cezasının veya özgürlükten yoksun bırakan benzerbir yaptırımın amacı ve meşruiyeti toplumu suça karşı korumaktır. Böyle biramaç özgürlükten yoksun kaldığı dönemin -mümkün olduğu kadar- mahkûmun toplumiçine geri döndüğü zaman hukuka saygı gösterme ve yaşamını kendi kendinesürdürebilme isteğini ve yeteneğini kazandırmak için kullanılmış olması hâlindegerçekleşebilir. Dolayısıyla ceza infaz kurumlarındaki kimi zorunluluklarınveya kısıtlamaların mahkûmların ıslahı ile de doğrudan bağlantısı olduğuaçıktır. Islah ile bağlantılı olarak mahkûmların kendilerini geliştirici veeğitici yeterli sayıda kitap, gazete, dergi veya diğer yayınları okumaları,radyo dinlemeleri, konferansları veya ceza infaz kurum idaresinin çıkardığıveya denetlediği benzeri araçları izlemeleri sağlanarak düzenli olarak bilgi vehaberlere erişmeleri sağlanmalıdır.
40. Buradan çıkan sonuca göre ceza infaz kurumuna kapatılmış birsuçlunun toplum içine döndüğü zaman hukuk içinde kalarak olağan toplumsalyaşamın bir parçası olmasına mâni olacağı, başka bir deyişle ıslahınıgüçleştireceği değerlendirilen bilgi ve haber kaynaklarına erişimi koşullaragöre sınırlandırılabilir. Böyle bir değerlendirme için her mahkûmun toplumsalgeçmişi ve suç sicili, entelektüel kapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı,hapis cezasının süresi ve tahliye edildikten sonrası için beklentileri dikkatealınmalıdır.
(f) Takdir Payı
41. Terör örgütleriyle veya terör faaliyetleriyle ilişkiliolduğu değerlendirilenyazılı bir metnin kişilerin veceza infaz kurumunun güvenliğine zarar verme ihtimalinin tespit edilmesinde ilkelden bilgiye sahip ceza infaz kurumu yetkililerinin ve derece mahkemelerinindaha geniş takdir payı bulunduğunda şüphe yoktur (Benzer durumlarda ceza infazkurumu yetkililerinin takdir payına ilişkin değerlendirmeler için bkz. ÖzkanKart, B. No: 2013/1821, 5/11/2014, § 51; Ahmet Temiz (6), § 41).
42. Anayasa Mahkemesi, bahsi geçen doküman gibi yazılımetinlerin bütünüyle ele alındığında özel bir kişiye, kamu görevlilerine veyahalkın belirli bir kesimine karşı şiddete teşvik edip etmediğinin belirlenmesiiçin metinlerde kullanılan terimlerin ve hangi bağlamda yazıldığının dikkatealınmasının uygun olacağını her zaman vurgulamıştır (Abdullah Öcalan, § 100; FatihTaş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 100).
(g) Ölçülülük
43. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın-demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte- temelhaklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olupolmadığının da incelenmesi gerekir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde; hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (AYM,E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; KamuranReşit Bekir, §§ 44, 63;Bekir Coşkun, §§53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Abdullah Öcalan, §§ 96-98; Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,20/2/2014, § 84; Tansel Çölaşan,§§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§70-72).
44. Aynı şekilde orada bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin vedüzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumundamahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilmesi mümkün ise de böyle birdurumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik yapılacak herhangi birsınırlandırmanın ölçülü olması gerekir (KamuranReşit Bekir, § 44; Hüseyin Sürensoy, § 45). Dolayısıyla ceza infazkurumlarındaki disiplin ve düzenin sebatla sürdürülmesi gerekmekle birliktehapishane güvenliğinin ve topluluk yaşamının huzuru ile mahkûmun ıslahı içingerekli olandan daha fazla kısıtlama yapılamaz.
45. Bu bağlamda yayının tümüne mi yoksa bir kısmına mı müdahaleedildiği ve eğer yayın süreli ise başvurucunun yayının sonraki sayılarınaerişimine herhangi bir müdahalede bulunulup bulunulmadığı değerlendirilmelidir.Başka bir deyişle sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmekiçin ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama niteliğindeolup olmadığı değerlendirilmelidir (AhmetTemiz (6), § 44).
(h)İfade ÖzgürlüğüneYapılan Müdahalenin Gerekçesi
46. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerintemel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin, ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından“demokratik toplum düzeninin gereklerine” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun olduğunuinandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun, § 56; Abdullah Öcalan,§ 98; Tansel Çölaşan § 56; Ahmet Temiz (6), § 36). İfade özgürlüğünegerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterlerikarşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesiniihlal edecektir.
(2) Derece Mahkemelerininve Kamu Gücünü Kullanan Diğer Organların Süreli veya Süresiz Bir YayınınMahpusa Verilmemesi Biçimindeki Müdahalelerinde Gözetmeleri Gereken Hususlar
47. Anayasa Mahkemesinin rolü, başvuruya konu müdahaleninolguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayanılarak yapıldığının vekeyfî olmadığının denetlenmesini kapsar. Dolayısıyla böyle bir denetim derecemahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların müdahalenin demokratikbir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığını ilgili ve yeterli bir gerekçeile ortaya koyması ile bağlantılıdır (bkz. § 46).
48. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece mahkemelerininve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili ve yeterlisayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken, bir kısmı yukarıda da sayılan(bkz. §§ 31-46) ve benzer başvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurlarşu şekilde sıralanabilir:
i. Başvurucunun hangi suçtan dolayı hangi tür ceza infazkurumunda bulunduğu ve başvurucunun bulunduğu ceza infaz kurumunun ve işlediğisuçun söz konusu tedbirin alınmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığıdeğerlendirilmelidir (bkz. § 37).
ii. Bir yayının tümünün veya bir kısmının mahkûma verilmemesişeklindeki kısıtlamanın mahkûmun ıslahı ile bağlantısı var ise yayının içeriğiile mahkûmun ıslahı arasındaki ilişkinin tam olarak gösterilmesi gerekir (bkz. §§39, 40).
iii. Her mahpusun toplumsal geçmişi ve suç sicili, entelektüelkapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı, hapis cezasının süresi ve tahliyeedildikten sonrası için beklentileri dikkate alınmalıdır (bkz. § 40).
iv. Bu bağlamda söz konusu yayınların terör suçlarından mahpusolan kişilerin iddia edilen zulümlerin sorumlusu olarak gördükleri kişilereveya devlete karşı daha fazla şiddete yönelmelerine sebebiyet verip vermediğideğerlendirilmelidir (bkz. § 40).
v. Mahpusa verilmeyen süreli veya süresiz yayının cinsi,içeriği, yayımlayanı ve sorunlu görülen kısımların hangileri olduğubelirtilmeli ve mahpusa verilmesi sakıncalı bulunan kısımların detaylı analiziyapılmalıdır.
vi. Böyle bir analizin yapılabilmesi için eğer söz konusuyayının terör örgütleriyle veya terör faaliyetlerinin meşru gösterilmesiyle birilişkisi varsa mahpusun ifade özgürlüğü ile demokratik toplumun terörörgütlerinin faaliyetlerine karşı kendisini korumaya ilişkin meşru hakkıarasında denge kurulmalıdır (bkz. § 35).
vii. Zikredilen dengelemenin yapılabilmesi için;
- Müdahaleye konu yayının bütünüyle ele alındığında özel birkişiyi, kamu görevlilerini, halkın belirli bir kesimini veya devleti hedefgösterip göstermediğinin, onlara karşı şiddete teşvik edip etmediğinin (bkz. §37),
- Bireylerin fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakılıpbırakılmadığının, bireylere karşı nefreti alevlendirip alevlendirmediğinin(bkz. § 37),
- Yayında iletilen mesajda şiddete başvurmanın gerekli ve haklıbir önlem olduğunun ileri sürülüp sürülmediğinin,
- Şiddetin yüceltilip yüceltilmediğinin, kişileri nefrete,intikam almaya, silahlı direnişe tahrik edip etmediğinin,
- Suçlamalara yer vererek veya nefret uyandırarak ülkenin birkısmında veya tamamında daha fazla şiddete sebebiyet verip vermeyeceğinin,
- Söz konusu yayında yer alan ifadelerin ceza infazkurumunun güvenliğini, disiplinini ve düzenini tehlikeye düşürüpdüşürmediğinin,
- Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olup olmadığının(bkz. § 37),
-Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlışbilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğinin (bkz. §37),
- Yayın tarihinde veya mahpusa verilmesinin istendiği sıradaülkenin bir kısmında veya tamamında çatışmaların yoğunluk derecesi ile cezainfaz kurumunda ve ülkedeki tansiyonun yükseklik derecesinin yayının mahpusaverilmesine etki edip etmediğinin (bkz. § 38),
- Karara konu sınırlayıcı tedbirin demokratik bir toplumdazorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olup olmadığınınve tedbirin başvurulabilecek en son çare niteliğinde olup olmadığının (bkz. §31),
- Son olarak sınırlamanın güdülen kamu yararı amacınıgerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlamaniteliğinde olup olmadığının (bkz. §§ 43-45) yayının içeriğiyle birliktedeğerlendirmesi gerekir.
viii. Derece mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğerorganların söz konusu değerlendirmeleri yaparlarken olayın koşullarına göreuzman kişilerin görüşlerinden faydalanmaları; gerekirse konusunda uzman sosyalbilimciler, araştırmacılar ve akademisyenlerden rapor ve görüş almaları herzaman mümkündür. Böylece süreli veya süresiz bir yayının bir mahpusaverilmemesi şeklindeki müdahalenin kanunlar ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarındaortaya konan kriterlere uygunluğunun denetimi daha etkili yapılabilecektir.
49. Bir terörörgütünün şiddet eylemlerini öven, destekleyen ve haklılaştıranaçıklamaların silahlı direnişe tahrik, şiddeti yüceltme veya kin ve düşmanlığınkışkırtılması olarak kabul edilmesi mümkündür. Bununla birlikte yalnızca birterör örgütünün fikirlerini ve hedeflerini içerdiği, resmî politikaları ağırbir şekilde eleştirdiği veya terör örgütünün resmî politikalarla olanihtilaflarını değerlendirdiği gerekçesiyle mahkûmlara verilmemesi -yukarıda birkısmı gösterilen sebeplerden (bkz. §§ 31-48) bir veya daha fazlası dabulunmadığı takdirde- müdahaleyi haklı göstermez.
50. Mahpuslaraverilmesi engellenen yayınlarda yer alan bilgi ve görüşlerin sadece kırıcı,şaşırtıcı veya rahatsız edici olmasının müdahalenin haklı gösterilmesi içinyeterli olmayacağı yinelenmelidir (bkz. § 31).
51. Bir doküman mahkemelerce yasaklanmış ise yasaklama kararlarıgetirtilerek denetimleri yapılmalıdır. Bir yayının hangi mahkemece hangisebeple yasaklandığı, yasaklamanın kapsamı ve süresi, yayının tamamının mıyoksa bir kısmının mı yasaklandığı belirlenmeli, yasaklama kararının hâlâyürürlükte olup olmadığı tespit edilmelidir.
(3) İlkelerin OlayaUygulanması
52. Somut başvuruya ilişkin olayda fotokopi şeklindeki yedi adetdoküman herhangi bir gerekçe zikredilmeksizin Eğitim Kurulunun kararı ile Cezaİnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya verilmemiştir. EğitimKurulunun kararına yapılan itirazı değerlendiren İnfaz Hâkimliği ve Ağır CezaMahkemesi de gerekçesiz olarak itirazı reddetmiştir.
53. Eğitim Kurulu, Emniyet Müdürlüğünün düzenlediği tutanağareferans vermiş olmakla birlikte dokümanların tümünün mahkemelerce yasaklanankitaplardan olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla doküman içeriklerinin Cezaİnfaz Kurumu güvenliği için tehlike oluşturup oluşturmadığı incelenmemiş; hangidokümanın, hangi kısımlarının, hangi mahkemece ve hangi sebeplerle yasaklandığıda belirtilmemiştir.
54. Somut olayda derece mahkemeleri, yukarıda sayılan hususlarıdeğerlendirmemiş, gerekçesiz olarak itirazı reddetmiştir. Başka bir deyişlebaşvuruya konu dokümanların başvurucuya verilmemesinin demokratik bir toplumdagerekli olduğu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilebilmiş değildir.
55. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvencealtına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşekatılmamıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas incelemesonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine kararverilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
57. Başvurucu, ihlalin tespiti ve manevi tazminat ödenmesitalebinde bulunmuştur.
58. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucunavarılmıştır. İşbu ihlal kararı başvuruya konu dokümanların başvurucuyaverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılmamalıdır. İlgili derece mahkemeleri,Anayasa Mahkemesi kararında ortaya konulan kriterler ve gösterilen yöntemleyeniden yargılama yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse konu yayınlarınbaşvurucuya verilmesine veya verilmemesine karar vermelidirler.
59. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararınbir örneğinin -Anayasa Mahkemesinceortaya konulankriterler ve gösterilen yöntemle- yeniden yargılama yapmak ve yargılamanınsonucuna göre başvurucunun itirazı hakkında yeni bir karar vermek üzere Bafraİnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
60. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği tespitedilmiş ve yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna kararverilmiştir. Söz konusu kararlar gözetildiğinde başvurucunun belirli birdokümana ulaşılamaması nedeniyle ayrıca manevi tazminat ödenmesi talebininreddine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin dosya içinde bulunan başvuruya konudokümanlar ile birlikte ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bafra İnfaz Hakimliğine(E.2014/552, K.2014/553) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminata ilişkin talebinin REDDİNE,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE30/11/2017 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY YAZISI
1. Anayasa'nın 26. maddesinin, düşünceyi açıklama ve yaymahürriyetinin sınırlarını belirleyen ikinci fıkrasında “Bu hürriyetlerinkullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temelnitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması,suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması … amaçlarıyla sınırlanabilir”denilmiş; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde ise ifadeözgürlüğünün “… ulusal güvenlik, ülke bütünlüğü veya kamu güvenliği, suçun veyadüzensizliğin önlenmesi, … amacıyla, hukuken öngörülen ve demokratik birtoplumda gerekli bulunan formalitelere, şartlara, yasaklara ve yaptırımlara”tabi tutulabileceği belirtilmiştir.
2. Başvurucunun şikayetine konu olan ve cezaevinde kendisineverilmeyen dokümanlar, cezaevi eğitim kurulunca sakıncalı bulunmuş, infazhakimliği ve son aşamada bu kararı denetleyen Ağır Ceza mahkemesince deitirazlar reddedilmiştir.
3. İfade özgürlüğüne yapılan müdahalenin, bahse konu yayınlarınAnayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde belirtilen sınırlandırmanedenleri kapsamındaki tehlikenin somut niteliği karşısında ölçülü olupolmadığının değerlendirilmesi gerekir.
4. PKK terör örgütü kurucusu ve lideri Abdullah Öcalan’ın2013/409 sayılı bireysel başvuruya konu olan kitaplarında (2013/409, §§ 25-36),Türkiye Cumhuriyeti topraklarının da önemli bir bölümünü içeren bölge içinönerdiği modelin mahiyeti ve buna ulaşmak için gerekirse PKK ve KCK tarafından,son otuz yılda görülenden de şiddetli bir mücadele yapılması tavsiye veçağrısında bulunulduğu bilinmektedir.
5. Suriye’deki iç savaş şartlarında emperyalist hedefleribulunan büyük devletlerin de yönlendirme, yardım ve manipülasyonlarıylaoluşturulmuş ve oluşturulmasına çalışılan, PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPGhakimiyetindeki bölge ve sözde yönetimler, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ninbağımsızlık referandumu teşebbüsü ve geleceğindeki belirsizlikler, PKK’ninülkemizdeki terör faaliyetlerini sürdürmesi, birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’yeyönelik tehditlerin halen bütün şiddetiyle hüküm sürdüğü açıktır.
6. Bu nedenle, cezaevindeki bir hükümlünün ifade özgürlüğükapsamında erişebileceği her türlü mektup, kitap, yayın ve dokümanınyasaklanmasına yönelik müdahalenin ölçülülüğünün, sınırlandırılma nedenlerininsomut şartlara göre değerlendirilmesi suretiyle belirlenmesi gerekir.
7. Anayasa Mahkemesi Genel Kurul çoğunluğunca, başvurucununifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmış ise de;ihlal kararında, başvuruya konu dokümanın içerik yönünden cezaevine sokulabilirnitelikte olduğu tesbitine değil, başvurucuyaverilmemesinin demokratik bir toplumda neden gerekli olduğuna dair ilgili veyeterli bir gerekçe gösterilmemiş olması değerlendirmesine dayanılmıştır.
8. Bahse konu dokümanların nerelerinin ne şekilde sakıncalardoğurduğuna ilişkin ayrıntılı bir gerekçe belirlenmesinin, yasaklı kitaplardanalınan bölümleri hangi mahkemenin hangi tarih ve sayılı kararı ileyasaklandığının belirtilmesinin, kamu makamlarına ölçüsüz bir külfet, hatta imkansız bir görev yükleyeceği açıktır. Bu tür dokümanlardaaynı hususlara farklı yerlerde yer vermek, kitap adlarını değiştirmek veya hiçzikretmemek, sayfa numaralarını karıştırmak, farklı şekillerde fotokopi çekmekgibi yöntemlerle birbirinden şeklen farklı ancak içerik olarak benzernamütenahi sayıda doküman üretilebilecektir. Bunların her bir sayfası,paragrafı ve satırı üzerinde ayrıntılı bir inceleme yapılmasını beklemek, kabuledilebilir ve makul bir beklenti değildir. Dolayısıyla, yargı denetimini yapanİnfaz Hakimliğinin ve Ağır Ceza Mahkemesinin, cezaevi güvenliği içinoluşturulabilecek tehlikeyi en iyi değerlendirebilecek durumda olan EğitimKurulu’nun kararına yapılan itirazı reddederken genel ve global bir gerekçeyeyer vermiş olmalarında, demokratik bir toplumda gereklilik noktasından birihlal bulunmamaktadır. Belirtilen gerekçe, başvurucunun ve herkesinanlayabileceği kadar açıktır.
Nitekim, AnayasaMahkemesi Genel Kurulunca da dokümanların içeriği konusunda bir değerlendirmeyapılmamış, İnfaz Hakimliğince yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiş, ihlalkararının, dokümanların başvurucuya verilmesi gerektiği şeklindeanlaşılamayacağının altı çizilmiştir. Başka bir deyişle, ifade özgürlüğününesasına ilişkin bir ihlal tesbit edilememiştir.
9. Yeniden yargılama, infaz hakimliğine ve itiraz mercii ağırceza mahkemesine gereksiz bir külfet yükleyecek olmasına karşın, başvurucununkorunmaya değer bir temel hakkının varlığından söz edilemeyeceği açıktır.
10. Bu nedenle, 2013/409 ve 2013/3614 sayılı başvurulara ilişkinkarşıoy gerekçelerinde de yer alan hususlarçerçevesinde, başvurucunun ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE kararverilmesi gerektiği düşüncesiyle Genel Kurul görüşlerine katılmamaktayım.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT