TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BEKİR SAĞIRDAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5669)
Karar Tarihi: 24/3/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 6/5/2016-29704
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Bekir SAĞIRDAK
Vekili
:
Av. Emine Dilek YANIKOĞLU HAYIRLI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklandığıileri sürülen zararın giderilmesi amacıyla açılan davanın reddinden dolayımülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/7/2013 tarihinde İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/12/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/7/2015 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, İzmir ili Bayraklı ilçesinde 1961 ada 45 parseldetapuya kayıtlı taşınmazda 10205/12160 hisseyi 3/6/1985 tarihinde satınalmıştır.
8. Başvurucunun maliki olduğu arazi üzerinde 5/3/1986 tarihindeimar ıslah uygulaması yapılmış, taşınmazın bir kısmı bu kapsamda işlemgörmüştür.
9. Başvurucu ilerleyen dönemlerde taşınmazının işlem görmeyenyaklaşık 6500 m²lik kısmının akıbeti hakkında bilgi verilmesi talebi ileBayraklı Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğüne (Tapu Sicil Müdürlüğü) başvurudabulunmuştur.
10. Tapu Sicil Müdürlüğü başvurucuya cevaben sunduğu 11/3/2010tarihli yazı ile söz konusu taşınmazda başvurucunun hisse bilgisi 10205/12160olarak görünmekte ise de başvurucunun iktisap tarihinden itibaren kayıtlarıngeriye doğru incelenmesi neticesinde taşınmazın ilk malikinin S.S. adlı kişiolduğunu, 12/8/1969 tarihli tedbil işlemi ile bukişinin taşınmazda 5705/12160 hissesi kaldığını ve 16/9/1969 tarihli tedbil işlemi ile de üç ayrı kişiye toplamda 281 m² satışyaptığını, bu durumda esasen S.S.nin geriye toplam5424/12160 hissesi kalmışken yapılan hata nedeniyle son 281 m² satışın12160/12160 hisseden düşülerek 11879/12160 hisse olarak yanlış tesciledildiğinin anlaşıldığını, bu tarihten sonra da S.S.ninhissesinden toplam 1674 m² daha satış yaptığını ve toplamda geriye 3750/12160hisse kaldığını, gerçekte bu kadar hisse üzerinden işlem yapılması gerekirkenhatalı biçimde 10205/12160 hisse üzerinden taşınmazın önce 28/6/1971 tarihindeM.S.ye, ardından 13/6/1978 tarihinde S.D.ye, son olarak da 3/6/1985 tarihindebaşvurucu Bekir Sağırdak'a satıldığını ortayakoymuştur.
11. Başvurucu Tapu Sicil Müdürlüğünün cevabı üzerine 26/1/2011tarihinde İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde, Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhinetapu kaydının hatalı tutulması nedenine dayanarak dava açmış; fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak kaydıyla 30.000 TL'nin davalıdan tahsiline hükmedilmesinitalep etmiştir.
12. Dava İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2011/45 sırasayısına kayden görülmeye başlanmış, yargılamasafhasında Mahkemece üç kişilik bilirkişiden kurulu heyetten bilirkişi raporualınmasına karar verilmiştir.
13. Bilirkişi heyeti yaptığı çalışmanın ardından 13/9/2011tarihli raporunu Mahkemeye sunmuştur. Raporun ilgili kısımları şöyledir:
"...
2. Hata yapılan iş bu 16.01.1969 tarih ve 4121yevmiyeli işlemden itibaren 3 kişiye satılan hisse miktarları doğru olup, ancaktedbil hisseleri yanlış olarak devam edilerek 2232sayfaya kadar devam ede gelmiştir. Hata yapılan 16.01.1969 tarih ve 4121yevmiye işlem ile hatalı olarak tescil edilen 10205/12160 hisseyi S.S. buhisseden O.G.'ye 93 ve H.İ.'ye104 hisse satışı yapmasına rağmen 10205/12160 hisseden düşme yapmadan10205/12160 hatalı tescil edilen iş bu 10205 hisseyi 28/.06.1971 tarih ve 3159yevmiye işlemle Hüseyin kızı M.K.'ye satış yapmıştır.M.K. de satış yaptığı bu hisseyi 13.06.1978 tarih ve 4433 yevmiye ile M. oğlu M.T.'ye satış yaptığı, M.T.'densatın aldığı iş bu 10205/12160 hisseyi 14.10.1982 tarih ve 2356 yevmiye ile2766 kütük sayfasına kayıtlı C. oğlu S.D.'ye14.10.1982 tarih ve 3356 yevmiye ile satış yaptığı, S.D. de hatalı tescil edileniş bu 10205/12160 hisseyi 03.06.1985 tarih ve 2445 yevmiye ile davacı Ali oğluBekir SAĞIRDAK'A 200.000 TL bedel mukabilinde 03.06.1985 tarih ve 2445 yevmiyeile satış yapmıştır.
Görüldüğü üzere hatalı tescil yapılan 10205/12160hisse asıl malik S.S.'den 16.01.1969 tarihinden sonra3 defa el değiştirerek 4 ncüsü 03.06.1985 tarihindedavacıya devretmiştir.
Hatalı hisseyi S.S.'denalan M.K. bu hatlı hisseyi hatalı olarak satın aldığını bilmektedir. Çünkütaşınmaz hisse bazında 8596 m² nin satışı yapılmışgeriye 3564 m² kalmıştır. Kezaikinci el taşınmazı satın alan M.T. de 10205/12160 payın gerçek olmadığınıbilmektedir. Çünkü 45 nolu parselin 8596 m² sisatılmış taşınmaz üzerine alıcılar tarafından özel parselasyona göre evyaptıkları keza hatalı hisse 10205/12160 hisseyi satın alan S.D. de bu hisseninhatalı olduğunu bilmesi gerekir. Çünkü hisseli satışlar gündemde olduğuyıllarda o sahanın tapu dışı özel parselasyon yapılıyor ve satış yaptığı m²miktarında zeminde alıcıya yer gösteriliyordu. 10205 m² yer zeminde satıcısıtarafından gösteremediğine göre son malik davacı da bu durumu bilmesi gerekir.
4. Öte yandan dava konusu Bayraklı evveliyatı 1961ada 45 nolu parsel 76 adet parsel olarak 2981/3290 Sayılı Kanunun 10/c maddesine göre ıslah imar uygulamasısonucu oluşmuştur. N.S. (bilirkişi) tarafından Bayraklı Kadastrosundan teminedilen dağıtım ve tescil beyannamesine göre, ayrıca N.S. (bilirkişi) tarafındankütük sayfaları üzerinde hisse bazında yapılan hisse satışlarınınincelenmesinde 76 adet parsel için 12160 m² den 8596 m² 3 ncükişilere satışı yapılmış geriye kalan 3564 m² davacı Bekir üzerinde kalmıştır.Ayrıca davacıya zeminde halen mevcut olan 31557 ada 5 parsel 83 m² miktarındadavacıya verilmiş ve 26 m² DOP olmak üzere davacıya 3673 m² yer kalmıştır.Esasen davacı 45 nolu ana taşınmazdan 3564 m² almasıgerekirken dağıtım sırasında 3673 m² yer verilmiş olmakla 109 m² fazladan yeredindiği görülmektedir.
2981/3290 sayılı Kanunun 10/c maddesine göredavacının zemin üzerinde fiilen işgal ettiği 3564 m² yer olmadığından bu 3564m² alanın kapsadığı ve yeni oluşan ekli krokisinde görüldüğü üzere 31555,31556, 31557, 31558, 31559 adalar dahilinde oluşan ıslah imar parsellereyüzölçümleri oranında davacı lehine ve parsel sahipleri aleyhine 10/c maddesinegöre kanuni ipotek tesis edilmiştir. Tesis edilen bu ipotekler ayni hakniteliğinde olup, davacının herhangi bir zararı söz konusu olmayıp,gerek anlaşma yoluyla ve gerekse dava yoluyla davacı günün rayiçlerine göreTL/m² üzerinden her zaman bedelini alması mümkün bulunmaktadır.
..."
14. Yapılan yargılama sonunda İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi20/10/2011 tarihli ve E.2011/45, K.2011/522 sayılı kararı ile davanın reddinehükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"...
Dava, üçüncü kişiden satın alınan taşınmaz taşınmaz payının Tapu Sicil Müdürlüğü'nde hatalı olarakeksik tescil edilmesi nedenine dayalı olarak uğranılan zararın tazminiistemidir. Tapu kayıtları, imar uygulama kayıtları, imar cetveli getirtilerekyerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacının 03.06.1985tarihinde S. D.'den satın aldığı 10205/12160hissedeki hatanın, 16.01.1969 tarih ve 4121 yevmiye ile yapıldığıbelirlenmiştir. Dava konusu taşınmazın öncesi 1961 ada 45 parsel sayılıtaşınmazın ıslah imar uygulaması sonucu 76 adet parsel oluştuğu, diğer hissesatışlarından geriye kalan 3564 m²'nin davacı üzerinde kaldığı, bunun dadışında davacıya 83 m² miktarında 31557 ada 5 parsel sayılı taşınmazınverildiği, 26 m² dop olmak üzere davacı 3673 m² yerkaldığı; fazladan 109 m² yer edindiği belirlenmiştir.
Davacının her hangi birzararının söz konusu olmadığı denetime elverişli ve yeterli incelemeye dayananbilirkişi raporu ile belirlendiğinden, Mahkememizde de bu konuda vicdani kanaatoluştuğundan davanın reddine karar verilmelidir.
..."
15. İlk Derece Mahkemesi kararı, başvurucu tarafından temyizedilmesi sonucu Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 6/11/2012 tarihli ve E.2012/9311,K.2012/21478 sayılı ilamı ile onanmıştır.
16. Aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemi de Dairenin8/5/2013 tarihli ve E.2013/5703, K.2013/8993 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
17. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilam, başvurucuya27/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 25/7/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
19. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun1007. maddesi şöyledir:
"Tapusicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.
Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunangörevlilere rücu eder.
..."
20.22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 215. maddesi şöyledir:
"Hilafına mukavele mevcut değil ise,satılan gayrimenkul beyi senedinde yazılı olan ölçü miktarını ihtiva etmediğitakdirde; bayi, noksanını müşteriye tazmin etmekle mükelleftir. Satılangayrimenkul resmi bir mesahaya müsteniden sicilde yazılı olan ölçü miktarınıihtiva etmediği takdirde, bayi, tahsisen taahhütaltına girmemişise tazmin ile mükellef değildir.
..."
21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu'nun 244. maddesi şöyledir:
"Aksine sözleşme olmadıkça, satılantaşınmaz, satış sözleşmesinde yazılı yüzölçümü tutarını kapsamıyorsa satıcı,eksiği için alıcıya tazminat ödemekle yükümlüdür.
Satılan taşınmaz, resmî bir ölçüme dayanılarak tapu siciline yazılmışolan yüzölçümü tutarını içermiyorsa satıcı, özellikle üstlenmiş olmadıkçatazminat ile yükümlü değildir.
..."
22. 6098 sayılı Kanun'un 648. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girer."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 24/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu; dava konusu taşınmazı satın aldığı tarihten onaltı yıl önce Tapu Sicil Müdürlüğünce taşınmaz hissesinin yanlış hesaplanmasıdolayısıyla hatalı tescil işleminin gerçekleştirildiğini, bu durumdan taşınmazailişkin ıslah imar çalışmalarını yapıldıktan sonra Tapu Sicil Müdürlüğündenbilgi istemesinin ardından haberdar olduğunu, Tapu Sicil Müdürlüğünce yapılanhatanın kabul edildiğini, buna göre 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarıncatapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan dolayı devletin kusursuzsorumluluğunun bulunduğunu belirterek mülkiyet hakkının; Mahkemece hükme esasalınan bilirkişi raporunda bu durumun göz ardı edildiğini ve hissehesaplamalarının hatalı yapıldığını, raporda yer alan taşınmaz üzerinde ipotekbulunması nedeniyle zararının oluşmadığı yönündeki değerlendirmenin gerçeğiyansıtmadığını, bilirkişi raporunda çelişkiler bulunduğuna ilişkinitirazlarının dikkate alınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş; yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesini mümkünolmaz ise ihlallerin tespiti ile maddi zararın tespit edilebilmesi içindosyanın genel mahkemelere gönderilmesine ya da bilirkişi incelemesiyapılmasına karar verilerek tespit edilecek tutar üzerinden maddi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
B.Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Başvurucunun söz konusu şikâyetlerinin açıkça dayanaktanyoksun olmadığı anlaşıldığından ve şikâyetlerin kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek bir neden de görülmediğinden başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
26. Başvurucu; davakonusu taşınmazı satın aldığı tarihten on altı yıl önce Tapu Sicil Müdürlüğüncesöz konusu taşınmazın hissesinin yanlış hesaplanması nedeniyle hatalı tescilişleminin gerçekleştirildiğini, bu durumdan taşınmaza ilişkin ıslah imarçalışmalarının ardından Tapu Sicil Müdürlüğünden bilgi istemesinin ardındanhaberdar olduğunu, Tapu Sicil Müdürlüğünce yapılan hatanın kabul edildiğini,buna göre 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarıncatapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan dolayı devletin kusursuzsorumluluğunun bulunduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
27. Anayasa'nın "MülkiyetHakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Buhaklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyethakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek (1) No.luProtokol'ün "Mülkiyetin korunması"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
29. Anayasa'nın belirtilen maddesi ve (1) No.lu Protokol’ün 1.maddesi benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. Her iki düzenlemede üç kural ihtiva etmektedir. Bu kuralların ilki ile herkesin mülkiyet hakkıtanınmakta, ikincisi ile kişilere ait mülkiyetin hangi koşullarlasınırlandırılabileceği ya da kişilerin hangi koşullarla mülklerinden yoksunbırakılabilecekleri belirtilmektedir. Her iki düzenlemenin üçüncü cümleleri isemülkiyetin kullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir.(Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:2013/1301, 30/12/2014, §§ 46, 47).
30. Somut olayda başvurucunun, taşınmazına ait kayıtların kendisatın alma işleminin yaklaşık on altı yıl öncesinden beri devlet tarafındanhatalı tutulmasından kaynakladığını ileri sürdüğü zararlarının karşılanmasıtalebi bulunmaktadır. Başvurucu, devlet tarafından tutulan kayıtlara güvenerekaldığı taşınmazın tapu sicilinde hatalı kayıt tutulması nedeniyle yüz ölçümününgerçek değerinin üzerinde görünmesinden kaynaklanan zararının 4721 sayılıKanun'un 1007. maddesine dayanarak açtığı davadatelafi edilememesinin mülkiyetine saygı hakkını ihlal ettiğinden yakınmaktadır.Bu bağlamda başvurucunun şikâyeti mülkiyete ilişkin yukarıda belirtilenkuralların ilki yönünden incelenecektir.
31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de bu türden birşikâyeti değerlendirirken Sözleşme'de ortaya konanmülkiyete ilişkin kuralların altını çizdikten sonraşikâyeti ilk kural yönünden incelemiştir (GürtaşYapı Ticaret Ve Pazarlama A.Ş., B. No: 40896/05,7/7/2015, §§ 48,49).
32. Taşınmazlara ilişkin ayni hakların devlet tarafından tutulantapu sicilleri ile dış dünyaya yansıtılması, hak ve işlem güvencelerininsağlanabilmesi için öngörülmüş bir sistemdir. Ancak bu sisteminin iyiişleyebilmesi tapu siciline duyulan güvenin sürekliliğine bağlıdır. Kanunkoyucu da sicilin doğru tutulduğuna güvenen üçüncü kişilerin sicilin yolsuz tutulmasındandolayı uğradığı zararların devlet tarafından ödeneceği ilkesini koyarak tapusiciline duyulan güvenin sürekliliğini sağlamayı amaçlamış, "tapu sicilinegüven ilkesi"ni düzenlemiştir. Tapu sicilinegüven ilkesi, tapu sicilinde yer alan bir kayda iyi niyetle güvenerek ayni hakkazanan kişilerin -bu kayıt gerçek hak veya işlem durumuna uygun düşmese bile-kazanımlarının korunmasına yöneliktir. Zira bu yönde bir düzenlemenin olmamasıdurumu devletin yetkili organlarına olan güvenilirliğini zedelemekle birlikteekonomik hayatın ağır sarsıntılara maruz kalmasının önünü de açabilecektir.
33. 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesinegöre tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. Busorumluluk kusur aranmayan bir sorumluluk hâli olmakla birlikte 1007. maddeye dayanılarak açılacak tazminat davalarında kişilerin,zararlarının tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklandığını ispat etmelerigerekmektedir.
34. Nitekim Yargıtayın da konuyailişkin kararlarında, tapu kaydının hatalı tutulmasından dolayı taşınmazları buhatalı işleme maruz kalan kişilerin -zarara uğramış olmaları kaydıyla-zararlarının 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesiuyarınca tazmin edilmesi görüşünü benimsediği görülmektedir (Yargıtay 5. HukukDairesinin 13/5/2014 tarihli ve E.2014/712, K.2014/13226 sayılı; 1/7/2014tarihli ve E.2014/4068, K.2014/19388 sayılı; 29/4/2014 tarihli ve E.2013/29334,K.2014/11742 sayılı kararları).
35. Somut olayın incelenmesi neticesinde 12/8/1969 tarihli tedbil işlemi sonucuuyuşmazlık konusutaşınmazın ilk maliki S.S.in taşınmazda 5705/12160 hissesinin kaldığı,16/9/1969 tarihli tedbil işlemi ile de kalanhissesinden üç ayrı kişiye toplam 281 m² satış yaptığı, bu satışın kalan5705/12160 hisseden düşülmek yerine hatalı olarak tam hisse olan 12160/12160hisseden düşülerek kalan hissenin 11879/12160 olarak yanlış tescil ediliptapuya kaydının geçirildiği, bu tarihten sonra taşınmazın toplam 1674 m²çeşitli başka satıştan sonra esasen 3750/12160 hisse kalmış olarak kaydıoluşması gerekirken 10205/12160 hisse olarak kayıtlı kaldığı ve bu kayıtüzerinden üç kez malik değiştirdiği, son malik olan başvurucunun 3/6/1985tarihinde tapuda görünen 10205/12160 hisse üzerinden taşınmaza sahip olduğu veyapılan hatayı Tapu Sicil Müdürlüğünün 11/3/2010 tarihli yazısı ile öğrendiğianlaşılmıştır.
36. Başvurucunun da hatayı öğrenmesinin ardından 26/1/2011tarihinde İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 4721 sayılı Kanun'un 1007.maddesine dayanarak tapu sicilinin tutulmasında devletin sorumluluğunun olduğugerekçesiyle dava açtığı, yapılan yargılama sonunda İzmir 4. Asliye HukukMahkemesinin 20/10/2011 tarihli kararı ile dava konusu taşınmazın öncesi olan1961 ada 45 parsel sayılı taşınmazın ıslah imar uygulaması sonucu 76 adetparsel olarak oluştuğu, diğer hisse satışlarından geriye kalan 3564 m²ninbaşvurucu üzerinde kaldığı, bunun dışında başvurucuya 83 m² miktarında 31557ada 5 parsel sayılı taşınmazın verildiği, 26 m² düzenleme ortaklık payı olmaküzere başvurucuya 3673 m² yer kaldığı, başvurucunun fazladan 109 m² yeredindiği, dolayısıyla olayda başvurucunun herhangi bir zararının söz konusuolmadığı kabulüne dayanarak davanın reddine hükmettiği, bu kararın ise temyizve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği tespit edilmiştir.
37. Buna göre başvurucunun -Tapu Sicil Müdürlüğünün de kabulettiği hatalı kaydı sonucu- taşınmazında oluşan yüz ölçümü kaybı 6532 m² iken yapılanyargılama neticesinde Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen kabulüzerinden başvurucunun imar ıslah çalışmaları sonucu fazladan toplam 109 m² yeredindiğine ve bu nedenle zarara uğramadığına dair İlk Derece Mahkemesikanaatinin; başvurucunun gerek taşınmazı alım tarihinde gerekse taşınmaza malikolduktan sonra tapu kaydında görünen yüz ölçümü ile taşınmazın gerçekteki yüzölçümünde bir farklılığın olduğunu anlayabileceği veya görebileceği yönünde deyargılama dosyasında herhangi bir emarenin tespit edilemediği hususu da dikkatealınarak başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olduğu, hakkınözüne dokunur şekilde ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesindegüvence altına mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
39. Öte yandan başvurucunun, İlk Derece Mahkemesince hükme esasalınan bilirkişi raporunda tapu kaydının hatalı tutulmasının göz ardı edildiğive bilirkişi raporunda hisse hesaplamalarının hatalı yapıldığı, taşınmazüzerinde ipotek bulunması nedeniyle zararının oluşmadığı yönündeki bilirkişiraporunda yer alan değerlendirmenin gerçeği yansıtmadığı, bilirkişi raporundaçelişkiler bulunduğuna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığı, dolayısıylaadil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetinin -mülkiyet hakkıyönünden verilen ihlal kararı dikkate alındığında- bu aşamadadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
41. Başvurucu; yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi,bunun mümkün olmaması hâlinde hak ihlallerinin tespiti ile beraber madditazminatın belirlenmesi için başvurunun genel mahkemeye gönderilmesi veyabilirkişi incelemesi yaptırılarak maddi tazminatın belirlenip belirlenecekmaddi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına hükmedilmesitaleplerinde bulunmuştur.
42. İnceleme sonucunda idarenin hatalı işlemi üzerinebaşvurucunun taşınmazında gerçekleşen kaybın, başvurucu tarafından 4721 sayılıKanun'un 1007. maddesine dayanılarak açılan davasonucunda giderilememesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
43. Mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir4. Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,
E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekalet ücretinden oluşan toplam1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
24/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.