TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BEKİR KUL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/20193)
Karar Tarihi: 26/10/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Bekir KUL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, mesleki kimlik kartı ve silah taşıma izni verilmesiyönündeki talebin reddi üzerine açılan davada hukuka aykırı ve gerekçesiz kararverilmesi ile yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/12/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8.Başvurucu, polis memuru olarak görev yapmakta iken psikolojikrahatsızlık nedeniyle 1987 yılında malulen emekliye ayrılmıştır. Başvurucu,malulen emekli olması nedeniyle kendisinden alınan kimlik kartının ve silahtaşıma izninin geri verilmesi istemiyle 2006 yılında idari başvurudabulunmuştur. Bu istem üzerine başvurucuya, malulen emekli olmasına sebep olanrahatsızlığın geçtiğini tespit eden sağlık raporu alması gerektiğibildirilmiştir. Başvurucunun Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesindenaldığı raporda her ne kadar mesleki kimlik kartı taşımasına engel bulunmadığıtespit edilmiş ise de malulen emekli olmasına sebep olan antisosyalkişilik özellikleri tanısının varlığını koruduğu belirtildiğinden meslekikimlik kartı ve silah taşıma izni talebi 4/10/2006 tarihli işlemlereddedilmiştir.
9. Söz konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada Ankara 6.İdare Mahkemesi (Mahkeme) 28/11/2007 tarihli kararıyla, 10/7/1953 tarihli ve6136 sayılıAteşli Silahlar ve Bıçaklar ile DiğerAletler Hakkında Kanun ve Emniyet Teşkilatı Personeli Kimlik Kartları ve PolisKimlik Kokartları Yönetmeliği uyarınca silah taşıma izni ile mesleki kimlikkartının geri verilebilmesi için başvurucunun malulen emekli olmasına nedenolan rahatsızlığın geçmiş olduğunun sağlık raporu ile tespit edilmesi gerektiğibelirtilmiştir. Talep tarihi itibarıyla başvurucunun malulen emekli olmasınaneden olan rahatsızlığın devam ettiğinin sağlık raporu ile ortaya konulduğunavurgu yapan Mahkeme, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığıgerekçesiyle davayı reddetmiştir.
10. Söz konusu karar, Danıştay Onuncu Dairesinin 13/11/2012tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Dairenin 21/10/2014tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu 11/12/2014 tarihinde nihai kararıtebellüğ etmesinin ardından 24/12/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
11. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul Sürede YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
12. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
14. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,7/11/2013, §§ 45, 47).
15. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).
16. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkatealındığında sekiz yıllık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmakgerekir.
17. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
18. Başvurucu; sunmuş olduğu ve lehine tespitler içerenraporların Mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, kanun yolu aşamasında dagerekçe içermeyen kararların verildiğini belirterek gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğini iddia etmiştir.
19.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafolduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanmahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının dadâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararındavurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabuledilmesi gerekir(AbdullahTopçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
20. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
21. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddiaların kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800,18/6/2014, §§ 31, 34).
22. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt vermesigerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulantüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanınesas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.
23. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
24. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarıncevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
25. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemeninkararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da biratıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyizmerciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunugöstermesidir (Yasemin Ekşi, §57).
26. Somut olayda taraflarca dosyaya sunulan ve toplanan delillerdeğerlendirilmek suretiyle davanın sonucuna etki edebilecek tüm iddia vesavunmaların gerekçeli kararda (bkz. § 9) tartışılarak davanın reddine kararverildiği, Danıştay tarafından da mahkemenin gerekçesine atıfta bulunularakhükmün onandığı ve karar düzeltme isteminin reddedildiği anlaşılmıştır. Buaçıdan gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır.
27. Diğer taraftan başvurucu, lehine tespit içeren sağlıkraporlarının dikkate alınmadığını ileri sürmüş ise de Mahkeme karargerekçesinde "başvuru tarihi itibarıyla" vurgusu yaparak başvurucununtalepte bulunduğu tarihte temin edilen işleme esas raporu ve işlem tarihinidikkate almak suretiyle hukuki değerlendirmede bulunmuştur. Ayrıca,başvurucunun lehine tespit içeren sağlık raporları Mahkeme hüküm verdiktensonra 29/11/2007 ve 21/3/2013 tarihlerinde temin edilen sağlık raporlarıdır.Bununla birlikte başvurucunun, Mahkemeden hakem hastaneye sevki veya bilirkişiincelemesi yaptırılması talebinde bulunduğu ve bu talebinin karşılanmadığıyönünde bir iddiası da bulunmamaktadır.
28. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C.Yargılamanın Sonucu İtibarıylaAdil Olmadığına İlişkin İddia
29. Başvurucu; kazanılmış haklarına saygı gösterilmediğini,işleme esas alınan raporda mesleki kimlik kartı taşımasında sakıncabulunmadığının belirtilmesine karşın aleyhine hüküm kurulduğunu belirterekhukuka aykırı karar verildiğini ileri sürmektedir.
30. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıklailgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusuolamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkileden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikiçeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
31. Somut olayda Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamıincelenerek ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 9) gerekçeyle28/11/2007 tarihinde hüküm kurulmuştur. Danıştay Onuncu Dairesi tarafından daMahkemece delillerin takdir edilerek karar verildiği ve takdirde de birisabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle karar onanmıştır.
32. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, derece mahkemesincedelillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olupMahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlikoluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarınınkanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir..
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
35.Başvurucu, 15.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
36. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
37. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 8.400 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
38. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
2. Gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 8.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Ankara 6. İdare Mahkemesine(E.2006/2443, K.2007/2526)GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.