TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BEKİR MUSTAFA YILMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/72230)
Karar Tarihi: 17/7/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 11/9/2019-30885
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Bekir Mustafa YILMAZ
Vekili
:
Av. Ekrem BAYDAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makulsüreyi aşması ve resen yapılan tutukluluk incelemesinin süresinde yapılmamasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 22/12/2016 ve 9/4/2018 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Yapılan incelemede aralarında konu ve kişi bakımından irtibatolması nedeniyle 2018/12263 numaralı başvurunun2016/72230 numaralı başvuru ilebirleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına ve diğer dosyanınkapatılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Tutuklamaya İlişkinSüreç
9. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ilebağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında 17/2/2016tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alınmıştır.
10. Başvurucu 20/2/2016 tarihinde Başsavcılığa sevk edilmiştir.Başvurucunun Savcılıktaki ifadesi şöyledir:
“… 1994-1998 yıllarında İstanbul ÜniversitesiHukuk Fakültesinde öğrenim gördüm. 1999-2001 yılları arasında … araştırmagörevlisi [olarak] görevyaptım. 2001-2010 yılları arasında… Dış Ticaret Müsteşarlığında hukuk müşaviriolarak görev yaptıktan sonra 2010 yılından bu günekadar da yine Ankara’da serbest avukatlık yapmaktayım.
Soruşturma kapsamında göz altına alınan yahutaranan şüphelilerden S.A.yı 2010 yılı sonundanitibaren maliki olduğum avukatlık bürosunda kendi işini takip eden avukattır.Bir nevi kiracımdır. İşlerimiz farklıdır. Benim uzmanlık alanım ihale rekabetalanındadır. S.A. bildiğim kadarıyla aile ve basın hukuku üzerineçalışmaktaydı. S.A. ile tanışıklığımızı sağlayan Avukat F.Ö.dür.F.Ö. benim üniversiteden arkadaşımdır. Kendisi İstanbul’da serbest avukatlıkyapmaktadır. F.Ö. bana S.A. ile bir ekip oluşturun daha iyi çalışırsınızşeklinde teklifte bulununca, 2010 yılında bu teklif ikimize de makul geldi.Birlikte çalışmaya başladık. Büroda 4’ü avukat olmakla birlikte 11 kişi ilebirlikte çalışmaktayım.
Yine şüphelilerden A.T.Ç.yikiracım olan S.A.nın bacanağı olması nedeni ile tanımaktayım. Telefonla zamanzaman görüşmekteyim. Zaman zaman seyrek olarak görüşmekteyiz. En son geçen yılyani 2015 yılı yaz aylarında çalıştığı Aydınlı Grup adına uzmanlık alanımailişkin bir kısım teknik bilgi isteyince kendisine yardımcı oldum. Zaten bukapsamda ücretimi de aldım. Ben S.A. ile birlikte çalışmaya başlamadan öncekendisinde Aydınlı Grubun vekaleti varmış, büromda çalışmaya başladığındayaptığımız iç anlaşma gereği benim büromda çalışan diğer personellere olduğugibi tarafıma da Aydınlı Grup tarafından vekalet verilmiştir. Ancak AydınlıGrubun hiç bir davasına girmişliğim yoktur.
Bugüne kadar eğitim hayatımda FETÖ/PDY denilenörgüt adı altında faaliyet gösterdiği iddia edilip dava açılan eğitim kurumlarıyahut yurtlar ile her hangi bir irtibatım olmamıştır.Ancak üniversite hazırlıkta Ankara Maltepe Dershanelerine gitmiştim.
Benim şahsi olarak kullandığım cep telefonuifade başında belirtmiş olduğum cep telefonudur. Bunun haricinde eşimin vebürodaki çalışanlarımın kullandığı hatlar da benim adımadır. Ancak fiilenkendileri kullanmaktadır. En son kullandığım mail adresi …
Fetullah Gülen ile hiç birirtibatım olmamıştır. Kitaplarını okumam. Basın yayın kuruluşlarındakiyayınlarını izlemem. Sohbetlerini izlemem. İddia edilen yapılanma ile de hiç bir irtibatım yoktur. Yüz yüze de görüşmedim.
İhbarda ismi geçen kişiler ile benim her hangi bir irtibatım yoktur. Ancak basından H.Ş. veÖ.F.K. ismini duydum. Bunun haricinde diğer kişileri tanımadığım gibiisimlerini de duymadım. Benim için hiç bir anlam ifadeetmeyen isimlerdir.
Bugüne kadar FETÖ/PDY örgütü ile hiç bir bağlantım olmadığı gibi her hangi bir kod adı veyatakma isim de kullanmadım.
Hatırladığım kadarıyla 2011 yılında pasaportaldıktan sonra tam olarak hatırlamamakla birlikte umre ve hac için SuudiArabistan’a ailem ile birlikte gittim. Yine sanırım 2011 yılında uluslararasıtahkim davası nedeni ile Enerji Bakanlığı adına İsviçre’ye iş için gittim.Devam eden tarihlerde yurt dışı çıkış kayıtlarından tespit edileceği üzereAkkuyu Nükleer Santraline ilişkin iş görüşmesi yapmak amacı ile gittim. Bununharicinde yurt dışı ziyaretim yoktur. Bu ziyaterin hiçbirinde FETÖ/PDY yapılanması kapsamında yapılan ziyaret ve seyahatlerdeğildir.
Üst paragrafta belirttiğim gibi benim işgörüşmesi haricinde A.T.Ç. ile her hangi bir görüşmemsöz konusu değildir. Her hangi bir toplantıya dabirlikte katılmadım. A.T.Ç. ile bunun haricinde hiç birbağlantım yoktur.
Sorulan C.D. adlı kişiyi basından bilirim. Hiç bir irtibatım yoktur. Şayet sorulan soruşturmaya konumaliki olduğu gayrimenkulü satın almam ise; ben bu villayı Coldvel Banker E.B.emlak firması aracılığı ile aldım. Emlakçı ile yapmış olduğumuz sözleşme devardır. Bu sebeple doğrudan C.D. ile irtibatım olmadı. Tapu işlemleri sırasındaC.D. eşine vekaletname verdiğinden alım satım işlemlerini eşi ile birliktetapuda gerçekleştirdik. Ancak bu alım satım sırasında da C.D. yoktu. YineC.D.nin eşi ve emlakçı ile beraber kredi almak için bankaya gittik. Bu ev içinFinans Bank Çankaya Şubesinden 1.350.000 TL kredi, 150.000 TL de banka havalesiyaptım toplamda bu evi 1.500.000 TL’ye C.D. ve eşinden satın almış oldum.
Hatırladığım kadarıyla Galatasaraylı İşAdamları Derneği haricinde her hangi bir derneğeüyeliğim yoktur. Bunun haricinde bilgim dışında her hangibir derneğe üyeliğim yapılıp yapılmadığından haberim yoktur.
S.A. ordu yardımlaşma sandığı niteliğinde birvakfın anlaşmalı avukatıdır. Bildiğim kadarıyla bu vakfın amacı bütünaskerlerin ihtiyacı olan özellikle basın hukuku ile ilgili haklarının korunmasıiçin hukuk yardımı almalarını temin eden bir vakıftır.
Bu kapsamda S.A. Genel Kurmay Başkanındanbaşlamak üzere vakfın kapsamındaki bütün üst rütbeli kişilerin avukatıdır.Bunları ne tanır ne de görüşür. Zaten parasını da yaptığı işleri karşılığıvakıftan ücret tarifesine göre alır. Bu kişilerden birinin de H.C. olduğunubilahare öğrendim. Yani örnek vermek gerekirse askerler ve paşalar hakkındabasın yayın organlarında çıkan asılsız yahut diğer niteliklerdeki tekzip,tazminat ve benzeri davalara ilişkin vakfın istemi üzerine S.A. gerekli hukukigirişimleri yapar. Nitekim bir kaç öncesinde S.A.yıH.C. aramıştı. Aramasının sebebi de MİT tırları soruşturması kapsamında ifadesialınmak isteniyormuş. Bu sebeple S.A.ya ifadesırasında yanında bulunmak üzere avukatı olması teklifinde bulunmuş. Bu durumubana S.A. anlattı. Bire bir gördüğüm olay ve olgu değildir. Ben S.A.ya kesinlikle bu nevi bir davada H.C.nin avukatı olmasınınuygun olmadığına kanaat getirdik. Zaten S.A. da bu teklifi kabul etmedi. Şunubelirtmem gerekir ki bu yardım vakfının çalışma sisteminde bütün paşalaröncelikle kendileri adına S.A.ya vekalet vermişlerdi. Bukapsamda Genel Kurmay Başkanı N.Ö.den H.A.ya kadar tümüst rütbeli subay ve komutanlar S.A.ya vekalet vermişlerdir. Ama hemen hemenhiç birisi de S.A.yı tanımazlar. O da hiç bir askeri tanımaz.
Öncelikle ben itham edilmem nedeni ile şunusöylemek isterim ki; Adana ilinde vuku bulan MİT tırlarının durdurulmasıeyleminin vatana ihanet olarak algılanması gerektiğini düşünüyorum. Ve bundandolayı itham edilmek de beni son derece üzmüş ve gururumu rencide etmiştir.
MİT tırlarının durdurulması sonrası C.D.ninCumhuriyet gazetesinde MİT tırlarının durdurulması olayına ilişkin görüntüleriyayınlaması olayı ile bu şahsa ve eşine ait gayri menkulü satın almam arasında hiç bir illiyet ve irtibat yoktur. Şöyle ki, Ankara’daavukatlığa başladığımdan beri Armada AVM’de kiracı olarak avukatlık ofisimbulunmaktaydı. Aylık 30.000 TL kira ücreti ödemekteydim. Bu sebeple büroarayışına girdim. Yaptığım iş niteliği gereği, iş merkezinden ziyade müstakilbir binada çalışmanın uygun olacağını düşündüğümden bir çokemlakçı ile görüştüm. Bu süreçte E.B. isimli bir emlakçı bana bir satılık villagösterdi. O anda ben C.D.ye ait olduğunu bilmiyordum. Emlakçı ile pazarlık yaptım.Son olarak 1.500.000 TL’ye anlaştık. Ancak bu meblağıödeyecek param yoktu. Bu sebeple nakit arayışına girmem gerektiğini görenemlakçı ben sana kredi bulurum dedi. Bu süreç yaklaşık 2 ay sürdü. Sonunda banaFinansbank’tan çok uygun oranlı kredi verilmesinde aracı oldu. Bankaya hiçnakit param olmadığını söyledim. Amacım evin yüzde 75’ine değil de tamamınakredi alabilmekti. Ekspertiz raporunda evin değeri 1.800.000 TL gösterildi.Ekspertiz raporunu veren firma bankanın bulmuş olduğu lisanslı bir firmaydı.Yani bu konuda benim her hangi bir dahlim olmadı. Bumiktarın %75’i 1.350.000 TL ye tekabül etmekteydi. Bu miktarı bankadan kredialarak aldım. Kalan 150.000 TL tutarındaki kısmını da kayın biraderim N.E.denborç alıp C.D.ye havale ettim. Bu meblağ o civarın rayici sayılır. Hatta aynınitelikte başka bir villa çok uzun süredir 1.900.000 TL’ye satılığa çıkarıldığıhalde satılamamıştı. Kısmen bu evi uygun fiyatlı olarak satın almış oldum.
Belirttiğim gibi Cumhuriyet gazetesinde yayınyapılması olayı ile ilgili hiç ilgim yoktur. Bunun haricinde de C.D.ye verilmeküzere elden başkaca hiç bir ödemede bulunmadım. Bugayrimenkul bizzat tarafımdan alınmıştır. Her ne kadar aynı büroda diğerşüpheli S.A. benimle birlikte çalışmakta ise de, alımsatım, paranın ödenmesi ve tüm insiyatif bana aittir. Bürodaki personelinmaaşı, büro giderleri benim tarafımdan ödenmektedir. S.A.nınbu olaylara ve işlemlere etki ve katkısı yoktur. Hatta kendisi büroyu aldığımıalım satımı gerçekleştirdikten sonra öğrendi.
Benim Küçükbay Yağ ve Deterjan A.Ş. ile hiç bir ilgim yoktur. Her ne kadar soruda bu firma ile bufirma adına Akbank üzerinden para gönderdiğim vebu firmanın da hâkim savcılıksınavında sahtecilik yapan M.S.Ö. ve G.S. adlı şahıslara para gönderdiği iddiaedilmiş ise de; bu tespitin doğru olmadığınıdüşünüyorum. Akbank şubesinde hesabım yoktur. Sadece İNG Bank’tan paragönderirim. Hazırlanan tablonun yanlış değerlendirilerek sorunun sorulduğukanaatindeyim.
İsmi geçen Z.H. adlı şahsı tanımadığım gibiFETÖ/PDY kapsamında tutuklanan yahut yakalanan şahıslara bu şahsın yardım edipetmediği hususunda bir bilgim yoktur. Z.H. ismini de ilk defa duyuyorum.
Belirtmiş olduğunuz yapılanmayı basındanbildiğim öğrendiğim kadarıyla ben de bu yapılanmanın terör örgütü olduğunudüşünmekteyim. Maltepe Dershanesinde tesadüfen 1 yıl Üniversiteye hazırlıkkapsamında eğitim gördüm. Bunun haricinde devam eden zamanlarda bu yapı iledoğrudan veya dolaylı hiç bir bilgim olmadığı gibi buyapının amaçları doğrultusunda hiç bir eylem ve ilgim ayrıca fikren de bu yapıile hiç bir ortaklığım olmamıştır.
Atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmem.Belirttiğim gibi benim iddia edilen yapılanma ve örgütle hiçbir ilgi ve irtibatım yoktur. Atılı suçları kabul etmem.
Şüpheli S.A.nın30/12/2015 günü saat 14.35’te C. İsimli kişi ile yaptığı telefon görüşmesinde;(şüpheliye konuşmaya ilişkin metin okundu) şeklinde konuşma geçtiği tespitedilmiştir. Şüpheli S.A.nın ‘C.D.nin villasıydı bu,biz ondan aldık’ şeklinde konuşmasının sebebi nedir? Bahsi geçen evi şüpheliS.A. ile ortak mı aldınız? Evin bedelinin ödenmesinde şüpheli S.A.nın ne gibi bir katkısı oldu? Bu konuyla ilgili ayrıntılıolarak ifadenizi veriniz. Sorusuna
‘Üst paragrafta belirttiğim gibi bu iş yeritamamen tarafımca alınmıştır. S.A.nın neden bu sebeplekonuştuğunu anlamıyorum. Belki halk tabiri ile başkasının malı ile övünmekderler. S.A.nın bu alışveriş ile hiç bir ilgisiyoktur.’ Şeklinde cevapverdiği anlaşılmıştır.”
11. Savcılık; başvurucuyu Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadankaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizlikalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme,devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıylaaçıklama ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarındantutuklanması istemiyle aynı tarihte İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir.
12. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun savunmasını almıştır. BaşvurucuHâkimlikte Savcılık ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur.
13. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 20/2/2016 tarihinde,başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya göreviniyapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerinisiyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkingizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla açıklama ve silahlı terörörgütüne üye olma suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
“… Şüpheliler … ve Bekir Mustafa Yılmaz’ınüzerilerineatılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetiniortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletingizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla teminetme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casuslukmaksadıyla açıklama, silahlı terörörgütüneüye olmasuçlarından;şüphelilerinayrıayrı tutuklanmalarının talep edildiği, şüphelilerin FETÖ/PDY terör örgütününüyesi olduklarının iddia olunduğu, FETÖ/PDY hakkında hali hazırdadevam edenbirçok soruşturma ve davalarınbulunduğu, benzer soruşturmalardan birinin ‘MİTtırlarının durdurulması’ olayı olarak bilinen olay olduğu, 1/1/2014 tarihindeMit’e ait … tırlarındurdurularak’devlet sırrı’ niteliğindeki yardımfaaliyetinin deşifre edilmeye çalışıldığı, el koyma girişiminde bulunulduğu, bueylemlere ilişkin soruştuımanın devam ettiği, FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen’dengelen talimatlar doğrultusunda bir kısım yazar ve basın yayın kuruluşlarıaracılığıyla kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı, ‘MİT tırlarının durdurulması’olayında da benzer şekilde kamuoyu oluşturma çalışması yapıldığı, MİT tırlarıüzerinden yürütülenbu çalışmalar kapsamında C.D.nin genel yayın yönetmenliğiniyaptığı Cumhuriyet gazetesinde 29/5/2015 tarihinde C.D. imzasıyla yayımlananhaberle MİT’e ait devlet sırrı kapsamında yardım faaliyeti yürüten tırlara ait ‘devletin güvenliği veya içveyadış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken’nitelikteki bilgi ve fotoğrafları FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı olanTürkiye Cumhuriyeti Devletini sahteihbar ve delillerle teröre yardım eden ülkekonumunasokarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasını sağlamak amacınayardım etmek için temin ettiği ve devlet sırrınıifşa maksadıylayayınladığınıntespit edildiği, bundan ötürü yapılan soruşturmakapsamında C.D. ve E.G. isimlişahısların tutuklandıkları, soruşturma ve yargılamanın halen devam ettiği, busoruşturmaların genişletilmesiyle bu dosya kapsamında haklarında soruşturmayürütülen şüphelilerin de FETÖ/PDYile bağlantılıoldukları yönünde delillereulaşılmasıyla geniş çaplı soruşturmaya başlandığı, bir kısım şüphelilerintelefon görüşmekayıtlarındandatespit edildiği üzere C.D.ye ait bir villanınalımı konusundaşüpheli Bekir Mustafa Yılmaz ve S.A.nın birlikte hareketettikleri, C.D.nin MİT tırlarınındurdurulması ile ilgili haberleri yapmasıkarşılığında satışı yapılan villanın değerinin çok üzerinde haricen kendisineödeme yapıldığı, şüphelilerin FETÖ/PDYörgütü adına faaliyet yürüttükleri,deşifre olmamak için kod isim kallandıkları, örgüt adına gizlilikiçerisindetoplantılar yaptıkları, kamukurum vekuruluşlarındagizliörgütlenmedebulundukları, kamu kurumlarında görevliyöneticilerin ihtiyaçlarını karşıladıkları, maddi menfaat karşılığındaörgütyararınafaaliyettebulunmalarını sağladıkları, şüphelilerinFETÖ/PDYilebağlantılı Aydınlı Grupilebağlantılarının tespit edildiği,FETÖ/PDYile ilgilipek çok soruşturmanınhalen devam ettiği, örgütün bir çoküyesininveeylemlerininhenüz tam olarakdeşifreedilemediği, örgüt lideri FetullahGülen’in talimatları doğrultusundaMİT’e ait tırların durdurulmasıgörüntülerinin yayınlanmasında şüphelilerin etkin rol oynadıkları, örgütünamaçlarından birinin sahte delil ve kurgular üzerinden Türkiye CumhuriyetiHükûmetini terörle ilişkilendirmek olduğu, soruşturma kapsamında yapılanaramalarda ele geçirilen dijital malzemeler ve diğer materyallerinincelenmesinindevamettiği,henüztanıkbeyanlarınınalınmadığı, birkısımşüphelilerinfirarda olduğu, beyanları alınamayantanıklaraetki etmeolasılığının yüksekolduğu, şüphelilerinatılısuçlarıişledikleri yönündekuvvetli suç şüphesinin bulunduğu bu itibarla buşüphelilerin üzerilerine atılı suçlar yönünden;kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut deliller bulunduğu, bu suçların yasada öngörülencezalarının alt ve üst sınırı, bu suçların önemli ve ciddi sayılan suçlardanolması hasebiyle tutuklama nedenininvarsayıldığı,atılısuçlarınkatalogsuçlardanolduğu,CM’nın 100.vedevamımaddelerinde belirtilentutuklama yasağı veya yargılama engeli gibi halin bulunmadığı, atılı suçlaryönünden şüphelilerin alabileceği ceza miktarı göz önüne bulundurulduğundakaçabilecekleri yönünde şüphe bulunduğu, soruşturınanın henüz taınamlanmadığı,çok kapsamlı bir şekilde ve çok yönlü olarak soruşturmanın devaın ettiği, buanlamda şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanıklar üzerinde baskıoluşturma şüphesinin bulunduğu, atılı suçlar yönünden beklenen ceza veyagüvenlik önlemi değerlendirildiğinde ‘ölçülülük’ ilkesi uyarıncadaha hafif korumaönlemiolan adli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamada yetersiz kalacağı,kanaatine varılmakla şüpheliler A.T.Ç ve Bekir Mustafa Yılmaz’ınCMK’nın 100. Vedevamı maddeleri uyarınca … tutuklanmalarına… [karar verildi.]”
14. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, ancak itirazıİstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından -tutuklama kararındaki gerekçelereatfen- kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek 11/3/2016 tarihindereddedilmiştir.
15. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 21/3/2016 tarihinde resen-ve duruşmalı olarak- yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucununtahliye talebinin reddine ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“… Şüpheli[nin] … [üzerine] atılı suçlar yönünden;kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, busuçların yasada öngörülen. Cezalarının alt ve üst sınırı, bu suçların önemliveciddi sayılan suçlardan olmasıhasebiyletutuklamanedeninin varsayıldığı,atılı suçların katalog suçlardan olduğu, CMK’nın100. Vedevamı maddelerinde belirtilen tutuklama yasağıveya yargılama engeli gibi halinbulunmadığı, atılı suçlar yönünden şüphelilerin alabileceği ceza miktarıgözönünebulundurulduğundakaçabilecekleri yönünde şüphebulunduğu,soruşturmanınhenüz tamamlanmadığı, çok kapsamlı birşekildeve çokyönlü olarak soruşturmanın devam ettiği, bu anlamda .şüphelilerin delilleri yoketme, gizleme, tanıklar üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu, atılısuçlar yönünden beklenen ceza veyagüvenlikönlemi değerlendirildiğinde’ölçülülük’ilkesi uyarınca daha hafifkorumaönlemiolan adlikontroltedbiri uygulanmasınınyetersiz kalacağı, suçların sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel cezaveyagüvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretleşüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektireceknitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadankalkmadığı anlaşıldığından CMK’nın 100. Ve 108. Maddeleri gereğinceşüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına… [karar verildi.]”
16. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyenİstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği itirazın reddine karar vermiştir.
17. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 24/5/2016 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üyeolma suçundan tutukluluk hâlinin devamına, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetiniortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletingizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla teminetme ve devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casuslukamacıyla açıklama suçlarından isebaşvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17/5/2016tarih, 2016/9898 soruşturma numaralı yazısıyla şüpheliler hakkında HTS talepedildiği, İstanbul 3. Sulh CezaHakimliği’ncebutalebin kabul edildiği, İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı’nın 18/5/2016tarih, 2016/9898 soruşturma numaralıyazısıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekominikasyon İletişimBaşkanlığı’na şüpheliler hakkında verilen HTS kararının uygulanması için yazıyazıldığı, HTS kararıyla ilgili raporların savcılık dosyasına … henüzsunulmadığı ayrıca şüphelilerde ele geçirilen cihazlarla ilgili raporların dadosyaya sunulmamış olduğuanlaşılmıştır.
Şüphelilerin yukarıdabelirtilen gerekçeler doğrultusunda tutuklanmalarınakarar verildiği, dosyadadelillerin toplanmasına devam olunduğu ancak tutuklamanın bir tedbir olduğu,tutuklamayla kişilerin mağduriyetine sebebiyet verilmemesi için dosyadaki deliltoplama aşamasının Cumhuriyet savcılığınca bir an öne tamamlanmasınıngerektiği, bu aşamada delillerin tam olarak toplanamamış olması diğer…tutuk1ama nedenleriyle birlikte göz önüne alındığında tutuklama nedenleriningeçerliliklerini koruduklarını kabul etmek gerektiğianlaşıldığındanhakimliğimizceşüphelilerinsilahlıterörörgütüneüyeolmasuçundantutuklulukhallerinin …devamına,
Hâkimliğimizce yapılan değerlendirmedeşüphelilerin terör örgütüne üye olma suçu dışındaki isnat edilen diğersuçlamalar olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya göreviniyapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizlikalmasıgereken bilgilerinisiyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkingizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama,şeklindekisuçlamalarlailgili bu aşamada dosyada şüphelilerin tutuklanmalarını gerektirecek düzeydevenitelikte delil bulunmadığı bu suçlar bakımından tutuklamanın bir tedbiroluşu ve kişilerin mağduriyetine sebebiyet verilmemesi gerektiği de dikkatealınarak şüphelilerin bu suçlar yönünden tahliyelerine … [kararverildi.]”
18. Anılan karara karşı başvurucunun 27/5/2016 tarihinde yaptığıitirazı inceleyen İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 2/6/2016 tarihinde itirazınreddine karar vermiştir.
19. İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği 23/6/2016 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“… Şüphelilerin üzerlerine atılı silahlı terörörgütüne üye olma suçunun CMK’nın 100. Maddesindebelirtilenkatalog suçlardanolduğu, şüpheli anlatımları, telefon tape kayıtlarına göre yapılan görüşmeveiçerikleri, para transferine ilişkin yapılan tespitler, şüphelilerden eldeedilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu elde edilenbulgular birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösterir delillerin bulunduğu, atılı suçun cezası ve delillerin henüz tamolarak toplanmamış bulunması dikkate alındığında Adli kontrol kararının yetersizkalacağı ve tutuklama tedbirinin orantılı olduğu anlaşıldığından CMK’nın 108. Maddesigereğince tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”
20. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyenİstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 12/8/2016 tarihinde itirazın reddine kararvermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“… itiraz konusu kararda kuvvetli suçşüphesini gösteren somut delil ve vakıaların soruştıırma dosyasının içeriğineuygun şekilde ortaya konulduğu; tutuklamayı gerektiren nedenlerin ve tutuklamatedbirinin ölçülülük ilkesine uygun olduğunun, tutuklama yerine adlikontroltedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağını gösteren vakıa ve delillerinsomut olgularla gerekçelendirilerek açıklandığı, açıklamaların soruştuımadosyası içeriğine de uygunolduğu; tüm bu olgu, tespit ve nedenler karşısındaİstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği’nin itiraza konu tutukluluğun devamına dairkararında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmayıp, kararın yerinde olduğusonuçve vicdani kanaatine varılmakla, şüpheli müdafıinin yerinde görülmeyenitirazlarının reddine … [karar verildi.]”
21. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği 25/7/2016 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“… silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanan şüpheliler A.T.Ç., Bekir Mustafa Yılmaz [ve] S.A. hakkında dosyadaki mevcut delil durumu şüpheliS.A.nın paralel devlet yapılanmasının Ankara sorumlusu olarak ihbardabelirtildiği, diğer şüpheli A.T.Ç. ile bacanak olduğu ve A.T.Ç.nin FETÖ/PDYterör örgütünde davranış şekli olan ‘Ömer’ kod adı ile tanındığı, şüphelininyapılan dinlemelerde 4/1/2016 tarihinde M. İsimli şahıs ile yaptığı telefongörüşmesinde ve paralel devlet yapılanması içinde yer alan teröristlerden ‘bizimgrup’ olarak bahsettiği, M.nin ise grubun bittiğini ve grup üyelerinin yurtdışına kaçtığını belirttiği, şüpheli S.a.nın ise bu işin sorumlusunun bacanağıolan ‘Ömer’ kod adlı A.T.Ç. olduğunu belirttiği, soruşturma konusu olayda S.A.ile Bekir Mustafa Yılmaz’ın birlikte hareket ettikleri,her ne kadar şüphelilerin diğer suçlardan İstanbul9.Sulh Ceza Hakimliği’ninkararıyla tahliyelerine kararverilmişise de;tüm şüphelilerin FETÖ/PYD terörörgütüne üye olduklarına ilişkin dosya kapsamı itibariile değerlendirildiğindeve delillerin henüz toplanmamış olması, atılı suçun yasada ön görülen cezasınınalt ve üst sınırı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine ilişkinkuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu, şüphelilerinkaçma ihtimallerinin bulunması, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasınınyetersiz kalacağı, suçun sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veyagüvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretleşüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikteyeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığıanlaşıldığından CMK’nın 100. Ve 108. Maddeleri gereğince şüpheliler hakkındaayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”
22. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/8/2016 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“… Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşikorganizasyonu içerisinde hareket etmeyip Türkiye Cumhuriyeti Devletini ortadankaldırmayı amaçlayan ve bu aınaç doğrultusunda devletin çeşitli kamu kurum vekuruluşlarına sızarak kamu hukukundan kaynaklanan gücü kendiamaç vedoğrultularında kullanarakfaaliyettebulunduğukamuoyunayansıyanbir çokhazırlıksoruşturması ve kamu davalarından anlaşılan FETÖ/PDYolarak adlandırılan yasadışısilahlıterörörgütüolarakbelirtilenyapıilebağlantılıolarakhareketettiğikanaatine varılanillegalbiroluşum’sözdeYurttaSulhKonseyi’olarakfaaliyetgösterenveTürk Silahlı Kuvvetlerininmeşruemirkomutazinciridışınaçıkabilengizliliğe ve denetime önem veren ayrı bir hiyerarşik yapıoluşturularak soruşturma kapsamındaki bilgi ve belgelere göre de Türk SilahlıKuvvetlerinin meşru hiyerarşik yapısı yerine oluşturulan illegal yapı tarafındanyapılan planlama çerçevesinde verilen yasal mevzuata ve Türk Silahlı Kuvvetleriİç Hizınet Kanununa aykırı görevlerin yerine getirilerek bu kapsamda sözde ‘YurttaSulhKonseyi’olarak adlandırılan illegal oluşumun amacı ve faaliyeti ile ilgili olarak 15 Temmuz2016 tarihinde darbe bildirisini TRT televizyon kanalında silah zoru ileokutarak kamuoyunun bilgisine sunulduğu, amaçladıkları hedefe ulaşabilmekiçinde ülkemizin bir çok yerinde ve özellikleAnkara ve İstanbul gibibüyükşehirlerdeCumhurbaşkanlığı Külliyesi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası, AnkaraEmniyet Genel Müdürlüğü ve MİT binası’nın bombalanarak sivil halkın da içindebulunduğu kolluk güçlerine ateş edilmesi, bir çok sivil vatandaş ile kamugörevlilerinin öldürülmesi, kamu ve özel şahısların araçlarına, iş yerlerinezarar verilerek zorla girilmesi gibi eylemlerin gerçekleştirildiği, bu durumdaFETÖ/PDY suç örgütünün bu manada artık silahlı terör örgütü olarak kabulügerektiği, bu silahlı terör örgütü mensuplarının devletin çeşitli kamu kurum vekuruluşlarına sızarak kamu hukukundan kaynaklanan güç ve otoriteyi bulunduklarıkonum ve statüye göre örgütten gelen talimatları esas almak suretiyle örgütünfaaliyeti ve amacına ulaşabilmek için hareket ettikleri ve yine bu silahlıterör örgütünün sivil uzantılarının da himmet adı altında paralar toplayarak,bu toplanan paralarıda çeşitli şekillerde gerek yurt içinde gerekse yurtdışınatransferinde faaliyet gösterdikleri, yine bir kısım sivil unsurlarının daözellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sahte ihbar ve delillerle teröreyardım eden ülke konuınuna sokarak uluslararası Ceza Mahkemesindeyargılanmasını sağlaınak amacıyla devlet sırrı niteliğindeki bir takımbilgileri ifşa ederek kamuoyunda bir algı yaratma faaliyetinde bulundukları,şüphelilerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 15 Temmuz 2016 tarihindegerçekliştcınıeye kalkıştığı darbe girişiminden önce İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca yürütülen soruşturmalar kapsamında 20/2/2016 ve 22/2/2016tarihlerinde İstanbul 5. Ve 8. Sulh Ceza Hâkimliklerince silahlı terörörgiitüne üye olma suçundan tutuklandıkları anlaşılmıştır.
Bu düzenlemeler ve açıklamalar ışığındayapılan inceleme neticesinde:
Şüphelilerin üzerlerine atılı olan silahlıterör örgiitüne üye olma suçunun TCK’nın 314/2. Maddesinde düzenlenmiş olduğu,23/7/2016 tarih ve 29779 nolu Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girenOlağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin 667 Sayılı Kanun HükmündeKararnamenin 6/1. Ve 6/ı. Maddelerindeki düzenlemeye göre tutukluluğunincelenmesi, tutukluluğa itiraz ve tahliye taleplerinin dosya üzerinden kararabağlanabileceği belirtildiğinden şüphelilerin üzerlerine atılı suçlarınmahiyeti ve niteliği gözönüne alınarak da CMK’nın 108. Maddesinde düzenlenentutukluluğun incelenmesinin soruşturma dosyası üzerinden yapılmasına kararverilerek hazırlık soruştuıına dosyası incelendiğinde;
Şüphelilerin üzerlerine atılı suçun vasıf vemahiyeti, şüphelilerin ifade ve savunmaları, şüphelilerin ikametinde veişyerlerinde yapılan aramalarda ele geçen bilgi ve belgeler, şüphelilerinkullanmış oldukları telefonlar üzerinde yapılan ilk incelemelerdeki kayıt vebulgular, kolluk görevlilerince düzenlenmiş olan açık kaynak tespit tutanağı,soruşturma dosyası içerisindeki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanıklarC.D. ve E.G. hakkında silahlı terör örgiitüne üye olmaksızın bilerek veisteyerek yardım etme suçundan dosyanın tefriki ile MİT tırlarının durdurulmasıolayıyla ilgili Cumhuriyet gazetesinde 29/5/2015 tarihinde yayımlananhaberlerle ilgili olarak ‘Devletingüvenliği veya iç veya dış sayasal yararlarıbakımından niteliği itibariyle gizli kalması bilgileri açıklamak’ suçundan maiyetlerine dairverilmiş olan2016/37Esas,2016/162Karar sayılı karar içeriği,şüpheliler hakkındaki MASAK raporu ile hazırlık evrakı kapsamındaki tüm bilgive belgeler birlikte değerlendirildiğinde; Şüphelilerden S.A. hakkında yapılanihbarda bu şüphelinin FETÖ/PDY örgüt yapılanması içerisinde örgütün Ankarasorumlusu olarak faaliyet gösterdiğinin belirtilmiş olması, şüpheliler A.T.Ç.ve S.A.nın bacanak oldukları ve birbirleri ile irtibatlı oldukları,şüphelilerden A.T.Ç.nin FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde ‘ÖMER’ kod adı iletanındığı, bu şüphelinin yapılan dinlemelerde 4/1/2016 tarihinde M. İsimlişahıs ile yaptığı telefon görüşmesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyapılanması içerisinde yer alan terör örgütü mensuplarından ‘Bizim Grup’ olarakbahsettiği, M’nin ise ‘Grubun bittiğini ve grup üyelerinin yurt dışınakaçtığını’ belirttiği, gerçekten de kaınuoyuna yansıyan haberlerde baştaİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere ülkemizgenelinde FETÖ/PDY silahlıterör örgütü hakkındaki hazırlık soruşturması dosyalarında yer alan bir çokşüphelinin ya hakkında herhangi bir ifade alma işlemi yapılmadan önce ülkemiziterk ederek yurt dışına kaçtıkları gibi sorgularının yapıldığı hakimliklerceadli kontrol tedbiri kapsamında serbest bırakıldıklarında da gayri yasalyollardan yurtdışına kaçtıklarının somut bir gerçeklik olduğu, MİT tırlarınındurdurulması olayıyla ilgili olarak hakkında mahkumiyet kararı verildiğianlaşılan sanık C.D.ye ait bir villanın alımı konusunda şüphelilerden BekirMustafa Yılmaz ve S.A.nın birlikte hareket ettikleri, C.D.nin MİT tırlarınındurdurulması ile ilgili haberleri yapması karşısında satışı yapılan villanın değerininçok üzerinde haricen kendisine ödeme yapıldığı, MASAK raporlarından daanlaşıldığı üzere FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finansman kaynaklarındanbiri olan himmet adı altında toplanan paraların yurtdışına çıkarılmasında roloynadıkları, yine yapılan soruşturmalarda silahlı terör örgütü ile iltisaklıolduğu anlaşılan Aydınlı Grup ile şüphelilerin bağlantılarınınbulunduğunun tespit edilmiş olması karşısında şüphelilerin üzerilerine atılısuçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerinbulunması, hazırlık soruşturması ile bu kapsamda delil toplama işlemlerinin çokkapsamlı bir şekilde halen devam ediyor olması nedeniyle mevcut delil durumunagöre delillerin tam olarak toplanmamış olması, şüphelilerin üzerine atılı suçun100/3. Maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni varsayılan suçlar arasında yeralması, atılı suçun kanun maddesinde belirtilen hürriyeti bağlayacı cezanın altve üst hadleri ile şüphelilerin suçunun sabit olması halinde verilebilecek cezamiktarı ile şüphelilerin tutuklulukta geçirdiği süre nazara alındığındatutukluluk hallerinin sonlandırmasını gerektiren bir neden bulunmadığı,şüpheliler tutuklandıktan sonra geçen süre zarfında tutuksuz yargılanınak üzereserbest bırakılmalarını gerektirecek nitelikte lehlerine yeni bir delilbulunmaması, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun ilerde şüpheliler aleyhinevasfının değişerek daha ağır cezai müeyyideleri olan TCK’nın 309. Ve 312. Maddelerindedüzenlenen suçlara dönüşebileceği ve şüphelilerin tutuklama gerekçelerindebelirtilen nedenlerin ortadan kalkmaması, şüphelilerin üzerine atılı suçunkanun maddesinde belirtilen hürriyeti bağlayıcı cezanın alt ve üst hadlerinegöre ileride yapılacak yargılama sonucunda verilebilecek muhtemel ceza miktarınazara alındığında şüphelilerin serbest kalmaları halinde kaçacakları nitekimFETÖ/PDY silahlıterör örgütü mensuplarının fırsatbulduklarında yasalvegayriyasal yollarla kaçtıkları daha önceden soruşturma dosyaları içeriklerindenanlaşılmış olmasınedeniyleadli kontrol tedbirinin uygulanmasının yeterliolmayacağı kanaatine varılmakla CMK’nın 108. Ve devamı maddeleri gereğinceşüphelilerin … tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”
23. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 26/9/2016 tarihinde resen yaptığıtutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…Şüpheliler Bekir Mustafa Yılmaz, A.T.Ç.veS.A.hakkındasilahlı terör örgütüne üye olma suçundanüzerlerineatılı suçunvasıfve mahiyeti, mevcutdelil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması, atılısuçun yasada ön görülencezasınınüstsınırı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçuişlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerinoluşu, atılı suçların CMK’nın 100. Maddesinde sayılankatalog suçlardan oluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı,soruşturma konusu suçların ağırlığı ve önemi dikkate alındığında; adli kontrolhükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçların sabit görülmesihalindeverilmesimuhtemel cezaveyagüvenliktedbirleriyletutuklama tedbirinin ölçülüolduğu, busuretle şüphelilerintutukluluk hallerininsonlandırılmasınıgerektirecek nitelikteyenibir delilinbulunmadığı,tutuklamanedenlerininortadankalkmadığıanlaşıldığındanCMK’nın100. Ve 108. Maddelerigereğince şüphelilerin tutukluluk hallerinindevamına … [karar verildi.]”
24. İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği 27/10/2016 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“… Şüphelilerinüzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun CMK’nın 100. Maddesindebelirtilenkatalogsuçlardan olduğu, şüpheli anlatımları, telefon tape kayıtlarına göre yapılangörüşme ve içerikleri, para transferine ilişkin yapılan tespitler,şüphelilerden elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucuelde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suçşüphesininvarlığını gösterir delillerin bulunduğu, atılı suçun cezası ve delillerin henüztam olaraktoplanmamış bulunması dikkate alındığında tutuklama tedbirininorantılıolduğuanlaşıldığındanbahsekonutahliye taleplerinin … reddine, CMK’nın108/1.maddesi gereğince tutukluluk hallerinin devamına … [kararverildi.]”
25. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyenİstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 30/11/2016 tarihinde itirazın reddine kararvermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…İtiraz konusu karardakuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil ve vakıaların soruşturma dosyasınıniçeriğine uygun şekilde ortaya konulduğu; tutuklamayı gerektiren nedenlerin vetutuklama tedbirinin ölçülülük ilkesine uygun olduğunun, tutuklama yerine adlikontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersizkalacağını gösteren vakıa vedelillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıklandığı, açıklamalarınsoruşturma dosyası içeriğine de uygun olduğu; tüm bu olgu, tespit ve nedenlerkarşısında İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin itiraza konu tutukluluğundevamına dair kararında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmayıp, kararınyerinde olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla, şüphelinin yerindegörülmeyen itirazlarının reddine … [karar verildi.]”
26. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği 25/11/2016 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… ŞüphelilerA.T.Ç.,BekirMustafaYılmazveS.A.hakkında silahlı terör örgütüneüye olmasuçundan; üzerlerineatılı suçunvasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu vedelillerinhenüz tamamının toplanmamışolması,ziraşüphelilerdenele geçirilen dijital materyellerin incelenmesine veşifrelerinin çözülmesi çalışmalarına devam edildiğinin bildirilmesi, atılısuçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerin üzerlerine atılısuçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin oluşu, soruşturına konusu suçların ağırlığı ve önemi dikkatealındığında; adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı,suçların sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya güvenliktedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle şüphelilerintutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni birdelilinbulunmadığı,tutuklaınanedenlerininortadankalkmadığıanlaşıldığındanyukarıda anılan şüphelilerin muhtelif tarihlerdekitahliye taleplerinin reddine, tüm şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [kararverildi.]”
27. Başvurucu 21/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
28. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 27/12/2016 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… Silahlı Terör ÖrgütüneÜye Olma suçu ile ilgili olarak; atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delildurumu ve delillerin henüz tamamının toplanmamış olması, atılı suçun yasadaöngörülen cezasının üst sının, şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerineilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu,atılı suçun CMK’nın 100. Maddesinde sayılan katalog suçtan oluşu nedeniyletutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemidikkate alındığında; adli kontrol hükümlerininuygulanmasınınbuaşamadayetersizkalacağı,suçunsabitgörülmesihalindeverilmesimuhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu,bu suretle şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektireceknitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadankalkmadığı anlaşıldığından yukarıda anılan şüpheli ve müdafıilerinin tahliyetaleplerinin reddine, aynca savcılık talebinde belirtilen tüm şüphelilerintutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”
29. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği 27/1/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… şüpheliler A.T.Ç.,Bekir Mustafa Yılmaz ve … S.A.nın üzerilerine atılı suçunvasıf ve mahiyeti, suçvasfının aleyhlerine ağırlaşabileceği, mevcut delil durumu ve delillerin henüztop]anmamış olması ile şüphelilerin beyanları nazara alınarak, atılı suçlarınyasada ön görülen cezalarının miktarı, şüphelilerin üzerine atılı suçlarıişlediklerine ilişkin suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerinvarlığı, şüphelilerin kaçması, saklanması, veya kaçacağı şüphesini uyandıransomut delillerin bulunması, soruştı.ırma konusu suçun ağırlığı ve önemi dikkatealındığında, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçunsabit görülmesi halinde verilmesimuhtemelceza veya güvenliktedbirleriyletutuklama tedbirininölçülü olduğu, bu suretle şüphelilerintutukluluk halinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilinbulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından CMK’nın100. Ve 108. Maddeleri gereğince dosyakapsamındaki tüm tahliye taleplerininreddine, şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [kararverildi.]”
30. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyenİstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği 22/2/2017 tarihinde itirazın reddine kararvermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“… şüphelilerin üzerlerine atılı silahlı terörüdafile üye olma suçunun CMK’nın 100. Maddesinde belirtilen katalog suçlardanolduğu, şüpheli anlatımları, telefon tape kayıtlarına göreyapılan görüşmeve içerikleri, para transferine ilişkinyapılan tespitler, şüphelilerden eldeedilen dijital materyaller üzerindeyapılan inceleme sonucu elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğindekuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delillerinbulunduğu,atılı suçuncezası ve delillerin henüz tam olarak toplanmamış bulunması dikkatealındığındatutuklama tedbirinin orantılı olduğu anlaşıldığından itirazınreddine … [karar verildi.]”
31. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 24/2/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… Şüpheli … Bekir Mustafa Yılmazsuçu ile ilgili olarak; atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunun vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz tamamının toplanmamış olması,atılı suçun yasada öngörülen cezasının üst sının, şüphelilerin üzerlerine atılısuçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren soıputdelillerin oluşu, atılı suçların CMK’nın 100. Maddesinde sayılan katalog suçuoluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruştı.ırnıa konususuçun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında; adli kontrol hükümlerininuygulanmasınınbuaşamadayetersizkalacağı,suçunsabitgörülmesihalindeverilmesimuhtemel cezaveya güvenliktedbirleriyle tutuklamatedbirininölçülüolduğu, busuretle şüphelilerin tutukluluk hallerininsonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni birdelilin bulunmadığı, tutuklamanedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından yukarıda anılan şüphelilerintahliye taleplerinin ayrı ayrı reddine, ayrıcaca savcılık talebinde belirtilentüm şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”
32. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 24/3/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… Şüpheli … Bekir Mustafa Yılmaz’ın… [üzerine] atılı SilahlıTerör Örgütüne Üye Olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu vedelillerin henüz tamamının toplanmamış olması, atılı suçun yasada öngörülencezasının üst sının, şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine ilişkinkuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren soıput delillerin oluşu, atılısuçların CMK’nın 100. Maddesinde sayılan katalog suçu oluşu nedeniyle tutuklamasebeplerinin var sayıldığı, soruştı.ırnıa konusu suçun ağırlığı ve önemi dikkatealındığında; adli kontrol hükümlerininuygulanmasınınbuaşamadayetersizkalacağı,suçunsabitgörülmesihalindeverilmesimuhtemel cezaveya güvenliktedbirleriyle tutuklamatedbirininölçülüolduğu, busuretle şüphelilerin tutukluluk hallerininsonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni birdelilin bulunmadığı, tutuklamanedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından yukarıda anılan şüphelilerintahliye taleplerinin ayrı ayrı reddine, ayrıcaca savcılık talebinde belirtilentüm şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”
33. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… şüpheliler … Bekir Mustafa Yılmaz’ınüzerilerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, savunma içerikleri, tapekayıtları, örgütsel bağlantıyı gösterir ilişkiler, para transferleri gereğikuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların varlığı, mevcutdelil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması, atılı suçların yasada öngörülen cezalarının miktarı,soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemi ve kaçmaşüpheleri gereği adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı,suçun sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya güvenliktedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle şüphelilerintutukluluk halinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilinbulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından CMK.nın100. Ve 108. Maddeleri gereğince dosya kapsamındaki tüm tahliye taleplerininreddine, şüphelilerin tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına … [karar verildi.]”
34. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği 6/6/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… silahlı terör örgütüne üye olma, Anayasaldüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarınınvasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması,kolluk görevlileri tarafından düzenlenen tutanaklar, iletişimin tespitikayıtları, tanık beyanları, atılı suçların yasada ön görülen cezasının üstsınırı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediklerine ilişkin kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu, atılı silahlı terörörgütüne üye olma ve Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmesuçlarının CMK 100/3-a-11 maddesinde sayılan katalog suçlardan oluşu nedeniyletutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemidikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı,suçun sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya güvenliktedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle şüphelilerintutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilinbulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından CMK.nın100. Ve 108. Maddeleri gereğince şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”
35. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 28/6/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… Şüphelilerin ifade ve savunması, soruşturmadosyası içindeki bilgi ve belgeler, tutuklama kararlarındaki belirtilengerekçeler ve nedenlere göre şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine dairkuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığı, üzerine atılı suçunCMK’nun 100/3.maddesinde belirtilen tutuklama nedeni varsayılan suçlar arasındayer alması, atılı suçların kanun maddesinde belirtilen hürriyeti bağlayıcıcezaların alt ve üst hadleri ile ileride suçun sabit görülmesi halindeverilmesi muhtemel ceza miktarı dikkate alındığında şüphelilerin kaçmaşüphelerinin bulunduğu ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersizkalacağı anlaşıldığındanCMK.nın 108. Ve devamı maddeleri gereğince şüphelilerintutukluluk halinin devamına … [karar verildi.]”
36. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği 28/7/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… Şüphelilerin …. üzerlerine atılı suçunvasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz tamamınıntoplanmamış olması, atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı,şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu, atılı suçların CMK’nın100. Maddesinde sayılan katalog suçlardan oluşu nedeniyle tutuklamasebeplerinin var sayıldığı, soruşturma konusu suçların ağırlığı ve önemidikkate alındığında; adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersizkalacağı, suçların sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veyagüvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretleşüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikteyeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığıanlaşıldığından şüphelilerin tutukluluk halinin devamına …. [karar verildi.]”
37. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği 25/8/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… Şüphelilerin …. üzerlerine atılı suçun vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz tamamının toplanmamış olması,atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerin üzerlerineatılı suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut delillerin oluşu, atılı suçların CMK’nın 100. Maddesinde sayılan katalogsuçlardan oluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturmakonusu suçların ağırlığı ve önemi dikkate alındığında; adli kontrolhükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçların sabit görülmesi halindeverilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülüolduğu, bu suretle şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasınıgerektirecek nitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerininortadan kalkmadığı anlaşıldığından şüphelilerintutukluluk halinin devamına … [karar verildi.]”
38. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 15/9/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… Şüphelilerin üzerlerine atılı suçun vasıf vemahiyeti, şüphelilerin ifade ve savunması, şüphelilerin ikametinde yapılanaramalarda ele geçen materyallere ilişkin düzenlenmiş olan tutanak içeriklerinazara alındığında şüphelilerin üzerine atılı suç/suçlar bakımından kuvvetlisuç şüphesi altında bulundukları anlaşılmış olup, şüphelilerin üzerine atılısuçun CMK.nun 100/3 maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni varsayılan suçlararasında yer alması, atılı suçun kanun maddesinde belirtilen hürriyeti bağlayacıcezanın alt ve üst hadleri ile şüphelilerin suçunun sabit olması halindeverilebilecek ceza miktarı ile şüphelilerin tutuklulukta geçirdiği süre nazaraalındığında tutukluluk hallerinin sonlandırmasını gerektiren bir nedenbulunmadığı, şüphelilerin tutuklama gerekçelerinde belirtilen nedenlerinortadan kalkmaması ve adli kontrol tedbirinin uygulanmasının yeterli olmayacağıkanaatine varılmakla CMK.nın 108. Ve devamı maddeleri gereğince şüphelilerintutukluluk halinindevamına, ayrıca şüpheliler ve üdafilerinin yapmış olduklarıtahliye talepli dilekçelerinin de yukarıda açıklanan gerekçelerle reddine … [karar verildi.]”
39. İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği 16/10/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan yürütülensoruşturma kapsamında tutuklanan şüphelilerin üzerlerine atılı suçun vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması, atılısuçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerin üzerlerine atılısuçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin oluşu, atılı suçların CMK.nın 100. Maddesinde sayılan katalogsuçlardan oluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturmakonusu suçların ağırlığı ve önemi dikkate alındığında; adli kontrolhükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçların sabit görülmesi halindeverilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülüolduğu, bu suretle tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından,CMK’nın 100. Ve 108. Maddeleri gereğince şüphelilerin tutukluluk hallerinin …devamına … [karar verildi.]”
40. İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliği 16/11/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… şüphelilerin üzerilerine atılı suçun vasıfve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz tamamının toplanmamışolması, atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerinüzerine atılı suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut delillerin oluşu, atılı suçun CMK’nın 100. Maddesinde sayılan katalogsuçlardan oluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturmakonusu suçun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında; adli kontrol hükümlerininuygulanmasının yetersiz kalacağı, suçun sabit görülmesi halinde verilmesimuhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu,bu suretle şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektireceknitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadankalkmadığı anlaşıldığından şüpheli A.T.Ç.nin tahliye talebinin reddine, ayrıcasavcılık talebinde belirtilen şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”
41. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği 14/12/2017 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… şüphelilerin üzerlerine atılısuçlarınavasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz toplanmamışolması, atılı suçların yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerinüzerlerine atılı suçları işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin oluşu, soruşturma konusu suçların ağırlığı ve önemidikkate alındığında, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersizkalacağı, suçların sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veyagüvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, tutuklamanedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından CM’nın 100. Ve 108. Maddelerigereğince tahliye talebinin reddi ile tüm şüphelilerin tutukluluk hallerininayrı ayrı devamına… [karar verildi.]”
42. Başsavcılık 15/1/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla aynı yer Ağır CezaMahkemesinde kamu davası açmıştır. Başsavcılık; kamuoyunda MİT tırlarısoruşturması olarak bilinen olay ve kamuoyuna ifşa hadisesine katıldıklarındanbahisle başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında başlattığı soruşturmada devletingizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla teminetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasınıengellemeye teşebbüs etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gerekenbilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçlarından “Şüphelilerin savunmalarının aksine eylemlere katıldıklarına dair kamudavası açmaya yarayan nitelikte delil elde edilememiştir” şeklindekigerekçeyle ek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
43. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü hakkındagenel bilgilere, daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yerverilmiştir.
44. Bu bağlamda başvurucunun işlediği iddia olunan suça ve örgütbağlantısına ilişkin olarak iddianamede yer verilen olay ve olgular özetleşöyledir:
i.İstanbul Emniyet Müdürlüğüne 24/11/2015 telefonla yapılanihbar üzerine başvurucu ile aynı dosyada yargılanan A.T.Ç., F.Ö. ve S.A.hakkında Başsavcılıkça soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda 8/2/2016tarihinde bir ihbarcının ifadesi de alınmıştır.
- 24/11/2015 tarihli ihbar içeriği şöyledir:
“Avukat A.T.Ç. kod adı ‘Ömer Abi’ Fetullah’abağlı. Fatih Üniversitesi’nde öğretim üyesi, Aydınlı Grup’ta öğretmenlik yapar.HSYK üyelerini giydiriyor. Tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Aynı zamanda İ.Y.ninkızı Aydınlı Grupta çalışıyor ve cemaate para yardımı topluyor. Z. Abi ileortaklar. S.A. isimli abi ise Ankara’da avukat ve Ankara’nın abisi. Her zamanZ.Ö. ile irtibat halinde. Tarık’ın elinde bir tane laptop bilgisayar var.Devletle ilgili bilgiler var. H.A. ve B.K.T. aralarında bu bilgisayar dönüyor.Ayrıca F.Ö. adlı avukat abi hâkimler ile konuşup her türlü davayı hallediyor.Gittiğimiz toplantılarda telefonlarımızı toplayıp bir odaya kilitliyorlar. Dahasonra üzerimizi arayıp ikinci bir telefon var mı diye bakıyorlar. A.T.Ç. geçentoplantıda Amerika’ya kaçacağını söyledi.”
- 8/2/2016 tarihinde İstanbul Emniyet MüdürlüğüKaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğünde dinlendiği belirtilen ihbarcınıniddianamede yer verilen ifadesi şöyledir:
“A.T.Ç. isimli şahsın İstanbul’da avukatolduğu, aslen Erzincan Refahiyeli olmasına rağmen 5 yaşından beri İstanbul’dayaşadığı, en yakın arkadaşı H.A. ile birlikte cemaat evlerinde yetiştikleri,dershane paralarını cemaatin karşıladığı ve FEM dershanesine devam ettikleri,lise son sınıfta Altunizadede FEM Dersanesi’nin 5. Katında Fetullah Gülen’inmakamında hizmetlisi oldukları, A.T.Ç.nin hep Fetullah Gülen’in yanındakaldığı, eski adı Z. İken o zamanlarda ‘Ömer’ lakabını kullandığı, herkesin onuo yıllarda ‘Ömer’ olarak tanıdığı, daha sonra Z. İsmini resmi olarak A.T.olarak değiştirdiği, zaman içerisinde bütün çevresiyle ve akrabalarıylailişkisini kestiği, daha sonra FEM dershanelerinde öğretmenlik yaptığı, enelit, zengin ve bürokrat çocuklarıyla kendisinin ilgilendiği ve üniversiteyehazırlık dersleri verdiği için Türkiye’de önemli kişileri çok iyi tanıdığı veetkili biri olduğu, A.T.Ç.nin yedek subay olarak askerlik yaptığı, daha sonraIşık Sigorta’da, Elektrik Kurumunda ve Pierre Cardin, Polo gibi firmalarınsahibi olan Aydınlı Grup’ta hukuk müşaviri ve Aydınlı Grup sahiplerindenÖ.F.K.nin danışmanlığını yaptığı, arkadaşı H.A.nın savcı olduğu, H.A.nın eşiE.A.nın da hâkim olduğu ve karı koca savcı hâkim olarak Çağlayan Adliyesi’ndeçalışırken şu an Alanya Adliyesi’nde çalıştıkları, A.T.Ç.nin cemaat adınapolislerle, subaylarla ve birçok yetkili kişilerle bizzat kendi evindegörüşmeler yaptığı, Aydınlı Grubun polislere, adliye mensuplarına, müsteşarlaraücretsiz kıyafetler, hediyeler dağıttığını, geçmişte A.T.Ç., H.A., D.Ç. isimlişahısların bir dava olunca FETÖ/PDY ile alakalı davalara hangi hâkimin, hangimahkemenin bakacağını organize ettikleri, HSYK seçimlerinde etkili oldukları,ayrıca A.T.Ç.nin Fatih Üniversitesi Adalet Yüksek Okulu’nda dersler verdiği,Paralel Yapının Adalet ve Hukuk Derneği’ni kurduğu, bu dernek adı altındageziler, seminerler düzenledikleri, bu organizasyonları A.T.Ç.nin organizeettiği, bilirkişilere ve profesörlere bu gezilerde rüşvet verildiği, dernekaracılığıyla Suriye, Fransa, Azerbaycan, Makedonya, Bosna gibi ülkelere çokkere gidildiği, Bosna’ya 2012 Mayıs ayında Z.H., avukat B.K.T. ve A.T.Ç.ninberaberce gittikleri, Bosna’ya cemaat avukatlarını defalarca götürdükleri,hâkim H.İ.Y.nin geçmişte İstanbul 13. Ticaret Mahkemesi’nde görev yaptığı, budönemde ticari davalarını bu hâkimin takip ettiği, kızı Avukat A.E.Y.nincemaatin avukatlığını yaptığı, hâkim H.İ.Y.nin Yargıtay’da görevli olduğudönemde, kızı Avukat A.E.Y.nin 2008’de Aydınlı Grupta A.T.Ç.nin sayesinde işealındığı, ama hiç çalışmadan maaş aldığı, bu hâkimin oğlu olan E.Y.nin vegelini olan E.Y.nin de o dönemde aynı şekilde Aydınlı Grup’tan maaş aldıkları,sonrasında işten ayrıldıkları, Aydınlı Grup sahiplerinin babasının M.Ş.K.olduğu ve 82 yaşında olduğu,M.Ş.K.nın oğlu olan A.S.K.nın H.Ş. ile çok yakınarkadaş olduğu ve Amerika’da olduğu, Ankara ilinde A.T.Ç.nin bacanağı olanavukat S.A. ile irtibatlı olarak işlerini yürüttüğü, S.A.nın yanında da;E.M.Ü., Ö.K., B.K.T., F.Ö., R.P. (eski savcı) isimli avukatların olduğu,Fetullah Gülen cemaatinin şu andaki finans kasasının Z.H. olduğu, bu kişininAydınlı Grup Genel Md. Yrd. Ve Hûda İnşaatın sahibi olduğu, para akışlarınıfınans açıklarını bunların karşıladığı ve cezaevindeki cemaat mensuplarınınavukatlık ücretlerinden geçimlerine kadar yardım edildiği, bu şahısların HSYKbağlantısının HSYK 3. Daire Üyesi hâkim K.T. olduğu, avukatlar arası,istihbarat ve fınans anlamında Ankara bağlantılarını D.Ç. isimli emekli biralbayın yürüttüğü, bu şahsın MİT, Emniyet, Jandarma bağlantısının halen çokgüçlü olduğu ve devam ettiği, şu anda bile gözaltına alınacak kişiler hakkındaönceden haberdar olduğu, FETÖ/PDY örgütünün Büyükçekmece, Mimar Sinan,Beylikdüzü, Bahçeşehir gibi yerlerde 20’ye yakın cafe nargile salonlarınınolduğu ve büyük gelir sağladıkları, A.T.Ç. ve 5-6 kişinin yurtdışına kaçmaplanlarının olduğu, A.T.Ç.nin 6 aylık Schengen vizesi aldığı ve bu şahsınHollanda’ya gideceği, Fetullah Gülen’in şubat ayı içinde görüşmek üzereA.T.Ç.yi 3 günlüğüne çağırdığı, avukat A.A.nın hâkim K.K. ile eskiden cemaatevlerinden çok samimi arkadaş oldukları, bahsedilen cemaat avukatlarının,A.T.Ç.den emir alarak Yargıtay, Danıştay’da cemaat firmaları ve mensuplarınındavalarını takip edip, hâkimlere rüşvet dağıttıkları, A.T.Ç.nin emekli albayD.Ç.den bilgi aldığı, F.S. ve Z.Ö.nün yakalama kararı bilgisini aktaran kişininD.Ç. olduğu, avukat A.T.Ç.nin cep telefonu numarasının …, ev adresinin …olduğu, iletişimlerini gizlilik amacıyla whatsapp tarzı bir programaracılığıyla yaptıkları, A.T.Ç.nin bir emniyet müdürü ile de gizli bilgialışverişinin olduğunu öğrendiği[ni]…”
ii. Soruşturma makamlarınca yapılan açık kaynak çalışmalarındaC.D.nin Ankara’da bulunan konutunu 2013 yılı Eylül ayında 1.500.000 AmerikaBirleşik Devletleri Doları (USD) bedelle satışa çıkardığı ancak satamadığı,29/5/2015 tarihinde Millî İstihbarat Teşkilatına (MİT) ait tırların durdurulmasıile ilgili haberin Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmasından kısa bir süre sonra25/6/2015 tarihinde C.D.ye ait konutun 1.500.000 USD bedelle başvurucutarafından satın alındığı belirtilmiştir. Ayrıca S.A.nın30/12/2015 tarihinde C. İsimli kişi ile yaptığı telefon görüşmesinde geçen “C.D.nin villasıydı bu, biz ondan aldık” şeklindekikonuşma üzerine C.D.ye ait konutun FETÖ/PDY’nin amaçları doğrultusunda örgüttalimatı ile başvurucu ve ortağı olduğu belirtilen S.A. tarafından birliktealındığı değerlendirilerek başvurucu hakkında da soruşturma başlatıldığıbelirtilmiştir.
iii. Başvurucunun telefonunda yapılan incelemeye göre “Günlük girişleri sekmesi altında yapılan incelemede;3452 kalıtlı günlük giriş içerisinden 2389. Sıradaki uygulamanın net.bylocktanıtıcı isminin byLock/net.bylock.bylock olduğu ve tarih saat bilgisi olarakda 02/12/2014 saat 10:28:24 olduğunun tespit edildiği, (xls.) uzantılı excelraporunda Yüklü Uygulamalar sekmesi içerisinde ‘bylock’ yazılarak aramayapıldığında uygulamanın yüklü uygulamalar içerisinde bulunmadığı ancak günlükgirişler sekmesi altında adı geçen bylock uygulamasının telefondan silinmişolabileceğinin ve son erişim tarihinin de 2/12/2014 olabileceğinindeğerlendirildiği” dolayısıyla başvurucunun FETÖ/PDY’nin şifrelihaberleşme programı olan Bylockubaşka bir hat üzerinden kullanmış olabileceği belirtilmiştir.
iv. 19/12/2017 tarihli tutanağa göre Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının 2014/37666 sayılı FETÖ/PDY ana çatı soruşturması kapsamında HTSkaydı alınan 72 şahsa ait 336 numaranın irtibatlı olduğu karşı numaraların abone bilgilerinde T.C.kimlik numaraları kullanılarak yapılan karşılaştırma sonucu abonelikbilgilerine rastlanan şahıslardan K.Ü., A.A., S.T, R.A ile iletişim kaydınınbulunduğu tespit edilmiştir.
v. Mali raporlara göre başvurucunun örgütle ilişkisi olduğundanbahisle haklarında işlem yapılan ve yurt dışıGülenist kuruluş olarak bilinen kuruluşlara para gönderen kişilerleparasal ilişkisinin bulunduğu, başvurucu ile aynı gün yurt dışı çıkışı yapan kişilerinörgütle ilişkili kuruluşlarla parasal ilişki içinde bulunduğu belirtilmiştir.Bu bağlamda;
- Başvurucuya 17/2/2014 tarihinde 5.000 TL, 7/3/2014 tarihinde2.000 TL, 19/6/2014 tarihinde 3.000 TL ve 19/5/2015 tarihinde 1.000 TL paragönderen R.Y. isimli kişinin 2010-2011 yıllarında Bursa Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) il müdürlüğü yaptığı ve İstanbul SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığındabaş müfettiş olarak görev yaptığı, Bursa SGK il müdürlüğü yaptığı dönemde mal alım ihalelerinde FETÖ/PDY örgütü lehineusulsüzlükler yapılması, bilgisi dahilinde FETÖ/PDY adına gazete abonelikleriyapılması, gayri resmi şekilde para toplanması ve kendisine tahsis edilen resmiaracı özel işlerinde kullanması gibi eylemleri nedeniyle FETÖ/PDYile bağlantılı suçlardan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında soruşturmayürütüldüğü belirtilmiştir.
- Başvurucunun 2/10/2015 tarihinde “fatura ödemesi” işlem açıklaması ile 560,40 TL tutarındapara taransfer ettiği Başkent Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. unvanlı firmanınortakları arasında bulunan Y.S. isimli kişinin Ankara Cumhuriyet BaşsavcılığıAnayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca “Yurtdışında bulunan benzer nitelikli kurumlarla aynıisimlerde Türkiye’de kurulan kuruluşlara, gerek Asya Katılım Bankası A.Ş.tarafından verilen krediler gerekse Türk vatandaşı şahıslar tarafından yoğunşekilde gerçekleştirilen para transferleri ile fon aktarılması ve aktarılan bufonların yurtdışındaki aynı isimli ya da farklı isimli benzer nitelikteki,FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu değerlendirilen ve birbirleriyle organik olarakilişkili kuruluşlara transfer edilmesi” ile ilgili olarak yürütülen 2014/156758 sayılı soruşturma dosyasıkapsamında 2/10/2014 tarihli MASAK raporuna istinaden görevlendirilen denetimelemanları tarafından hazırlanan banka hesap hareketlerine ilişkin verilerinincelenmesinde Kanada’da faaliyet gösteren Kanada Türkiye Dostluk Derneğinepara transfer eden kişi olarak adının geçtiği belirtilmiştir.
- Başvurucunun 9/4/2011 tarihinde saat 07.20’de İstanbul AtatürkHavalimanı’ndan giriş yaptığı, M.Y.A. isimli kişinin de aynı gün saat 06.54’teİstanbul Atatürk Havalimanı’ndan giriş yaptığı ve bu kişinin Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca yürütülen 2014/156758 sayılı soruşturma dosyası kapsamında2/10/2014 tarihli MASAK raporuna istinaden görevlendirilen denetim elemanlarıtarafından hazırlanan banka hesap hareketlerine ilişkin verilerin incelenmesineticesinde, eğitim ve danışmanlık adı altındaaçık kaynaklara göre Gülenist kuruluş olduğu bilgisi bulunan METROPOLITANEDUCATION CON. SER. LLC. MRK. ABD TÜRKİYE İST. ŞB. Unvanlı kuruluşa 24/7/2013 tarihinde iki farklı işlemletoplam 500 USD, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) faaliyet yürüten BROOKLYNAMTIY SCHOOL unvanlı kuruluşa 16/11/2012 tarihinde 6.000 USD ve 25/6/2013tarihinde 20.000 USD olmak üzere toplam 26.000 USD para transfer ettiğininbelirtildiği ve söz konusu soruşturmada isminin geçtiğibelirtilmiştir.
- Başvurucunun 5/9/2011 tarihinde saat 06.54’te İstanbul AtatürkHavalimanından çıkış yaptığı, Ş.M.M.isimli kişinin de aynı gün saat 06.44’te İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan çıkışyaptığı, bu kişinin anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,silahlı örgüt kurma, nitelikli dolandırıcılık, 16/2/2013 tarihli ve 6415 sayılıTerörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet, resmî belgedesahtecilik, 25/6/1983 tarihli ve 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’na muhalefetve 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu’na muhalefet suçlarındanÇanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2015/1846 sayılı soruşturmadaşüpheliler arasında yer aldığı belirtilmiştir.
- Başvurucunun 30/10/2011 tarihinde saat 20.16’da İstanbulAtatürk Havalimanı’ndan çıkış yaptığı, M.D.isimlikişinin ise aynı gün saat 20.14’te İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan çıkışyaptığı, bu kişinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2014/156758sayılı soruşturma dosyası kapsamında 2/10/2014 tarihli MASAK raporuna istinadengörevlendirilen denetim elemanları tarafından hazırlanan banka hesaphareketlerine ilişkin verilerin incelenmesi neticesinde, eğitim ve danışmanlıkadı altında ABD’de faaliyet yürüten ve açıkkaynaklara göre Gülenist kuruluş olduğu bilgisi bulunan WELLSPRINGCULTURAL AND EDUCATIONAL FOUNDATION unvanlı kuruluşa 8/3/201-8/4/2014 tarihleriarasında sekiz farklı işlemle 49.060,62 TL ve 12.500 USD, METROPOLITANEDUCATİON CONSULTING SERYİCES LLC. Unvanlı kuruluşa 14/7/2011 tarihinde 250 USDve 11/9/2013 tarihinde 7.800 USD olmak üzere toplam 8.050 USD para transferettiği ve söz konusu soruşturmada isminin geçtiği belirtilmiştir.
- Başvurucunun yine 30/10/2011 tarihinde saat 20.16’da İstanbulAtatürk Havalimanı’ndan çıkış yaptığı sırada S.Ö.T. isimli kişinin de saat20.08’de İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan çıkış yaptığı, bu kişinin FETÖ/PDYile mücadele kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2015/11658sayılı soruşturmada ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/47593sayılı soruşturması kapsamında şüpheli olduğu belirtilmiştir.
- Başvurucunun 13/11/2011 tarihinde saat 19.51’de İstanbulAtatürk Havalimanı’ndan giriş yaptığı, K.T. isimli kişinin ise aynı gün saat19.56’da İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan giriş yaptığı, bu kişinin AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2014/156758 sayılı soruşturma dosyasıkapsamında 2710/2014 tarihli MASAK raporuna istinaden görevlendirilen denetimelemanları tarafından hazırlanan banka hesap hareketlerine ilişkin verilerinincelenmesi neticesinde, eğitim ve danışmanlık adı altında ABD’de faaliyetyürütenve açık kaynaklara göre Gülenistkuruluş olduğu bilgisi bulunan MILKYWAY EDUCATION CENTERINC.-PIONEER ACADEMY OF SCIENCE unvanlı kuruluşa 9/7/2014-2/1/2015 tarihleriarasında üç farklı işlemle 33.550 USD, METROPOLİTAN EDUCATİON CONSULTİNGSERVICES LLC. Unvanlı kuruluşa 15/8/2014 tarihinde 2.780 USD para transferettiğinden söz konusu soruşturmada isminin geçtiği belirtilmiştir.
- Başvurucunun aynı tarihte ve saatte İstanbul AtatürkHavalimanı’ndan giriş yaptığı sırada F.A. isimli kişinin de saat 20.01’deİstanbul Atatürk Havalimanı’ndan giriş yaptığı, bu şahsın Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle yürütülen 2015/64950sayılı soruşturma kapsamında şüpheli olduğu belirtilmiştir.
vi. Başvurucunun irtibatlı olduğu belirtilen ve başvurucu ileaynı dosyada FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yargılanan;
- A.T.Ç.nin Bylock kullanıcısıolduğu, konutunda ve işyerinde yapılan aramalarda FETÖ/PDY ile bağlantılı çoksayıda basılı yayının ve örgüt lideri Fetullah Gülen’e ait konuşmaları içerenbirçok dijital materyalin ele geçirildiği belirtilmiş; ayrıca FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerle ilişkisi olduğuna dair HTS kayıtlarına yer verilmiştir.A.T.Ç. beyanında, bacanağı olan S.A.nın ortağı olmasınedeniyle başvurucuyu tanıdığını ifade etmiştir.
- F.Ö.nün Bylock kullanıcısıolduğu, 24/11/2015 tarihli ihbar içeriğine göre örgüt içinde avukat abi olarakyer aldığı, ihbarda bulunan kişinin 8/2/2016 tarihli ifadesine göre S.A. ilebağlantısının bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/10792 sayılısoruşturma dosyasının ihbarcısı H.C.ye göreparalel yapının avukatıolduğu, tanık A.Y.Ö.nün ifadesine göre örgüt ile ilişkisinin bulunduğu, sohbetve dernek faaliyetlerine katıldığı, E.S.nin beyanına göre örgütün avukatlıkyapılanmasında yer aldığı, sohbet ve toplantılara katıldığı, F.T.nin beyanınagöre örgütün sohbet ve toplantılarına katıldığı, S.T.nin beyanına göre Türkiyeİşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonunun avukatı olduğu, aramalarda elegeçirilen dijital materyallerde örgüt liderinin fotoğraf ve videolarınınbulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı çatı soruşturmasında ismi geçen A.Ç.ve A.C. ile irtibatlı olduğu, örgütle ilgisi bulunduğu değerlendirilen şirketinortağı olduğu bilgilerine yer verilmiştir. F.Ö. Savcılıkta alınan ifadesindeözetle A.T.Ç.yi İstanbul’da avukatlık yapmasındandolayı bir şirketin davası nedeniyle yaklaşık on yıldır tanıdığınıbelirtmiştir.
- S.A.nın ise 24/11/2015 tarihli ihbar içeriğine göre “Ankara’da avukatlık yaptığı, Ankara’nın abisiolduğu ve her zaman Z.Ö. ile irtibat halinde olduğu”, 8/2/2016 tarihindeihbarda bulunan kişinin ifadesine göre “hâkimK.K. ile eskiden cemaat evlerinden çok samimi arkadaş oldukları, bahsedilencemaat avukatlarının, A.T.Ç.den emir alarak Yargıtay, Danıştay’da cemaatfirmaları ve mensuplarının davalarını takip edip, hâkimlere rüşvet dağıttıkları”şeklinde beyanların geçtiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı çatısoruşturmasında ismi geçen A.C. ile irtibatlı olması, bacanağı olan A.T.Ç.ninİstanbul’da, kendisinin de Ankara’da faaliyet göstererek koordinasyonusağladığı, MİT tırlarının durdurulması olayında kilit rol oynayan H.C.ninavukatlığını yaptığı ve MİT tırlarıyla ilgili haberin anılan gazetedeyayımlanmasından kısa bir süre sonra C.D.ye ait konutu başvurucu ile birliktesatın aldıkları belirtilmiştir. S.A. Savcılıktaki ifadesinde özetle başvurcuile üniversite yıllarına dayanan bir tanışıklığının olduğunu, 2009 yılındabaşvurucuya -Armada AVM’de ofis açtığında tanışıklığı olması nedeniyle- hayırlıolsuna gittiğini, kendisinin işlerinin iyi olmaması nedeniyle başvurucunun bürosundabir odayı kiraladığını, buna ilişkin kira sözleşmesinin de bulunduğunu, buşekilde başvurucu ile aynı büroda çalışmaya başladıklarını ancak hâlen herhangibir iş ortaklıklarının olmadığını, 2015 yılının sonuna doğru başvurucununkendisine müstakil bir villa aldığını söylediğini, kendisinin de yinebaşvurucunun kiracısı olarak söz konusu villaya başvurucu ile birliktetaşındığını, bu büronun C.D.den alınmasıyla ilgilisüreç hakkında hiçbirbilgisinin bulunmadığını ve villanın alınmasında katkısının olmadığını, F.Ö.ile başvurucu vasıtasıyla tanıştığını, F.Ö.nünbaşvurucunun arkadaşı olduğunu, F.Ö. ile samimiyetinin bulunmadığınıifade etmiştir.
vii. Sonuç olarak Savcılık; başvurucunun -aynı dosyada FETÖ/PDYile bağlantılı suçlar nedeniyle yargılanan- A.T.Ç. ve F.Ö. ile irtibatlıolması, MİT tırlarının durdurulması olayında kilit rol oynayan H.C.ninavukatlığını yapan, ayrıca A.T.Ç. ile koordineli olarak Ankara’da faaliyetgösteren ve ihbar içeriğinde de Ankara’da abilikyaptığı belirtilen S.A. ile ortak olması hususlarını ve tape kayıtlarınayansıyan görüşme içeriğini dikkate alarak başvurucunun C.D.ye ait gayrimenkulüörgütün amaçları doğrultusunda S.A. ile satın aldıklarını, böylece örgütünhiyerarşik yapısı içinde yer aldığını ve örgütün amacı doğrultusunda hareketettiğini, bu suretle atılı suçu işlediğini iddia etmiştir.
45. İddianame İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)11/1/2018 tarihinde kabul edilerek E.2018/7 sayılı dosya üzerinden kovuşturmaaşaması başlamıştır. Mahkeme, aynı tarihte yaptığı tensiple birliktebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Tutukluluğundevamına dair karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“… Sanıklar Bekir Mustafa Yılmaz, A.T.ÇveS.A.nın üzerilerineatılı suçun vasıf ve mahiyeti bu konuda hazırlıksoruşturması aşamasında ortaya konulan iddialar ve bu iddialar ileirtibatlandırılan deliller ele alındığında CMK’nın 100/1-ilk cümle uyarıncasanıklar aleyhine kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığı iletoplanacak delillerin bu şüpheyi güçlendirme olasılığı; sanıkların üzerilerineatılı suçun niteliği itibari ile CMK’nın 100/3a. Maddesinin 9.,10., ve 11. Bentlerindetanımlanan bizatihi tutuklama nedeni oluşturan suçlara ait nitelendirmenindeğerlendirme tarihi itibari ile sanık aleyhine mevcut olduğu yolundaki somuttespit; Anayasamızın 90. Madesi uyarınca ülkemiz için de bağlayıcı olan Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesinin 5. Maddesi ve bu maddenin yorumu ile Avrupa İnsanHakları Mahkemesinin tutukluluk tedbiri konusundaki yerleşik karar vegerekçelerinde kişilerin kaçma riskinin bulunması, kamu düzeninin sağlanması veyeni bir suçun işlenmesinin önlenmesi amacı ile tutukluluk tedbirinin uygulanabileceğininbelirtilmiş olduğu, iş bu soruşturma dosyasında da AİHM’nin belirttiği bukriterlerin mevcut olduğu, sanıklar aleyhine açılan davanın niteliği veözelliği dikkate alındığında, tutuklamanın ölçülü olduğu ve bu tutuklamadanbeklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacak olması, ayrıcatutuklama kararından sonra tutuklama tedbirini kaldıracak şekilde sanık lehinedelillerde herhangi bir değişiklik bulunmadığının anlaşılması, delilerinintoplanmamış olması nedenleri tutukluluk halinin devamına… [kararverildi.]”
46. Mahkeme 16/2/2018 tarihinde ilk duruşmada başvurucu ve diğersanıkların savunmasını almıştır. Başvurucunun savunması özetle şöyledir:
i. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılısuçlar nedeniyle hakkında soruşturma yürütüldüğü belirtilen R.Y. isimli kişininkendisinin müvekkili olduğunu ve hukuk davalarını takip ettiğini, bu kişininkendisine taksitler hâlinde gönderdiği 11.000 TL’nin vekâlet ücreti olduğunu,adı geçen kişiyle başkaca bir ilişkisinin bulunmadığını belirtmiştir.
ii. Başkent Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.nin marka ve patentofisi olduğunu, fatura üzerinde açıkça yazdığı gibi ödenen paranın marka tescilve başvuru hizmet bedeli olduğunu, bunun dışında anılan Şirketle herhangi birilişkisinin bulunmadığını belirtmiştir.
iii. Aynı anda havalimanında bulunduğu iddia edilen kişilerinhiçbirini tanımadığını, adları geçen kişilerle herhangi bir bağı olduğuna dairortaya hiçbir şey konulmadığını, suçlamaya konu edilen olayların 2011 yılındageçtiğini ve belirtilen tarihlerde ailesiyleumreden dönüş, uluslararası bir tahkim davası için İsviçre’ye gidiş ve haccagidiş ve dönüş nedeniyle havaalanında bulunduğunu beyan etmiştir.
iv. Dosyadaki belgelerde Bylockkullandığına dair hiçbir tespit olmadığı gibi kullanılıp silindiğinedair de delil bulunmadığını, ayrıca mahkeme kararıyla istenen HTS kayıtlarınagöre söz konusu telefonun ifadesinde belirttiği hat dışında başka bir hatlakullanılmadığının tespit edildiğini ancak iddianamede Bylock kullanmış olabileceği yönünde bir değerlendirmeyapıldığını, kesinlikle Bylock programınıindirmediğini ve kullanmadığını beyan etmiştir.
v. Avukat S.A. ile ortak olmadıklarını, sadece aynı büroyukullandıklarını, vergi ve diğer tüm işlemlerinin ayrı olduğunu, bürosunda yirmiavukat çalıştırdığını, S.A.nın ise kendisine çalışmadığını, kiracısı olduğunu,iddianamede belirtilen bankacılık işlemlerinin S.A.nın kira ödemesinden ve uzmanlık alanları nedeniyle birbirlerineyönlendirdikleri dosyalar nedeniyle ödedikleri komisyonlardan ibaret olduğunu,C.D.ye ait villayı büro olarak kullanmak için tek başına satın aldığını veherhangi bir gizli amacının bulunmadığını, villayı satın aldığı tarihte C.D.hakkında açılmış herhangi bir soruşturma bulunmadığını beyan etmiştir.
vi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ana çatısoruşturması kapsamında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle haklarındasoruşturma yürütülen ve telefon görüşmesi yaptığı belirtilen kişileritanımadığını, bu kişilerin adına kayıtlı olan ancak santral hattı olarakkullanılan hattan arandıklarını, şahsi olarak kullandığı telefondan bir aramaolmadığını, ayrıca bu kişilerin karşı aramalarının da bulunmadığını, anılangörüşmelerin 2010 ve 2102 yıllarında gerçekleştiğini ve bu kişilerle yasalolmayan herhangi bir ilişkisinin söz konusu olmadığını belirtmiştir.
vii. S.T. isimli kişinin üniversiteye hazırlık için gittiğidershanedeki matematik öğretmeni olduğunu, 2010 yılı Ramazan Bayramı’ndarehberdeki herkese toplu mesaj gönderdiğini, bu kişiye de o kapsamda mesajgönderdiğini, bunun dışında o kişiyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığınıbeyan etmiştir.
viii. Bank Asyada hesabının olduğunu ancak hesaba parayatırmadığını ve sohbetlere katılmadığını beyan etmiştir.
ix. Büroda ilk olarak üç avukatla çalışmaya başladığını, dahasonra çalışan avukat sayısının yirmiye kadar çıktığını, işyerini kurabilmekiçin kredi çektiğini beyan etmiştir.
x. F.Ö.nün İstanbul’da avukatlıkyaptığını ve kendisiyle üniversitede tanıştıklarını, zaman zaman görüştüklerinive birbirlerine iş yönlendirdiklerini, S.A. ile F.Ö. aracılığıyla tanıştığınıbeyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir.
47. Mahkeme, duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“… Sanıklar BekirMustafa Yılmaz ve A.T.Ç.ninüzerine atılı suçun niteliği, sanık hakkında mevcut olan delillerin iddianamedebildirilen terör örgütü yapısı kapsamı ile olan ilintisine ait delillerkapsamına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerinvarlığı, dava dosyasında beyanı alınmayan ve diğer sanıklarla illiyet veirtibatı olması muhtemel bir sanığın bulunması dikkate alındığında, delillerikarartma ve sanıkların diğer şahıslar üzerinde etkide bulunma ihtimalininbulunmasının açık olması, bu anlamda delillerinde toplanmamış olması ve sanıkiçin yöneltilen suçlamanın CMK’nın 100/3. Maddesinde sayılan suçlardan olmasınedeni ile sanık aleyhine tutuklama nedeninin varlığının tespiti, mevcutdeliller ve ön görülen suçlamanın yasadaki yaptırımı çerçevesinde AHİS’nin 5.Maddesi gözetilerek CMK’nın 100. Ve devamı maddeleri uyarınca tutuklamatedbirinin bu aşamada gerekli olduğu ve bu konuda adli kontrolün yeterliolmadığı anlaşılmakla tutukluluk halinin devamına… [kararverildi.]”
48. Mahkeme 7/5/2018 tarihinde yaptığı duruşmada sanık vemüdafilerini dinlemiş, her bir sanığın gözaltına alındığı tarihe kadar HTSkayıtlarının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan istenmesine, HTSkayıtlarında yer alan ve görevde bulunan ya da meslekten çıkartılmış hâkim veyaCumhuriyet savcısı sıfatı taşıyan kişilerin -eski yüksek yargı üyeleri dâhil-tespiti yönünden HTS kayıtlarının analizinin yaptırılmasına ve sair delillerintespiti için ilgili kurumlara müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Mahkemeduruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“… Sanıklar BekirMustafa Yılmaz ve A.T.Ç.ninüzerine atılı suçun niteliği, sanık hakkında mevcut olan delillerin iddianamedebildirilen terör örgütü yapısı kapsamı ile olan ilintisine ait delillerkapsamına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı,dava dosyasında beyanı alınmayan ve diğer sanıklarla illiyet ve irtibatı olmasımuhtemel olan bir sanığın bulunması dikkate alındığında, delilleri karartma vesanıkların diğer şahıslar üzerindeetkide bulunma ihtimalinin bulunmasının açıkolması, bu anlamda delillerinde toplanmamış olması ve sanık için yöneltilensuçlamanın CMK 100/3. Md sayılan suçlardan olması nedeni ile sanık aleyhinetutuklama nedeninin varlığının tespiti, mevcut deliller ve ön görülensuçlamanın yasadaki yaptırımı çerçevesinde AHİS’nin5. Maddesi gözetilerek CMK’nın100. Ve devamı maddeleri uyarınca tutuklama tedbirinin bu aşamada gerekliolduğu ve bu konuda adli kontrolün yeterli olmadığı anlaşılmakla tutuklulukhalinin devamına… [karar verildi.]”
49. Mahkeme 4/7/2018 tarihinde yaptığı duruşmada bir kısımtanıkları dinlemiş ve ilgili kurumlara yazılan müzekkere cevaplarının dönüşününbeklenmesine karar vermiştir.Mahkeme duruşma sonundasanık A.T.Ç.nin tahliyesine, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“Sanık Bekir Mustafa Yılmaz’ın üzerine atılısuçun niteliği, sanık hakkında mevcut olan delillerin iddianamede bildirilenterör örgütü yapısı kapsamı ile olan ilintisine ait deliller kapsamına görekuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, dosyadakaçak sanığın bulunması kaçak sanıkla tutuklu sanık arasındaki ilişkiyigösterir somut delillerin varlığı çerçevesinde CMK’nın 100/2. Madde yönündensanık aleyhine koşulların mevcut olduğu suçlamanın CMK’nın 100/3. Maddesisayılan suçlardan olması nedeni ile sanık aleyhine tutuklama nedenininvarlığının tespiti, mevcut deliller ve ön görülen suçlamanın yasadaki yaptırımıçerçevesinde AHİS’nin 5. Maddesi gözetilerek CMK’nın 100. Ve devamı maddeleriuyarınca tutuklama tedbirinin bu aşamada gerekli olduğu ve bu konuda adlikontrolün yeterli olmadığı anlaşılmakla takdiren sanık Bekir Mustafa Yılmaz’ınCMK’nın 100. Ve devamı maddeleri uyarınca tutukluluk halinin devamına … [kararverildi.]”
50. Mahkeme 4/7/2018 tarihinde yaptığı duruşmada bir kısımtanıkları dinlemiş ve ilgili kurumlara yazılan müzekkere cevaplarının dönüşününbeklenmesine karar vermiştir. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına da karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“Sanık Bekir Mustafa Yılmaz’ın üzerine atılısuçun niteliği, sanık hakkında mevcut olan delillerin iddianamede bildirilenterör örgütü yapısı kapsamı ile olan ilintisine ait deliller kapsamına görekuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, dosyadakaçak sanığın bulunması kaçak sanıkla tutuklu sanık arasındaki ilişkiyigösterir somut delillerin varlığı çerçevesinde CMK’nın 100/2. Madde yönündensanık aleyhine koşulların mevcut olduğu suçlamanın CMK’nın 100/3. Maddesisayılan suçlardan olması nedeni ile sanık aleyhine tutuklama nedenininvarlığının tespiti, mevcut deliller ve ön görülen suçlamanın yasadaki yaptırımıçerçevesinde AHİS’nin 5. Maddesi gözetilerek CMK’nın 100. Ve devamı maddeleriuyarınca tutuklama tedbirinin bu aşamada gerekli olduğu ve bu konuda adlikontrolün yeterli olmadığı anlaşılmakla takdiren sanık Bekir Mustafa Yılmaz’ınCMK’nın 100. Ve devamı maddeleri uyarınca tutukluluk halinin devamına … [kararverildi.]”
51. Mahkeme 31/10/2018 tarihinde yaptığı duruşmada bir kısımtanığı dinlemiş; HTS kaydının analizine ilişkin bilirkişi raporu alınmasına,başvurucunun telefonunda kullandığı hatlarlaBylock programının kullanıp kullanılmadığına dair ilgili yerleremüzekkere yazılmasına karar vermiştir. Anılan müzekkereye İstanbul İl EmniyetMüdürlüğünce 6/12/2018 tarihli yazı ile verilen cevapta başvurucunun Bylock kullanıcısı olduğuna dair birveriye rastlanmadığı belirtilmiştir. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına da karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“Sanık Bekir Mustafa YILMAZ’ın üzerine atılısuçun niteliği, sanık hakkında mevcut olan delillerin iddianamede bildirilenterör örgütü yapısı kapsamı ile olan ilintisine ait deliller kapsamına görekuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı sanık içinyöneltilen suçlamanın CMK 100/3. Md sayılan suçlardan olması nedeni ile sanıkaleyhine tutuklama nedeninin varlığının tespiti, mevcut deliller ve ön görülen suçlamanınyasadaki yaptırımı çerçevesinde AHİS 5. Madde gözetilerek CMK 100 ve devamımaddeleri uyarınca tutuklama tedbirinin bu aşamada gerekli olduğu ve bu konudaadli kontrolün yeterli olmadığı anlaşılmakla takdiren sanık Bekir MustafaYılmaz’ın CMK’nın 100. Ve devamı maddeleri uyarınca tutukluluk halinin devamına… [karar verildi.]”
52.Mahkeme 20/2/2019 tarihinde yaptığı duruşmada haftanın belirlenen günlerinde bir kuruma başvurmave yurt dışına çıkamama şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmakkaydıyla başvurucunun tahliyesinekarar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“Sanık Bekir Mustafa Yılmaz’ın üzerine atılısuçun delillerinin büyük oranda toplanmış olması, bu anlamda delilleri karartmaihtimalinin bulunmadığının anlaşılması, sanığın sabit ikametgah sahibi oluşu,kaçma ihtimalinin bulunmadığı, tutuklamanın bir ceza değil zorunlu durumlardabaşvurulan geçici bir tedbir oluşu somut olayda tutuklama tedbirinin devamınınzorunlu kılacak bir hususunun bulunmadığının anlaşılması, sanığın tutuklukaldığı süre hususları göz önüne alınarak tahliyesine … [kararverildi.]”
53. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir.
B. İlgili Süreç
54. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye’de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda FETÖ ve/veya PDY olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
55. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbegirişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY’nin kamu kurumlarındakiörgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibifarklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıdakişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
IV. İLGİLİ HUKUK
56. İlgili hukuk için bkz.Özcan Güney,B.No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
57. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
58. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olgularortaya konulmadan tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini iddia etmiştir.
59. Bakanlık görüşünde; başvuru konusu olayda tutuklama içingerekli olan kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu ve tutuklamanın orantılı olduğubelirtilerek tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasının açıkça dayanaktan yoksunolduğu ileri sürülmüştür.
60. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakinebenzer beyanlarda bulunmuştur.
2. Değerlendirme
61. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. Maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
62. Anayasa’nın “Kişihürriyeti ve güvenliği” kenar başlıklı 19. Maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
…
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.”
63. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. Maddesininüçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
64. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
65. Anayasa’nın 19. Maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konulduktansonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmekşartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlıolarak sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
66. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa’nın 13. Maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
67. Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
68. Öte yandan Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. Maddesine göre de şüpheli veya sanığınkaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgularınbulunması, şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizlemeyahut değiştirme, tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerindetutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca işlendiği konusunda kuvvetlişüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkinbir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
69. Diğer taraftan Anayasa’nın 13. Maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacakhususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacakolan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
70. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikteyargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı AnayasaMahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki denetimi,somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin süreç vetutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir [GK],B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57; GülserYıldırım (2), § 124).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
71. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmayaveya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalmasıgereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletingüvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla açıklamave silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 100. Maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
72. Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtibulunup bulunmadığı hususu değerlendirilecektir.
73. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğindebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken başvurucunun anılan suçlarıişlediğine dair -tanık beyanı ve iletişimin tespiti kayıtları gibi- somutdelillerin bulunduğu olgularına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).
74. Bu bağlamda tutuklama kararında özetle FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlar nedeniyle devam eden birçok soruşturma ve davanın bulunduğu,bunlardan biri olan MİT tırlarının durdurulması olayında MİT’e aittırlarındurdurularak devlet sırrı niteliğindeki yardım faaliyetinin deşifreedilmeye çalışıldığı, anılan olaya ilişkin soruşturmanın devam ettiği, C.D.ningenel yayın yönetmenliğini yaptığı Cumhuriyet gazetesinde 29/5/2015 tarihindeC.D. imzasıyla MİT tırları ile ilgili olarak yayımlanan haber ile TürkiyeCumhuriyeti devletinin -sahte ihbar ve delillerle- teröre yardım eden ülke gibigösterilmeye çalışıldığı, yayımlanan haber nedeniyle yapılan soruşturmakapsamında C.D. ve E.G. isimli kişilerin tutuklandıkları, bir kısımşüphelilerin de FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları yönünde delillere ulaşılmasıüzerine soruşturmanın genişletildiği, anılan soruşturma kapsamında şüpheli olanS.A.nın telefon görüşme içeriğine göre C.D.ye ait villanın alımı konusundabaşvurucu ve S.A.nın birlikte hareket ettikleri, C.D.nin MİT tırlarınındurdurulması ile ilgili haberleri yapması karşılığında C.D.ye ait villanın-değerinin çok üzerinde haricen ödeme yapılarak- satın alındığı, başvurucu vediğer şüphelilerin FETÖ/PDY adına faaliyet yürüttükleri, deşifre olmamak içinkod isim kullandıkları, örgüt adına gizlilik içinde toplantılar yaptıkları,kamu kurum ve kuruluşlarındagizli örgütlenmede bulundukları, başvurucunun diğerşüpheliler ile birlikte örgüt liderinin talimatları doğrultusunda MİT’e aittırların durdurulmasına ait görüntüleri yayımlayan kişilere maddi menfaatsağlamak suretiyle örgüt yararına faaliyet yürüttüğü belirtilerek kuvvetli suçşüphesinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
75. İddianamede özetle soruşturma makamlarınca yapılan açıkkaynak araştırmaları sonunda C.D.nin Ankara’da bulunan konutunu 2013 yılı Eylülayında 1.500.000 USD bedelle satışa çıkardığı ancak satamadığı, 29/5/2015tarihinde MİT’e ait tırların durdurulması ile ilgili haberin Cumhuriyetgazetesinde yayımlanmasından kısa bir süre sonra 25/6/2015 tarihinde C.D.ye aitkonutun 1.500.000 USD bedelle başvurucu tarafından satın alındığı, daha önceihbar üzerine hakkında soruşturma başlatılan S.A.nın 30/12/2015 tarihinde C. İsimlikişi ile yaptığı telefon görüşmesinde geçen “C.D.ninvillasıydı bu, biz ondan aldık” şeklindeki konuşma üzerine başvurucuhakkında da soruşturma başlatıldığı, telefonunda yapılan incelemeye görebaşvurucunun FETÖ/PDY’nin şifreli haberleşme programı olan Bylock programını başka bir hat üzerindenkullanmış olabileceği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü FETÖ/PDYçatı soruşturması kapsamında şüpheli olan kişilerin görüştüğü bir kısımkişilerle iletişim kaydının bulunduğu, mali raporlara göre başvurucunun örgütleilişkisi olduğundan bahisle haklarında işlem yapılan ve yurt dışı Gülenist kuruluş olarak bilinenkuruluşlara para gönderen kişilerle parasal ilişkisinin bulunduğu, başvurucuile aynı gün yurt dışı çıkışı yapan kişilerin örgütle ilişkili kuruluşlarlaparasal ilişki içinde bulunduğu, başvurucunun irtibatlı olduğu belirtilen vebaşvurucu ile aynı dosyada FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yargılanan F.Ö. veA.T.Ç.nin Bylock kullanıcısıoldukları, adı geçen bu kişilerin konut ve işyerlerinde yapılan aramalarda çoksayıda örgütle bağlantılı yayın ile örgüt liderinin konuşmalarını içerendijital materyalin ele geçirildiği ve FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniylehaklarında soruşturma yürütülen birçok kişi ile bağlantılarının bulunduğu,başvurucunun MİT tırlarıyla ilgili haberin yayımlanmasından kısa bir süre sonraC.D.ye ait konutu S.A. ile satın aldığı, bu şekilde örgütün hiyerarşik yapısıiçinde yer aldığı ve örgütün amacı doğrultusunda hareket ettiği, bu suretleatılı suçu işlediği iddia edilmiştir.
76. Başvurucu ise savunmasında özetle Bursa CumhuriyetBaşsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle hakkında soruşturmayürütüldüğü belirtilen R.Y. isimli kişinin kendisinin müvekkili olduğunu vehukuk davalarını takip ettiğini, bu kişinin kendisine taksitler hâlindegönderdiği 11.000 TL’nin vekâlet ücreti olduğunu, adı geçen kişiyle başkaca birilişkisinin olmadığını, Başkent Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.nin marka vepatent ofisi olduğunu, fatura üzerinde açıkça yazdığı gibi ödenen paranın markatescil ve başvuru hizmet bedeli olduğunu, bunun dışında anılan Şirketleherhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, aynı anda havalimanında bulunduğu iddiaedilen kişilerin hiçbirini tanımadığını, adları geçen kişilerle herhangi birbağı olduğuna dair ortaya hiçbir şey konulmadığını, suçlamaya konu edilenolayların 2011 yılında geçtiğini ve belirtilen tarihlerde ailesiyle umreden dönüş, uluslararası birtahkim davası için İsviçre’ye gidiş, hacca gidiş ve dönüş nedeniylehavaalanında bulunduğunu, dosyadaki belgelerde Bylockkullandığına dair hiçbir tespit olmadığı gibi kullanılıp silindiğinedair de delil bulunmadığını, ayrıca mahkeme kararıyla istenen HTS kayıtlarınagöre söz konusu telefonun ifadesinde belirttiği hat dışında başka bir hatlakullanılmadığının tespit edildiğini ancak iddianamede Bylock kullanmış olabileceği yönünde bir değerlendirmeyapıldığını, kesinlikle Bylock programınıindirmediğini ve kullanmadığını, avukat S.A. ile ortak olmadıklarını sadeceaynı büroyu kullandıklarını, vergi ve diğer tüm işlemlerinin ayrı olduğunu,bürosunda yirmi avukat çalıştırdığını, S.A.nın ise kendisine çalışmadığını,kiracısı olduğunu, iddianamede belirtilen bankacılık işlemlerinin S.A.nın kiraödemesinden ve uzmanlık alanlarınedeniyle birbirlerine yönlendirdikleri dosyalar nedeniyle ödediklerikomisyonlardan ibaret olduğunu, C.D.ye ait villayı büro olarak kullanmak içintek başına satın aldığını ve herhangi bir gizli amacının bulunmadığını, villayısatın aldığı tarihte C.D. hakkında açılmış herhangi bir soruşturmabulunmadığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ana çatı soruşturmasıkapsamında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle haklarında soruşturmayürütülen ve telefon görüşmesi yaptığı belirtilen kişileri tanımadığını, bukişilerin adına kayıtlı olan ancak santral hattı olarak kullanılan hattanarandıklarını, şahsi olarak kullandığı telefondan bir arama olmadığını, ayrıca bukişilerin karşı aramalarının da bulunmadığını, anılan görüşmelerin 2010 ve 2102yıllarında gerçekleştiğini ve bu kişilerle yasal olmayan herhangi birilişkisinin söz konusu olmadığını, S.T. isimli kişinin üniversiteye hazırlıkiçin gittiği dershanedeki matematik öğretmeni olduğunu, 2010 yılı RamazanBayramı’nda rehberdeki herkese toplu mesaj gönderdiğini, bu kişiye de okapsamda mesaj gönderdiğini, bunun dışında o kişiyle herhangi bir bağlantısınınbulunmadığını, Bank Asyada hesabının olduğunu ancak hesaba para yatırmadığınıve sohbetlere katılmadığını, büroda ilk olarak üç avukatla çalışmayabaşladığını, daha sonra çalışan avukat sayısının yirmiye kadar çıktığını,işyerini kurabilmek için kredi çektiğini, F.Ö.nün İstanbul’da avukatlıkyaptığını ve kendisiyle üniversiteden tanıştıklarını, zaman zamangörüştüklerini ve birbirlerine iş yönlendirdiklerini, S.A. ile F.Ö.aracılığıyla tanıştığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir.
77. Kovuşturma aşamasında başvurucunun Bylock kullanıp kullanmadığına ilişkin olarak yazılanmüzekkereye başvurucunun Bylockkullanıcısı olduğuna dair bir veriye rastlanmadığı şeklinde cevap verilmiştir(bkz. § 51).
78. Bu itibarla başvurucunun savunması ve dosya kapsamına göresomut olayda tutuklama içingerekli olan suç işlendiğine dair kuvvetlibelirtinin yeterince ortaya konulamadığı kanaatine ulaşılmıştır.
79. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunupbulunmadığı, tutuklamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucunun tutuklamanınhukuki olmadığına yönelik diğer iddialarının ayrıca incelenmesine gerekgörülmemiştir.
80. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetlibelirtiler ortaya konulmadanbaşvurucu hakkında tutuklama tedbirininuygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağandönemde Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelereaykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
81. Başvurucu, tutukluluğunun makul süreyi aştığından da şikâyetçiolmuştur. Tutuklamanın hukuki olmadığı sonucuna varıldığından bu şikâyetinayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
Muammer TOPAL bu görüşe katılmamıştır.
B. Resen YapılanTutukluluk İncelemesinin Süresinde Yapılmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
82. Başvurucu 23/6/2016 tarihinden otuz gün sonra yapılmasıgereken tutukluluk incelemesinin 25/8/2016 tarihinde yapılması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
83. Bakanlık, 5271 sayılı Kanun’un 141. Maddesinde düzenlenentazminat davasının etkili bir kanun yolu olduğunu, dolayısıyla etkili hukukyolları tüketilmeden yapılan başvuruyla ilgili olarak bu şikâyet yönündenbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmesigerektiğini belirtmiştir. Bakanlık ayrıca Anayasa Mahkemesinin esas incelemesiyapması durumunda soruşturma sürecinde sulh ceza hâkimliklerince yapılantutukluluk incelemelerinin 27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurumve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin3. Maddesi uyarınca dosya üzerinden yapıldığı ve olağanüstü döneminkoşullarında başvurucunun tutukluluk incelemelerinin dosya üzerindenyapılmasının hukuka uygun olduğu görüşündedir.
84. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakinebenzer beyanlarda bulunmuştur.
2. Değerlendirme
85. Anayasa’nın 19. Maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”
86. Başvurucunun şikâyetinin Anayasa’nın 19. Maddesininsekizinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
87. Anayasa’nın 19. Maddesinin sekizinci fıkrası, her ne sebepleolursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkındasüratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesinehükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi ve anılan Anayasa hükümleri, esas olarak tutukluluğun yasallığınailişkin itiraz başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekte olandavalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarınınincelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §30).
88. 5271 sayılı Kanun’un 108. Maddesinde, soruşturma evresindeşüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreleritibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususundaCumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimliği tarafından 100. Maddehükümleri gözönünde bulundurularak, kovuşturma evresinde ise tutuklu sanığıntutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullargerektirdiğinde oturumlar arasında ya da en geç otuz günlük süre içinde hâkimveya mahkemece resen karar verileceği hükme bağlanmıştır.
89. 5271 sayılı Kanun’un 108. Maddesine göre yapılacakdeğerlendirmeler, resen (ex officio) yapılmakta olup Anayasa’nın 19. Maddesininsekizinci fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itirazedebilme hakkı kapsamında değerlendirilemez (FirasAslan ve Hebat Aslan, § 32).
90. Somut olayda başvurucu, İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin23/6/2016 tarihinde resen yaptığı tutukluluk incelemesinden sonra yaklaşık ikiay yeniden tutukluluk incelemesi yapılmadığını ileri sürmüştür. Ancak dosyakapsamından İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğince 25/7/2016 tarihinde resentutukluluk incelemesi yapıldığı anlaşılmaktadır (bkz. § 21).
91. Bu çerçevede resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgiliincelemeler sonucunda verilen kararlar konu bakımından yetki kapsamı dışındadır(Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814,18/6/2014, § 40). Bireysel başvuru kapsamında olmayan bu kararların usulünedâhil alt unsurlar da kararlarla aynı hukuki sonuca tabidir.
92. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
93. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. Maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesi ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
94. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa’nın19. Maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başvurucuhakkındaki davada 20/2/2019 tarihinde başvurucunun tahliyesine kararverilmiştir (bkz. § 52). Dolayısıyla başvurucunun tutukluluk hâli sonaermiştir. Bu durumda tazminat dışında ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yapılması gereken bir hususun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
95. Başvurucu 1.000.000 TL manevi ve 2.000.000 TL maddi tazminattalebinde bulunmuştur.
96. Mahkemenin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucununuğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyetbağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olmasınedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
97. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelikmüdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 25.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
98. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
A. Açıklanan gerekçelerle;
1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
2. Resen yapılan tutukluluk incelemesinin yasal süredeyapılmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. Maddesindegüvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNEMuammer TOPAL’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Başvurucuya net25.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 27. Ağır CezaMahkemesine (E.2018/7) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE17/7/2019 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmayaveya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalmasıgereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletingüvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla açıklamave silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçun işlendiğinedair kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilecektir.
Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğinde,başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken anılan suçları işlediğine dair-tanık beyanı ve iletişimin tespiti kayıtları gibi- somut delillerin bulunduğuolgularına dayanıldığı görülmektedir. Bu bağlamda tutuklama kararında özetleFETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle devam eden birçok soruşturma vedavanın bulunduğu, bunlardan birisi olan MİT tırlarının durdurulması olayındaMİT'e ait tırların durdurularak devlet sırrı niteliğindeki yardım faaliyetinindeşifre edilmeye çalışıldığı, anılan olaya ilişkin soruşturmanın devam ettiği,C.D.nin genel yayın yönetmenliğini yaptığı Cumhuriyet gazetesinde 29/5/2015tarihinde C.D. imzasıyla MİT tırları ile ilgili olarak yayımlanan haber ileTürkiye Cumhuriyeti devletinin -sahte ihbar ve delillerle- teröre yardım edenülke gibi gösterilmeye çalışıldığı, yayımlanan haber nedeniyle yapılansoruşturma kapsamında C.D. ve E.G. isimli kişilerin tutuklandıkları, bir kısımşüphelilerin de FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları yönünde delillere ulaşılmasıüzerine soruşturmanın genişletildiği, anılan soruşturma kapsamında şüpheli olanS.A.nın telefon görüşme içeriğine göre C.D.ye ait villanın alımı konusundabaşvurucu ve S.A.nın birlikte hareket ettikleri, C.D.ninMİT tırlarınındurdurulması ile ilgili haberleri yapması karşılığında C.D.ye ait villanın-değerinin çok üzerinde haricen ödeme yapılarak- satın alındığı, başvurucu vediğer şüphelilerin FETÖ/PDY örgütü adına faaliyet yürüttükleri, deşifre olmamakiçin kod isim kullandıkları, örgüt adına gizlilik içinde toplantılaryaptıkları, kamu kurum ve kuruluşlarında gizli örgütlenmede bulundukları,başvurucunun diğer şüpheliler ile birlikte örgüt liderinin talimatlarıdoğrultusunda MİT'e ait tırların durdurulmasına ait görüntüleri yayımlayankişilere maddi menfaat sağlamak suretiyle örgüt yararına faaliyet yürüttüğübelirtilerek kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
İddianamede ise tutuklama kararında değinilen suçlamaya konuolgular ortaya konulmuştur. Bu bağlamda iddianamede;
-Başvurucunun irtibatlı olduğu belirtilen ve başvurucu ile aynıdosyada FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yargılanan F.Ö. ve A.T.Ç.nin Bylockkullanıcısı oldukları, adı geçen bu kişilerin konut ve işyerlerinde yapılanaramalarda çok sayıda örgütle bağlantılı yayın ile örgüt liderininkonuşmalarını içeren dijital materyalin ele geçirildiği ve FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlar nedeniyle haklarında soruşturma yürütülen birçok kişiylebağlantılarının bulunduğu, başvurucu ile aynı büroda avukatlık yapan S.A.nınise 24/11/2015 tarihli ihbarda ve 8/2/2016 tarihli ihbarcı beyanında FETÖ/PDYile bağlantılı olduğuna dair ifadelerin geçtiği, FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlarnedeniyle haklarında soruşturma yürütülen kişilerle bağlantılarının bulunduğu,bacanağı olan A.T.Ç.nin İstanbul'da, kendisinin de Ankara'da faaliyetgöstererek koordinasyonu sağladığı, ayrıca S.A.nın 30/12/2015 tarihinde C.isimli kişi ile yaptığı telefon görüşmesinde geçen "C.D.nin villasıydı bu,biz ondan aldık." şeklindeki konuşma içeriğine göre MİT tırlarıyla ilgilihaberin yayımlanmasından kısa bir süre sonra C.D.ye ait konutu başvurucu ilebirlikte satın aldıkları belirtilmiştir.
-Savcılık başvurucunun -aynı dosyada yargılanan- A.T.Ç. veözellikle F.Ö. ile irtibatlı olması, ihbar içeriğine göre A.T.Ç. ile koordineliolarak Ankara'da faaliyet gösteren ve Ankara'da abilik yaptığı belirtilen S.A.ile ortak olması hususlarını ve tape kayıtlarına yansıyan görüşme içeriğinidikkate alarak başvurucunun C.D.ye ait gayrimenkulü örgütün talimatı veamaçları doğrultusunda ve S.A. ile satın aldıklarını, böylece örgütünhiyerarşik yapısı içinde yer aldığını ve örgütün amacı doğrultusunda hareketettiğini belirterek atılı suçu işlediğini iddia etmiştir.
Anılan hususların soruşturma makamlarınca suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesininbulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşrubir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somutolayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.
Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör örgütüneüye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suçtipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülencezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir. Ayrıca anılansuç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan vekanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır.
Somut olayda İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak başvurucunun üzerineatılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar listesinde olmasına,başvurucunun kaçma şüphesine ve delilleri etkileme ihtimalinin bulunmasınadayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andakigenel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır. Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkatealındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor vekarmaşık olduğu ortadadır. Somut olayda da FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğubelirtilen başvurucuyla ilgili bir soruşturma söz konusudur.
Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığındaİstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımınağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkındauygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasınınyetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığıiddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası ile güvencealtına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerektiği oyuyla karara katılmadım.
Üye
Muammer TOPAL