TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BELKİS YURTSEVER VE YILMAZ YILDIZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/10400)
Karar Tarihi: 25/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M.Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Burak FIRAT
Başvurucular
:
1. Belkis YURTSEVER
2. Yılmaz YILDIZ
Vekili
:
Av. Öztürk TÜRKDOĞAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, basın açıklamasına katılan başvuruculara idari paracezası verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 3/6/2016 ve 14/7/2016 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2016/12646 numaralı başvuru dosyasının konu yönünden hukukiirtibat nedeniyle 2016/10400 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,incelemenin 2016/10400 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesineve diğer dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuşlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
10. Başvurucular kamu görevlisi olup Kamu Emekçileri SendikalarıKonfederasyonuna bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının(SES/Sendika) üyesidir. Başvuruculardan BelkisYurtsever SES Merkez Yönetim Kurulu üyesi, Yılmaz Yıldız ise SES Niğde Şubebaşkanıdır.
11. Niğde Valiliği (Valilik) 5/8/2004 tarihli ve 25544 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan 2004/01 sayılı kararındakamu düzeninin ve güvenliğinin sağlanması amacıyla basın açıklamasıyapılabilecek ve yapılamayacak alanları belirlemiştir. Bu kapsamda kamu kurumve kuruluşları önünde ve bunlara ait müştemilatta (otopark, bahçe meydanları vebenzeri) basın açıklaması ve toplantı yapılması yasaklanmıştır.
12. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinlikleri kapsamındaNiğde'de gerçekleştirilen ve aralarında başvurucuların üyesi olduğu Sendikanında bulunduğu kuruluşların düzenlediği yürüyüş ve basın açıklamasına polistarafından biber gazı kullanılarak müdahale edilmiştir. Bu müdahale sonrasındagözaltına alınanlar olmuştur.
13. Başvurucuların da aralarında olduğu dört kişilik bir grup4/5/2015 tarihinde saat 13.30 sıralarında, üyesi oldukları Sendika tarafından 1Mayıs'ta gerçekleştirilen etkinliğe emniyet görevlileri tarafından yapılanmüdahalenin haksız olduğunu belirterek müdahalede bulunan polisler hakkındaSendika adına yapacakları suç duyurusunu kamuoyuna duyurmak ve müdahale sonrasıyaşanan süreci kamuoyu ile paylaşmak amacıyla Niğde Adalet Binası girişi önündebasın açıklaması yapmak istemiştir.
14 Bir şube müdürünün sorumluluğundaki bir grup emniyetgörevlisi, Sendika üyesi grup ile konuşmak için müzakereci olarakgörevlendirilmiştir. Müzakereci şube müdürü, kamu kurum ve kuruluşları önündeaçıklama yapabilmeleri için savcılıktan izin almaları gerektiğini Sendikaüyelerine iletmiş ve durumu savcılığa bildirmek üzere ayrılmıştır. Başvurucularbu sırada basın açıklaması yapmış ve ardından suç duyurusunda bulunmak içinNiğde Adliye Binasına girmişlerdir.
15. Başvuruculara, Niğde Adliye Binası önünde yapmış olduklarıbasın açıklamasının Valilik kararına aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesine göre ayrıayrı 208'er TL idari para cezası verilmiştir. Başvurucular idari paracezalarına itiraz etmişlerdir.
16. İtirazı inceleyen Niğde Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik)değişik tarihlerde itirazları kesin olarak reddetmiştir. Hâkimlik kararlarında;basın açıklaması yapmak için tahsis edilmemiş bir yerde basın açıklamasıyapıldığı, kolluk kuvvetleri tarafından kamu güvenliği amacıyla verilen emirlereriayet edilmediğinin resmî belge mahiyetindeki tutanak ve olay yerinden eldeedilen kamera görüntülerinden anlaşıldığı belirtilerek itirazların yerindegörülmediğine karar verilmiştir.
17. Başvurucular 5/5/2016 ve 15/6/2016 tarihinde tebliğ edilenkararlara karşı sırasıyla 3/6/2016 ile 14/7/2016 tarihlerinde bireyselbaşvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. İlgili hukuk için bkz. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri (GK), B. No:2014/920,25/5/2017, §§ 22-31; Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, B. No: 2014/17391, 19/4/2018,§§ 24-30.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucular; basın açıklamasına katılmaları nedeniyle idaripara cezası ile cezalandırılmalarının ifade özgürlüğünün, sendika hakkının vetoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali niteliğinde olduğunuileri sürmüşlerdir. AİHM tarafından idari yaptırım kararı ile ilgili olarakverilen ve örgütlenme ve toplanma özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirilenemsal kararların bulunduğunu belirten başvurucular kamu kurum ve kuruluşlarıönünde basın açıklaması yapılamamasının hakkın özüne dokunduğunubelirtmişlerdir.
21. Bakanlık görüşünde; somut olayda barışçıl toplanmaözgürlüğüne yapıldığı iddia edilen müdahalede ulusal güvenliğin veya kamugüvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesive üçüncü kişilerin haklarının korunması gibi meşru amaçlar güdüldüğübelirtilmiştir. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), devletinasayişi sağlamak veya korumak için toplantı düzenlemeyi bildirim yahut yersınırlaması gibi şekil şartlarına ve izin koşuluna bağlamasını 11. maddeyeaykırı bulmadığı ifade edilmiştir.
22. Bakanlık, idari para cezasının yalnızca Valilikçe yasaklananyerde basın açıklaması yapmak suretiyle kamu düzeninin bozulma tehlikesininortaya çıkması nedeniyle uygulandığını belirterek söz konusu idari paracezasının başvurucuların barışçıl toplanma özgürlüğüne halel getireceknitelikte olmadığını ifade etmiştir. Bakanlık, para cezalarının başvurucularınadli sicil kaydına işlenmediğini ve cezaların cüzi bir miktar olması nedeniylebaşvurucuların mali durumları üzerinde aşırı bir yük oluşturmadığınıbelirtmiştir.
23. Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuruformundaki iddialarını yinelemişler, benzer bir olaya ilişkin AİHM tarafındanTürkiye aleyhine verilen bir karar bulunduğunu hatırlatmışlardır.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, sendikanın kollektifeylemler nedeniyle üyelerinin mesleki çıkarlarını koruma özgürlüğü ile doğrudanilişkili değildir (sendika hakkının kapsamı için bkz. Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463,18/9/2014, § 30-32; aynı yönde değerlendirmeler için bkz. Gülfidan Yıldırım, B. No: 2014/12290,19/7/2017, § 22). Bu nedenle başvurucuların şikâyetinin toplantı ve gösteridüzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir
25. Anayasa’nın"Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenarbaşlıklı 34. maddesi şöyledir:
"Herkes, önceden izin almadan, silahsızve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir."
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
27. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sadecekullanılması sırasındaki değil kullanılmasından sonraki işlemlerin de haküzerinde sınırlayıcı etkisibulunmaktadır (Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,§ 53; sendika hakkına ilişkin olarak bkz. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 48). Bu sebeplebaşvurucuların yaptıkları basın açıklamasına kolluk kuvvetleri herhangi birmüdahalede bulunmamış olsa bile daha sonra idari para cezası ilecezalandırılmalarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelikbir müdahale olduğu kabul edilmelidir.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
28. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
30. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır (5326 sayılı Kanun'un 32. maddesine ilişkin kanunilikdeğerlendirmesi için bkz. Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, §§ 52-69).
ii. Meşru Amaç
31. Başvurucuların idari para cezasıyla cezalandırılmasınailişkin kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alansebeplerden kamu düzeninin korunmasınayönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
(a) DemokratikToplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi
32. Anayasa Mahkemesi demokratiktoplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinidaha önce pek çok kez açıklamıştır. Kolektif bir şekilde kullanılan vedüşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerledüşüncelerini açıklama imkânı veren toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı; çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerinortaya çıkması, korunması ve yayılmasını güvence altına almaktadır (Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428,17/7/2018, § 40; Dilan ÖgüzCanan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No:2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, § 79; Osman Erbil, § 45).
33. Bu hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimi olup toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aynı zamanda ifade özgürlüğünün ışığındadeğerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir toplumdakiönemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de geçerlidir (Dilan Ögüz Canan, §34; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §115; Osman Erbil, §§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 72; Gülşah Öztürk ve diğerleri,B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; ÖmerFaruk Akyüz, B. No: 2015/9247, 4/4/2018, § 52). Sonuç olaraktoplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl birşekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (DilanÖgüz Canan, § 35; Ömer Faruk Akyüz, § 55).
(b)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
34. Buna göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınayapılan bir müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa(bazıfarklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan§ 32; sendika hakkı bağlamındabkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası vediğerleri, § 73; Tayfun Cengiz,B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; AdaletMehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, §70) ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse(bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında Dilan Ögüz Canan§§ 33, 56; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74) demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(c) BarışçılToplanma Hakkı
35. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifadeile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerinhaklarının korunmasıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığıveya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır (Dilan Ögüz Canan,§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§§ 117, 118; Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri, § 80; OsmanErbil, § 47; Gülşah Öztürk vediğerleri, §§ 67, 68; Ömer FarukAkyüz, § 54).
(d) SınırlamanınNiteliği
36. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamudüzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlarbu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilirler. Alınan bu tedbirlereaykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınmasıveya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 81; toplantı hakkına kamu düzeninin bozulmasınedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumda gerekli olduğuna kararverildiği bir başvuru için bkz. GülşahÖztürk ve diğerleri, §§ 76-86).
37. Bununla birlikte alınan tedbirlerin veya öngörülen cezalarınbarışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesinemüsaade edilemez. Güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamuotoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürkve diğerleri, § 76).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
38. Somut olayda Niğde Valiliği bazı alanlarda basın açıklamasıyapılmasını yasaklamıştır (bkz. § 11). Söz konusu kararın huzur, güvenlik vekamu düzeninin sağlanması amacıyla alındığı görülmektedir. Başvurucuların izinverilmeyen alanda basın açıklaması yapması üzerine 5326 sayılı Kanun'un 32.maddesi uyarınca emre itaatsizlik edildiği gerekçesiyle idari para cezasışeklinde yaptırım kararı uygulanmıştır.
39. Öncelikle devletin kamunun huzuru ve güvenliğinin sağlanmasıamacıyla yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahipolduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesindeyer alan "emre itaatsizlik"kabahatinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahale edilmesinde kullanılma riskibulunduğu hatırda tutulmalıdır (Rıza Gökçen Erus, § 61; DursunSoydan ve diğerleri, § 55).
40. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yetkili mercilertarafından verilen emrin amacı kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genelsağlığın korunması olmalıdır. Emre aykırı davranışın cezalandırılabilmesi içinkanunda öngörülen kabahatin uygulanma koşullarının somut olayda bulunupbulunmadığı ve kabahatin unsurlarının neler olması gerektiği meselesi AnayasaMahkemesinin ilgi alanının dışındadır. Buna karşılık yetkili mercinin verdiği emir ya da bu emre aykırı davranışıncezalandırılması anayasal bir hakka müdahale oluşturursa bu müdahale, AnayasaMahkemesinin ilgi alanında olacaktır (Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 87).
41. Bir kimse sırf emre aykırı davranmış olması nedeniylecezalandırılmış ve Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklere bir müdahaledebulunulduğunu kabul etmiş ise Anayasa Mahkemesinin bundan sonra denetleyeceğiilk husus emre aykırılık nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığı, bozulmatehlikesinin bulunup bulunmadığı ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıkıpçıkmadığı olacaktır (Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, § 88; Rıza Gökçen Erus, § 63; Dursun Soydan ve diğerleri, § 57).
42. Usulüne uygun olarak verilmiş bir emre aykırı davranışınvarlığı tek başına temel hak ve özgürlüklere müdahale için yeterli kabuledilemez. Temel hakka müdahaleyi haklı kılan ve emrin amacı olan kamugüvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlığın bozulduğunun veya bozulmatehlikesinin bulunduğunun da kamu gücünü kullanan yetkili mercilerinkararlarında (örneğin ceza tutanağını düzenleyen polis raporlarında veya derecemahkemelerinin gerekçelerinde) gösterilmesi gerekir (Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, §64; Dilan ÖgüzCanan, §§ 51, 53; Dursun Soydanve diğerleri, § 57 ).
43. Öte yandan mevcut başvuruda olduğu gibi göstericilerinşiddet eylemlerine karışmadıkları durumlarda kamu makamlarının toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkına belirli bir ölçüye kadar müsamaha göstermesibeklenir (Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri, § 81; DursunSoydan ve diğerleri, § 59; Dilan Ögüz Canan, § 55; Ömer Faruk Akyüz, § 70). Barışçıl bir gösteri veya basınaçıklaması nedeniyle -somut olayda olduğu gibi- ilke olarak cezai bir yaptırımda uygulanmaması gerekir.
44. Somut olayda, polis tutanaklarında ve Hâkimlik kararındabaşvurucuların yaptıkları basın açıklaması nedeniyle kamu düzeninin bozulduğunaveya bozulma tehlikesi ortaya çıktığına (Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 93; Dursun Soydan ve diğerleri, § 60), yanimüdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığına ilişkin somut olaylabağlantılı bir gerekçe de belirtilmemiştir.
45. Anayasa'nın 34. maddesi, barışçıl toplantı ve gösteriyürüyüşüne katılan kişilere kınanabilir bir olaya karışmadıkları sürece enhafif kabul edilecek cezanın dahi uygulanmamasını teminat altına alır. Zirabarışçıl gösteriye katılanlar hakkında gösteri sonrasında idari para cezalarıverilmesi gibi yaptırımlar kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiyeneden olabilir (Rıza Gökçen Erus, § 55). Somut olayda başvurucularhakkında uygulanan para cezalarının başvurucuların benzer toplantı veyagösterilere katılmasında caydırıcı etki doğurabileceği kabul edilmelidir (Dursun Soydan ve diğerleri, § 63).
46. Dolayısıyla idari para cezası verilmesi nedeniylebaşvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılanmüdahalenin, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarakdeğerlendirilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesinde güvencealtına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
49. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkinkabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet Doğan[GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60 kararı.
50. Başvurucular, ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılamatalep etmişlerdir. Başvurucular ayrıca ayrı ayrı olmak üzere 10.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuşlardır.
51. Başvuruculara verilen idari para cezası nedeniyle toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bunedenle ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununlabirlikte idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi vedolayısıyla davada ihlalin giderilememesi nedeniyle ihlalin aynı zamandamahkeme kararından da kaynaklandığı görülmektedir.
52. Bu durumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılması kapsamında Niğde Sulh Ceza Hâkimliğinegönderilmesine karar verilmesi gerekir. Bu doğrultuda ihlal sonucuna uygunolarak idari para cezasının iptali talebinin reddine ilişkin mahkeme kararınınortadan kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilmesi gerekmektedir.
53. Yeniden yargılama yapılmasına hükmedildiğinden ayrıcatazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 479 TL harç ve 2.475 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2.954 TL yargılama giderinin başvurucularamüştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Niğde Sulh Ceza Hâkimliğine (2015/1253 Değişik İş ve 2015/1397 Değişik İş ) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların diğer taleplerinin REDDİNE,
E. 479 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.954 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.