TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BENHÜR ÇAVDARLI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/183)
Karar Tarihi: 17/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Benhür ÇAVDARLI
Vekili
:
Av. Bilge Yağız ÜNAL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, itirazın iptalidavasında açık delillerin varlığına rağmen taleplerin reddine karar verilmesive yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 6/1/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca 11/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından28/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığına(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin birörneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 23/2/2015 tarihli yazısında,Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerineatfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 29/11/2001tarihinde Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)açtığı itirazın iptali davasında, davalı Holdingin en büyük hissedarlarındanolduğunu, Holdingin 1997 yılında üretim deneme sürecinde işletme sermayesininyetersiz olması nedeniyle üretime ara vermek zorunda kaldığını, yaklaşık ikiyıl sonra kendisinin sağladığı kredi ile yeniden üretime geçildiğini, böyleceHoldingin üretim olanaklarını geliştirebildiğini, Holdinge sağladığı kredidendolayı hakkında icra takibine başlandığını ancak gerek bağımsız denetimraporlarında gerekse Şirket bilançolarında ve resmî kayıtlarda, muavindefterler ve dava dosyalarında Şirkete sağladığı kredinin sabit olmasına karşınilgili icra takip dosyasında Holdingin itirazının bulunduğunu belirterek kötüniyete dayalı itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talepetmiştir.
8. Erzincan 1. Asliye HukukMahkemesi, 12/11/2003 tarihli ve E.2001/559, K.2003/514 sayılı kararı ile tanıkifadeleri, incelenen ilgili Mahkeme dosyaları, Şirket defterleri, bilirkişiraporu ve toplanan diğer delillerin değerlendirilmesi sonucu davanın kabulü ileitirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmetmiştir.
9. Davalı tarafça temyiztalebinde bulunulması sonucu dosya Yargıtay 10. Hukuk Dairesine gönderilmiş,anılan Dairenin 11/3/2004 tarihli ilamı ile dosyanın iş bölümü nedeniyleYargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
10. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi,28/12/2004 tarihli ve E.2004/3584, K.2004/12976 sayılı ilamında İlk DereceMahkemesi kararının eksik incelemeye ve Şirket kayıtları üzerinde yeterliinceleme yapmayan tek kişilik bilirkişi raporuna dayandığını belirtmiş;şirketler hukuku muhasebesinden anlayan bir bilirkişinin de içinde bulunduğubilirkişi kurulundan, iddia edilen miktarın Şirket kayıtlarına fiilen giripgirmediği, girmiş ise ne şekilde girdiği; hangi tarihlerde, ne şekildekayıtlara işlendiği, giren miktarın davalı Şirketçe nerelerde kullanıldığıaraştırılıp bu kredilerle ödeme yapıldığı iddia edilen yerlerden kayıtlargetirilmesi suretiyle Şirket kayıtları ile karşılaştırma yapılarak raporalınması, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan başvurucu gözetiminde tutulandavalı Şirket kayıtlarının, başvurucunun alacağını kanıtlamaya tek başınayeterli olmayacağının da gözetilerek karar verilmesi gerektiğini belirtmiş vekararı bozmuştur.
11. Bozma kararına uyan Erzincan1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 17/1/2011 tarihli ve E.2005/70, K.2011/8 sayılıkararı ile Yargıtay bozma ilamına uygun şekilde oluşturulan bilirkişiheyetinden alınan raporlar ve ek raporlarda, Şirket kayıtlarının usulüne uyguntutulmadığının ve tutulan defterlerin hükme esas alınabilecek nitelikteolmadığının ortaya konulduğunu, ayrıca iddia olunan alacak miktarının yazılıbelge ile ispatının zorunlu olduğunu, başvurucunun alacağı olarak ileri sürdüğübu meblağa ilişkin iddiasını usulüne uygun belgeler ile ispatlayamadığınıbelirterek davanın reddine hükmetmiştir.
12. İlk Derece Mahkemesinin bukararı, duruşmalı temyiz incelemesi için Yargıtayagönderilmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 1/4/2011 tarihli ve E.2011/4133,K.2011/3765 sayılı ilamı ile duruşma için yeterli pul bulunmadığı gerekçesiyledosyayı Mahkemesine iade etmiştir.
13. Belirtilen eksikliğintamamlanmasının ardından yapılan temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 11. HukukDairesi, 19/3/2013 tarihli ve E.2011/6083, K.2013/5341 sayılı ilamı ile İlkDerece Mahkemesi kararını onamış; aynı Daireye yapılan karar düzeltme isteminide 11/10/2013 tarihli ve E.2013/10611, K.2013/18205 sayılı ilamı ilereddetmiştir.
14. Karar düzeltme istemininreddine ilişkin ilam başvurucuya 6/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 6/1/2014 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
16. 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesi şöyledir:
"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamaklayükümlüdür."
17. 18/6/1927 tarihli ve 1086sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri,değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılanhukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri dörtyüzmilyon lirayı geçtiği takdirde senetle ispatolunması gerekir.”
18. 6100 sayılı Kanun’un 200.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri,değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılanhukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispatolunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtankurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasındanaşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 17/3/2016tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/1/2014 tarihli ve 2014/183numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20. Başvurucu, 29/11/2001tarihinde Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı itirazın iptalidavasında, kredi temin ettiğine dair Şirket Yönetim Kurulu kararı, kredininteminatı olarak Şirket hisselerinin teslim edildiğine dair tutanak, ŞirketGenel Kurulu toplantısında gelir-gider tablolarının kabulü ile borcun ikraredilmiş olması, bilirkişi raporunda Şirketin ödeme gücü olmamasına karşın borçödemesinde bulunduğunun tespiti gibi lehine açık delillerin varlığına rağmentaleplerinin reddine karar verildiğini ve yargılamanın makul süredesonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş; ihlalin tespit edilmesine karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
21. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
22. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
23. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
24. Anılan kurallar uyarıncailke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık keyfîlikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfîlikbulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
25. Somut olayda başvurucu,Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı itirazın iptali davasında, kreditemin ettiğine dair Şirket Yönetim Kurulu kararı, kredinin teminatı olarakŞirket hisselerinin teslim edildiğine dair tutanak, Şirket Genel Kurulutoplantısında gelir-gider tablolarının kabulü ile borcun ikrar edilmiş olması,bilirkişi raporunda Şirketin ödeme gücü olmamasına karşın borç ödemesindebulunduğunun tespiti gibi lehine açık delillerin varlığına rağmen taleplerininreddine karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
26. Başvurucutarafından açılan davada Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi,12/11/2003 tarihli kararı ile tanık ifadeleri, incelenen mahkeme dosyalarıve Şirket defterleri, bilirkişi raporu ve toplanan diğer delillerindeğerlendirilmesi sonucu davanın kabulüne hükmetmiş; temyiz incelemesi sonucuanılan karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/12/2004 tarihli ilamı ile eksikinceleme ve araştırmaya dayalı karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur (bkz. §10). Bozma üzerine Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay ilamında belirtilen hususlar doğrultusunda yaptığı incelemeve bilirkişi raporu ile ek raporları dikkate alarak başvurucunun iddia ettiğialacak miktarının yazılı belge ile ispatının zorunlu olduğunu ancakbaşvurucunun alacağı olarak ileri sürdüğü bu meblağa ilişkin iddiasını usulüneuygun belgeler ile ispatlayamadığını belirtmiş ve davanın reddine hükmetmiştir.İlk Derece Mahkemesinin bu kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/3/2013tarihli ilamı ile onanmış, aynı Daireye yapılankarar düzeltme istemi de 11/10/2013 tarihli ilamla reddedilmiştir.
27. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemeleritarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
28. Başvurucu; yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesitarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi İlkDerece Mahkemesinin ve Yargıtayın kararlarında bariztakdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangibir durum da tespit edilememiştir.
29. Açıklanan nedenlerlebaşvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, Derece Mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bukısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığıİddiası
30. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bubölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
31. Başvurucu, 29/11/2001 tarihinde Erzincan 1. Asliye HukukMahkemesinde açtığı itirazın iptali davasının makul sürede sonuçlanmadığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
32. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18) Sözleşme metniile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında-ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle- Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makulsürede yargılanma hakkı, yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 38, 39).
33. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığınıntespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
34. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, alacağın tahsiliamacıyla yapılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesinezdinde açılan itirazın iptali davasının söz konusu olduğu görüldüğünden 1086sayılı mülga Kanun ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göreyürütülen somut yargılamanın medeni hak ve yükümlülükleri konu alan biryargılama olduğuna kuşku yoktur (Güher Ergunve diğerleri, § 49).
35. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesindesürenin başlangıcı -kural olarak- uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup somut başvuru açısından bu tarih 29/11/2001’dir.
36. Sürenin bitiş tarihi ise çoğuzaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergün ve diğerleri, § 52). Bukapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin,başvurucunun karar düzeltme talebinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesince reddedildiği11/10/2013 olduğu anlaşılmaktadır.
37. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde yargılamanın konusunun başvurucu tarafından yapılanicra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Erzincan 1. Asliye HukukMahkemesinin 12/11/2003 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verildiği,temyiz talebi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/12/2004 tarihli ilamıile kararı bozmaya hükmedildiği, bozma üzerine Erzincan 1. Asliye HukukMahkemesinin 17/1/2011 tarihli kararı ile davanın reddedildiği, temyiz üzerineYargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/3/2013 tarihli ilamı ile İlk Derece Mahkemesikararının onandığı, karar düzeltme isteminin de 11/10/2013 tarihli ilamlareddedildiği belirlenmiştir.
38. 6100 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin dikkate alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri,§§ 34-64).
39. Başvuruya konu alacağın tahsili amacıyla yapılan icratakibine itirazın iptali davasının incelenmesi neticesinde, hukuki meseleninçözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği, maddi olayların karmaşıklığı,delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller gibi kriterler dikkatealındığında başvuruya konu yargılamanın karmaşık nitelikte olduğu anlaşılmışsada somut başvuru açısından daha önce verilen kararlar dışında farklı kararverilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ancak söz konusu on bir yıl on biraylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
40. Açıklanan nedenlerlebaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
41. Başvurucu, adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespitine hükmedilmesini talepetmiştir.
42. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemez.
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
43. 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında -esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesihâlinde- ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedileceği belirtilmiş ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylemve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
44. Başvuru konusu olayda başvurucunun makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte başvuruya konuolan yargılama sürecinin kesinleşerek sona erdiği dikkate alındığındabaşvurucunun tazminat talebi bulunmaması nedeniyle ihlalin tespiti dışındasonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus bulunmadığıanlaşılmaktadır.
45. Dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun, Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. 206,10 TL harç ve 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına
17/3/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.