TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BENSAN AKTAŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/7288)
Karar Tarihi: 29/11/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucular
:
1. Bensan AKTAŞ
2. Elif GÜNEŞ
3. Erdal ERGANİ
4. Ergin ÖLMEZ
5. Fevziye GELİBOLU
6. İlknur ERGANİ
7. İsmail SÜNNETÇİOĞLU
8. İsmet ÖLMEZ
9. Manülya KISAOĞLU
10. Mehmet SÜNNETÇİOĞLU
11. Mehmet SÜNNETÇİOĞLU
12. Mine UZUN
13. Muzaffer SÜNNETÇİOĞLU
14. Rizvan YOKUŞ
15. Saime LALECİ
16. Saire CAN
17. Salihat EFEOĞLU
18. Sanihat Ayşe AKTAN
19. Sema USAL
20. Suna ECERDİR
21. Şaban ERGANİ
22. Vildan BERBEROĞLU
23. Zafer SÜNNETÇİOĞLU
Vekili
:
Av. Ayhan TUNCER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru bir mazbut vakfın gallealacağının miras hükümlerine göre ödenmesi yönündeki talebin reddedilmesisebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/5/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindensonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Kemer-Edremit Voyvodası el-Hâc AliAğa bin el-Hâc Ahmet Ağa Vakfı 1758 yılındakurulmuştur. Vakfiyeye göre muhtelif yerleşim yerlerinde çok sayıda bahçe, dükkan ve değirmen gibi taşınmazlar ile bu taşınmazlardanelde edilen kira gelirleri vakfedilmiştir. Vakfiyede; bu mülk ve gelirlerindenbir kısmının vakfın yaptırdığı caminin tamir ve onarımının yapılması, bu camidegörevli kişiler ile bazı kutsal günler ve Ramazan ayında cami minaresindekandiller yakılması için tahsis edilmesi şart koşulmuştur. Vakfeden el-Hâc Ali Ağa, yapılan tahsisat harcamalardan sonra vakfa aitgelir fazlasının (galle) ise kendi soyundan gelenerkek ve kız evlatları ve torunları arasında batın tertibi şartıyla (ön batındaevlat varsa sonraki batında bulunan evladın gallealamaması kuralı) eşit olarak bölüştürülmesini istemiştir.
7. Vakfiyede ayrıca kurulan vakfın mütevelliliğininölünceye kadar vakfedene ait olması, ölümünden sonra ise kendi soyundan gelenerkek ve kız evlatları ve torunları tarafından batın tertibi üzere mütevelliliğin sürdürülmesi şart koşulmuştur. Cumhuriyetdöneminde 5/6/1935 tarihli ve 2762 sayılı mülga Vakıflar Kanunu çerçevesindemülhak vakıflar statüsünde varlığını gösteren vakfın son mütevellisi olan Ö.İ.22/2/1973 tarihinde vefat etmiştir. Bu tarihten itibaren on yıllık süreiçerisinde vakıf evladınca mütevellilik için birtalepte bulunulmaması nedeniyle Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıflar Meclisitarafından 9/7/1985 tarihinde anılan vakfın mazbut vakıflar arasına dâhiledilmesine karar verilmiştir.
8. Başvurucuların miras bırakanları tarafından galleye müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti içinaçtıkları dava, İnegöl Asliye Hukuk Mahkemesince 12/4/1960 tarihinde kabuledilmiştir.
9. Başvurucular ile F.M.T. gallealacağının ödenmesi istemiyle 18/12/2012 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüaleyhine Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Davadilekçesinde, vakfın Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde bulunan altı adet dükkan niteliğindeki taşınmazların gelirleri ile sınırlıolarak davalı idarenin yönetiminde kaldığı süre boyunca elde edilen gelirlerindava konusu edildiği belirtilmiştir. Dilekçede, bu gelirler toplamının yasalkesintiler düşüldükten sonra kalan kısmının galleyemüstahak vakıf evladı olduğuna dair karar alan F.M.T. ile dava tarihi öncesindevefat eden vakıf evladı kişilerin mirasçıları olan başvuruculara ödenmesi talepedilmiştir.
10. Mahkeme 10/9/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.Kararın gerekçesinde 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 7.maddesine 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un 208. maddesi ile eklenenhükümlere ve aynı Kanun'un geçici 10. maddesine atıf yapılmıştır. Mahkemedavacıların dayandıkları mahkeme kararlarının kesinleştiğine ve bu kesinleşenkararlara göre ödemelerin yapılmakta olduğuna işaret ederek dava konusutaşınmazlar yönünden ise bir ödeme yapılmadığını belirtmiştir. Mahkeme sonuçolarak dava tarihine kadar bir talepte bulunulmadığı için bu taşınmazlaryönünden talep hakkının düştüğü kanaatine ulaşıldığını açıklamıştır.
11. Karar, başvurucular ve davacı F.M.T. tarafından temyizedilmiş ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi (Daire) 25/2/2014 tarihindebaşvurucuların temyiz taleplerini reddederek bu kısım yönünden hükmündüzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Daire, başvurucuların dava konusuvakfın galle almaya müstahak vakıf evladı olduklarınadair bir mahkeme kararı bulunmadığını ve murislerinin galleyemüstahak vakıf evladı olduğuna dair geçmiş tarihli kararlar bulunduğunuvurgulamıştır. Daireye göre başvurucuların böyle bir davayı açabilmeleri için galle almaya hak kazanmış vakıf evladı olduklarınıkesinleşmiş bir mahkeme kararı ile tespit ettirmesi veya bu hakkı kazanmışmurislerinin sağlığında açılan bir davayı takip etmeleri gerekir. Kararın gerekçesinde,bu ön şart gerçekleşmediği için başvurucuların aktif dava ehliyetlerininbulunmadığı dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin kararının doğru olmadığı,ancak sonucu itibarıyla doğru olan kararın gerekçe değiştirilerek onandığıbelirtilmiştir.
12. Daire, davacı F.M.T.nin temyizistemini ise kabul etmiş ve galle almaya hakkazandığını gösteren mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıl içindedavalı idareye başvurulmasını öngören 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesinin somutolayda uygulanamayacağını belirtmiştir. Daire, kanun hükümleri uyarınca vakfınson beş yıldaki mal varlığının yöntemince araştırılarak vakfiyede öngörülengiderler düşüldükten sonra kalan mal varlığı ölçüsünde ödeme yapılabileceğinibelirterek bu kısım yönünden hükmün bozulmasına karar vermiştir.
13. Başvurucuların karar düzeltme talepleri Daire tarafından17/2/2015 tarihinde reddedilmiş, nihai karar başvurucular vekiline 8/4/2015tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucular 4/5/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat Hükümleri
15. 2762 sayılı mülga Kanun’un 1. maddesinin birinci ve ikincifıkraları şöyledir:
“4birinci teşrin 1926 tarihinden önce vücut bulmuş vakıflardan
A - Bu kanundan önce zapt edilmiş bulunan vakıflar,
B - Bu kanundan önce idaresi zapt edilmiş olan vakıflar,
C - Mütevelliği bir makama şart edilmiş olanvakıflar,
D - Kanunen veya fiilen hayri bir hizmetikalmamış olan vakıflar,
E - Mütevelliliği vakfedenlerin ferilerindenbaşkalarına şart edilmiş vakıflar,
Vakıflar Umum Müdürlüğünce idare olunur.Bunların hepsine birden (Mazbut vakıflar) denir.
(Değişik:31/5/1949-5404/1 md.) Mütevelliliğivakfedenlerin fer`ilerine şart edilmiş vakıflara(Mülhak Vakıflar) denir. Bunlar mütevellileri tarafından idare olunur.Mütevelliler Vakıflar Genel Müdürlüğünün ve Genel Müdürlük de İdare Meclisininkontrolü altındadır."
16. 2762 sayılı mülga Kanun’un 39. maddesi şöyledir:
"Bu kanunun birinci maddesinde UmumMüdürlük tarafından idare edileceği gösterilen ve bu kanunun neşri tarihinekadar mazbutiyet altına alınmış olan vakıfların mazbutiyetleri kaldırılmaz. On seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflardaartık tevcih yapılmaz. Ancak alakalıların vakfiyeye göre intifa haklarımahfuzdur."
17. 2762 sayılı mülga Kanun’un 39. maddesi şöyledir:
"Bu kanunun birinci maddesinde UmumMüdürlük tarafından idare edileceği gösterilen ve bu kanunun neşri tarihinekadar mazbutiyet altına alınmış olan vakıfların mazbutiyetleri kaldırılmaz. On seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflardaartık tevcih yapılmaz. Ancak alakalıların vakfiyeye göre intifa haklarımahfuzdur."
18. 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Kanunun uygulanmasında;
...
Mazbut vakıf: Bu Kanun uyarınca GenelMüdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı TürkKanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı VakıflarKanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları,
Mülhak vakıf: Mülga 743 sayılı Türk KanunuMedenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenlerinsoyundan gelenlere şart edilmiş vakıfları,
...
Galle fazlası: Mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfın hayrat ve akarlarınınonarımı ile vakfiyelerindeki hayrat hizmetlerin ifasından sonra kalan miktarı,
İntifa hakkı: Mazbut ve mülhak vakıflarda,vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış gallefazlaları ve hakları,
ifade eder."
19. 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesi şöyledir:
"On yıl süreyle yönetici atanamayan veyayönetim organı oluşturulamayan mülhak vakıflar, mahkeme kararıyla GenelMüdürlükçe yönetilir ve temsil edilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce mazbutvakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasınaalınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz.
İlgililerin vakfiye şartlarına göre intifahakları saklıdır.
(Ekfıkra:13/2/2011-6111/208 md.) İntifa haklarınailişkin talepler galle fazlası almaya hakkazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yılgeçmekle düşer.
(Ekfıkra:13/2/2011-6111/208 md.) Mazbut vakıflardaintifa hakları, galle fazlası almaya hakkazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfınson beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçebelirlenir."
20. 5737 sayılı Kanun'a 6111 sayılı Kanun'un 209. maddesi ileeklenen geçici 10. maddesi şöyledir:
"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihitibarıyla bu Kanunun 7 ncimaddesine eklenen hükümler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmışve halen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinintespitine ilişkin davalarda da uygulanır."
B. Yargıtay İçtihadı
21. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 3/5/2016 tarihli veE.2015/21933, K.2016/7187 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava dilekçesinde, galleyemüstehak vakıf evladı olduğunun tespitiistenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilitarafından temyiz edilmiştir.
...
Dava konusu Ayşe Hanım BintiEl-Hac Ali Ağa Vakfına ait vakfiyede gallenin kızerkek ayrımı yapılmadan eşit olarak batın şartı (ön batında evlat varsa sonrakibatında bulunan evladın galle alamaması kuralı) ileevlada bırakıldığı anlaşıldığından davacının ön batında bulunup bulunmadığısaptanmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş,davacıya ve mahkeme kararı ile vakıftan galle alan evlatlara ait gidebildiği kadar üst mirasbırakanları gösterir nüfus kayıtları getirtilerek, davacının ön batında olupolmadığı saptanıp oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır..."
22. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/12/2006 tarihli veE.2006/10378, K.2006/10997 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava dilekçesinde gallefazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tesbitiistenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalıtarafından temyiz edilmiştir.
...
...
Dava konusu MestanZade Ahmet Çelebi İbni Sinan Vakfına ait vakfiyede gallenin kız erkek ayrımı yapılmadan batın şartı (önbatında evlat varsa sonraki batında bulunan evladın gallealamaması kuralı) ile evlada bırakıldığı anlaşıldığından davacının ön batındabulunup bulunmadığı saptanmadan davanın kabulü,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, vakıf mütevellisidavalı olarak davaya dahil edildikten sonra davacı ve mahkeme kararı ilevakıftan galle alan evlada ait gidebildiği kadar üstmiras bırakanları gösterir nüfus kayıtları getirtilerek, davacının ön batındaolup olmadığı saptanıp oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucular, mazbut vakıflar arasına alınan uyuşmazlıkkonusu vakfın galle fazlası alacağının ödenmesiistemiyle açtıkları davanın reddedildiğini belirtmişlerdir. Başvurucular; vakıfsenedinde batın şartı mevcutolduğunun farkında olduklarını ancak galleye müstehak vakıf evladı olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı iletespit edilen kişilerin mirasçıları olduklarını, dolayısıyla galle fazlası alacağının miras hükümlerine göre kendilerinede ödenmesi gerektiği iddia etmişlerdir. Başvuruculara göre miras hükümlerigereğince söz konusu davada başvuruculardan ayrıca galleyehak kazanıldığını gösteren bir mahkeme kararı beklememek gerekir. Başvurucularsonuç olarak bu gerekçelerle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüşler ise de galle fazlası alacağının ödenmemesi yönündeki şikâyetlerininilgili olduğu mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir.
27. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önünegetirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereusulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarınızamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ile başvurusunutakip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
28. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesiiçin öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişininbaşvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olmasıgerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarınıgiderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilirnitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahipbulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudanbeklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarınıdüzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklîkoşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktanuzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,16/2/2017, § 39).
29. Başvurucular mazbut vakıflar arasına alınan uyuşmazlıkkonusu vakfın galle fazlasının kendisine ödenmesiistemiyle alacak davası açmışlar ancak başvurucuların bu talepleri galle alacağına müstahak vakıf evladı olduklarına dair biryargı kararı bulunmadığı gerekçesiyle derece mahkemelerince reddedilmiştir.Başvurucular ise daha önce miras bırakanları adına galleyemüstahak vakıf evladı oldukları yönünde kararlar bulunduğundan bahisle mirashükümlerine göre kendilerine de galle fazlasınınödenebileceğini öne sürmüşlerdir.
30. Esas itibarıyla bir sosyal yardım kurumu olarak ortaya çıkanvakıflar, bir mülkün menfaatlerinin sosyal ve kültürel hizmetlere tahsisedilmek üzere özel mülkiyetten çıkarılarak temlik ve temellükten yasaklanmaksuretiyle kamu yararına özgülenmesini ifade etmektedir. 22/11/2001 tarihli ve4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesinde vakıflar; "gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve haklarıbelirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip maltoplulukları olarak" tanımlanmış ve "bir mal varlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceğianlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklarınvakfedilebileceği" belirtilmiştir (AYM, 26/12/2013, E.2013/70,K.2013/166).
31. 1274 (miladi 1858) tarihli Arazi Kanunnamesi'nin1. maddesine göre arazi; mülk, miri, metruk, mevat vevakıf arazi olmak üzere beş bölüme ayrılmakta idi. Cumhuriyet dönemi öncesindegeniş bir uygulamaya sahip olan vakıf müessesesi 17/2/1926 tarihli ve 743sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nin kabulündensonra da varlığını sürdürmüştür. 864 sayılı Kanun'un 8. maddesinde 4721 sayılıKanun'un yürürlüğe girmesinden önce kurulan vakıflar için ayrı bir tatbikatkanunu çıkarılması gerektiği, yeni kurulan vakıfların ise 4721 sayılı Kanun'atabi olacağı belirtilmiştir (Agavni Mari Hazaryan ve diğerleri,B. No: 2014/4715, 15/6/2016, §§ 79, 80).
32. Günümüzde vakıf kurulabilmesi 4721 sayılı Kanun hükümlerinegöre mümkün olmakla birlikte 4721 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden öncekurulmuş olan vakıflara da -tarihten gelen özellikleri, kuruluş irade veamaçları ile vakıf senetlerindeki koşullar gereği korunmaları vesürekliliklerinin sağlanması hususları gözetilerek- 2762 sayılı mülga Kanunkapsamında yer verilmiş ve mazbut vakıflar, mülhak vakıflar, cemaat vakıfları,esnaf vakıfları ve yeni vakıfların yönetimi, faaliyetleri ve denetimi, yurt içive yurt dışındaki taşınır ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının tescili,muhafazası, onarımı ve yaşatılması, vakıf varlıklarının ekonomik şekildeişletilmesi ve değerlendirilmesinin sağlanmasına ilişkin usul ve esaslar, 2762sayılı mülga Kanun'da düzenlenmiştir (AYM, E.2013/70, K.2013/166, 26/12/2013).
33. Bu doğrultuda 2762 sayılı mülga Kanun'un 1. maddesinde, mütevelliliği vakfedenlerin ferîlerine şart edilmişvakıflara mülhak vakıflar denmiştir. Aynı maddeye göre bu Kanun'dan önce kendiveya idaresi zaptedilen, mütevelliliğibir makama şart edilen, kanunen veya fiilen hayri birhizmeti kalmayan veya mütevelliliği vakfedenlerinferîlerinden başkalarına şart edilmiş vakıflara ise mazbut vakıflar adıverilmiştir. Bu maddede mülhak vakıfların mütevellileri tarafından, mazbutvakıfların ise Genel Müdürlük tarafından idare olunacağı belirtilmiştir (Emine Görgülü, B. No: 2014/5871, 6/7/2017,§ 40).
34. Aynı şekilde mazbut vakıflar ile mülhak vakıflar 5737 sayılıKanun'un 3. maddesinde de tanımlanmıştır. Buna göre mazbut vakıflar, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçeyönetilecek ve temsil edilecek vakıflar 743 sayılı mülga Kanun'un yürürlüktarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı mülga Kanun gereğince Genel Müdürlükçeyönetilen vakıflar; mülhak vakıflarise 743 sayılı mülga Kanun'un yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi,vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıflardır (Emine Görgülü, § 41).
35. Vakıf amaç ve faaliyetlerinin yerine getirilmesi için gelirgetirici şekilde değerlendirilmesi zorunlu olan taşınır ve taşınmazlara akar denmektedir. Vakıfların eldeettikleri bu gelirlerden doğrudan toplumun istifadesine bedelsiz olaraksundukları hayrat adı verilen malveya hizmetler bulunduğu gibi vakfiyedeki şartlara göre bu gelirlerden belirlikişilerin yararlandırılmaları da mümkün olabilmektedir. Buna göre mazbut vemülhak vakıflarda, vakfın hayrat ve akarlarının onarımı ile vakfiyelerindekihayrat hizmetlerin ifasından sonra kalan miktara galle fazlası adı verilmekte olupvakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış gallefazlaları ve haklarına da intifa hakkıdenmektedir (Emine Görgülü, §44).
36. Somut olayda ekonomik bir değer ifade eden galle fazlası alacağının mülk teşkil ettiğindekuşku bulunmamaktadır. Ancak başvurucuların öncelikle mülkiyet hakkınınvarlığını, diğer bir deyişle söz konusu alacaklarının varlığını kanıtlamasıgerekmektedir. Başvurucuların bu iddia ile açtığı davada ise galleye müstahak vakıfevladı olduğunun tespitine ilişkin kararın varlığı bir ön şartolarak görülmüştür.
37. Mazbut ve mülhak vakıflar, farklı hukuki konumda bulunan vefarklı kurallara tabi tutulan kendine özgü özel hukuk tüzel kişileridir. Bunagöre söz konusu vakıflarda galle fazlası alacağının dağıtımı da genelmiras hükümlerine göre değil vakfı kuran kişinin vakfiyede belirttiği şartlaragöre yapılmaktadır. Vakfiyede yer alan şartların ne olduğu ve bu şartlara görekimin veya kimlerin galleye müstahak vakıf evladı sayılacağı ancakkonusunda uzmanlaşmış derece mahkemeleri önünde yapılacak yargılama sonundaaçıklığa kavuşturulabilir (bkz. §§ 21-22). Ayrıca açılacak böyle bir davayabağlı olarak 5737 sayılı Kanun hükümlerinde farklı sonuçlar bağlandığıgörülmektedir (bkz. §§ 19-20).
38. Somut olayda derece mahkemeleri ise başvurucunun doğrudanmiras hükümlerine dayalı olarak bu alacağı talep edemeyeceğini açık olarakbelirtmişlerdir. Dolayısıyla dava dilekçesinde miras hükümlerine dayalı olarak galle fazlası alacağı talep edilmiş olduğundanbu taleple sınırlı olarak değerlendirme yapılmak suretiyle bir ön şart olarakvakfiyedeki şartlara göre galleye müstahak vakıf evladı olduğununtespitine dair kararın başvuruculardan istenilmesi keyfî veya öngörülemeznitelikte değildir. Bu durum aynı zamanda başvurucuların hukuk düzenindeöngörülmüş başvuru yollarını özenli bir biçimde tüketmediğini göstermektedir.Başvurucular ise bu bireysel başvuru kapsamında da böyle bir yolabaşvurduklarına dair herhangi bir bilgi veya belge sunmamışlardır. HâlbukiYargıtay içtihadına göre galleye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitineilişkin başvuru yolunun tüketilmesi gereken etkin bir hukuk yolu olduğugörülmektedir (bkz. §§ 21-22).
39. Sonuç olarak mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamındabelirtilen şikâyetler yönünden başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir. Etkinve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan anılan hukuk yoluna başvurmaksızınyapılan başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesigereği mümkün değildir.
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.