TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BERGİN KARABOĞA VE YUSUF ALDEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2626)
Karar Tarihi: 27/10/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M.Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucular
:
1. Bergin KARABOĞA
2. Yusuf ALDEMİR
Vekili
:
Av. Hüseyin BOĞATEKİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerletutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa itiraz incelemesininduruşmasız yapılması ve itiraz incelemesinde savcılık görüşünün tebliğedilmemesi nedenleriyle Anayasa'nın 19. Maddesindeki hakların ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 18/2/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru formu veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyonasunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 20/2/2015 tarihindebaşvurucu Bergin Karaboğa'nın, Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2015tarihinde başvurucu Yusuf Aldemir'in adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 20/2/2015 tarihinde2014/2626 sayılı başvurunun, Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2015tarihinde 2014/2629 sayılı başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5.Bölüm Başkanı tarafından 17/5/2015 tarihinde, 2014/2626 sayılıbaşvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6.2014/2626 sayılı bireysel başvuru belgelerinin bir örneğibilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü5/6/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş18/6/2015 tarihinde başvurucu Bergin Karaboğa'ya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
8. 2014/2629 sayılı bireysel başvuru belgelerinin bir örneğininBakanlığa gönderilmesine, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 71.maddesinin(2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alanailişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesinekarar verilmiştir.
9. Konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 30/6/2016tarihinde 2014/2626 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının 2013/2629başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin2013/2626 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
10.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
11. Başvurucu Bergin Karaboğasilahlı terör örgütüne üye olmasuçunu işlediği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığının talebi üzerine 27/9/2011 tarihinde gözaltına alınmış veİstanbul 11. AğırCeza Mahkemesinin 30/9/2011 tarihli ve 2011/98 Sorgu sayılı kararıile tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir:
" TCK 314/2. maddesinde düzenlenensilahlı terör örgütüne üye olmak suçundan şüpheliler ... , BERGİN KARABOĞA, ...hakkında, mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suçun kanundaki yaptırımmiktarı, şüphelilerin bu suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinioluşturan olguların bulunması, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK 100/a.maddesinde gösterilen katolog suçlardan olması, bu itibarla şüpheliler hakkındaadli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı kanaati ile CMK 100. vedevamı maddeleri uyarınca tutuklanmalarına [kararverildi]."
12. Başvurucu Yusuf Aldemir de silahlı terör örgütüne üye olmasuçunu işlediği iddiasıyla aynı soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınıntalebi üzerine 29/9/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 11. AğırCezaMahkemesinin 1/10/2011 tarihli ve 2011/102 Sorgu sayılı kararı iletutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir:
" TCK 314/2. maddesinde düzenlenen silahlıterör örgütüne üye olmak suçundan şüpheli Yusuf Aldemir hakkında, mevcut delildurumu, üzerlerine atılı suçun kanundaki yaptırım miktarı, şüphelilerin bu suçuişlediklerine dair kuvvetli suç şüphesini oluşturan olguların bulunması,şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK 100/a. maddesinde gösterilen katologsuçlardan olması, bu itibarla şüpheliler hakkında adli kontrol tedbiriuygulanmasının yetersiz kalacağı kanaati ile CMK 100. ve devamı maddeleriuyarınca tutuklanmasına [karar verildi]."
13. Başvurucular hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının28/10/2011 tarihli ve 2011/615 Esas sayılı iddianamesi ile silahlı terörörgütüne üye olma, terör örgütünün propagandasını yapma, tehlikelimaddeleriizinsiz bulundurma, mala zarar verme, 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme suçlarındancezalandırılmaları istemiyle (CMK mülga 250. madde ile görevli) İstanbul 15.Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
14. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/57 sayılıdosyasında 9/12/2011 tarihinde tensiben yapılan incelemesinde başvurucuların “ atılı bulunan suçların vasıf ve mahiyeti, mevcutdelil durumu, iletişimin tespiti tutanakları, arama, yakalama, el koymatutanakları içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesi altındabulunması ve üzerlerine atılı suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin üçüncüfıkrasında sayılı suçlardan olması" dikkate alınarak tutuklulukhâllerinin devamına karar verilmiştir.
15. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/2/2012 tarihli 1.celsesinde bazı sanıklar hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmasına, muhtelifkurumlara müzekkere yazılmasına ve başvurucuların tutukluluk hâllerinindevamına karar verilmiştir. Devam eden celselerde yakalamalı sanıklarınsavunmaları alınarak serbest bırakılmalarına ve diğer ara kararların yerinegetirilmesinin beklenmesine karar verilmiştir.
16.17/1/2013 tarihli 7. celsede gizli tanık dinlenmiş veyakalamalı sanıkhakkında çıkarılan yakalama müzekkeresinin dönüşününbeklenmesine, yakalama hâlinin devamına ve akıbetinin sorulmasına, tutuksuzsanığın savunmasının alınması amacıyla hakkında yeniden zorla getirmemüzekkeresi çıkarılmasına, bir kısım sanığın Adli Tıp Kurumuna gönderilereksuçtarihi itibarıyla gerçek yaşlarının tespiti için rapor istenmesine, tanıklarınıhazır ettiğinde dinlenmesi için başvurucuların müdafiine mehil verilmesinekarar verilmiştir.
17. 22/1/2013 tarihli 8. celsede yakalamalı sanığın savunmasıalınmış, anılan sanığın telefon tapelerini kabul etmemesi nedeniyle Adli TıpKurumuna müzekkere yazılarak sanığın ayrıntılı ses analiz raporununistenmesine, diğer ara kararların beklenilmesine karar verilmiştir. 16/7/2013tarihli 10. celsede hazır edilen tanıkların dinlenilmesine, telefon tapelerinikabul etmeyen sanıkların Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazılarak ayrıntılı sesanaliz raporlarının istenmesine karar verilmiştir.
18. 31/10/2013 tarihli 11. celsede başvurucu Yusuf Aldemir'inyargılandığı dava dosyasıyla birleşen İstanbul 9. Ağır Ceza MahkemesininE.2013/64 sayılı dava dosyasındaki iddialarla ilgili savunmasını Kürtçe yapmakistediğinden Kürtçe tercümanlık yapacak bilirkişinin isim ve adresininMahkemeye bildirilmesi için bir aylık süre verilmesine, başvurucu veyamüdafiince Kürtçe bilen bir kişi hazır edildiğinde gelecek celsede tercümanvasıtasıyla sanığın savunmasının alınmasına karar verilmiştir.
19. 12/12/2013 tarihli 12. celsede diğer ara kararlar yanındaesas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyanın iddia makamına tevdinekarar verilmiştir.
20. İlk Derece Mahkemelerince resen yapılan tutuklulukincelemelerinde "isnat olunan suçunmahiyeti, yasada gösterilen olası cezanın alt ve üst sınırı, sanıklara isnatedilen suçun 5271 sayılı CMK’nın 100/3 maddesinde yer alan katalog suçlardanolması, arama yakalama ve el koyma tutanakları, hazırlık beyanları ve diğerbelgeler, iletişim tespit tutanakları bir bütün olarak değerlendirildiğindemevcut olan bu delillerin sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren olgular olarak kabul edilmesi bu olguların tutukluluk değerlendirilmesiaçısından hâlen devam ediyor olması, AİHM içtihatları doğrultusunda tutuklukkonusunda makul süreyi aşan bir durumun bulunmaması, sanıkların serbest kalmasıhalinde kaçma şüphesinin sanıklar üzerine atılı suçun ağırlığına göre karineolarak kabul edilmesinde zorunluluk bulunması ve Anayasanın 13. Maddesindeifade olunan ölçülük ilkesi uyarınca sanıklar hakkında daha hafif koruma önlemiolan adli kontrol tedbiri uygulamasının dava konusu dosya açısından yetersizkalacağı" gözönüne alınarak tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir.
21. Başvurucular "atılısuçları işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesini gösteren olgularbulunması, hazırlık beyanları, iletişimin tespiti tutanakları, suçlarınniteliği, delil durumu,tutuklama tarihleri ve CMK 100. maddesindeki şartlarındevam etmesi ve bu aşamada sanıklar hakkında adli kontrol hükümlerininuygulanmasının yetersiz kalacağı" gerekçeleriyle 12/12/2013tarihli duruşmada verilen tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara karşıitiraz etmişlerdir.
22. Bu karara yapılan itirazı değerlendiren İstanbul 17. AğırCeza Mahkemesi, 31/12/2013 tarihli ve 2013/278 Değişik İş sayılı kararıylaCumhuriyet savcısının görüşü doğrultusunda itirazın reddine karar vermiştir.Kararbaşvurucular vekiline 20/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
23.Başvurucular 18/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. Başvurucular hakkındaki dava İstanbul 15. Ağır CezaMahkemesinin kapatılması üzerine Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinedevredilmiştir. Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/139 sayılı esasınakaydedilen dosyada yapılan yargılamada 17/7/2014 tarihinde başvurucuların adlikontrol hükümleri uygulanaraktahliyelerinekarar verilmiştir.
25. Tahliye tarihine kadar yapılan üç celsede başvurucu Yusuf Aldemir'inİstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde birleşen dosyayla ilgili olarak daha öncekiara kararında belirtilen ihtar doğrultusunda savunmasının alınmasına, Adli TıpKurumundan raporun gelmesinin beklenmesine karar verilmiştir.
26. Dava, ilk Derece Mahkemesinde derdesttir.
B. İlgili Hukuk
27. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 152.,174., 314. maddeleri.
28. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde, tutuklamakararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hâllerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesiniuyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1.Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık,mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerininvarlığı hâlinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununda yer alan;
…
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)
...”
29. 5271 sayılı Kanun’un101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturmaevresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulhceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerdemutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağınıbelirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlüolarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir vebu husus kararda belirtilir.”
30.5271 sayılı Kanun’un104. maddesi şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinindevamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararınaitiraz edilebilir.
(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veyaYargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliyemahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosyaüzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir."
31.5271 sayılı Kanun’un105. maddesi şöyledir:
"(1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarıncayapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veyamüdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veyaadlî kontrol uygulanmasına karar verilir.
(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşmadışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiiningörüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
32. 5271 sayılı Kanun’un270. maddesi şöyledir:
" (1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ilecevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafabildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğündebunların yapılmasını da emredebilir.
(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüşalınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli,sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir."
IV.İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
34. Başvurucular tutukluluk sürelerinin makul olmadığını,tutukluluk incelemesinin dosya üzerinden ve Cumhuriyet savcısının mütalaasınınkendilerine tebliğ edilmeden yapıldığını, 10/1/2014 tarihinde gerçekleştirilentutukluluk incelemesinin dosya üzerinden duruşmasız yapıldığını ve incelemesonunda verilen kararın kendilerine bildirilmediğini belirterek Anayasa’nın 19.maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının ihlal edildiğini ileri sürmüş;tahliye ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Tutukluluğa İtiraz İncelemesinin DuruşmasızYapıldığına İlişkin İddia
35. Başvurucular, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin31/12/2013tarihinde yaptıkları tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız yapıldığınıileri sürmüşlerdir.
36. Bakanlık görüşünde benzer şikâyetlere ilişkin daha önceyapılan başka başvurularda incelemede dikkate alınacak hususlara ilişkin görüşbildirildiğinden başvurunun bu kısmı yönünden görüş sunulmasına gerek duyulmadığıbelirtilmiştir.
37.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncahürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Fıkradaöngörülen bu prosedürde adil yargılanma hakkının bütün güvencelerini sağlamakmümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarına uygun somut güvencelerinyargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
38. Tutukluluk hâlinin devamının veya serbest bırakılmataleplerinin incelenmesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargı ilkelerineriayet edilmesi gerekir (Hikmet Yayğın, B.No: 2013/1279, 30/12/2014, § 30).
39. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelmektedir. Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilenolumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliğiilkesi ihlal edilmiş sayılır (BülentKarataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 70).
40. Çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava malzemesihakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenletarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir.Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği ilkesi ile yakından ilişkiliolup bu iki ilke birbirini tamamlar niteliktedir. Zira çelişmeli yargılamailkesinin ihlal edilmesi durumunda, davasını savunabilmesi açısından taraflararasındaki denge bozulacaktır (Bülent Karataş,§ 71).
41. Hürriyeti kısıtlanan kişinin salıverilme talebine ilişkinkarar veren ilk derece mahkemesi huzurunda hazır bulunması ancak itirazincelemesinin yapıldığı mahkemenin önüne çıkmaması ve burada duruşmayapılmaması, silahların eşitliği ilkesi gözetildiği müddetçe Anayasa’nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası ile sağlanan teminatları ihlal etmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:2012/1158, 21/11/2013, § 67).
42. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca tutukluluğundevamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan her itirazdabaşvurucunun dinlenilmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişinin makularalıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 68).
43. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) tutukluluğa itirazincelemelerinde tutuklunun veya müdafiinin mahkeme huzuruna çıkarılmasınızorunlu görmekle beraber her itirazda duruşma açma zorunluluğunun cezayargılamasını tıkayacağını kabul etmektedir. Bu kapsamda Türk hukukundayargılamanın her aşamasında ve istenilen sıklıkta tahliye talebindebulunabildiğine, talep üzerine verilen kararlara da itiraz edilebildiğinedikkat çeken AİHM, tutuklunun on bir gün kadar önce hâkim huzuruna çıkmışolması nedeniyle itirazın dosya üzerinden incelenmesini Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) 5. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı bulmamıştır (Altınok/Türkiye, B. No: 31610/08, 29/2011,§§ 53, 54). Buna karşılıken son iki ay ve üç ayı aşkın bir süre sonra hâkimkarşısına çıkarılmış olması nedeniyle itirazın dosya üzerinden incelenmesininSözleşme'nin 5. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olduğuna karar vermiştir (Erişen ve diğerleri/Türkiye, B. No:7067/06, 3/4/2012, §§ 51-54; MahmutÖz/Türkiye, B. No: 6840/08, 3/7/2012,§§ 43-47).
44. Başvurucular, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesince 12/12/2013tarihli celsede verilen tutukluluğun devamı kararına 18/12/2013 tarihindeitiraz etmiş; itirazı inceleyen İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi, incelemesinidosya üzerinden yaparak verdiği 31/12/2013 tarihli kararı ile itirazıreddetmiştir.
45. Buna göre İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafındanbaşvurucuların müdafilerinin sözlü olarak dinlenildiği, tahliyeye ilişkin beyanve taleplerinin alındığı ve başvurucunun yüzüne karşı tutukluluğun devamınakarar verildiğinin açıklandığı tarih (12/12/2013) ile İstanbul 17. İstanbulAğır Ceza Mahkemesince başvurucunun tutukluluğa yönelik itirazının duruşmasızolarak incelendiği tarih (31/12/2013) arasında 19 gün bulunmaktadır. AİHM içtihatlarınagöre bir ayın altındaki sürede (28 gün) tutukluluğun devamına ilişkinincelemenin ilgili dinlenilmeden yapılması, Sözleşme’nin 5. maddesinin (4)numaralı fıkrasının ihlali olarak değerlendirilmemektedir (Çatal/Türkiye, B. No: 26808/08, 17/4/2012,§§ 41, 42).
46. 5271 sayılı Kanun’un 267. maddesine göre resen ya da talepüzerine tutukluluk hakkında verilmiş tüm kararlar bir başka mahkeme önündeitiraza konu edilebilmektedir. Böyle bir sistemde başvuruya konu davabakımından tüm itirazların duruşmalı incelenmesi tutukluluk bakımındanyargılamanın itiraz merciinde tekrar edilmesi anlamına gelecektir. Dolayısıylabaşvurucuların müdafilerinin sözlü olarak dinlenilmesinden sonra tutukluluğundevamına karar verildiği tarihten on dokuz gün sonra yapılan itirazincelemesinin duruşmasız olmasının, çelişmeli yargılama ilkesini ihlal ettiğisöylenemez.
47. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız olarak yapıldığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalinolmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. 10/1/2014 Tarihli Tutukluluk İncelemesininDuruşmasız Yapıldığı ve KararınBildirilmediğineİlişkin İddia
48. Başvurucular, Derece Mahkemesince 10/1/2014 tarihindegerçekleştirilen tutukluluk incelemesinin dosya üzerinden duruşmasızyapıldığını ve inceleme sonunda verilen kararın kendilerine bildirilmediğiniileri sürmüşlerdir.
49. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci ve Sözleşme'nin 5.maddesinin (4) numaralı fıkraları, her ne sebeple olursa olsun hürriyetikısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkında süratle karar verebilecekve tutulması kanuni değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeyebaşvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleri esas olaraktutukluluğun yasallığına ilişkin itiraz başvurusu üzerine bir mahkeme nezdindeyürütülmekte olan davalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılmasıkararlarının incelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 30).
50. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesinde soruşturma evresindeşüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreleritibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100. madde hükümlerigözönünde bulundurularak kovuşturma evresinde ise tutuklu sanığın tutuklulukhâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullargerektirdiğinde oturumlar arasında ya da en geç otuz günlük süre içinde hâkimveya mahkemece resen karar verileceği hükme bağlanmıştır.
51. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre yapılacakdeğerlendirme, resen (ex officio) yapılmakta olup Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itirazedebilme hakkı kapsamında değerlendirilemez (FirasAslan ve Hebat Aslan, § 32).
52. Bu çerçevede resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgiliincelemeler sonucunda verilen kararlar konu bakımından yetki kapsamı dışındadır(Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814,18/6/2014, § 40). Bireysel başvuru kapsamında olmayan bu kararların usulünedâhil alt unsurlar da kararlarla aynı hukuki sonuca tabidir.
53. Somut olayda da 10/1/2014 tarihli tutukluluğun devamı kararınınresen gerçekleştirilen tutukluluk incelemesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle başvurunun Mahkemece resen yapılan tutuklulukincelemelerine ilişkin şikâyetler yönünden konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
c.Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
54.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır."
55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir."
56. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önündeileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözümekavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlindebaşvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
57. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolmaları yanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarınınkanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
58. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanunauygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzurunaçıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi vemanevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerinbu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikteaynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşmetarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğibelirtilmektedir.
59. Anayasa Mahkemesince son dönemde verilen kararlardatutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıylayapılan bireysel başvurularda, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylabaşvurucu tahliye edilmiş veya ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûmiyetinekarar verilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğu belirtilmiştir (ErkamAbdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016,§§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500,29/9/2016, §§ 33-45).
60. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 17/7/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucuların tutukluluğun Kanun'daöngörülen azami süreyi ve makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir. NitekimAnayasa Mahkemesi içtihatları, bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanınesasının sonuçlanmasına gerek olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacakdava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun Kanun'da öngörülen azami süreyive/veya makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvuruculehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucuların durumuna uygun telafikabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun"ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
61. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddialarına ilişkin olarak, yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. İtiraz Merciince Alınan CumhuriyetSavcısının Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
62.Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılanitiraz incelemesinde Cumhuriyet Savcısının görüşünün bildirilmediğine ilişkiniddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
63 Başvurucular, tutukluluğun devamı kararına karşı yaptıklarıitirazın incelenmesinde itiraz merciince alınan Cumhuriyet Savcısının görüşünün kendilerine tebliğ edilmediğiniileri sürmüşlerdir.
64.Silahların eşitliği, başvurucunun soruşturma dosyasınaulaşabilmesine imkân verilmesini gerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet Savcısınıngörüşlerine etkili bir şekilde cevap verebilme imkânı, kural olarakbaşvurucunun söz konusu belgelere ulaşması hâlinde mümkün olabilir. Bugerekliliğin hangi şekilde yerine getirileceğini belirlemek kanun koyucuya aitolmakla beraber tarafların beyanlarının birbirlerine bildirilmesi ve bubeyanlara cevap verebilme imkânına sahip olmaları gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan,§ 77).
65. Somut olayda başvurucular İstanbul 15. Ağır CezaMahkemesinin 12/12/2013 tarihinde verilen tutukluluk hâlinin devamına dairkararına 18/12/2013 tarihinde itiraz etmişlerdir. İstanbul 17. Ağır CezaMahkemesi, Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşünü almış ancak bu görüşbaşvuruculara bildirilmemiştir. Başvurucuların Cumhuriyet savcısının görüşünecevap verme imkânı olmamıştır. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin tutuklulukhâlinin devamına dair kararına karşı yapılan itiraz, İstanbul 17. Ağır CezaMahkemesince 31/12/2013 tarihinde Cumhuriyet Savcısının görüşü doğrultusundareddedilmiştir.
66. Tutukluluğa itiraz incelemesinde Cumhuriyet Savcısındanalınan görüşün başvuruculara bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19.maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
67. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
68. Başvurucular maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuşlardır.
69. Başvuruda tutukluluğa itiraz incelemesinde Mahkemece alınanSavcılık görüşünün bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
70. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuların her birine ayrı ayrı net 1.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
71.Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasındailliyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge sunmamışolması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ve 1.800 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müşterek olarak ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız yapıldığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. 10/1/2014 tarihlitutukluluk incelemesinin duruşmasız yapıldığı ve kararın bildirilmediğineilişkin iddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makulsüreyi aştığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. İtiraz merciincealınan Cumhuriyet savcısının görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. İtiraz merciince alınan Cumhuriyet Savcısının görüşününbildirilmediği iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuların her birine ayrı ayrı net 1.000 TL manevitazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.