TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BERNA TEZCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2708)
Karar Tarihi: 17/11/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Seyit Abdulhakim ŞAHİN
Başvurucu
:
Berna TEZCAN
Vekili
:
Av. Ali Ulvi SEYREK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Toplu Konutİdaresinden (TOKİ) satın aldığı ve TOKİ'nin gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesiile anlaştığı şirketler tarafından yapılarak teslim edilen dairenin, eksik veayıplı olarak teslimi dolayısıyla açtığı davanın, TOKİ'nin zararın birkısmından sorumlu tutularak kısmen kabul edilmesi nedeniyle mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyleuğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 3/3/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca 30/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölümtarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru dilekçesi ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
5. Başvurucu, TOKİ ile diğerdavalılar olan yüklenici şirketler arasında yapılan gelir paylaşımlı inşaatsözleşmesi gereği yapılan dairelerden birini satın almış ve dairenin eksik veayıplı teslimi dolayısıyla dairede meydana gelen değer kaybının, davalılar TOKİve yüklenici şirketlerden tahsili amacıyla 18/6/2009 tarihinde Sincan TüketiciMahkemesinde tazminat davası açmıştır.
6. Mahkeme, 24/3/2011 tarih veE.2009/213, K.2011/255 sayılı kararıyla davayı kısmen kabul etmiş, temyizedilen karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25/11/2011 tarih ve E.2011/14495,K.2011/17352 sayılı ilamıyla “…davalı TOKİ, Mahkemeye yazdığı 10.11.2009tarihli cevabi yazıda; idare ile yükleniciler Kontaş İnş ve Mad. San. Tic. İhr. Ltd. Şti.-Canberk İnş. Turz. Paz. Ltd. Şti. ortak girişimi arasında yapılansözleşmenin 7 ve 23.maddelerinde işin tüm eksik ve kusurlu imalatlarındanyüklenicilerin sorumlu olduğu, konut sahiplerinden muhtelif zamanlarda gelenşikayetler değerlendirilip durum tesbit tutanağıdüzenlendiğini, bu işlerin yükleniciler nam ve hesabına giderilmesi için kararalındığını bildirmiş, ayrı bir yazı ile de idare tarafından tesbitedilen eksikliklerin yüklenici nam ve hesabına yaptırılmasını teminen Grup Lider İnş. Tur. San. Tic. AŞ’ye ihale edilip29.6.2009 tarihli sözleşme imzalandığını, yer tesliminin 1.7.2009 tarihindeyapıldığını belirtmiştir. Bu durumda davalı TOKİ tarafından eksikliklergiderildiği takdirde giderilen eksiklik ve ayıplar yönünden dava konusuzkalacaktır. Her ne kadar mahkemece işin ihale edilmesinden sonra 26.2.2010tarihinde yapılan keşif ve hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak soncagidilmişse de, bu aşamadan sonrada eksikliğingiderilmesi mümkündür. Hal böyle olunca davalı TOKİ tarafından 3.kişiyleyapılan 29.6.2009 tarihli sözleşme ve ekleri getirilip davacıya ait konutda olduğu iddia edilen ayıp ve eksik imalatlar ileortak yerlerdeki ayıplı ve eksik imalatların bu sözleşme kapsamında olupolmadığı, varsa bunların giderilip giderilmediği, sözleşmede 3.kişiye bunoksanların hangi tarihe kadar giderilmesi için sure verildiği gerektiğindekeşif yapılarak değerlendirilmeksizin yazılı şekilde eksik inceleme ile kararverilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
7. Bozmaya uyan ilk derecemahkemesi, bozma kararı doğrultusunda gerekli incelemeleri yaptıktan sonra,11/10/2012 tarih ve E.2012/101, K.2012/758 sayılı kararında, konutta ve ortakalanlardaki eksik ve ayıplı işlerle ilgili bütün davalıların sorumlu olduğu,ancak, "kapalıyüzme havuzunun davalı yüklenici şirketler tarafından konut sahiplerine ayrıcataahhüt edildiği, kapalı yüzme havuzunun davalılar arasında kararlaştırılansözleşmede yer almadığı, sitede sözleşme ve proje kapsamında ayrıca açık yüzmehavuzunun da bulunduğu, bu nedenlerle davalı TOKİ'nin kapalı yüzme havuzutaahhüdünden ve inşasından sorumlu olmadığı" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, kabul edilen tazminatkısmının konut ve ortak alanlardaki eksiklik ve ayıplara ilişkin kısmından TOKİile diğer davalıların müştereken ve müteselsilensorumlu olduklarına, kapalı yüzme havuzu ile ilgili kısmından ise TOKİdışındaki davalıların sorumlu olduklarına karar vermiştir.
8. Taraflarca temyiz edilen bukarar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin, 11/4/2013 tarih ve E.2013/6510,K.2013/9427 sayılı ilamı ile “sair temyiz itirazlarınınreddine ancak davacı, davalılarıngelir ortaklığı esasına göre yaptığı Ankara Eryaman Göksu Park konutlarındansatın aldığı dairede eksik ve kusurlu imalatlar bulunması nedeniyle dairedeoluşan değer kaybının tahsili için eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davanınkısmen kabulüne, davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden,davalılar yararına reddedilen kısım için ayrı ayrı vekalet ücreti tahsilinekarar verilmiştir. Aynı dava sebebine dayanılarak dava açılması ve davalılarınsorumluluklarının müteselsil olması nedeniyle davanın reddi halinde davacıaleyhine tek bir ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde her birdavalı için ayrı ayrı ücreti vekalete hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olupbozma nedenidir. Ne var ki yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayapılmasını gerektirmediğinden…” şeklinde gerekçegösterilerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
9. Başvurucunun karar düzeltmetalebi, aynı Dairenin, 20/11/2013 tarih ve E.2013/20539, K.2013/28811 sayılıilamıyla reddedilmiştir.
10. Bu karar başvurucu vekiline13/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu bu karara karşı 3/3/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
11. 23/2/1995 tarih ve 4077sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 1. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun amacı, (...) kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlıkve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici,zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcıönlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmekve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşviketmeye ilişkin hususları düzenlemektir.”
12. 4077 sayılı Kanun’un 4.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklamve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardındaveya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyenniceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değeriniveya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi,hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.
Tüketici, malın teslimitarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür.Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsızmisliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarımisteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerinegetirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikteayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veyakullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticidentazminat isteme hakkına da sahiptir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
13. Mahkemenin 17/11/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/3/2014 tarih ve 2014/2708numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
14. Başvurucu, TOKİ ile diğerkarşı taraf yüklenici şirketler arasında yapılan sözleşme gereği yapılanbinalardan bir daire satın aldığını, dairenin eksik ve ayıplı teslimidolayısıyla açtığı davanın kısmen kabul edildiğini, TOKİ'nin taahhüt edilenkapalı yüzme havuzuna ilişkin sorumluluğu bulunmadığı sonucuna varılaraktarafına ödenmesine hükmedilen tazminattan kısmen sorumlu tutulduğunu, oysareklamlarda kapalı yüzme havuzunun da vaat edildiğini ve TOKİ'nin de isminingeçtiğini, bu sebeple idareye güvenle hareket ederek söz konusu taşınmazı satınaldığını, derece mahkemelerinin hukuki görünüşün korunmasına ilişkin ilkeyeaykırı karar verdiklerini, yüklenici şirketler TOKİ'ye vekaleten hareketettikleri için esas olarak TOKİ'nin kapalı yüzme havuzundan da sorumluolduğunu, somut olay, sözleşme ve kanun hükümlerinin derece mahkemelerincehatalı yorumlandığını, keyfi kararlar verdiklerini, derece mahkemesikararlarında çelişkiler olduğunu, mahkeme kararının ideolojik olduğunu vetarafsız olmadığını, TOKİ'nin yapılan ödemelerden pay aldığını, ödemelerinkapalı yüzme havuzunun bedelini de kapsadığını, dolayısıyla TOKİ'nin sebepsizzenginleştiğini, hakkını almak için senelerce uğraştığını, diğer davalılarıniflas etmeleri nedeniyle tazminat alacağına kısmen kavuşamadığını belirterek,Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı ve 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
15. Başvurucu Anayasa’nın 35.maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise debelirtilen iddianın özünün, derece mahkemeleri kararlarının sonucu itibarıylaadil olmadığı hususuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, başvurucunun iddialarınıAnayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkı çerçevesindedeğerlendirilmesi uygun görülmüştür.
16. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
17. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
18. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme,… açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
19. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, birmahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, birtemel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadankaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolundagözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
20. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir.
21. Bir anayasal hakkın ihlaliiddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yenidenincelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa veKanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkinolduğu açıktır. (B. No: 2012/1027,12/2/2013, § 25).
22. Bu kapsamda, bireyselbaşvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanmasıve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği vedeğerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafındangetirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru incelemesindedeğerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlaledilmediği sürece ya da açıkça keyfilik içermedikçe derece mahkemelerininkararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde elealınamaz. Bu çerçevede, kanun yolu şikayetiniteliğindeki başvurularda derece mahkemelerinin delilleri takdirinde bariztakdir hatası veya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdiremüdahalesi söz konusu olamaz. (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
23. Başvurucu tarafından, derece mahkemeleri tarafındantaraflar arasındaki sözleşme ve kanun hükümlerinin hatalı yorumlandığı, kamukurumu niteliğindeki TOKİ’nin lehine davranıldığı, verilen kararın ideolojik vetaraflı olduğu ve açılan tazminat davasının TOKİ yönünden kısmen reddedilmesisuretiyle anayasal haklarının ihlaline yol açıldığı belirtilmekte olup,başvurucunun iddialarının özünün derece mahkemelerince delillerindeğerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibariyleyargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
24. Somut olayda Sincan Tüketici Mahkemesi, başvurucutarafından açılan tazminat davasında, ortak alanda bulunan kapalı yüzmehavuzunun inşa edilmemesi nedeniyle meydana gelen değer azalmasında davalıTOKİ’nin sorumlu olmadığı, diğer davalı inşaat şirketlerinin sorumlu olacağıgerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Mahkemece 4077 sayılıKanun hükümleri ile ilgili taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkatealınarak oluşan vicdani kanaate ve değerlendirmeye göre hukuki bir sonucaulaşılmış olup verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.Derece mahkemelerince başvurucu tarafından açılan davanın hangi nedenlerlekısmen kabul edildiğine hüküm gerekçelerinde yer verilmiş olup söz konusukararda tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları delillerdeğerlendirilerek, ilgili hukuk kuralları da yorumlanmak suretiyle bir sonucaulaşılmıştır. Bu çerçevede, derece mahkemesi kararlarında bariz takdir hatasıveya açıkça keyfilik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
25. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemeleritarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi yada kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.
26. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararınınbariz takdir hatası veya açıkça keyfilik de içermediği anlaşıldığındanbaşvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucuüzerinde bırakılmasına,
17/11/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.