TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BERNA BERKTAŞ BAYAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4662)
Karar Tarihi: 10/3/2015
R.G. Tarih- Sayı: 6/6/2015-29378
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Berna BERKTAŞ BAYAR
Vekili
:
Av. Onur KARADAĞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, işçialacaklarının tahsili istemiyle 2/10/2007 tarihinde açtığı davanın Yargıtaykararlarına aykırı olarak kısmen reddedilmesi ve yargılamanın makul süredetamamlanmaması nedenleriyle, Anayasa'nın 10., 36., 51., 53. ve 55. maddelerininihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılanmanın yenilenmesi ve tazminat talebindebulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 24/6/2013 tarihindeİstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede dosyanın Komisyona sunulmasınaengel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 30/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölümtarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 19/12/2013tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına vebir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının24/2/2014 tarihli görüş yazısı 6/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 17/3/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. 25/5/1992 tarihinde OrmanBakanlığında (Bakanlık) iş sözleşmesine dayalı olarak işçi mühendis statüsüyleçalışmaya başlayan başvurucunun da üyesi olduğu Türkiye Orman İşçileriSendikası ile Bakanlık arasında 1/1/1997-31/12/1998, 1/1/1999-31/12/2000,1/1/2001-31/12/2002 ve 1/1/2003-31/12/2004 tarihleri için geçerli olmak üzeresırasıyla 11., 12., 13. ve 14. dönem Toplu İş Sözleşmeleri (TİS) imzalanmıştır.
8. Başvurucu, temininde güçlükçekilen personel olması sebebi ile Bakanlık oluruyla ücretlerine ek bir yevmiyealdığı gerekçe gösterilerek Toplu İş Sözleşmeleri ile getirilen ücretartışlarının ve iyileştirilmelerin kendisine uygulanmadığını belirterek Ankara16. İş Mahkemesinde 2/10/2007 tarihinde Bakanlık aleyhine alacak davasıaçmıştır.
9. Mahkeme 6/5/2008 tarih veE.2007/836, K.2008/216 sayılı kararıyla, 12/2/2008 tarihli bilirkişi raporu vetoplu iş sözleşmeleri hükümleri doğrultusunda fark ücret, fark ilave tediye veikramiyelerin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
10. Davalı Bakanlığın temyiziüzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 18/5/2010 tarih ve E.2008/25156,K.2010/13856 sayılı ilâmıyla, toplu iş sözleşmesi ücret artışlarının Bakanlıkoluru ile belirlenen yüksek ücretlere uygulanıp uygulanmayacağı hususununtartışma konusu olduğu ve konunun daha önce başka işçilerin açtığı davalardaincelendiği ve ücret artışlarının Bakanlık tarafından belirlenen yüksekücretler yerine toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre yapılması gerektiği sonucunavarıldığı, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda bazı yıllar her ay içinenflasyon oranında ücret artışına gidilirken bazı yıllar için altı ayda birücret artışı yapıldığı, gözetilen enflasyon oranlarının dayanaklarının da dosyaiçinde bulunmadığı, Mahkemece istek konusu döneme ait Toplu İş Sözleşmelerindeücret artışının öngörüldüğü dönemlere ait enflasyon oranlarının belirlenerekbuna göre bilirkişi raporu aldırılması gerektiği, Mahkemece, iki hukukçu veTürkiye İstatistik Kurumu uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden denetimeelverişli şekilde belirlenen hususlara uygun olarak rapor alınması gerektiğinibelirterek, Ankara 16. İş Mahkemesinin kararını bozmuştur.
11. Mahkeme bozma ilamına uyarakyeniden yaptığı inceleme ve aldığı bilirkişi raporları doğrultusunda, 11/1/2012tarih ve E.2010/610, K.2012/4 sayılı kararıyla, başvurucunun alacak davasınınkısmen kabulüne karar vermiştir.
12. Başvurucu tarafından temyizedilen karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28/2/2013 tarih ve E.2012/12411,K.2013/7270 sayılı ilâmıyla onanmıştır.
13. Onama kararı başvurucuya27/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu, 24/6/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
15. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.maddesinin birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (Bkz. B.No: 2013/6792, 18/6/2014, §§16–20).
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 10/3/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 24/6/2013 tarih ve 2013/4662numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, temininde güçlük çekilen personel olması nedeniyle ücretine ekbir yevmiye aldığı gerekçe gösterilerek 1/1/1997-31/12/2004 tarihleri arasındayapılan toplu iş sözleşmeleri ile getirilen ücret artışlarının veiyileştirilmelerin kendisine uygulanmadığını, bu durumun eşitsizliğe yolaçtığını, bunun giderilmesi için açtığı davanın makul sürede tamamlanmadığını,kendisiyle aynı durumda olan ve aynı şekilde dava açan altmış üç personeldenkırkının davasının lehe sonuçlandığını, emsalleri hakkında net 17.617,82 TLalacağa hükmedilirken kendisine 313,49 TL ücret farkı verildiğini, 2013 yılıŞubat ayında emekli olduğunu bu durumun emekli maaşına da yansıdığınıbelirterek, Anayasa'nın 10., 36., 51., 53. ve 55. maddelerinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
18. Başvuru dilekçesi ve ekleriincelendiğinde başvurucunun, açtığı alacak davasının kısmen reddedilmesinedeniyle, sendikaya üye olma hakkı, TİS yapma hakkı, eşit ücret hakkı ve adilyargılanma hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğüanlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkinnitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.Başvurucunun anılan iddiaları yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığınayönelik olup, bu iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamındadeğerlendirilmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. YargılamanınSonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
19. Başvurucu, temininde güçlükçekilen personel olması nedeniyle ücretine ek bir yevmiye aldığı gerekçegösterilerek 1/1/1997-31/12/2004 tarihleri arasında yapılan toplu işsözleşmeleri ile getirilen ücret artışlarının ve iyileştirilmelerin kendisineuygulanmadığını, bu durumun eşitsizliğe yol açtığını, kendisiyle aynı durumdaolan ve aynı şekilde dava açan altmış üç personelden kırkının davasının lehesonuçlandığını, emsallerine göre çok daha az ücret farkı verildiğinibelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Adalet Bakanlığı görüşünde;delillerin kabul edilmesi ve değerlendirmesinin derece mahkemelerinintakdirinde olduğu, aynı hukuki metne ya da duruma ilişkin olarak, aynıderecedeki bağımsız yargı mercileri arasındaki yorum ve içtihatfarklılıklarının tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabuledilemeyeceği belirtilmiştir.
21. Başvurucu Bakanlık görüşünekarşı beyanında; konusu, delilleri ve talepleri aynı olan, yalnızca davacılarıfarklı olan kırk ayrı davada verilen kararlara aykırı olarak, açtığı davanınreddedilmesinin adil yargılanma hakkının açık ihlali olduğunu belirtmiştir.
22. Anayasa'nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz."
23. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir."
24. 6216 sayılı Kanun'un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
25. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılansonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konuolamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
26. Başvuruya konu alacakdavasında başvurucu, tabi olduğu Toplu İş Sözleşmeleri hükümleri ile getirilenücret artışlarının kendisine yansıtılması gerektiğini belirterek fark ücret,fark ilave tediye ve ikramiyelerin ödenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemedavanın kabulüne karar vermiş, davalının temyizi üzerine karar Yargıtaytarafından eksik incelemeyle hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmuştur (bkz.§10). Mahkeme, bozma kararına uyarak yeniden yapılan yargılama sonucunda,yargılamada celp edilen belgeler, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişiheyeti raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabul kısmen reddinekarar vermiş, söz konusu karar Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir
27. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
28. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
29. Başvurucu ayrıca, Yargıtayonamasından geçerek kesinleşen benzer kararlarda kendisiyle aynı statüde olandavacılar lehine daha büyük alacak miktarlarına hükmedildiğini, bu kararlarınemsal teşkil etmesi gerektiğini belirterek, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür. Başvurucunun anılan ihlal iddiası da adil yargılanma hakkınınihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.
30. Başvurucunun, kendisiyleaynı statüde olan davacılar lehine daha büyük alacak miktarlarına hükmedildiğiiddiasının incelenmesinde; farklı İş Mahkemelerince yapılan yargılamalarda,Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkı alacaklarının, Bakanlıktarafından belirlenen yevmiye üzerinden hesaplanarak hüküm kurulduğu veYargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 2009 yılına kadar bu kararların onandığıanlaşılmaktadır. Bu tarihten sonra ise Yargıtay 9. Hukuk Dairesi içtihatdeğişikliğine giderek, ücret farkı alacaklarının Bakanlık tarafından belirlenenyevmiye üzerinden değil Toplu İş Sözleşmesi gereği ödenmesi gereken yevmiyeüzerinden hesaplanması gerektiğişeklinde bozma kararı vermiş, İş Mahkemesinin direnme kararı üzerine YargıtayHukuk Genel Kurulu (YHGK) tarafından ele alınan husus, Yargıtay 9. HukukDairesinin son bozma kararı doğrultusunda hükme bağlanmıştır (YHGK, 11/11/2009tarih ve E.2009/9-348, K.2009/500).
31. Somut başvuru açısından,başvurucunun Ankara 16. İş Mahkemesinde açtığı davada Mahkemenin, Toplu İşSözleşmesinden kaynaklanan ücret farkı alacaklarını Bakanlık tarafından belirlenenyevmiye üzerinden hesaplayarak hüküm kurduğu, söz konusu kararın Yargıtay 9.Hukuk Dairesi tarafından söz konusu içtihat değişikliğinden sonraki bir tariholan 2010 yılında bozulduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun dosyaya çelişkilikarar örnekleri olarak sunduğu kararların tamamının 2009 yılındaki içtihatdeğişikliğinden önce Yargıtay tarafından onanan kararlar olduğu görülmekle, sözkonusu kararlar ile başvurucunun açtığı davada kurulan hüküm arasındakifarklılıkların Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin içtihat değişikliğindenkaynaklandığı anlaşılmaktadır.
32. Yazılı hukuk sistemine tabiülkelerde içtihat değişmez bir olgu olmadığından, mahkeme içtihatlarındakideğişme yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır. Böyle birdeğişiklik özü itibarıyla, önceki çözümün tatminkar bulunmaması anlamınagelmektedir (bkz. S.S.Balıklıçeşme Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve Diğerleri/Türkiye, B.No: 3573/05 … 17293/05, 30/11/2010, § 28).
33. Aynı hukuki metne ilişkinolarak, aynı derecedeki bağımsız yargı mercileri arasındaki yorum ve içtihatfarklılıkları ile temyiz mercilerinin, uyuşmazlıklara ilişkin olarak taraflarıntalepleri ve delilleri arasındaki yorum farklılıkları, tek başına adilyargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi (B. No:2013/3351, 17/9/2013, § 45), Mahkemelerce, hukuk kurallarının yorumlanması vedelillerin değerlendirilmesinde farklılıklar meydana gelmesi ya da öncekiçözümün tatminkar bulunmaması gibi çeşitli nedenlerle içtihat değişikliğinegidilmesi de tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabuledilemez.
34. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik deiçermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin "açıkçadayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası
35. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetininaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
36. Başvurucu, 2/10/2007tarihinde açtığı alacak davasının makul sürede tamamlanmaması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Adalet Bakanlığı görüşünde,makul sürede yargılanma hakkına ilişkin görüş sunulmasına gerek görülmediğibelirtilmiştir.
38. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
39. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
40. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, işçi alacaklarının tahsili istemli bir davanın söz konusu olduğugörülmekle, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nda yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılamafaaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğundakuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
41. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 2/10/2007tarihidir.
42. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §52). Somut yargılama faaliyetiaçısından sürenin bitiş tarihinin, Ankara16. İş Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından onandığı 28/2/2013 tarihi olduğuanlaşılmaktadır.
43. Makul sürede yargılanmahakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olanbaşvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteriçerçevesinde, bireylerin ekonomik geleceği ile çalışma barışı açısından arzettiği önem nazara alındığında, iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesihususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekmektedir. Bunedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanı koruyucu niteliğini ve işdavalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin dışında, sözlüyargılama usulüne tabi özel bir iş yargılaması sistemi ihdas ederek işdavalarının, konunun uzmanı mahkemelerce, mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuzbir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/772, 7/11/2013, §59).
44. 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seriyargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına dauygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulüyazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa birincelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecekdava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772,7/11/2013, §§ 64-65).
45. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin iş mahkemesi önünde sürdüğügörülmekle, 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak veyükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri içingeçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılıKanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521 sayılıKanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin,uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğuanlaşılmaktadır (§ 15).
46. Başvuruya konu dava süreciincelendiğinde, yargılamanın beş yıl beş aylık bir sürece yayıldığı, Mahkemecetarafların delilleri ile Toplu İş Sözleşmelerinin değerlendirildiği vebilirkişi raporlarının alındığı anlaşılmış olup yargılama süreci üzerinde büyükoranda bilirkişi raporlarının tamamlanması ve temyiz aşamasında geçen sürelerinetkili olduğu görülmektedir. İş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarınniteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaatide dikkate alındığında sonuç olarak, yargılamanın makul görülemeyecek derecedeuzun bir sürede tamamlandığı görülmektedir.
47. 5521 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).
48. Başvuruya konu yargılamasürecinin değerlendirilmesi neticesinde, hukuki meselenin çözümündeki güçlük,maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, tarafsayısı gibi kriterler dikkate alındığında davanın karmaşık nitelik taşımadığı,başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ya da usulihaklarını kullanırken özensiz davranarak yargılamanın uzamasına önemli ölçüdesebep olmadığı da dikkate alınarak, somut başvuru açısından farklı bir kararverilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu beş yıl beş aylıkyargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
49. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
50. Başvurucu, adil yargılanmahakkının ihlali nedeniyle 150.000,00 TL tazminata hükmedilmesini talepetmiştir.
51. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
52. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin beş yıl beş aylık yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, başvurucuya net 4.400,00 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
53. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâletücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
3.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 4.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
10/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.