TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BESİME ÇETİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/17809)
Karar Tarihi: 8/11/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 3/1/2018 -30290
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucu
:
Besime ÇETİN
Vekili
:
Av. Hatice DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ölen eşin askerlik borçlanmasının eksik hesaplanmasıve bu sebeple ölüm aylığının geç bağlanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/11/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8 Başvurucu 1946 doğumlu olup Tunceli'nin Pertek ilçesindeikamet etmektedir.
9. Başvurucu, ölen eşi A.H.Ç.'insigortalı hizmetleri nedeniyle ölüm aylığı bağlanması amacıyla eşininaskerlikte geçen hizmet sürelerinin borçlanması için 16/2/2007 tarihinde SosyalGüvenlik Kurumuna (SGK) müracaat etmiştir.
10. Başvurucunun talebi kabul edilerek 756 günlük askerliksüresi üzerinden hesaplanan toplam 2.835 TL'nin ödenmesi gerektiği başvurucuyabildirilmiştir. Başvurucu 21/2/2008 tarihinde söz konusu ödemeyi yapmıştır.Ancak başvurucunun ölüm aylığına hak kazanabilmesi için beş hizmet günü eksikolduğundan başvurucuya ölüm aylığı tahsis edilmemiştir.
11. Başvurucu 13/2/2008 tarihinde, ölen eşinin askerliksüresinin 756 gün değil 766 gün olduğunun tespiti istemiyle SGK aleyhineTunceli Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkemece 19/12/2011tarihli kararla başvurucunun eşinin askerlik hizmeti sebebiyle borçlanmasının766 gün üzerinden olması gerektiğinin tespitine hükmedilmiştir. Mahkeme kararı,Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 21/5/2013 tarihli kararıyla onanarakkesinleşmiştir.
12. Askerlik süresinin 766 gün olduğunu tespit eden Mahkemeninkararının kesinleşmesinden sonra on günlük askerlik borçlanma tutarı olan104,80 TL de başvurucu tarafından 4/7/2013 tarihinde ödenmiştir. Bunun üzerineanılan tarihten itibaren başvurucuya ölüm aylığı tahsis edilmiştir.
13. Başvurucu 5/12/2013 tarihinde Mahkemede, ilk ödemeyi yaptığı21/2/2008 tarihinden ölüm aylığının bağlandığı Temmuz 2013 tarihine kadar geçendönemde mahrum kaldığı ölüm aylıklarının tazmini istemiyle SGK aleyhine alacakdavası açmıştır. Dava dilekçesinde, ölen eşin 766 gün askerlik yaptığı MillîSavunma Bakanlığı tarafından teyit edildiği hâlde SGK tarafından bu sürenin 756gün olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Başvurucu, SGK'nınkusuru nedeniyle 21/2/2008 tarihinden Temmuz 2013 tarihine kadar geçen dönemdeölüm aylığı alamadığını ileri sürmüş ve 10.000 TL tazminatın yasal faiziylebirlikte tahsiline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
14. Mahkeme 13/2/2014 tarihli kararla davayı reddetmiştir.Kararın gerekçesinde başvurucunun, eşinin askerlik borçlanmasından eksik kalanon gün karşılığı olan 104,80 TL'yi 4/7/2013 tarihinde ödediği vurgulandıktansonra borçlanma miktarının yatırıldığı ayı takip eden ayın başından itibarenbaşvurucuya aylık bağlanmasının 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 41. maddesine uygun olduğubelirtilmiştir.
15. Temyiz üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 15/9/2014tarihli kararı ile Mahkeme kararı kesin olarak onanmıştır. Nihai karar17/10/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 13/11/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nunolay tarihinde yürürlükte bulunan 60. maddesinin birinci fıkrasının ilgilibölümü şöyledir:
“Yaşlılık aylığından yararlanma esas veşartları aşağıda gösterilmiştir:
...
F) Bu Kanuna göre sigortalı olarak tesciledilmiş bulunanların, er olarak silah altında veya yedek subay okulunda geçensürelerinin tamamını veya bir kısmını, kendilerinin veya hak sahiplerininyazılı talepte bulunmaları halinde ve bu Kanunun 78 inci maddesi ile belirlenenprime esas kazancın alt sınırının talep tarihindeki tutarı üzerindenhesaplanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerini tebliğtarihinden itibaren altı ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılır, altı ayiçinde primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz."
18. 506 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 66.maddesi şöyledir:
“ a) Malullük veya yaşlılık aylığı almaktaiken, yahut malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüzişlemi tamamlanmamış durumda veya,
b)Bağlanmış bulunan malullük veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmayabaşlamaları sebebiyle kesilmiş durumda yahut,
c)(Değişik bent: 12/12/2006 - 5561/1 md.) 5 yıldan berisigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malûllük,yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda,
Ölensigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanır."
19. 506 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 70.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Sigortalının ölümünde ölüm sigortasından haksahibi kimselerine bağlanacak aylıklar, ölümle aylığa hak kazandıkları tarihtensonraki ay başından başlar."
20. 5510 sayılı Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
“Ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerinebağlanacak aylıklar;
...
b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihindensonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi,
takip eden ay başından itibarenbaşlatılır..."
21. 5510 sayılı Kanun'un 41. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların;
…
B) Er veya erbaş olarak silâh altında veyayedek subay okulunda geçen süreleri,
…
Kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılıtalepte bulunmaları ve talep tarihinde 82 nci maddeyegöre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmaküzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32'si üzerinden hesaplanacakprimlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ileborçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır…
…
Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığınbaşlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığınbaşlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür.Sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda,ilgililere borcun ödendiği tarihitakip eden ay başından itibaren aylık bağlanır."
B. Uluslararası Hukuk
22. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Uğur Ziyaretli,B. No: 2014/5724, 15/2/2017, §§ 28-31.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu, eşinin askerlik hizmetinin 766 gün olduğu hâldeidarenin hatalı işlemi nedeniyle 756 gün olarak hesaplandığını ve idareninkusurundan kaynaklanan bu eksik hesaplama nedeniyle yaklaşık beş yıl ölümaylığı almaktan mahrum kaldığını belirtmiştir. Başvurucu, idarenin hatalıişlemi sebebiyle yaklaşık beş yıllık ölüm aylıklarını alamamasının mülkiyethakkı ile sosyal güvenlik hakkının ihlaline yol açtığını ileri sürmüştür.Başvurucu ayrıca, Mahkemenin bu iddiayı incelemeden gerekçesiz bir şekildehüküm kurduğundan yakınmış ve bu sebeple adil yargılanma hakkının ihlaledildiği şikâyetinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
25. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, ölüm aylığınınödenmemesine yönelik olduğundan tüm şikâyetlerinin mülkiyet hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
28. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılanmaddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden veparayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
29. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcutmal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibiolmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati nekadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer"veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru birbeklenti" Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir.Meşru beklenti; makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağındoğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olmaihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan,yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanmabeklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianınvarlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37).
30. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyalgüvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, öncedenprim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde birödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgilimevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamınagiren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 36).
31. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 66.maddesine göre ölüm aylığı bağlanmasının koşullarından biri de ölen kişininsigortalılık süresinde en az 900 gün prim ödemiş olmasıdır. Öte yandan anılanKanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının (F) bendiyle, askerlik hizmetininborçlanılmasına imkân tanınmıştır. Buna göre borçlanılan askerlik hizmeti de-borçlanılan tutar altı ay içinde ödenmek kaydıyla- 900 günlük prim hesabındadikkate alınır.
32. Somut olayda başvurucunun, ölen eşinin askerlik hizmetininborçlanılması talebi kabul edilerek 756 gün askerlik süresi üzerindenhesaplanan 2.835 TL başvurucu tarafından 21/2/2008 tarihinde ödenmiştir. Ancakbaşvurucunun ölen eşinin prim ödediği gün sayısı bakımından beş hizmet günününeksik olduğu gerekçesiyle başvurucuya ölüm aylığı tahsis edilmemiştir. Bununlabirlikte başvurucunun eşinin askerlik hizmetinin on gün eksik hesaplandığıMahkeme kararıyla sabittir. Bu durumda başvurucunun ölüm aylığına hak kazanmasıbakımından gerekli olan 900 günlük hizmet koşulu, başvurunun yapıldığı16/2/2007 tarihi itibarıyla sağlanmıştır. Dolayısıyla ölüm aylığı bağlanmasıiçin aranan 900 gün hizmet süresi koşulunun borçlandırılan tutarların ödendiği21/2/2008 tarihinde sağlanmış olduğu anlaşıldığından bu tarih ile Temmuz 2013 tarihiarasındaki döneme ilişkin ölüm aylıkları yönünden Anayasa'nın 35. maddesikapsamında koruma gören bir meşru beklentinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
b. Müdahalenin Varlığı ve Türü
33. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, ondan tasarruf etme, ürünlerinden yararlanma olanağı veren birhaktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, onunsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrıca "meşru beklenti" teşkil eden mülkedinme beklentilerini zedeleyici kamu işlem ve eylemleri de mülkiyet hakkınamüdahale oluşturur (Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras, B. No: 2014/11994, 9/3/2017, § 57).
34. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kuralihtiva ettiği görülmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle "mülktenbarışçıl yararlanma hakkı"na yer verilmiş,ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesibelirlenmiştir. "Mülkten yoksun bırakma" ve "mülkiyetinkontrolü" mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksunbırakma şeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetinkullanımının kontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkınınmalike tanıdığı yetkilerin kullanım biçimi toplum yararı gözetilerekbelirlenmekte veya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkınamüdahale ise genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma vemülkiyetin kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahaleninmülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınmasıgerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,§§ 55-58).
35. Başvurucu yönünden meşru beklenti oluşturduğu tespit edilen21/2/2008 tarihi ile Temmuz 2013 tarihi arasındaki döneme ilişkin ölümaylıklarının başvurucuya ödenmemesi mülkiyet hakkına müdahale teşkiletmektedir. Meşru beklenti oluşturan ölüm aylıklarının ödenmemesi, mülkeerişimin engellenmesi mahiyeti taşımakta ve bu durumun mülkiyetten barışçılyararlanma hakkına müdahale kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
c. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
36. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
37. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temelhak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanunadayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerekyapılması gerekmektedir (Recep Tarhan veAfife Tarhan, § 62).
i. Kanunilik
38. 21/2/2008 tarihi ile Temmuz 2013 tarihi arasındaki dönemeilişkin ölüm aylıklarının başvurucuya ödenmemesinin dayanağı 506 sayılıKanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 70. maddesi ile Mahkemenin kararverildiği tarihte yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 35. maddesi olarakgösterilmiştir.
39. 506 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 70.maddesinde sigortalının ölümünde ölüm sigortasından hak sahibi kimselerebağlanacak aylıkların ölümle aylığa hak kazandıkları tarihten sonraki aybaşından başlayacağı düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 35. maddesininbirinci fıkrasında da benzer hükme yer verilmiştir. Buna göre borçlanılanprimlerin ödendiği tarihi izleyen ay başından itibaren ölüm aylığı ödenmesigerekmektedir.
40. Somut olayda başvurucu, ölen eşinin eksik hesaplanan ongünlük askerlik hizmet prim borçlanmasını 4/7/2013 tarihinde ödemiştir.Değinilen kurallar uyarınca başvurucuya ancak Ağustos 2013 tarihinden itibarenölüm aylığı bağlanabilecektir. Dolayısıyla bu hükümlerin 21/2/2008 tarihi ileTemmuz 2013 tarihi arasındaki döneme ilişkin ölüm aylıklarının başvurucuyaödenmemesi biçimindeki müdahaleye yeterli düzeyde kanuni dayanak oluşturduğusonucuna ulaşılmaktadır.
ii. Meşru Amaç
41. Ölüm aylığından yararlanabilmenin 900 gün prim ödemiş olmakoşuluna bağlanmasının temelinde yatan amaç, sosyal güvenlik sistemininkorunması ve devamlılığının sağlanmasıdır. Bu amacın kamu yararına dönük olduğuaçıktır. Dolayısıyla 900 gün prim ödeme koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle21/2/2008 tarihi ile Temmuz 2013 tarihi arasındaki döneme ilişkin ölümaylıklarının başvurucuya ödenmemesinin kamu yararı amacına dayandığıanlaşılmaktadır. Bu nedenle müdahalenin meşru bir amacının bulunduğu sonucunaulaşılmaktadır.
iii. Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
42. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasınıyani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012;E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15,K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19,29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015;E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
43. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığıdeğerlendirilirken tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunlarınyerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği ve ihmalinvarlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisininbulunup bulunmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.
44. Öte yandan idarenin "iyi yönetişim" ilkesine uygunhareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. "İyi yönetişim" ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konusöz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve herşeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No:2013/711, 3/4/2014, § 68).
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
45. Olayda başvurucunun ölen eşinin askerlik hizmeti 766 günolduğu hâlde idare tarafından yanlış hesaplama sonucu 756 gün üzerindenborçlandırma işlemi yapılmış ve bunun neticesinde ölüm aylığı bağlanması içingereken 900 gün prim ödeme koşulu, borçlandırılan tutarların ödendiği 21/2/2008tarihi itibarıyla sağlanamamıştır. Başvurucunun ölen eşinin beş hizmet günününeksik olduğu gerekçesiyle başvurucuya o tarihte ölüm aylığı bağlanmamış,başvurucunun eşinin askerlik hizmetinin 766 gün olduğunu tespit eden Mahkemeninkararının kesinleşmesinin ardından eksik hesaplanan on günlük askerlikhizmetine ilişkin olarak çıkarılan borcun 4/7/2013 tarihinde ödenmesi üzerineAğustos 2013 tarihinden itibaren başvurucuya ölüm aylığı tahsis edilmiştir.
46. İdarece eksik hesaplanan on günlük askerlik hizmeti dedikkate alındığında 900 günlük hizmet koşulunun -başvurunun yapıldığı tarihitibarıyla- sağlandığı hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Ayrıca eksikhesaplanan on günlük askerlik hizmetine ilişkin olarak borçlandırılan tutarın21/2/2008 tarihi yerine 4/7/2013 tarihinde ödenmesinde başvurucunun herhangibir kusuru bulunmamaktadır. 756 günlük borçlandırma tutarlarını ödeyenbaşvurucunun, idarenin ilk başvuru ile birlikte doğru hesaplama yapmış olmasıhâlinde on günlük borçlandırma farkını da ödemiş olacağı hususu büyük birolasılıktır. Aksi bir kanaate varmak için herhangi bir haklı neden görünmemektedir.Dolayısıyla başvurucunun on günlük borçlandırma farkını 21/2/2008 tarihi yerine4/7/2013 tarihinde ödemiş olmasının tamamıyla idarenin askerlik hizmetiniyanlış hesaplamış olmasından kaynaklandığı ve on günlük farkın geç ödenmesindekusurun bütünüyle idareye ait olduğu anlaşılmaktadır.
47. İdarenin hatalı işlemlerinden kaynaklanan müdahalelerinsonuçlarını gidermek kamu makamlarının yükümlülüğündedir. İdarenin hatalıişlemlerinden doğan yükün kişiler üzerinde bırakılması mülkiyet hakkına yapılanmüdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Somut olayda idarenin başvurucunun eşininaskerlik hizmetini on gün eksik hesaplaması ve buna bağlı olarak on güne isabeteden borçlandırma işlemini zamanında yapmaması nedeniyle başvurucu 21/2/2008tarihi ile Temmuz 2013 tarihi arasındaki döneme ilişkin ölüm aylıklarındanmahrum kalmıştır. Başvurucunun idarenin kusurundan dolayı bu döneme ilişkinölüm aylıklarından yoksun bırakılması başvurucuya orantısız bir külfetyüklemiştir. Bu durumda kamu yararı ile özel yarar arasında kurulması gerekenmakul dengenin başvurucu aleyhine zedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.
48. Açıklanan nedenlerle faiz yönünden Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine yada edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyailgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
50. Başvurucu; 60.000 TL maddi, 100.000 TL de manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
51. İnceleme sonucunda idarenin, başvurucunun eşinin askerlikhizmetini on gün eksik hesaplaması ve buna bağlı olarak on güne isabet edenborçlandırma işlemini zamanında yapmaması dolayısıyla başvurucunun 21/2/2008tarihi ile Temmuz 2013 tarihi arasındaki döneme ilişkin ölüm aylıklarındanmahrum kalması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
52. Mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Tunceli Asliye HukukMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
53. Başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararı karşılığında takdiren 3.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE,
C. Mülkiyet hakkının ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere kararın Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesine(E.2013/964) GÖNDERİLMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
D. Başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE M. Emin KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
E. Tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Türkiye Cumhuriyeti Sosyal GüvenlikKurumuna GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/11/2017 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Başvurucunun, ölen eşinin askerlik borçlanmasının eksikhesaplanması sebebiyle ölüm aylığının geç bağlanmasından dolayı mülkiyethakkının ihlal edildiğine ilişkin bireysel başvurusu kabul edilerek ihlalkararı verilmiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasına hükmedilmiştir.
Bu karara katılmaklabirlikte, mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesi ve benzer başvurularda kabulettiğimiz ilkeye uygun olarak bu hükmün ihlalin sonuçlarının giderilmesibakımından yeterli olması sebebiyle, kararın başvurucuya ayrıca manevî tazminatda ödenmesine ilişkin kısmına katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ