TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BEYZA GÜMÜŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2018/17517)
Karar Tarihi: 2/12/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucular 1. Beyza GÜMÜŞ
2. Faysal ÜZEYİROĞLU
3. Kamil ERCAN
4. Mehmet ÜZÜMLÜOĞLU
5. Mustafa BAYKAN
6. Şenal OSKAY
7. Şükrü EVKURAN
Başvurucular Vekili
:
Av. Kenan MUTLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, dolomit ocağı ve kırma, eleme tesisi kapasiteartırımı projesine ilgili idarece verilen çevresel etki değerlendirmesiolumlu kararının iptali istemiyle açılan davanın süre yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 8/6/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Muğla'nın Merkez ilçesi Hamursuz Dağı Eteği,Karabağlar Yolu mevkii civarında Dolomit Ocağı ve Kırma- Eleme Tesisi KapasiteArtırımı Projesi'ne hakkında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 7/10/2010tarihinde çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı verilmiştir.
9. Karar, Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü (İlMüdürlüğü) ilan panosunda 14/10/2010 tarihinden itibaren on gün süreyle ilanedilmiştir.
10. Başvurucular, karardan 25/4/2017 tarihinde haberdarolduklarını ileri sürmüş ve anılan kararın iptali talebiyle Muğla 1. İdareMahkemesinde (Mahkeme) 17/5/2017 tarihinde dava açmıştır.
11. Mahkeme 21/12/2017 tarihinde davanın süresindeaçılmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde, davaaçma süresinin başlangıcı olarak dava konusu ÇED olumlu kararının ilanedildiği tarihin esas alınması gerektiği vurgulanmıştır. Dava konusu işlemin İlMüdürlüğünce 14/10/2010 tarihinde ilan edildiği, ilan tarihinden itibarenaltmış gün içinde en geç 23/12/2010 tarihinde dava açılması gerekirken17/5/2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelemeolanağı bulunmadığı ifade edilmiştir.
12. Başvurucuların temyiz talebi Danıştay OndördüncüDairesinin 4/4/2018 tarihli kararıyla karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere reddedilmiştir.
13. Nihai karar başvuruculara 10/5/2018 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucular8/6/2018tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
14. Konu hakkındaki ilgili ulusal ve uluslararası hukukiçin bkz. Demirdöven Köyü Tüzel Kişiliği ve diğerleri, B. No:2014/14359, 25/12/2018, §§ 20-24 , §§ 28-32.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 2/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
16. Başvurucular; kapasite artırımı yapılan tesisyakınında mülklerinin olduğunu, tesisin 1969 yılından beri faaliyettebulunduğunu, kapasite artırımının bir vatandaşın dışarıdan anlayabileceği birdurum olmadığını, dava konusu işleme dair ilanın sadece İl Müdürlüğü panosundayapıldığını, başka hiçbir tebligat veya duyuru yapılmadığını, anılan ilanındava açma süresi ve yerini göstermemesi sebebiyle tebligat hükmünde olmadığını,kapasite artırımının çevreye zarar verdiğini ve davanın işlemden haberdaroldukları tarihten itibaren süresinde açtıklarını belirtmiştir. Başvurucularyukarıda yer verilen sebeplerle adil yargılanma, sağlıklı bir çevrede yaşama,maddi ve manevi varlığın korunması haklarının ihlal edildiğini ilerisürmektedir.
B. Değerlendirme
17. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özü, açtıkları davanın süre aşımındanreddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesidir. Bu itibarlabelirtilen ihlal iddiası adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olanmahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. HakkınKapsamı ve Müdahalenin Varlığı
20. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (ÖzbakımÖzel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,20/4/2017,§ 34).
21. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayanen etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafındangörülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerdenfaydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânınıntanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkınınsağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).
22. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
23. Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılandavanın süre aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniylebaşvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğugörülmektedir.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
24. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
25. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
26. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, haklı birsebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
27. Başvurucuların idari işlemin iptali istemiyleaçtıkları davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin derece mahkemesikararının 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7.ve 11. maddelerine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olaydabaşvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağınınmevcut olduğu anlaşılmıştır.
ii. Meşru Amaç
28. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacınınne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafındanmüteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlemya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genelifadesiyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğunaişaret etmiştir (ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No:2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; Fatma Altuner, B. No: 2014/17714,26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilikİnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354,9/11/2017, § 52).
iii. Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanmahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. AncakAnayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılansınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecedezorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veyafiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
30. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularkenyargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilciliktenkaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadankalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (KamilKoç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülendava açma süresine ilişkin kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlışuygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin davaaçma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunmasımahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).
31. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı anda mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyükönem taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Davaaçma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyleyorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurununikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihinbelirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. AnayasaMahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihtenitibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarınınmahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir(Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 46). Bu kapsamda dava açmasüresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı vesomut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerinbulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsızkılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar Çoban, § 66).
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
32. Başvurucular, dava açma süresinin başlangıcı olarakÇED olumlu kararının İl Müdürlüğü ilan panosunda ilan edildiği tarihin(14/10/2010) esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyetetmektedir.
33. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen davaaçma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağıbelirtilmiştir. Söz konusu hükmün amacı idari işlemlerin idare tarafındanilgililere açık ve anlaşılır biçimde duyurulması ve ilgililerin bu işlemlerekarşı idari yollara veya dava yoluna başvurmalarına olanak sağlanmasıdır. Davaaçma süresinin başlangıcı olarak ilgililere yazılı bildirim yapılması esas olsada bazen işlemin niteliği ve işlemin muhatabının sayısının çokluğu sebebiyleyazılı bildirim olmamasına rağmen dava açma süresinin başladığı kabuledilebilir. Yazılı bildirimin yapılmadığı ve dava açma süresinin başladığınınkabul edildiği bu hâllerde de idare tarafından ilgililerin dava açma haklarınıkullanabilmelerine yönelik en uygun vasıtaların kullanılmış olması gerekir.İdare tarafından yapılan bildirime ilişkin vasıtanın dava açma süresinibaşlatır nitelikte olup olmadığını belirlerken kullanılan ölçütün işlem sahibiidareyi de ağır bir külfet altında bırakır nitelikte olmamasına dikkatedilmelidir.
34. Anayasa Mahkemesi benzer bir başvuruda ÇED'e ilişkinmevzuatta; gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED süreci hakkında projedenetkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer veya yerlerde ilanyapılmasının öngörüldüğünü, bu ilan ile kararın yöre halkına duyurularak kişive kurumların süreç hakkında bilgilendirilmesinin amaçlandığını ifade etmiştir(Egeçep Derneği ve diğerleri, B. No: 2015/4453, 3/7/2018, § 40).Dolayısıyla ÇED olumlu kararı verildikten sonra yöre halkına yapılacakbilgilendirmenin halkın haberdar olmasını sağlayacak şekilde yapılmasıgerekmektedir.
35. Olay tarihinde yürürlükte olan Çevresel EtkiDeğerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesinde ÇED kararlarının uygunaraçlarla halka duyurulması gerektiği düzenlenmiştir. 25/11/2014 tarihli ve29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki DeğerlendirmesiYönetmeliği'nin 14. maddesinin (y) bendine göre askıda ilan tanımınınvalilik, kaymakamlık ve muhtarlık binaları veya köy odasında bulunan askı ilanyerlerinde yapılan duyuru olduğunu ifade etmekle halkın idari işlemden haberdarolmasına yönelik araçların belirlendiği görülmüştür. İdarenin ilan vasıtalarınıtercih etmede halkın daha sık irtibatta bulunduğu ve işlemden haberdar olmakapasitesinin yüksek olduğu yerleri öncelikle tercih etmesinin işleme karşıdava açma süresinin başlatılması bakımından önemli olduğu belirtilmelidir.
36. Dosya kapsamında başvurucuların hakkında ÇEDolumlu kararı verilen tesisin bulunduğu bölgede ikamet etmediklerineilişkin bir bilgi yer almamaktadır. Bu bağlamda kapasite artırımı yapılan tesisile aynı yörede mülkleri bulunan başvurucuların sadece İl Müdürlüğü ilanpanosunda yayımlanan ÇED olumlu kararını takip ederek ilantarihinden itibaren dava açmalarını beklemenin hukuki güvenlik ve belirlilikilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içinde olmadığı kanaatinevarılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların dava açma süresinin başvurucularınhenüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullarçerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı birdönemde işletilmeye başlaması, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyiölçüsüz kılmaktadır.
37. Bu açıklamalar çerçevesinde İdare Mahkemesitarafından başvuruya konu somut olayın koşulları çerçevesinde herhangi birdeğerlendirme yapılmaksızın, uygun araçlarla ilân edilmeyen işlemin salt ilantarihi esas alınarak 60 gün içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanınsüresinde olmadığına dair yapılan yorumun başvurucuların mahkemeye erişimhakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucuların mahkemeyeerişim hakkını kullanmasını aşırı derecede güçleştirdiği tespit edilmiştir.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Rıdvan GÜLEÇ ve Yıldız SEFERİNOĞLU bu görüşekatılmamıştır.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
39. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucular yargılamanın yenilenmesi talebindebulunmuştur.
41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığımahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
44. İncelenen başvuruda İdare Mahkemesinin dava açmasüresine ilişkin yorumu neticesinde mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
45. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Muğla 1. İdare Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanmahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Rıdvan GÜLEÇ ve YıldızSEFERİNOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Muğla 1. İdare Mahkemesine (E.2017/761, K.2017/2631) GÖNDERİLMESİNE,
D. 294,70TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 2/12/2020tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılandavanın süre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesinedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahaleninbulunduğu görülmektedir.
"Derece mahkemesinin ÇED raporu ve ÇED olumlukararının öğrenilmesine ve değerlendirilmesine imkan tanımayan nitelikteki ilantarihini esas alarak dava açma sürelerini belirlemesine ilişkin yorumununbaşvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve buyorumun başvurucuların mahkemeye erişim hakkını kullanmasını aşırı derecede güçleştirdiğigerekçesiyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine" dairçoğunluk görüşüne katılmamaktayız. Şöyle ki;
Olay tarihinde yürürlükte olan Çevresel EtkiDeğerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesinde ÇED kararlarının uygunaraçlarla halka duyurulması gerektiği düzenlenmiştir. Somut olaydaİdarenin, ilan vasıtası olarak il müdürlüğü panosuna asılması şeklindeyapılmasını tercih ettiği anlaşılmaktadır. ÇED olumlu raporunun sadece ilmüdürlüğünün divanhanesinde ilan edilmiş olması söz konusu Yönetmelik açısındanyeterlidir. Kaldı ki yetersiz olduğu kabul edilse bile, bu ilandan tam 6,5yıldan fazla bir süre sonra açılan dava açısından bu ilanın tamamen yoksayılarak, sınırsız bir dava açma imkanı oluşturulması hukuki belirsizlik vegüvensizlik oluşturmaktadır.
İlgili işletme sahipleri ÇED raporuna istinadenişletmelerinde kapasite artırımına gitmek suretiyle ilave yatırım ile değişimgerçekleştirmişlerdir. Başvurucular, kapasite artırımının dışardan anlaşılmasınınmümkün olmadığını dile getiriyorlar, buna karşın kapasite artırımının çevreyeolumsuz etkilerinin olacağını dile getirmeleri de ayrıca bir çelişkilidurumdur.
İlanın yetersiz olduğu kabul edilse dahi, en geç23/12/2010 tarihinde açılması gerekirken, 17/05/2017 tarihinde açılan birdavayı makul gösterecek bir gerekçe ortaya konabilmiş değildir.
Başvurucunun dava açma hakkını kullanabilmesindekibireysel yarar ve hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin sağlanmasındaki kamuyararı arasında dava açmanın süreye bağlanmış olmasını anlamsız kılmayacakşekilde bir denge kurulmalıdır. Aksi takdirde dava açmak için belirlenensürenin öngörülmesi anlamsız hale gelecek ve kamu yararı ile bireysel yarararasında gözetilmesi gereken denge kamu yararı aleyhine bozulmuş olacaktır.
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU