TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BİLAL CANPOLAT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/983)
Karar Tarihi: 18/5/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Bilal CANPOLAT
Vekili
:
Av. Nurcan ARSLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/1/2014 tarihinde İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı 27/6/2014 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 17/7/2014 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, beş kişi ile birlikte suç işlemek amacıyla kurulanörgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmave sağlama suçlarıyla ilgili olarak 15/3/2010 tarihinde gözaltına alınmıştır.
8. Başvurucu (4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 250. maddesiyle görevli) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin19/3/2010 tarihli ve 2010/19 Sorgu sayılı kararıyla"...üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair hakkındakuvvetli suç şüphesini gösteren bulguların varlığı, delillerin karartılmasışüphesi, kaçma şüphesi ve suçun CMK.100/3 fıkrada sayılan suçlardanolması" gerekçesiyle tutuklanmıştır.
9. Başvurucu hakkında (CMK 250. maddeyle görevli) İzmirCumhuriyet Başsavcılığının 28/5/2010 tarihli iddianamesiyle (CMK 250. maddeylegörevli) İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede;başvurucu ile birlikte on üç kişi hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüteüye olma, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma vesağlama suçlarını işledikleri iddia edilmiştir. Buna ilişkin deliller olarakise iletişimin tespit tutanakları, arama ve el koyma tutanakları, ekspertizraporları, şüpheli ifadeleri ve emanet kayıtları gösterilmiştir.
10. Davaya bakan İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi 30/9/2010 tarihliilk incelemede diğer sanıklarla birlikte başvurucunun "üzerlerine atılı suçların niteliği, kuvvetli suçşüphesini gösteren kanıt durumu ve mevcut kanıtlar ışığında,henüz kanıtlarıntamolarak toplanmamış olması ve kaçma şüphelerinin mevcudiyeti de gözetilerekCMK.nun 100. maddesindeki tutuklama koşullarıortadan kalkmadığı..." gerekçesiyle tutukluğununundevamına ve tutukluluk incelemesinin 27/10/2010 ve 24/11/2010 tarihlerindedeğerlendirilmesine karar vermiştir.
11. Başvurucunun tahliye talebi, İzmir 10. Ağır CezaMahkemesinin 13/11/2013 tarihli duruşmasında " ...toplanan ve dosyadaki mevcut iletişim tespittutanakları, el koyma, yakalama, arama tutanakları, ekspertiz raporları vediğer delillerden anlaşıldığı üzere lehe bir değişme olmadığı gibi isnat olunansuçların niteliği, yasada öngörülen ceza miktarları ile suçların işlendiğihususunda mevcut delillere göre kuvvetli suç şüphe sebeplerinin ve bu kapsamdakaçma hususunda kuvvetli şüphenin/olguların bulunması (kaçma, adaletinişleyişine müdahale riski ile tekrar suç işlenmesinin önlenmesi) nedenleri ileadli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmaklahaklarındaki tutuklama koşullarının devam ettiği anlaşıldığından CMK’nın 100/(1), (2), (3-a), (4), 101/(2) maddeleri iletutuklama tarihleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararları ile CMK’nın 102/(2), 104/(1), (2), 105/(1) ve 108 maddeleri denazara alınarak" reddine ve tutukluluk durumunun 27/11/2013 ve25/12/2013 tarihlerinde değerlendirilmesine karar verilmiştir.
12. Başvurucu 24/12/2014 tarihinde tahliye talebinde bulunmuş;dilekçesinde tutuklama nedenlerinin bulunmadığını, tutuklulukta makul süreninaşıldığını, ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini belirtmiş ve tahliyesine kararverilmemesi durumunda dosyanın itiraz merciine gönderilmesine karar verilmesinitalep etmiştir.
13. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi 25/12/2013 tarihinde dosyaüzerinden yaptığı incelemede, başvurucunun 24/12/2013 tarihli tahliye talebinide dikkate alarak başvurucunun aynı gerekçelerle (bkz. § 11) tutukluluğunundevamına ve tahliye talebinin reddine itiraz yolu açık olmak üzere kararvermiştir.
14. Başvurucu bu kararı 7/1/2014 tarihinde öğrendiğini beyanetmiştir.
15. Başvurucu16/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Başvurucu hakkındaki dava 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılıKanun’un 1. maddesiyle özel yetkili mahkemelerin görevlerinin son bulmasıüzerine Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiş olup Mahkemenin E.2014/148sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
17. Davanın görüldüğü Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 17/3/2014tarihinde yaptığı ilk incelemede başvurucu ile birlikte yedi kişi hakkında"atılı suçların niteliği, tutuklukaldıkları süre ve delillerin büyük ölçüde toplanmış olması karşısındasanıkların delilleri karartma ve kaçma şüphelerinin bulunmadığı"gerekçesiyle tahliye kararı vermiştir.
18. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 15/4/2015 tarihli kararındabaşvurucu ile birlikte aynı dava kapsamında yedi kişi hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma veuyuşturucu madde ticareti yapma suçlarını işlediği sabit olmadığından CMK223/2-e maddesi uyarınca" beraat kararı vermiştir. Mahkeme aynıkararla "...göz altı ve tutukluluktageçirdikleri süreler için CMK 141 maddesi uyarınca tazminat isteme haklarınınbulunduğunun bildirilmesine" de karar vermiştir. Kararbaşvurucunun müdafiinin huzurunda tefhim edilmiştir.
19.Haklarında mahkûmiyet kararı verilen bir kısım sanıklartarafından dava temyiz edilmiştir. Ancak başvurucu aleyhine bir temyiz talebibulunmadığından hakkında verilen beraat kararı 24/4/2015 tarihindekesinleşmiştir.
20. Başvurucunun da yargılandığı dava temyiz aşamasında derdestir.
B. İlgili Hukuk
21. 26/9/2014 tarihli ve 5237 sayılı Kanun’un 220. maddesinin(2) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:
“...
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüteüye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suçişlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.
..."
22.Aynı Kanun'un 188. maddesinin (1), (4) ve (5) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Uyuşturucu veyauyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraçeden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmibingüne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) (Değişik: 27/3/2015-6638/11 md.) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veyauyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoidve türevleri veya bazmorfin olması,
b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt,hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçlatoplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veyabenzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakınmesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi,
hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(7)Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcımadde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlıolan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden,nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekizyıldanaz olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlîpara cezası ile cezalandırılır.
..."
23. 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesi şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veyasanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenenceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararıverilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususundakuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
…
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedive sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
...
(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veyahapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararıverilemez.”
24.5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
" (1) Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veyatutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını,Devletten isteyebilirler.
(2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerindebelirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunubildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.
..."
25. Aynı Kanun’un 142. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve herhâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içindetazminat isteminde bulunulabilir."
26.Aynı Kanun’un 268. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşıitiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göreilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı verenmercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibinebeyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanaklatespitedilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263üncü madde hükmü saklıdır.
(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme,itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç güniçinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
..."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 18/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu 5/3/2010 tarihinde gözaltına alındığını ve19/3/2010 tarihinde tutuklandığını, Cumhuriyet savcısının tahliye yönündekimütalaasına rağmen Mahkemece tahliye talebinin reddedildiğini, somut bir delilbulunmadığı hâlde tutuklu bulunduğunu ve sürenin aşıldığını ve ölçülülükilkesinin de ihlal edilmiş olduğunu belirterek kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliyesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
29.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır."
30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir."
31. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
32. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlindebaşvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun, Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Ayşe Zıramanve Cennet Yeşilyurt, § 17).
33. Öte yandan 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası uyarınca ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması, başka bir deyişle bireysel başvuruyapıldığı tarihte başvuru koşullarının tamamının sağlanmış olması gerekir.Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da olan başvuru yolları etkilideğilse Mahkeme somut olayın koşullarını dikkate alarak bir başvurununincelenmesine karar verebilir (Ümit Ata,B. No:2012/254, 6/2/2014, § 33).
34. Bununla birlikte başvuru yollarının tüketilmesi kuralının birdereceye kadar esneklikle ve aşırı şekilcilikten uzak biçimde uygulanmasıgerekir. Buna ek olarak başvuru yollarının tüketilmesi kuralı mutlak olmadığıgibi otomatik olarak uygulanabilir nitelikte bir kural da değildir. Bu kuralauyulup uyulmadığının denetlenmesi sırasında her bir olayın özel şartlarınadikkat edilmesi gerekir. Yani bu kurala uyulup uyulmadığı denetlenirken başkaşeylerin yanında hukuk sistemindeki biçimsel hukuk yollarının varlığı değil,aynı zamanda bu yolların işlerlik kazandıkları genel hukuki ve siyasal bağlamve ayrıca başvurucunun kişisel durumu da gerçekçi bir biçimde dikkate alınmakzorundadır. Son olarak davanın tüm koşulları çerçevesinde başvurucununkendisinden başvuru yollarını tüketmek bağlamında beklenebilecek her şeyi yerinegetirip getirmediğini incelemesi gerekmektedir (Serdar Ziriğ [GK], B. No:2013/7766, 2/7/2015, § 26).
35. "Bir suç isnadınabağlı olarak tutuklu olma" durumunda, tutukluluk süresininkanuni süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun,ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen heraşamada başvuru yolları tüketildikten sonra veya serbest bırakılmadan itibarenbaşvuru süresi içinde yapılması gerekir (MehmetEmin Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28). Bununla birlikteanılan kural mutlak değildir. Bazı hâllerde kuralın, hakların kullanılmasınaengel olacak aşırı şekilcilikten uzak bir şekilde esnek yorumlanmasıgerekebilir. Özellikle daha önce birçok kez tutukluluğun devamı kararlarınaitiraz edilmiş ve sonuç alınamamışsa en son verilen tutukluluğun devamıkararına itiraz edilmediği dolayısıyla başvuru yollarının tüketilmediğigerekçesiyle başvuru reddedilmemelidir (SerdarZiriğ, § 27).
36. Bu değerlendirmeler ışığında somut olaya bakıldığında İlkDerece Mahkemesinin başvurucunun tutukluluk hâlini resen veya başvurucununtalebi üzerine incelemiş olduğu ve her defasında formül gerekçelerlebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verdiği, bu kararlara karşıyapılan itirazın da yine formül gerekçelerle reddedildiği anlaşılmıştır.Yargılama esnasında 17/3/2014 tarihinde başvurucu tahliye edilmiştir. Formülgerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilen bir davada başvurucunun,yaklaşık dört yıl süren bir tutuklulukta, verilen son tutukluluğun devamıkararına karşı itiraz yoluna başvurmasını beklemek aşırı şekilci bir yaklaşımolacaktır. Kaldı ki başvurucu 25/12/2013 tarihinde verilen tutuklamanın devamıkararına doğrudan itiraz etmemiş olsa da başvurucunun tutukluluk hâlinintahliye edildiği 7/3/2014 tarihine kadar devam ettiği anlaşılmaktadır.
37. Belirtilen nedenlerle başvurunun, yalnızca itiraz yolunabaşvurulmadan yapıldığı gerekçesiyle kabul edilemezliğine karar verilmemelidir.Bununla birlikte başvurucu, hakkında yürütülen yargılama sonunda Antalya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin15/4/2015 tarihli kararıyla berat etmiştir. Beraatkararında, başvurucunun haksız gözaltı ve tutuklanması nedeniyle tazminat hakkıbulunduğu belirtilmiş ve bu karar başvurucunun müdafiihuzurunda açıklanmıştır. Ayrıca başvurucu aleyhine bir temyiz talebi debulunmaması nedeniyle hakkında verilen beraat kararı 24/4/2015 tarihindekesinleşmiştir.
38. Tutukluluk hâli sona erdikten ve beraat kararı verildiktensonra tutuklama süresinin makul olmadığını iddia eden bir başvurucunun, devameden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini vetazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesigerekir (Hamit Kaya, B. No:2012/338, 2/7/2013, § 46).
39. Başvurucu;tutuklamanedenlerinin bulunmadığını, tutuklulukta makul sürenin aşıldığını ve aynızamanda ölçülülük ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle tahliyesine kararverilmesini talep etmiştir. Başvurucunun talebinde tazminat bulunmamaktadır.Buna göre ölçülü olmadığı ve makulsürenin aşıldığınadayanılarak verilen tutukluluğundevamına başvurucunun 5271 sayılı Kanun’un 141. ve 142. maddelerine göre maddive/veya manevi tazminat istemiyle dava açması mümkündür. Bu nedenle bu şikâyetbakımından başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği değerlendirilmelidir.
40. Somut olayda başvurucu 15/3/2010 tarihinde gözaltına alınmışve 17/3/2014 tarihinde tahliye edilmiştir. Yargılama sonuncunda Antalya 3. AğırCeza Mahkemesinin15/4/2015 tarihli kararıylaberaatetmiştir. Beraat kararında başvurucunun haksız gözaltı ve tutuklanmasınedeniyle tazminat hakkı bulunduğu hatırlatılmıştır. Ayrıca hakkında verilenberaat kararı 24/4/2015 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
41. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendinde,suçsoruşturması veya kovuşturması sırasında kanuna uygun olarak yakalandıktan veyatutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen bir tutuklu için tazminattalebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol bir yandan başvurucununmaruz kaldığı tutukluluk süresinin tespiti diğer yandan da bu tutukluluknedeniyle uğradığı zararın tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleriaçısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde birbaşarı imkânı sunmaktadır.
42. Bu belirlemelere göre başvurucu, 5271 sayılı Kanun’un 141.maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Etkin veerişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılanbireysel başvuruların Mahkemece incelenmesi, bireysel başvuru yolununikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir. Bu nedenle başvurucununmağduriyetini giderebilecek nitelikte tüketilmesi gereken bir başvuru yoluolduğu anlaşılmaktadır.
43. Açıklanan nedenlerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
18/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.