TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BİLAL GÜLER VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12926)
Karar Tarihi: 26/10/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Gülbin AYNUR
Başvurucular
:
1. Bilal GÜLER
2. Bilal SEVİL
3. Niyazi EROL
4. Osman ÖZBEK
5. Recep CEBE
6. Veli GÜLER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle mahkemeyeerişim hakkının; kadro tahsisi yapılmaması nedeniyle kamu hizmetine girmehakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 31/7/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2014/12928, 2014/12930, 2014/12931, 2014/12933 ve 2014/12934numaralı bireysel başvuru dosyaları, aralarında konu yönünden hukuki irtibatbulunması nedeniyle 2014/12926 numaralı bireysel başvuru dosyası ilebirleştirilmiş ve incelemenin 2014/12926 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerindenyapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucular, Özdemirci Belediyesinde (Belediye) geçici işpozisyonunda çalışmaktadır.
8. Belediye 4/4/2007 tarihli ve 5620 sayılı Kamuda Geçici İş Pozisyonlarinda Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veyaSözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması ileBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca başvurucularınsürekli işçi kadrosuna geçirilmesi için İçişleri Bakanlığına bildirimdebulunmuştur. İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 17/10/2007tarihli işlemiyle bu talebi reddetmiştir. Talebin ret gerekçesi olarakbaşvurucuların 2006 yılında usulüne uygun olarak vizesi yapılmış geçici işpozisyonunda çalışmadıklarından yasal koşulları taşımadıkları gösterilmiştir.Aynı yazıda Belediyeye hitaben 5620 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarıncabir mali yılda altı aydan fazla süreyle geçici iş pozisyonunda işçi çalıştırılmasımümkün olmadığından 2007 yılı içinde altı aylık çalışma süresini dolduranlarıniş akitlerinin askıya alınması, 2008 yılı ve takip eden yıllarda da altı aydanfazla çalıştırılmamaları gerektiği de belirtilmiştir.
9. Söz konusu yazı gereğince Belediye, başvurucuların işakitlerini askıya almış ve bu durumu 16/11/2007 tarihli yazı ile kendilerinebildirmiştir.
10. Başvurucular iş akitlerinin askıya alındığının kendilerinebildirilmesi üzerine 16/11/2007 tarihinde düzenledikleri dilekçe ile Belediyeve İçişleri Bakanlığını hasım mevkiinde göstererek Denizli İdare Mahkemesinde(Mahkeme) iptal davası açmıştır.
11. Mahkeme 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 14. maddesi gereğince dava dilekçeleri üzerinde yaptığı ilkinceleme neticesinde dava konusu istemin tereddüteyer bırakmayacak şekilde açık ve net olarak ortaya konulmadığı, ayrıca idariişlem ve eylem mahiyetinde karar verilmesinin istenildiği gerekçesiyle aynıKanun'un3. maddesi uyarınca dava dilekçelerinin reddine karar vermiştir. Sözkonusu dilekçe ret kararlarında sadece Belediye Başkanlığının, anılan kişileriniş akitlerinin askıya alınmasına ilişkin 16/11/2007 tarihli işleminin mi,İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün, adı geçenlerin sürekliişçi statüsüne geçirilmelerinin uygun olmadığına dair 17/10/2007 tarihliişleminin mi yoksa her iki işlemin birlikte mi iptalinin istenildiğinin davadilekçesinden anlaşılamadığı belirtilmiştir.
12. Başvurucular dilekçe ret kararı üzerine yenidendüzenledikleri 27/12/2007 tarihli dilekçelerinde bu kez sadece Belediyeyi hasımmevkiinde göstermiş ve iş akitlerinin askıya alındığını bildiren 16/11/2007tarihli Belediye işleminin iptalini istediklerini belirtmişlerdir. Başvurucularbu dava dilekçelerinde, İçişleri Bakanlığının 2006/65 sayılı Genelgesigereğince Belediyedeki iş pozisyonlarının dondurularak emeklilik hakkını eldeedinceye kadar kesintisiz çalıştırılmaları gerekirken iş akitlerinin askıyaalınmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
13. Mahkeme 15/12/2008 tarihinde verdiği kararlarla dava konusuiş akdinin askıya alınması işlemlerini iptal etmiştir. Kararların ilgilikısımları şöyledir:
"Dava, davacının sürekli işçi kadrosuna geçirilemediğigerekçesiyle iş akdinin askıya alınmasına ilişkin 16.11.2007 gün ve 225 sayılıÖzdemirci Belediye Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
...
Olayda, davacının 2006 yılında geçici işçistatüsünde 6 aydan fazla çalışması olduğu, 21/4/2007 tarihi itibariylaiş akdinin devam etmekte olduğu, çalışmasının usulüne uygun olarak vizeedilmesi ile 5620 sayılı Kanundan istifade ederek sürekli işçi statüsüne geçmenoktasındaki tüm işlemleri yerine getirme sorumluluğunun davalı idareye ait olduğugörülmekte olup, davacının Kanun’un aradığı asgari şartları taşıdığı, bunundışında davalı idare tarafından yerine getirilmesi gereken şartların veişlemlerin zamanında ve usulüne uygun olarak yerine getirilmemiş olmasınınsorumluluğunun davalı idareye ait olduğu ve davalı idare tarafından yerinegetirilmesi gereken asli ve usulü işlemlerin yerine getirilmemiş olmasınındavacının sürekli işçi statüsüne geçirilmesine engel olmayacağı vicdanikanaatine varılmıştır. Zira, işveren karşısında zayıf konumda bulunan işçihakkının, işverenin yerine getirmesi gereken yükümlülükleri yerinegetirmemesinden dolayı haleldar edilmesi ve kayba uğratılması iş hukukununhakim prensibi olan işveren karşısında işçinin korunması ilkesine aykırıolacağı hususu açıktır.
Bu durumda, 2006 yılında 6 aydan fazla çalışanve 21/4/2007 tarihi itibarıyla iş akdi devam etmekte olan ve yukarıda aktarılanKanun hükümleri gereği geçici işçi statüsünden sürekli işçi statüsünegeçirilmesi gerekirken davalı idare tarafından yerine getirilmesi gerekenyükümlülükler yerine getirilmediğinden bu hakkı elde edemeyen davacının, işakdinin askıya alınmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunlukbulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işleminiptaline, [...]"
14. Kararlar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
15. Bu kararlar üzerine başvurucular Belediye bünyesinde geçiciiş pozisyonunda çalışmaya devam etmiştir.
16. Belediye, Denizli İdare Mahkemesinin mezkur kararlarındansonra başvurucuların 5620 sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosunageçirilmesi için İçişleri Bakanlığına yeniden bildirimde bulunmuştur.
17. İçişleri Bakanlığı konuya ilişkin olarak MaliyeBakanlığından görüş istemiştir. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğü 27/2/2012 tarihli yazısı ile başvurucuların 2006 yılındakiçalışmalarının, usulüne uygun olarak vizesi yapılmış geçici iş pozisyonlarındageçmediği gerekçesiyle, 5620 sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosunageçirilmelerinin uygun olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
18. Başvurucular söz konusu yazı sonrasında da 2014 yılı Martayına kadar Belediyede geçici iş pozisyonunda çalışmaya devam etmiştir.
19. Belediyenin 12/1/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İldeBüyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereğince 30/3/2014 tarihiitibarıyla kapanması sebebiyle başvurucular Çivril Belediyesine devredilmiştir.
20. Çivril Belediyesi 29/6/2014 tarihinde başvurucuların işakitlerini feshetmiştir. Başvurucular tarafından fesih işleminin iptaliistemiyle dava açılmamıştır.
21. Başvurucular 31/7/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
22. 2577 sayılı Kanun'un "İdaridava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
1. İdari dava türleri şunlardır:
a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayıiptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptaldavaları,[...]"
23. 2577 sayılı Kanun'un "Kararlarınsonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idareve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez."
24. 5620 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bu Kanun;
(...)
c) İl özel idareleri, belediyeler, bunlarınkurdukları veya üye oldukları mahallî idare birlikleri ile müessese veişletmelerinde (Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan şirketlerhariç) ve belediyelerin bağlı kuruluşlarında,
2006 yılı içerisinde usûlüneuygun olarak vizesi yapılmış geçici iş pozisyonlarında toplam 6 ay veya dahafazla süreyle çalışmış olan geçici işçileri kapsar. 2005 veya 2006 yıllarındaaynı şartlarda çalışıp da askerlik, doğum veya sağlık kurulu raporuylabelgelendirilen sağlık sorunları sebebiyle iş sözleşmeleri askıda kalanlar dabu fıkra kapsamında değerlendirilir."
25. 5620 sayılı Kanun'un geçici 1.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenşartları taşımadıkları için sürekli işçi kadrolarına veya sözleşmeli personelstatüsüne geçişi yapılamayan ve bu Kanunun 3 üncü maddesi kapsamına girmeyengeçici işçiler, ilgili idare, kurum ve kuruluşlarca bir malî yılda 6 aydan azolmak üzere ve bu Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen usûlegöre vizesi yapılacak geçici iş pozisyonlarında çalıştırılmaya devamolunabilir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkınasahiptir..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
27. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM),mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesihakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkemeönüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını istemehaklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecinitamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Kararuygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No:18357/91, 19/3/1997, § 40).
28. Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğinden şikâyetedilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine ve nihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 34; Büker/Türkiye,B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; AhmetKılıç/Türkiye, B. No: 38473/02, 25/7/2006, § 27). AİHM, üstmercilerin incelemesine tabi olabilecek ya da üst mahkemece bozulabilecekkararların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının güvencesi altınaalınmadığını açıkça belirtmektedir. Temyiz merciinin, ilk derece mahkemesikararının uygulanmasını erteleme veya askıya alma gibi bir etkisinin olupolmadığına bakılmaksızın 6. madde, sadece nihai ve bağlayıcı mahkemekararlarının uygulanmasını korur. Özellikle de temyiz merciinin, başvuranlarıntaleplerini dayandırdığı kararı bozduğunu gözönündebulundurarak iç hukuk tarafından uygulanması zorunlu olsa bile idarenin bukarara uymamasını 6. maddenin gerekliliklerine aykırı görmemektedir (Ouzounis ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99,15/4/2002,§ 21).
29. AİHM'e göre herhangi bir mahkemetarafından verilen bir kararın icrası, 6. maddenin amaçları bağlamında davanınayrılmaz bir parçası olarak düşünülmelidir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Scordino / İtalya (No. 1) [BD], B. No: 36813/97, 29/3/2006, § 196).Kamu otoriteleri, nihai yargı kararına uymak için gerekli önlemleri almadabaşarısız olduğu takdirde 6/1. maddenin hükümlerini tüm yararlı etkilerindenmahrum bırakmış olurlar (Burdov / Rusya, § 37).
30. AİHM, yukarıdaki prensiplerin -sonuçları davacının medenihakları üzerinde belirleyici olan idari uyuşmazlıklara ilişkin yargılamalarbağlamında- daha büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etmektedir. Gerçektedavacı, devletin en üst idari mahkemesi önünde iptal başvurusunda bulunmaksuretiyle yalnızca hakkında itirazda bulunulan kararın iptalini değil aynı zamandave her şeyden önce söz konusu kararın neticelerinin ortadan kaldırılmasınıtalep etmektedir. Dolayısıyla davacının etkili bir şekilde korunması ve hukukauygunluğun yeniden sağlanması, idari makamların kararı icra etme yükümlülüğününolmasını gerektirir (Hornsby / Yunanistan, § 41; Kyrtatos / Yunanistan, B. No: 41666/98, 22/5/2003, §§ 31,32).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye Erişim Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Başvurucular, Denizli İdare Mahkemesinin iptal kararıgereğince sürekli işçi kadrosuna geçirilmeleri gerektiğini belirtmektedir.Belediyenin söz konusu iptal kararı üzerine sürekli işçi kadrosunageçirileceklerini söyleyerek yıllarca kendilerini oyaladığını öne sürenbaşvurucular, Özdemirci Belediyesinin de bu Belediyenin kapanması üzerinedevredildikleri Çivril Belediyesinin de kadroya geçirilmeleri için gerekli vizeişlemlerini yapmadığını ifade etmektedir. Başvurucular iptal kararı uyarıncakadroya geçirilmeleri gerekirken iş akitlerinin feshedildiğinden yakınmakta veyargı kararının uygulanmadığını ileri sürmektedir.
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu çerçevede başvurucuların yukarıda yerverilen şikâyetlerinin özünün kesinleşmiş yargı kararının uygulanmadığıhususuna ilişkin olduğu görüldüğünden belirtilen ihlal iddiası niteliği gereğimahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
35. Anayasa'nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
36. Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrası şöyledir:
"Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesinigeciktiremez."
37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temelhak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbiridir. Bu bağlamda Anayasa'nın, yasama ve yürütme organları ile idareninmahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarınındeğiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138.maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesigerektiği açıktır (Arman Mazman,B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 57).
38. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğüve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarakiddia ve savunmada bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı eldeetmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
39. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeyeerişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürmeve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını dakapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması yargılamanın dışında olmakla birlikteonu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Kararuygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle yargıkararlarının uygulanması "mahkemeye erişim hakkı" kapsamındadeğerlendirilmektedir. Buna göre yargılama sonucunda mahkemenin bir kararvermiş olması yeterli değildir, ayrıca bu kararın etkili bir şekildeuygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını taraflardanbirinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde, uygulanamaz hâle getiren düzenlemelerbulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesihâllerinde "mahkemeye erişim hakkı" da anlamını yitirecektir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,2/10/2013, § 28).
40. Kural olarak mahkeme kararlarının uygulanması, ilamzamanaşımı dolmadığı sürece her zaman talep edilebilir. Bu yöndeki bir taleberağmen mahkeme kararı uygulanmamışsa olumsuz kamu gücü işleminden kaynaklananbir süregelen ihlalden söz edilebilir. Bu durumda başvurucu mahkeme kararınınuygulanması talebini müteakiben makul bir süre bekledikten sonra AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir. Başvurucunun talebinden vazgeçtiğiya da takipsiz bıraktığı anlaşılmadıkça bu tür başvuruların süresindeyapıldığını kabul etmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkiliolup olmadığının ve başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının da bu çerçevedebelirlenmesi gerekir (Ahmet Yıldırım,§ 29).
41. Buna göre somut başvuruda başvurucuların Denizli İdare Mahkemesikararının başvuru tarihi itibarıyla uygulanmadığı yönündeki iddialarınınsüregelen bir duruma ilişkin olduğu dikkate alınarak başvurunun süresindeyapıldığı ve ayrıca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından da yetkisi içindeolduğu kabul edilmiştir.
42. Bu kabulden sonra ise öncelikle yargı kararınınuygulanmaması suretiyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına bir müdahaleninbulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Yargı kararının uygulanıpuygulanmadığının belirlenmesi noktasında da başvuruya konu Denizli İdareMahkemesinin mezkur iptal kararlarının ilişkin olduğu davalarda uyuşmazlığınkonusunun ve kapsamının ne olduğunun, ayrıca kurulan hükmün mahiyetinin ortayakonulması önem arz etmektedir.
43. Bireysel başvuruya dayanak davalarda dava konusu edilenişlemlerin, başvurucuların iş akitlerinin askıya alınmasına ilişkin Belediyeişlemi olduğu görülmektedir. Nitekim başvurucular derece mahkemesinin dilekçeret kararı üzerine yeniden düzenledikleri 27/12/2007 tarihli davadilekçelerinde tarih ve sayısını açıkça göstermek suretiyle iş akitlerininaskıya alınmasına ilişkin Belediye işleminin iptalini istediklerinibelirtmişlerdir (bkz. § 12). Mahkeme de gerekçeli kararında davanın konusunu buisteme uygun şekilde kurmuştur (bkz. § 13). Dolayısıyla başvurucuların 5620sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilmemesine ilişkin İçişleriBakanlığı işleminin (bkz. § 8) bu yargılamanın konusu olmadığı anlaşılmaktadır.Bununla birlikte derece mahkemesinin, başvurucuların sürekli işçi kadrosunageçirilmemesine ilişkin idari işlemi, iş akitlerinin askıya alınması yönündekidava konusu işlemin "sebep unsuru" (bkz. § 22), bir başka ifadeyleidareyi iş akitlerini askıya alma işlemini tesis etmeye iten, idarenin buişlemine gerekçe oluşturan olgu olarak değerlendirmeye aldığı görülmektedir. Bubağlamda Mahkeme, idari yargılama tekniğinin bir gereği olarak dava konusuişlemin hukuka uygunluğunu denetlemek amacıyla işlemin sebep unsurunu irdelemişve gerekçeli kararında bu unsurun hukukiliğini sorgulayan birtakım tespitlerede doğal olarak yer vermiştir. Ancak netice itibarıyla iptal hükmü dava konusuişlemin sebep unsurunu oluşturan sürekli işçi kadrosuna geçirilmeme işleminedeğil davanın konusuna uygun olarak sadece iş akdinin askıya alınması işlemine yönelikolarak kurulmuştur. Dolayısıyla yargı kararının uygulanması bağlamında sözkonusu iptal hükmünün sadece başvurucuların iş akdinin askıya alınmasıişleminin ilk tesis edildiği andan itibaren hukuki varlığının ve etkilerininortadan kaldırılmasıyla idareyi yükümlü kıldığı, buna karşılık başvurucuların5620 sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi gibi birneticeyi ve zorunluluğu ise bünyesinde barındırmadığı sonucuna varılmıştır.
44. Bu çerçevede Belediyenin, iptal kararı üzerine başvurucularıgeçici iş pozisyonunda çalıştırmaya devam ettiği, nitekim bu hususun bireyselbaşvuru formunda başvurucular tarafından da ifade edildiği görülmektedir. Öteyandan başvurucuların, iptal kararı üzerine geçici iş pozisyonunda çalışmayadevam ettikleri dönemde Belediye tarafından iş akitlerinin yeniden askıyaalındığına dair herhangi bir şikâyetlerinin bulunmadığı da dikkate alındığındaDenizli İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararının uygulanmadığındansöz edilemez. Dolayısıyla belirtilen şikâyetler bağlamında başvurucularınmahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin olmadığı anlaşılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kamu Hizmetine GirmeHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
46. Başvurucular 5620 sayılı Kanun’da öngörülen koşullarıtaşımalarına rağmen sürekli işçi kadrosuna geçirilmemeleri ve neticede işakitleri feshedilerek işten çıkarılmaları nedeniyle Anayasa'da güvence altınaalınan kamu hizmetine girme haklarının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.
47. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurununincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nintaraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına dagirmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hakihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
48. Bireyin kamu hizmetine girme hakkı Anayasa’nın 70.maddesinde güvence altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme’dedüzenlenen haklardan değildir. Dolayısıyla başvurucuların başvuru formundaifade ettikleri şekliyle ihlal edildiğini ileri sürdükleri kamu hizmetine girmehakkı, Anayasa ve Sözleşme ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortakkoruma alanına girmemektedir.
49. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamu hizmetine girmehakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.