TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BİLAL SÖNMEZSOY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/2755)
Karar Tarihi: 28/11/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Bilal SÖNMEZSOY
Vekili
:
Av. Fadi TEKİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesinin duruşmasızolarak yapılması, bu inceleme sırasında alınan savcılık görüşününbildirilmemesi ve gerekçeli kararın süresinde yazılmaması nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/2993sayılı soruşturması kapsamında çocuğun cinsel istismarı suçundan dolayı DörtyolSulh Ceza Mahkemesinin 15/4/2014 tarihli kararıyla tutuklanmıştır.
7. Başvurucu hakkında zincirleme olarak çocuğun basit cinselistismarı suçundan üç kez cezalandırılması talebiyle Dörtyol CumhuriyetBaşsavcılığınca 4/6/2014 tarihli iddianame düzenlenmiştir.
8. Dörtyol 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/7/2014 tarihli görevsizlik kararı ile söz konusu dosyaİskenderun Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
9. İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamasonucunda 24/12/2014 tarihli ilk duruşmada, başvurucunun cinsel istismarsuçundan üç kez 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümlebirlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Kararın gerekçesininilgili bölümleri şöyledir:
" ... CMK'nın100/3-a-8.maddesinde düzenlenen cinsel istismar suçu nedeni ile verilen hapiscezasının süresi dikkate alınarak sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına..."
10. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara itirazetmiştir.
11. İnceleme merciince dosya Cumhuriyet Savcılığına gönderilmişolup Cumhuriyet savcısı usul ve yasaya uygunolduğundan tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi yönündemütalaada bulunmuş ve Cumhuriyet Savcılığının bu mütalaası başvurucuya tebliğedilmemiştir.
12. İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesi 9/1/2015 tarihinde, dosyaüzerinden yaptığı inceleme sonucunda itirazın reddine karar vermiştir.
13.Ret kararı 26/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
14.Başvurucu 13/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. UYAP ortamında yapılan incelemede gerekçeli karara ilişkindoküman editörünün 13/2/2015 tarihinde onaylandığı anlaşılmaktadır. Gerekçelikarar 3/3/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu, hakkında verilen 24/12/2014 tarihli mahkûmiyetkararını temyiz etmiştir. Anılan karar, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 12/10/2015tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.
IV.İLGİLİ HUKUK
17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya sanığın salıverilmeistemleri" kenar başlıklı 104. maddesi şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2)Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkimveya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.
(3)Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtayageldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtayilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacakincelemeden sonra verilir; bu karar re'sen deverilebilir."
18. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:
"103 ve 104 üncümaddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç güniçinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.(Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılanistemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarbakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu kararverilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiiningörüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
19.5271 sayılı Kanun’un "İtirazınCumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırmayapılması" kenar başlıklı 270. maddesi şöyledir:
"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ilecevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafabildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğündebunların yapılmasını da emredebilir.
(2)(Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeleruyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınmasıdurumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiinebildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içindegörüşünü bildirebilir."
20.5271 sayılı Kanun'un "Karar" kenarbaşlıklı 271. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmaküzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekligörüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir."
21.5271 sayılı Kanun'un 232. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağageçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeşgün içinde dava dosyasına konulur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutukluluğa İtirazİncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
1.Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazınınincelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün kendisine bildirilmediğini,dolayısıyla bu görüşü değerlendirme imkânından yoksun bırakıldığını, böylelikletutukluluğa itiraz incelemesi sırasında silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerine riayet edilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
24.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, Anayasanın uygulanması veyorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesiaçısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığıbaşvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine kararverebilir."
25. Başvurucunun bu iddiasının kabul edilebilirlikkriterlerinden olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri yönündenincelenmesi gerekir.
26.Anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterine ilişkingenel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda kararverilmiştir (K.V. [GK], B. No:2014/2293, 1/12/2016, §§ 47-68). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir husus bulunmamaktadır.
a. Anayasal Önem Yönünden
27. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk ve/veya tutukluluğa itirazincelemeleri sırasında alınan Savcılık görüşünün şüpheli/sanık veya müdafiine bildirilmemiş olması nedeniyle silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunungenel bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanmasıveya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önemtaşıdığının ortaya konulamadığı sonucuna varmıştır (Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 22/5/2017, §§113-117).
b. Kişisel Önem Yönünden
28. Başvurucunun iddiasında dile getirdiği 24/12/2014 tarihliduruşmada verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazı inceleyenİskenderun 1.Ağır Ceza Mahkemesine Cumhuriyet savcısı tarafından bildirilenyazılı görüşün içeriğinde, yalnızca usul ve yasaya aykırılık olmadığındanitirazın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
29. Anılan görüş yazısında (bkz. § 11) başvurucunun ayrıca cevapvermesini gerektiren, daha önce ileri sürülmeyen herhangi yeni bir olgudanbahsedilmemiş hatta hiçbir olguya veya gerekçeye yer verilmemiştir. Öte yandanbaşvurucu, anılan görüş yazısında cevap vermesini gerekli kılan ve daha öncedenhaberdar olmadığı yeni bir olgunun bulunduğunu ileri sürmediği gibi bu husustaherhangi bir açıklama da yapmamıştır. Son olarak itirazın reddine ilişkinMahkeme kararında, hükmün Cumhuriyet savcısının görüşüne uygun olduğubelirtilmişse de Savcılık görüşünde yer alan herhangi bir olguya atıf yapılmasıveya bu görüşe dayanılması söz konusu değildir.
30. Tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesi sırasında alınanSavcılık görüşünün kendisine bildirilmemesi nedeniyle ciddi anlamda zarargördüğü, bu görüşün kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda başvurucununherhangi bir açıklamasının bulunmadığı da gözetildiğinde başvurunun bu kısmıaçısından önemli bir zararın olmadığı kanaatine varılmıştır.
31. Açıklanan gerekçelerle anayasalve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle başvurunun bu kısmınındiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Tutukluluğa İtirazİncelemesinin Duruşmasız Olarak Yapıldığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazınincelemesi sırasında duruşma yapılmadığını ve itirazın dosya üzerindengerçekleştirilen inceleme sonucunda reddedildiğini, böylelikle tutukluluğaitiraz incelemeleri sırasında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerine riayet edilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
33. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
34.Başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.
35. Başvurucu, İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülendavanın 24/12/2014 tarihinde yapılan duruşmasına müdafileriyle birlikte bizzatkatılmış ve tutukluluğa ilişkin itirazları ile tahliye taleplerini sözlü olarakMahkemeye bildirmiştir. Duruşma sonunda tahliye talebi kabul edilmeyerekbaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş; anılan karara yönelikitiraz, İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinden yapılan incelemesonucunda 9/1/2015 tarihinde verilen kararla reddedilmiştir.
36. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiininkatıldığı duruşmada tahliyeye ilişkin beyan ve taleplerinin İskenderun 2. AğırCeza Mahkemesi tarafından sözlü olarak alındığı ve başvurucunun yüzüne karşıtutukluluğun devamına karar verildiğinin açıklandığı tarih (24/12/2014) ileİskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun tutukluluğa yönelikitirazının duruşmasız olarak incelendiği tarih (9/1/2015) arasında yalnızca onbeş günlük bir zaman dilimi bulunmaktadır.
37. Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği kararlarda tutukluluğaitiraz incelemesinin başvurucuların dinlenilmesinden bir ay iki gün sonra (Hikmet Yayğın, B. No: 2013/1279, 30/12/2014, § 35); biray yirmi sekiz gün sonra (Mehmet Haberal,B. No: 2012/849, 4/12/2013, §128) duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrasını ihlal etmediği sonucuna varmıştır.
38. Resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tümkararların bir başka mahkeme önünde itiraza konu edilebildiği ceza usulsisteminde, başvuruya konu dava bakımından tüm itirazların duruşmalıincelenmesi tutukluluk bakımından yargılamanın itiraz merciinde tekrar edilmesianlamına gelecektir. Bu durumda başvurucunun ve müdafiininsözlü olarak dinlenilmesinden ve tutukluluğun devamına ilişkin kararınbaşvurucuya tefhim edilmesinden on beş gün sonra yapılan itiraz incelemesininduruşmasız olmasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriniihlal ettiği söylenemez.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız bir şekilde yapıldığı iddiasına ilişkin olarak birihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Gerekçeli Kararın Geç Yazıldığına İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları
40. Başvurucu; mahkûmiyet kararının gerekçesinin geç yazılmasınedeniyle bu süre zarfında dosyanın temyiz merciince incelenemediğini vedenetim mekanizmasına ulaşma hakkının engellendiğini belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
41. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her nesebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkındakarar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir.”
42.Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesiile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun bu bölümdekişikâyetlerinin özünün gerekçeli kararın yazımındaki gecikme sebebiyle hükümlebirlikte verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazının temyizde ilerisürülmesinin ve karara bağlanmasının uzamasına yönelik olarak ileri sürüldüğüdeğerlendirilmiştir. Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarınınAnayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
43. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca,hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (Mehmet Haberal, § 122).
44. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, hürriyetikısıtlanan kişinin durumu hakkında karar verilmesini talep etmesi hâlinde butalebin karara bağlanması için belirli bir süre öngörülmemişse de kısa sürede karar verilmesi gerektiğibelirtilmiştir. Kararın gereken süratle alınıp alınmadığı her davanın kendiözel koşullarına göre değerlendirilir. Burada derece mahkemelerinin gösterdiğiözen, tutulan kişinin tutumlarının gecikmeye sebebiyet verip vermediği, gecikmeninresmî makamların sorumluluğunda olup olmadığı gibi hususların dikkate alınmasıgerekir (Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, B. No: 2013/4128, 18/11/2015, § 71).
45. Ceza muhakemesi hukukumuzda itiraz usulünün düzenlendiği5271 sayılı Kanun'un 268. maddesinin (2) numaralı fıkrasında; kararına itirazedilen hâkim veya mahkemenin itiraz incelemesini en çok üç gün içinde yapması,itirazı yerinde görmezse yetkili merciye göndermesigerektiği belirtilmişse de itiraz merciinin incelemesini ne kadar süre içinde tamamlamasıgerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte Anayasa'nınyukarıda değinilen 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "kısa sürede" ibaresi, hürriyetikısıtlanan kişinin bu kısıtlamanın hukukiliğine karşı yaptığı itirazın mümkünolan en kısa sürede karara bağlanmasını zorunlu kılmaktadır (Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, § 71). Dolayısıyla tutukluluğa ilişkinbir karara yönelik itirazın karara bağlanmasının gecikmesi, Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki güvenceyle ilgilidir.
46. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası hükmü uyarınca,hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Fıkrada,kısıtlama sebebi bakımından bir ayrım yapılmadığından başvuru hakkı kuvvetlisuç şüphesi ve tutuklama nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılma ile sınırlıdeğildir. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen özgürlüktenyoksun bırakılma hâllerinde de bu güvence geçerlidir (Mehmet İlker Başbuğ, B. No: 2014/912,6/3/2014, § 80).
47. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesi, soruşturma ve kovuşturmaevrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanığın salıverilmesini isteyebileceği,şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkimveya mahkemece karar verileceği, dosya Yargıtayageldiğinde salıverilme istemi hakkındaki kararın Yargıtay ilgili Dairesi veyaYargıtay Ceza Genel Kurulunca verileceği hükümlerini içermektedir.
48. Hüküm tarihinden itibaren uzun süre gerekçeli kararındosyaya konulmamış olması, başvurucuların mahkûmiyete bağlı olarak tutukluluğundevamına ilişkin kararları temyiz mercii önüne götürememesi sonucunu doğurur.Özgürlükten yoksun bırakılmaya ilişkin kararın hukukiliğinin temyiz merciiönünde denetletme hakkının kullanılamaması, hukuk güvenliği ve hukukibelirlilik ilkelerine uygun düşmez (Mehmetİlker Başbuğ, § 84).
49.Anayasa Mahkemesi, Mehmetİlker Başbuğ kararında, hükmün açıklanmasından itibaren geçen yediay sürede gerekçenin açıklanmaması nedeniyle temyiz incelemesininyapılamadığına ve salıverilme talebinin temyiz merciince incelenemediğineilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna ve Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.
50. Somut olayda ilk derece mahkemesi 24/12/2014 tarihinde nihaikararını vermiştir. UYAP üzerinden yapılan araştırmada gerekçeli kararın13/2/2015 tarihinde yazıldığı ve 3/3/2015 tarihinde başvurucunun müdafiine tebliğ edildiği görülmektedir.
51. Başvurucu, hükmün verilmesinden elli bir gün sonra gerekçelikararın yazılması ve bu kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle mahkûmiyete bağlıolarak tutukluluğun devamına ilişkin kararı temyiz mercii önünegötüremediğinden şikâyetçi olmuştur. Ancak bireysel başvuru dosyasındabaşvurucunun kararın geç yazılması üzerine mahkemeye müracaat ederek tahliyetalebinde bulunduğuna dair bir veri bulunmamaktadır. Gerekçeli kararın geçyazılmış olması başvurucunun tahliye talebinde bulunmasına engel değildir. Busüre zarfında tahliye talebinde bulunulmadığı dikkate alındığında başvurucununetkili bir yargısal incelemeden mahrum kaldığı, Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrasında güvence altına alınan hakkının işlevsiz hâle geldiğisöylenemeyecektir.
52. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik açık ve görünür bir ihlal bulunmadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluğa itiraz incelemesi sırasında alınan savcılıkgörüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın anayasal vekişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak yapılmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Gerekçeli kararın geç yazılması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA28/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.