TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BİLGİN ÖZKAYNAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3129)
Karar Tarihi: 27/10/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Bilgin ÖZKAYNAK
Vekili
:
Av. Murat ERGÜN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun hukuka aykırı olması ve makul süreyiaşmasınedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/3/2014 tarihinde Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 6/7/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık başvuru hakkında görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2010/640 sayılısoruşturma kapsamında İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. maddeile görevli) 14/5/2012 tarihli ve 2012/18 Sorgu sayılı kararı ile başvurucunundevletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme ve suç işlemek amacıylaörgüt kurma suçlarından "suçlarınniteliği, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların mevcudiyeti,mevcut delil durumu, delillerin henüz tamamen toplanmamış olması, delilleri yoketme, gizleme ile kaçma hususunda kuvvetli ve ciddi şüphe olması ve atılısuçların kanunda öngörülen ceza miktarları dikkate alınarak" tutuklanmasınakarar verilmiştir.
7.Başvurucunun da dâhil olduğu toplam 357 şüpheli hakkında İzmirCumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga 250. madde ile görevli) 6/1/2013 tarihlive E.2013/3 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılmıştır.
8. Başvurucunun suç işlemek için örgüt kurma, hukuka aykırıolarak kişisel verileri kaydetme ve yasak bilgileri temin etme suçlarındancezalandırılması talep edilmiştir. İddianamede başvurucu ile ilgili şudeğerlendirmede bulunulmuştur:
"Örgüt lideri şüpheliBilgin ÖZKAYNAK’tan ele geçirilen ve şifresi teknik imkânlarla kırılarak eldeedilen PANDORA isimli veri tabanının bütün şüphelilerden elde edilen diğerdijital suç unsurlarını da içerdiğinden suç örgütünün arşivi niteliğinde olduğuanlaşılmış, PANDORA veri tabanının içeriği incelendiğinde ise, örgütünhiyerarşisi ve işleyişi konusunda bazı tespitlere ulaşılmıştır.
Elde edilen verilerin incelenmesinde; şüpheliBilgin ÖZKAYNAK’ın örgütün tek lideri ve otoritesi konumunda olduğu, kendisinebağlı olarak görev yapan 9 koordinatörün bulunduğu, Veri_1 olarak adlandırılanbölümde bulunan isimlerin Koordinatörlere bağlı olarak faaliyet yürüten örgütmensupları olduğu ve her bir örgüt mensubunun hangi koordinatöre bağlıbulunduğunun Veri_1 içerisinde ayrı ayrı belirtildiği, koordinatörlere bağlıolarak faaliyet gösteren ve Veri_1 bölümünde yer alan örgüt mensuplarının daayrıca irtibatlı oldukları ve bilgi-belge temininde kullandıkları kişilerinolduğu, koordinatörler arasında, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde her birKuvvet Komutanlığına göre bir iş bölümünün bulunduğu ve her bir koordinatörünaltında kuvvet komutanlıklarına göre gruplanmış örgüt mensupları ve onların irtibathalinde bulunduğu diğer şüphelilerin yer aldığı tespit edilmiştir.
...
Şüpheliden elde edilen bir kısımbilgi/belgenin niteliği için Genelkurmay Başkanlığına yazılan yazıya, 2013/1sayılı iddianame düzenlendikten sonra 31/01/2013 tarihinde verilen cevapta; 12adet bilgi/belgenin TCK 327/1 md. , 1 adet bilgi/belgenin TCK 327/1,2 md. , 15adet bilgi/belgenin de TCK 334/1,2 md. kapsamında olduğunun belirtildiğigörülmüştür.
Ayrıca, suç örgütü üyelerinden ele geçenbilgi/belgelerin niteliğinin tespitiyle ilgili sorulara, Genelkurmay Başkanlığıtarafından verilen cevaplarda, çok sayıda bilgi/belgenin; “Devletin güvenliğiveya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizlikalması gereken bilgiler” (TCK 327/1,2 maddesi kapsamında bilgiler), çok sayıdabilgi/belgenin de “Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veyaaskerî hareketlerini tehlikeye koymuş bilgiler” (TCK 334/1,2 maddesi kapsamındabilgiler) olduğunun belirtildiği görülmüştür. Soruşturma kapsamında şüphelininçok sayıda mağdurun kişisel verilerini kaydettiği tespit edilmiştir.
Sonuç olarak; Şüphelinin, suç örgünün kurucusuve yöneticisi olduğu, devlet güvenliğine ilişkin bilgileri temin ettiği,yasaklanan bilgileri temin ettiği, çok sayıda mağdurun kişisel verilerini“örgütün müşteki ve mağdurlara yönelik eylemleri” bölümünde anlatıldığı şekildekaydettiği, bu suretle kişisel verileri kaydetme, devletin güvenliğine ilişkinbilgileri temin etme ve yasaklanan bilgileri temin suçlarını işlediği, ayrıcaörgüt yöneticisi olması nedeniyle örgüt üyesi şüphelilerin örgüt adınaişledikleri diğer suçlardan da sorumlu olduğu toplanan deliller ve tüm evrakkapsamından anlaşılmıştır."
9.Yargılamanın yapıldığı İzmir 12. Ağır Ceza MahkemesinceE.2013/9 sayılı dosya kapsamında 29/1/2013 tarihli kararla, arasındabaşvurucunun da bulunduğu tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamınakarar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Tutuklu sanıkların devletin güvenliğineilişkin muhtelif dereceli gizli askeri bilgi ve belgeleri temin etme amacıylakurulduğu iddia olunun suç örgütünün faaliyetleri kapsamında muhtelif dereceligizli askeri bilgi ve belgeleri temin ettiklerine dair iddia bulunduğu, bubağlamda soruşturma dosyası içinde usulüne uygun olarak mahkeme kararlarınaistinaden yapılan aramalarda elde edilen bilgisayarlar ve içeriğindekiözellikle pandora adı verilen veri tabanında bulunan bilgi ve belgelerbulunduğu, devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgi ve belgeler olduğuna dairyetkili kurumlardan alınan yazı cevapları, iletişim tespit tutanakları, yapılanaramalarda ele geçirilen diğer belge ve dokümanların yüklenen suçların, buradatekrarına yer ve zaman darlığı nedeniyle gerek görülmeyen atıflarla sanıklarcaatılı suçlamaların işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerini oluşturduğu,bazı belgelerin nitelik değişikliği ile tutuklama sevk maddelerindeöngörülenlerden daha düşük dereceli nitelik arzettiği, ancak henüz tümdelillerin toplanmadığı, bir kısım şifrelerin henüz çözülmediği ancakC.Savcılığı adına çalışmaların sürdürüldüğü, elde edilenlerin yönü ileyapılacak yargılama sürecinde henüz sanıkların da savunmalarının alınmamışolduğu, aleyhlerine yeni bir delil elde olunamadığı takdirde, açılan davakısmına münhasır bir kısım sanıkların yönü ile tecziye sevk maddelerine görebihhakın veya adli kontrol yöntemlerinden birisi ile tahliyelerinin devam edenaşamalarda gerekebileceği, ancak aşama itibariyle bir kısım delillerin henüztoplanılmamış (ve) sanık savunmalarının henüz alınmamış ol(duğu), duruşmanın henüztensip aşamasında bulunduğu anlaşılmış, [sanıklarıntutukluluk hâllerinin devamına karar vermek gerekmiştir]."
10.İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesince (TMK mülga 10. madde ilegörevli) 14/2/2014 tarihinde E.2013/9 sayılı dosya üzerinden yapılan inceleme sonucundabaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Kararıngerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Bir kısım sanıklarhakkındaki usulüne uygun hâkim kararları ile yapılan iletişimin tespititutanakları, teknik takipler, HTS kayıtları, müşteki ve mağdur beyanları,usulüne uygun hâkim kararları ile yapılan aramalar sonucunda sanık BilginÖzkaynak'da ele geçirilen taşınabilir bellek, yine aynı sanığın çiftlik evindeyapılan aramada ele geçirilen harddisk, sanık N.K.'dan elde edilen harddiskler,sanık O.S.'den ele geçirilen harddiskler, sanık S.K.'den ele geçirilenharddisk, sanık F.A.'dan ele geçirilen harddisk, sanık S.Ö.'den ele geçirilenharddisk, sanık O.S'dcn ele geçen ... marka ... model ... seri nolu 160 gbkapasiteli "engin" ismi verilmiş ve içerik itibarıyla sanık E.K'yaait olduğu değerlendirilen harddisk, sanık S.A.'dan ele geçirilen harddisk,sanık H.O.'dan ele geçirilen harddisk ile bazı sanıklarda ele geçirilenharddisk ve harici bellekler ile içeriklerinde yer alan; Devletin arşivlerindeolması ve çok gizli kalması gereken aralarında devletin güvenliği, iç ve dışsiyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken evrakında bulunduğu çok sayıda bilgi ve belgeler, bir çok TSK mensubu, kamu görevlisive bürokratın özel hayatına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri ihtiva edenfişlemeler, şantaj amaçlı gizli çekimler, üst düzeyde korunması gereken devleterkanının korunma planları ve evlerinin krokileri, bazı yabancı ülkelerinkullanımına hazırlandığı ileri sürülen bilgi ve belgeler, askeri servisgüzergâhlan ve askeri binalara ilişkin bilgi ve krokiler, askeri haritalar,servislere düzenlenecek silâhlı eylemlere ilişkin notlar, olası bir savaştadüşmanın eline geçmesi halinde devleti zor durumda bırakacak bilgiler,uçakların düşürülmesine ilişkin eylem planlanına dair veriler, sanıklarıneylemlerini nasıl gerçekleştireceklerine dair talimatlar ile örgütseldokümanların sanıklar hakkında CMK 100/1 maddesinde sayılan kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren olgular niteliğinde bulunduğu,
Sanıkların üzerlerine atılı birden çok suçunbulunması, atılı suçların niteliği, keza sanıkların iddianamede anlatılaneylemlerinin sübut bulması halinde bilgilerin niteliğine göre iddianamedebelirtilen suçlamalara ek olarak TCK.'nın 329 ve 336. maddelerinde tanımlanansuçları da oluşturma ihtimalinin bulunduğu, bu ihtimalin gerçekleşmesidurumunda gerçek içtima kuralları uyarınca iddianamede belirtilen suçlamalaraek olarak sanıklar hakkında TCK.'nun 329 ve 336. maddelerinin de uygulanmasınınve dolayısıyla suçların sayı ve nitelik olarak vasfının tüm tutuklu sanıklaraleyhine değişme olasılığının bulunduğu, TCK.'nun 329/1 fıkrasında düzenlenensuçun alt sınırının 5 yıl, üst sınırının 10 yıl hapis cezası, TCK.'nun 329/2fıkrasındaki suçun alt sınırının 10 yıl, üst sınırının 15 yıl hapis cezası,TCK.'nun 336/1 fıkrasındaki suçun alt sınırının 3 yıl, üst sınırının 5 yılhapis cezası, TCK.'nun 336/2 fıkrasındaki suçun alt sınırının 10 yıl, üstsınırının 15 hapis cezasını gerektirdiği, ele geçirilen gizlilik derecelibilgi/belgeler hakkında Genelkurmay Başkanlığından suç vasfının tayin vetespiti açısından aynntılı inceleme/değerlendirme raporunun alınmasızaruretinin olduğu ve bu amaçla merciinden düzenlenecek raporlarınbeklenildiği, sanık Bilgin Özkaynak'ın evinde ele geçirilen harici harddisktebulunan pandora adlı veri tabanı ile sanıklarda ele geçirilen dijitalmateryaller üzerinde bilirkişi incelemesinin henüz ikmal edilmediği,Mahkememizce bu hususlarda yapılacak işlemlerin sonucunun beklenmesininyargılamanın gereği olduğu, bu anlamda delillerin henüz tam olarak toplanmamışolduğu, öte yandan iddia edilen suç örgütünün yapısı, işleyişi, faaliyetleri veetki alanı ile sanıkların konumları dikkate alındığında, serbest bırakılmaları halindeayrıntılı raporların isteneceği Genelkurmay Başkanlığı nezdinde baskıuygulayarak hazırlanacak rapor ve değerlendirmelerin sağlıklı bir şekildeyapılmasını engelleme ihtimalinin bulunduğu, bu şekilde delilleri karartmaihtimalinin olduğu, bu bağlamda CMK 100/(2-b)/l ve 2'de belirtilen tutuklamanedenlerinin mevcut olduğu, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin tutukluluk tedbirikonusundaki yerleşik karar ve gerekçelerinde, kişinin adaletin işleyişinemüdahale etme riski olan hallerde tutukluluk tedbirinin uygulanabileceğininbelirtilmiş olduğu, dava dosyasında AİHM'nin belirttiği bu kriter ve ölçütlerinyukarıda belirtildiği şekilde gerçekleştiği,
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğindetutuklamanın bu aşamada ölçülü olduğu ve tutuklamadan beklenen gayenin adlikontrol hükümleri ile sağlanamayacağı anlaşılmakla[tutukluluk halinin devamına karar verildi]"
11. Başvurucunun bu karara yönelik itirazı, Bursa 6. Ağır CezaMahkemesinin (TMK mülga 10. madde ile görevli) 21/2/2014 tarihli ve 2014/91Değişik İş sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. Kararın gerekçesininilgili bölümü şöyledir:
"Tüm dosya kapsamı vesanıklar müdafiinin tahliye taleplerine ilişkin itiraz dilekçelerininincelenmesi sonucu;
1-Kuvvetli Suç Şüphesi Olarak: (CMK 100/1)
Dosya kapsamı ve özellikleele geçen"pandora" isimli dijital materyal içeriği, bilgisayar kayıtları,iletişim tespit ve fiziki takip tutanakları ile sanık Bilgin Özkaynak’ta elegeçirilen taşınabilir bellek, sanıklar N.K., O.S., S.K., F.A.’dan ele geçirilenharddiskler ile, sanık O.S.’den ele geçen ... marka ... model ... seri nolu 160gb kapasiteli "Engin” ismi verilmiş ve içerik itibarıyla sanık E.K.’ye aitolduğu değerlendirilen harddiskin içeriklerinde birçok kamu görevlisinin özelhayatına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri ihtiva eden fişlemeler, gizliçekimler bulunması, yine aralarında devletin iç ve dış güvenliğe ait evrakın dabulunduğu gizli kalması gereken çok sayıda bilgi ve belgeler ile devletadamlarının koruma planları ve evlerinin krokilerinin yanı sıra bazı yabancıülkelerin kullanımına hazırlandığı ileri sürülen bilgi ve belgeler olması,servis güzergahları ve askeri binalara ilişkin krokiler, askeri haritalar,servislere düzenlenecek silahlı eylemlere ilişkin notlar, uçakların düşürülmesineyönelik eylem planlarına ilişkin verilerin de ele geçen dijital materyallardayer aldığı gözetildiğinde ve yine bu aşamada elde edilen belgeler konusundadevletin güvenliğine ilişkin yetkili kurum ve kuruluşlardan alınan yazıcevapları ile sanıkların ve mağdurların aşamalardaki ifadeleri dedeğerlendirildiğinde C.M.K.'nun 100/1. maddesi gereğince itiraz eden sanıklarınüzerine atılı eylemleri gerçekleştirdiğine dair kuvvetli suç şüphesininbulunduğu,
2-Tutuklama Nedenlerinin Varlığı Olarak:(CMK100/2)
Sanıkların üzerine atılı olan eylemlere ve elegeçen belgelerin içeriğine göre söz konusu belgelerin bu aşamada toplanandelilere göre nitelendirilmesine, yine bu nitelendirilmeye göre suç vasıflarınave sevk maddelerine göre C.M.K.'nın 100/2.maddesindeki tutuklama nedenlerininbulunduğu,
3-Tutuklama Tedbirinin Ölçülü Olduğunaİlişkin:
İtiraz eden sanıklarla ile birlikte toplam 357sanık hakkındadevletin güvenliğine ilişkin muhtelif dereceli gizli askeri bilgive belgeleri temin etme amacıyla kurulan suç örgütünün faaliyetleri kapsamındamuhtelif dereceli gizli askeri bilgi ve belgeleri temin ettiklerine dair açılandavada sanıkların üzerlerine atılı eylemler itibariyle sözkonusu belgelerin buaşamada toplanan delilere göre nitelendirilmesine, yine bu nitelendirilmeyegöre suç vasfına ve sevk maddesine göre (TCK 327/2maddesinin müebbet hapiscezasını gerektirmesi) bu aşamada eylemlerin haksızlık ve hukuka aykırılıkboyutu nazara alındığında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yüklenen suçunişlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması halinde tutukluluktedbirinin uygulanabileceğine ilişkin yerleşik karar ve gerekçelerine göre de,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin belirttiği tutuklama tedbirine ilişkin kriterve ölçütlerin mevcut olduğu, bu itibarla tutuklama tedbirine nazaran başka adlikontrol terbirlerinin yetersiz kalacağıkanaatine varılmakla [itirazınreddine karar verildi]."
12.Başvurucu 10/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
13. Başvurucu hakkındaki dava, İzmir 12. Ağır Ceza MahkemesininE.2013/19 sayılı dosyası üzerinde yürütülmeye başlanmış ancak 21/2/2014 tarihlive 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu'nun 10. maddesi ile görevli mahkemelerin kaldırılması üzerineİzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.
14.Başvurucu 4/7/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.
15. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi 26/2/2016 tarihli veE.2014/100, K.2016/37 sayılı kararıyla tüm sanıkların beraatine kararvermiştir.
16. Anılan karar, başvurucu tarafından 4/3/2016 tarihinde temyizedilmiş ancak başvurucu 11/6/2016 tarihli dilekçesiyle temyizden feragatetmiştir.
B. İlgili Hukuk
17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 135.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hukuka aykırı olarak kişisel verilerikaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir."
18. Aynı Kanun'un 220. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Kanunun suç saydığı fiilleri işlemekamacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üyesayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olmasıhalinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak,örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir."
19. Aynı Kanun'un 327. maddesi şöyledir:
"(1) Devletin güvenliği veya iç veya dışsiyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gerekenbilgileri temin eden kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
(2)Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaşetkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuşsa müebbet hapis cezasıverilir."
20. Aynı Kanun'un 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Yetkili makamların kanun ve düzenleyiciişlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalmasıgereken bilgileri temin eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıverilir."
21.4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veyasanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenenceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararıverilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüpheoluşturuyorsa."
22.5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
" (1) Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler.
..."
23. Aynı Kanun’un 142. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
25. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığını, hukukaaykırı olarak elde edilmiş delillerle suçlandığını, yalnızca dijital delilleredayanılarak tutuklandığını, el konulan dijital delillerin yedeklerininalınmaması nedeniyle bu delillerin hukuka aykırı elde edilmiş olduğunu,tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinin tekrar niteliğinde olup ilgilive yeterli olmadığını belirterek Anayasa'nın 19. ve 141. maddesindekihaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliye talebinde bulunmuştur.Başvuru formunda tazminat talebinin saklı tutulduğu ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
26.Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenibulunmadığı hâlde hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillere dayanılaraktutuklandığını ileri sürmüştür.
27.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
28. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanmasıancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangibirinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (MuratNarman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
29. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında, suçluluğuhakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancak kaçmalarını, delilleri yoketmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibitutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıylatutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinin tutuklanabilmesiöncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti bulunmasına bağlıdır.Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur. Bunun için suçlamanınkuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcıdelil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayınkendine özgü şartlarına bağlıdır (HanefiAvcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 46).
30.Ancak bu nitelemeye bağlı olarak kişinin suçla ithamedilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterli düzeydetoplanmış olması mutlaka gerekli değildir. Zira tutukluluğun amacı, yürütülensoruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelinioluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adlisüreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmektir. Buna göre suç isnadına esasteşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasınınsonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacakolguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerekir (Hanefi Avcı, § 47).
31.Tutukluluk, 5271 sayılı Kanun'un 100. ve devamı maddelerindedüzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişi, ancak hakkında suç işlediğine dairkuvvetli şüphelerin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedenininbulunması hâlinde tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğuda belirtilmiştir. Buna göre (a) şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veyakaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa, (b) şüpheli veya sanığındavranışları 1) delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2) tanık, mağdurveya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetlişüphe oluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Kuralda ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması hâlinde tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlar bir liste hâlinde belirtilmiştir (Hanefi Avcı, § 48).
32.Diğer yandan Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlaledilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki kanunun yorumuna ya damaddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde elealınamaz. Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin yorumu ve somut olaylarauygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak kanunveya Anayasa'ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açıkbir keyfîlik hâlinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararlarınbireysel başvuruda incelenmesi gerekir. Aksinin kabulü bireysel başvurununMahkemeye getiriliş amacıyla bağdaşmaz (MuratNarman, § 48).
33.İlk tutuklamaya ilişkin yargısal denetimde kişinin bir suçişlemiş olabileceğine dair inandırıcı nedenlerin bulunup bulunmadığıyla veözgürlükten yoksun bırakmanın bu bağlamda hukukiliğiyle ilgili sınırlı birinceleme yapılmaktadır. Bu kapsamda bir suçun işlenmiş olabileceğine ilişkinciddi belirtilerin varlığı ilk tutma bakımından yeterli olabilir (Hikmet Kopar ve diğerleri, B. No:2014/14061, 8/4/2015, § 84).
34. Başvurucu, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/5/2012tarihli kararı ile devletin güvenliği için gizli kalması gereken bilgileritemin etme ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından tutuklanmıştır.Mahkemece başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut olguların bulunduğu belirtilmiş; tutuklama kararındadelillerin toplanmamış olması, suçun niteliği, kaçma şüphesinin bulunmasınedenlerine dayanılmıştır (bkz. § 6). Başsavcılıkça 6/1/2013 tarihindebaşvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucuya isnatolunan suçlara ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir (bkz. § 8). Davadosyası, iddianame ile başvurucuya isnat edilen eylemler, deliller ve başvurucuhakkında verilen tutuklama kararındaki gerekçeler birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden suç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcıdelillerin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
35. Başvurucu, ayrıca tutuklanmasına dayanak delillerin hukukaaykırı yöntemle elde edildiğini ileri sürmüştür. Somut olayda dijital delillereel konulurken verilerin yedeklenmemesi ve imajlarının alınmaması nedenleriylebu delillerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği iddia edilmiştir.
36.Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada sunulan delilin geçerliolup olmadığını, delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olupolmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında değildir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat TaahhütMadencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:2013/1213, 4/12/2013, § 27).
37.Delilleri değerlendirme yetkisi kural olarak yargılamayıyürüten mahkemeye ait olmakla birlikte koruma tedbiri niteliğindeki bir kararınicrasının hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi ile elde edilen delillerintek ve belirleyici delil olarak yargılamada kullanılması ve bu delillere görebir karar verilmesi hâlinde bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetizedelenebilir (Yaşar Yılmaz, B.No: 2013/6183, 19/11/2014, § 19).
38. Yargılama süreci devam ederken el koyma işlemine dayanılarakelde edilen dijital delillerin hukuka uygun bir delil olup olmadığı konusundahukuki bir kesinliğin yapılacak yargılama ve kanun yolu incelemesi sonucundaortaya çıkacağı, ilk tutuklama açısından tutuklama tarihindeki delil durumunabakılması gerektiği anlaşılmaktadır.
39. Bu durumda aynı dava sürecine ilişkin iddiaların farklıdüzlemlerde hem Anayasa Mahkemesince hem de derece mahkemeleri tarafındanyargısal incelemeye tabi tutulması, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurudakiikincil nitelikteki rolüne uygun olmayacağından başvurucunun anılan iddiasınınbu aşamada bireysel başvuruda incelenmesi mümkün görülmemiştir.
40. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşekatılmamışlardır.
2. Tutuklamanın MakulSüreyi Aştığına İlişkin iddia
41.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır."
42. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir."
43. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önündeileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözümekavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilenhak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
44. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
45. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanunauygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzurunaçıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi vemanevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerinbu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikteaynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)numaralı fıkrasında, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihiniizleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği belirtilmektedir.
46. Anayasa Mahkemesince son dönemde verilen kararlardatutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıylayapılan bireysel başvurularda, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylabaşvurucu tahliye edilmiş veya ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûmiyetinekarar verilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğu belirtilmiştir (ErkamAbdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016,§§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500,29/9/2016, §§ 33-45).
47. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 4/7/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun Kanun'daöngörülen azami süreyi ve makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir. NitekimAnayasa Mahkemesi içtihatları, bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanınesasının sonuçlanmasına gerek olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacakdava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun Kanun'da öngörülen azami süreyive/veya makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehinetazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafikabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun"ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır. Başvuruyakonu davada yargılanan başka sanıklar tarafından yapılan bireysel başvuruda(Genel Kurul No: 2013/2312) başvurucuların tutukluluğun makul süreyi aştığışikâyetleri kabul edilebilir bulunmuş ve Anayasa'nın 19. maddesinin yedincifıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Ancak somut olayda Yargıtaykararlarının yerleşik bir uygulamaya dönüştüğünden bahisle makul süreyi aşantutukluluk sürelerine ilişkin asıl davanın sonuçlanması veya bu davadaverilecek kararın kesinleşmesi beklenmeksizin 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesiuyarınca tazminat talebinde bulunulmasının mümkün olduğu şeklindeki yeniiçtihat doğrultusunda tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyetine ilişkinolarak esasa girmek mümkün olmamıştır.
48. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığı iddialarına ilişkin olarak, yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşekatılmamışlardır.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukukiolmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Serdar ÖZGÜLDÜR veOsman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. Tutukluluğun makulsüreyi aştığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA SerdarÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA27/10/2016 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Başvurucunun da içinde bulunduğu ve kamuoyunda “İzmir AskeriCasusluk Davası” olarak bilinen dava münasebetiyle 14.5.2012 tarihindetutuklandığı, 4.7.2014 tarihinde tahliye edildiği, böylelikle 2 yıl 2 aytutuklu kaldığı, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26.2.2016 tarihli kararıylatüm sanıkların (toplam 357 sanık) beraatine karar verildiği; bu kararınYargıtay 16. Ceza Dairesince 22.10.2016 tarihinde onandığı ve beraat hükmünün(başvurucu dahil) tüm sanıklar yönünden kesinleştiği dosya kapsamındananlaşılmaktadır.
Başvurucu hakkındaki tutuklamanın hukuki olduğu yönündekiçoğunluk kararında, yargılama süreci devam ederken el koyma işleminedayanılarak elde edilen dijital delillerin hukuka uygun bir delil olup olmadığıkonusunda henüz hukuki bir kesinliğin ortaya çıktığının söylenemeyeceği, bununancak kanun yolu incelemesi sonucunda netleşebileceği belirtilerek, başvurun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğusonucuna ulaşılmıştır.
Başvurucunun çiftlik evinde yapılan aramada ele geçirildiği veel konduğu belirtilen “Pandora” adlı veri tabanıyla ilgili olarak emniyetbirimlerince yedeklemesi yapılmamış, sanığa (başvurucuya) ve müdafiine bununbir kopyası verilmemiş ve bilahare emniyetçe şifresinin kırılarak içeriğineulaşıldığı belirtilerek, yine emniyetçe tek taraflı olarak Savcılığa ibrazedilen içerik bilgileri esas alınarak sanık hakkında dava açılmış vetutuklanmıştır. Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK), Bilgisayarlarda, bilgisayarprogramlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma “başlıklı 134 ncümaddesinde “…Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine el koyma işlemi sırasında,sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır… alınan yedekten bir kopyaçıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerekimza altına alınır. Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine el koymaksızın da,sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyasıalınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililertarafından imza altına alınır.” denilmektedir. CMK’nun bu emredici açık hükmünerağmen başvurucunun çitliğinde ele geçirildiği söylenen Pandora isimlibilgisayar veri tabanının yedeklenmesi yapılmadan ve bir kopyası kendisine vemüdafiine verilmeden elde edilen verilerin, Anayasanın 38 nci maddesindeki “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez” hükmükarşısında “kanunsuz delil” mahiyetinde olduğu açık olup; bu “delil” e dayalıbir tutuklama da, verildiği andan itibaren hukuka aykırıdır. İşaret edilenAnayasa ve yasa hükümleri karşısında, Anayasanın 19. maddesinin üçüncüfıkrasının ihlâlinin mevcut olduğu görülmektedir.
Öte yandan, tamamen hukuka aykırı bir tutuklamanın varlığı ve budavaların belli bir terör örgütü mensuplarınca kurgulanmış bir kumpasadayandığının yargı kararıyla ortaya konulması karışışında; CMK’nun 141.maddesinde öngörülen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun bir telafisağlayabileceği yolundaki çoğunluk görüşüne katılmaya da imkân görülmemiş vetutuklamanın makul süreyi aştığı, dolayısiyle de Anayasanın 19. maddesininyedinci fıkrasının ihlâlinin de gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, başvurucu yönünden hem tutuklamanın hukukiolmadığı hem de tutuklamanın makul süreyi açtığı, Anayasa’nın 19/3,7 maddesininihlâl edildiği kanaatine vardığımızdan, çoğunluğun aksi yöndeki kararınakatılamıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT