TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BOB ROSS INCORPORATED BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/14347)
Karar Tarihi: 3/7/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Bob Ross Incorporated
Vekili
:
Av. Mustafa UTKUSEVEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, karar düzeltme isteği hakkında olumlu ya da olumsuzbir değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, yağlı boya ve boyama malzemeleri alanındakullanılan ve dünyaca bilinen Bob Roosmarkasının sahibi ve Amerika Birleşik Devletlerinde mukim olan bir şirkettir. Bob Ross markası ayrıca TürkPatent Enstitüsünde (TPE) de tescillidir.
9. Başvurucu; davalı şirketin Bob Roos markasını taşıyan ürün ve eğitim programlarını taklitederek ya da başka ülkelerden hukuka aykırı şekilde ithal ederek yurt içindesatışa sunduğunu ileri sürmüş ve markaya yönelik tecavüzün önlenmesi, markayıtaşıyan ürünlerin imha edilmesi ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesitalebiyle dava açmıştır.
10. İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 5/12/2013tarihli karar ile davalı şirketin herhangi bir hakkı bulunmamasına rağmenbaşvurucuya ait markayı taşıyan ürünler ile başvurucuya ait eğitim CD'leriniticari amaçlı olarak işyerinde kullanarak markaya tecavüzde bulunduğu ve haksızrekabet fiilini gerçekleştirdiği saptamasında bulunmuştur. Mahkeme busaptamadan hareketle bilirkişi raporu doğrultusunda davalının markayıkullanmasının menine, bu markayı taşıyan ürünlerinin imhasına, başvurucuya10.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminat ödemesine karar vermiş, ''BOB ROSS+şekil'' ibarelimarkanın tanınmış marka olduğunun tespitini ise reddetmiştir.
11. Karar, başvurucu ve davalı şirket tarafından temyizedilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 22/9/2014 tarihinde hükmün onanmasınakarar vermiştir.
12. Başvurucu ve davalı karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.Başvurucu 5/12/2014 tarihli karar düzeltme isteğinde özellikle eser üzerindemali hak sahibi olması nedeniyle manevi tazminat hakkı bulunmadığı yönündekikabulünün Yargıtayın yerleşik içtihatlarına aykırıolduğunu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya içeriği ile bağdaşmayanafaki yorumlardan ibaret olduğunu, anılan hususların temyiz dilekçesinde açıkçabelirtilmesine rağmen dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
13. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 26/5/2015 tarihinde onamakararına karşı davalı vekilinin karar düzeltme isteğinde bulunduğunu belirterekkoşulları bulunmadığından isteğin reddine karar vermiş, buna karşılıkbaşvurucunun karar düzeltme isteği hususunda herhangi bir değerlendirmeyapmamıştır.
14. Nihai karar 15/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmişve başvurucu 13/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. Karar düzeltme isteği incelemesinin yapıldığı tarihteyürürlükte bulunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"I. Yargıtay kararlarına karşı tefhimveya tebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki sebeplerden dolayı karardüzeltilmesi istenebilir:
1 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/31 md.) Temyiz dilekçesi ve kanuni süresi içinde verilmişolması şartiyle- karşı tarafın cevap dilekçesindeileri sürülüp hükme etkisi olan itirazların kısmen veya tamamen cevapsızbırakılmış olması,
...
4 – Yargıtay kararının usul ve kanuna aykırıbulunması,…"
B. Uluslararası Hukuk
16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının, ... esası konusundakarar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkınasahiptir..."
17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarındanbirinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık,[GK], B.No: 4451/70, 21/2/1975, § 36).Mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerindoğal bir parçası olup (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.No: 54252/07, 3274/08, 3377/08..., 16/6/2009, § 52) bu kapsamda (1) numaralıfıkra, herkesin kişisel hakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasınıbir mahkeme veya bir yargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altına alır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
18. Mahkemeye erişim hakkı, niteliği gereği devlet tarafındandüzenleme yapılmayı gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp sınırlamalaratabidir. AİHM'e göre bu hak, Sözleşme'nintanımlamaksızın kabul ettiği bir hak olduğundan bir hakkın kapsamını belirleyen(çerçevesini çizen) sınırlardan başka sınırlamalara da tabi olabilir. Ancakhiçbir durumda bu sınırlamalar hakkın özünü zedelememelidir (Golder/Birleşik Krallık, § 38).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 3/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucu, ilk derece mahkemesi kararının Yargıtayca onanması üzerine gerekli harç ve giderleriyatırıp karar düzeltme isteğinde bulunmasına rağmen bu hususta herhangi birinceleme yapılmadan yalnızca davalı tarafın karar düzeltme isteğinin kararabağlanmasının silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
21. Bakanlık görüşünde; başvurucunun 5/12/2014 tarihinde harcınıyatırmak suretiyle karar düzeltme isteğinde bulunduğu, hâl böyle iken 26/5/2015tarihli Yargıtay kararının gerekçe ve sonuç bölümünde bu hususa ilişkin birdeğerlendirme yapılmadığı ve bu hususun karar düzeltme nedenlerini içerirdilekçenin fiziki olarak Yargıtaya ulaşmamasındankaynaklanmış olabileceğine vurgu yapılarak takdirin Anayasa Mahkemesine aitolduğu belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu ilk derece mahkemesi kararınıntemyizinden sonra karar düzeltme isteğinde bulunmasına rağmen Yargıtay tarafındanbu yönde bir inceleme yapılmamasından şikâyet etmektedir. Başvurucununşikâyetlerinin özü Yargıtayın Kanun ile yapmaklayükümlü olduğu bir incelemeyi yapmaması ve dolayısıyla karar düzeltme isteğindebulunma hakkının anlamsız hale getirilmiş olması nedeniyle mahkemeye erişimhakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
25. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkilibir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmadaaçık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukukiya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlaledebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. veTic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenlemahkemelerin, usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarargetirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunlaöngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırıesneklikten de kaçınmaları gerekir (KamilKoç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
26. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkingerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM,Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkınıiçerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).
27. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
28. Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesinedava açma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarınabaşvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, §49).
29. Anayasa’da"mahkemelerin kuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişinin ve yargılamausullerinin" kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Buna göre usulkanunlarının Anayasa’ya uygun olmak koşuluyla düzenlenmesi kanun koyucununtakdirine bırakılmıştır. Anayasa’da tüm mahkeme kararlarına karşı karardüzeltme yoluna başvurulabilmesi hakkını içeren bir kurala yer verilmemiştir (Tufan Şahin, B. No: 2012/799, 26/3/2013, §19).
30. Bununla birlikte, usul kanunlarının taraflara karar düzeltmeyoluna başvurma hakkını tanıdığı hâllerde temyiz incelemesi sonucu verilenkararlara karşı karar düzeltme yoluna başvuru hakkının Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında olduğununkabulü gereklidir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, karar düzeltme yolununaçık olduğu hallerde kişilere bu aşamada ileri sürülen iddiaların ilgili yargımerci tarafından incelenmesi yönünde pozitif bir yükümlülük içermektedir.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
31. Temyiz itirazlarının Yargıtay tarafından karşılanmadığıiddiasıyla karar düzeltme isteğinde bulunan başvurucu, davalının karar düzeltmeisteğinin değerlendirilerek bir sonuca bağlanmış olmasına rağmen kendisitarafından ileri sürülen karar düzeltme itirazlarının esasına yönelik birinceleme yapılmadığından şikâyet etmektedir.
32. Somut olayda Yargıtay 11. Hukuk dairesinin 22/9/2014 tarihlionama kararının taraflara tebliği üzerine başvurucunun 5/12/2014 tarihindekarar düzeltme isteğinde bulunduğu, ne var ki dosya içinde karar düzeltmedilekçesi ve buna ilişkin sayman mutemedi alındı belgesi olmasına rağmen Yargıtaya dosya gönderme formunda başvurucunun karardüzeltme dilekçesine yönelik herhangi bir ibare bulunmadığı saptanmıştır. Hâlböyle iken Yargıtay 11. Hukuk Dairesi evrak üzerinde yapmış olduğu incelemesonucunda koşulları bulunmadığından davalı tarafın karar düzelme isteğininreddine karar vermiş ancak başvurucunun talebi hakkında herhangi birdeğerlendirme yapmamıştır.
33. Başvurucunun temyiz aşamasında cevapsız bırakıldığınıdüşündüğü hususları dile getirdiği ve hukuk yargılamasında olağan bir kanunyolu olarak kabul edilen karar düzeltme isteği hakkında ilgili yargı yerindenbir değerlendirme yapılmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Öte yandan,başvurucunun bu hakkına paralel olarak Yargıtayın dabaşvurucunun kararın düzeltilmesi talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir kararverme yükümlülüğü bulunmaktadır. Yargıtayın karardüzeltme istemini karara bağlama ödevi başvurucunun mahkemeye erişim hakkındangereği gibi yararlanmasını temin eden bir pozitif yükümlülüktür. Bununlabirlikte Yargıtayın bu yükümlülüğü, her durumda karardüzeltme isteğinin esasını incelemesi gerektiği şeklinde anlaşılmamalıdır.Kuşkusuz ki Yargıtay usule dair şartları taşımayan taleplerin esasını incelemekmecburiyeti altında değildir. Ancak bu halde dahi Yargıtayınbaşvurucunun talebini neden incelemediğinin gerekçesini kararında göstermesigerekir.
34. Somut olayda başvurucunun karar düzeltme dilekçesinde dilegetirdiği esasa etkili olabilecek iddiaları hakkında bir değerlendirme yapmaksuretiyle olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Öte yandan başvurucununkarar düzeltme talebinin incelenmemesinin usule ilişkin bir eksiklik nedeniyleolup olmadığı hususu da Yargıtay kararından anlaşılamamaktadır.
35. Yargıtayın başvurucunun karardüzeltme isteğine ilişkin bu hareketsizliği sonucu olarak başvurucu, karardüzeltme kanun yolundan tam manasıyla yararlanamamıştır. Bu durumda mahkemeyeerişim hakkının gereklerinden olan karar düzeltme isteğinin karara bağlanmayükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
38. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkeler belirlenmiştir.
39. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak vehürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğuncaeski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararınveya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsaihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamdauygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, § 55).
40. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organınınyerine geçerek işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarınınnasıl giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararıilgili mercilere gönderir (Mehmet Doğan, §56).
41. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerindenkaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolununbelirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (MehmetDoğan, § 57).
42. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §58).
43. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiğihâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derecemahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındabelirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,§ 59).
44. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır(Mehmet Doğan, § 60).
45. Başvurucu, ihlalin tespiti ile ilgili Yargıtay dairesincekarar düzeltme isteğinin incelenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
46. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun karar düzeltme isteğihakkında Yargıtayca bir inceleme yapılmamasınedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
47. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, başvurucunun karardüzeltme dilekçesi doğrultusunda Yargıtayca birinceleme yapılmasından ibarettir. Bu amaçla kararının bir örneğinin karardüzeltme nedenlerini inceleyecek Yargıtaya göndermeküzere İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701.90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın Yargıtayagönderilmesinin sağlanması amacıyla İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar HukukMahkemesine (E.2006/280) GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701.90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE3/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.