TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM ÇAY BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2019/13373)
Karar Tarihi: 2/2/2022
R.G. Tarih ve Sayı: 14/4/2022 - 31809
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
İbrahim ÇAY
Vekili
:
Av. Hadi CİN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, üçüncü kişilerce gerçekleştirilen yaralamaeylemine yönelik ceza yargılaması sonucunda sorumlu kişilerin eylemleriyleorantılı olarak cezalandırılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 18/4/2019 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı BilişimSistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespitedilen olaylar özetle şöyledir:
9. 1975 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde Muğla'nınFethiye ilçesinde yaşamakta ve çiftçilik yapmaktadır. Başvurucununanlatımına göre adına kayıtlı Facebook sosyal medya hesabından bir kısım terörörgütü lehine olduğu öne sürülen paylaşımlar olduğunun duyulmasının ardından8/9/2015 tarihinde başvurucu yaşadığı mahalle sakinleri tarafından mahallemeydanında alıkonularak tekme ve yumruklarla darbedilmiştir, (olayın detaylıanlatımı için bkz. İbrahim Çay, B. No: 2016/16236, 13/2/2020, §§ 10-14).
10. Başvurucu; kendisini yaralayan kişilerden, olaydansonra sağlık kontrollerini yapan sağlık görevlilerinden ve olaya müdahale edenkolluk görevlilerinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucunun şikâyetiyle ilgiliolarak Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) ceza soruşturmasıbaşlatılmış, şüphelilerin kimlikleri tespit edilerek savunmaları alınmış,başvurucunun olay ile ilgili ayrıntılı şikâyeti tespit edilmiş, kendisiniyaralayan kişileri fotoğraflarından teşhis etmesi sağlanmıştır. Başsavcılık,olayın başladığı esnada başvurucunun evinde bulunan yakınlarını tanık olarakdinlemiş ve olayın basına yansıması nedeniyle bazı televizyon kanallarıncakaydedilen görüntü ve resimlere erişmiştir.
11. Başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporlarışöyledir:
i. Olay günü Fethiye Devlet Hastanesince düzenlenengeçici sağlık raporunda -anlaşıldığı kadarıyla- başvurucunun sol dizinde, heriki ayağında ve yüzünde çarpmaya bağlı yaralanmalar gözlemlendiği, alt dudağıve çenesinde kesi ile burun kemiğinde kırık tespit edildiği belirtilmiştir.Hayati tehlikesi bulunmayan başvurucunun yaralanmasının basit tıbbi müdahaleile düzelmeyecek düzeyde olduğu açıklanmıştır.
ii. Olaydan üç gün sonra 11/9/2015 tarihinde TarsusMedical Park Hastanesince düzenlenen ikinci geçici raporda; darp nedeniylekendi imkânları ile acil servise başvuran başvurucunun vücudunda darba bağlıçok sayıda ödem, kızarıklık ve yüzeysel sıyrığın mevcut olduğu, nazal(burun) kemiğinde fraktür (kırık) tespit edildiği ve başvurucununyaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek seviyede olduğu ifadeedilmiştir.
12. Yapılan soruşturma sonucunda 2/5/2016 tarihinde;kolluk görevlileri, başvurucunun tedavisini yapan doktor ve hemşireler ilebaşvurucuyu yaraladığı iddia edilen H.T., Sa.U., Se.U., M.A.Y., A.A., K.Ş.,Y.Ş. ve İ.Y. hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
13. Başsavcılığın kovuşturmama kararına karşı yaptığıitirazın reddedilmesi üzerine başvurucu 6/9/2016 tarihinde 2016/16236 numaralıbireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun şikâyetleri Anayasa Mahkemesinceüç başlık altında incelenmiştir. Başvuru 13/2/2020 tarihinde kabuledilemezlikle sonuçlanmıştır (ayrıntılı bilgi için bkz. İbrahim Çay, §§33-64). Buna göre;
i. Başvurucunun kolluk görevlilerince fiziksel ve sözlüşiddete maruz kaldığına ilişkin iddiaları savunulabilir bulunmayarak iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle,
ii. Kolluk görevlilerinin olaya müsamaha gösterdiği veyaolaya geç müdahale ettiği yönündeki koruma (önleme) yükümlülüklerine ilişkinşikâyetler devletin önleme yükümlülüğünün ihlal edilmediği değerlendirilerekaçıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle,
iii. Başvurucunun olayla ilgili etkili soruşturmayükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddiaları, bir kısım sanık hakkındakiceza yargılaması sonunda verilen hükümlerin istinaf incelemesi aşamasındaolmasından dolayı başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemezbulunmuştur.
14. Diğer taraftan H.T., M.A.Y., C.Ş., Ç.Ş., İ.A., Seb.U.ve Sel.U.nun cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksunkılma, yaralama, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarınıişledikleri isnadıyla haklarında Fethiye 6. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme)dava açılmıştır.
15. Mahkemece yapılan yargılama sonunda sanıklarıneylemlerinin başvurucunun konutu veya eklentilerinde gerçekleşmediği kanaatinevarılarak konut dokunulmazlığını ihlal etme suçunu işlemediklerideğerlendirilmiş ve hepsinin bu suç yönünden beraatlerine karar verilmiştir.
16. Buna karşın sanıkların başvurucuyu hürriyetindenyoksun bırakma suçunu işledikleri sonucuna ulaşan Mahkeme, hapis cezasıylacezalandırılmalarına karar vermiş; suçun birden fazla kişiyle birlikteişlenmesi nedeniyle cezalarında artırım uygulamıştır. Neticede her bir sanık 3yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Cezanın miktarı nedeniyle ertelemeveya para cezasına çevirme veyahut hükmün açıklanmasının geri bırakılması(HAGB) uygulanmadığı gerekçeli kararda belirtilmiştir.
17. Bununla birlikte başvurucunun yaralanmasından sorumluoldukları değerlendirilerek yaralama suçundan da mahkûm edilen sanıkların herbirinin 11 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.Yaralama yönünden eylemler nitelendirilirken olayda sopa kullanıldığına yönelikdelil olmaması nedeniyle artırım uygulanmamış ancak başvurucunun burun kemiğikırıldığından sanıkların cezaları bu nedenle artırılmıştır. Yaralama suçuyönünden sanıklar M.A.Y., C.Ş. ve Sel.U.ya verilen mahkûmiyet hükümlerininaçıklanması geri bırakılmış, diğer sanıklar H.T., Ç.Ş., İ.A. ve Seb.U.ya dahaönce HAGB kararı uygulandığı ancak denetim süresi içinde başvuruya konu suçuişledikleri gözönüne alınarak verilen hapis cezaları 7.000 TL para cezasınaçevrilmiştir.
18. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Her ne kadar sanıklar ...hakkındanitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan TCK'nın 37/1maddesi delaletiyle 116/4 maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiile kamu davası açılmış ise de ... olayın konut ve eklentileri kapsamındagerçekleştirilip gerçekleşmediği hususunda mahallinde keşif yapıldığı, olaytarihinde aynı evde bulunduğu anlaşılan tanık ... da keşif mahallindedinlendiği, katılanın kaçtığı ve yakalandığı yerin katılanın konut veeklentilerinin dışında olduğu anlaşıldığından sanıkların üzerine atlı suçunyasal unsurları oluşmadığından CMK 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrıberaatine,
Sanıklar her ne kadar üzerlerine atılısuçlamaları kabul etmemiş iseler de sanık [H.nin] herkesin bir yere koşturduğunu görmesi üzerineJandarma arabası içinde müştekiyi gördüğüne ilişkin ve PKK'lı olduğunusöyleyince bağırdığına ilişkin savunması, sanık [S.nin] Atatürk Büstündebulunan fotoğrafına ilişkin jandarmalara yardımcı olmak için orada bulunduğunailişkin savunması, tanık [Ş.nin] olay günü evde oturduğu esnada bir kaçmotor ve arabanın evin önünde durduğunu ve eşinin bunların kendisiyle kavgaetmeye geldiğini söylediğini ve eşininseraların içerisine kaçtığına ilişkin vebir kısmının geri döndüklerinde eşi olan katılanı kastederek 'İboyu öldürdük'şeklindeki beyanları, soruşturma aşamasında 6-7 kişinin geldiğine ilişkinbeyanı ile talimat mahkemesince fotoğrafları çekilen sanıklardan [H., İ. veS.yi] teşhis etmesi, tanık [S.nin] olay günü evde otururkenjandarmayı babasının aradığını, 5 dakika sonra orada olacaklarınailişkinhaberinden sonra 3-4 tane arabanın geldiğini, babasının seralara doğrukoşmaya başladığını, bir adamın eve gelip 'babanı bekleme öldü' dediğişeklindeki beyanı ile talimat mahkemesince yapılan fotoğraflı teşhiste sanıklar[H., İ. ve S.yi] teşhis etmiş oluşu, tanık [İ.N.nin] keşifmahallindealınan ve sanıkların hiçbirinin yüzünü göremediğini ancak 6-7 kişinin geldiğineilişkin beyanı, katılanın soruşturma aşamasında sanıkları teşhis ettiğineilişkin tutanak içeriği, sanığın Kumluova Merkezinde darp edildiğine ilişkin veAtatürk Büstüne çıkarılmış olduğuna ilişkin dosya içerisinde yer alan vebilirkişi incelemesi yapılan video kayıları ve fotoğraflar birliktedeğerlendirildiğinde, sanıkların savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmayayönelik olduğu, dolayısıyla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;sanıkların katılanın facebook hesabından yapmış olduğunu iddia ettikleri birtakım paylaşımlar sebebiyle katılanın evinin önüne arabayla geldikleri,katılanın bunu görmesi üzerine evinden kaçtığı, sanıkların katılanı yakalayarakdarp ettiği, akabinde getirdikleri araca zorla bindirerek hürriyetinden yoksunbıraktıkları ve Kumluova merkezine Atatürk Büstüne getirdikleri ve burada bellibir süre tutarak hürriyetinden yoksun bıraktıkları anlaşıldığından sanıklarınüzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı mahkumiyetine, suçun birden fazla kişi ilebirlikte işlendiği anlaşıldığından verilen cezada TCK.nın 109/3-b maddesigereğince bir kat arttırım yapılmasına, neticeten verilen hapis cezasınınmiktarı dikkate alınarak TCK'nın 50, 51 ve CMK'nın 231 maddesinin uygulanmasınayer olmadığına,
Sanıkların yukarıda anlatldığı haliylekatılanı evinden kaçmasının akabinde alınan 27/09/2018 tarihli kati niteliktekiATK raporuna göre yaşamsal tehlikeye sokmayacak şekilde, basit tıbbi müdahaleile giderilemeyecek şekilde, yüzde sabit iz bırakmayacak şekilde, işlev veyitim ya da sürekli zayıflama niteliğinde olmayacak şekilde ve ancak burunda 2.Derecede kırık oluşacak şekilde yaraladıkları sabit görüldüğünden sanıklarınkatılana yönelik sübuta eren kasten yaralama suçunu işledikleri anlaşıldığındansanıkların ayrı ayrı mahkumiyetine, katılanın aşamalarda alınan tümbeyanlarında sanıların kendisini silahtan sayılan herhangi bir cisim ileyaraladığına ilişkin beyanda bulunmadığı da birlikte değerlendirildiğinde,sanıkların eylemini silahtan sayılan sopa ile gerçekleştirdiklerine kanaatgetirilemediğinden sanıklar hakkında TCK'nın 86/3-e maddesinin uygulanmasınayer olmadığına, sanıkların eylemi sonucunda katılanın vücudunda kemik kırığıoluştuğundan sanıklara verilen cezada TCK'nun 87/3 maddesi gereğince kırığınhayat fonksiyonlarına etkisi gözetilerek takdiren 1/6 oranında arttırımyapılmasına,
Sanıklar [M.A.Y.,C.Ş. ve Sel.U.] sabıkasız oluşu, verilen hapis cezasınınsüresi, dosya kapsamı ve yargılama safahatı, sanıkların duruşmadaki tutum vedavranışları ile kişilik özellikleri nazara alınarak sanıklar hakkında hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde yeniden suçişlemeyecekleri hususunda mahkememizce olumlu kanaate varılmakla CMK 231/5maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
Sanıklar [H.T., Ç.Ş., İ.A. ve Seb.U.] hakkındadaha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ancakdenetim süresi içerisinde tekrardan kasten bir suç işledikleri anlaşıldığındanCMK'nın 231/8 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yerolmadığına, sanıklar hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının sanıklarınsosyal ekonomik durumları, kişilikleri dikkate alınarak TCK' nun 50/1-a maddesigereğince adli para cezasına çevrilmesine ..."
19. Anılan HAGB kararlarına başvurucunun yaptığı itirazFethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 14/3/2019 tarihli kararıyla reddedilmiş, retkararı başvurucuya 20/3/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Sanıklar hakkında konutdokunulmazlığını ihlal suçu yönünden verilen beraat kararları, kişiyihürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden verilen hapis cezaları ile sanıklarH.T., Ç.Ş., İ.A. ve Seb.U. hakkında verilen para cezaları talep doğrultusundaistinaf incelemesine gönderilmiştir.
20. Başvurucu 18/4/2019 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
21. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra İzmir Bölge AdliyeMahkemesi 15. Ceza Dairesinin 25/6/2021 tarihli kararıyla istinaf talepleriesastan reddedilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nunilgili maddeleri şöyledir:
“Kasten yaralama
Madde 86- (1) Kasten başkasının vücudunaacı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olankişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
…”
" Neticesi sebebiyle ağırlaşmışyaralama
Madde 87- ...
(3) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.)Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olmasıhalinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayatfonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır."
“Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”
Madde 109- (1) Bir kimseyi hukuka aykırıolarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakankişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veyaişlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadarhapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
...
b) Birden fazla kişi tarafındanbirlikte,
…
İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralaragöre verilecek ceza bir kat artırılır.”
23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 231. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…
(5)“Sanığa yüklenen suçtan dolayıyapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapisveya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınakarar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasınıngeri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasınıifade eder.
(6) Hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtanmahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişiliközellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularakyeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veyakamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazminsuretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.
…”
B. UluslararasıHukuk
24. İlgili uluslararası hukuk için bkz. E.A. [GK],B. No: 2014/19112, 17/5/2018, §§ 30-37.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Anayasa Mahkemesinin 2/2/2022 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
26. Başvurucu; mahalle meydanında birçok kişi tarafındanlinç edilmeye çalışıldığını, yumruk ve tekmelerle darbedildiğini, burnunun vedişlerinin kırıldığını, buna rağmen faillerin eylemlerinin yargı makamlarıncabasit yaralama suçu olarak nitelendirilip alt sınırdan ceza verildiğini, buceza hükümlerinin açıklanmayarak sorumluların sadece denetimli serbestliktedbiriyle ödüllendirildiğini, kamu makamlarının bu olaya müsamaha gösterdiğinibelirterek Anayasa'nın 10., 17., 19., 21. ve 36. maddeleri ile ek 7 No.luProtokol'ün 2. maddesininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Bakanlık görüşünde somut başvuruda derecemahkemesinin değerlendirmesinde bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlikbulunmadığı belirtilmiş, bu bağlamda başvurunun kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu gerekçesiyle açıkça dayanaktan yoksun olduğu hususunundeğerlendirilmesine dikkat çekilmiştir.
28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki şikâyetlerini yinelemiş; ayrıca HAGB kurumunun bir ödül olarak somutolayda uygulandığını, olayın meydana gelişi bakımından toplumda infialyaratacak bir mesele olduğunu, yargı makamlarının gereken yaptırımıuygulamadığını dile getirmiştir.
B. Değerlendirme
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
30. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı,maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin (3)numaralı fıkrası şöyledir:
"Kimseye işkence ve eziyetyapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabitutulamaz.”
31. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri"kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri,…Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
33. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Maddenin üçüncüfıkrasında kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insanhaysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağıdüzenlenmiştir. Anılan fıkrayla özel olarak insan onurunun korunmasıamaçlanmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §80).
34. Anayasa’nın 17. maddesi 5. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde ayrıca devlete, kişilerin işkence ve eziyete ya da insanhaysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye maruz bırakılmalarını engelleyecektedbirler alma ödevini yükler. Bu ödev üçüncü kişiler tarafından işlenenfiilleri de kapsamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82).
35. Devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki pozitifyükümlülüklerinin ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü,her kötü muamele olayının sorumlularının belirlenmesini ve cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanıntemel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını vekamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötü muamele niteliğindeki fiillerinedeniyle hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, §110).
36. Ceza soruşturmasının amacı, insan onurunu koruyanhukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerinisağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyideğil uygun araçları kullanılmayı gerektirir. Diğer yandan Anayasa'nın 17.maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırmahakkı vermediği gibi devlete, tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli birceza kararıyla sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 113).
37. Her olayın kendine özgü şartlarındadeğerlendirmesinin yapılması koşuluyla yaşamı tehlikeye soktuğu açık olaneylemler ile maddi ve manevi varlığa yönelik ağır saldırıların cezasızkalmaması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 112).
38. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanınolabildiğince süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlardasoruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir ancak böyle birdurumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi,hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamahagösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük önemesahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 119).
39. Cezasızlık, işlenen bir suçun somut olarak cezasızkalmasını ifade etmektedir. Cezasızlık; işkence ve kötü muamele fiillerineyönelik olarak sorumluların adalet önüne çıkarılmaması, işledikleri suçlaorantılı bir biçimde cezalandırılmaması veya mahkûm edildikleri cezanıninfazının sağlanmaması şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Cezasızlığın önlenmesidurumunda bir yandan mağdurlar açısından gerekli giderim sağlanırken bir yandanyeni ihlallerin gerçekleşmesini engelleyecek caydırıcı bir etki ortaya çıkmasımümkün olacaktır (S.D. B. No: 2013/3017, 16/12/2015).
40. İşlenen suç ile verilen cezalar arasında orantısızlıkolması ya da hiç ceza verilmemesi durumunda bu tür eylemlerin önlenmesinisağlayabilecek caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak kalınmakta,kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin idari ve yasal mevzuataracılığıyla korunması hususundaki pozitif yükümlülüğün yerine getirilememesisonucu doğmaktadır (S.D. § 102).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
41. Soruşturma ve kovuşturma süreci bir bütün olarakincelendiğinde olayın kolluk birimlerine yansıması üzerine Başsavcılıktarafından derhâl soruşturmaya başlandığı, başvurucunun soruşturmanınaçıklığını temin edecek ve meşru menfaatlerini koruyabilecek bir şekildebeyanına başvurularak soruşturma sürecine dâhil edildiği anlaşılmıştır.Başvuruya konu eylemden sorumlu olanların kimlikleri belirlenmiş, savunmalarıalınmış, tanık beyanları tespit edilerek olaya ilişkin görüntü ve fotoğraflarincelenmiş, dolayısıyla delillerin toplandığı görülmüştür. Soruşturma sonucundaolayda sorumluluğu bulunanlar hakkında ceza davası açılmış, Mahkemece yapılanyargılama neticesinde faillerin birlikte hareket ederek başvurucuyuhürriyetinden yoksun bıraktıkları ve vücudunda kemik kırığına yol açacakşekilde kasten yaraladıkları kanaatine varılmıştır.
42. Mahkeme, başvurucunun hürriyetinden yoksunbırakılması nedeniyle faillerin 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasınakarar vermiş; ceza miktarının yasal sınırların üstünde olması nedeniyle hükmünaçıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının ertelenmesi veya para cezasınaçevrilmesi hükümlerinin uygulanmadığını karar gerekçesinde açıklamıştır. Bununlabirlikte başvurucunun basit sayılmayacak nitelikte yaralanması nedeniyle üçfail 11 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmış ise de ceza miktarının yasalsınırlar içinde olması nedeniyle hükümleri açıklanmamış, diğer dört fail 7.000TL para cezasıyla cezalandırılmıştır.
43. Derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındakaldığı kuşkusuz olan ceza miktarı tayinine Anayasa Mahkemesinin müdahalesikural olarak düşünülmez ise de takdir yetkisinin bu tür olaylara müsahamagösterme şeklinde kullanılması, etkin yargısal korumayı zayıflatarak temel hakve hürriyetlerin zedelenmesine yol açabilecektir (E.A., § 58) Bubağlamda başvuru konusu olay başvurucunun sosyal medya hesabında paylaştığı birfotoğraf nedeniyle yaşadığı mahallenin sakinlerinden bir kısmı tarafındancezalandırılmak maksadıyla darbedilmesi ve mahalle meydanında alıkonularakteşhir edilmesidir. Olayın gerçekleşme biçimi gözönüne alındığında başvurucununtüm itirazlarına rağmen Mahkemece sabit bulunan tüm suçlar bakımından altsınırdan ceza tayinine gidilerek yaralama eylemi bakımından hükmedilen sonuçcezasının bazı failler yönünden açıklanmasının geri bırakılmasına, diğerleriyönünden para cezasına çevrilmesine karar verilmesinin yaptırımın caydırıcılıketkisi yönünden incelenmesi gerekmektedir.
44. HAGB kurumu, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindedüzenlenmiştir. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuçdoğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğiolan HAGB kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi veyükümlülüklere uygun davranılması hâlinde geri bırakılan hükmün ortadankaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesi uyarıncadüşürülmesi sonucunu doğurduğundan bu özelliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezainitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birini oluşturmaktadır (TahirCanan, § 30).
45. Dolayısıyla kişi hakkında verilen HAGB kararı, cezaniteliğinde olmayıp kişiyi ceza tehdidi altında bırakmaktan ibarettir. Somutolayda olduğu gibi suçu işlediği Mahkemece kabul edilen kişinincezalandırılması ancak denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesişartına bağlanmakta, böylelikle sorumluluğu mahkeme kararıyla sabit olan eylemi-yeni bir suç işlemediği takdirde- fiilî olarak cezasız kalmaktadır. Kanunkoyucunun, işlediği suçtan dolayı kişinin tekrar topluma kazandırılmasıamacıyla getirdiği bu cezasızlık kurumunun uygulanıp uygulanmayacağıdeğerlendirilirken her olayın somut koşulları çerçevesinde suçun niteliği vemağdurun söz konusu suçtan etkilenme derecesiyle orantılı olarak yaptırımıncaydırıcılığı hususunun da gözardı edilmeden yorumlanması gerekmektedir (E.A.,§ 60).
46. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 17.maddesine aykırı muamelelerin kamu görevlileri tarafından değil de üçüncükişiler tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde devletin pozitif yükümlülüklerikapsamında daha esnek davranılması anlaşılabilen bir olgudur. Nitekim AnayasaMahkemesi Esma Başbakkal (B. No: 2012/1128, 8/5/2014) kararında; anlıkbir saldırıdan öteye geçmeyen ve herhangi bir fiziksel müdahale içermeyensanığın eylemini Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası kapsamında görerekyaptığı değerlendirmede sanık hakkında verilen para cezası hükmününaçıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın gerçekleşen haksız eyleminmağdur üzerinde oluşturduğu etki ile belirlenen ceza ve beş yıllık denetimyaptırımının orantılı olduğuna işaret etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi 2018tarihli E.A. kararında yine üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilencinsel saldırı eylemi sonucu verilen HAGB kararının bireylerin kötü muameleyasağına karşı korunması amacıyla alınan caydırıcı yasal önlemleri etkisizkıldığı kanaatine varmıştır.
47. Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarındananlaşılacağı üzere başvuruya yansıyan olaya özgü koşullar bir bütün hâlindedeğerlendirildikten sonra ortaya çıkan sonucun Anayasa'nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında koruma altına alınan hakkı zedeleyip zedelemediğideğerlendirilmelidir.Yargılama sonunda yedi kişinin birlikte hareket ederekbaşvurucuyu bir süre meydanda alıkoyması eylemi üç yılı aşkın bir süreyle hapiscezasıyla cezalandırılırken başvurucunun topluluk içinde teşhir edilerek aynıkişiler tarafından burun kemiğinin kırılmasına ve vücudunda yaygın ekimozoluşmasına sebep olacak şekilde darbedilmesi para cezası veya hapis cezasıtehdidiyle cezalandırılmıştır.
48. Diğer bir ifadeyle sosyal medyadaki bir paylaşımnedeniyle çok sayıda insanın bir araya gelerek bir kişiyi cezalandırma saikiyleağır fiziksel şiddet uygulaması eylemi sadece para cezası ile cezalandırılırkenveya ceza tehdidiyle bırakılırken bu eylemi gerçekleştirebilmek için kişininbulunduğu yerden ayrılmasına izin verilmemesi eylemi hapis cezasıylacezalandırılmıştır. Dolayısıyla sonuç olarak yargı makamlarınca tespit edileneylemler ile bu eylemlere verilen cezalar arasındaki orantısızlık/çelişki ilkbakışta dikkat çekmektedir. Söz konusu çelişkinin her iki suç bakımında daasgari ceza uygulamasını benimseyen Mahkemenin sonuç cezaların bir kısmınıyasal sınırlar içinde kalması nedeniyle paraya çevirmesi veya hükmüaçıklamaması tercihinde bulunmasından kaynaklandığı açıktır.
49. Daha önemli olan husus, olayın tartışma anında anlıkbir öfke ile gerçekleşen basit fiziksel müdahale sonucu yaralama eylemlerinden ayırtedilmeksizin gelişimindeki vahamet ile başvurucu ve toplum üzerindeki olasıetkileri dikkate alınmaksızın alt sınırdan ceza tayinine gidilerek yasalindirimler uygulandıktan sonra üç faile verilen hapis cezasının daha önce suçişlemedikleri gerekçesiyle açıklanmaması, diğer dört failin cezasının ise dahaönce suç işlemiş olmaları nedeniyle -HAGB kurumunun uygulanamayacak olmasınedeniyle- para cezasına çevrilmesi yargı makamlarının başvuru konusu olayahoşgörüyle yaklaştığı izlenimi uyandırmaktadır. Kaldı ki benzer yaklaşımlafaillerin kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hapis cezasıylacezalandırılmalarının Mahkemenin yetkisini bu yönde kullanması nedeniyle değilalt sınırdan uzaklaşmadan verilen cezanın HAGB veya para cezasına çevrilmeveyahut ertelenme imkânı olmamasından kaynaklandığı Mahkemece açıklanmıştır.
50. Tüm bu tespitler ışığında Mahkemenin ceza tayini veHAGB veyahut verilen hapis cezasını para cezasına çevirme hususlarında takdiryetkisi bulunduğu hâlde verdiği kararla bu yetkisini, söz konusu eylemlerehiçbir şekilde müsamaha edilmeyeceğini göstermek için kullanmadığıortadadır.Olaya özgü koşullar nedeniyle başvurucuya yönelik gerçekleşen eyleminağırlığı karşısında eylemi yapanların eylemleriyle orantılı sayılmayacakşekilde cezalandırılmasına ilişkin verilen kararın bireylerin kötü muameleyasağına karşı korunması amacıyla alınan caydırıcı yasal önlemleri etkisizkıldığı değerlendirilmiştir.
51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında düzenlenen kötü muamele yasağının usul boyutuyla ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
53. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
56. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
57. İncelenen başvuruda kötü muamele yasağının usulboyutuyla ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
58. Bu durumda kötü muamele yasağı ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Fethiye 6. Asliye Ceza Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
59. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesiiçin kötü muamele yasağının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 45.000 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.864,60 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Fethiye6. Asliye Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 45.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 2/2/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.