TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM KOCAMAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9836)
Karar Tarihi: 11/12/2014
R.G. Tarih-Sayı : 12/5/2015-29353
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Şükrü DURMUŞ
Başvurucu
:
İbrahim KOCAMAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, tutukluluğunKanun’da öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle hukuka aykırı hale geldiğini, ayrıcatahliye taleplerinin soyut gerekçelerle reddedildiğini ileri sürerek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminattalebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 6/12/2013 tarihindeİstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 23/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm tarafından18/2/2014 tarihinde yapılan toplantıda başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular 18/2/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. AdaletBakanlığı, 17/3/2014 tarihli yazısı ile başvuruya ilişkin olarak görüşsunulmayacağını bildirmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, İstanbulCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 10/3/2008 tarihindegözaltına alınmış, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/3/2008 tarih ve2008/50 Sorgu sayılı kararıyla “yağma,kasten öldürme, tehdit, ruhsatsız silah bulundurma ve suç işlemek amacıylaörgüt kurma” suçlarını işlediğinden bahisle tutuklanmıştır.
8. Başvurucu hakkında İstanbulCumhuriyet Başsavcılığınca 19/6/2008 tarihinde "korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, yağma,tehdit, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kasten öldürme, basit yaralama,hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, ruhsatsız ateşli silahlarla mermilerisatın alma veya taşıma veya bulundurma" suçlarını işlediğiiddiasıyla İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
9. Başvurucu tutukluluksüresinin beş yılı geçtiğini ve 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 102. maddesi uyarınca tahliye edilmesi gerektiğini ileri sürerek4/10/2013 tarihinde tahliye talebinde bulunmuştur.
10. Başvurucunun talebiniyerinde görmeyen İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, anılan talebi 21/10/2013tarih ve E.2008/190 sayılı kararı ile reddetmiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir; “Tutuklu sanıklar … İBRAHİMKOCAMAN ve … 'nin üzerlerine atılı suçu işlediklerihususunda olay ve yakalama tutanakları, müşteki ifade ve teşhisleri, tanıkanlatımları, ekspertiz raporları, iletişimin tespitine dair görüşme kayıtlarıiçerikleri ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesini gösteren olgularbulunması, atılı suçların CMK 100/3 maddesinde gösterilen suçlardan bulunmasıayrıca tutuklama nedenlerine göre de adli kontrol hükümlerinin uygulanmasıyetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu anlaşılmakla; TUTUKLULUKHALLERİNİN DEVAMINA,”
11. Başvurucu bu karara karşıitirazda bulunmuş ve itirazı yerinde görmeyen Mahkeme 5/11/2013 tarihli kararıile itirazın karara bağlanması için dosyayı İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinegöndermiştir.
12. Başvurucunun itirazınıinceleyen İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 11/11/2013 tarih ve 2013/533 Değişikİş sayılı kararı ile itirazın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir; “İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesi’nin 2008/190 esas sayılı dava dosyası sanıklarından İbrahim Kocamanhakkında 21/10/2013 tarihli verilen sanığın tutukluluk halinin devamına dairkararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin vaki itirazının REDDİNE,”
13. Bu karar başvurucuya3/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu, 6/12/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. Davanın görüldüğü İstanbul10. Ağır Ceza Mahkemesi, 26/12/2013 tarih ve E.2008/190, K.2013/221 sayılıkararıyla başvurucunun suç işlemek içinörgüt kurma, kasten öldürme, yağma, hürriyetten yoksun bırakma, göreviyaptırmamak için direnme, tehdit ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet etmek suçlarından toplam 44 yıl 80 ay 10 gün hapis ve 2.490TL adli para cezası cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamınahükmetmiştir.
16. Temyiz üzerine, dosya Yargıtaya gönderilmiş olup, dava hâlen temyiz aşamasındaderdesttir.
17. Başvurucu, İstanbul 5. AğırCeza Mahkemesinin 14/3/2014 tarih, 2014/273 değişik iş sayılı kararı iletahliye edilmiştir.
18. UYAP sisteminde başvurucuile ilgili olarak yapılan araştırmada hakkında kesinleşmiş ve infaz edilmişbaşkaca mahkûmiyet ilamları tespit edilmekle, başvurucunun İstanbul 10. AğırCeza Mahkemesinin E.2008/190 sayılı dosyasında tutuklu kaldığı sürenin tespitiamacıyla İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine yazılan yazıya verilen 18/9/2014tarihli yazı cevabı ekindeki belgede; “İbrahimKOCAMAN'ın "Suç örgütüne yarar sağlamakmaksadıyla yağma, silahla yağma, kasten öldürme, halk arasında korku ve panikyaratmak amacıyla tehdit, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veyataşıma veya bulundurma, suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehdittebulunmak, birden fazla kişi ile birlikte tehdit, suç işlemek amacıyla örgütkurma, birden fazla kişi tarafından birlikte yağma" suçundan İstanbul10.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15/03/2008 tarih ve 2008/50 Sorgu, 2007/636Soruşturma sayılı Tutuklama Müzekkeresinden dolayı 15/03/2008 - 08/10/2009tarihleri ile 01/04/2010 - 11/11/2013 tarihleri arasında tutuklu kaldığı,
08/10/2009 - 01/04/2010 tarihleri arasında Kadıköy 4.Asliye CezaMahkemesinin 24/12/2007 tarih ve 2007/763 Dosya,2007/1050 Karar sayılı 6.000,00TL (Bakiye: 3500,00 TL) Adli para cezası yerine 26/10/2009 tarih ve 2008/1426 İlamat sayılı Hapse Çevirme Kararı ile verilen 175 GünHapis cezasının infaz edildiği,
11/11/2013 tarihindenitibaren ise Edirne 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/10/2009 tarih ve 2009/314esas, 2009/794 karar sayılı ilamı ile verilen 1 Yıl 15 Gün HAPİS cezasınıninfazına başlandığı,
Bu hapis cezasındandolayı infaz sırası bekleyen İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15/03/2008tarih ve 2008/50 Sorgu, 2007/636 Soruşturma sayılı Tutuklama Müzekkeresindendolayı İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/03/2014 tarih ve 2014/273 D.İş sayılı Tahliye Müzekkereleriile tahliyesine karar verildiği,
İstanbul 10. AğırCeza Mahkemesinin 2008/190 esas sayılı dava dosyasına konu İstanbul 10. AğırCeza Mahkemesi'nin 15/03/2008 tarih ve 2008/50 Sorgu, 2007/636 Soruşturmasayılı Tutuklama Müzekkeresinden dolayı tutuklu kaldığı 15/03/2008-08/10/2009tarihleri ile 01/04/2010-11/11/2013 tarihleri arasındaki sürelerin 1 Yıl 15 Günhapis cezasından mahsubuna karar verildiğinin Edirne 1. Sulh Ceza Mahkemesinin24/03/2014 tarih ve 2009/314 esas, 2009/794 karar sayılı Ek Kararı ilebildirildiği,
Mahsup Kararıdoğrultusunda tanzim edilen müddetname gereğince de24/03/2014 tarihinde bihakkın tahliye edilerek serbest bırakıldığı …”,
Yazıekindeki müddetname belgesinde de Edirne 1. Sulh CezaMahkemesine ait 1 yıl 15 gün hapis cezasının infazı ile ilgili olarak27/10/2012 tarihinde cezaevine giriş yaptığı, hak ederek tahliye tarihinin ise11/11/2013 olduğu belirtilmiştir.
B. İlgiliHukuk
19. 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 8. ve 9. maddeleri şöyledir:
“Bağlantı kavramı
Madde 8 – (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veyabir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı varsayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suçdelillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suçsayılır.
Davaların birleştirilerek açılması
Madde 9 – (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişikmahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyleyüksek görevli mahkemede dava açılabilir.”
20. Aynı Kanun’un 100. maddesişöyledir;
“(1) Kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veyasanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik tedbiri ile ölçülü olmamasıhalinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerdebir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme,gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdurveya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçlarınişlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
2. Kasten öldürme (Madde81, 82, 83),
...
7. (Ekbent: 06/12/2006 - 5560 S.K.17.md) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki,yedi ve sekizincifıkralar hariç, Madde 220),
...”
21. Aynı Kanun’un 102.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluksüresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerekuzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”
22. Anılan Kanun’un 104.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheliveya sanık salıverilmesini isteyebilir.”
23. 26/9/2004 tarihli ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesi şöyledir:
“(1) Bir insanı kastenöldüren kişi, müebbet hapis cezasıile cezalandırılır.”
24. Aynı Kanun’un 106.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Bir başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinseldokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğindenbahisle tehdit eden kişi, altıaydan iki yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağındanveya sair bir kötülük edeceğindenbahisle tehditte ise, mağdurun şikâyetiüzerine, altı aya kadar hapisveya adlî para cezasına hükmolunur.
(2)Tehdidin;
...
c) Birden fazla kişi tarafındanbirlikte,
d) Var olan veyavar sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi hâlinde,fail hakkında iki yıldan beş yılakadar hapis cezasına hükmolunur.”
25. Aynı Kanun’un 109.maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir;
“(1) Bir kimseyihukuka aykırı olarak bir yeregitmek veya bir yerde kalmakhürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beşyıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek içinveya işlediği sırada cebir, tehditveya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yılakadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
a) Silâhla,
b) Birden fazla kişi tarafındanbirlikte,
....,
İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir katartırılır.”
26. Aynı Kanun’un 149. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Yağma suçunun;
a) Silahla,
....
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmeksuretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,
....
f) Var olan veyavar sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,
....
İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yılakadar hapis cezasına hükmolunur.”
27. Aynı Kanun’un 220. maddesinin(1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ilearaç ve gereçbakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması hâlinde, iki yıldanaltı yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üyesayısının en az üç kişiolması gerekir.
(3) Örgütünsilâhlı olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.”
28. Aynı Kanun’un 265. maddesinin(1), (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:
“ (1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehditkullanan kişi, altı aydan üçyıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
(2) Suçun yargı görevi yapan kişilerekarşı işlenmesi hâlinde, iki yıldandört yıla kadar hapis cezasınahükmolunur.
(3) Suçun,kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyleveya birden fazla kişi tarafındanbirlikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte birioranında artırılır.”
29. 10/7/1953 tarihli ve 6136sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkındaki Kanun’un 13.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşlisilahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlarveya bulunduranlar hakkında bir yıldanüç yıla kadarhapis ve otuz günden yüzgüne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 11/12/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/12/2013 tarih ve 2013/9836numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
31. Başvurucu, 14/3/2008tarihinden beri tutuklu bulunduğunu, kovuşturma süreci içerisinde yaptığıtahliye taleplerinin hukuka aykırı ve genel geçer gerekçelerle geçiştirilmeksuretiyle reddedildiğini, 5271 sayılı Kanun’un 102.maddesinde düzenlenen 5yıllık tutukluluk süresini doldurması üzerine yaptığı tahliye talebininreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini belirterek ihlalin tespiti ve ortadankaldırılması ile 50.000,00 TL manevi tazminat, iş hayatının sekteye uğramasınedeniyle ise 100.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
32. Başvurucunun azamitutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin şikâyetinin Anayasa’nın 19. maddesininüçüncü, tutukluluk süresinin makullüğü ve tutukluluğun devamı ve tahliyetaleplerinin reddine ilişkin kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterliolmaması ile ilgili şikâyetinin ise Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasıkapsamında değerlendirilmesi gerekir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
33. Başvurucununiddiaları dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedenide bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esasİnceleme
a. AzamiTutukluluk Süresinin Aşıldığı İddiası
34. Başvurucu, Kanun’daki azamitutukluluk süresinin aşılması nedeniyle tutulmasının hukuka aykırı olduğunuiddia etmiştir.
35. Anayasa’nın 19. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancakkaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıylatutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancaksuçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bununşartlarını kanun gösterir.”
36. Anayasa’nın 19. maddesininbirinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğuilke olarak konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartlarıkanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceğidurumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlikhakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenendurumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (B. No:2012/1137, 2/7/2013, § 42).
37. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”başlıklı 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne veruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 19.maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumlarınşekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesindekitemel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğine dair kural ileuyumludur (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 43).
38. Kişi hürriyeti vegüvenliğine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen esas ve usuleuygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derecemahkemelerine aittir. İdare organları ve mahkemeler esas ve usule ilişkin hukukkurallarına uymakla yükümlüdürler. Anayasa’nın 19. maddesinin amacı bireyi keyfibir şekilde özgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup, maddede öngörülenistisnai hâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların maddenin amacınauygun olması ve keyfi uygulamaya yol açmaması gerekir. Bu nedenle Anayasa’nın19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hürriyetten yoksun bırakmanın şekilve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince, başvurucunun tutuklulukdurumunun “kanuni” dayanağınınbulunup bulunmadığının, kanunun özgürlükten yoksun kılmaya izin verdiğihâllerde ise, hukuk devleti ilkesi gereği, keyfiliği önlemek için,uygulanmasında yeterli ölçüde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olupolmadığının Anayasa Mahkemesince incelenmesi gerekir (B. No: 2012/1137,2/7/2013, § 44).
39. Tutukluluk, 5271 sayılıKanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişiancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığını gösterenolguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklanabilir. Maddedetutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir. Buna göre, (a) şüpheliveya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somutolgular varsa, (b) şüpheli veya sanığın davranışları; 1) delilleri yok etme,gizleme veya değiştirme, 2) tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsatutukluluk kararı verilebilecektir. Kuralda ayrıca işlendiği konusunda kuvvetlişüphe bulunması halinde tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlar bir listehalinde belirtilmiştir.
40. 5271 sayılı Kanun’un 102.maddesinde soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kişilerin tutulabileceği azamikanuni süreler düzenlenmiştir. Buna göre, kişi hakkında birden fazla suçailişkin aynı dosya kapsamındaki yargılamada tutukluluk süresinin her bir suçiçin ayrı ayrı değil, soruşturma ve kovuşturmanın tamamı açısından sonuçdoğuracağı anlaşılmaktadır (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 37).
41. 5271 sayılı Kanun’un 102.maddesinin (2) numaralı fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine girenişlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunluhallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği, ancak uzatma süresinin toplamüç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre uzatma süreleri dâhil toplamtutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır.
42. Tutukluluk süresininhesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen sürelerindikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derecemahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olmakapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni ilk derece mahkemesince verilen “hükme bağlı olarak tutma” halinedönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinindeğerlendirmesinde göz önünde bulundurulamaz (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41).
43. Başvurucu, İstanbul 10. AğırCeza Mahkemesinin E.2008/190 sayılı dosyasında tutukluluğu devam etmekte iken,Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2007/763, K. 2007/1050 sayılı ilamı ileadli para cezasından çevrilen 175 gün hapis cezası ve Edirne 1. Sulh CezaMahkemesinin E.2009/314, K.2009/794 sayılı ilamı ile verilen 1 yıl 15 gün hapiscezalarını infaz etmiştir. Başvuruya konu İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin15/3/2008 tarih ve 2008/50 sorgu sayılı tutuklama müzekkeresinin,15/03/2008-8/10/2009, 1/4/2010-27/10/2012 ve 11/11/2013-14/3/2014 tarihleriarasında infaz edildiği görülmektedir (Bkz.§ 18)
44. Bu aşamada, bireyselbaşvuruya konu yargılaması devam eden başvurucunun diğer yargılamalarıneticesinde aldığı cezaları nedeniyle özgürlüğünden mahrum kaldığı sürelerin,başvuruya konu yargılamadaki ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihekadarki tutukluluk süresinden indirilip indirilemeyeceğinin tespiti gerekir.
45. Başvuru konusu yargılamakapsamında 10/3/2008 tarihinde gözaltına alınan, 15/3/2008 tarihinde isetutuklanan başvurucu, işlediği iki ayrı suçtan dolayı hakkında verilen hükümlergereğince kesinleşen cezaları başvuru konusu yargılama sırasında tutuklubulunduğu süre içerisinde infaz edilmiştir (Bkz: §43). Başvurucu, gözaltında kaldığı 10/3/2008-15/3/2008 ve tutuklu kaldığı 15/3/2008 - 8/10/2009, 1/4/2010 - 27/10/2012 ve 11/11/2013 -26/12/2013 tarihleri arasında bir “suçisnadına bağlı olarak”, 8/10/2009 – 1/4/2010 ve27/10/2012-11/11/2013 tarihleri arasındaki sürede “ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmü”nün infazı, 26/12/2013 -14/3/2014 tarihleri arasındaki sürede ise “hükmebağlı olarak tutma” anlamında özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır.
46. Bu çerçevede başvuru konusuyargılaması devam ettiği sırada, başvurucunun 10/3/2008 tarihinde başlayantutulma hali, başka derece mahkemelerince verilen iki farklı kararın infazedildiği dönemlerde kesintiye uğramıştır. Bir tutukluluk kararı ile mahkûmiyetkararının kesişmesi durumunda, mahkûmiyet kapsamında infaz edilen cezalarailişkin süreler toplam tutukluluk süresinin hesabına dâhil edilmez (B. No:2012/348, 4/12/2013, § 49).
47. Buna göre, başvurucununbaşvuru konusu yargılama kapsamında “suçisnadına bağlı olarak” tutulma süresi, 10/3/2008 tarihinde gözaltınaalınması ile başlamış ilk derece mahkemesinin 26/12/2013 tarihli kararı ilesona ermiştir. Bu süre toplam olarak 5 yıl 9 ay 16 gündür. Ancak bu sürezarfında başvurucunun kesinleşmiş başka cezaları nedeniyle toplam 1 yıl 6 ay 7gün hapis yattığı anlaşılmıştır. Bu durumda başvurucunun toplam tutukluluksüresi 4 yıl 3 ay 9 gündür.
48. Başvurucunun, “bir suç isnadınabağlı olarak” tutulduğusüre ilk derece mahkemesinin kararını verdiği 26/12/2013 tarihi itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralıfıkrasında öngörülen beş yıllık azami süreyi aşmamıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle,başvuru kapsamında “Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresininaşılması” iddiasınailişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
b. TutuklulukSüresinin Makul Olmadığı İddiası
50. Başvurucu tutukluluksüresinin uzunluğundan ve tutukluluğun devamına ve tahliye taleplerinin reddineilişkin kararların gerekçelerinin soyut ifadelerle reddedilmesinden şikâyetetmiştir.
51. Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrası şöyledir:
“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı vesoruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasınıveya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”
52. Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasındaserbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.
53. Tutukluluk süresinin makulolup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkündeğildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olupolmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından dahaağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61).
54. Bir davada tutukluluğunbelli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemeleriningörevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tümolayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılmataleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).
55. Tutuklama tedbirinekişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bukişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemekmaksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleribelli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse debu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlardatutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birliktegösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”ve “yeterli” görüldüğü takdirde,yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanınkarmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibifaktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkatealınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olupolmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013,§ 63).
56. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesindeesas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerinebakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itirazbaşvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterincegerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır (B. No: 2012/1137,2/7/2013, § 64).
57. Öte yandan hukuka uygunolarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti vetutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreyekadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/1137,2/7/2013, § 65).
58. Ayrıca kişi özgürlüğü, adlimakamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle organize suçlarla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek biçimdeyorumlanmamalıdır. Nitekim AİHM, Sözleşme’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının(c) bendinin, Sözleşme’ye taraf devletlerin güvenlikgörevlilerinin bilhassa organize olanlar olmak üzere suçlulukla etkili olarakmücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye sebep olabilecek biçimdeuygulanmaması gerektiğini vurgulamaktadır (B. No. 2014/85, 3/1/2014, § 45).
59. Makul süreninhesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltınaalındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklamatarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilkderece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §66).
60. Somut olayda başvurucu10/3/2008 tarihinde gözaltına alınmış, 15/3/2008 tarihinde tutuklanmış,26/12/2013 tarihinde ise İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile hapisve adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına kararverilmiştir. Buna göre başvurucu yaklaşık 4 yıl 3 ay 9 gün boyunca bir suçisnadına bağlı olarak özgürlüğünden mahrum kalmıştır (Bkz:§ 47).
61. Somut olayda İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi E.2008/190, 28/11/2008, 26/3/2009, 30/7/2009, 1/4/2010,19/8/2010, 22/2/2011, 28/6/2011, 29/11/2011 ve 20/3/2012 tarihli oturumlarda “atılı suçu işledikleri hususunda kuvvetli suçşüphesini gösteren olgular bulunması, suçun niteliği, delil durumu, tutuklamatarihleri ve CMK 100 maddesindeki şartların devam etmesine binaen,” gerekçesiyle,20/9/2012 ve 20/12/2012 tarihli oturumlarda “üzerlerineatılı suçu işledikleri hususunda olay ve yakalama tutanakları, müşteki ifade veteşhisleri, tanık anlatımları, ekspertiz raporları, iletişimin tespitine dairgörüşme kayıtları içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesinigösteren olgular bulunması, suçların niteliği, delil durumu, tutuklama tarihleri,atılı suçların CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması ve CMK 100maddesindeki şartların devam etmesi” gerekçesiyle tutukluluk halinindevamına karar vermiştir.
62. İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesi 7/3/2013 tarihli oturumda “atılı suçuişledikleri hususunda olay ve yakalama tutanakları, müşteki ifade veteşhisleri, tanık anlatımları, ekspertiz raporları, iletişimin tespitine dairgörüşme kayıtları içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesinigösteren olgular bulunması, suçların niteliği, delil durumu, tutuklamatarihleri, sanıklar hakkında birden fazla ağır cezayı gerektirir suç isnadınınbulunması, her suçun ayrı bir kamu davası olarak değerlendirilerek CMK 102maddesinin dikkate alınması gerekliliği, atılı suçların CMK 100/3 maddesindesayılan katalog suçlardan olması ve CMK 100 maddesindeki şartların devametmesine binaen tutukluluk hallerinin devamına” gerekçesiyle, 7/5/2013tarihli oturumda ise “atılı suçu işlediklerihususunda olay ve yakalama tutanakları, müşteki ifade ve teşhisleri, tanıkanlatımları, ekspertiz raporları, iletişimin tespitine dair görüşme kayıtlarıiçerikleri ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesini gösteren olgularbulunması, atılı suçların CMK 100/3 maddesinde gösterilen tutukluma nedenlerininbulunduğu, ayrıca tutuklama nedenlerine göre de adli kontrol hükümlerininuygulanması yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğuanlaşılmakla; yine CMK.nun 102 maddesinde Ağır CezaMahkemesinin görevine giren işlerde tutuklu süresinin en çok 2 yıl olduğu, busürenin zorunlu hallerde gerekçesi gösterilmek suretiyle 3 yıl dahauzatılabileceği, diğer suçlarda tutuklama süresinin 1 yıl olduğu, zorunluhallerde 6 ay daha uzatılabileceği düzenlendiği, sanıklara atılı suçlar gerek765 Sayılı gerek 5237 Sayılı TCK'nunlarında bağımsızolarak düzenlenmiş, her biri subutu halinde ayrıcezayı gerektirdiği, Ceza Muhakemesi Kanununa göre her suç ayrı bir kamudavasına konu olup, kişisel, hukuki ve fiili bağlantılar nedeniyle kamudavalarının birleştirilerek görülmesi mümkün bulunduğu, dosyamızda da sanıklaraatılı suçlar fiili, kişisel ve hukuki bağlantı nedeniyle birlikte kamu davasınakonu edilmiş ve aynı dosyada da yargılamaları sürdürüldüğü, davalarınbirleştirilmesi halinde de suçlar bağımsızlıklarını koruduğundan her suç içintutukluluk süresinin bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilerekbu nedenle sanıkların birden çok Ağır Ceza Mahkemesinin görevine girensuçlardan tutuklanmış olmaları ve kamu davasının kapsamı, sanık sayısı dikkatealınarak yargılamanın alacağı zaman nedeniyle kanunda belirtilen tutukluluksürelerinin uzatılmasında zorunluluk bulunması, her suç yönünden gerekli olantutukluluk sürelerinin dolmamış olması” gerekçesiyle tutuklulukhalinin devamına karar vermiştir.
63. İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesi 16/7/2013 tarihli oturumda “… atılısuçu işledikleri hususunda olay ve yakalama tutanakları, müşteki ifade veteşhisleri, tanık anlatımları, ekspertiz raporları, iletişimin tespitine dairgörüşme kayıtları içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesinigösteren olgular bulunması, atılı suçların CMK 100/3 maddesinde gösterilensuçlardan bulunması ayrıca tutuklama nedenlerine göre de adli kontrolhükümlerinin uygulanması yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülüolduğu anlaşılmakla; tutukluluk müzekkeresinin 5 yıl infazda kalma süresidolmayan sanıklar İbrahim Kocaman, ….'üntutukluluk hallerinin devamına” karar vermiştir.
64. Dava toplam otuz sekiz sanıkhakkında çok sayıda suç isnadına dayalı olarak görülmüştür. Bu itibarla davanınnispeten karmaşık olduğu söylenebilir. Yargılama boyunca yirmi dört duruşmayapılmış olup, duruşmaların ortalama olarak üç ay aralıklarla yapıldıklarıtespit edilmiştir.
65. Ancak, kuvvetli suç şüphesi ilebirlikte devamını gösteren haklı nedenlerin gösterilmesi şartıyla soruşturmaveya kovuşturmanın tutuklu sürdürülmesi mümkün olabilir. Somut olayda, derecemahkemelerince verilen tutukluluğun devamı ve tutukluluğa itirazın reddine dairkararların gerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerin tutukluluğun devamınınhukuka uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikteolmadığı ve aynı hususların tekrarı niteliğinde olduğu görülmektedir. Somutolaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bu gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğusöylenemez. İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucununözgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkate alındığında söz konusu tutukluluksüresi makul olarak değerlendirilemez.
66. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun “tutukluluk süresinin makulolmadığı ve tutukluluğun devamı ve bu kararlara yapılan itirazlar üzerineverilen kararların gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığı”yönündeki şikâyeti yönünden Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir. Üye Hicabi DURSUNbu görüşe katılmamıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesinin Uygulanması
67. 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esasinceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancakyerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
68. Başvuruda Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucuhakkında tahliye kararı verilmekle tutukluluk hali sona ermiştir. Bu durumda,ihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gereken bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.
69. Başvurucu,100.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talepetmiştir.
70. Başvurucu, uğradığını iddiaettiği maddi zarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belgesunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için,başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tazminat talebi arasındailliyet bağı kurulması gerekir. Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmayanbaşvurucunun maddi tazminat talebi reddedilmelidir.
71. Başvurucununözgürlük ve güvenlik hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi zararı karşılığında somut olayınözelliklerini dikkate alarak başvurucuya takdiren net4.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
72. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,
B. Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresinin aşıldığı iddiasınailişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C. Tutukluluğun makul süreyi aştığı ve tutukluluğun devamı ve bukararlara yapılan itirazlar üzerine verilen kararların gerekçelerinin ilgili veyeterli olmadığı iddiası ile ilgili olarak Anayasa'nın 19. maddesinin yedincifıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvurucuya net 4.000,00 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 198,35 TL harç yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin yargılamayı yapan İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesine gönderilmesine,
Üye Hicabi DURSUN'un karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
H. Tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
11/12/2014tarihinde karar verildi.
KARŞIOYGEREKÇESİ
1. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma sonucu “suçörgütüne yarar sağlamak. maksadıyla yağma, silahlayağma, kasten öldürme, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit,ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma,suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunmak, birden fazla kişi iletehdit, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, birden fazla kişi tarafından birlikteyağma” suçlarından İstanbul10. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/3/2008 tarih ve 2008/50 Sorgu sayılı kararıylatutuklanmıştır.
2. İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca 19/6/2008 tarihinde “Korku, Kaygı veyaPanik Yaratabilecek Tarzda Silahla Ateş Etme. Silahla Yağma, Suç Örgütlerininİsimlerini Kullanarak Tehditte Bulunmak, Halk Arasında Korku ve Panik YaratmakAmacıyla Tehdit, Var Olan Suç Örgütlerini Oluşturdukları Korkutucu GüçtenYararlanarak Yağma, Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Yağma, Suç İşlemekAmacıyla Örgüt Kurma, Kasten Öldürme, Suç Örgütüne Yarar Sağlamak MaksadıylaYağma, Basit Yaralama, Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma, RuhsatsızAteşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma, BirdenFazla Kişi İle Tehdit"suçlarını işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesinde kamu davası açılmıştır.
3. Yargılama sonucunda başvurucunun suç işlemek için örgüt kurma, kasten öldürme, yağma,hürriyetten yoksun bırakma, görevi yaptırmamak için direnme, tehdit ve 6136sayılı Kanuna muhalefet etmek suçlarından toplam 44 yıl 80 ay 10 gün hapis ve 2.490 TL adli paracezası cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir.
4. Başvurucunun, tutukluluğunun makul süreyi aştığı iddiasıyla ilgiliolarak, başvurucunun toplam tutukluluk süresinin 4 yıl 3 ay 9 gün olduğu,davanın kapsamının, dosyadaki delillerin çokluğunun, dosya kapsamındakisanıklara yüklenen suçların sayısı, niteliği ve ağırlığının, sanık sayısının,dava dosyasının karmaşıklığının, başvurucunun kaçma ihtimalinin olupolmadığının ve çarptırılacağı cezanın ağırlığının başvurucunun kaçma riskiüzerindeki etkisinin tutukluluk süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilmesinde dikkate alınması gereken kriterler olduğu AnayasaMahkemesinin önceki içtihatlarında belirtmiştir.
5. Dava dosyasının incelenmesinde,İlk Derece Mahkemesi, başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin kararlarıngerekçelerinde, delilleri yoketme, gizleme veya değiştirme, tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimaline,başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine, kuvvetli suç şüphesininvarlığına, atılı suç için yasada öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezalarınmiktarına değinmiştir. Derece mahkemelerince verilen tutukluluğa itiraz veitirazın reddine dair kararların gerekçeleri, tutukluluğun devamının hukukauygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içeriktedir. Somutolaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bu gerekçeler ilgili ve yeterlidir.İlgili ve yeterli gerekçelere dayanılarak başvurucunun özgürlüğünden mahrumbırakıldığı dikkate alındığında tutukluluk süresinin makul olduğugörülmektedir.
6. Nitekim Anayasa Mahkemesi,benzer nitelikteki bir dosyada (B. No: 2012/152) 4yıl 8 ay 22 günlük tutukluluk süresinin, yukarıda izah ettiğimiz gerekçelerle makulolduğuna karar vermiştir.
7. Açıklanan nedenlerle,Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği şeklindekiçoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Hicabi DURSUN