TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM NECAT SINAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/6136)
Karar Tarihi: 22/6/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
İbrahim Necat SINAY
Vekili
:
Av. Özcan ÖĞÜTÇÜ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 24/3/2005tarihinde İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davasının makul süredesonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 6/52014 tarihindeKarşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yöndenyapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumununbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 14/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından12/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 13/10/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 24/3/2005tarihinde İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesinde, vekalet ücretinin ödenmesi amacıylaalacak davası açmıştır.
8. İzmir 7. Sulh HukukMahkemesi 10/4/2012 tarihli ve E.2005/551, K.2012/508 sayılı kararı ile davanınkısmen kabulüne karar vermiştir.
9. Davalı tarafın temyiziüzerine İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi, 12/6/2013 tarihli ve E.2005/551,K.2012/508 sayılı ek kararı ile temyiz isteminin süre yönünden reddine kararvermiştir.
10. İlk Derece Mahkemesinin ekkararının temyiz edilmesi sonucunda, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 16/1/2014tarihli ve E.2013/18251, K.2014/871 sayılı ilâmı ile temyiz isteminin reddineilişkin kararın bozularak kaldırılmasına, davanın esasına ilişkin kararın iseonanmasına hükmetmiştir.
11. Bu ilâm başvurucuya 3/4/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucu, 2/5/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
13. 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesi, 19/3/1969 tarihli ve 1136sayılı avukatlık Kanunu’nun 168. ve devamı maddeleri.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 22/6/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 2/5/2014 tarih ve 2014/6136numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
15. Başvurucu, 24/3/2005tarihinde İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davasının makul süredesonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
16. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesisonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
17. Başvurucu, 24/3/2005tarihinde İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davasının makul süredesonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
18. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 38–39).
19. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 41–45).
20. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, Sulh Hukuk Mahkemesinezdinde vekalet ücretinin tahsili amacıyla açılan alacak davasının söz konusuolduğu görülmekle, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılamafaaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşkuyoktur (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
21. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,24/3/2005 tarihidir.
22. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyetiaçısından sürenin bitiş tarihinin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince hükmünonandığı 16/1/2014 tarihi olduğu anlaşılmaktadır.
23. Bireysel başvuruya konudava, açıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı mülga Kanun’un 8. maddesinegöre Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış ve 6100 sayılı Kanun yürürlüğe girdiktensonra devam etmiş bir dava olup 6100 sayılı Kanun’un 316. maddesine göre bumahkemelerde basit yargılama usulüne göre yargılama yapılmaktadır.
24. Basit yargılama usulü, 6100sayılı Kanun’un 316. maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkçabelirtilen bazı davalarda uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit veçabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay birinceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş biryargılama usulüdür (Nesrin Kılıç,B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).
25. Bu şekilde kanun koyucu,sulh hukuk mahkemelerinde görülen alacak davalarının, mümkün olduğunca hızlı,basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.
26. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun, başvurucu ile davalı arasındaakdedilen avukatlık ücret sözleşmesinden doğduğu ileri sürülen alacağın davalıdantahsili istemi olduğu, 24/3/2005 tarihinde açılan davada, dava ile ilişkisigörülen Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinin E.2004/638 sayılı dava dosyasınınbekletici mesele yapıldığı, anılan ceza dava dosyasının kesinleşmesininardından İlk Derece Mahkemesince 10/4/2012 tarihinde davanın kısmen kabulünekarar verildiği, bu kararın davalı tarafça temyiz edildiği ancak İzmir 7. SulhHukuk Mahkemesinin, 12/6/2013 tarihli kararı ile temyiz isteminin süre yönündenreddedildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 16/1/2014 tarihli ilâmı ile temyizisteminin reddine ilişkin kararın bozularak kaldırılmasına, davanın esasınailişkin kararın ise onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
27. 6100 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).
28. Başvuruya konu alacak davasının incelenmesinde; hukukimeselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği, maddi olayların karmaşıklığı,delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterlerdikkate alındığında davanın karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır.Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulü haklarını kullanırken özensizdavranmasıyla yargılamanın uzamasına sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıylasomut başvuru açısından, daha önce verilen kararlar dışında farklı kararverilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu sekiz yıl dokuzaylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
29. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
30. Başvurucu, adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, 50.000,00 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
31. 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
32. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin sekiz yıl dokuz aydır devam eden yargılama süreci nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net6.650,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
33. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.706,10 TL yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE.
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâletücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
22/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.