TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM HALİL YAHLİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/176)
Karar Tarihi: 9/9/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
İbrahim Halil YAHLİ
Vekili
:
Av. İnan AKMEŞE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza davasının makul sürede sonuçlanmamasınedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 30/12/2013tarihinde İstanbul 6. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığına (Bakanlık), başvuru konusu olay veolgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.Bakanlığın 30/5/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarınave bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağıbildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu hakkında "terörörgütü propagandası yapmak" suçundan Fatih CumhuriyetBaşsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda, 25/5/2006 tarihinde görevsizlikkararı verilerek soruşturma dosyası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK250. maddesi ile yetkili) gönderilmiştir.
8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, 21/6/2006 tarihindegörevsizlik kararı verilerek soruşturma dosyası Fatih Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir.
9. Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı, 1/9/2006 tarihinde tekrargörevsizlik kararı vererek soruşturma dosyasını İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığına göndermiştir.
10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, 25/9/2006 tarihli veE.2006/599 sayılı iddianame ile başvurucu ve diğer iki şüpheli hakkında "terör örgütü propagandası yapmak"suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
11. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK. 250. maddesiile görevli), 1/2/2007 tarihinde başvurucu ile diğer sanıklardan birininsavunması alınmış, diğer sanığın savunmasının alınması için adres araştırmasıyapılmış ancak adresi tespit edilememiştir.
12. Mahkeme, 22/11/2007 tarihli ve E.2006/225, K.2007/302sayılı kararla başvurucu ile savunması alınan diğer sanığın beraatine,adresi tespit edilemeyen ve savunması alınamayan diğer sanık hakkında açılankamu davasının tefrikine karar vermiştir.
13. Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay 9. CezaDairesi, 11/4/2011 tarihli ve E.2009/11668, K.2011/2181 sayılı ilamıyla hükmünonanmasına karar vermiştir.
14. Başvurucu, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığıiddiasıyla 15/7/2011 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM)başvurmuş; başvuru, AİHM tarafından kayda alınmış; AİHM, 9/1/2013 tarihli ve6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı BaşvurularınTazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un yürürlüğe girmesi nedeni ileiç hukuk yollarının tüketilmediğine hükmederek 2013 yılında başvuruyureddetmiştir.
15. 6384 sayılı Kanun uyarınca Adalet Bakanlığı İnsan HaklarıTazminat Komisyonu Başkanlığı kurulmuş; başvurucu, AİHM kararının ardından18/3/2013 tarihinde, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat KomisyonuBaşkanlığına başvurmuştur.
16. Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat KomisyonuBaşkanlığı, 18/7/2013 tarihli ve 2013/319 sayılı karar ile iddianamedeki suçunniteliği, iki sanık olması, iki dereceli bir yargılama yapılması, temyizaşamasında önemli bir gecikmenin olmaması dikkate alındığında yargılamanınmakul sürede sonuçlandığı gerekçesiyle dört yıl altı ay on altı gün sürenyargılamada makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine ve tazminattalebinin reddine karar vermiştir.
17. Başvurucu tarafından, anılan karara yapılan itirazüzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Kurulu, 18/9/2013 tarihli ve E.2013/76,K.2013/37 sayılı kararla suçun niteliği, iki sanık olması, iki dereceli biryargılama yapılması, temyiz aşamasında önemli bir gecikmenin olmaması dikkatealındığında dört yıl altı ay on altı gün süren yargılamada makul süredeyargılanma hakkının ihlal edilmediği, kararın AİHM içtihatlarına da uygunolduğu ve kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle itirazın reddinekarar vermiştir.
18. Karar 3/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
19. Başvurucu 30/12/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
20. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle MücadeleKanunu’nun 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade ÖzgürlüğüBağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yapılandeğişiklikten önceki 7. maddesi şöyledir:
“3 ve 4 üncü maddelerle Türk Ceza Kanununun168, 169, 171, 313,314 ve 315 inci maddeleri hükümleri saklı kalmak kaydıyla buKanunun 1 inci maddesinin kapsamına giren örgütleri her ne nam altında olursaolsun kuranlar veya bunların faaliyetlerini düzenleyenler veya yönetenler beşyıldan on yıla kadar ağır hapis ve iki yüz milyon liradan beş yüz milyon lirayakadar ağır para cezası, bu örgütlere girenler üç yıldan beş yıla kadar ağırhapis ve yüz milyon liradan üç yüz milyon liraya kadar ağır para cezası ilecezalandırılırlar.
Yukarıdaki fıkra uyarınca meydana getirilenörgüt mensuplarına yardım edenlere ve örgütle ilgili propaganda yapanlarafiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca bir yıldan beş yıla kadar hapis veelli milyon liradan yüz milyon liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.
…”
21. 6384 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmışbazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair esas ve usullerinbelirlenmesidir.”
22. 6384 sayılı Kanun’un 2. maddesi şöyledir:
“(1) Bu Kanun;
a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ileözel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı,
b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği,
iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmışbaşvuruları kapsar.
…”
23. 6384 sayılı Kanun’un 6. maddesi şöyledir:
“(1) Komisyon;
a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğerkabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,
b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,
c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,
ç) Müracaatın 2 nci maddekapsamına girmediğini,
tespit ederse müracaatı reddeder.
…”
24. 6384 sayılı Kanun’un 7. maddesi şöyledir:
“(1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ayiçinde karar vermek zorundadır.
(2) Komisyon, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeliolarak karar verir.
(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğtarihinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdareMahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tümbelgelerle birlikte derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikliişlerden sayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyonkararı yerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerineverilen kararlar kesindir.
…”
25. 6384 sayılı Kanun’un 9.maddesi şöyledir:
“(1) Bu Kanun, 23/9/2012 tarihi itibarıyla Avrupa İnsanHakları Mahkemesi nezdinde kaydedilmiş başvurular hakkında uygulanır.
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
26. Mahkemenin 9/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 30/12/2013 tarihli ve 2014/176 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu, "terörörgütü propagandası yapmak" suçundan hakkında açılan kamudavasında, makul sürede yargılama yapılmadığını, makul sürede yargılanmahakkının ihlali iddiasıyla Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat KomisyonuBaşkanlığına yaptığı başvurunun reddedildiğini belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve manevi tazminat talebindebulunmuştur.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
28. Başvurucunun, makul sürede yargılama yapılmamasınedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkinbaşvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmaması nedeniyle başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
29. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, 25/9/2006tarihinde açılan kamu davasında makul sürede yargılama yapılmadığını, AdaletBakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına yaptığı başvurununreddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
30. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somutgörünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilenadil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanmahakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 38 ve 39).
31. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (Güher Ergun vediğerleri, §§ 41–45).
32. Anayasa'nın 36. ve Sözleşme'nin 6.maddesi uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı)makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil,ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında cezahukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesiyapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında, "terörörgütü propagandası yapmak" suçunu işlediği iddiasıylasoruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suç, 3713 sayılıKanun'da hapis ve para cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevedebaşvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa'nın 36.maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B.E., § 32).
33. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olupolmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediğiiddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olaraketkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması ya da kamudavasının açılması anıdır. Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucu hakkındaİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davasının açıldığı 25/9/2006tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihaiolarak karara bağlandığı tarih olup (ErsinCeyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35) somut başvuru açısından butarih, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen hükmün Yargıtay 9. CezaDairesince onandığı 11/4/2011 tarihidir.
34. Yargılama sürecinin uzamasında yetkili makamlaraatfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususundagerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi yapısal sorunlar veorganizasyon eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa'nın 36. maddesi ileSözleşme'nin 6. maddesi; hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süreiçinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılamakoşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunuyüklemektedir (Güher Ergun ve diğerleri, §44). Bu kapsamda yargı sisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki rutin görevler sırasındakiaksamalar; hükmün yazılmasında, bir dosyanın veya belgenin bir mahkemedendiğerine gönderilmesinde ve raportör atanmasında yaşanan gecikmeler, yargıç vepersonel sayısındaki yetersizlik ve iş yükü ağırlığı nedeniyle yargılamadamakul sürenin aşılması durumunda da yetkili makamların sorumluluğu gündemegelmektedir (Selahattin Akyıl, B.No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55).
35. Ancak yargılama süresinin uzunluğunun tespiti açısındandavanın karmaşıklığı, davadaki sanık sayısı, atılı suçun vasıf ve mahiyeti,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu gibi hususların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
36. Anayasa Mahkemesinin, derece mahkemelerinin yargılama sürelerineriayetlerine ilişkin mevzuatı nasıl yorumladıklarını ve uyguladıklarınıdenetleme görevi bulunmamakta olup Mahkeme, davaların "makul süre" içerisindetamamlanıp tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününüele alarak bu sürenin Anayasa'nın 36. maddesine uygun olup olmadığıyla sınırlıbir inceleme yapmaktadır.
37. Başvuru konusu olayda İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca, başvurucu ve diğer iki şüpheli hakkında, "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan25/9/2006 tarihinde kamu davası açılmıştır. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesitarafından 2/10/2006 tarihinde tensip tutanağı düzenlenmiş, başvurucu ve diğeriki sanığın savunmalarının alınması için adlarına tebligat çıkarılmasına vemüdafi atanması için İstanbul Baro Başkanlığına yazı yazılmasına kararverilmiştir. 1/2/2007 tarihli duruşmada başvurucu ile diğer sanıklardan birininsavunmaları alınmış, savunması alınamayan sanığın adresinin araştırılması içinCumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Savunmasıalınamayan sanığın İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde sanık olarakyargılandığının anlaşılması üzerine anılan Mahkemenin dava dosyasınınincelenmesine karar verilmiştir. 22/7/2007 tarihinde, anılan dava dosyasıincelenmiş, diğer sanığın yakalama emri ile arandığının anlaşılması üzerinedava dosyası tefrik edilerek başvurucu ile savunması alınan diğer sanığın beraatine yönelik hüküm kurulmuştur. 10/1/2008 tarihindeCumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11/4/2011tarihli ilamıyla hüküm onanarak kesinleşmiştir.
38. Başvurucunun yargılandığı dosya kapsamında toplam üçsanık bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince, başvurucu hakkında beraat hükmükurulana kadar toplam dört duruşma yapılmıştır.
39. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarınailişkin olarak AİHM, mutlak bir süreye göre değerlendirme yapmamakta, herdavanın özelliğine göre makul sürenin aşılıp aşılmadığını incelemektedir.Davanın karmaşıklığı, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindekitutumu, AİHM tarafından bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitindeiçtihat yoluyla geliştirilmiş olan kriterlerdir (Frydlender/Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43;Ezel Tosun/Türkiye, B. No:33379/02, 10/1/2006, 21; Namlı vediğerleri/Türkiye, B. No: 51963/99, 23/5/2007, § 24; Alhan/Türkiye, B. No: 8163/07, 2/4/2013, § 21; Danespayeh/Türkiye, B. No: 21086/04, 16/7/2009, §28).
40. AİHM, yargılamanın karmaşıklığını değerlendirirkendavanın hem hukuki hem de maddi açıdan bütün yönlerini ele almakta; davanınkonusunun karmaşıklığı, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, delillerintoplanmasında karşılaşılan engel, maddi olayların karmaşıklığı, sanıkların yada isnat edilen suçların veya tanıkların sayısı, davanın uluslararasıunsurları, bilirkişi deliline duyulan ihtiyaç, yazılı delillerin hacmi gibibirçok unsuru incelemektedir (Pretto vediğerleri/İtalya, B. No: 7984/77, 8/12/1983, § 32; Eckle/Almanya, B. No:8130/78, 15/7/1982, § 81; Buchholz/Almanya, B. No: 7759/77, 6/5/1981, § 55; Neumeister/Avusturya, B. No: 1936/63, 27/6/1968, §21). AİHM bir kararında, davanın karmaşıklığı ile ilgili olarak, davadaki sanıksayısı, suçun ekonomik boyutu, bilirkişi raporuna ihtiyaç duyulması gibinedenlerle yedi yıl yirmi yedi gün süren yargılama sürecinin makul olduğunubelirtmiştir (M.A.T./Türkiye, B.No: 63964/00, 19/1/2007, § 40).
41. Davanın taraflarının ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu açısından ise ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktifbir iş birliği yapmak zorunda olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunmaimkânlarını kullandığı için de kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendiidari ve yargısal organlarına yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur. AİHM,yetkili makamların tutumu ölçütünü esas olarak, meydana gelen gecikmedendevletin ihmal ve kusuru nedeniyle sorumlu olup olmadığına bakarak elealmaktadır (Zana/Türkiye, B. No: 18954/91, 25/11/1997, §§79-82). AİHM, yargılamada ortaya çıkan her bir hareketsiz geçen dönemi veyaertelemeleri ayrı ayrı değerlendirmektedir. Bununla birlikte AİHM, birbaşvuruda yargısal organlara yüklenebilecek on beş aylık bir gecikme periyodunarağmen ulusal yargı makamları önünde yedi yıl dört ay süren davanın oldukçakarmaşık olduğunu göz önünde bulundurarak makul sürede yargılanma hakkınınihlal edilmediğine karar vermiştir (Neumeister/Avusturya, §§ 20-21). AİHM ayrıca yargımakamlarının davaları birleştirme, delil toplama gibi nedenlerle davayıuzatmalarının belli bir yere kadar makul görülebileceğini belirtmektedir (Ewing/Birleşik Krallık (Avrupa Komisyonu Raporu),B. No: 11224/84, 7/10/1987, § 151).
42. Anayasa Mahkemesince de makul sürede yargılanma hakkınınihlali iddiasıyla yapılan bir başvurunun değerlendirilmesinde, başvurucuya birsuç isnat edildiği 6/8/2007 tarihi ile bireysel başvurunun karara bağlandığıtarih arasında geçen yaklaşık yedi yıl üç aylık yargılama süresinin makulolduğu, yargılama faaliyetlerinde hareketsiz kalınan bir dönemin bulunmadığı,yargı mercilerine atfedilebilecek bir kusurun olmadığı ve gerekli özeningösterildiği kabul edilerek başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlaledilmediğine karar verilmiştir (MuratÖztürk, B. No: 2014/2454, 4/11/2014).
43. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında kamu davasınınaçıldığı 25/9/2006 tarihinden itibaren Mahkemece 22/11/2007 tarihinde verilenkarar tarihine kadar, bir yıl bir ay yirmi yedi gün yargılamanın devam ettiği,başvurucunun savunmasının ilk olarak 1/2/2007 tarihinde alındığı veyargılamadan anılan tarihte haberdar olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece 22/11/2007tarihinde verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince hükmünonandığı 11/4/2011 tarihine kadar üç yıl dört ay yargılama sürecinin devamettiği, bu şekilde başvurucu hakkında kamu davasının açıldığı tarihten itibarenyargılamanın toplam dört yıl altı ay sürdüğü, başvurucunun savunmasınınalındığı tarihten itibaren ise dört yıl iki aylık süre sonunda yargılamanınsonuçlandığı anlaşılmıştır.
44. Başvurucunun, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makulsürede yargılanma hakkının ihlali iddiasına ilişkin olarak Adalet Bakanlığıİnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı tarafından; iddianamedeki suçunniteliği, iki sanık olması, iki dereceli bir yargılama yapılması, temyizaşamasında önemli bir gecikmenin olmaması dikkate alındığında yargılamanınmakul sürede sonuçlandığı gerekçesiyle dört yıl altı ay on altı gün sürenyargılamada makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine ve tazminattalebinin reddine karar verilmiştir.
45. Başvurucu tarafından, anılan karara yapılan itirazüzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Kurulu; suçun niteliği, iki sanıkolması, iki dereceli bir yargılama yapılması, temyiz aşamasında önemli birgecikmenin olmaması dikkate alındığında dört yıl altı ay on altı gün sürenyargılamada makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediği, kararın AİHMiçtihatlarına da uygun olduğu ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyleitirazın reddine karar vermiştir.
46. Yargılama süresinin makul olup olmadığının incelenmesisırasında göz önünde bulundurulması gereken; davadaki sanık sayısı, davanınkarmaşıklığı, atılı suçların vasıf ve mahiyeti, yargılamanın kaç dereceliolduğu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde yargılama dosyasındatoplam üç sanığın yargılandığı, 3713 sayılı Kanun’a dayalı olarak "terör örgütü propagandası yapmak"suçundan yargılama yapıldığı, isnat olunan suçun niteliği dikkate alındığındadavanın karmaşık nitelikte olduğu, yargılama faaliyetlerinde yargılamamakamlarınca hareketsiz kalınan bir dönemin bulunmadığı, yargı mercilerineatfedilebilecek bir kusurun olmadığı ve gerekli özenin gösterildiği dolayısıylasomut başvuru bakımından yargılama süresinin makul olduğu, Adalet Bakanlığıİnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3.Kurulunun kararlarının yerinde olduğu ve başvurucunun makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığı sonucuna varılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle, Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun;
1.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlaledildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
9/9/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.