TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM ASLAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5978)
Karar Tarihi: 30/6/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Nahit GEZGİN
Başvurucu
:
İbrahim ASLAN
Vekili
:
Av. Rehşan BATARAY SAMAN
Av. Muhterem SÜREN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kolluk görevlileri tarafından toplumsal olaylaramüdahale edilmesi sırasında atılan gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucubaşvurucunun hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması ve bu olayla ilgiliceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkı veayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/4/2014 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/7/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü27/5/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. 8/5/2015 tarihinde yapılan 2015/8162 sayılı başvurunun konubakımından aynı nitelikte olması nedeniyle 2014/5978 sayılı başvuru ilebirleştirilmesine ve başvurunun bu dosya üzerinden incelenmesine kararverilmiştir.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş3/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşı 9/6/2016 tarihinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu İbrahim Aslan, 1943 doğumlu olup olay tarihindeDiyarbakır ili Bağlar ilçesinde ikamet etmektedir.
10. Diyarbakır Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin,hükümlü olarak bir Ceza İnfaz Kurumunda tutulan silahlı bir terör örgütüliderinin İnfaz Kurumunda tutulma koşullarını protesto etmek ve başka cezainfaz kurumlarında aynı protesto kapsamında gerçekleştirilen açlık grevlerinede destek vermek amacıyla bir siyasi partinin organizasyonunda partinin eşbaşkanlarının da katılımıyla 30/10/2012 tarihinde başvurucunun ikamet ettiğiBağlar ilçesinde toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenleneceğini ayrıca terörörgütünün gençlik yapılanmasının il genelinde yol kapatma, izinsiz gösteri,kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik taşlı saldırı, molotofkokteyli ve benzeri patlayıcı madde atma gibi eylemlerde bulunacağını öğrenmeleriüzerine aynı gün yapılması planlanan basın açıklamalarına ve benzeritoplanmalara Diyarbakır Valiliğinin 29/10/2012 tarihli kararıyla izinverilmemiştir.
11. 30/10/2012 günü sabah saatlerinde söz konusu siyasi partininİl Başkanlığının önünde kalabalık gruplar hâlinde peyderpey toplanmalarbaşlamış, akabinde il merkezi genelinde içlerinde yüzleri bez ve mahallindepoşu diye tabir edilen kıyafetle kapalı olan kişilerin de bulunduğu bazıkalabalık gruplar, yolları otomobil tekerleği yakarak, moloz dökerek ve benzerieylemlerde bulunarak ulaşıma kapatmışlar; yoldan geçen araçlara da taşlı sopalısaldırmışlardır.
12. Saatler ilerledikçe başvurucunun ikamet ettiği Bağlar ilçeside dâhil olmak üzere Diyarbakır ili merkezine ve il merkezi yakınında bulunanilçelere bağlı pek çok mahallede, sayıları binlerle ifade edilen kişininkatılımıyla yol kapatma, güvenlik güçlerine taşlı, sopalı ve molotof kokteylli saldırıda bulunma, bir siyasi partininteşkilat binasına ve bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait binalara maddi zararverme gibi eylemler artarak gerçekleştirilmeye devam edilmiştir.
13. Bazı mahallelerde bu kişilerin eylemleri sonucu patlamalarmeydana gelmiş, bu patlamalarda olaylara karışmayan kişilerden bazılarıyaralanmış ve görevlilerce derhâl en yakın sağlık kuruluşlarına sevkedilmişlerdir.
14. Bu arada Bağlar ilçesi Kaymakamlık binasına da el yapımı birbomba atılmış, bu nedenle meydana gelen patlamada can kaybı ve yaralanmayaşanmamıştır.
15. Bu durum üzerine olay yerlerine sevk edilen Diyarbakır Valiliğiİl Emniyet Müdürlüğüne bağlı birimlerce (kolluk), önce gruplara eylemlere hemenson verip dağılmaları yönünde anonslarla uyarıda bulunulmuş, akabinde buanonslara uymayıp saldırılarını artarak devam ettiren gruplara kamugüvenliğinin sağlanması amacıyla göz yaşartıcı gaz da kullanılmak suretiylemüdahalede bulunulmuştur.
16. Kolluğun, Toplumsal Olaylara Müdahale Araçları (TOMA) dakullanarak saldırgan gruplara gaz ve tazyikli su ile müdahalesi sonucunda bugruplar ara sokaklara dağılarak kaçmışlardır. Dağılan gruplar içinde kollukgörevlilerinden kaçmaya çalışan ancak başaramayıp yakalanan ve gözaltına alınankişiler de olmuştur. Soruşturma dosyasındaki tutanaklara göre bu kişilerinsayısı ellinin üzerindedir.
17. Bu olaylar sırasında ayrıca on bir kolluk görevlisi farklınitelikte yaralanmış, kolluğa ve bazı kamu kurumlarına ait araçlarda ise maddizararlar meydana gelmiştir.
18. Yukarıda da ifade edildiği gibi olayların gerçekleştiğiyerlerden olan Bağlar ilçesinde ikamet eden başvurucu, aynı gün saat 14.00sıralarında, oğlu olan 1981 doğumlu Davut Aslan (D.A.) tarafından yaralı birşekilde aynı ilçede bulunan özel bir hastaneye getirilmiştir.
19. Bu özel hastane tarafından aynı tarihte başvurucu hakkındageçici bir adli rapor düzenlenmiştir. Düzenlenme saati belirtilmeyen ve doktorN.E. tarafından hazırlanan bu rapora göre başına demir direk düştüğü belirtilenbaşvurucunun sağ temporal(şakak) kemiğinde parçalı deplasefraktür(kırık) tespit edilmiş olup meydana gelen yaralanma basit bir tıbbi müdahaleile giderilemeyecek ve başvurucunun yaşamını tehlikeye sokacak niteliktedir.Raporda, başvurucunun ileri tetkik ve tedavi için ambulansla daha kapsamlı birmerkeze sevk edildiği de belirtilmiştir.
20. Doktor N.E. tarafından, aynı tarihte başka bir geçiçi adli raporun daha düzenlendiği görülmüştür. Buraporun da düzenlenme saati belirtilmemiş olup olay saatinin 14.05olarak ifade edildiği anlaşılmıştır. Bu rapordaki başvurucuya ilişkin tıbbideğerlendirmeler, yukarıda değinilen rapordakilerle aynı olmakla birliktefarklı olarak "başına demir direk düşen" ibaresi yerine "başınasert bir cisim fırlatılması" ibaresine yer verildiği anlaşılmıştır.
21. Aynı özel hastanede görevli başka bir doktor tarafındandüzenlenen başvurucuya ilişkin epikriz (hastalıközeti) raporunda da "başına sert bir cisim fırlatılması sonucu"ibaresine yer verilmiştir. Bu raporun"Şikâyetive Hikâyesi" bölümünde "Başın sağtarafında kesi, çökme ve hasta yakınının beyanına göre başına sert bir cisimfırlatılması sonucu acil servise getirildi." şeklinde biraçıklama yer almaktadır. Bu rapordaki muayene bulguları bölümünde debaşvurucunun sağ temporal bölgesinde ekimozun ve çökmenin olduğu belirtilmiş, tıbbideğerlendirmelere ilişkin sonuç bölümünde önceki geçiçiraporlarda belirtilen değerlendirilmelere yer verilmiştir.
22. Başvurucu, hayati tehlike geçirmesi nedeniyle ileri tetkikve tedavi için aynı gün ambulansla Dağkapı DevletHastanesine (Hastane) sevk edilerek burada Yoğun Bakım Ünitesine alınmış vemüşahede altında tutulmaya başlanmıştır.
23. Kolluk tarafından olaya ilişkin 31/10/2012 tarihinde saat01.20'de düzenlenen tutanağın ilgili bölümü şöyledir:
"...30/10/2012 günü gayrimuayyen birsaatte idaremiz dahilinde meydana gelen kafatasına gaz fişeği gelmesi olayıylailgili olarak mağduru olan İbrahim Aslan isimli şahsın ifadesinin alınması için7.. kod numaralı ekiplerolarak Dağkapı Devlet Hastanesine gelinmiş,doktorları ile yaptığımız mülhakatta İbrahim Aslan'ın şu an yoğun bakımdaolduğu, ifade veremeyecek durumda olduğu biz görevlilere beyan edilmişolup..."
24. Başvurucunun oğlu D.A. 31/10/2012 tarihinde DiyarbakırCumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) bir dilekçeyle başvurmuş veözel hastanede görevli olup başvurucuya ilişkin geçici adli raporu düzenleyendoktor N.E. hakkında raporunda, mevcut yaralanmaların bir kısmını yazmadığınıve gerçekte olmadığı hâlde başvurucu babasının başına demir direk düştüğüneilişkin ibareye yer verdiğini ileri sürerek suç duyurusunda bulunmuştur. Sözkonusu dilekçenin ilgili bölümü şöyledir:
" .... Babam İbrahim Aslan ile birlikteevde oturmaktayken dışarıdan gelen sesler üzerine babamın elinde çay bardağı ile dışarıya çıktık. Bir süre sonra babama gaz bombası isabet ettiğiniöğrendik. Hemen dışarı çıkarak babamınyanına gittim. Yerde kanlar içinde yatıyordu. ... Hemen taksiye bindirerek Özel B...Hastanesi Acil Servisine götürdük. ... Babamı Dr. N... E...muayene etti. Yazılı adli raporda ... başına demir direk düştü şeklinde birtanımlama mevcut, kemik kırığı ve çökmeye yol açan cismin özelliği, yaranınçapı ve özelliği, gözdeki morarma durumları yazılmadan başına demir düşentanımlaması ilgili doktorun adli muayene kurallarını bilmediği ve hukuka aykırıhareket ettiği sonucunu doğurmaktadır.
Adı geçen doktor bizlerin itirazları sonucuadli raporu değiştirerek hayati tehlikesi olan ve kafatasına gaz bombası isabeteden hastaya şeklinde bir cümlelik muayene raporu tutmuş bulunmaktadır.
..."
25. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dilekçe 2012/29006numarasıyla kaydedilerek bu şikâyete ilişkin soruşturma açılmış, D.A.nın müşteki sıfatıyla ifadeside aynı tarihte alınmıştır. Söz konusu ifadenin ilgili bölümü şöyledir:
" ... Dilekçemde de belirttiğim gibi30/10/2012 tarihinde babam İbrahim Aslan ile birlikte ikamet ettiğimiz ... evimizin balkonunda oturmakta olduğumuz sıradailimizde yaşanan toplumsal olaylara dair dışarıdan sesler duymaya başladık. Bunun üzerine babam evden dışarıya çıktı. Karşı sokaktan koşuşturan insanları görüyordu,arkasından da polisler geliyordu. Olayların olduğu yöne baktığım sırada babamyere düştü. Başından kan geldiğini görünce aracıma bindirerek özel B... Hastanesine götürdüm. Buradagörevli doktor N... E... babamı muayene etti ve başkabir hastaneye sevk etti. Babamla ilgili adli rapor düzenledi. Ben raporuokuyunca raporda başına demir direk düştüğüne dair ibareler yazdığını gördüm.Bunun üzerine babamın başına demir direk düşmediğini, mahallede iken polislerinattığı gaz fişeğinin isabet ettiğini söyledim. Bunun üzerine aynı doktor babamhakkında ikinci kez ayrı bir rapor düzenledi. Benbabama gaz fişeği isabet ettiğini bizzat gördüm. Babama isabetettikten sonra gaz fişeği yola düşmüştü. Gaz fişeğini düştüğü yerden almadım.Babamı hastaneye götürüp tekrar mahalleye döndüğümde ise gaz fişeğini düştüğüyerde görmedim. Dr. N... E... İsimli kişinin babamla ilgili rapor tanzimederken yaralanmanın çapı ve özelliği gözdeki morarma durumun belirtmedenbaşına demir direk düşme şeklinde tanımlama yapmak suretiyle görevini ihmalettiğini düşünüyorum ve hakkında şikayetçiğim Babamhala yoğun bakımdadır ve ifade verebilecek durumda değildir. Ayrıca babamınyaralanmasına neden olan ve gaz fişeğini ateşleyen polis memurlarından datedbirsiz davrandıkları için şikayetçiğim
..."
26. Bu arada yukarıda değinilen tutanağı düzenleyen (bkz. § 22)kolluk, Hastanenin Yoğun Bakım Ünitesinde müşahadealtında tutulan başvurucunun ifadesini almak için 1/11/2012 ve 2/11/2012tarihlerinde de girişimde bulunsa da Hastane yetkilileri ile yaptıklarıgörüşmede başvurucunun yoğun bakım ünitesinde bilinci kapalı bir şekildetutulduğunun ve ifade veremeyecek durumda olduğunun bildirilmesi nedeniyleifadesini alamamış ancak Hastanede bulunan oğlu D.A.nınifadesini 2/11/2012 tarihinde alarak saat 10.45'te bu ifade alma işlemini tamamlamıştır.Söz konusu ifadenin ilgili bölümü şöyledir:
"... Dışarıdanpatlama sesleri gelmesi üzerine babam merak edip aşağıya indi. Ben de kısa bir süre sonra babamın peşinden aşağıyaindim. Tam o sırada babam 605numaralı sokağın girişinde bulunuyordu. Dışarıda kalabalık bir grupvardı. Olayların olduğundan sebep polis bugrubu dağıtıyordu. Bir zırhlı polis ekibi, beyaz araç olduğunu gördüğüm yalnızplakasını alamadığım bu polis aracı mahallede bulunan H... Marketin önündenbiber gazı fişeği attı. Atması sonucu bu fişek babamın başınaçarptı. Babam yere düştü... Babamı kaldırıp kendi imkânlarımızla özel B...Hastanesine kaldırdık..."
27. Bu ifade üzerine kolluğa bağlı başka ekiplerce olay yerinesaat 10.55'te gidilerek olay yeri görgü tespit ve araştırma tutanağıdüzenlenmiş ayrıca olay yeri de krokilendirilmiştir.
28. Söz konusu tutanaklarda, olay yerinde herhangi bir iz veemare, olay yerini görüntüleyen kamera ve Mobesesistemi ile çevrede yapılan araştırmada olayı gören veya duyan bir kimseninbulunmadığı belirtilmiştir.
29. Kolluğun aynı gün bu kez saat 13.50'de olay yerine giderekolayın tanığının ve olay yerini gören kamera ve Mobesesisteminin bulunup bulunmadığını yeniden araştırdığı ancak bu araştırmasının dasonuçsuz kaldığı anlaşılmıştır.
30. Kolluk 6/11/2012 tarihine değin başvurucunun ifadesininalınması için girişimlerde bulunsa da Yoğun Bakım Ünitesinde tutulmasınedeniyle bu girişimlerinden bir sonuç alamamıştır. Belirtilen tarihte saat12.50 sıralarında ise Hastane yetkililerince başvurucuyla görüşülebileceğikendilerine bildirilmiş ancak başvurucunun sorulara cevap vermeyeceğini,tedavisi bittikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığına giderek ifade vereceğinisöylemesi nedeniyle ifadesini alamamışlar vebu durumubir tutanak altına almışlardır.
31. Kolluk bu durum üzerine aynı tarihte hazırladığı soruşturmabelgelerini bir fezlekeye bağlayarak Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
32. Cumhuriyet Başsavcılığı da kolluk tarafından gönderilenfezlekeyi2012/29546 numarasıyla kaydederek olay hakkında bir soruşturmaaçmıştır.
33. Cumhuriyet savcısı, bu soruşturma kapsamında aynı gün ifadevermeye gelmesi için başvurucuya çağrı kâğıdı göndermiştir.
34. D.A. 15/11/2012 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınabaşvurmuş ve her ne kadar Başsavcılıklarınca ifadesinin alınması için babasınaçağrı kâğıdı gönderilmiş ise de hâlen Hastanede tedavi görmesi nedeniyleçağrıya uyamadığını ve dolayısıyla ifade verecek durumda olmadığınısöylemiştir.
35. Dosyadaki bilgi ve belgelerden başvurucunun tedavi gördüğühastaneden hangi tarihte taburcu edildiği kesin olarak belirlenememiştir. Ancak9/1/2013 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından vekili huzurunda müştekisıfatıyla ifadesinin alındığı anlaşılmıştır. Söz konusu ifadesi şöyledir:
"Benolay günü sağlık ocağı caddesi üzerinde yürüyordum. O sırada yolüzerinde bir kalabalık vardı. Sivil ve resmi polislerde olay yerindeydi.Kalabalığın içinden yürürken bir anda kafama ne olduğunu bilmediğim sert bircisim çarptı ve kendimden geçerek yere düştüm. Başıma neyin çarptığını bilmiyorum çünkü kendimden geçmişim. Yalnızkafama bu cisim çarptığı anda bir duman çıktı. Ben kesinlikle protestoculararasında değildim. Sadece yoldan yürüyordum. Benim kafama çarpan cismin kimintarafından atıldığını görmedim. Davacı ve şikâyetçiğim.Uzlaşmak istemem."
36. Cumhuriyet Başsavcılığı 2012/29546 sayılı soruşturmadosyasında 26/2/2013 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararvermiştir. Söz konusu kararın şüpheli hanesinde "F.M." yani "Faili Meçhul" ibaresine yerverilmiştir. İtiraz yolu açık olmak üzere verilen kararın gerekçesinin ilgilibölümü şöyledir:
"Her ne kadar müşteki İbrahim Arslan' ın 30/10/2012 günü 5Nisan Mah.'nde meydanagelen toplumsal olaylarda, olaya müdahale eden kimliği belirsizpolis memuru veya memurlarınca atılan biber gazı fişeğinin kafasına denkgelmesi neticesinde taksirle yaralandığı iddiasıyla soruşturma evrakıdüzenlenmişse de,
Müştekinin Cumhuriyet Başsavcılığımız' ca vekili huzurunda alınan ifadesinde olay günü SağlıkOcağı Caddesi üzerinde yürümekte iken kalabalığı, sivil ve resmi polismemurlarını gördüğünü, kalabalık içinde yürüdüğünü, bu esnada kafasına sert bircismin çarptığını ve kendinden geçtiğini, kafasına çarpan cismin ne olduğunugörmediğini, ancak bu cismin çarpma esnasında duman çıkardığını farkettiğini, kendisinin protestocular arasında olmadığınıbeyan ettiği,
Emniyetbirimlerince bilgi sahibi olarak ifadesine başvurulan ve müştekinin oğlu olanDavut Arslan' ın ifadesinde olay günü ailesi ilebirlikte ikametinde oturduğu esnada dışarıdan patlama seslerinin gelmesiüzerine babası olan müştekinin merak ederek aşağıya indiğini, kendisinin debabasının peşinden aşağıya indiğini, polis ekiplerince oluşan kalabalığamüdahale edildiği esnada bir polis aracından biber gazı fişeği fırlatıldığını, bufişeğin de babasının kafasına isabet ederek onu yaraladığını beyan ettiği,
Bilgisahibi ile müştekinin vekil huzurunda alınan ifadeleri arasında çelişkibulunduğu, müştekinin olay esnasında sokakta yürümekte olduğunu, bilgi sahibininise evde oturmakta olduğunu ve dışarıdan gelen sesler üzerine merak saikiyle aşağıya indiklerini beyan ettikleri, ayrıcamüştekinin kalabalık arasında yürümekte olduğu esnada kafasına sert bir cisminçarptığını söylediği,
Yapılansoruşturma ve alınan ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde;müştekinin, iddia edildiği şekilde, kimliği belirsiz polis memuru veyamemurlarınca, toplumsal olaya müdahale etmek amacıyla atılan biber gazıfişeğinin kafasına isabet etmesi suretiyle taksirle yaralandığına dairbeyanıyla çelişen bilgi sahibinin ifadesi dışında kamu davası açmak içinyeterli şüphe oluşturacak delil olmadığı tüm soruşturma evrakı kapsamındananlaşılmakla,
..."
37. Bu karar başvurucunun vekiline 11/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazarak söz konusu soruşturmadosyasının tamamının onaylı suretlerinin gönderilmesini istemiş, CumhuriyetBaşsavcılığı da belgeleri UYAP aracılığıyla göndermiştir. Soruşturma dosyasınınincelenmesinden bu karara başvurucu tarafından itiraz edilmediği anlaşılmıştır.
38. Başvurucu, bireysel başvuru formunda söz konusu karara25/3/2013 tarihinde vekilleri aracılığıyla etkili soruşturma yürütülmediğigerekçesiyle itiraz ettiğini ancakkendisine itirazınınsonucuyla ilgili bir tebligatın yapılmadığını ileri sürmüş, soruşturma dosyasıiçeriğinde itirazına ilişkin bir belge veya karara da rastlamadığını ifadeetmiştir.
39. Cumhuriyet Başsavcılığının, D.A.nındoktor N.E. hakkındaki başvurusu üzerine başlattığı 2012/29006 sayılısoruşturmada ise Cumhuriyet savcısı 31/10/2012 tarihinde kolluğa "toplumsal olaylara müdahale sırasındabaşvurucunun yaralandığı mahalle ya da yakınlarında gaz bombası kullanılıpkullanılmadığının ve kullanılmış ise polis memurlarının açık kimliklerininbildirilmesi", belirtilen yerde Mobeseve iş yeri kamerası bulunup bulunmadığının araştırılarak bulunduğu anlaşılırsa30/10/2012 tarihine ilişkin kayıtların elde edilip incelenmesi ve "bu incelemede başına gaz bombası isabeti sonucu yaralananbir kimse olup olmadığının tespit edilmesi" ayrıca olayı görenkişilerin bulunup bulunmadığının araştırılarak tespit edildiği takdirde bukişilerin tanık sıfatıyla ifadelerinin alınması talimatını vermiştir.
40. Kolluğun 14/11/2012 tarihli cevap yazısında, Kent GüvenliğiYönetim Sistemi (KGYS) kapsamında bahse konu olayla ilgili olarak yapılanteknik inceleme sonucunda belirtilen yerde herhangi bir KGYS kamerası olmadığıiçin görüntü kaydının olmadığı, aynı şekilde güvenlik ve Mobesekameralarının da bulunmadığı, bölgenin esnaflarıyla yapılan mülakatlarda olaymahallinde gaz bombası kullanılıp kullanılmadığı, olayda yaralanan olupolmadığı ve sair hususlarda bilgisi veya görgüsü olan bir kişinin tespitedilmediği bildirilmiştir.
41. Kolluğun 11/12/2012 tarihli cevabında ise olay yerine yakınbölgede gaz tüfeği ve gaz el bombası (smoke) kullanandört personelin açık kimlikleri bildirilmiş ve söz konusu yazıya 30/10/2012tarihli gaz tüfeği ve mühimmatı kullanma tutanağı ile aynı tarihli görevlistesi yazısı eklenmiştir.
42. Cumhuriyet savcısı, başvurucuya ilişkin kesin adli raporundüzenlenmesi için Hastaneye de yazı yazmış; Hastanenin 21/11/2012 tarihli cevapyazısında başvurucunun sağ temporal kemikten zigomatik kemiğine (elmacık kemiği) kadar uzananbölgede çökme fraktürü ve çekilen BBT'sindeinteraserebral hematom(beyinde kan toplanması nedeniyle oluşan şişlik) olduğu, hayati tehlikegeçirdiği, kesin raporun gelişebilecek komplikasyonlar nedeniyle altı ay sonrayapılacak muayene ve tetkikler sonucunda verilebileceği belirtilmiştir.
43. Bu soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısı tarafından6/12/2012 tarihinde yukarıda değinilen 2012/29546 sayılı soruşturma dosyasıilgili Cumhuriyet savcısından istenilerek incelenmiş ve buna ilişkin birtutanak düzenlenmiştir. Ayrıca 2012/29546 sayılı soruşturma dosyası içeriğindebulunan olay yeri krokisinin, doktor raporlarının, olay yeri incelemetutanaklarının ve D.A.nınifadelerinin birer suretleri bu soruşturma dosyası içeriğine alınmıştır. Butarihte 2012/29546 sayılı soruşturma dosyasında henüz başvurucunun ifadesialınabilmiş ve bir karar verilebilmiş değildir (bkz. §§ 34, 35).
44. 2012/29006 sayılı soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı23/7/2013 tarihinde Diyarbakır Valiliğinden olayda gaz tüfeği ve gaz el bombasıkullanan kolluk görevlileri hakkında görevi kötüye kullanmak suçundansoruşturmaya izin verilmesi talebinde bulunmuştur.
45. Bu talep üzerine Valilik tarafından Diyarbakır İl EmniyetMüdürlüğünde görevli bir emniyet müdürü, hakkında soruşturma izni verilmesiistenen kamu görevlileri hakkında ön inceleme yapmak üzere görevlendirilmiştir.
46. Gerçekleştirilen ön incelemede, haklarında soruşturma izniistenilen kolluk görevlilerinin ifadeleri alınmıştır. Bu kişiler ifadelerindeözetle Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerdenhaberdar olduklarını söylemişler ve D.A.nınbu soruşturma kapsamında alınan ifadelerinin oluşa ilişkin derin çelişkileriçerdiğini ileri sürmüşlerdir.
47. Ayrıca ifadelerinde olaya müdahaleleri sırasında kimseyeherhangi bir zarar gelmemesi için azami özeni ve dikkati gösterdiklerini, olaygünü belirtilen yerde gaz kapsülü isabetiyle yaralanan bir kişiyi degörmediklerini, D.A. anlatımlarının birinde diğerlerinden farklı olarak gazkapsülünün beyaz renkli ve zırhlı bir polis aracından fırlatıldığını ilerisürmüşse de olay günü üçünün yaya olarak birinin ise hakirenkli bir araçta görev yaptıklarını söylemişlerdir. Kolluk görevlilerindenbiri, iddiaya konu olayın gerçekleştiği ileri sürülen saatte başka bir yerdegörevli olduğunu da belirtmiştir.
48. Ön incelemeci, haklarında soruşturma izni verilmesiistenilen kolluk görevlilerinin ifadelerini aldıktan ve soruşturma dosyasındakibilgi ve belgeleri inceledikten sonra 13/9/2013 tarihinde raporunu düzenlemiştir.Raporda özetle kendilerine suç atfedilen görevlilerin teşhisine yarayacak somutbir beyanın olmadığı, kolluk görevlilerini suçlayıcı ifadelerin tamamınınçelişkili olduğu, olay yerinden maddi delil elde edilemediği, olayın tanığınınve olay yerini görüntüleyen kamera kaydının mevcut olmadığı, başvurucu mağdurunbaşka bir cisim atılması sonucu yaralanmış olabileceği, yaralanmanın gaz fişeğiisabeti nedeniyle gerçekleştiğine dair kesin ve şüpheden uzak bilgi ve/veyabelgenin bulunmadığı ayrıca görevlilerden birinin olay saatinde olay yerindeolmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle görevlilerin tamamı hakkında soruşturmaizni verilmemesi görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
49. Diyarbakır Valiliği 19/9/2013 tarihli ve K.2013/81 sayılıkararıyla ilgili kolluk görevlileri hakkında 30/10/2012 tarihinde meydana gelentoplumsal olaylarda kullandıkları gaz fişeğiyle başvurucuyu yaraladıklarınailişkin yeterli kanıt elde edilemediği gerekçesiyle soruşturma iznivermemiştir.
50. Anılan karara başvurucunun itirazı, Diyarbakır Bölge İdareMahkemesinin 19/2/2014 tarihli ve K.2014/42 sayılı kararıyla ön incelemeraporundaki ve ekindeki belgelerin, başvurucunun gaz fişeğiyle yaralandığıiddiasını doğrulayacak ve kolluk görevlilerin haklarında Cumhuriyet Başsavcılığıncasoruşturma yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlilikte olmadığıgerekçesiyle reddedilmiş ve soruşturma izni verilmemesi kararı onanmıştır.
51. Bu karar başvurucuya 1/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,başvurucu 30/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
52. Başvurucunun bireysel başvuruda bulunmasından sonraCumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü 2012/29006 sayılı soruşturmada 15/5/2014tarihinde kolluk görevlileri ve başvurucunun oğlu D.A.nın 31/10/2012 tarihinde şikâyetçi olduğunubildirdiği Doktor N.E. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararvermiştir. Kararın gerekçesinde, haklarında soruşturma izni istenen kollukgörevlileri hakkında Valiliğin izin verilmemesine dair kararının DiyarbakırBölge İdare Mahkemesince onanması, soruşturması izne tabi olmayıpgenelhükümlere tabi olan doktor hakkında ise yaralı olarak hastaneye getirilenbaşvurucuyla ilgili görevinin gereklerini yerine getirdiği, hakkında rapordüzenleyerek bir üst kurula sevkini gerçekleştirdiği dolayısıyla görevini kötüyekullandığına dair soyut beyan dışında delil bulunmadığı gerekçeleriylekovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtilmiştir.
53. Başvurucunun bu karara itirazı, Diyarbakır Sulh CezaHâkimliğinin 20/2/2015 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.
54. Söz konusu ret kararı başvurucuya 8/4/2015 tarihinde tebliğedilmiş olup başvurucu 8/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş,başvurusu 2015/8162 numarasına kaydedilmiştir.
55. Başvurucunun bu başvurusunda kendisine ilişkin geçici raporudüzenleyen görevli doktor hakkında verilen karara yönelik bir şikâyetininbulunmadığı, sadece soruşturma izni verilmemesi nedeniyle haklarındakovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen kolluk görevlilerine ilişkinolarak önceki 30/4/2014 tarihli bireysel başvurusunda bulunduğu şikâyetleriniyenilediği görülmüştür.
56. UYAP üzerinden yapılan incelemede, başvurucunun 15/7/2015tarihinde yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır.
B. İlgili Hukuk
57. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun"Kamu davasını açma görevi"kenar başlıklı 170. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Kamu davasını açma görevi Cumhuriyetsavcısı tarafından yerine getirilir.
(2)Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterlişüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."
58. Aynı Kanun'un “Kovuşturmayayer olmadığına dair karar” kenar başlıklı 172. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamudavasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veyakovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına kararverir. Bu karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguyaçekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda, itiraz hakkı, süresi ve merciigösterilir.
(2)Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonrayeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.”
59. Aynı Kanun’un “Cumhuriyetsavcısının kararına itiraz” kenar başlıklı 173. maddesinin 18/6/2014tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 71. maddesi ile değişiklik yapılmadan önceki(1) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğedildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyetsavcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağırceza mahkemesine itiraz edebilir.
…
(6)İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniylekamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olanağır ceza mahkemesinin bu hususta karar vermesine bağlıdır.”
60. 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer KamuGörevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un "İzin vermeye yetkili merciler" kenar başlıklı 3.maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
" Soruşturma izni yetkisi
a) İlçede görevli memurlar ve diğer kamugörevlileri hakkında kaymakam,
b) İlde ve merkez ilçede görevli memurlar vediğer kamu görevlileri hakkında vali,
c) Bölge düzeyinde teşkilatlanan kurum vekuruluşlarda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında görevyaptıkları ilin valisi,
...
tarafından verilir."
61. Aynı Kanun'un "Olayınyetkili mercie iletilmesi, işleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler"kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Cumhuriyet başsavcıları, memurlar vediğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangibir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle birdurumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimalibulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbarveya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesinebaşvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izniisterler.
..."
62. Aynı Kanun'un "Soruşturmaizninin kapsamı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
"Soruşturma izni, şikayet,ihbar veya iddia konusu olaylar ile bunlara bağlı olarak ileride soruşturmasırasında ortaya çıkabilecek konuları kapsar.
Soruşturma sırasında izin verilen olay vekonudan tamamen ayrı veya farklı bir suç olarak nitelendirilebilecek bir fiilortaya çıktığında, yeniden izin alınması zorunludur.
Suçun hukuki niteliğinin değişmesi, yenidenizin alınmasını gerektirmez."
63. Aynı Kanun'un "İtiraz"kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:
"Yetkili merci, soruşturma izniverilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına,hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsaşikayetçiye bildirir.
Soruşturma izni verilmesine ilişkin kararakarşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturmaizni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veyaşikayetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi,yetkilimerciin kararının tebliğinden itibaren on gündür."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
64. Mahkemenin 30/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
65. Başvurucu, toplumsal olaylara müdahale eden polisler tarafındançevrede pek çok kişinin olduğu bilinmesine rağmen gaz fişeklerinin atıldığını,atılan fişeklerden birinin başına isabet etmesi sonucu yaralandığını, Kürtkökenli olmasından ve bölgede Kürt kökenli pek çok kişinin yaşadığınınbilinmesinden dolayı böyle bir muameleye maruz kaldığını, eyleme ilişkinsorumlulukları bulunan kamu görevlileri hakkında idarece soruşturma izniverilmediğini ve olaya ilişkin makul sürede etkili bir soruşturma yapılmadığınıbelirterek Anayasa'nın 10., 17., 36. ve 40. maddelerinde güvence altına alınanhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile maddi ve manevitazminata karar verilmesi taleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
66. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün "Düşme kararı" kenar başlıklı 80.maddesi şöyledir:
"(1) Bölümler ya da Komisyonlarcayargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:
a) Başvurucunun davadan feragat etmesi.
b) Başvurucunun davasını takipsiz bıraktığınınanlaşılması.
c) İhlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması.
ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçedenötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir nedengörülmemesi.
(2) Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdakifıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması veyorumlanması veya temel hak kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insanhaklarına saygının gerekli kıldığı hallerde incelemeye devam edebilir. "
67. Anayasa Mahkemesi, anılan İçtüzük maddesi uyarınca,başvurucunun bireysel başvuruda bulunmasından sonra yaşamını yitirmesi halindebaşvurunun incelenmesini haklı kılan bir nedenin görülmemesi gerekçesiylebaşvurular hakkında düşme kararı verebilmektedir (Mehmet Avcı, B. No: 2013/805, 21/1/2015).
68. Ancak yine aynı İçtüzük maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca, belirtilen hâllerde düşme kararı vermeksizin başvuruyu incelemeyedevam edebileceği de tartışmasızdır. Somut olayda başvurucunun bireyselbaşvuruda bulunmasından sonra yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır. AnayasaMahkemesi, başvurucunun şikâyeti ve müdahale iddiasını dikkate almış veanayasal önem ve insan haklarına saygının bir gereği olarak başvurununincelenmesine devam edilmesine karar vermiştir.
69. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu tarafından Anayasa’da güvencealtına alınan etkili başvuru ve adil yargılanma hakları ile bağlantı kurularakileri sürülen iddiaların Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınanhaklar kapsamında olduğu değerlendirilmiş ve inceleme bu madde kapsamındayapılmıştır.
70. Bakanlık görüşünde, olaya ilişkin soruşturmada 26/2/2013tarihinde itiraz yolu açık olmak üzere kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverildiği, bu kararın 11/3/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği ancakbaşvurucu tarafından itiraz edilmediği, her ne kadar başvurucu tarafından bazı kamugörevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara itirazedilmesi sonucunda verilen karardan sonra bireysel başvuruda bulunulmuş ise desomut olayda 2012/29546 sayılı soruşturmada 26/2/2013 tarihinde verilenkovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı olağan kanun yollarınıntüketilmesi gerektiği, bu nedenle bireysel başvurunun olağan başvuru yollarıtüketilmeden yapıldığının değerlendirildiği belirtilmiştir.
71. Görüşe Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2012/29546 sayılısoruşturmada 26/2/2013 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dairkararın, başvurucunun o tarihteki vekili G.D.ye 11/3/2013 tarihinde tebliğedildiğine ilişkin belge de eklenmiştir.
72. Başvurucu vekili, Bakanlığın görüşüne karşı sunduğucevabında, Bakanlığın 2012/295546 sayılı soruşturmada verilen karara yönelikolağan kanun yollarını tüketmesi gerektiği görüşüne ilişkin bir açıklamadabulunmamış, sadece başvurusunun süresi içinde yapıldığını belirtmiştir.
73. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
“(2)İhlale nedenolduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
74. 6216 sayılı Kanun’un “BireyselBaşvuru Usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“(5)Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içindebaşvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde vemazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme,öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerektalebi kabul veya reddeder.”
75. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret” kenar başlıklı 64. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolları öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir.”
76. Anılan Kanun maddelerinde yer verilen kanun yollarınıntüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için sonve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir ifadeyle temel hakihlallerini öncelikle idari makamların ve derece mahkemelerinin gidermekleyükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 20).
77. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
78. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
79. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin kararlarında da sıklıklabelirtildiği üzere başvuru yollarının tüketilmesi ilkesi, hukuk sistemindeöngörülen usul kurallarına riayet edilmesini gerektirir. Zira başvuruyollarının tüketilmesi için usule ilişkin koşullara ve sürelere riayet etmekgerekir. Bir kanun yoluna başvurulmuş olması tek başına bu yolun tüketildiğianlamına gelmez. Bir kanun yolunun tüketildiğinden söz edilebilmesi içinöncelikle usulüne uygun bir başvuru yapılması ve inceleme süresince öngörülmüşolan yöntem, biçim, süre ve diğer koşullara uygun hareket edilmesi gerekir (Deniz Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013,§ 25; Halil Özkök, 2013/5028,14/1/2014, § 28).
80. Başvuru dosyasındaki belgeler incelendiğinde CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından başvuruya konu olay hakkında yapılan 2012/29546 sayılısoruşturma sonucunda 26/2/2013 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığınadair kararın başvurucuya 11/3/2013 tarihinde tebliğ edildiği ancak başvurucutarafından bu karara itiraz edilmediği görülmüştür.
81. Soruşturmada bu şekilde kovuşturmaya yer olmadığına dairkarar verildikten vebaşvurucuya tebliğ edildiktensonra Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aynı olay nedeniyle yürütülen başkabir soruşturmada, bazı kolluk görevlileri hakkında idareden soruşturma iznitalep edilmiş ancak idarece bu izin verilmemiş, başvurucunun bu karara itirazıise reddedilmiştir.
82. Somut olayda aynı olaya ilişkin iki ayrı soruşturmanınyürütüldüğü ve bu soruşturmalarda farklı tarihlerde karar verildiğigörülmektedir. Bu durumda başvurucunun şikâyetleri açısından başvuru yollarınıntüketilip tüketilmediği konusunda bir sonuca varabilmek için olay hakkındaverilen nihai kararın ve tarihinin tespiti gerekmektedir.
83. Öncelikle belirtilmelidir ki Anayasa'nın 17. maddesindedüzenlenen haklar kapsamında devletin yerine getirmek zorunda olduğu pozitifyükümlülüklerin usule ilişkin boyutu, yaşanan olayın tüm yönlerinin ortayakonmasına ve sorumlu kişilerin belirlenmesine imkân tanıyan etkili birsoruşturma yürütülmesini gerektirmektedir (SadıkKoçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 94).
84. Başvuru konusu olayda, başvurucunun hayati tehlike geçirecekşekilde yaralanmasına ilişkin olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanyürütülen soruşturmalardan ilki, başvurucunun oğlu olan D.A.nın, babası başvurucu hakkında geçici adli rapordüzenleyen doktor hakkında görevini kötüye kullanmak suçundan soruşturmayapılması talebini içeren dilekçeyi 31/10/2012 tarihinde ibraz etmesiyle2012/29006 numarasıyla başlatılmıştır. D.A. bu dilekçe üzerine alınanifadesinde ilgili doktor hakkında bazı isnatlarda bulunmuş, bunun yanındakolluk görevlilerinin toplumsal olaylara müdahaleleri sırasında kullandıklarıgaz kapsülünün babasını yaraladığını iddia etmiş ve olayın sorumlularıncezalandırılmasını istemiştir (bkz. § 25)
85. Somut olayda yürütülen diğer soruşturma ise başvurucununhastaneye yaralı olarak kaldırılması üzerine olayı hemen araştırmaya başlayankolluk görevlilerinin başvurucunun ifadesini bir süre alamamaları nedeniyledaha sonradan göndermek zorunda kaldıkları fezlekenin 6/11/2012 tarihindegönderilmesiyle kaydedilen 2012/29546 sayılı soruşturmadır. Bu soruşturmanın tarihive numarası yukarıda değinilen soruşturmadan sonraya ait gibi görünmekte ise dekolluğun 31/12/2012 tarihinde saat 01.20'de olayı araştırmaya başladığı vebaşvurucunun ifadesini alabilmek için girişimde bulunduğu ancak sağlık durumunedeniyle bunun mümkün olamadığı görülmektedir (bkz. § 23).
86. Bu soruşturmada, başvurucunun oğlu D.A.nın 2/11/2012 tarihinde ifadesi alınır alınmaz olayyerinde maddi delil incelemesi yapılmış, olay yeri krokilendirilmişve tanık delili araştırılması yapılmıştır (bkz. §§ 26-29)
87. Başvurucunun oğlu D.A.nınmüracaatıyla başlatılan 2012/29006 sayılı soruşturmaya bakan Cumhuriyetsavcısı, 2012/29546 sayılı diğer soruşturma evrakını ilgili Cumhuriyetsavcısından talep ederek incelemiş; soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerinbirer örneğini kendi yürüttüğü soruşturma evrakına eklemiştir. Akabindebaşvurucunun oğlunun iddiaları doğrultusunda iddiaya konu bölgede görev alankolluk görevlilerinin tespitiyle öncelikle 4483 sayılı Kanun'un ilgilihükümleri (bkz. §§ 58-61) gereği soruşturmaya izin verilmesi koşulunun yerinegetirebilmesi için idareden izin talep etmiş, iznin verilmemesi üzerine deişlemlerini sonlandırmıştır.
88. Cumhuriyet Başsavcılığınca her iki soruşturmanınbirleştirilerek yürütülmesi imkânının bulunduğu ya da birlikte yürütmesigerektiği ileri sürülebilirse de aksine engel bir düzenlemenin bulunmadığı gibiuygulamada soruşturmalarda pratiklik sağlama ve benzeri sebeplerle somut olaydaolduğu gibi pek çok kişinin karıştığı, farklı iddiaların veya olayın gerçekleştirilmesişekline ilişkin çeşitli ihtimallerin bulunduğu bu tür kapsamlı olaylarda,soruşturmaların farklı gerekçelerle zaman zaman belirli kişilere yönelik olarakayrı soruşturma numaraları üzerinden yürütüldüğü de bilinmektedir.
89. Bu durumda ortaya konulması gereken, olayın nedenini tümyönleriyle ortaya koyabilecek soruşturma dosyasının hangisi olduğununtespitidir. Bu tespitin yapılmasının yanında soruşturma konusu olayı aynı olanancak kişileri itibarıyla ayrı yürütülen diğer soruşturmada kaydedilengelişmelerin ve varılan sonuçların bu soruşturma üzerinde bir etkisinin bulunupbulunmadığının da belirlenmesi gerekecektir.
90. Somut olayda belli kişilere ve belli iddialara hasredilmedenyürütülen soruşturmanın, kolluk görevlileri tarafından olayın hemen akabinde başlatılanve akabinde bir fezlekeyle evrakları CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilen 2012/29546 numaralı soruşturma olduğu görülmektedir.
91. Her şeyden önce başvurucunun ifadesinin bu soruşturmadaalındığı görülmektedir. Bu soruşturmada ayrıca olay yeri ve benzeri maddi delilincelemeleri yapılmış, olayın tanıklarının bulunup bulunmadığı araştırılmış vesonucunda başvurucunun ifadesi, oğlunun ifadeleriyle ve gerçekleştirilen diğersoruşturma işlemleriyle birlikte değerlendirilerek oluşa ilişkin çelişkileriçerdiği ve bu nedenle soruşturmada kamu davasını açmak için yeterli şüpheoluşturacak delil olmadığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığınadair karar verilmiştir (bkz. § 36).
92. Görüldüğü üzere bu soruşturma, olayın tüm yönleriyleaydınlatılmasına ve sorumluları, ister kamu görevlisiolsun ister olmasın tespit etmeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Busoruşturma sonucunda başvurucunun iddialarına ilişkin değerlendirilmelerde debulunulması, işin doğasından kaynaklanan bir durumdur ve bu durum soruşturmanınbu niteliğini değiştirmeyecektir.
93. Yukarıda anılan 2012/29006 numaralı diğer soruşturmada isebu soruşturma dosyasında gerçekleştirilen işlemlerle benzer işlemlergerçekleştirilmiş ise de D.A.nınilgili doktor hakkında görevinin gereklerini yerine getirmediği ve başvurucubabasını kolluk görevlilerinin yaraladığı iddiaları üzerine ve sadece buiddialara ve belli kişilere (kamu görevlilerine) yönelik olarak yürütülmüştür.Cumhuriyet savcısının, kolluğa verdiği maddi delil incelemesi ve toplanmasınailişkin talimata da bakıldığında, sadece iddialarda ileri sürülen hususlarailişkin bir soruşturma işleminin gerçekleştirildiği görülebilmektedir (bkz. §39). Bu soruşturmada olaydan sonra geçici rapor düzenleyen doktor hakkındakiraporun düzenlenmesinde görevinin gereklerini yerine getirmediğine ilişkiniddiaların incelenmesi ve değerlendirilmesi, soruşturmayı olayın tüm yönleriylearaştırıldığı ve varsa sorumlularının her türlü ihtimal gözetilerekbelirlenmeye çalışıldığı bir soruşturma niteliğine dönüştürmemektedir. Aksinediğer soruşturmadan farklı olarak sadece belli kişilere (kamu görevlilerine) veiddialara yönelik iddiaların araştırıldığını ortaya koymaktadır.
94. Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı olay hakkında iki ayrısoruşturma yürüttüğünün farkında olarak işlemlerini gerçekleştirmiş olup2012/29006 numaralı soruşturmanın Cumhuriyet savcısı, diğer soruşturmadakibilgi ve belgelerin birer örneğini kendi yürüttüğü soruşturma dosyasına eklemişve akabinde sadece şikâyete konu kolluk görevlileri hakkında alınması gerekliizin prosedürünü yürütmüşür.
95. Yukarıda da ifade edildiği üzere devletin yerine getirmekzorunda olduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin boyutu, yaşanan olayın tümyönlerinin ortaya konmasına ve sorumlu kişilerin belirlenmesine imkân tanıyanetkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir (bkz. § 78).
96. Anayasa Mahkemesi tarafından, bireysel başvuru yoluylaAnayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği etkili soruşturma yükümlülüğünün yerinegetirilip getirilmediği denetlenirken, olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğiniortaya koyacak şekilde yürütülmeyip sadece bu olaylara belirli kişilerinkarıştığı veya hiçbir şekilde bu kişilerin karışmasının söz konusu olmadığınıortaya koyacak şekilde yürütülen soruşturmaların başlı başına esas alınmasımümkün değildir.
97. Bu nedenle somut olayda etkili soruşturma yükümlülüğününincelenmesinde devletin, olayı tüm yönleriyle araştırdığı ve sadece bellikişilerin olaya karışıp karışmadığına ilişkin olarak sınırlamadığı birsoruşturma (Sor. No: 2012/29546) yürüttüğü görüldüğünden sadece kamugörevlilerinin olaya karışıp karışmadığını ortaya koyabilecek nitelikteyürütülen diğer soruşturmanın (Sor. No: 2012/29006) bu değerlendirilmede başlıbaşına esas alınması söz konusu olamaz.
98. Ayrıca daha önce başvurulduğu ve reddedildiği için başarılıolunmayacağı belli olan bir başvuru yoluna, yeni bir delil ileri sürmeksizintekrar başvurulması sonucu verilen karar üzerine yapılan bireysel başvurununAnayasa Mahkemesinin süre ve zaman bakımından yetkisi üzerinde bir etkisibulunmamaktadır (İbrahim Oğuz Yapar,B. No: 2012/829, 5/3/2013, § 32; SeyithanAkgül, B. No: 2013/5869, 7/1/2016, § 35).
99. Somut olay bakımından belirtilmesi gereken bir diğer hususda Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2012/29546 sayılı soruşturmadaverilen ve başvurucu tarafından itiraz edilmeyen kovuşturmaya yer olmadığınadair kararda, başvurucunun olaya kolluk görevlilerinin karıştığı iddiasının dadeğerlendirildiği ve olayın gerçekleşme şekline ilişkin çelişkili ifadelerdebulunduğu kanaatine varılarak kamu davası açmak için yeterli şüphe oluşturacakdelil olmadığına ilişkin bir sonuca varıldığıdır (bkz. § 36). CumhuriyetBaşsavcılığı bu kararıyla soruşturma evresinde toplanan delillerin herhangi birsuçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturmadığını belirtmektedir (bkz. §55).
100. Bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığının olaya ilişkinyürüttüğü ana soruşturmada iddialarına ilişkin bu şekilde bir sonuca varılmasınınakabinde yeni bir delil ileri sürmeyip Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daresen bir delil tespit edilmediğini gören başvurucu açısından, iki ayrısoruşturma yürütülmesi nedeniyle farklı bir karara varılacağı beklentisininoluştuğu ve bu nedenle itiraz yoluna gidilmediğini söylemek mümkün değildir.
101. Kaldı ki başvurucu, bireysel başvuru formunda böyle birbeklenti nedeniyle 2012/29546 numaralı soruşturma sonucunda verilen kararaitiraz etmediğini de ileri sürmemektedir. Dolayısıyla başvurucunun CumhuriyetBaşsavcılığının herhangi bir şüpheliden bahsedilmeksizin genel olarak kamudavasını açmak için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturacak delilbulunmadığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverdiğini gözeterek itiraz yoluna başvurması gerektiği de açıktır.
102. Başvurucunun, sadece haklarında soruşturma izni verilmeyenkolluk görevlilerine ilişkin olarak olağan kanun yollarını tüketmesi, AnayasaMahkemesinden önceki mahkemeler tarafından olayın tüm yönleriyle ortayaçıkarılması ve varsa sorumluların tespiti bakımından etkili soruşturmayükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesini mümkünkılmamıştır. Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi, soruşturma ve itirazın konusuitibarıyla sadece kolluk görevlileri hakkında kamu davası açmaya yetecekşüphenin bulunup bulunmadığına ilişkin bir değerlendirme yapmıştır. Kaldı kiaksinin olması başka deyişle olayda kolluk görevlileri dışındaki kişilerinsorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin bir değerlendirme yapması vesoruşturmayı bu yönüyle inceleyip gerçekleştirilen işlemlerde etkililik adınabazı eksiklikler varsa bunları tespit etmesi, bu hususta bir yetkisi vesorumluluğu bulunmadığından beklenemez.
103. Bu durumda somut olayda başvurucunun olaya ilişkin2012/29546 numaralı soruşturmada verilip vekiline 11/3/2013 tarihinde tebliğedilen Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararınaitiraz etmemesi nedeniyle temel hak iddiasını öncelikle Derece Mahkemesi önündeileri sürmeyip iddialarının bu makam tarafından değerlendirilmesi ve bir çözümekavuşturulmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunduğu sonucuna varılmıştır.
104. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
30/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.